Henüz dünyada da yeni uygulanan yöntemle kişi, işlemden 15 dakika sonra günlük hayatına geri dönebiliyor

AYŞEGÜL AYDOĞAN

Şaşılık tedavisinden spastik çocuklara, sinirsel kas hastalıklarından aşırı terlemeye kadar tıbbın birçok alanında kullanılan, estetikte ise çığır açan botoks, artık meme ve burun ucu kaldırmada da uygulanmaya başladı. Botoks ile burun ucu ve göğüs kaldırma çalışmalarına başlayan Avrupa Estetik ve Kozmetik Dermatoloji Derneği’nin (ESCAD) Etik Komite Başkanı Dr. Erçin Özüntürk, botoksun estetik müdahale yapmadan ve dolgu maddesi kullanmadan sarkık memeyi kaldırabilme özelliğinin olduğunu belirtiyor.
Henüz dünyada da uygulaması yeni olan botoks ile meme kaldırmayı üç vakada uyguladığını anlatan Özüntürk, botoks işleminden 15 dakika sonra kişinin günlük hayatına geri dönebildiğini belirtiyor. Özüntürk, uygulamadan sonra hastanın yatar pozisyona geçmemesi ve başını aşağıya eğmemesi gerektiğini söylüyor. Botoksun etkisinin yaklaşık üç ay sürdüğünü, göğüslerin eski haline geldikten sonra tekrar tekrar yapılmasında hiçbir sakınca bulunmadığını anlatan Özüntürk, yöntemin tek olumsuz yönünü “meme ucunun yana kayması” olarak ifade ediyor.
Kasım ayında Floransa’da düzenlenecek Avrupa Dermato-Veronoloji Derneği Kongresi’nde, botoksun estetik amaçlı yeni uygulamaları hakkında bir sunum yapacak olan Özüntürk “Botoks ile kaşları kaldırdığımıza göre burunu ve memeyi de kaldırabilir miyiz noktasından hareketle bu alanlarda kullanımı gündeme geldi” diyor.

Meme kanseri cerrahisinin değişen yüzü

Meme kanseri vakalarında artık meme koruyucu cerrahi uygulanıyor. Ameliyat sonrası hastanın fiziksel ve psikolojik yakınmalarına çözüm bulunuyor
Meme kanserin tedavisinde başvurulan
ameliyatlar günümüzde giderek “minimalize” oluyor. Böylelikle ameliyatın getirdiği yan etkilerin azaltılması ve ameliyat sonrasının hasta açısından daha konforlu geçmesi sağlanıyor. Eskiden memenin alınmasıyla ve koltuk altının adeta boşaltılmasıyla sonuçlanan bu ameliyatlarda artık genellikle memedeki tümörün alınması esas. Bunun yanında uygulanan özel tekniklerle koltuk altının durumunu gösteren merkezi lenf bezi bulunarak koltuk altı lenf bezlerinin çıkartılıp çıkartılmayacağına karar veriliyor. İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Dr. Oktar Asoğlu’yla yeni ameliyatların hastaya getirdiği kolaylıkları konuştuk…

“Memenin alınmasına yüzde 15-20 vakada rastlanıyor ancak”
Meme kanseri cerrahisinde bugün gelinen nokta nedir?
Meme koruyucu cerrahinin uygulanması deneyimli merkezlerde yüzde 70-80′leri buluyor. Artık memenin alınmasına ancak yüzde 15-20 vakada rastlanıyor.

Her hastanın hemen ameliyat olması gerekmiyor değil mi?
Eğer memede cilt tutulumu varsa (deri üzerinde belirtileri başlamışsa), tümör çok büyük veya koltuk altında oldukça büyümüş ve hareket etmeyen lenf nodülleri varsa bunlar ileri evre bir tümör kabul edilerek başlangıç olarak kemoterapi uygulanır. Ameliyat öncesi kemoterapi uygulanan hastalar, direkt cerrahi uygulanan hastalardan sağkalım açısından çok daha iyi seyrediyorlar.

Saptanan kitlenin büyüklüğü önemli mi?
Kesinlikle. Çünkü kitlenin boyutu arttıkça lenf bezinin tutulumu artıyor ki bu da hastalığın evresini etkiliyor.

Bir insan bir yüzde çekicilik hissediyorsa bunun nedeni yüzde bulunan çocuksu ifadedir

DR. SERDAR EREN

Geçen hafta güzelliğin, izleyenin beyninde oluşan bir olgu olduğuna değinmiştim. Şimdi biraz daha ileri giderek güzelliğin aslında karşı tarafta uyandırdığı içgüdülerle de bağlantılı olduğunu anlatacağım.
Cinsel dürtüler veya koruma içgüdüsü güzelliğin algılanmasına nasıl yardımcı oluyor?
Erkekler için kadının cinselliği de güzelliğin algılanışında önemli bir rol oynar. Bir erkeğin bir kadını güzel bulması sadece kadının orantılarının simetrisine değil, fiziksel faktörlerin erkeğin potansiyel cinsi içgüdülerini telkin edip etmemesine de bağlıdır. Erkekte cinsel dürtülerle uyanan nefsi duygular estetik hislere transfer edilir ve erkeğin kadını güzel veya çekici bulmasına sebep olur.

Erkekler bazı kadınları eşe değil anneye benzetirler
Diğer bir önemli unsur da güzelliğin çocukla olan ilişkisidir… Bir insan bir yüzde çekicilik hissediyorsa bunun nedeni yüzde bulunan çocuksu ifadedir.
İçgüdüsel olarak herkes çocuksu bir yüzün çekiciliğini hisseder. Çocuksu bir yüze bakış otomatikman koruma hissine bağlı olan duyguları uyandırır. Koruma içgüdüsünde, sempatiyi ve şefkati oluşturan sinyaller vardır. Bunlar nelerdir? Küçük çocukta bu sinyaller kafadadır. Yuvarlaklık ve dolgunluk, çıkık alın, dolgun yanaklar ve yukarı kalkık bir burun. Bütün bunlar çocuksu karakteristiklerdir ve koruma hissini harekete geçirir. Bir çocuğun yüzü, saf bir pırıltının, sevecenliğin, dürüstlüğün ve incinebilirliğin çağrışımını yapmaktadır.
Öbür taraftan yetişkinlerde bu tepkileri izleyemeyiz. Yetişkin insanda yaşlandıkça yüz değişir. Kafa daha düz, alın daha az çıkık, burun daha uzun ve yanaklar düşüktür. Sevimli çocuksu simalarını kaybetmiştir. Koruma içgüdüsü oluşturmamaktadır. Çocuklarla karşılaştırıldığında, yetişkinlerde yuvarlaklığın yerine köşelerin ve kırışıklıkların geldiği göze çarpmaktadır. Desinatörler ve sanatçılar bu teoriyi yeteri kadar tanır ve bazen sanatlarında da dile getirir.
Eğer iki cinsi karşılaştıracak olursak kadınların erkeklere göre yuvarlaklıklarını kaybetmediklerini görürüz. Bu nedenle iyi bir plastik cerrah, yaptığı müdahale ile bir bebekte ilgi, şefkat ve koruma oluşturan belirginlikleri en uygun şekle getirmeye gayret göstermelidir. Yani yumuşaklık, yuvarlaklık ve incelik…
Kısaca tekrarlayacak olursak, güzelliğin imajı için genel olarak yetişkin bir yüzde çocuksu simaların görünmesi önemlidir. Brigitte Bardot’nun bazı çocuksu simalarının oluşturduğu duygular özellikle meşhur şımarık çocuksu somurtması tarafından daha da kuvvetlendirilmiştir. Aynı şekilde bilinen diğer örneklerse Marilyn Monroe ve Audrey Hepburn’ün çocuksu yüz ifadeleridir. Hatta Marilyn Monroe’nun kendisini bilinçli olarak daha nasıl derli toplu olunacağını bilmeyen küçük kız imajını bırakmak için dağınık bir görünüm yarattığı söylenmektedir. Bazen uzun saatler sonra berberden çıkıp yeni oyun oynamaktan gelen, saçları karışık olan bir küçük kız intibaını bırakmak için hemen saçlarını dağıtmıştır.
Çocuksu görünümü olmayan ve erkeklere baskı yapmak arzusunda olan kadınlara karşı erkeklerin koruma hisleri yoktur ve bu tür kadınları eşlerine değil de daha çok annelerine benzetirler.

Kadınlar çocuksu davranışı hep ön plana çıkarırlar
Güzellikleriyle erkeklerden daha çok ilgilenen kadınlar, çocuksu davranışlarını bilinçli veya bilinçsiz olarak ön plana çıkarırlar. Bilinçli veya bilinçsiz olarak utangaçlar, hassaslar, kuvvetsizler, suçsuzlar, saflar, cahiller, atılganlar, meraklılar vs. Bazı kadınlar koruma içgüdüsünü provoke etmek için zayıf noktalarını bile ortaya koyarlar. Aslında kadınların zayıf gibi görünen yönleri en kuvvetli yanlarıdır. Bütün bunlar erkekleri tam olarak kalplerinden vurmak içindir. Napolyon demişti ki, “Kadınların iki silahı, fondötenleri ve küçük çaresiz bir çocuğun göz yaşlarıdır.”
Her şahıs her zaman çocuksu simaları ön plana çıkarabilir. Şayet bu özelliklere sahip değilse, kozmetik cerrahi sayesinde de sahip olabilir.
Eninde sonunda güzel olma isteği kişinin güzelliğinden dolayı hayran kalınma isteğinden değil de daha ziyade güzelliğinden dolayı sevilme isteğinden oluşmaktadır. Estetik ve güzelliğe düşkün olanların bu davranışları ile verdikleri mesaj aslında sevilme isteğidir. “Herkes çocukları seviyor ve onları korumak istiyor. Daha çok sevilmek için çocuklar gibi olmak isteyen birisi kritik edilir mi?”

Tüm hastaneler bir numarada
Türkiye’nin bütün hastanelerinin telefonları 444 0 911 numarası altında birleşti. Türkiye’nin her yerinden ulaşılabilen bu numarayı aradığınızda, size en yakındaki ambulans, olay yerine gönderiliyor. Numarayı cep telefonunuzdan aramak için bulunduğunuz şehrin alan kodunu başına eklemeniz yeterli. Örneğin Ankara’da yaşıyorsanız, 0312 444 0 911′i çevireceksiniz. Sabit hatlardan arama yaptığınızda ise alan kodu çevirmenize gerek yok.
10 günde ücretsiz Vipassana öğrenin
En eski meditasyon tekniği olan ve zihinsel gerilimi azaltan Vipassana eğitiminin üçüncüsü, bu yıl Şile’de verilecek. Gerilim ve problemlerle baş etmeyi sağlayan bir zihin arındırma yöntemi olan Vipassana’yı Hint asıllı
S. N. Goenka pek çok ülkede binlerce kişiye öğretiyor. Öğrencileri de bu teknik konusunda kurslar veriyor. 17-28 Kasım’da, Şile’de gerçekleştirilecek kurs için ücret talep edilmiyor. İngilizce verilen 10 günlük kursa katılım 100 kişiyle sınırlı.

Burun pek çok işlevi ve anlamı olan bir organdır. Bu yüzden, burnundan rahatsızlığı olan hastaları ameliyat etmeden önce çok daha dikkatli biçimde incelememiz gerekir

DR. SERDAR EREN

Türkiye’de yapılan estetik operasyonlarda burun estetiği ameliyatları ön sıralarda yer alıyor. Bu ameliyatların nasıl yapıldığını muhtemelen pek çoğunuz biliyorsunuzdur veya burun ameliyatı geçirmiş kişilerdeki değişimi ve neticelerinin nasıl olduğunu mutlaka görmüşsünüzdür. Ben bu yazımda burun hakkında bilinmeyen veya algılanamayan diğer önemli hususlara değinmek istiyorum.
Burun insan vücudunun en enteresan organlarından biridir. Çünkü sırtı önde, tepesi aşağıda, kökü yukarıda ve kanatları aşağıdadır. Aldığımız havanın ısınmasını sağlayan, onu tozlardan arındıran ilk duraktır. Kadınlar östrojen hormonlarından dolayı erkeklerden daha iyi koku alırlar. Kadınların ovülasyon (yumurta oluşumu) zamanında, yani östrojen düzeylerinin en yüksek olduğu zamanda koku alma hassasiyeti çok daha artar. İnsanların 4 bin kokuyu ayırt etme kabiliyetleri vardır.
Burnun aynı zamanda ruh dünyasının bir amblemi olduğunu tarihçi filozof Johann Gottfried Seume yazmıştır. Dahlke ise psikosomatikle ilgili el kitabında burnun simgelediklerini şöyle tarif ediyor: “Hükmetmek, gurur, güç, seksüalite.”
Bornemann adlı sosyolog 1991′de, bir kitabında burnun erkekte “iktidar” işareti olarak anlaşıldığını, bundan dolayı toplumda burun büyüklüğünün veya küçüklüğünün penis ile orantılı görüldüğünü, burada kastedilenin aslında cinsel arzu ve güçle ilişkisi olduğunu yazdı.
Johan Caspar Laveter adlı sosyolog ve psikolog burnun sadece nefes almak, koku almak gibi işlevleri gören bir organ olmadığını, onun ayrıca cinsel gücü yansıttığını ve bir sembol olduğunu belirtti.
Geçmişe bakıp burnun seksüalite ile ilişkisini göz önüne alacak olursak, onun üzücü kaderine de şahit oluruz. Yüzyıllar önce I. Friedrich tecavüz edenlerin, evlilik dışı ilişki kuranların burnunu kestirmişti.

Hiçbir organ günlük konuşma diline burun kadar girmemiştir
Eğer anlamlı bakılacak olunursa sifilis hastalığının bulaşma şekli (cinsel ilişki) ile bu hastalığa yakalananlardaki burun dokusu lezyonu ve kaybı arasındaki psikodinamiği göz ardı etmek mümkün değildir.
Edmond Rostand komedisinde Cyrano de Bergerac’ı çirkin ve koca burunlu ama iyi yürekli bir figür olarak göstermiştir. Collodi’nin yalan söyledikçe burnu büyüyen Pinokyo masalını ise hepimiz biliriz.
Çirkin görünümlü bir burun edebiyatta ve resim sanatında sıklıkla kullanılan bir motiftir. Hiçbir organ burun kadar günlük konuşmada mecazi olarak kullanılmamıştır: Burnu bir karış havada, burnu büyüdü, burnundan hiç kıl aldırmıyor, hık demiş burnundan düşmüş, burnunu her yere sokuyor, burnunun ucunu görememek…
“Korku ve öfke duygusunun yansıması cinsel organlaradır ve bu organlardaki problem olarak algılanır. Bu yansıma eğer cinsel organlara olmazsa, bu takdirde onun sembolik karakterlerine yönelir, tıpkı burun gibi.” Bunu Roth 1959 yılında “The Face-Genital Equvation” adlı kitabında yazmıştır.
Burnun genel anlamından da anlaşıldığı gibi kimi zaman ruhsal şikayetleri olan hastalarda psikolojik bozuklukların yansıması burunda gerçekleşir ve hasta burnunda sorun olduğunu düşünür. Psikozları tedavi edilmemiş veya tanınamamış bir hastaya yapılan burun ameliyatının hasta ve cerrah açısından çok sıkıntı verici problemlere yol açabileceği aşikardır.
Bütün bunları dikkatle göz önüne aldığımızda burnun bir sürü fonksiyonunun ve anlamının olduğunu görüyoruz. Böyle önemli bir organından rahatsızlığı olan hastaları, ameliyat etmeden önce çok daha dikkatle incelememiz gerekiyor.

Başarılı bir burun estetiği ameliyatı sonrasında hasta özgüven kazanır
Burun estetik görünüm bakımından çok dikkat çeken bir organdır. Travmatik veya doğumsal burun şekilsizlikleri hep dikkat çeker ve çoğu zaman kişi çevreden kırıcı, gücendirici veya alaycı davranışlarla karşılaşır. Bundan dolayı da bu psikolojik baskıya sadece çok dengeli karakter ve ruh hali olan kimseler katlanabilir. Bilhassa 25 yaşına kadar olan, sosyal yaşamı henüz tam oturmamış kişilerde burnun şeklini ve formunu değiştirme arzusu sosyal kabullenme açısından çok daha yüksektir. Bu yaş sınırı atlatıldıktan sonra mesleki ve ailevi yaşamın getirdiği güven ve denge kişiyi burun probleminden uzaklaştırır. Bu psikolojik baskı bu aşamadan sonra da hâlâ devam ediyorsa kişi o zaman plastik cerrahi yoluyla çözüm aramayı denemelidir.
Eğer bir burnun düzeltilmesi için ameliyat kararı doğru verildiyse ve ameliyat teknik açıdan kurallara uygun olarak yapıldıysa neticenin getireceği pozitif psikolojik etki bütün estetik ameliyatlar içinde en etkin olanıdır. Başarılı bir burun ameliyatından sonra hastanın kendine güveni gelir ve bunun böyle olmasına da şaşırmamak gerekir. Çünkü burun tam yüzün ortasındadır, görmemek imkansızdır.

Eğer yüzünüzde sarkma yoksa cerrahın kapısını çalmayın. Yüzde sarkmayı önleyici ameliyat yoktur, sarkmayı tedavi edecek ameliyat vardır

estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Günün birinde aynaya baktığımızda ve yüzümüzün yerçekimine yenildiğini fark ettiğimizde kendiliğinden başımızı dik tutarak yüzümüzü gergin görmeye çalışırız. İşte bu an face lifting ile tanışma zamanının geldiğinin sinyalleridir.
Sarkmamış bir yüzde kuvvetli mimik adalelerinin ortaya çıkardığı kırışıklıkları yüz germe ameliyatı ile yok etmek mümkün değildir. Bu yalnızca adalelerin fonksiyonunun giderilmesi ile mümkün olur -ki bu da hareketsiz, ifadesiz bir yüz görünümü yaratabilir.
Yılların ve yaşam şartlarının geride bıraktığı izleri yok etmek hastalarımın birincil isteklerindendir. Yüz bundan dolayı “ruhun vitrini”
olarak tanımlanır. Kişi yüz adalelerinin yansıttığı ifade tarzıyla iç dünyasını dışa vurur. Yüzde çirkin bir görünüm yaratmak için 60 adalenin kasılması gerekirken bir gülüş için 10 adalenin fonksiyonu yeterlidir.

Yüz uyum içinde yaşlanıp sarkar. Dolayısıyla gerilmesi de uyum içinde olmalıdır
Yüzde gerilmesi gereken aşağı doğru sarkmış üç bölüm vardır: Alın, yanaklar ve boyun.
Yüzün yaşlanması ve sarkması bir uyum
içindedir. Dolayısıyla gerilmesi de uyum içinde olmalıdır. Hastalarım genellikle yüzün bir bölümünün sarkmasından şikayet eder ve bu durumun düzeltilmesini isterler. Çünkü kendileri aynanın karşısında defalarca iki parmakları ile o sarkmış bölgeyi gerdirmişlerdir. En güzel örnek de boyun derisini baş ve işaret parmağı
arasında tutup kulak arkasına çekmeleridir. Çünkü en çok göze çarpan sarkıklık oradadır. Ancak yüzün diğer bölgelerini eski durumunda bırakıp sadece boynu germek uyumu bozduğundan aslında tüm yüze ameliyat edilmiş bir yüz görünümü verir.
Oysa yüz germe ameliyatından sonra yüzün gençleşmiş ifadesi doğal olmalı ve yüz yapısı
uyumunu korumalıdır. Ameliyatın sonucu kişinin görünümünü yıllarca geriye bile götürse, bu genç görünüm hastanın yakınlarınca bilinen, hafızalardaki tanıdık yüz ifadesinden uzaklaşıp yabancı bir yüz gibi algılanmamalıdır.
Bence bir plastik cerrahın en hoşuna gidebilecek söz, hastasına başkalarının “Ameliyatın çok güzel yapılmış” yerine “Çok güzel, genç ve dinlenmiş görünüyorsun” demesidir. Bu da ancak yüzün iyi bir analizden sonra uyumu koruyucu bir strateji ile ameliyat edilmesiyle mümkündür.
Bu kazanılmış güzel görünüm kişinin sosyal ve duygusal yaşamını mutlaka pozitif bir şekilde etkileyecektir. Kişinin kendine güveni artacak, kendini daha iyi hissedecektir. Ama bu etkiyi fazla abartıp da, Dr. Ulrich Hinderer’in söylediği gibi, bu tür estetik ameliyatları her zaman “bıçak ile psikoterapi” diye tanımlamak doğru değildir.

Face lifting’in yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı önemlidir
Face lifting kötü anıların ve duyguların bıraktığı izleri silebilir ama yaşanmakta olan ruhsal çöküntüyü asla… Hastalarımın ruh dünyalarında fırtınaların estiği ve benim fark etmediğim anlarda yaptığım yüz estetiği operasyonları hem hastanın hem de benim başımı ağrıtmıştır. Yüz germe ameliyatı isteyen hastalarıma şunları söylüyorum: “Eğer kendinizi genç, canlı ve dinamik hissederken aynaya baktığınızda yorgun ve yaşlı bir yüz görüyorsanız, bu farklılığı
ameliyatla gidermek istemeniz normaldir.”
Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklınıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkların giderilerek gerilmesi gelebilir. Bütün kırışıklıklar giderilirse mimiksiz bir yüz ortaya çıkar ki bu, yüze bir maske görünümü verir. Oysa alın ortasındaki, göz ve dudak etrafındaki kırışıklıklar ilave yöntemlerle ayrıca tedavi edilebilir.
Hastaların konsültasyonlarda hep sorduğu bir soru vardır: “Bu yüz germenin etkisi ne kadar sürer?” Benim verdiğim yanıt ise “ömür boyu”dur. Sık sorulan ikinci soru ise şu: “Bu
ameliyatı şimdi mi yaptırayım, yoksa daha bekleyeyim mi?” Ben bu soruyu karşı bir soru ile cevaplandırmak isterim: “Sizi mutlu edebilecek, beğendiğiniz, hoşunuza gidebilecek bir şeye sahip olma imkanınız olduğunda, bu mutluluğu hemen yaşamak mı yoksa 4-5 yıl ertelemek mi istersiniz?” Kısacası face liftingin yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı
önemlidir. Yüzünüzde hiç sarkma yoksa plastik cerrahın kapısını çalmanıza da gerek yoktur çünkü yüzde sarkmayı önleyici ameliyat yoktur, yüzde sarkmayı tedavi edecek ameliyat vardır. Bunun yaşı ise sarkmanın belirginleşmesi ile başlar. Yapılacak ameliyatın metodu ve kapsamı da bu sarkmanın derecesi ile alakalıdır. n

Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar

estetik bakış / SERDAR EREN

Hayatımızdaki öncelikleri sıralarken pek çoğumuz için güzellik; sağlık ve mutluluk gibi kavramlardan sonra gelir. Aslında bugüne kadar güzelliğin yeterince açık ve net bir tarifi de yapılamamıştır.
Pek çok kişiye güzelliği nasıl tarif edersiniz diye sorabiliriz. Göreceksiniz ki herkes güzelliği farklı şekilde tanımlayacak ve bunların hiçbiri bizi tam olarak tatmin etmeyecektir.
Eskiden beri bize güzelliğin oranla, dengeyle ve simetriyle alakadar olduğu anlatılmaya çalışılır hep. Güzellik bize keyif veren, hayran kaldığımız formların ve oranların bir kombinasyonudur. Güzellik kalıp ve hacim arasında bir dengedir. Bu tanımların hepsinde de doğruluk payı var.
Güzellik herkese göre değişen tamamen psikolojik bir bakış açısıdır.
Güzellik sonuçta gözlerimize keyif veren, içimizde estetik bir his ve hayranlık oluşturan bir duygudur. Hatta güzelliğin bir görsel fenomen olduğunu da iddia edebilirim.
Bir kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüzüne yansır
Fakat anlaşılması gereken en önemli şey güzelliğin tek başına değil, aslında ona bakan kişinin gözünde ve zihninde var olduğudur. Bir şey bir insanın hoşuna giderse, o şey o insan için güzeldir.
Bana kalırsa, “Güzellik insanı sevindiren bir şeydir ama bir insanı sevindiren başka bir insanı da sevindirecek” diye bir kural yoktur. Güzellik tamamen bireysel bir histir. İşte bu anlayış estetik ameliyat yaptırmayı düşünen kişiler tarafından çok net bir şekilde kabul edilmelidir.
Güzellik kavramı sadece yüz, ses, vücut veya zarif görünüm için geçerli değildir. İnsanlar karakterleriyle, sevinç hissi duyabilme, sağlayabilme ve sevebilme kabiliyetleriyle de güzeldir.
Bir insanın yüzü hoşumuza giderse bu insanın bize ifade ettiği duygu hoşumuza gidiyordur. Kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüz güzelliğine yansır. Güzelliği tarif etmenin birçok yolu vardır ve bunlar birçok kez cazibe ile benzer tanımlardır. Cazibe ile güzellik arasındaki fark ise cazibenin sonsuzluğudur. Oysa güzellik geçicidir. İngilizcede bunu anlatan bir deyim de vardır: “Charm last! Beauty blast”. Sonuç olarak tüm bu irdelemelerden sonra, bir insanın güzel olup olmadığına karar verirken görsel faktörlerin aslında hiçbir önemi olmadığı, ilk başta o kişiyle kafa olarak özdeşleşmek ama asıl kalbini ve iç güzelliğini sevmek gerektiği kanaatine varıyoruz. Yani, güzelliğe sadece göz karar vermiyor, kafa ve kalp de karar veriyor.
Güzelliği korumak yaşam kalitesini yükseltmek demek
Güzellik kadınların erkeklere hazırladığı bir tuzak değildir. Aslında toplumda ve ailede daha iyi kabul edilmek için beğenilme isteğidir. Son 10 yılda büyük gelişmeler olmasına rağmen hayat şartlarının erkeklerden ziyade kadınlar için daha sert olduğunu kabul etmek gerekir. Kızılderililerin savaş esnasında boyanmaları gibi makyaj da kadında güven duygusu yaratır. “Acaba neden güzel olmamız gerekiyor?” sorusunun cevabının gurur, hak, hayran kalınma isteği ve başkalarından üstün olma isteği olduğu söylenir. Aslında güzel olma isteği kişinin güzelliğinden dolayı hayran kalınma isteğinden değil, daha ziyade güzelliğinden dolayı sevilme isteğinden kaynaklanmaktadır. Kaderine razı olmayıp onu değiştirmeye çabalayan tek varlık insandır. Güzelliği korumak demek hayatı güzelleştirmek için yaşam kalitesini yükseltmek demektir. Medeniyetin her alanda gelişmesi yaşam süresini uzatmıştır. Ama sadece uzun yaşamanın da yetmediğini görüyoruz. Yaşam kalitesinin de aynı şekilde korunması gerekiyor. Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar.
Herkesin bildiği gibi güzellik sonsuz değil. Ama aynı zamanda da güzelliğin yaşı da yok. Bir kişi sadece 20 yaşındayken mükemmel bir görünüme sahip olabilir ama bütün hayatı boyunca dayanılmaz cazibeli olması da mümkündür. Kadına karşı olan ilk beklenti beğenilmesidir. İlerleyen yaşlarda bu beklentiyi yerine getirmek gittikçe zorlaşır. Bu, bana gelip face-lifting üzerine bilgi almak isteyen yaşlı bir hanımı hatırlattı. İlerleyen yaşından dolayı bu ameliyatı yapmaktaki isteksizliğimi gördüğünde, sakin bir sesle bana, “Bir kişi artık beğenilme durumunda değilse, başkalarının hoşuna gitmeme durumuna gelmesi gerekmez” demişti.

Güzellik üzerine özlü sözler
“Güzellik mutlaka özel ve şahsi bir tecrübedir. Güzellik seyredenin gözünde ve kafasındadır.” (David Hume)
“Madem Tanrı kadınların kırışıp buruşmasına karar verdi, neden bunun yerini ayak tabanı olarak seçmedi.” (Elizabeth Taylor)
“30 yaşında yaşlı görüneceğime 70 yaşında olup genç ve yakışıklı görünmeyi tercih ederim.” (Salvador Dali)
“Çirkinlerin kıskanılacak bir tarafı varsa, bu onlara yaşlandıkları zaman kimsenin ‘Bir zamanlar ne kadar güzeldi’ dememesi…” (Dusan Radoviç)
“Ruhi güzelliği olmayan bir gencin yine de cazibesi vardır ama ruhu genç olmayan bir güzelliğin…”

(Arthur Schopenhauer)

Anti aging için yaşam tarzınızı değiştirin
Dusan Radoviç “Genç olmak çok güzel ama güzel yaşlanmak da az bir başarı değil” demiş… İlaç endüstrisinde yaşam süresinin uzatılması için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. Uzun yaşam süresini acaba sadece eczaneden mi satın almamız gerekiyor? Yaşam stilimizi değiştirmemiz de ömrümüzü uzatmaya yetebilir eğer aşağıdakiler düzenli uygulanırsa…
Beslenme tarzının değiştirilmesi. Kalori azaltılması, bol su, yeterli sebze ve meyve, süt, bio-yoğurt ve saat 19.00′da son yemek.
Düzenli spor ile haftada 1500 kalori yakılması.
Entelektüel gelişmeye önem vermek ve araştırıcı olmak.
Gülmek.
Pozitif düşünmek de önemli. Optimist kişiler uzun yaşar ve genç görünürler.
Sevgi, yakınlık, duygusal sıcaklık.
Seks, spor ve gülme mutluluk hormonu endorfini artırır.
Sağlıklı uyku yani gce 7-8 saat ve gün ortasında 6 dakikalık kısa uyku.
Meditasyon, yoga.

Ayşenur Yazıcı kitabı “Makyajda Sihirbazlık Numaraları”nda makyajın inceliklerini anlatıyor. Yazıcı “Makyaj ‘Ben buradayım’ demenin bir başka yoludur” diyor

BURCU BULUT

Haber spikeri Ayşenur Yazıcı yeni kitabı “Makyajda Sihirbazlık Numaraları”nda kadınlara doğru makyajın nasıl yapılacağına ilişkin ilginç bilgiler veriyor. “Makyaj bana bak, beni gör ve beni sev demek” diyor Yazıcı. “Belki de ben buradayım demenin bir başka yoludur kim bilir. Ayrıca makyaj illa güzelleşmek için yapılmaz. Sevdiğiniz yerleri vurgulayıp sevmediğiniz yerleri kapatırsınız.” Peki nasıl vurgulayıp nasıl kapatacaksınız? Yazıcı işte bu soruya kitabında ayrıntılı bir cevap veriyor.

Makyajla ilgili bir kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?
Ben yıllardır haberin içerisindeyim. Şöyle bir çevreme baktığımda gördüm ki kadınların hayatlarındaki tek amaç dikkat çekmek, ön plana çıkmak ve sevilmek olmuş. Yani kadınlar güzel olmak istiyor. Ben de makyaj tekniklerini bu insanlara anlatarak yararlı olabileceğimi düşündüm. Makyaj tıpkı yemek tarifi gibi hiçbir zaman kuralı değişmeyen bir sanat şekli ve eminim ki bir kadın kendini hakikaten güzel görürse mutlu olacak, bu da işinden özel hayatına kadar her şeye yansıyacak.

“50 yaşın üzerindekiler sedefli renkleri kullanmamalı”
Orta yaşlı kadınlar makyaj yaparken nelere dikkat etmeli?
Kadınların en çok kendilerine küstükleri yaşlar 50 yaş ve üzeridir. Çünkü tenleri eskisi gibi değildir, gözün içi daha yorgun ve yaşlı bakar. Kızıl tonlardan, mora bakan mavilerden kaçınıp somon ve yavru ağzı gibi renkleri kullanmalılar. Çukurları gizleyici aydınlatıcılarla yani açık renk fondötenlerle makyaj yaparak kendilerini daha çok sevebilirler. Sedefli her şeyden kaçınmaları gerekir. Sedefli renkler kullanıldığında ve pudra sürüldüğünde kırışıklıklar iki kat daha belirginleşir ve kesinlikle bronzlaşmamaları gerekir. Tenleri koyulaştıkça yine aynı şekilde kırışıklıklar ve çukur bölgeler belirginleşir.

Bu yaşlarda özellikle de kırışıklıklar sorun oluyor herhalde…
Evet. Ama kırışıklıklar için özel ampuller var. Bu ampullerin içerisinde cilt üzerindeki çukurlukları doldurup çizgilerin üzerini düz hale getiren maddeler var. Bu ampulü yüzünüze sürüp üzerine makyaj yaparsanız yarı yarıya kırışıklık azalıyor. En etkili olan ampul Dior’unki. Pahalı bulursanız, yumurtanın akını mikserde çırpıp bunu göz ve dudak çevresi hariç yüzünüze sürerek 15 dakika bekletebilirsiniz. Bu işlemin ardından mutlaka bir nemlendirici sürülmesi şart. Makyajın çok diri ve tok durduğunu göreceksiniz.

Genç kızlar medyada gördüklerinden fazlasıyla etkileniyor mu dersiniz?
Evet, hem de çok. Lisede okuyan kızlara bakıyorum, gözlerini simsiyaha boyuyor, dudaklara kıpkırmızı, çok ağır makyaj yapıyorlar. Genç kızlara taze olmalarının kıymetini bilmelerini anlattım kitapta. Genç kızlara bir sır vereyim. Eğer gerçekten güzel görünmek istiyorlarsa makyajlarının çok doğal olması gerekiyor. Sanki hiç yapmamış gibi. Görmüyor musunuz 60 yaşında adamın 20 yaşında sevgilisi var, demek ki genç görünmekten çok genç olmak önemli. Bu çağların kıymetini bilmek lazım.

 

Esnek, canlı ve dolgun buklelere sahip olmak zor değil. İmrenilecek bukleler için tavsiye ve ipuçlarına göz atın

Buklelerin havalı ve esnek olabilmesi için saçınızın;

- Sağlıklı olması; yani yeterince beslenmiş olması gerekir. Çünkü sebum uzun saçı en uç noktasına kadar besleyemez. Bu nedenle her yıkamadan sonra saç tipine uygun bir bakım ürünüyle saçınıza bakım yapılması gerekir. Saça dipten uca kadar yapılacak bu bakım sayesinde kırıklar da önlenebilecektir.

- Doğru kesimli olması gerekir. Saç ne kadar kısaysa o kadar fazla kıvrılacaktır. Bu nedenle bukleler için isteğiniz doğrultusunda bir kesim yaptırmanız da gerekir.

Kıvırcık saçların beslenmesi ve yıpratıcı dış etkenlerden korunması gerekir. Saçlar kurumuşsa canlılığını yitirir ve istenmeyen şekilde, düzensiz kıvırcıklar haline dönüşür. Her ihtiyaç için muhteşem ürünler çözüm sağlamaktadır:

- Nemli ortamlarda saçınız istenmeyen şekilde kıvrılıyor mu? Gündüz kremleri gibi derinlemesine işleyen bir serum kullanın. Bukleleri ağırlaştıran yağlı ürünlerden kaçının.

- Kıvırcıklarınız düzensiz mi? Ayaklanan buklelerinizi “styling” yani şekillendirme ürünleriyle alt edebilirsiniz.

- Kıvırcıklarınız hafifliklerini mi yitirmiş? Onlara hafifliklerini tekrar kazandıracak bir güç vermek için nemlendirici bir ürün kullanın ama fazla ağır sabitleyicilerden kaçının.

- Kıvırcıklarınız havalı değil mi? Defrize edici bir jel yardımıyla saçınızdaki kırıkları iyice düzeltin bigosu bulunmayan fönleri hiçbir zaman kullanmayın. Bu tip fönler kıvırcıkların tüm esnekliğini yok eder.

Saçınızı duşta ıslatın, bir havluyla kurulayın, hafif bir masajla saç şekillendirme ürününü hemen uygulayın. Saçınız çok kıvırcıksa onları fırçalamayın ve sakın bigosuz bir fön kullanmayın. Saçınıza canlılık ve parlaklık kazandırmak için bir serum da kullanabilirsiniz.
Kıvırcık saçlar kuru oldukları için genellikle cansız ve sönük görünür. Bu nedenle doğru hareket şampuan uygulamasından sonra yapılacak bir bakımdır. Sirkeli suyla durulama yaparak saça canlılığı yeniden kazandırılabilir. Bunların dışında şekillendirme ürünleri de kırıkları düzelterek saça canlılık kazandırır.

Kıvırcıkların sağlığını ve saçın tatlı parlaklığını korumak için permalı saçlara daha özenli bir bakım uygulamak lazımdır. Bu durumda da saçın genel sağlığı için kuruluğa karşı savaşı sürdürmek ve zayıf düşen saçı kuvvetlendirmek şarttır. Bunun için tavsiye edilen şey haftada bir, kuru saça maske uygulamak ve bir saat maskeli durduktan sonra saçı iyice durulamaktır.

Kaynak:www.e-kolay.net/kadin

İstediğiniz her şeyi yapmaya hazır olan, hemen ameliyat tarihi veren, tedavi ve tedavinin yan etkileri konusunda bilgilendirmeyen, size uzun zaman ayırmayan bir plastik cerrahtan uzak durun!

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Estetik problemlerin tedavisinde, kendinizi ellerine ve bilgisine emanet edeceğiniz doktora plastik cerrahi dalında uzman olup olmadığını, nerede uzmanlık eğitimi gördüğünü ve tecrübesini sorun. Hiç merak etmeyin. Kendine güvenen bir hekim böyle bir ilgiden bile memnun olacaktır.
Arzu ettiğiniz her şeyi yapmaya hazır olan veya yapmaya söz veren hekimlerden kaçının. Çünkü o hekim ya kendi kapasitesini tam olarak tartamıyordur ya da plastik cerrahideki tedavi imkanlarının sınırlarını bilmiyordur.
Estetik uygulamaları arzu eden kişi, diğer hastalardan daha ayrıcalıklıdır. Çünkü diğer hastaların sebebini ve tedavisini bilmediği bir hastalığı vardır, bu nedenle doktora gitmek zorundadır. Estetik cerrahide böyle bir zorunluluk yoktur. Hastalarımız bize arzuyla, merakla ve heyecanla gelirler. Şikayetlerini ve nerelerinin düzeltilmesi gerektiğini biliyorlardır. Estetik problemleri olan kişilerin şikayetleri her zaman objektif değildir ve kişi her türlü tedaviyi ya da değişikliği arzu edebilir. Estetik cerrahın en önemli özelliklerinden biri de hastanın bazı isteklerini frenleyebilmesidir. Hastaların bazen sınırsız olan isteklerine sınır konulmalı ve hastanın gözünde her zaman “gerçekçi bir tedavi tablosu” oluşturulmalıdır.

Ameliyat, gününde bile iptal edilebilir
Bir konsültasyondan sonra büyük bir coşkuyla ameliyata karar vermişseniz bile hemen ertesi günü ameliyat olmaya kalkmayın. Çünkü bu gibi ameliyatlar için çabuk kararlar genellikle objektif olmayan duygularla verilir. Ayrıca bu konuda, Avrupa’da hastaların haklarını koruyan derneklerin klasik bir uyarıcı sözü vardır: “Doktorun bir tek yarın boş zamanım var, diğer haftalar ve aylar doluyum demesi bir alarm işaretidir.” Bu söz doğrudur çünkü karar bir coşku anında verilmiştir, bu nedenle ameliyatların risklerini o anda tam olarak anlayabilmeniz ve yorumlayabilmeniz zordur. Ayrıca aklınıza yeni sorular gelebilir, bunları da telefon veya yeni görüşmelerle halledebilirsiniz. Eğer konsültasyondan uzun zaman geçtikten sonra da ilk görüşmedeki coşkunuz ve doktorunuza güveniniz devam ediyorsa; beklentilerinize ve olası komplikasyonlara gerçekçi bir yaklaşımınız varsa karar zamanlamanız ve doktorunuz doğrudur.
Ben ameliyat için randevuyu geciktirmeyi hastanın doğru kararı vermesi bakımından hep uygun bulmuşumdur. Çünkü ameliyat tarihi gelene kadar hastalarımın diğer hekim arkadaşlarla görüşme şansı da olur ki bunu zaten öneririm. Ayrıca hastanın, ameliyat günü de dahil olmak üzere, eğer kafasında kesinleşmemiş duygular ve soru işaretleri varsa ameliyata gelmek yerine iptal etmesi veya ertelemesi daha iyidir.

Kocanız operasyona karşıysa, yaptırmayın
Yapılacak tedavi ve tedavinin muhtemel yan etkileri üzerine yeteri kadar bilgi vermeyen, size uzun zaman ayırmayan hekimden kaçının. Öteki taraftan da hekimin size detaylı bilgi verme arzusunu kösteklemeyin. Biz tabii ki ne yapacağımızı biliriz ve yapacağımız tedavilerin bütün sorumluluğunu almak zorundayız. Ama siz de hasta olarak verdiğiniz kararın sorumluluğunu almak zorundasınız ve bu sorumluluğu da ancak ne yapılacağını ve neler olabileceğini bildiğiniz zaman alabilirsiniz.
Önemli başka bir nokta da ameliyatlarınızı hiçbir zaman ailenizden gizli yaptırmamanız gerektiğidir. Ön görüşme için bana eşleri veya sevgilileriyle gelen hastalarım çoktur ve böyle olması bence daha iyidir. Hastaların, karar verirken desteğe ihtiyacı olur. Genellikle kocalar “Beni rahatsız etmiyor ama kendini daha iyi hissedeceksen yaptır” derler. Eğer kocanız ameliyata çok karşı ise o ameliyatı yaptırmamanızı tavsiye ederim. Kocanıza rağmen yaptırırsanız üzerinizde büyük bir baskı oluşabilir. Oysa iyileşme döneminde her şeyin mükemmel olmasını, hiç problem çıkmamasını arzu edersiniz. Çünkü ortaya çıkabilecek en küçük problemde bile eşinizin olumsuz yorumlarından kurtulamayacağınızı bilirsiniz. En kötüsü ise eşine hiç haber vermeden tedavi olan hastalardır. Mesela kocası tatilde veya iş gezisindeyken ameliyat olan hasta kendisini komplikasyonsuz bir iyileşmeye şartlamıştır. Bütün problemler bu hastaların başına gelir. Sınırları bu kadar çok zorlamanın genellikle insanin baş ağrıttığını hepimiz biliriz.
Ben 27 senelik meslek hayatım boyunca hatalarımı yinelememeye çalıştım. Biz cerrahlar hatayı kendimize yakıştıramasak bile bu konuda tarafsız ve adil olmak zorundayız. Problemli geçen her vakanın geriye dönük olarak senaryosunu gözden geçirir ve tarafsız muhakemesini yapmaya çalışırım. Her seferinde de önceden fark edemediğim, hastanın problemlerine sebep olan psikodinamiği açıkça görmüşümdür.

Kesin kararlı olmayan hastalar ameliyattan sonra çok acı çeker
Ekibimin gözetmeni olan bir psikanalist ile yaptığım haftalık toplantılarda her türlü psikolojik etkenin problemlerin ortaya çıkmasındaki rolünü öğrendim. Ameliyata tam olarak karar vermemiş hastaların (genellikle önceleri estetik ameliyatlara karşı olan kişiler) ameliyat ağrısını daha fazla hissettiğini gözlemişimdir. Bir örnek: Sadece tek bölgesine liposuction yaptığım bir hasta ameliyat sonrası haftalarca aşırı ağrı şikayetleri ile harap oldu ve beni de harap etti. Ben devamlı olarak tıbbi sebepler ararken hasta çektiğim sıkıntıyı gördü ve ağrının gerçek sebebini buldu. Bana “Aslında bu ameliyatı istemiyordum. Bütün arkadaşlarım ameliyat olurken ben de bir şeyler yaptırmak zorunda olduğumu hissettim. Böyle bir ameliyat olduğum için de kendime çok kızgınım. Kızdıkça da ağrılarım artıyor” dedi. Tam tersi, en ağrılı ameliyat olarak tanımlanan karın germe ameliyatından sonra bile ağrıyı hissetmediklerini söyleyen çok hastam olmuştur. İnsan görünüm bozukluklarından ne kadar çok rahatsızlıklar duyuyor ve ameliyatla düzelmeyi sabırsızlıkla bekliyorsa ameliyatı ve iyileşme süreci o kadar problemsiz geçiyor.

Günümüzde yüze genç ve dinamik bir görünüm kazandırmak için pek çok yöntem uygulanıyor. Bunlar birleştirildiğinde daha kalıcı, az riskli ve az komplikasyonlu sonuçlara ulaşılabiliyor

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklımıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkları giderecek şekilde gerilmesi gelebilir. Ama yüzdeki kırışıklıkların hepsini sadece deriyi gererek ortadan kaldırmaya çalışmak mimiksiz bir ifade ortaya çıkarır, bu da yüze bir maske görünümü verebilir. Oysa alın, göz ve dudak etrafındakı kırışıklıklar ilave metotlarla ayrıca tedavi edilebilir.
Yüz germe ameliyatında derinlik olarak üç tabakada işlem yapılabilir: En üstteki tabaka deridir ve sadece bunun tek başına fazla gerilmesi ile “rüzgara karşı yürüyen bir insanın yüz görünümü” ortaya çıkabilir.
Önemli olan ikinci tabaka, yani yüze uyum ve istikrar sağlayan, SMAS denilen tabakadır. Bu tabakayla birlikte boyun ve alın adalelerinin ayrı olarak gerilmesi, daha doğrusu sarkmış durumdaki yerlerinden eski pozisyonlarına getirilmesi, yüze eski doğallığını ve dinamizmini kazandırır.
Üçüncü tabaka ise periost denilen, kemik üzerindeki tabakadır. Bu tabakanın lifting’i genellikle endoskopi tekniği ile yapılır. Bazı otoriteler bu metodu uygulayarak yüzü gençleştirmenin yanında yüzde aşikar ifade değişikliklerinin meydana gelmesine sebep olmuşlardır. Bu değişiklik ihtimali ameliyattan önce hastayla mutlaka konuşulmalıdır.

Yüz gerdirmede neler uygulanıyor?
Face styling: Face lifting ile bütün yüz kırışıklıklarını gidermek mümkün değildir, dolayısıyla başka ilave yöntemlerle kombine etmek gerekir. Ekzodermpeeling, laserpeeling, dermabrazyon, yağ veya diğer dolgu maddeleri ile doldurma işlemleri gibi. Dünyada bazı plastik cerrahlar son zamanlarda popüler olan bu kombinasyon yöntemini “Face styling” olarak adlandırıyor.

Midface-lifting: Klasik face lifting’de genellikle yüzün sarkmış olan orta bölümünü etkin bir şekilde germek mümkün değildir. Yüzün orta kısmının sarktığı durumlarda “midface-lifting” denilen orta yüz germe yöntemiyle bu kısımlar, alt göz kapağının kenarından yapılan kesiyle tamamen kemik üzerinden sıyrılıp yukarı asılır. Deri ve onun altındaki SMAS tabakasının çekilmesiyle yüzün sadece üçte ikilik alt kısmı gerilir. Alın ve göz bölgeleri için ayrı bir işlem yapmak gerekir.

Alın germe: Kaşların devamlı kaldırılması ile alında ortaya çıkan yatay çizgilenmeler, yüzün kırışık olmayan diğer kısımlarıyla tezat yaratabilir. Ayrıca devamlı kaş çatmadan veya güneşten gözü koruma refleksinden dolayı kaşlar arasında ortaya çıkan dikey derin çizgiler de yüze sert bir ifade verebilir. Günümüzde botoks enjeksiyonları ile bu kırışıklıklar sadece geçici olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Devamlılık ise sadece alın germe ameliyatı ile sağlanabilir. Klasik olarak alın saç sınırından 3-4 cm. kadar içeriden, bir şakaktan öbür şakağa kadar uzanan bir kesiyle alın derisi alın adalesiyle birlikte alın kemiğinden sıyrılır, fazla aktif olan alın ve kaş çatma adaleleri kısmi olarak zayıflatılır veya kesilerek pasif hale getirilir. Aşağıya sarkmış kaşlar eski pozisyonlarına getirilir ve saçlı deriden 1-2 santimlik bir şerit çıkarılarak alın gerilir.

Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma: Bilhassa gençlerde, alınları fazla gevşememiş, çok fazla deri çıkarılması gerekmeyen hastalarda 3-5 mini kesi ile bütün alın derisini mobilize etmek ve endoskopik kamera yardımıyla görerek kaş arası adalelerini zayıflatmak ve kaşları normal pozisyonlarına getirmek mümkündür. Endoskopik alın germenin kalıcılık süresi klasik alın germe ameliyatının kalıcılığı kadar uzun değildir.

Kaş kaldırma: Alın germe gibi büyük ameliyat işlemi arzu etmeyen hastalarda ve bilhassa erkeklerde, kaşın üst sinirinden yapılan kesiyle elips şeklinde deri çıkartılması ve bu şekilde kaşların normal pozisyonlarına getirilmesidir. Ayrıca kaş ve şakak arasında deri altından tünel açılarak mini kesilerle kaşı asmak da çok sıklıkla uygulanan bir tekniktir.

Şakak liftingi: Genellikle tek bir ameliyat olarak genç hastalarda uygulanan bir metottur. Çökmeye başlamış yanak bölgesinin yukarıya kaldırılması ve göz etrafındaki kırışıklıkların hafifletilmesi sağlanır.

Mini-lifting: 40 yaş civarındaki, boyun sarkıklığından ziyade yanağın sarktığı durumlarda uygulanan, fazla kesi gerektirmeyen, genellikle sadece derinin gerdirildiği bir yöntemdir. Birçok cerrah tarafından da “Model-lifting” diye adlandırılır. Kalıcılığı çok uzun süreli değildir.

Midi-lifting: Mini-lifting’e ilave olarak derin tabakaların da gerildiği bir metottur. İşkadınlarının ve erkeklerin çok rağbet ettiği bir yöntem olmaya başlamıştır. İyileşme sürecinin kısalığı ve kalıcılığının mini-lifting’e nazaran daha uzun olması avantajlarıdır. Boyun gerilmesinin gerekmediği durumlarda kısa kesilerle uygulanması mümkündür.

Meme küçültme operasyonlarında eşin de fikri mutlaka alınmalı

Bir kadına meme küçültme ameliyatı yapılırken, kocası ya da sevgilisi de meme formunun ve yara izlerinin nasıl olabileceği konusunda bilgilendirilmelidir

Estetik Bakış / DR. SERDAR EREN

Mükemmel diye gösterilebilecek güzel memeler genel nüfusa bakıldığında gerçekten çok düşük bir orandadır. Günümüz kadınları sadece görünümünden değil bazı olumsuz etkilerinden dolayı da sarkık veya çok iri göğüslerinden kurtulmanın yollarını arıyor.
Çok iri göğüslere sahip kadınlar boyun ve sırt ağrıları, kamburlaşma, cilt rahatsızlıkları ve sutyenin yol açtığı derin doku eziklikleri gibi tıbbi sorunlar yaşıyor. Spor sırasında karşılaşılan zorluklar şikayetlerin başında geliyor. Ama en büyük sorun memelerin büyüklüğünden çok sarkıklığıdır. Eğer gerçekten sadece büyüklük denge ve duruş bozukluklarına yol açsaydı göğüslerini silikon protezleri ile normalden de fazla büyüten kadınların aynı şikayetleri dile getirmesi gerekirdi. Memesi büyük ama diri ve dik olan bir kadının duruşu ve yürüyüşü, memesi sarkık olandan çok farklıdır. Kadının vücut dilinden (duruşundan, hareket edişinden) memelerinin formunu ve
onun kadına verdiği psikolojik dengeyi anlamak mümkündür. Hassas kadınlar kendilerini memenin görünümü ile iyi hissetmediklerinden ve bu durumu beğenmediklerinden, saklama ihtiyacı duyarlar, göğüslerini içeri çeker veya omuzlarını önde tutarlar. Bu da zaten var olan sırt ve omuz ağrılarını körükler.
Ameliyatlarda ulaşılmak istenen ana hedef meme hacminin azaltılmasıdır. Ancak memeye iyi bir form verilirken yara izini küçültüp iki memenin simetrik olmasına da dikkat edilmelidir. Ayrıca başta ucu olmak üzere tüm memenin hissinin ve emzirebilme yeteneğinin korunması gerekir. Bu ameliyat her yaştaki sağlıklı kadına uygulanabiliyor. Yine de ideal kişiler, ameliyat sonrası bir daha hamile kalmayı düşünmeyen kadınlardır. Çünkü hamilelik ve emzirme sonucunda ameliyat sonrası elde edilmiş meme formu bozulabilir.

Meme ne kadar güzel olursa yara izi de o kadar az dikkat çeker
Plastik cerrahlar yıllardır en az yara izi bırakıp en iyi formu sağlayan teknikleri geliştirmek için çalışıyor. Bence yara izinin küçüklük veya büyüklüğünden ziyade, izin gözü rahatsız edici olup olmaması önemlidir. Benim plastik cerrahide uygulamaya çalıştığım “Form ne kadar güzel ve çekici olursa yara izine dikkat o kadar az olur” prensibi, meme küçültme ve germe ameliyatlarında da geçerlidir.
Cerrah olarak unuttuğumuz husus, ameliyatın sonucuna kadının eşinin ya da sevgilisinin ne gibi bir reaksiyon göstereceğidir.
Ameliyattan önce hastanın partnerinin de meme formunun ve yara izlerinin nasıl olabileceğini bilmesi, sonucu beğenmesi açısından
önemlidir. Biz cerrahlar alışık olduğumuz için yara izini belki rahatsız edici bulmayız. Ama cerrah olmayan bir kişi için yara izi itici olabilir ve bazen hastanın partneri memeye dokunmaya çekinebilir.
Yıllar içinde bağ dokusunun kalitesine bağlı olarak er ya da geç memelerde sarkmalar görülür. Hamilelik, emzirme ve yüksek miktarda kilo kaybı bu durumu hızlandıran faktörlerdendir. Meme dikme veya germe ameliyatında uygulanan teknik aşağı yukarı meme küçültme ameliyatıyla aynıdır. Tek farkı meme küçültme ameliyatında çıkartılan meme dokusunun burada projeksiyonu sağlaması için muhafaza edilmesidir

SAYFA 4 « İlk...«23456»
Sağlık Estetik