Karın germe ameliyatından önce kilo vermekte fayda var

Karın germe ameliyatları ile ideal bir karın bölgesine sahip olmak mümkün. Yine de istenilen sonuca ulaşabilmek için her hastanın ameliyat öncesinde boyuna uygun kiloya düşmesinde fayda var

Estetik Bakış / DR. SERDAR EREN

Bir kişinin şişman veya zayıf olduğu sonucuna çoğu kez karın bölgesinin durumuna göre karar verilir. Kadınlar için ideal görülen, kum saati formunda gergin bir karın bölgesidir.
Hamilelik veya aşırı kilo alımı sonucunda karın bölgesindeki deri ve deri altı yağ dokularında önemli oranda bir hacim artışı olur. Sonrasında karın kaslarında gevşeme, deri elastikiyetinde azalma görülür. Kilo verme ya da hamilelik sonrasında bu dokuların miktarında önemli miktarda azalma olsa da karın derisi, deri altı yağ dokusu ve karın bölgesi kasları çoğu kez yeterince toparlanamamaktadır.

Genel olarak kadın vücutlarını androjen ve östrojen tip olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Androjen tip vücutlarda bacak ince ve selülitsizdir, popo küçük ve biraz yassıdır, kalça üzerinde yağ tabakası fazlalığı toplanmıştır ve belin aşikarlığı azalmıştır. Karın bölgesi için de göbeğin üst kısmında kubbemsi yapı gözlemlenir. Akdeniz kadını tipi dediğimiz östrojen tip vücutlarda ise dar omuz, küçük meme, ince bel, geniş kalça ve selülite eğilimli sarkmaya uygun bir doku yapısı gözlemlenir.

Karın germe ve bodylifting için ideal hasta östrojen tipi vücuta sahip olanıdır çünkü dokunun kayganlığı ve yumuşaklığı germe işlemine daha elverişlidir. Androjen tip vucutlarda şişmiş ve genişlemiş karın görünümü genellikle karın içi yağlarının fazlalığından dolayı artmış karın içi basıncının işaretidir. Böyle durumlarda ameliyattan evvel kilo verip karın içi basıncının azaltılması gerekir. Tabii ameliyattan önce herkesin boyuna uygun olan kilosuna erişmesi istenilen sonuca ulaşabilmek için önemlidir.

Bazen deri altı yağ dokusu fazla olan kişilerde karın germe ameliyatı liposuc-tion (yağ emilmesi) ile birlikte yapılmaktadır. Yağ depolanması ve deri fazlalığı sadece göbek altı bölgesindeyse ve çok da fazla değilse kısmi karın germe ameliyatı uygun olabilir. Bu durumda göbek deliği yeri değiştirilmemektedir.

Karın germe ameliyatı sırasında göbek deliği, yara veya kasık fıtığı eşzamanlı olarak onarılabilir. Veya herhangi bir ameliyat sonrasında kalan alt karın bölgesindeki ameliyat izleri de (apandisit, sezaryen, fıtık vb.) yok edilebilir.
Karın germe ameliyatından sonra hastaların tekrar hamile kalıp doğurması mümkündür. Ben de üç hastamda ameliyat sonrası doğumların karın duvarını ilk hamilelikteki gibi yıpratmadığını gözlemledim. Aşırı kilolu kişilerde ise yapılan karın germe ameliyatlarında yaranın iyileşememesi riski fazladır. Bu yüzden hastalarımı ameliyat öncesinde kilo verme konusunda ikna etmeye çalışırım.

Bu tür ameliyatlar sonucunda arzu edilen sonuç vücudun birbirine uyumu, harmonisidir. Güzel, düzgün bir karın elde edildiği halde daha evvel rahatsızlık vermeyen, karın ile beraber sarkmış olan göğüslerin ön plana çıkıp rahatsızlığa sebebiyet vermesi çok görülür. Amaç vücudun genel görünümünün birbirine uyumunu sağlamaktır.

‘Bay makyaj’ olarak tanınan dünyaca ünlü makyöz Graham Johnston süt banyolarına, yüze sürülen bal ve salatalıklara karşı. “Bunları süreceğinize yiyin. Cildinize daha faydalı olur” diyor.

Hollywood’un ‘Bay Makyaj’ı olarak ün yapan Graham Johnston geçtiğimiz aylarda Türkiye’deydi… Hani şu ‘Bridget Jones’in Günlüğü’ filminin kahramanı Renee Zellweger’e yaptığı kusursuz makyaj ile ‘İngiliz Makyajı’ akımını başlatan adam. Johnston aynı zamanda Max Factor’un da makyaj uzmanı. Uzmanına makyajın püf noktalarını sorduk…

Esin ÖVET / PAZAR POSTASI

- Filmdeki adıyla Bridget Jones yuvarlak hatlı ve yuvarlak yüzlü tombik bir kadın. Böyle bir kadının makyajı nasıl ünlü oldu?
Bridget kilolu bir kadın olduğu için yuvarlak bir suratı var. Renee’de sadece bu rol için kilo aldı. Zaten yapısı da buna çok müsait. Benim yaptığım ona herkesin beğeneceği masum ve sevimli ifadeyi kazandırmak oldu. Bunun için filmin de makyaj sponsoru olan Max Factor’un ürünlerini kullandım. Gündüz makyajı için doğal cilt renklerini vurguladım. Max Factor Colur Adapt Fondöten ile cildin doğal renk dalgalanmalarını uyumlu bir şekilde gösterdim. Gözlere Max Factor’un Earth Spirits far serisindeki sıcak kehribar tonlarını kullandım ve kirpikleri More Lashes Waterproof maskara ile dikkat çekici hale getirdim.

-Bridget’in dudakları çok moda. Türkiye’deki tüm kadınlar bu dudaklara sahip olmak istiyor.
(Gülüyor) Evet evet İngiltere’de de aynen böyle. Ama Renee’nin dudakları da muhteşem. Uygulanan makyajla daha da güzelleşti. 10 saate kadar dayanan, aynı zamanda çok da hafif olan Lipfinity Everlites rujun açık bir tonunu uyguladım. Cesur gece makyajı için de aynı rujun koyu renk bir tonunu sürdüm. Ve saydam parlatıcıyla ışıltı verdim.

- Peki sırada hangi akım var. Bundan sonra makyajda neler moda olacak?

Tüm renkler geri geliyor. Özellikle çok çarpıcı farlar kullanılacak. Maviler, yeşiller, pembeler geri dönecek.

- Çok büyük burnu olan, kaşları düzgün olmayan kişi nasıl makyaj yapmalı? Makyajla yüz güzelleştirmek mümkün mü?
Büyük burunlu kişilerde kenarlara gölge atıyoruz ki kenarları daha ince göstersin. Yanakların yan tarafına da koyu fondöten sürmek gerekiyor. Böylece burun kayboluyor. Düzgün olmayan kaşları da kesinlikle almak ve kalemle düzeltmek gerekiyor. Kaşları fırçalamak da çok önemli.

- İnce dudaklılara ne öneriyorsunuz?
Dudak kenarlarına doğal bir kalem kullanıyorum. Bu sayede dolgun görüntüyü veriyorum. Ve aynı zamanda parlatıcı sürüyorum ki dudak olduğundan daha kalın görünsün. Burada önemli olan kişinin kendi dudağının tonlarında renkleri tercih etmesi.

- Sizce yüzü en güzel Hollywood starı kim?
Nicole Kidman. Çünkü o gerçekten bir güzellik abidesi.

- Hollywood starları makyajsızken nasıl?
Eskiden sanatçıların filmlerdeki görüntüleri ile gerçek hayattaki görüntüleri çok farklıydı. Ama şimdi yeni jenerasyon oyuncular her zaman doğallıktan yana olduğundan fark ortaya çıkmıyor.

- Türk kadınlarına neler önerirsiniz?
Türk kadınını yuvarlak bir suratı var. Bunun için sürekli bahsettiğim gibi fondöten hileleri gerekli. Bana gösterdiğiniz resimlerdeki yıldızlardan Hülya Avşar ve Gülben Ergen’in güzel gözleri var. Bu gözleri ön plana çıkartan hafif makyajları tercih etmeliler.

- Sizce estetik mi yoksa makyaj mı daha iyi sonuç veriyor?
İngiltere’de artık estetiğin devri kapanmaya başladı. Özellikle kadınlar arasında pek fazla rağbet görmüyor. Onlar makyajla ve diğer cerrahi olmayan yollarla güzelleşmeyi tercih ediyorlar. Estetik ameliyatları ise genç görünmek ve insanları etkilemek isteyen işadamları yaptırıyor. Cilt temizliği ve makyaj hileleriyle çok güzel ve genç görünmek mümkün.

- Makyajla ilgili ipuçları var mı?
Önemli olan makyaj sonrası muhakkak iyi temizliktir. Piyasada temizleme mendilleri satılıyor. Ancak bence onları ılık suyla ıslatırsanız alacağınız sonuç çok daha iyi olur. O zaman nemlendiriciye bile ihtiyaç duymazsınız.

- Bal,süt gibi ürünlerin cilde sürüldüğü zaman iyi geldiği söyleniyor…
Bu tamamen beslenmeyle ilgili. Bunları neden suratınıza sürüyorsunuz ki, yiyin ya da için. Daha iyi olmaz mı? Dengeli beslenen kişinin cildi de güzel, pürüzsüz ve nemli olur.

Dünyanın önde gelen sabun ve kozmetik üreticilerinden Evyap, Arko Bronz serisi ile sağlıklı ve kalıcı bronzluk yaşamak isteyenleri on iki ürünlük güneş serisi ile tatile hazırlıyor

Her cilt tipine uygun ürünler bu yaz yine göz alıcı bir bronzluk sağlarken sağlığınızı da koruyacak. Tüm ürünlerde bulunan E Vitamini ile cilt besleniyor, canlanıyor, hücre yenilenmesi ile yaşlanma etkileri gecikiyor ve cilt nemli kalıyor. Arko Bronz ürünleri, UV filtreleri ile güneşin zararlı ışınlarından korurken, cildin bakımını yaparak sağlıklı bronzlaşmayı da sağlıyor.

Fiyatlar:

Arko Bronz güneş sütü 250 ml: 14.90-15.50 YTL
Arko Bronz çocuk güneş sütü 250 ml: 23.50 YTL
Arko Bronz güneş sütü sprey 150 ml: 13.50 YTL
Arko Bronz çocuk güneş sütü sprey 150 ml: 18.90 YTL
Arko Bronz güneş yağı sprey 160 ml: 12.90 YTL
Arko Bronz güneş yağı sprey kum tutmayan özel formül: 12.90 YTL
Arko Bronz Apre Jel: 9.25 YTL
Arko Bronz yüz kremi 75 ml: 11.90 YTL

Kış boyunca kalın çoraplarla botların, çizmelerin içine gizlenen ayaklar, yazın gelmesiyle özgürlüklerini ilan ettiler. Bu sene de açık ayakkabılar, sandaletler, terlikler o kadar güzel ki… Bu durumda ayaklar ayrı bir özen istiyor. Mesele sadece güzellik, şıklık da değil.

Tüm ağırlığımızı taşıyan vücudumuzun bu ağır işçilerine iyi bakmamız lazım. Ayak bakımı artık başlıbaşına bir sanat ve bir sektör halini aldı. Şimdi pudralar, spreyler, arındırıcı maskeler, pastiller, özel masaj aletleri gibi çok sayıda ayak ürünü var.

NEMLENDİRİCİ AYAK SPREYİ: Oriflame’in ayak spreyi özellikle uzun süre kapalı kalan ayaklar için öneriliyor. Gün boyu ayakkabıya hapis kalan ayakları taze ve kuru tutan sprey ayak sağlığının korunmasına yardımcı oluyor. İçindeki bitkisel maddelerle terlemeyi önlerken ayak tabanlarını nemlendirmeyi de ihmal etmiyor. Fiyatı 19 YTL.

ÖLÜ HÜCRELERİ TEMİZLEYEN ARINDIRICI: Ayakları ölü hücre ve kirlerden arındıran bu jel ayak banyosundan sonra kullanılmak üzere tavsiye ediliyor. Oriflame ürünü olan arındırıcı jel 12.20 YTL.

DEODORANLI AYAK PUDRASI: Ayaklarda gün boyunca oluşan kokuları engelliyor, ayakların ayakkabı içinde rahat durmasını sağlıyor. Ayakları kuru tutan ve tahriş olmalarını da önleyen hoş kokulu ayak pudrası Oriflame’de 7.10 YTL.

AYAK MASAJ ALETİ: Rowenta Fitspa Ayak Masaj Aleti, suyun soğumasını yavaşlatarak yorgun ayakları rahatlatmak için kullanılıyor. Titreşimli masaj aletinin yarattığı köpük etkisi ile ayaklar gevşiyor. Refleksoloji masaj tekniğini uygulayan alet ayaktaki 60 refleks noktasını uyararak toksinleri kaldırıyor. Fiyatı 120.800 YTL

NANE FERAHLIĞI VEREN SPREY: Serinletici ve kokuları giderici etkisi olan Body Shop’un ayak spreyi ayaklara mentollü yapısıyla nane ferahlığı veriyor. Yorgun ayaklar için iyi bir ürün. Fiyatı 21 YTL.

LAVANTALI BESLEYİCİ KREM: Lavande Essentielle Besleyici Ayak Kremi kolay emilen yağsız ve ayak derisini yumuşatan bir formüle sahip. Özellikle ayak tabanı ve parmak aralarındaki sertlikleri yumuşatan krem Yves Rocher’de 24.50 YTL.

DİNLENDİRİCİ PASTİL: Yves Rocher’in bu ürünü, ayak banyosuna eklenerek kullanılıyor, dinlendiriyor, ferahlatıyor. Banyo sırasında ayakların yumuşamasını hızlandırıyor. Fiyatı 24.50 YTL.

RAHATLATICI YAĞ: Rahatlatıcı ayak yağı masaj sırasında, saf olarak da ayak banyosunda suya karıştırılarak kullanılıyor. Yves Rocher’nin çıkardığı ürün ayakları nemlendiriyor, yorgunluğu alıyor, yumuşatıyor. Fiyatı 32.40 YTL.

AYAKLAR VE BACAKLAR İÇİN CANLANDIRICI JEL: Lavantalı canlandırıcı jel sadece ayaklara değil bacaklara da sürülüyor. Yorgun bir günün ardından dinlendiriyor, deriyi canlandırıyor. Masaj jeli olarak da kullanılıyor. Yves Rocher’nin bu ürünü 32.40 YTL.

DİNLENDİRİCİ AYAK BANYOSU: Ayaklara ferahlık ve serinlik veren banyo ürünü yorgun ayaklar için ılık suya dökülerek uygulanıyor. Avon’un dinlendirici ayak banyosu ürünü 14.20 YTL.

PÜRÜZSÜZLEŞTİRİCİ KREM: Avon’un pürüzsüzleştirici kremi ayakları ölü hücrelerden temizliyor ve ayakta oluşan sertlikleri, pürüzleri gideriyor. Ayak banyosundan sonra kullanılması tavsiye ediliyor. Fiyatı 16.40 YTL.

TOPUK YUMUŞATICI KREM: Nemlendirici kremle birlikte kullanılan topuk yumuşatıcı kremle tüm ayağa masaj yapılabiliyor. Ayak derisini yumuşatarak topuklarda kuruluktan ötürü oluşan çatlakları onaran krem Avon’da 19 YTL.

KOKU GİDERİCİ SPREY: Ayaklarda sıcaktan ve dış etkenlerden dolayı oluşan kokuları önlemeye yardımcı olan sprey kuru ayak üzerine sıkılarak uygulanıyor. Avon’da 19 YTL.

www.e-kolay.net/kadin

Yaz mevsimi yaklaştıkça üstümüzdeki ağırlıktan kurtulmak için büyük bir çaba harcıyoruz. Sadece palto ve kazakları değil, bacak ve kalçalarda oluşan selülitlerimizi de gardıroba kaldırabilsek ne güzel olurdu, değil mi? Bunu yapamayacağımıza göre selülitle baş etmenin yollarını öğrenmeye ne dersiniz?

TAYLAN KÜMELİ / Bir kibrit kutusu lezzet

Özellikle kadınlarda görülen ve deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımını bozmasıyla oluşan selülit, deride çöküntülerle ve portakal kabuğu görünümüyle kendini gösteriyor. Selülit daha çok ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkıyor olmasına rağmen, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltımda yaşadığı sorunlar, doğum kontrol hapları, alınan hormon ilaçları, dengesiz ve düzensiz beslenme, aşırı hareketsizlik, stres, sigara ve
alkol tüketimi de selülit oluşumunda etken faktörlerdir.
Sıklıkla bölgesel olan selülit, kilolu, zayıf, balık etli, uzun, kısa her yaştaki erişkin kadında görülebiliyor. Selülit nadiren erkeklerde de oluşuyor, ancak kadınlarda daha büyük sorun olması, östrojen hormon düzeyinin onlarda daha fazla olmasıyla ilgili. Selülitin tek nedeni östrojen değil; başka tetikleyiciler de var. Sigara damarların en büyük düşmanı. Güçlü bir damar daraltıcı özelliğe sahip olan sigara, cildin yeterince beslenmesini engelleyerek selülite neden oluyor. Hareketsiz yaşam biçimi, sürekli bacak bacak üstüne atarak oturmak, çok dar pantolon ve diz altı çorap giymek de dolaşım sistemini ve lenf sisteminin düzenli çalışmasını engelleyerek selülite yol açabiliyor. Bunlar, kişinin yaşam tarzı ve alışkanlıklarına bağlı etkenler. Ancak selülitin, kan dolaşımındaki bozukluklar, ailesel yatkınlıklar ve hormonal etkenler gibi elimizde olmayan nedenleri de var. Beslenme ve yaşam biçimi sağlıklı bir şekle dönüştürüldüğünde, selüliti azaltacak yoğun tedavilere genellikle gerek kalmıyor.
Selüliti önlemek için ilk alınacak önlem, sigarayı bırakmak. Düzenli spor yapmak yalnızca genel vücut sağlığı için değil, selüliti önlemek için de çok önemli. Günde 30-60 dakika yapılan yürüyüş, bisiklete binmek veya merdiven inip çıkmak kan dolaşımını düzenleyerek selülit oluşumunu engelliyor. Yalnızca kilo vererek selülitten kurtulmak mümkün değil. Beslenme alışkanlığını değiştirip, bilinçli beslenmeye geçmek önemli. Beslenme ne kadar tek yönlü olursa, selülit de o kadar çabuk oluşuyor. Özellikle fast food ve hazır yemekler dokuları kötü yönde etkiliyor. Hayvansal yağlar, fazla şeker ve tuz da oldukça zararlı. Bunlar yağ hücrelerini şişiriyor, dokularda su birikmesine yol açıyor ve vücudun atıklardan temizlenmesini önlüyor. Günlük beslenme programında tuz, şeker ve yağdan fakir, sebze ve meyvelerden zengin bir diyet kan dolaşımını artırıp bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor. A ve C vitamini alımını artırmanın selüliti azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle, mutlaka günlük meyve tüketimine özen göstermek gerekiyor. Bol lifli gıdalar ve çinko alımı da selüliti engelliyor. Selülit önlemekte bol su içmek de önemli. Su, idrar oluşumunu artırarak vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlıyor.

Alınacak önlemler

  • Günde en 2,5 litre su içilmeli.
  • Rafine şekerlerden uzak durulmalı ve günlük tuz tüketimi azaltılmalı.
  • Yemeklerde kullanılan yağ miktarı azaltılmalı.
  • Alkol, sigara, koyu çay-kahve ve gazlı içeçek tüketimi minimuma indirilmeli.
  • Yemekleri pişirirken kızartma yerine haşlama ya da buğulama yöntemi tercih edilmeli.
  • Mümkün olduğunca mevsiminde ürünler tüketmeye özen göstermeli, dondurulmuş ve konserve ürünlerden kaçınılmalı.
  • Metabolizmanın düzenli çalışması için öğün atlamamaya özen gösterilmeli.
  • Çok sık kilo alıp vermekten kaçınılmalı.
  • Günlük alınan posa miktarı artırılmalı, posanın en iyi kaynakları sebze, meyve ve kurubaklagiller mutlaka beslenme sisteminin içerisinde yer almalı.

    Kafeine duyarlılık kişiden kişiye değişir

    Kafein merkezi sinir sistemini uyaran bir tür maddedir. Kana mideden karışır.
    15 dakika sonra etkileri hissedilir hale gelir. Kahve, çay, kola, çikolata, bazı uyarıcı haplar, bazı ağrı kesiciler ve çeşitli reçeteli ilaçlarda bulunmaktadır. Kafeinin kısa dönemde yaygın olarak hissedilen etkileri, vücudun enerji seviyesinin artması, uyanık ve dinç olma durumu, keyif ve rahatlık hislerinde artıştır. Bu madde bazı ağrı kesiciler ve migren ilaçları ile birleştiğinde ise ilaçların tepki süresini ve etki alanlarını artırır. İlaç kullanımı sırasında kafein alım miktarına çok dikkat edilmelidir. Bu maddeyi içeren diğer besin maddelerive içeceklerde bulunan kafein miktarları iyi hesaplanmalı hatta bir uzmana danışılmalıdır.
    Kafeine karşı duyarlılık; tüketim sıklığı, düzenli olarak alınan miktar, vücut
    ağırlığı ve fiziksel koşullar gibi pek çok etmene bağlıdır. Kişisel duyarlılığın yanı sıra hamileler, çocuklar ve yaşlılar tüketilen kafeinin kısıtlanmasının gerektiği grup içersindedir. Kafeinin normal miktarı kişiye göre değişir. Pek çok çalışmada, yetişkinler için güvenli olarak tüketilebilecek kafein miktarı günde
    300 mg. (yaklaşık üç-dört fincan kahve ya da beş-altı büyük bardak çay) olarak belirlenmiştir.
    Düzenli olarak kullanılan kafeinin kesilmesiyle kişide ortaya çıkabilecek belirtiler şunlardır: Baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk veya uykulu olma hali, konsantrasyon eksikliği, işte karşılaşılan zorluklar (motivasyon ve dikkat eksikliği, düşük performans), huzursuzluk (mutsuzluk, can sıkıntısı, huysuzluk, diken üstünde olma), depresyon (üzüntü, halsizlik, endişe, isteksizlik, küskünlük), sinirlilik, mide bulantısı, kusma, eklem ağrıları.

    Su kaybına dikkat!

    Özellikle yaz sıcaklarının yoğunlaştığı bugünlerde vücudumuzdan su kaybı artıyor. İnsan bedeninin yüzde 60-70′i sudur ve bu suyun üçte ikisi hücreler içinde, geri kalanı dokular arası sıvıda ve kanda bulunur. Su yaşamımız için çok önemlidir. Bir insan yemek yemeden dört hafta yaşayabilirken, su içmeden yaşayabilme süresi ise sadece üç-dört gündür. Eğer vücutta az su bulunursa, kanın yoğunlaşmasına yol açıyor ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden oluyor. Eğer aşırı miktarda su içilirse, bu da vücut için olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü bu durumda böbrekler aşırı çalışıyor ve sık sık tuvalete çıkılmasına neden oluyor, bunun sonucunda da vücudumuzdan kalsiyum minerali atılıyor. Vücudunuzun su alımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idrara dikkat etmektir. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su alınmadığı anlamına gelir.
    Suyun vücudumuza faydaları: Besinlerin sindirimi, emilimi ve metabolizma sonucu oluşan artık ürünlerin atılması için gereklidir. Hücre ve kas dokularını güçlendirir, cildi gerginleştirir, parlaklık kazandırır, vücudun ısı ve tuz dengesini sağlar.

  • Doğal kozmetiklerle bitkilerin mucizevi gücünü teninizde hissedebilirsiniz.

    Aktarlardan temin edebileceğiniz yağlar ve diğer bazı malzemelerle siz de, evde, çok kolay bir şekilde kendiniz için kozmetik ürünler hazırlayabilirsiniz. İşte birkaç tarif…
    Bademli yüz temizleyici
    Malzemeler: Yarım çay gincanı badem yağı, yarım çay fincanı mısır unu, yarım çay fincanı halis zeytinyağlı sabun rendesi.
    Hazırlanışı: Tüm malzemeyi birbirine karıştırın ve cildinizi temizlemek için kullanın.
    Adaçaylı tonik
    Malzemeler: Yarım çay fincanı kuru adaçayı, 1 tatlı kaşığı gliserin, yarım çy fincanı alkol.
    Hazırlanışı: Adaçayını 1 hafta alkolde bırakın. Sonra süzün ve gilserinle karıştırın.
    Taze çiçek kolonyası
    Malzemeler: 40 ml. gülsuyu, 4 tatlı kaşığı lavanta yağı, 20 ml. karanfil yağı, 200 ml. alkol.
    Hazırlanışı: Bütün malzemeyi birbirine karıştırın ve yaklaşık 2 ay olgunlaşmaya bırakın.
    Ballı el maskesi
    Malzemeler: 10 gr. balmumu, 20 ml, bademyağı, 100 gr. bal.
    Hazırlanışı: Malzemeleri sıcak su dolu kapta eritin ve ellerinizi içinde 15.dk bekletin.

    Kaynak: Formsantê

    Plastik cerrah Serdar Eren: “Yüz nakli teknik olarak hiç de o kadar problemli bir iş değil. Mikrocerrahi tekniği ile tecrübesi olan her ekip tarafından yapılabilir”

    TUBA AKYOL

    Son günlerde TV’de, sokakta sürekli botokslu kaşlara, düzeltilmiş burunlara, dolgun dudaklara, memelere maruz kalıyoruz. Kimi güzel, hakikaten doğal görünüyor. Kimi ise “Bak bana, bende estetik var” diye bangır bangır bağırıyor. Ama gerçek şu ki estetik operasyon büyük bir hızla yaygınlaşıyor. Şimdi bir de yüz nakli operasyonu var gündemde. Aynaya bakıp başka birinin yüzünü görmek… Yakında insanlar estetik cerrahların kliniğinden başka birinin yüzüyle mi çıkacaklar?
    Hastaları arasında İspanya kraliyet ailesi üyelerinden İsveç Kraliçesi’ne kadar birçok önemli isim olan plastik cerrah Serdar Eren “Hayal bunlar” diyor. Almanya’da çalışan, ayda bir gün Türkiye’deki hastalarıyla sadece görüşme yapmak için İstanbul’a gelen Eren’le yüz naklini konuştuk: “Ben bir doktor olarak kimseyi böyle değiştirmek istemem. Hastanın değişmek istemesinin anlamı ‘Ben başka insan olmak istiyorum’ demektir -ki bunun dış görünümle bir ilgisi yok. Bizim işimiz normal olmayan görünümü normale çevirirken, yüzün ve vücudun ahengini bozmamaktır.”

    Birçok kişinin estetik cerrahlara ellerinde ünlü birinin fotoğrafı ile başvurdukları, o ünlü kişinin burnunu ya da dudaklarını istedikleri doğru mu gerçekten?
    Evet, böyle çok kişi var. Ünlü insanların resimleriyle gelirler. David Beckham saç modelini değiştirdiğinde, bunun için ameliyata bile gerek yok, birçok kişi kuaföre gidip o saç modelinin aynısını yaptırıyor. Böyle bir şey…

    Ama o burun her yüzde güzel durmaz ki…
    Zaten önemli olan o. Nicole Kidman’ın burnunu çok istiyorlar Avrupa’da. Benim Türklerle tecrübelerim az. Bir-iki sene… Ama sonuçta görüyorum ki her ülkede bu mantalite aynı. “Onun burnunu istiyorum” diyorlar. Bana desin ki, onun yüzünü istiyorum komple. Derim ki “Okey”. Ameliyat yapamayız ama konuşuruz.

    “Yabancı yüz değil, deri nakli”
    Siz “Ameliyat yapamayız” dediniz ama son günlerde ABD’de yüz nakli gündemde.
    Çalışmalar yapılıyor. Herhalde ameliyat da yapılır. Yüz nakli teknik olarak hiç de o kadar problemli bir iş değil. Mikro cerrahi tekniği ile tecrübesi olan her ekip tarafından yapılabilir. Ki ben seneler evvel başlamıştım. Almanya’da bir ayak baş parmağını el başparmağına transfer ettim, 25 sene evvel. Biz bu doku naklini hep yapıyoruz ama insanın kendi organını kendisine naklediyoruz. Teknik aynı. Şimdi yapılacak iş deri nakli, yüz nakli değil. Yabancı bir yüz değil, yabancı bir deri…

    Madem bu bir deri nakli, neden hastanın vücudundan deri alıp yüze nakletmiyorlar da bir kadavranın yüz derisini naklediyorlar?
    Diğer deri ince olduğu için. Burada yapılacak işlem şöyle. Hastanın yüzündeki deri yüzülecek tamamen ve başka bir insandan, derinin altındaki tabakayı da koruyarak kalın bir deri ve deri alt dokusu alınacak. Besleyen damarlarla birlikte…

    Ama nakil yapılan hastanın bir şekilde burnu, gözü var… O zaman nakledilen yüzün aynısı olmayacak, yine kendi yüzü mü olacak?
    Ne o olacak ne de öteki. Kemik yapınız değişmediği için sizin yüzünüzün kemik yapısı olacak. Onun yüzüne sahip olamazsınız. Ama kendi yüzünüzü de koruyamazsınız çünkü kalın bir doku nakledilecek yüzünüze. Daha önemlisi bağışıklık sistemi problemleri. O yüzün tutmadığını düşünün. Her şeye, bulunduğunuz ilk noktanın bile gerisinden başlamanız gerek. Yüz nakli denince filmler akla geliyor. Nicolas Cage ile John Travolta’nın filmi “Yüz Yüze”… Bunlar hayaldir.

    Yüz kötü durumdaysa, bu riske değebilir.
    Bu işi yaptıracak insanın, ben nasılsa böyle yaşayamıyorum demesi lazım. Bunun için ideal hasta ölmek isteyen bir hastadır. Ama çok çok enteresandır, ben yanık konusunda tecrübeliyim, çok nadirdir yanıklardan dolayı intihar etmiş hasta. Dersiniz ki böyle nasıl yaşanır. Ama enteresandır, mücadele ederler.

    “En iyi popo Brezilya’da yapılır”
    “Extreme Makeover” programını izliyor musunuz? Orada çok değiştiriyorlar insanları. Diş, burun, göz, göğüs…
    Zaten en büyük değişikliği burnu değiştirerek yaparsınız. İstedikten sonra her insanı değiştirebilirsiniz. O program biraz Amerikanvari. Hiçbir imkanı olmayan bir insanı prenses gibi yapıyorsunuz. Sonra o güzelliğiyle yine köyüne, eski yaşamına dönüyor. Psikolojik, sosyal problemleri başlıyor.

    “Extreme Makeover”da burunlar genellikle başarılı oluyor ama dişler yapay duruyor. Dişte Türkiye daha iyi sanki. Burun estetiğinde bir de Macaristan’ın çok iyi olduğu söyleniyor. Var mıdır böyle ülkeye göre özel alanlar…
    Böyle bir şey yok. Doktoruna bağlıdır. Ama nerede iyi popo yapılıyor derseniz, Brezilya’da derim. Çünkü orada çok yapılıyor. Onlarda popo yaptırma merakı var. Orada çok yapıldığı için daha iyi yapıyorlardır. Aslında ülkeye değil, doktora bağlı.

    “Medya bizi kuaför haline getiriyor”
    Şimdi bir de estetik turizmi başladı.
    O hiç etik değil. Biz gelen hastayı iyice dinledikten, ince eleyip sık dokuduktan sonra, onunla bir takım olduktan sonra ameliyat yapıyoruz. Şimdi bu iş 10 günlük turlarda yapılıyor. Bunlar çok kötü gelişmeler. Hastanın yaptırmaması, doktorun yapmaması lazım. Biz doktoruz ama bazen medya tarafından kuaför haline getiriliyoruz.

    Bazı estetikli kadınlar çok komik görünüyorlar. Kadın 60 yaşında ama göğüsleri 20′lerinde, tuhaf oluyor.
    Siz önce memeyi çok problemli görürsünüz. Önce memeyi yaptırırsınız. Ama karın da sarkmıştır. Bu defa karın çok kötü görünür. Eğer memeyi yaptırınca paranız biterse ve karnı yaptıramazsanız yine mutsuz olursunuz. Hasta güzel memesi olmasına rağmen yine mutsuzdur, çünkü yarımdır. Ben böyle hastalara bunu anlatırım. Memeniz çok güzel olacak ama paranız gerisine yetmeyecekse yaptırmayın derim. Çünkü memelerin çok güzel olması yetmez, aksine aradaki fark daha göze batar. Güzellik uyumdur. Uyum önemli. Güzellik belli ölçüler değildir ki. Sizin verdiğiniz ışıktır, enerjidir.

    Bilmeniz gereken en önemli şey, mümkün olduğunca ince çizgilerle çizilmesinin gözü daha güzel göstereceğidir

    Siyah göz kalemi, siyah saçlı, esmer tenli bayanlar için çok uygundur. Esmerler dışındaki bayanlarda bu renkte bir göz kalemi ve eyeliner çok koyu sayılabilir. Beyaz tenli kadınlar yumuşak kahverengi ya da gri tonlarını tercih etmelidirler. Gece ise, göze sürülen fara uyan renkli bir kalem tercih edilmelidir.

    Eyeliner’ı çok ince uçlu bir fırçayla sürmek güzel bir görüntü oluşturacaktır. Eğer eyeliner sürmeyi bir türlü beceremiyorsanız işte size bir öneri. Mümkün olduğunca aşağıya doğru bakın ve elinizle gerdiğiniz üst gözkapağınızdaki kirpiklerin dibine mümkün olduğunca yakın bir çizgi çekin. Bu çizgi göz kuyruğunda sona ermeli, dışa doğru uzamamalıdır. Alt gözkapağına kesin bir çizgi çizmek istemiyorsanız, buraya eyeliner’la yanyana noktalar yapın veya eğrilemesine kısa kısa çizgiler çizin. Bazen gözün üst kapağındaki kirpiklerin altına çizgi çizilmesi de hoş bir görünüm kazandırır. Bunun da yine ince ve düzgün olmasına dikkat edin.

    Sigara, kafein ve kozmetik kullanımını en aza indirin, günde 8-10 bardak su için. Bunlar sadece başlangıç; sağlıklı cildin tüm sırları bu yazıda…

    TAYLAN KÜMELİ / bir kibrit kutusu lezzet

    Bedenimizin en önemli koruyucu organı deridir. Bizi mikroplardan, enfeksiyon ve alerjik şoklardan korur. Bunun yanı sıra deri, bedenin su, tuz ve organik madde kaybını önleyen, kullanılmış besin maddeleri ile suyun atılmasını sağlayan dört önemli organdan biridir. Bedenden atılması gereken maddelerin dörtte birini atmakla görevli olan derinin işlevlerindeki herhangi bir aksaklık, öteki dışkılama organlarını (böbrek, akciğer, bağırsak) olumsuz etkileyebilir.

    Neden ‘içsel’
    Pek çok kişiye büyük sıkıntılar yaşatan deri hastalıkları genellikle içsel problemlerden kaynaklanır. Derimiz, bizimle dünya arasında köprü görevini üstlenir, işte bu yüzden yaşamımızdaki uyumsuzlukları, genellikle derimiz dışa yansıtır. Bu uyumsuzluklar fiziksel veya genetik kökenli olabileceği gibi karaciğere, böbreklere, dolaşım sistemine veya öteki beden sistemlerine odaklanmış da olabilir.

    İşte yararlı bitkiler
    Deri hastalıkları, çeşitli iç hastalıklarının bir dışavurumu olduğu için tedavisinde de pek çok bitki kullanılabilir, ama bunların arasında öncelikle anılması gereken bazı özel bitkiler vardır.
    En çok kullanılan yara iyileştirici bitkiler: Sinirliot, aynısafa, atkuyruğu, civanperçemi, arslanpençesi, sarıkantaron, karakafesotu, yoğurtotu (yapışkanotu), mayıspapatyası, ısırganotu, ceviz yaprağı ve meşe kabuğudur.
    Bitkiler tek tek ya da bir arada harmanlanarak, 2-3 haftalık çay kürü biçiminde kullanılabilir. Bunun için de yarım veya bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, soğutulmadan, aç karnına veya öğün aralarında içilir. Bu deride belirgin düzelmelere yol açacaktır. Ayrıca derisi duyarlı ve sorunlu pek çok kimse, şeker ve dondurma, çikolata gibi yiyeceklerden uzak durmalıdır.

    Soruna göre vitamin
    Birçok deri hastalığının tedavisinde A vitamininden yararlanılır. Genellikle yüksek dozlar kullanılır. Akneli ya da derisi güneşe karşı çok duyarlı kişiler A vitamini desteği almalıdır. Bunun yanı sıra vitaminler ve cilde faydaları şöyle sıralanabilir:
    A Vitamini: Cildin mukus zarlarını korur ve kırışıklıklara engel olur.
    B Vitamini: B2 vitamini burun ve üst dudak arasındaki maymun çizgisi denen dikey çizgilerin oluşumunu engeller.
    C Vitamini: Kolajen oluşumu için önemlidir.
    E Vitamini: Stresin neden olduğu kırışıklıklar için etkilidir.
    Evening primrose oil: İçeriğinde linoleik asit vardır, sağlıklı cilt gelişimi için önemli rol oynar.
    Magnezyum: Kolajenden magnezyum kaçışını ve bunun neden olduğu kırışıklığı engeller.

    Sağlıklı bir deri için bu önerilere uyun!

  • Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmayın.
  • Günde en az 8-10 bardak su için.
  • Sigaradan ve içilen ortamlardan uzak durun.
  • Alkol ve kafein tüketmekten kaçının.
  • Çok makyaj malzemesi kullanmayın.
  • Hayatınızdaki stres faktörleri ile mücadele edin ve rahatlamayı öğrenin.
  • Düzenli olarak spor yapın.
  • Florlu sulardan içmeyin.
  • Saunaya girin.
  • C ve E vitamini içeren kremler kullanın.
  • Bulunduğunuz ortamdaki havanın nemli olmasını sağlayın.
  • Demir yönünden zengin gıdalar tüketin. (Kabak, buğday, ciğer, yumurta, badem, kuru üzüm, yulaf ve mercimek)
  • C vitamini içeren gıdalar tüketin. (Kırmızı biber, portakal, greyfurt, limon, kavun ve domates gibi…)
  • Mineral içeren mantar, ciğer, somon arpa ve muz gibi besinler tüketin.
  • Magnezyum içeriği zengin, badem, yulaf, arpa, peynir, tuna balığı, patates, mısır ve içeriğinde E vitamini zengin, çekirdek, brokoli, ıspanak tüketin.
  • A vitamini açısından zengin, yumurta, süt, peynir, yoğurt, balık, karides, tavuk eti gibi besinler tüketin.
  • Aloe vera
    Halk arasında ’sarısabır’ olarak da bilinen ‘aloe vera’, çeşitli hastalık ve cilt sorunlarına karşı kullanılan bir bitkidir. Özellikle epitel doku ve bağışıklık sistemi için faydalıdır. Mide ülseri, sindirim rahatsızlıkları, kabızlık, ishal, hemoroit, zihinsel yorgunluk, migren, akne, kireçlenme, egzama, sedef, mantar, böcek sokmaları, güneş ve cilt yanıklarına iyi gelir.

    Gittikçe ağırlaşan makyaj çantalarına el atma zamanı çoktan geldi. Yapmamız gereken içindekileri bir masaya boşaltmak ve içlerinden yalnızca beş tanesini seçip çantaya geri koymak.

    1.Rimel:

    Sabah sürdüğün rimelden gün içinde ne kadarı kalabilir ki? Bu yüzden olmazsa olmazların ilki rimel. Gün içinde yapacağın küçük bir rötuş gözlerine canlılık katacaktır.

    2.Ruj:

    Özellikle kış aylarında kuruyan dudaklarımızı nemlendirmesi için sıksık ruj kullanırız. Aplikatörle uygulanan sıvı rujları tercih edebilrisin. Hem dudağının nemlilik süresini uzatır hem de aplikatörle dudak çevreni rahatça belirlersin.

    3.Pudra:

    Doğru seçilmiş kaliteli bir pudra pürüzsüz görünen bir cildin vazgeçilmezidir! Kış aylarında kuruyan cildinin üzerinde pul pul bir görüntü olmasını istemiyorsan toz pudra kullanmamalısın. Olabildiğince kompakt, kremsi ya da süngeri ıslattığında fondöten kıvamına gelen pudraları tercih edebilirsin.

    4.Nemlendirici:

    Yaz aylarında pudradan önce en faydalı makyaj altı bazı nemlendiricidir. Cilt tipimize uygun nemlendiricimizi bütün kış yanımızdan ayırmamalıyız. Üzerine süreceğin pudranın rengini kuvvetlendirmek ve daha pürüzsüz bir görüntü vermek için ten rengindeki nemlendiricileri deneyebilirsin.

    5.Allık:

    Cildin pul pul olmaması için kremsi allıklar kullanabilirsin. Eğer iki farklı rengin olduğu allıklardan kullanıyorsan diğer rengi de gözlerinin üzerine far olarak uygulayabilirsin. Parfümerilerde hem ruj, hem allık, hem de far olarak kullanılabilen ürünler satılmaktadır. Bunlar çok amaçlı olması bakımından son derece pratiktir.

    Kaynak: e-kolay.net \ kadin

    SAYFA 5 « İlk...«23456»
    Sağlık Estetik