elektrofizyoloji
elektrofizyoloji
Hücre, doku, organ ve tüm organizma düzeylerinde gerçekleşen elektriksel olayları inceleyen fizyoloji dalı.
L. Galvani’nin ilk deneyleri her ne kadar yaklaşık 1780′lerde başlamışsa da, canlı organizmalardaki elektriksel olayların sistemli bir biçimde incelenmesi 20. yüzyıl başlarında önem kazanmıştır. Elektrofizyoloji, başka hiçbir bilim dalında görülmedik bir biçimde teknolojik gelişmelerden etkilenir. Bu alanda son derece duyarlı yükselteçler (amplifikatör), mikroskopik boyuta varabilen (0,2 ) elektrotlar gibi çok sayıda elektronik alet kullanılır. Hücre etkinliği sırasında açığa çıkan elektrik potansiyeli 70-90 mV gibi çok düşük düzeylerde olması nedeniyle elektrofizyolojik incelemede son derece duyarlı ve karmaşık yapıda aletler gereklidir. Hücrenin elektriksel etkinliğinin incelenmesinde, incelenen hücrenin boyutu da dikkate alınmalıdır. Alyuvar hücresinin çapı yaklaşık 7 u. olarak kabul edilirse, sinir lifinin çapı 1-20 u, arasında, sinir hücresininki 10-150 u, arasındadır. Bu nedenle, çok küçük potansiyellerin kaydedilebilmesi için mikroelektrotlarm kullanılması gereklidir. Mikroelektrotlar iletken tuzlu bir eriyiğe batırılmış, genellikle son derece ince uçlu küçük pipetlerden oluşur. Hücre yüzeyine, hatta hücre içine yerleştirilebilen bu elektrotlar hücre içi potansiyellerinin belirlenmesini sağlar. Bu yöntemle kas lifi, sinir lifi ya da in vitro kültür hücrelerindeki potansiyeller kaydedilebilir. Elektrofizyolojide kullanılan aletler arasında en duyarlı olanı katot ışınlı osiloskoptur. Osiloskopun ekranında hücre zarı potansiyellideki değişiklikler zamana bağlı olarak görüntülenir.
Kullanılan tüm bu tekniklerle hücrenin, sinir liflerinin, sinirsel bağlantı yerlerinin, yani sinir uyarısının iletildiği noktaların nasıl çalıştığı konusundaki bilgiler daha da genişletilmiştir. Örneğin bir sinir lifinin iki ayrı noktasında hücre zarı potansiyelinin kaydedilmesiyle uyarının lif boyunca yayılma hızı belirlenebilir. Benzer biçimde keskin tadı olan bir maddenin dil papillasında (memecik) yol açtığı potansiyel değişiklikleri de kaydedilebilir. Elektrofizyolojinin çalışma alanına giren bir başka konu da elektrikli bir aletin verdiği uyarıların hücre ve liflerde belirlediği yanıtların incelenmesidir. İncelenmekte olan dokuya belirli bir şiddet ve sürede verilen uyarının yol açtığı yanıtlar, o dokunun özellikleri hakkında önemli bilgiler sağlar. Örneğin hep-hiç kuralı işte bu çalışmaların bir ürünüdür. Bu kurala göre bir uyarının sinir lifi boyunca iletilebilmesi için eşik değeri olarak adlandırılan belirli bir değere ulaşması ve onu aşması gereklidir.
Bazı organların işlevleriyle bağıntılı elektriksel olayların tanı amacıyla incelenmesinden elektrokardiyografi, elektroensefalografi ve elektromiyografi gibi tanı yöntemleri doğmuştur. Organlarda görülen patolojilerin, organın elektriksel etkinliğinde değişikliğe yol açtığı gerçeğine dayanan bu yöntemler hastalıkların tanısında son derece yararlı bilgiler sağlar.
Bu yazı daha önce 28 defa okunmuştur
Etiketler: elektrofizyoloji nedir, elektrofizyoloji tedavi, elektrofizyoloji testlerTarih 20 Aralık 2009 – 15:52