Ülser de günümüzde sık rastlanan bir hastalıktır. Onikiparmak bağırsağında (duodenum) görülen ülser, mide ülserinden daha fazladır. İkisinin de sebebi tam bilinmemekle beraber; yaşadığı ortama uyum sağlayamayan hassas kimselerde, işi aşırı yorgunluk verenlerde, alkol tüketenlerde, aspirin ve benzeri ağrı kesici ilaçları fazla kullananlarda ülsere sık rastlandığı da bir gerçektir.
Belirtileri:
* Ağrı hemen yemeklerden sonra görülür ve hasta aç olduğu zaman kendisini daha iyi hissederse “mide ülseri”nden şüphe edilmelidir.
* Eğer ağrı yemeklerden belirli bir zaman sonra ve aç iken de hissedilir ise; bu durumda “onikiparmak bağırsağı ülseri” mevzu bahistir. Aç karnına ağrı geldiği zaman birşeyler yeyince geçer. Sabah aç karnına iken ağrı duyulmaz.
Ne Yapmalı?
* İlaç tedavisinin yanısıra diyet uygulanır.
* Alkol ve sigara kesinlikle terkedilmeli; sinir gerginliği yapan hadiselerden uzak durmalıdır.

Dikkat: Evlerdeki ecza dolapları, eskimiş veya yarım bırakılmış ilaçların rastgele doldurulduğu bir kutu olmamalıdır. Anne için doktor tarafından verilen bir ilaç, aynı maksatla babaya veya çocuklara verilemez. Kime, nasıl bir ilaç verileceğine ancak doktor karar verebilir. Prospektüsü kaybolmuş, kullanma tarihi geçmiş, herhangi bir sebeple yarım bırakılmış ilaçları asla ecza dolabına koymayınız. Hele sağa sola hiç koymayınız. Bir işinize yaramayacağına göre çöpe atıp evden uzaklaştırınız.
ECZA DOLABINDA NELER BULUNMALI?
Bir kaza sırasında, doktor yetişinceye kadar, kazanın meydana getirdiği zararı en aza indirmek veya gecikme sonucu vuku bulması mümkün tehlikeleri bertaraf etmek için yapabileceğimiz ilk müdahaleler gerçekten çok önemlidir. Bu müdahalelerin neler olabileceği, kazanın cinsi ve şekline göre, ayrı ayrı yeri geldikçe anlaşılır bir dille izah edilmiştir.
Şimdi, ilk yardım sırasında kullanmak üzere dolabımızda bulunması gereken ilaç ve malzemeyi sıralayalım:
* Amonyak (100 cc. lik bir şişede)
* Hind yağı (mushil olarak, 200 cc. lik bir şişede)
* Karbonat veya karbonatlı su (antiseptik madde olarak, 200 cc. lik bir şişede)
* İpeka şurubu (kusturucu olarak, 200 cc. lik bir şişede)
* Tentürdiyot (dezenfektan olarak % 2 lik eriyiği, 100 cc. lik bir şişede)
* Lastik torba (yarayı soğuk veya sıcak tutmak için)
* El feneri (göze, kulağa veya nefes yoluna kaçmış cisimleri görebilmek için)
* Dereceli kap (dezenfektan eriyikleri oranına göre hazırlayabilmek için kullanılan cc. ölçekli cam kap)
* Çeşitli yara ve yanık merhemleri
* Damlalık
* Vücut ateşini ölçmek için derece
* Aspirin (bir kutu)
* Diş ağrısını dindirici ilaç
* Ateş düşürücü şurup veya fitiller
* Makas (gaz bezi ve sargı bezi kesmek için)
* Değişik büyüklükte üç adet pens (büyük cımbız)
* Bir kutu çengelli iğne
* Değişik ebatlarda hazır gaz ve sargı bezleri
* Değişik ebatlarda flasterler (yara bantları)
NOT: Şişeler içinde sakladığınız sıvı ilaçları ve dezenfektan maddeleri mutlaka şişe üzerine yapıştırdığınız etiketlerle belli ediniz. Yani her şişenin üzerine bir etiket yapıştırıp etikete şişedeki maddenin adını yazınız.

Suçiçeği, virusların neden olduğu bir bulaşıcı hastalıktır. Daha çok okul çağında görülmekle birlikte, her yaşta görülebilir. En iyi bilinen bulgusu, döküntüdür. Döküntü, başda ve sırtta başlar, 3-4 gün içinde hızla yayılarak tüm vücudu kaplayabilir. Döküntünün 3 evresi vardır:

·     Önce küçük kırmızı, kaşıntılı kabarcıklar oluşur,

·     Ardından her bir kabarcığın içi şeffaf bir sıvıyla dolar,

·     Kabarcıklar büyür, kabuklanır ve dökülür.

Her bir kabarcığın kabuğu dökülene kadar çocuk bulaştırıcıdır, bu da, döküntünün başlangıcından itibaren yaklaşık 10 günlük bir süreye tekabül eder.Döküntünün, saçlı deride, ağız içinde ve genital organlarda da çıkması, çocuğu çok rahatsız edebilir.Döküntü dışındaki bulguları şöyle sıralayabiliriz: ateş, hafif başağrısı, iştahta azalma, halsizlik. Kimi çocuklarda suçiçeği çok hafif seyreder, ve hastalık süresince çocuk kendini çok iyi hisseder.

Suçiçeği olan çocuğa nasıl bir bakım gereklidir?

Kaşıntının önlenmesi: Kaşıntı, özellikle akşamları artar ve çocuğu en çok rahatsız eden bulgudur. Yaşına uygun bir anti-histaminikle belirgin rahatlama sağlanabilir. (benadryl, tavegyl, atarax, zyrtec gibi ilaçlardan doktorun seçeceği biri)

Losyon kullanımı: Kaşıntının önlenmesinde yarar sağlarlar.

Ateş kontrolü:İlk seçilecek ilaç, çocuğun kilosuna göre parasetamoldür (calpol, termalgine, tylol, tamol vb) Aspirin suçiçeğinde kesinlikle kullanılmamalıdır.

Yeterli sıvı verilmesi: İştah azalmasına bağlı olarak su kaybı olabilir. Bunu önlemek için,çocuk olabildiğince sıvı ağırlıklı hafif gıdalarla beslenmelidir. Acılı, baharatlı yiyecekler ve karbonatlı içeceklerden kaçınılmalıdır. Çocuğu, ağrı kesici sonrasında ağrıları azaldıktan sonra beslemek daha kolaydır.

Döküntünün mikrop kapmasının önlenmesi: Öncelikle su dolu keseciklerin patlatılmasını önlemeye çalışmak gerekir. Küçük çocuklarda geceleri pamuklu eldiven giydirmek yararlı olabilir. Suçiçeği döküntüsü, ciltte 6-12 ayda kaybolan koyu renk bir iz bırakır. Yeterli özen gösterilmeyen ve mikrop alan kabarcıklar, kalıcı iz bırakabilir.

Kıyafet: Hafif giydirmek ve sık kıyafet değiştirmek, çocuğu rahatlatır.

Bulaşıcılık:suçiçeği, çok bulaşıcı bir hastalıktır. Öksürük ve yakın temasla, hava yoluyla bulaşır. Hastalık bulaştıktan 10-21 gün sonra belirtiler ortaya çıkar. Döküntüden 1-2 gün önce de, bulaştırıcılık başlar. Sağlıklı çocuklar, genelde suçiçeğini hafif atlatırlar. Nadir de olsa, menenjite varan ciddi komplikasyonlar görülebilir. Suçiçeğinin aşısı vardır, ve 12. Ayda tek doz aşı koruyuculuk için yeterlidir. Daha önceden suçiçeği geçirmemiş ve suçiçeği ile temas etmiş hamileler, kalp, böbrek, şeker hastalığı olanlar ve bağışık sistem hastalığı olanlar, temas sonrası hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar.

Ne zaman doktoru tekrar aramalı?

  • Döküntülerin etrafında kızarıklık, şişlik, hassasiyet, iltihaplanma olursa,
  • Dehidratasyon (su-kaybı) bulguları görülürse,
  • Dalgınlık, uykuya eğilim, kolayca uyandırılamama, halüsinasyonlar görülürse,
  • Ciddi başağrısı, ense sertliği/ağrısı ve sırt ağrısı başlarsa,
  • Tekrarlayan kusmalar olursa,
  • Çocuğa yeterli sıvı verilemezse,
  • Nefes alma güçlüğü, sık nefes alıp verme, göğüs ağrısı, hırıltılı nefes alma, şiddetli öksürük varlığında,
  • Dengesiz yürüyüş ve güçsüzlük/halsizlik gelişirse,
  • Ateş 4. gün hala düşmemişse,
  • Gözlerde kızarıklık, ağrı, görme bozukluğu olursa,
  • Çocuk hastalık başlangıcına göre daha “hasta” görünüyorsa.

Grip mevsimi geldi! Çevremizde bol bol hapşıran, aksıran, öksüren insanlar görmeye başladık bile. Aralık- Ocak ayına doğru, bu görüntüler daha da artacak hiç şüpheniz olmasın.Çözüm olarak, aklımıza ilk gelen grip aşısı oluyor. Peki, çocuğumuza grip aşısı yaptıralım mı? Cevabımız, aşağıda sıralayacağımız istisnalar dışında “hayır” olacak.

Kimlere grip aşısı yapılmalıdır?

Grip aşısı, 6 ayını doldurmuş olmak kaydıyla, aşağıdaki durumlarda yapılmalıdır:

  • Astım gibi süregen akciğer hastalığı olan çocuklara
  • Kalp ve kronik böbrek hastalığı olan, orak hücre anemisi adlı kan hastalığı olan çocuklara,
  • Şeker hastalığı olanlara,
  • AIDS virüsü taşıyanlara,
  • Aspirin tedavisi görenlere,
  • Bağışık sistemi zayıflatan ilaçları kullanmak zorunda olan çocuklara
  • Yukarda sıralanan sorunları olan çocuklarla sık sık birarada olanlara
  • Rutin takip sırasında geçirilen hastalıklar nedeniyle çocuk doktorunun aşı yapılmasını gerekli gördüğü çocuklara.

Yersiniosis bağırsaklarda görülen ve genellikle ciddi zehirlenmelere yol açan nadir bir bakteriyel enfeksiyondur. Hastalığın belirtileri bazı durumlarda akut apandisit ile karıştırılabilir.

Nedenleri

Yersinio isimli bakterinin neden olduğu bu enfeksiyon, genellikle bakterinin bulunduğu özellikle çiğ veya az pişmiş domuz ürünlerinin tüketilmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca pastörize edilmemiş süt veya bakterilerin bulaştığı suların içilmesi de zehirlenme nedenleri arasında yer alır. Enfeksiyonun görüldüğü hayvanlarla temas da hastalığa neden olabilir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Gerçekte dışarıdan gelen bir sesli uyaran olmadan hastanın ses algılamasına kulak çınlaması (tinnitus) denir. Bu ses değişik tonlarda ve özelliklerde olabilir. Hastalar kimi zaman bir çınlama,kimi zaman uğultu, rüzgar sesi veya bir makinenin çalışma sesi gibi tarif edebilirler. Bunların hepsine birden tinnitus adı verilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »