Ülser, mide veya onikiparmak bağırsağında yara oluşması anlamına geliyor. Onikiparmak bağırsağı mideden hemen sonra gelen kısım. Bunların boyutları birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebiliyor DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Korunmak için, meyve ve sebze bahçeleri hiç bir zaman lağım suları ilesulanmamalıdır. Lağım sularının, içme sularına karışmasıengellenmelidir. Yiyecek ve içecekler sinek, böcek ve fare giremeyecek yerlerde saklanmalıdır. Yemeklerden önce ve tuvaletten çıktıktan sonraeller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Reflü kelime anlamı olarak geriye kaçış demektir. Gastroözofageal reflü; mideden (gastro) yemek borusuna (özofagus) kaçışı gösterir. Çocuklarda da sıklıkla karşılaşılan bir sorun olmakla birlikte sitemizde genellikle erişkin hastalarla ilgili bilgiler verilecektir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Türk Dişhekimleri Birliği�nin �Dişhekimi İnsan Gücü Raporu�na göre, Türk insanı diş muayenesinde oldukça gerilerde yer alıyor. Yaşamı boyunca diş hekimine bir kez dahi gitmemiş olanların oranı yüzde 12.5 olarak belirlenirken, son bir yılda diş hekimine gitmeyenlerin sayısı ise yüzde 47.11�i buluyor. Diş hekimine gitme sıklığı açısından Avrupa ile karşılaştırıldığında oldukça gerilerde kalan Türkiye�de, insanların yılda bir kez dahi diş hekimine gitmedikleri görülüyor. Türkiye�deki oran 0.7 iken, Avrupalı�da bu oran 5�e çıkıyor. Yani Avrupalı ortalama olarak yılda 5 kere dişlerini muayene ettiriyor. Türkiye’de bir dişhekimine 3 bin, Yunanistan’da 908 kişi düşüyor!Yine rapora göre Türkiye�de bir diş hekimine 3 bin 428 kişi düşüyor. Diğer Avrupa ülkelerine bakıldığında ise, İspanya�da diş hekimi başına düşen nüfus 2 bin 667 iken, bu sayı Yunanistan�da 908�e düşüyor. Ayrıca Türkiye�de diş hekimlerinin özel kurumları tercih ettiği de dikkati çekiyor. Türkiye�de özelde çalışan diş hekimi sayısı 13 bin 596 olarak kayıtlardaki yerini alıyor. Türkiyedeki dişhekimlerinin yüzde 67’si 21-45 yaş arasıRaporda Türk diş hekimlerinin yaş profili de gözler önüne seriliyor. Buna göre 21-45 yaş arası diş hekimi sayısı yüzde 67.12 iken, 45-55 yaş arası diş hekimi sayısı yüzde 17.59, 55-66 yaş arası diş hekimi sayısı 12.8, 65 yaş ve üstü diş hekimi sayısı ise 2.48 olarak belirleniyor. Türkiye�de nüfus artış oranlarıyla diş hekimi artış oranları karşılaştırldığında ise diş hekimlerindeki fazla artış göze çarpıyor. Raporda, 1993-1999 yılları arasında nüfusun yüzde 1.8 arttığı buna karşın diş hekimlerindeki artışın ise yüzde 4.14 olduğu belirtiliyor. 2000-2006 yıllarındaki artışa bakıldığında ise nüfus yüzde 1.42 artarken, diş hekimindeki artış oranı ise yüzde 6.08�i buluyor. �İnsan gücü planlaması ihtiyaca göre yapılmalı”Türk Dişhekimleri Birliği başkanı Celal Korkut Yıldırım, yayınladıkları �Dişhekimi İnsan Gücü Raporu�na ilişkin ANKA�ya yaptığı değerlendirmede, insan gücü planlamasında nüfus kriterinin yanı sıra toplumun ihtiyacı, hizmete olan talep, hastalıkların seyri ve hastalık çeşitleri gibi kriterin de göz önüne alınması gerektiğini savundu. TDB Başkanı şunları söyledi:
�Bu bakış açısı ile ülkemizdeki hizmet kullanımı ile Avrupa ülkeleri karşılaştırıldığında dişhekimi ihtiyacının planlı ve programlı yapılmasının bilimsel anlayışın olmazsa olmazı olduğu görülecektir. Aksi uygulamalar ülke kaynakların verimsiz kullanılmasıdır ki; bu durumdan ülke ve halkımız kaybeder. Türkiye ile benzer ekonomik göstergelere sahip ülkelerin sağlık göstergeleri ve demografik yapıları kıyaslandığında ülkemizin sağlık göstergeleri oldukça düşük kalmaktadır. Ülkemizin genel sağlığa ayırdığı payın yüzde 5, diş hekimine gitme sıklığının 0.7 olarak devam ettiği, nüfusun yüzde 1.24 artışına karşılık mezun diş hekimi sayısının yüzde 6 oranında arttığı sürece; mevcut fakülte mezunlarıyla bile diş hekimi sayısı ülke ihtiyacının üstünde olacaktır. Bu koşullarda yeni diş hekimliği fakültelerinin açılması, işsiz diş hekimlerine yenileri ekleyecektir.

Henüz dünyada da yeni uygulanan yöntemle kişi, işlemden 15 dakika sonra günlük hayatına geri dönebiliyor

AYŞEGÜL AYDOĞAN

Şaşılık tedavisinden spastik çocuklara, sinirsel kas hastalıklarından aşırı terlemeye kadar tıbbın birçok alanında kullanılan, estetikte ise çığır açan botoks, artık meme ve burun ucu kaldırmada da uygulanmaya başladı. Botoks ile burun ucu ve göğüs kaldırma çalışmalarına başlayan Avrupa Estetik ve Kozmetik Dermatoloji Derneği’nin (ESCAD) Etik Komite Başkanı Dr. Erçin Özüntürk, botoksun estetik müdahale yapmadan ve dolgu maddesi kullanmadan sarkık memeyi kaldırabilme özelliğinin olduğunu belirtiyor.
Henüz dünyada da uygulaması yeni olan botoks ile meme kaldırmayı üç vakada uyguladığını anlatan Özüntürk, botoks işleminden 15 dakika sonra kişinin günlük hayatına geri dönebildiğini belirtiyor. Özüntürk, uygulamadan sonra hastanın yatar pozisyona geçmemesi ve başını aşağıya eğmemesi gerektiğini söylüyor. Botoksun etkisinin yaklaşık üç ay sürdüğünü, göğüslerin eski haline geldikten sonra tekrar tekrar yapılmasında hiçbir sakınca bulunmadığını anlatan Özüntürk, yöntemin tek olumsuz yönünü “meme ucunun yana kayması” olarak ifade ediyor.
Kasım ayında Floransa’da düzenlenecek Avrupa Dermato-Veronoloji Derneği Kongresi’nde, botoksun estetik amaçlı yeni uygulamaları hakkında bir sunum yapacak olan Özüntürk “Botoks ile kaşları kaldırdığımıza göre burunu ve memeyi de kaldırabilir miyiz noktasından hareketle bu alanlarda kullanımı gündeme geldi” diyor.

Meme kanseri cerrahisinin değişen yüzü

Meme kanseri vakalarında artık meme koruyucu cerrahi uygulanıyor. Ameliyat sonrası hastanın fiziksel ve psikolojik yakınmalarına çözüm bulunuyor
Meme kanserin tedavisinde başvurulan
ameliyatlar günümüzde giderek “minimalize” oluyor. Böylelikle ameliyatın getirdiği yan etkilerin azaltılması ve ameliyat sonrasının hasta açısından daha konforlu geçmesi sağlanıyor. Eskiden memenin alınmasıyla ve koltuk altının adeta boşaltılmasıyla sonuçlanan bu ameliyatlarda artık genellikle memedeki tümörün alınması esas. Bunun yanında uygulanan özel tekniklerle koltuk altının durumunu gösteren merkezi lenf bezi bulunarak koltuk altı lenf bezlerinin çıkartılıp çıkartılmayacağına karar veriliyor. İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Dr. Oktar Asoğlu’yla yeni ameliyatların hastaya getirdiği kolaylıkları konuştuk…

“Memenin alınmasına yüzde 15-20 vakada rastlanıyor ancak”
Meme kanseri cerrahisinde bugün gelinen nokta nedir?
Meme koruyucu cerrahinin uygulanması deneyimli merkezlerde yüzde 70-80′leri buluyor. Artık memenin alınmasına ancak yüzde 15-20 vakada rastlanıyor.

Her hastanın hemen ameliyat olması gerekmiyor değil mi?
Eğer memede cilt tutulumu varsa (deri üzerinde belirtileri başlamışsa), tümör çok büyük veya koltuk altında oldukça büyümüş ve hareket etmeyen lenf nodülleri varsa bunlar ileri evre bir tümör kabul edilerek başlangıç olarak kemoterapi uygulanır. Ameliyat öncesi kemoterapi uygulanan hastalar, direkt cerrahi uygulanan hastalardan sağkalım açısından çok daha iyi seyrediyorlar.

Saptanan kitlenin büyüklüğü önemli mi?
Kesinlikle. Çünkü kitlenin boyutu arttıkça lenf bezinin tutulumu artıyor ki bu da hastalığın evresini etkiliyor.