Çok sık sorulan sorulardan birisi de, “Bebeğim ne zaman yürüyecek?” sorusudur.
Bunu kimse önceden söyleyemez. Bir çocuk 9 aylık iken yürüyorken, başka birisi 14 aylık oluncaya kadar emeklemeye devam edebilir. Yeni yürüyen bebeği seyretmek çok zevklidir. Tombul ayakları henüz yağlı doku içerdikleri için ayak parmakları şirin bir görünüm yaratmaktadır. Bazı bebeklerin bacakları içe ya da dışa eğimlidir ve bebek yürürken paytak bir görünüm ortaya çıkar. Bu çarpıklıklar normaldir ve kendiliğinden geçer.
Yeni yürüyen bebeğinizin hemen başarılı olmasını beklemeyin. 1 yaşındaki bebeğiniz odanın içinde 1 dakika kadar yürüdükten sonra, bir başka defa yüzükoyun düşebilir. Düşmeler başlangıçta genellikle çok rastlanan olaylardır ve bebeğe gerçekten zarar vereni çok azdır. Düşmeler, yürümeyi öğrenmenin bir parçasıdır.
Bununla beraber, anne baba için düşmeler, meydana gelebilecek olayları işaret eden sinyallerdir. Birkaç hafta önce hareket kabiliyeti sınırlı olan bebek, artık istediği her yere gitmeye kabiliyeti olduğunu keşfetmiştir. Küçük “kaşif’ 18 aylık oluncaya kadar elinizden tutarak merdivenleri çıkabilir; 20 aylık olduğunda merdivenlerden aşağıya sizin elinizden tutmak koşuluyla inebilir. 24 aylık olduğunda, tedbirli anne babalar tarafından merdiven inişine ve çıkışına emniyet kapıları gibi önlemler yerleştirilmediği sürece, bebeğe mani olmak mümkün değildir.

Eller

Üst ekstremitelerin bir kısmının ya da tamamının doğumdan (konjenital olarak) eksik olması, alt ekstremitelerin kısmen eksik olmasından daha yaygın bir sorundur. Doğan bir çocuğun yalnızca bir parmağının bir kısmı eksik olabileceği gibi tüm bir kolu da gelişmemiş olabilir.

Tek elli olarak doğan bir bebek olabildiğince çabuk özel bir uzmanlık biriminde kontrolden geçirilmelidir. Bebek oturabilmeye başladıktan sonra uygun bir protez takılmak suretiyle çocuğun, iki eli varmış gibi yaşamasına olanak sağlanabilir. Protez takılmasında gecikilirse çocuk yeniden değiştirilmesi olanaksız olan tek elle yaşama modeli geliştirecektir.


 

Tıp terminolojisinde “polidaktili” olarak anılan olgu, çoğunlukla elde fazladan bir küçük parmak ya da başparmak varlığı şeklinde orta-ya çıkan çok parmaklılık durumudur. Bu kusur siyahi bebeklerde daha yaygın görülmektedir. Genellikle altıncı parmak deri ve yumuşak dokudan oluşur ve kolayca kesilir atılabilir. Ancak, fazla parmak kemik ya da kıkırdak içeriyorsa, komşu yapılar üzerinde bir ameliyat gerekli olabilir ki bu işlemin bebek birkaç aylık olduktan sonra gerçekleştirilmesi uygun olur.

El parmaklarında görülen “sindaktili”, yani parmakların birbirine yapışık olması durumun-da en iyi çözüm, ayak parmaklarındaki sindaktiliden farklı olarak cerrahi müdahaledir. El parmaklarındaki kemikler çeşitli uzunluklarda olduğundan, birleşmiş durumdaki parmakların eklemleri aynı hizada bulunmazlar ve bu nedenle parmakların kullanılması daha güç olur. Ameliyat yapılmazsa çocuk parmaklarını hiçbir zaman rahatça kullanmayı başaramayacaktır.

“Kumptodaktili”, bir ya da daha çok parma-gın kalıcı ve giderilemez şekilde fieksiyon (içeri bükülme) durumunda bulunmasıdır. Bu olgu genellikle doğuştan gelir ve en yaygın olarak küçük parmağı etkiler.

“Yumru el” olarak anılan kusur, radyusun (ön kolun, başparmak tarafında bulunan kemi-ği) ya da ulnanın (ön kolun karşı tarafında bulunan kemiklerden uzun olanı; dirsek kemiği) bulunmaması durumudur ve seyrek olarak görülür. Bu kusurun tedavisine, bebeklik döneminde yumuşak dokuların gerdirilmesi yoluyla başlanır. Sonra kemiğin yerine yerleştirilmesi için ameliyat gerekli olur. Ancak, yeni konumun korunması bir sorunu olarak ortaya çıkar. Çocukluk dönemi boyunca çok sayıda ameliyat yapılması gerekebilir.

Bu kusur daha yüksek bir kalp hastalığı ve kalp sorunları ensidansı (görülme oranı) ile ilişkilidir.


Ayaklar

Yeni doğan bebeğin ayakları, daha ileri yaştaki çocuklara oranla daha uzun ve daha ince olup, bilek ve ayak eklemleri de son derece esnektir. Ayaklar genellikle anormal biçimli gibi görünebilse de bu ufak sorunlar zamanla kendiliğinden ortadan kalkacağı için pek endişelenmeye gerek yoktur.

Ayak ya da bacağın “içe” ya da “dışa dönük” olması yaygın olarak karşılaşılan sorunlardır. Özellikle bebek yüzükoyun uyurken durum daha da belirginleşir. Bunlar genellikle konumla veya duruşla bağıntılı şekil bozuklukları (deformiteler) olup yaş ilerledikçe kendiliğin-den kaybolurlar. Tedavi gerektirmeleri nadiren söz konusu olur.

Ayak parmaklarında sindaktiii (ördek parmaklılık) genellikle yalnızca kozmetik bir sorun olarak kalır. Ameliyattan kalacak yara izleri ve kasılmış bölgeler, yapışık parmaklardan daha belirgin olarak göze çarpacaktır. sindaktilisinden farklı olarak, yapışık ayak parmakları genellikle işlevlerini normal olarak görürler.

Her 1000 doğumdan birinde görülen “yumru ayak” olgusu, ayağın olağan biçim ya da konuma


sahip bulunmadığı birçok konjential anomaliyi anlatan bir terimdir. Vakaların yaklaşık yüzde 95′inde ön ayak aşağıya ve içe doğru bükülmüş, taban kavsi (arcus plantaris) yükselmiş ve topuk içe dönmüş durumdadır. Bu, genellikle kendiliğinden düzelmeyen, hatta ısrarlı germe egzersizlerinin bile çözüm sağlamaya yetmediği bir kusurdur.

Erken tedavi elzemdir ve doğumdan sonra zaman kaybetmeden başlatılmalıdır. Ayaklar el ile normal konumlarına getirilerek sonra kalıp veya yapışkan bantlarla o durumda tutulur. Bu işlemler tedavinin ilk 2 haftası boyunca birkaç günde bir, sonra da 1 ile 2 haftalık aralıklarla yinelenir. Bu yöntem başarılı sonuç verirse da-ha sonra ortopedik düzeltici ayakkabılar yardımıyla bu konum korunabilir. Şayet bu yön-temle sorun çözülemezse, genellikle bebek 2-3 aylık olduğunda bir ameliyat yapılması gereke-bilir.

Düzeltilmiş bir yumru ayağın pozisyonu her ne kadar nispeten normal görünse de ayak hiçbir zaman tümüyle normal hatlara sahip olamayacak ve kusurun bulunduğu bacağın baldır kısmı, normal bacağın baldırından daha ince kalacaktır.

Yumru ayak problemi ile doğan çocuklar için tüm çocukluk dönemini kapsayacak bir ortopedik bakım gereklidir.

“Ayakta fazla parmaklılık”, uygun ayakkabı bulmayı güçleştirebilecek bir sorun olup genellikle cerrahi müdahale ile düzeltilebilmektedir. Ancak, yapılar kolayca ameliyat edilebilecek kadar olgunlaşmadan ameliyat uygulanmamalı, bununla birlikte ameliyat, çocuğun yürüme-ye ve ayakkabı giymeye başlamasından son-raya da kalmamalıdır.

Rahatlık ve güvenilirlik, yeni doğmuş bir bebeğin gardırobunun vazgeçilmez unsurları: ‘Unutmayınız ki, herhangi bir giyim malzemesinin gereğinden fazlasını satın almak hiç de ekonomik değildir. Bebeğinizin ne kadar da çabuk büyüdüğünü görmek doğrusu sizi çok şaşırtacaktır. Dolayısıyla, kural olarak, yeni doğmuş bebek giysilerine ya da küçük beden giysilere fazla itibar etmeyiniz. Olgunlaşmış gebelik neticesinde normal zamanında doğmuş bebeklerin 3 ila 6 aylık bebekler için yapılmış giysileri giymemesi için hiçbir neden yoktur. Bebeğinizi hastaneden eve getirdiğinizde ne tür giysiler giydirebileceğiniz konusunda aşağıdaki açıklamalar yardımcı olabilir. şüphesiz değişik mevsimler olabileceği dikkate alınmalıdır. Örgü gecelikler bebeğin gardırobunun esas parçasını teşkil eder. Bunlar genellikle alt taraflarında bağlama ipi ve bebeğin kendisini tırmalamaması için tek parmaklı eldivenleri olan giysilerdir. Bu tür bir giysiden bebeğin gardrobunda üç ya da dört tane olması yeterlidir. Bebek için streç giysiler çok rahattır ve gündüz ya da gece giydirilebilir. Genellikle polyester, terikoton ya da pamuktan yapılan bu tür giysiler, bebeğin bezinin rahatça değiştirilmesini mümkün kılan açılabilen bölüme sahiptirler.

 

Çamaşırlar ikiye ayrılın tepeden giydirilenler, kollardan geçirilenler. Kollardan gömlek gibi giydirilen çamaşırlar bebeğe daha kolay giydirildiği için daha çok tercih edilir. Hava çok soğuk olmadıkça, kısa kollu, orta beden çamaşır yeterlidir.Süeterler genellikle akrilikten yapılır ve bebek yatağından çıkarıldıktan sonra, özellikle soğuk havalarda, vücut ısısını korumak için kullanılır. Eğer bebeğinize süeter giydirirseniz, boğazının etrafının yeterince rahat olması gerektiğine ve düğmelerinin güvenli şekilde düğmelenmesine dikkat ediniz.Kışlık elbiseler, tulumlar ve pamuklu kaba kumaştan yapılmış giysiler soğuk bir iklimde bebeğinize giydirmeniz gereken giysilerdir. Tulum, bebeği omuzlarından ayaklarına kadar kapatan fermuarlı bir giysidir. Bu tür giysiler genellikle yumuşak, pamuklu ve su geçirmez malzemeden yapılırlar.Bebek soğuk bir havada dışarı çıkarılacaksa, bir başlık giydirilmesi gereklidir. Yazın, herhangi bir büyüklükte bir güneşlik ya da güneş şapkası takmalıdır.Ayakkabı giydirmek, yeni doğmuş bebekler için tavsiye edilmez. Patik ya da çoraplar bebeğin ayaklarını soğuk iklimlerde sıcak tutmak için tavsiye edilen giysilerdir.Yatak çarşafları olarak üç ila altı çarşaf kullanmalı, bir yatak koruma şiltesi kullanmalı ve iki ila üç adet nevresimli battaniye bulundurulmalıdır.Battaniyeler genellikle pamuk ya da polyesterden olmalıdır. Pamuk battaniyeler iyi ısı tutucu değildir, ama bebeğin üzerindekileri savurup atmasına engel olduğundan güvenlik açısından iyidirler.

Bazı anneler ve babalar bebeklerine fazla giysi giydirmeye eğilimlidirler. Bebeğe fazla giysi giydirmek iklim değişikliklerinde bebeğin bu değişikliklere adapte olmasını engelleyici olduğundan bebeğin kolayca soğuk almasına neden olabilir.

Soğuk ısırığı vücut dokularının donmasıyla oluşan bir rahatsızlıktır. En sık donan bölgeler eller, ayaklar, kulaklar ve özellikle burun uçlarıdır. Eller ve ayaklar vücudun uç noktalarıdır ve özellikle soğuktan dolayı dolaşım kısıtlandığında bu bölgelere giden kan miktarı iyice azalır. Kulaklar ise ince oldukları için fazla bir dolaşıma sahip değildirler burun ise genelde soğuktan iyi korunmaz. Vücudun ana bölgelerindeki ısıyı korumak için diğer bölgelere olan dolaşım neredeyse durma derecesinde kısıtlanabilir. Soğuk ayrıca damarları çevreleyen ve plazmanın damarın dışına çıkmasını önleyen endothelial hücrelere de zarar verir. Plazmanın kayıbı ise kanın damarın içinde pıhtılaşmasına ve dolaşımı daha da yavaşlatmasına neden olur. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Ayak sağlığının doğru ve kaliteli ayakkabı seçiminden başladığı göz önünde bulundurularak, böylesine özen isteyen bir işte maksimum hassaslık göstermek gerektiği belirtildi.

Ayakkabı Dünyası Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Akbacakoğlu, “Ayak sağlığının doğru ve kaliteli ayakkabı seçiminden başladığını göz önünde bulundurarak, böylesine özen isteyen bir işte maksimum hassaslık göstermek gerekir” dedi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Güzel ellere ve ayaklara sahip olmak için başta kullandığınız ürüne ve genel bakıma önem vermelisiniz.
Dış etkenlerden çok fazla zarar görmelerine rağmen el ve ayaklar en çok ihmal edilen organlar arasında yer alıyor. Oysa uzmanlar, el ve ayak bakımının hem sağlık hem de güzellik açısından çok önemli olduğunu söylüyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Ayaklar en önemli organlarımızdandır.bazen önemsemesek de bir çok hastalığın semptomlarını ayakta göstermektedir.Ayak çıbanı da önemli ayak rahatsızlıklarındandır.Ayakta çıban bir nevi mikroplanmadır.Ayakta bulunan ter bezleri ve kıl keseleri mikroplanmasıyla çıban oluşur.Çıban oluştuğu yerde kırmızı bir kabarıklık oluşur. Bu kabartı zamanla ağrı oluşturabilir sıkmadan dermatoloğa başvurarak yardım alabilirsiniz

Ofiste günde 10-12 saat boyunca durağan pozisyonlarda çalışan kişilerde sırt, boyun, bel, diz ve ellerde hareketsizlikten dolayı birçok sağlık sorunu ortaya çıktığı belirtildi.

Internatinal Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Aksoy, ofiste günde 10-12 saat boyunca durağan pozisyonlarda çalışan kişilerde sırt, boyun, bel, diz ve ellerde hareketsizlikten dolayı birçok sağlık sorunu ortaya çıktığını söyledi. Doç. Dr. Aksoy, “İşyerinde en sık yapılan yanlışlardan biriyse dizleri 90 derecelik açıyla tutarak oturmakö dedi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Ayak sağlığı, doğru ayakkabı seçimiyle başlıyor..

Ayakkabı Dünyası Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Akbacakoğlu, “Ayak sağlığının doğru ve kaliteli ayakkabı seçiminden başladığını göz önünde bulundurarak, böylesine özen isteyen bir işte maksimum hassaslık göstermek gerekir” dedi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Parmak arası terlikler, açık ayakkabılar… Hem giyebilmek için güzel ayaklar gerekiyor, hem de bunları giydikçe ayakların bakımı zorlaşıyor. Neyse ki günlük ve haftalık bakım ile ayaklarımızın güzelliğini ve sağlığını koruyabiliriz.


Aslı Çakır

Bu yazın ayakkabı modası belli. Yine açık ayakkabılar hatta mutlaka terlikler. Özellikle de parmak arası ve topuksuz olanlar. Gün boyu açık açık, ferap ferah dolaşıyoruz ama sonrasında tozdan, kirden pislenen, sertleşen ayaklara da merhaba demiş oluyoruz.
Peki bu dönemde ayaklarımıza gerçekten iyi bakmak için neler yapabiliriz? Şaşkınbakkal Diba Kuaför Salonu’ndan Nurhan Tekin pedikür ile ilgili şunları söylüyor: “Pedikürde ayakları yumuşatma, ponzalama, etleri temizleme, tırnakları törpüleme, nemlendirme ve istenirse cilalama işlemi yapılıyor. Ayrıca nasırlı ayaklarda nasırlar da yumuşatılıyor. Bir de bu aralar parfin bakımı moda. Bazen çok kalınlaşmış, deforme olmuş tabanları jilet uygulatmak isteyenler oluyor. Bu işlem zararlı çünkü ölü hücrelerle beraber ayağın ince derisini de alıyorsunuz.”
HER GÜN 10 DAKİKA MASAJ
Tabii ayak bakımı sadece haftada bir kuaföre gitmekle olmuyor. Yazın hem güzel hem sağlıklı ayaklarla dolaşabilmemiz için neler yapmamız gerektiğini Oriflame Kozmetik Güzellik Eğitimler Müdürü Şimal Yazıcı’dan öğreniyoruz: “Yaz aylarında giyilen açık ayakkabılar yüzünden havayla, tozla daha çık temasta olan ayaklar daha çabuk sertleşiyor. Parmak arası terliklerde ise eğer ayak çok öne kayıyor ve rahatsız oluyorsa bu terlikler parmak aralarını da sertleştirebiliyor.”
Şimal Yazıcı, her gün ayaklarımızı nemlendirici kremle masaj yaparak yumuşatmamız ve yüksek bir yere kaldırarak dinlendirmemiz gerektiğini belirtiyor.
Ayakların her gün ponzalanmısını ise doğru bulmuyor. Bunun yerine scrub diye geçen peeling ürünlerini kullanabileceğimizi söylüyor.
Deniz ve havuz kenarında geçirilen günler için de tavsiyelerde bulunuyor Yazıcı: “Yıkandıktan sonra parmak aralarının ıslak kalması mantar yapabilir. Aynı şey deniz, havuz kenarında da geçerlidir. Böyle yerlerde ayağı ıslak tutan plastik terliklerden kaçınmalıyız. Ve çıplak ayakla dolaşmamalıyız. Çünkü mikrop, mantar kapabiliriz. Ayrıca pudra da buraların ıslak kalmasını önler.” Terleyen ayaklar içinse ferahlatıcı spreyleri öneriyor Yazıcı.
Haftalık bakıma gelince… Ayaklarımızı 15 dakika suda dinlendirdikten sonra ponzalayıp, ölü hücrelerden kurtulabileceğimizi belirten Şimal Yazıcı, bu haftalık bakım için kuaföre gidenlere mutlaka kendi aletlerini kullanmalırını söylüyor.
Ayaklar her gün bizim tüm yükümüzü taşıyorlar. Bu yüzden onlara günde 10 dakika ayırmak çok da fazla olmasa gerek.

SAYFA 1 12»