Türk Dişhekimleri Birliği�nin �Dişhekimi İnsan Gücü Raporu�na göre, Türk insanı diş muayenesinde oldukça gerilerde yer alıyor. Yaşamı boyunca diş hekimine bir kez dahi gitmemiş olanların oranı yüzde 12.5 olarak belirlenirken, son bir yılda diş hekimine gitmeyenlerin sayısı ise yüzde 47.11�i buluyor. Diş hekimine gitme sıklığı açısından Avrupa ile karşılaştırıldığında oldukça gerilerde kalan Türkiye�de, insanların yılda bir kez dahi diş hekimine gitmedikleri görülüyor. Türkiye�deki oran 0.7 iken, Avrupalı�da bu oran 5�e çıkıyor. Yani Avrupalı ortalama olarak yılda 5 kere dişlerini muayene ettiriyor. Türkiye’de bir dişhekimine 3 bin, Yunanistan’da 908 kişi düşüyor!Yine rapora göre Türkiye�de bir diş hekimine 3 bin 428 kişi düşüyor. Diğer Avrupa ülkelerine bakıldığında ise, İspanya�da diş hekimi başına düşen nüfus 2 bin 667 iken, bu sayı Yunanistan�da 908�e düşüyor. Ayrıca Türkiye�de diş hekimlerinin özel kurumları tercih ettiği de dikkati çekiyor. Türkiye�de özelde çalışan diş hekimi sayısı 13 bin 596 olarak kayıtlardaki yerini alıyor. Türkiyedeki dişhekimlerinin yüzde 67’si 21-45 yaş arasıRaporda Türk diş hekimlerinin yaş profili de gözler önüne seriliyor. Buna göre 21-45 yaş arası diş hekimi sayısı yüzde 67.12 iken, 45-55 yaş arası diş hekimi sayısı yüzde 17.59, 55-66 yaş arası diş hekimi sayısı 12.8, 65 yaş ve üstü diş hekimi sayısı ise 2.48 olarak belirleniyor. Türkiye�de nüfus artış oranlarıyla diş hekimi artış oranları karşılaştırldığında ise diş hekimlerindeki fazla artış göze çarpıyor. Raporda, 1993-1999 yılları arasında nüfusun yüzde 1.8 arttığı buna karşın diş hekimlerindeki artışın ise yüzde 4.14 olduğu belirtiliyor. 2000-2006 yıllarındaki artışa bakıldığında ise nüfus yüzde 1.42 artarken, diş hekimindeki artış oranı ise yüzde 6.08�i buluyor. �İnsan gücü planlaması ihtiyaca göre yapılmalı”Türk Dişhekimleri Birliği başkanı Celal Korkut Yıldırım, yayınladıkları �Dişhekimi İnsan Gücü Raporu�na ilişkin ANKA�ya yaptığı değerlendirmede, insan gücü planlamasında nüfus kriterinin yanı sıra toplumun ihtiyacı, hizmete olan talep, hastalıkların seyri ve hastalık çeşitleri gibi kriterin de göz önüne alınması gerektiğini savundu. TDB Başkanı şunları söyledi:
�Bu bakış açısı ile ülkemizdeki hizmet kullanımı ile Avrupa ülkeleri karşılaştırıldığında dişhekimi ihtiyacının planlı ve programlı yapılmasının bilimsel anlayışın olmazsa olmazı olduğu görülecektir. Aksi uygulamalar ülke kaynakların verimsiz kullanılmasıdır ki; bu durumdan ülke ve halkımız kaybeder. Türkiye ile benzer ekonomik göstergelere sahip ülkelerin sağlık göstergeleri ve demografik yapıları kıyaslandığında ülkemizin sağlık göstergeleri oldukça düşük kalmaktadır. Ülkemizin genel sağlığa ayırdığı payın yüzde 5, diş hekimine gitme sıklığının 0.7 olarak devam ettiği, nüfusun yüzde 1.24 artışına karşılık mezun diş hekimi sayısının yüzde 6 oranında arttığı sürece; mevcut fakülte mezunlarıyla bile diş hekimi sayısı ülke ihtiyacının üstünde olacaktır. Bu koşullarda yeni diş hekimliği fakültelerinin açılması, işsiz diş hekimlerine yenileri ekleyecektir.

Parmak arası terlikler, açık ayakkabılar… Hem giyebilmek için güzel ayaklar gerekiyor, hem de bunları giydikçe ayakların bakımı zorlaşıyor. Neyse ki günlük ve haftalık bakım ile ayaklarımızın güzelliğini ve sağlığını koruyabiliriz.


Aslı Çakır

Bu yazın ayakkabı modası belli. Yine açık ayakkabılar hatta mutlaka terlikler. Özellikle de parmak arası ve topuksuz olanlar. Gün boyu açık açık, ferap ferah dolaşıyoruz ama sonrasında tozdan, kirden pislenen, sertleşen ayaklara da merhaba demiş oluyoruz.
Peki bu dönemde ayaklarımıza gerçekten iyi bakmak için neler yapabiliriz? Şaşkınbakkal Diba Kuaför Salonu’ndan Nurhan Tekin pedikür ile ilgili şunları söylüyor: “Pedikürde ayakları yumuşatma, ponzalama, etleri temizleme, tırnakları törpüleme, nemlendirme ve istenirse cilalama işlemi yapılıyor. Ayrıca nasırlı ayaklarda nasırlar da yumuşatılıyor. Bir de bu aralar parfin bakımı moda. Bazen çok kalınlaşmış, deforme olmuş tabanları jilet uygulatmak isteyenler oluyor. Bu işlem zararlı çünkü ölü hücrelerle beraber ayağın ince derisini de alıyorsunuz.”
HER GÜN 10 DAKİKA MASAJ
Tabii ayak bakımı sadece haftada bir kuaföre gitmekle olmuyor. Yazın hem güzel hem sağlıklı ayaklarla dolaşabilmemiz için neler yapmamız gerektiğini Oriflame Kozmetik Güzellik Eğitimler Müdürü Şimal Yazıcı’dan öğreniyoruz: “Yaz aylarında giyilen açık ayakkabılar yüzünden havayla, tozla daha çık temasta olan ayaklar daha çabuk sertleşiyor. Parmak arası terliklerde ise eğer ayak çok öne kayıyor ve rahatsız oluyorsa bu terlikler parmak aralarını da sertleştirebiliyor.”
Şimal Yazıcı, her gün ayaklarımızı nemlendirici kremle masaj yaparak yumuşatmamız ve yüksek bir yere kaldırarak dinlendirmemiz gerektiğini belirtiyor.
Ayakların her gün ponzalanmısını ise doğru bulmuyor. Bunun yerine scrub diye geçen peeling ürünlerini kullanabileceğimizi söylüyor.
Deniz ve havuz kenarında geçirilen günler için de tavsiyelerde bulunuyor Yazıcı: “Yıkandıktan sonra parmak aralarının ıslak kalması mantar yapabilir. Aynı şey deniz, havuz kenarında da geçerlidir. Böyle yerlerde ayağı ıslak tutan plastik terliklerden kaçınmalıyız. Ve çıplak ayakla dolaşmamalıyız. Çünkü mikrop, mantar kapabiliriz. Ayrıca pudra da buraların ıslak kalmasını önler.” Terleyen ayaklar içinse ferahlatıcı spreyleri öneriyor Yazıcı.
Haftalık bakıma gelince… Ayaklarımızı 15 dakika suda dinlendirdikten sonra ponzalayıp, ölü hücrelerden kurtulabileceğimizi belirten Şimal Yazıcı, bu haftalık bakım için kuaföre gidenlere mutlaka kendi aletlerini kullanmalırını söylüyor.
Ayaklar her gün bizim tüm yükümüzü taşıyorlar. Bu yüzden onlara günde 10 dakika ayırmak çok da fazla olmasa gerek.

Tırnaklarınızın uzun olmasını da, kısa olmasını da tercih etseniz; küçük bilgiler ile evde yapacağınız bakımla her halinde de güzel gözükebilir

Kadınların güzelliklerini tamamlayan bir başka nokta da bakımlı eller. Ellerinizin her zaman “yeni manikür yapılmış gibi” görünmesi de size kalmış! İşte püf noktalar…
1. Ellerinizi yıkayın ve kurulayın.
2. Çift taraflı bir zımpara törpü kullanarak, yumuşak darbeler ile tırnaklarınızı törpüleyin. Tırnaklarınızı zayıflatabileceğinden, tırnak köşelerinizi törpülemekten sakının.
3. Tırnaklarınızı şekillendirmeye başlayın. Kullanılan en popüler şekil ovaldir, ama siz elinize ve parmak şeklinize en uygun olanını şeçin.
4. Ne kadar iyi yaptığınızı görmek için kontrol edin. Tırnaklarınızı eski bir külotlu çorap üzerinde gezdirin. Tırnaklarınızın çoraba takılmaması gerekir.
5. Tırnaklarınızın çevresindeki deriye yumuşatıcı uygulayın ve birkaç dakika bekleyin.
6. Ellerinizi bir kap sıcak suya geçirin ve birkaç dakika daha bekleyerek iyice ıslanmalarını sağlayın.
7. Tırnak çevrenizdeki ölü derileri hafifçe geriye itin. Bu size acı vermemeli. Eğer şeytan tırnaklarınız çıkmışsa, onları dikketlice kesin.
8. El losyonu uygulayın ve bir elinizin başparmağı ile diğer elinizin avuç içine masaj yapmaya başlayın. Bu kan dolaşımınızı artıracaktır. Eşit zaman vererek masajı diğer elinize de uygulayın.
9. Tırnaklarınız, boyanmadan önce temizlenmiş olmalılar. Asetonlu pamuk ile tüm tırnak yüzeyini ovun. Kaygan bir kalıntı olup olmadığını kontrol edin. Hiçbir şey kalmadığında, tırnaklarınız oje için hazır demektir.
10. Renk zamanı! Fırçanın üzerine küçük bir miktar oje alın ve tırnağınızın ortasından başlayarak boyayın. Fırçanız sadece bu işlemi sonuçlandıracak kadar oje taşımalıdır. Tırnak kenarlarınıza da gerekli darbeleri yaptığınızda işi bitirmiş olacaksınız. Tırnak, üç darbede tamamen boyanmış olmalıdır. İkinci katı sürmeden önce hazır olması için birkaç dakika bekleyin.
11. Oje hazır olana kadar bekleyin (dokununca kuru olmalı) ve sonra en üst katı sürün. Manikürünüze hayat vereceği gibi tırnaklarınızı da koruyacağından, bu adımı atlamayın.
12. Tüm ekipmanlarınızı alkol ile temizleyin ve kurudukları zaman, bir sonraki manikür için uygun bir yerde saklayın.
Öneriler
Ojeler buzdolabında saklanabilir.
Eğer ojeniz çok yoğunsa, tiner ile inceltmeyi deneyin.
Oje kabınızı yapışkanlıktan korumak için üzerine küçük bir miktar vazelin sürebilirsiniz.