Kolik nedir?

Herhangi bir sağlık sorunu olmayan sağlıklı bebekte, her tür kontrol edilemeyen ağrıya “kolik” denir. Bu durum, bebeklerin ortalama %20’sinde mevcuttur.

  • Bu bebekler, günde ortalama 3 saatten fazla ağlarlar,
  • Bu durum, haftada 3 günden fazla tekrarlar.

İlk bebekle sonrakiler arasında, kız bebekle erkek bebek arasında sıklık farkı yoktur. Tedavi gerektiren herhangi bir tıbbi soruna bağlı olmamasına rağmen, belki anne-babaların en sık doktora başvurma nedeni budur, aileyi en çok gaz sancıları telaşlandırır. Önceleri korkuyla karışık bir telaş; “Acaba anlaşılamayan bir sorun mu var?” Daha sonra ne pahasına olursa olsun bu sancıyı dindirip bebeği rahatlatma isteği.

Bebekte kolik -gaz sancısı olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Bebeklerin tamamı ara sıra ağlar, ağlamayanı yoktur. Her ağlamasının da, mutlaka hemen o anda çözümlenebilecek bir nedeni de olmayabilir. Ancak bu ağlama, günde iki-iki buçuk saati geçmez. Ancak gazlı bebek;

  • Sürekli ağlama 3 saatten fazla sürer,
  • Genellikle saat 18.00-24.00 arasında olur, akşam saatlerinde şiddetlenir,
  • Bebek son derece huzursuzdur,
  • Bacaklarını çeker, gaz çıkarır.

Gaz sancıları, bebek 2 haftalık olduğunda başlar, 4. haftada şiddetlenir, 3. Ayda büyük ölçüde kaybolur. Ne yazık ki, az sayıda bebekte, 6-9. aya dek devam edebilir.

Neden bazı bebeklerde kolik vardır?

Yıllardır bu soruya cevap aranıyor. En çok suçlanan da, bebeklerin henüz gelişmemiş sindirim sistemi. Bebeğin emdiği anne sütü yada mamanın parçalanıp sindirilebilmesi için gereken barsak ve pankreastan salgılanan kimi maddeler vardır; biz bunlara “enzim” diyoruz. Bebeklerde, ilk aylarda sindirim enzimleri son derece azdır.

Kolik tehlikeli midir?

Hayır, ev halkını huzursuz edip uykusuz bırakmak dışında hiç bir tehlikesi yoktur! Tek bir şartla; bir çocuk hastalıkları uzmanı tarafından, ağlama ve huzursuzluğun fıtık vb. herhangi bir nedene bağlı olmadığının belirlenmesi gerekir.

Gaz sancısı olan bebekler, sağlıklı bebeklerdir, ortalamanın üzerinde büyür ve gelişirler, gaz sancılarından herhangi bir zarar görmezler.

Annenin beslenmesi ile bebeğin gazı  arasında ilişki var mıdır?

Kolik, gerek anne sütü gerekse formül mama ile beslenen bebeklerde görülebilir. Emziren anneler, genellikle kendi yedikleri ile bebekte gaz sancızı düzeyi arasında bir ilişki olduğunu farkederler. Örneğin, inek sütü içtikleri zaman bebek daha huzursuzdur. Şiddetli gaz sancısı çeken bebek varlığında, annenin inek sütü ve süt ürünlerini bir kaç gün keserek bir değişiklik olup olmadığını gözlemlemelidirler. Değişiklik yoksa, rahatça süt içmeye devam edebilirsiniz, çünkü emziren anne diyetinde günde 500 mililitre süt olması aslında kalsiyum ihtiyacının karşılanması açısından gereklidir.

Kimi anneler, baharatlı gıdaları, buğday ürünlerini, kimi sebzeleri kolikten sorumlu tutarlar. Bunda da gerçeklik payı vardır. Alkol ile çay-kahve de şüpheli maddelerdendir. Baharatlı gıdalardan, kuru fasülye,nohut, lahana, karnıbahar, brokoli, sarmısak gibi gıdalardan bir kaç gün uzak durmak yarar sağlayabilir. Yarar görürseniz, birer birer, 3-4 gün ara ile saydığımız gıdaları diyetinize ekleyerek, bebeğin tepkisine göre hangisinin gaz yaptığını saptamaya çalışın, ve ondan uzak durun.

Formül mama ile beslenen bebeklerde yapılacaklar daha sınırlı; doktorunuzla görüşerek, daha az gaz yapıcı bir mama kullanmaya başlayın.

Bir de, bebeğin beslenme sırasında hava yutmasından sakınmak gerekir, gerek biberon gerekse anne sütüyle beslenen bebeklerde, emerken hava yutturmamaya dikkat! Meme başını, etrafındaki kahverengi alanla birlikte, olabildiğince geniş olarak bebeğin ağzına verin, yanlardan hava yutmasın; biberon alıyorsa, biberonu yatay değil de, dik tutun, bebeğe sadece mama gitsin, hava yutmasın.

 

Testisin; (Halk diliyle haya, yumurtalık.. ) hormonal,mekanik veya kendisine ait anomaliler nedeniyle kasık kanalından geçip skrotum (Hayaların yerleştiği torba) içindeki yerini alamamasıdır.

Testisler gelişim süreci içinde karın boşluğunda oluşur ancak vücut ısısından daha düşük sıcaklıktaki, nispeten vücut dışında sayılabilecek bir yer olan skrotuma göç ederler. Burası, testislerin en iyi çalışmasını sağlayabilecek vücuda göre daha soguk bir bölgedir. Yine ortam ısısı düştüğünde testislerin yukarıya doğru yer değiştirmesi de aynı optimal fonksiyonu sürdürmek içindir. Tüm bunlar karışık bir çok hormonal ve mekanik etkileşimle sağlanır.

İnmemiş testis, zamanından önce doğanlarda %26-30, zamanında doğan bebeklerde ise %2.7-3.2 sıklıkla görülür. Testislerin skrotuma inişi, anne karnındaki son 3 ayda olur, bu bazen doğum sonrası da sürer ve birinci yaş gününde inmemiş testis sıklığı zamanından erken doğan bebeklerde %5.4 e, zamanında doğanlarda %1 e kadar düşer. Gerçek inmemiş testisin , 1 yaşından sonra skrotuma inmesi beklenmez. İnmemiş testisli çocukların %14 ünde ailevi inmemiş testis hikayesi de vardır. Daha çok sağ taraftadır (%60) ve %20 iki taraflı olabilir. Vücudun işleyişinin bu en iyi fonksiyonla devam ettirilebilmesi için testislerin bulunup yerlerine indirilmesi gereklidir. Bunu sağlamak için ancak bu konuda uzman doktorlar tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda hormonal ve/veya cerrahi tedaviler uygulanır. Yapılan araştırmalar ilk 2 yaş içinde karın içindeki ısının testislere yaptığı zararın kabul edilebilir nispette ve geri dönüşümlü olduğu yönündedir. Ancak bu iki yaşına kadar ameliyatın bekletilmesi; hem birlikte sık görülebilen diğer anomali ve hastalıkların tanınması ve hem de tedavinin planlanması açısından, ancak konunun uzmanlarınca yapılacak poliklinik kontrolleri ile izlem altında gerçekleşmelidir.

Göbek fıtığı, göbek kordonunun çıkış yerinde karın duvarındaki, bazen periton ve incebağırsakların fıtıklaşmasına izin verir şekilde, zayıflık nedeni ile ortaya çıkar. Bu duruma beyaz ırkta %4, erken doğumla doğan bebeklerde ve siyah ırkta %40 sıklığında rastlanır. Ancak bu halka çocuğun hareketlenip karın kaslarının gelişmesi ile çoğu kez ilk 2 yaş içinde kendiliğinden kapanır. Bebek ağladığı veya ıkındığı gibi hallerde dışarı doğru çıkan bu fıtığın dışarıda kalıp sorunlara neden olması pek nadir görülür.(%5 sıklıkla) Doktorunuzla değerlendirilip tanıdan emin olunduktan sonra 2 yaşa kadar beklenebilir. Düzeltici ameliyat 2 yaşından büyük ve 1.5 cm den daha geniş göbek fıtıklarında ve 4 yaştan sonraki tüm göbek fıtıklarına güvenle uygulanır.

Kasık fıtığı, kasık bölgesinde, aşağıda hayalara doğru uzanan, farklı boyutlarda olabilen, zaman zaman özellikle; ağlama, ıkınma, gibi karın içi basıncın arttırıldığı hallerde, ortaya çıktığı yada büyüdüğü fark edilen şişlikle karşımıza çıkan bir durumdur. Hastaya hiçbir rahatsızlık hissi vermeden girip çıkabildiği gibi ağrılı da olabilir. Bu bölgede testisi besleyen damarların kendi çevresinde dönmesi ile gelişen ve çok tehlikeli olabilecek testis torsiyonu gibi acil müdahale gerektiren durumlar da benzer şikayetlerle ortaya çıkabileceğinden TANISI MUTLAKA DOKTORLAR TARAFINDAN KONULMALIDIR.

Zamanında doğan erkek çocuklarda %1, erken doğumla doğan bebeklerde %30 sıklıkla görülür. Testisin aşağı inişi ile yakından ilgili olduğundan erkek çocuklarda, kız çocuklardan 4-20 kez sık görülür. %60 ı sağda %30 u solda ve %10-20 kadarı iki taraflıdır. Karın içini döşeyen zar ile ilişkili anne karnında kapanması gereken bir kanalın açık kalması yani tamamen anatomik bir durumun sonucu olup tek tedavisi ameliyattır. Hastanede yatma gerektirmeyen günübirlik bir ameliyatla bu kanal bağlanarak kapatılmak suretiyle tedavi sağlanır.

Tedavi edilmediği taktirde kendiliğinden veya ilaçla iyileşme ihtimali bulunmadığı gibi ; bu kanaldan dışarı çıkabilen yapılar günün birinde içeri geri gidemez olup hem hasta hem de doktor için tatsız, zor hatta tehlikeli durumlar yaratabilir ancak acil ve büyük ameliyatlar ile düzeltilebilecek sorunlar ortaya çıkarabilirler. Bu ameliyat yenidoğanlar da bile yapılacak kadar güvenli olup ameliyat, fıtık fark edilir edilmez yapılmalıdır.

Parmak emme bebeklerde yaygındır. Bebeklerin sadece yüzde 6’sı ilk doğum gününden sonrasında bu alışkanlığı sürdürür. Sadece yüzde 3′ü ise ikinci doğum gününden sonra da bunu devam ettirir.
Parmak emenlerin çoğu 4 yaşına geldiklerinde, konunun ebeveyn ve çocuk arasında bir iktidar mücadelesi ya da derin bir şekilde müzmin bir alışkanlık haline gelmesi dışında bu uygulamayı bırakırlar.
Parmak emme ciddi bir sorun değildir. Ne var ki, çocuğun bebeksi bir görünüm almasına neden olur. Bu durum emsalleri arasında gülünç duruma düşmesine yol açar. Üstelik ileri yaşlarda devam eden parmak emme daha sonraki yıllarda ortodontik tedaviyi gerekli kılacak şekilde dişlerinde normal hizasını bozabilir.

Çocuğunuz 4 yaşında küçük olup parmağını emiyorsa çocuğu önemsememeye ve dikkatini başka yere çekmeye çalışın. Asla cezalandırmayın, hor görmeyin ya da elini çekip ağzından çıkarmayın. Bu yöntemler sorunu daha da kötüleştirir.
Yaşça büyük okul öncesi çocukta, gurura başvurabilirsiniz. Çocuğunuza dişlerinin nasıl dışarıya doğru eğildiğini ve parmağın kırışmış derisini gösteriniz. Çocuğunuzu bu hareketi yaparken yakalarsanız tatlılıkla hatırlatınız. Parmağını emmediğini gördüğünüzde bol bol övünüz.
Uyurken parmak emme isteğe bağlı olmadığından, çocuğunuzun uykusu derinleştiğinde son bulur.

Bebeğin ilk yılında çeşitli beslenme problemleri ortaya çıkabilir. Eğer bebeğiniz yeterli kilo almıyor ya da aşın kilo alıyor ise nedeni mide ağrıları, kabız ya da ishal olabilir. Böyle bir durumda doktorunuza danışmalısınız. Beslenme formülünde ya da bebeğin yediği miktarda yapılacak bir değişiklikle bu problem ortadan kaldırılabilir.
En çok rastlanan beslenme problemleri şunlardır:
Yetersiz Beslenme
Yeterli beslenmeyen bebek zamanında gereken kiloyu almaz, çoğunlukla huzursuzdur ve sık sık ağlar. Bebek ayrıca kabız olabilir, cildi, yağ kaybından dolayı kurur ve kırışır. Bebekler, kasti olarak (ebeveynlerinin gıdalarını kısması nedeniyle) ya da bebeğin gıdaları, yeterli miktarda tüketebilme yetisinin olmaması nedeniyle yetersiz beslenebilirler.
Her ne kadar kadınların büyük çoğunluğu bebeklerini anne sütü ile besleyebilir ise de, bazen bebekler yeterince tatmin olmayabilirler. Bu durum çoğunlukla geçicidir ve çoğu anne, bebeklerini anne sütü ile beslemeye teşvik edilir. Anne sütü ile mi yoksa hazır mama ile mi beslenmek gerektiğini doktorunuza danışmalısınız.
Biberonla beslenen ve yeterli beslenemeyen bebeklerin problemi, biberonun emziğinin ağzını bir miktar genişletmek suretiyle halledilebilir. Bu bebeğin daha çok sütü daha az efor sarf ederek içmesini sağar. Bebeğin öğünlerini artırmak da bir çözüm olabilir. Eğer bu önlemlerle de başarılı olamıyorsanız, doktorunuz sorunun herhangi bir hastalıktan kaynaklanır kaynaklanmadığını anlamak için bebeğinizi muayene etmek isteyebilir.
Aşırı Beslenme
Fazla yiyen ya da çok süt içen bebekler yedikleri gıdaları aşırı derecede çıkarırlar, hatta kusarlar. Aşırı kilo alma karın ağrıları ve karnın şişmesi aşırı beslenmenin belirtileridir.
Yetişkinlerin aksine, çoğu bebekler yeterince yedikten sonra yemeği keserler. Bununla beraber, biberonun ya da anne memesinin her uzatılışında ağlayan bebeğin ağzına gıda tıkıldıkça ya da mamasını yemesi karşılığında ödüllendirildikçe, aşırı beslenme meydana gelir.
Çıkarma ve Kusma
Beslenme esnasında ya da beslenmeden kısa bir süre sonra yenen gıdaların bir kısmının ağızdan çıkarılması, bebek 6 aylık oluncaya kadar normaldir. Bazı bebekler çok çıkarırlar. Her ne kadar çıkarmayı tamamıyla ortadan kaldırmak değil ise de, bebeğinizi beslenme esnasında sık sık geğirtmek, beslenmeden sonra bebeğinizi hoplatmamaya özen göstermek, mamasını yedikten sonra bebeği bir süre oturur vaziyette dik tutmak ve yenilen mama miktarını bir miktar azaltmak suretiyle çıkarma miktarı azaltılabilir.

Yumuşak Dışkılama ve İshal
Anne sütü ile beslenen bir bebeğin dışkısı normalde yumuşaktır ve süt pıhtısı benzeri atıklar içerir.
Anne sütü ile beslenen bebekte gerçek ishal, her ne kadar çok az rastlanır ise de, enfeksiyon sonucu oluşur.
Bununla beraber, biberonla beslenen bebeklerde dışkının katı olması normaldir.
Bu hafif sindirim rahatsızlıkları genellikle gıdalarda geçici artışlar ya da eksiltmelerle ortadan kolayca kaldırılabilir. Eğer bebeğiniz katı gıdalar yiyorsa, tüm katı gıdaları kısıtlayın ve günde bir ya da fazla süt öğünü yerine kaynamış su ya da elektrolit içeren solüsyonlar içirin (Bu elektrolit solüsyonları reçetesiz olarak eczanelerden temin edilebilir).
Kabızlık
Anne sütü ile ya da beslenme formülü ile yeterli şekilde beslenen bebeklerde kabızlık nadiren meydana gelir. Bebeğiniz birkaç gün dışkılamazsa, hemen kabız olduğuna karar vermeyin. Çoğu bebekler günde bir ya da iki kez dışkılarken, bazı bebekler için bir ya da iki günlük bir gecikme normaldir.
Eğer bebeğiniz dışkılamakta güçlük çekiyorsa, doktorunuz herhangi bir rektal anormallik olup olmadığını muayene edebilir. Eğer bebeğiniz katı gıdalar yiyorsa, dışkılamayı kolaylaştırıcı meyve (muz gibi), sebze ve tahılların miktarını artırın.
Kolik (Karın Ağrıları)
Kolik olan, yani karın ağrıları olan bir bebeğin ağrıları saatlerce sürebilir. Tipik olarak, ağrı birdenbire başlar, bebek ağlamaya başlar, kollarını ve bacaklarını çeker ve yumruklarını sıkar. Bebeğin yüzü kızarır ve solgunlaşır, ayakları soğur. Ağrı, bebeğin uykuya dalmasıyla ya da gaz çıkarmasıyla veya dışkılamasıyla sona erer.
Karın ağrılarının (kik) nedeni bilinmemektedir. Bebek kadar anne ve babayı da bitap düşüren karın ağrıları tehlikeli değildir ve genellikle üçüncü aya doğru ortadan kalkar.

Bez bölgesinin sıkı bir bakımı, çoğu bebekleri en azından bez kullandıkları yıllarda etkileyen bir sorun olan bez pişiğini önlemekte çok yararlı olacaktır. Aşağıdaki koruyucu noktaları uygulayınız.
Bebeğinizin bezini sık sık kontrol ediniz ve ıslandığında ya da kirlendiğinde değiştiriniz. 1 aylık bebekte bazen bebeğin altını her emzirme öncesinde ve sonrasında değiştirmek gerekebilir. 10 aylık bebeklerde 2-3 saatte bir kontrol yeterli olabilir
Islak bir bezi çıkardığınızda bebeğin altını ıslak bir temizleme bezi ile siliniz. Kirli bir bezi değiştirirken, dışkılanan bölümü yumuşak sabun ve su ile tamamıyla temizlemelisiniz. Erkek çocuklarda husye derisini temizlemeye özen göstermeli ve kız çocuklarda üreme organı dudaklarını hafifçe aralayarak önden arkaya doğru temizlemeye dikkat etmelidir.
Günümüzde kullanılıp atılabilir bezler oldukça geniş oranda kullanılmaktadır ve hareketli toplumumuzda çok elverişlidirler. Bununla beraber kullanılıp atılabilir bezlerin bakterilerle ayrışmadığı ve katı atıklar ve çöplerle baş etme sorununu daha da artırdığı da

bir gerçektir. Sonuç olarak, kumaş bezlerin kullanımında bir rönesans görmeye başlıyoruz. Gerçekten de kumaş bezler, kullanılıp atılabilen bezlere nazaran birçok açıdan tercih edilebilir. Bununla beraber, bunları iyice yıkamak ve kurutmak için dikkat sarf etmelidir. Kullanılıp atılabilen bezler konusunda dikkat edilmesi gereken konulardan birisi, bunların ısıyı ve nemi tutmaya eğilimli olmasıdır. Bu da, çocuğun bez pişiği olmasına neden olur. Yapılması gereken açıktın Bebeğinizin kullanılıp atılabilen bezlerini sık sık değiştirmelisiniz.

Pişikler bebek 1 yaşını gelinceye kadar çok rastlanan durumlardır. Çoğu pişikler tehlikeli değildir ve evde tedavi edilebilir; ancak pişik, enfeksiyonlu bir hastalığın (suçiçeği kızamık gibi) veya alerjik purpura gibi ciddi bir hastalığın belirtisi de olabilir.
Genel bir kural olarak, eğer bebekte pembe ya da kırmızı renkte bir pişik oluşursa, yanık gibi bir pişik meydana gelirse ya da pişik olur ve hasta davranışlar yaparsa derhal doktorunuza haber veriniz.
Aşağıda 1 yaşını kadar bebeklerde en çok rastlanan pişikler açıklanmıştır.
Bez Pişiği
Bu pişik, bebeğin altının uzun süre ıslak kalmasından, bakterilerden ve sindirim sistemi kaynaklı diğer ürünlerden kaynaklanır. Bez pişiği, kullanılıp atılabilir bez kullanılan bebeklerde daha çok görülür. Bez pişiği olan bebekte bezle kaplı olan alan, amonyak kokan kırmızı lekelerle kaplıdır.
Bez pişiğini tedavi etmek için bebeğinizin altını mümkün olduğu kadar havalandırın. Plastik külot kullanmayınız ve eğer mümkünse kumaş bez kullanınız veya en azından kullanılıp atılabilen bezler ıslandıktan sonra bebeğinizin üzerinde fazla bekletmeyiniz.
Bebeğin altını temizlemek için, temizleme kağıdı yerine daha az tahriş edici temiz su kullanınız. Hafif pişik, bebeğin cildi kuru ve çatlak olmadığı sürece tedavi gerektirmez. Mısır nişastası ya da talk pudrası gibi bebek tozları; öksürme ya da bebek tarafından solunduğunda tıkanmaya neden olabileceği gerekçesi ile genel olarak tercih edilmemelidir.
Çoğu bez pişikleri 3 günlük kuru tutma gayretleri neticesinde iyileşir. Eğer bebeğinizin pişiği iyileşmez ise, bebeğiniz mantar enfeksiyonu olmuş olabilir; bu da ilaçla tedaviyi gerektirir. Eğer pişik bebeğin uykusunu bölecek kadar ağır ise ya da katı, parlak kırmızı ise, ateşe neden alıyorsa veya bebeğin altında kabarcık, su toplaması, akıntı gibi belirtiler meydana geliyorsa, doktorunuzu aramalısınız.
Beşik Yanıkları
Eğer bebeğinizin baş kısmında sarı, yağlı pulcuklar ve kabuklar oluşursa, bebeğiniz beşik yanığı (sebore egzaması) olmuştur. Tedavi edilmeden beşik yanığı aylarca sürebilir. Bunla

beraber, eğer iyi tedavi edilirse birkaç hafta içinde geçer.
Beşik yanığı durumunda bebeğinizin saçlarını her gün şampuanla yıkayınız. Köpürttükten sonra kabuklu bölgeyi yumuşak bir diş fırçası ile birkaç dakika fırçalayınız. Eğer pulcuklar çok kabuklu ise şampuanlamadan 1 saat önce mineral yağı ile ovabilirsiniz. Bununla beraber, eğer mineral yağı tamamen temizlenmez ise, problemi daha da artırır. Eğer pişik kırmızı ve tahriş olmuş ise % 0,05 oranında hidrokortizon merhemi sürebilirsiniz. Çok inatçı vakalar, bebeğinizin doktoru tarafından tedavi edilmelidir.
Bebek Aknesi
Bebeklerin üçte birine yakın kısmı genellikle 3. haftadan sonra akne geliştirebilirler. Bunun nedeni plasentaya doğum öncesinde geçen anneye ait hormonlar olabilir.
Bebekte akne çok rahatsız edici olabilir, ancak anne babalar bilmelidirler ki bu geçicidir. Bazı bebeklerde, akne birkaç hafta içerisinde geçer, bazılarında ise, 6 ay kadar sürebilir.
Bebeğinizin yüzünü su ve yumuşak sabunla yıkamaktan başka bir tedavi uygulamamanız tavsiye edilir.
Salya Pişiği
çoğu bebeklerin çenelerinde ve yanaklarında pişikler meydana gelir. Bu pişiklerin nedeni çeşitli gıdalara ve medi sıvısına (çıkartma esnasında) cildin teması neticesinde olur. Genel olarak yapılması gereken yegane tedavi beslenme sonrasında cildi iyice temizlemektir. Bebeğinizin çenesinin altına uyuma esnasında yerleştirilecek bir bez vasıtası ile bebeğin salyası ya da çıkardığı gıdalar kontrol altına alınabilir.
Milia
Bunlar yeni doğmuş bebeklerin % 40′ının yüzünde bulunan küçük beyaz yumrulardır. Bu kapalı cilt gözenekleri genellikle bebek 2 aylık olana kadar açılır ve ortadan kaybolur. Tedavisi gerekmez.
İsilik
İnce pembe kabarcıklar halinde meydana gelen bu pişik genellikle bebeğin, sırtında, boynunda ve boynunun arka kısmında meydana gelir ve nedeni kapalı ter bezleridir. Her ne kadar aşırı giydirilmiş ya da ateşi olan bir bebek ve isilik geliştirebilir ise de, tipik olarak, pişik sıcak, nemli havalarda meydana gelir. Tedavi için cildi serin tutmak gereklidir. Cildi kendi başına kurumaya bırakın ve bebeğinize mümkün olduğunda az giysi giydirin. Bebek uyumakta iken bir vantilatör kullanın. Serin banyolar da bazen yardımcı olabilir.

Kusma, çok miktarda gıdanın mideden güçlü bir hareketle çıkarılmasıdır, genellikle bebek hasta iken meydana gelir. Kusmanın nedeni çoğunlukla bir virüstür. Ancak daha ciddi problemler de kusmaya neden olabilir.
Çıkarma, gıdanın bebeğin ağzından bir çaba sarf etmeden çıkmasıdır ve sağlıklı bebeklerde genellikle emzirme sonrasında sık sık meydana gelir.
Sağlıklı bir bebekteki bir tek kusma olayı ‘ endişeyi gerektirmez. Bununla beraber, hasta bir bebekte kusma devam ederse doktorunuza danışınız. Eğer bebeğiniz kusuyor ise, herhangi bir eczanede reçetesiz olarak satılmakta olan çeşitli elektrolit solüsyonlarından birisini alarak içiriniz. Başlangıçta küçük miktarlarda, örneğin bir defada bir çorba kaşığı kullanınız. Kusma ortadan kalkana kadar bebeğinizi miktar ve sıklık açısından ihtiyatla besleyiniz.
Solüsyon, kusma esnasında kaybedilen elektrolitleri telafi etmekte yardımcı olacaktır. Bebek en az 8 saat kusmaya ara vermeden önce bebeğe süt ya da katı gıda vermekten kaçınınız. Daha sonra, eğer bebek katı gıdalar yiyor ise, muz, elma suyu ve pirinç lapası gibi kolayca sindirilen gıdalar vermelisiniz.
Bebek tekrar kusarsa (eğer ayrıca ishal de varsa) su kaybı tehlikesi, vücut sıvısının azalması tehlikesi söz konusudur. Vücudun su kaybetmesi durumunda bebeğin bezinin 8 saatten daha fazla ıslanmaması dikkatinizi çekecektir, bebeğin başında bıngıldağın içeri çökmesi, gözyaşı gelmeyen ağlama ve ağız kuruluğu da diğer belirtilerdir. Eğer bebek 3 ya da daha fazla defa berrak sıvılar kusarsa derhal doktorunuzu çağırınız.
Kusmaya karşın çıkarma (1 yaşına kadar bebeklerin yarısından fazlasında görünür), az miktarda gıdanın ya da sütün genellikle beslenmeden kısa bir süre sonra ağızdan çıkarılmasıdır. Çıkarma (gastroesophageal reflux), midenin üst girişinin midedeki sıvıyı yemek borusundan çıkmaya olanak vermesi yüzünden meydana gelir.
Çıkarma, özellikle bebek 6 aylık oluncaya kadar, normaldir ve çıkartılan gıda içerisinde kan olmadığı ya da bebek kilo kaybetmediği sürece endişelenecek hiçbir şey yoktur. Çoğu bebeklerde bebek büyüdükçe çıkarma da ortadan kalkar. Bebeğin yediği gıdaları çıkarmasını tamamıyla önleyecek bir yol yok ise de, problemi azaltmak için bazı şeyler yapılabilir.
Fazla besleme problemi artırdığı için, bebeği her emzirmede 20-30 gr. daha az besleyiniz. Beslenme süresini 20 dakikadan daha aza indiriniz ve iki emzirme arasında en az 2.5 saat bekleyiniz.
Bebeği geğirtiniz. Beslenme esnasında ara vererek bebeği geğirtmek suretiyle, emzirme esnasında ortaya çıkabilecek geğirme gereksinimini ortadan kaldırınız. Emzirdikten sonra bebeği yatırmayınız; bebeği minderle destekleyerek oturur vaziyette tutunuz, eğer bebek 6 aylık ya da daha büyükse bebek iskemlesinde bir süre oturur vaziyette bekletiniz.
Bebeğinize sıkı giysiler giydirmeyiniz ve her emzirme sonrasında hoplatmaktan kaçınınız.

Çoğu anne baba, eğer bebekleri 1 defa dışkılamıyor ise, bebeğin kabız olduğunu varsayarlar. Bununla beraber, kabızlık dışkılama sayısı ile değil, dışkının kıvamı ve dışkıyı çıkartmak için harcanan eforla belirlenir.

Kabızlık, anne sütü ile beslenen bebeklerde nadirdir. Tipik olarak, anne sütü ile beslenen bebekler günde birkaç kez dışkılarlar, dışkılama çoğunlukla her emzirme sonrasında olur; fakat bazen bebek birkaç gün hiç dışkılamayabilir. Kabız olan bebek homurdanır ve yüzü kızarıncaya kadar ıkınır. Yine de, eğer dışkılama yapılırsa, dışkı kabızlık nedeni yaratacak kadar sert değildir.

Böyle bir dışkılamanın güçlükle yapılabilmesinin nedeni, bebeğin bağırsaklarının, bağırsak hareketleri ile anüsün gevşemesi işlevi arasında iyi bir koordinasyon yapamamasıdır. Bazen bebeğin anüsüne bir rektal termometre sokmak yoluyla dışkının hareketlenmesine yardımcı olunabilir.

Mama ile beslenen bazı bebekler, kabızlık çekebilirler. Bazen sıvı miktarında artış ya da diyet değişiklikleri problemi ortadan kaldırmaya yetecektir. Eğer bebek 4 aylıktan daha büyük ise, bebeğin beslenmesine meyve ya da sebze katkısı yapmak yardımcı olabilir.

Fitil koymadan ya da lavman yapmadan önce ayrıntılı bir bilgi almak için doktorunuzu arayınız.

Eğer kabızlık bu önlemlerle ortadan kalkmaz ise, doktorunuzu durumdan haberdar ediniz. Doktorunuz bu durumda rektal bir muayene yapabilir. Bazı doğuştan gelen kusurlar kronik kabızlığa neden olabilir, anüs çevresindeki küçük yarıklar (fisür) dışkılamayı bebek için çok ağrı verici hale getirebilir.

SAYFA 1 12345»...Son »