Her bebek kafasının üst kısmında yumuşak bir bölümle (bıngıldak) doğar.Bu, doğum esnasında bebeğin oldukça dar olan doğum kanalından kolayca geçmesini

 

sağlamak içindir. Bu şekilde bebeğin başı bu kanaldan kolayca geçebilir. Kafatası kemikleri birbirine iyice yapışık bir bebek başının böyle bir kanaldan geçmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, bebeğin kafasının üst tarafında, dört parça kafatası kemiğinin henüz birbirine birleşmediği yumuşak bir kesim (bıngıldak) vardır.

Bıngıldak büyüklüğü çok değişiktir. Genellikle en geniş bıngıldak, en geç kapanandır. Bazı bebeklerde kafatası kemikleri doğumdan dokuz ay sonra birleşir. Bazılarında ise bu sü5Ç iki yılda tamamlanır. Ortalama on iki ila on sekiz ay arasındadır.

 

Yeni anne babalar bu yumuşak kesimden çok endişelidirler. Bazı anneler, bebeğin beynine zarar vereceği korkusu ile bu bölgeyi yıkamaktan çekinirler. Aslında, bebeğin beyni normal bir şekilde yıkamaya karşı koruyucu bir zar ile bu bölgede korunma altına alınmıştır. Bu koruyucu zar bir keten kumaş kadar sağlamdır. Bebeğin başına yavaşça dokunmak ya da yıkamak bu yüzden anne babalar için hiç de o kadar korkutucu olmamalıdır.

Bazen bu yumuşak bölgede bir nabız atışı hissedebilirsiniz. Bu endişelenecek bir şey değildir. Bununla beraber, eğer bir şişlik ya da çökme fark ederseniz, özellikle bebeğinizin normalden farklı davranışları olduğu durumlarda, hemen aile doktorunuzu ya da herhangi bir çocuk doktorunu aramalısınız

Anne ve babaların bebeğin göz ve kulaklarının bakımı için yapacağı çok şey vardır. Yeni doğmuş bebeğin gözleri gözyaşı kanallarından akan salgılar yüzünden sık sık yıkanmalıdır.

Banyo esnasında gözlerini temiz su ve yumuşak bir bezle silebilirsiniz. Sabun ya da herhangi bir başka temizleyici kullanmayınız. Çünkü bebeğin hassas gözleri incinebilir. Bebeğin gözlerine herhangi bir şey kaçmamasına dikkat etmelisiniz. Çoğu yeni doğmuş bebekte doğumdan birkaç gün sonra gözlerde hafif bir yanma olabilir. Bu, tedavi gerektirmez. Eğer bebeğinizin gözleri çok kırmızı veya pembe ise enfeksiyon tehlikesi olabilir. Bu durumda doktorunuza haber vermelisiniz. Bazı bebeklerde tek gözden beyaz bir akıntı gelebilir. Tipik olarak, bebek akıntılı gözünü uyandığı esnada açamaz. Akıntının nedeni gözyaşı kanalının kapalı olması olabilir. Gözkapağı gözyaşı salgılarıyla yeterli derecede yıkanmamaktadır ve sonuçta enfeksiyon oluşmuştur. Bu durumda da doktorunuza danışmanız gerekmektedir.

Bebeğinizin kulağının bakımı da kolaydır. Banyo esnasında bakımını yapacağınız tek yer dış kulaktır. Kulağı yumuşak bir bez ve hafif sabunlu suyla siliniz. Kulak içerisindeki herhangi bir salgı sizi endişelendirmemelidir. Kulak içi salgısı, kulağı korumak için salgılanmaktadır. Bu yüzden anne ve babalar kulak salgısını çıkarmamak ve temizlemek için kulağa herhangi bir şey sokmamalıdırlar. Eğer aşırı kulak kiri birikmişse, muayene yapmak doktor için zor olacaktır. Ancak doktorunuz kulak kirini temizlemek için özel bir aygıt kullanacaktır.

Bebeğinizin kulağından herhangi bir kan ya da akıntı geldiğinde doktorunuza haber vermelisiniz.

Doğuştan lob amfizemi olması, ki ayrıca bebek lob amfizemi diye de bilinir, bebeğin ciğerlerine hava girmesi fakat çıkarken sorunla karşılaşması durumunda ortaya çıkar. Akciğerler aşırı oranda şişer ve ciğerler çevresindeki alana nüfuz eder. Çoğu vakalarda, loblardan yalnızca biri, genellikle üstteki etkilenir.
Doğuştan lob amfizemi hemen hemen daima bebek iki haftalık olduğu esnada ortaya çıkar. Çoğu vakalarda, hiçbirneden bulunamaz; bebeğin ciğerleri tam gelişmemiştir ya da hava yolunu tıkayan bir şey vardır.
BELİRTİLER
İnatçı kısa soluk alıp verme;
Hırlama;
Dudakların ve tırnak altlarının mavimsi bir renk alması (siyanoz)
TEDAVİ
Hiçbir belirti göstermeyen ya da yalnızca hafif ve arada sırada meydana gelen belirtiler ortaya çıkan bebeklerde, belli bir tedavi yapılması gerekli değil
dir. Bununla beraber, bazı durumlarda hastalıktar etkilenen lobun cerrahi müdahaleyle alınması gerekebilir.

Anormal bronş ve akciğer hastalığı (Bronchopulmonary dysplasia) yüksek konsantrasyonlu oksijen almış olan yada yeni doğumun hemen sonrasında mekanik soluk alma aygıtına gereksinim duyan bebeklerde, bir solunum güçlüğü sendromu komplikasyonu olarak ortaya çıkar. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Bebek doğduğu esnada ciğerlerini hızla hava ile doldururken aynı zamanda ciğerlerindeki sıvıyı da dışarı çıkartmak zorundadır. Yeni doğmuş bir bebek, yine aynı zamanda, ciğerlerindeki kanın hacmini de artırmak zorundadır.

Yeni doğmuş bebek, bir dereceye kadar, genişledikçe her seferinde açılıp kapanan ciğerlerini kullanmaksızın soluk alıp vermek zorundadır, normal zamanında doğmuş bebeklerin çoğu, ciğerleri tamamıyla gelişebilmek için yeterli zamana sahip olduğundan dolayı, bunu kolaylıkla başarabilirler. Bununla beraber, çoğu prematüre doğmuş bebeklerin ve hatta bazı olgunlaşmış gebelik bebeklerinin soluma problemleri vardır.

Yeni doğmuş bebeklerde iki tür solunum bozukluğu ortaya çıkabilmektedir: Tipik olarak prematüre bebekleri etkileyen solunum bozuklukları ve gerek prematüre gerekse olgunlaşmış gebelik neticesinde doğan bebeklerde

meydana gelen, geçici hızlı soluma.

Tüm yeni doğum sonrası ölümlerinin önemli bir yüzdesini teşkil eden solunum bozukluğu, ki ayrıca hiyalin zarı hastalığı olarak da adlandırılmaktadır, yeni doğmuş bebeklerin ölümlerinin en büyük nedenidir.

Hiyalin zarı hastalığının ciddiyeti yeni doğmuş bebeğin gebelik yaşı ve doğum ağırlığı ile ilintilidir. Dolayısıyla, bebek daha küçük ve daha prematüre oldukça, hiyalin zarı hastalığına yakalanması olasılığı da o denli artmaktadır.

Bu hastalıkla doğmuş bir bebeğin ciğerlerinde, her nefes alınışında ciğerlerin küçük hava odacıklarının çökmesini önleyen ve yüzey gerginliğini düşürmekte yardımcı olan (sürfaktan olarak adlandırılan) belli amillerden yeterli miktarda yoktur. Dolayısıyla, ciğerlerini genişletebilmek için bebeğin daha fazla basınca gereksinimi vardır.

Solunum bozukluğu belirtileri genellikle doğumdan sonraki ilk birkaç dakika içerisinde anlaşılabilir. Bazı bebeklerde doğum esnasındaki solunum bozukluğu o derece güçlüdür ki, canlandırma işlemi gerekli olabilir. solunum bozukluğu hastalığının belirtileri hırıltı soluma, burunsal yangı ve koyu esmer cilt rengidir. Bebek sert ve düzensiz soluk alıp verir. Kesin teşhis için ciğerlerin röntgeni çekilir ve kan testi yapılır. Eğer bebeğiniz solunum rahatsızlığı belirtileri ile doğmuş ise yaşamsal belirtilerinin sürekli olarak kontrol atında tutulacağı bir yeni doğum yoğun bakım biriminde (Bkz. Solunum ve Yoğun Bakım Birimleri) bakım altına alınmaya gereksinim duyacaktır. Bebek, solumayı kolaylaştırmak için ılık ve nemli oksijenle doldurulmuş bir kuvöze yerleştirilir. Gıdası ve gerekli sıvılar damardan verilir.

Bu hastalıkla doğan çoğu bebek solumasına yardım edilmesine gereksinim duyarlar. Böyle bir durumda, bebeğin soluk borusuna bir soluma tüpü sokulması gerekebilir. Solunum bozukluğu belirtileri ile doğmuş bebeklerin bakım altına alınmasındaki amaç, bebeğin ciğerleri yeterince gelişinceye kadar herhangi bir komplikasyon oluşmasını önlemektir. Özel yeni doğum birimlerinin gelişmesi ile ve ileri derecede eğitim görmüş doktorlar ve hemşireler ile birlikte, bu çocukların ölüm oranları da önemli miktarda azalmıştır. Geçici hızlı soluma, olaysız vajinal doğum ya da sezaryen sonrasında ve prematüre ya da olgunlaşmış gebelik bebeklerinde de ortaya çıkabilir.

Bu tür solunum bozukluğuyla doğan bebeklerde, hızlı ve zayıf soluma dışında hiçbir belirti görülmez. Bazı bebeklerde bebeğin cildi az oranda oksijenle ortaya çıkan mavimsi bir

dış görünüm alır.

Hiyalin zarı hastalıklı yeni doğmuş bebeklerin aksine, bu bebekler nadiren ciddi derecede hasta görünürler.

Dahası, birçoğu 3 gün içerisinde iyileşir.

Tedavi genellikle ciğerlere sıvı kaçmasını önlemek için sürekli olmayan beslemeyi içerir. Kimi zaman eğer bebek ağızdan beslenebilmek için gereğinden fazla soluk alıp veriyorsa, damardan besleme gerekli olabilir. Genellikle başka hiçbir tedavi gerekmez

Göbek fıtığı olan bir bebekte, bebek ağladığı, öksürdüğü ya da gerindiği zaman göbek deliği çevresinden dışarı doğru şişen yumuşak bir çıkıntı dokusu vardır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »