->
Olgunlaşmış gebelik sonucunda, yani normal zamanında doğmuş bebeklerin yaklaşık yüzde 60′ı doğum sonrası ilk hafta içinde sanlık geçirirler ve bu oran prematüre bebeklerde yüzde 80′e çıkar.
Sarılık (cildin sarı bir renk alması) kendi başına bir hastalık olarak meydana gelmez; daha çok, yeni doğmuş bebeğin karaciğerinin henüz olgunlaşmamış olması nedeniyle metabolizmadaki bilirubin yüzünden meydana gelir. Dolayısıyla, bilirubin cilde vurur ve sarımsıbir renk verir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
->
Yeni doğmuş ve anne sütü ile emzirilen bir bebeğin dışkısı normal olarak koyu bir çorba kıvamındadır. Eğer bebeğiniz ilk ayını doldurmadan ishal olmuş ise nedeni herhangi bir enfeksiyon olabilir. Bu durumda bebeğin dışkısı yeşilimsi ve sulu olacak, dışkılama sayısı artacak, anne sütü ile beslenen yeni doğmuş bir bebeğin dışkısında normal olarak bulunan süt pıhtıları görülmeyecek ve hoş olmayan bir koku olacaktır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Bebekler işitme duyusuna sahip olarak doğarlar ve seslerin yükseklik alçaklık düzeyini ayırdedebilirler. Yüksek bir ses bebeği yerinden sıçratabilir; oysa yumuşak bir ses bebegi gülümsetebilir ya da gülümser duruma getirir. Bir aylık oldugunda, anne ve babasının seslerini birbirinden ayırabilmektedir.
Yeni dogmuş bir bebegin ortalama agırlıgı2.5 ila 4.5 kg., boyu ise 45 ila 55 cm. arasında degişir. Bebek hastaneyî terkettigi anda, sıvı kaybı ve doguni sonrası iştahsızllgı nedeniyle doğum ağırlığının muhtemelen yüzde 6 ila 10′unu kaybeder. Ilk bir ayın sonunda ise ağırlıgı, dogum esnasındaki ağırlıgından yaklaşık 1 kg. daha fazla olacaktır. •
Bebeğin doğumundan sonraki ilk hafta içinde teşhik edimek koşuluyla çeşitli maddelerin metabolizmadaki nadir fakat ciddi orandaki eksikliklerinin yeterli düzeyde tedavi edilebilmesi mümkündür. Bununla beraber, eğer tedavi edilmeden bırakılırsa bu bozukluklar, zihinsel agırlık, bodurluğa yol açan yavaş fiziksel gelişme ve katarakt gibi çeşitli harabiyet problemlerine neden olabilmektedir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Yeni annelerin çoğu bebeklerine emzik vermemek için direnir. Ancak emziği denemeye başlayınca fikirleri değişebilir. Emzikle ilgili bilgilerimiz doğru mu? İşte merak edilen sorular ve yanıtları
Üç yaşına gelmiş hâlâ emzik emen çocuk gördüğümüzde yadırgarız ve belki de bebeklere en baştan hiç emzik verilmemeli diye düşünürüz. Hatta içten içe anne - babayı eleştiririz.
Oysa çoğu yeni anne emziği gereksiz ve kötü bir alışkanlık olarak değerlendirir. “Ama emziği denemeye başladıklarında bu fikirleri değişebilir” diyen İstanbul Parenting Class’dan Uzman Psikolog Sinem Olcay konuyla ilgili merak edilenleri anlatıyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Uyuz halk arasında ‘gale’ veya ‘gidişik’ olarak da bilinir. Uyuz böceği, ‘Sarcoptes Scabiei Von Hominis’ ancak bir mikroskop ya da büyüteç yardımı ile görülebilecek büyüklüktedir ve tüm yaşamını insan vücudunda geçirir. Kişiden kişiye yakın temas ile geçer. Böcek derinin üst katmanlarında tüneller açarak ilerler ve kaşıntıya sebep olur. Bu kaşıntı sonucunda deride iltihaplanma görülebilir. Uyuz hastalığının pislikle bir ilgisi yoktur, böcek temiz bir ciltte de yaşayabilir; uyuzun kirli insanların hastalığı olduğu inancı doğru değildir!!! DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Genellikle çocuklarda görülen ve tıpta osteomiyelit olarak bilinen bir kemik hastalığı. 12 yaşından sonra az görülür. Yine de vak’aların yüzde on ikisi, 12 yaşından sonra görülür. Her hastalıkta olduğu gibi kemik iltihabının da “had” ve “müzmin” şekilleri vardır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Difterinin nedeni olan Corynebacterium diphtheriae bakterisi oldukça tehlikeli bir zehir salgılar. Bakterinin salgıladığı bu zehir kalpte ve sinir sisteminde oldukça ciddi bozukluklara yol açar. Mikrobun kaynağı hastalar ve bakteriyi taşıyan kişilerdir. Genellikle damlacık yoluyla bulaşır. Çok ender vakalarda doğrudan temasla geçer. Vücudun hemen kabul ettiği bir hastalık değildir. Bebeklerde çok ender olarak rastlanır. Çocuklarda 2-6 yaş arası çok sık görülür. Yaş ilerledikçe hastalığa yakalanma olasılığı giderek zayıflar. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »
Hamilelerde hormonal sistemlerin tümünde ciddi değişim olması kaçınılmazdır. Tiroid de bu değişimlerden nasibini almaktadır. Bu çerçevede vücudun iyot ihtiyacı ve tiroid hormonu ihtiyacı artmaktadır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »