Eğer yüzünüzde sarkma yoksa cerrahın kapısını çalmayın. Yüzde sarkmayı önleyici ameliyat yoktur, sarkmayı tedavi edecek ameliyat vardır

estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Günün birinde aynaya baktığımızda ve yüzümüzün yerçekimine yenildiğini fark ettiğimizde kendiliğinden başımızı dik tutarak yüzümüzü gergin görmeye çalışırız. İşte bu an face lifting ile tanışma zamanının geldiğinin sinyalleridir.
Sarkmamış bir yüzde kuvvetli mimik adalelerinin ortaya çıkardığı kırışıklıkları yüz germe ameliyatı ile yok etmek mümkün değildir. Bu yalnızca adalelerin fonksiyonunun giderilmesi ile mümkün olur -ki bu da hareketsiz, ifadesiz bir yüz görünümü yaratabilir.
Yılların ve yaşam şartlarının geride bıraktığı izleri yok etmek hastalarımın birincil isteklerindendir. Yüz bundan dolayı “ruhun vitrini”
olarak tanımlanır. Kişi yüz adalelerinin yansıttığı ifade tarzıyla iç dünyasını dışa vurur. Yüzde çirkin bir görünüm yaratmak için 60 adalenin kasılması gerekirken bir gülüş için 10 adalenin fonksiyonu yeterlidir.

Yüz uyum içinde yaşlanıp sarkar. Dolayısıyla gerilmesi de uyum içinde olmalıdır
Yüzde gerilmesi gereken aşağı doğru sarkmış üç bölüm vardır: Alın, yanaklar ve boyun.
Yüzün yaşlanması ve sarkması bir uyum
içindedir. Dolayısıyla gerilmesi de uyum içinde olmalıdır. Hastalarım genellikle yüzün bir bölümünün sarkmasından şikayet eder ve bu durumun düzeltilmesini isterler. Çünkü kendileri aynanın karşısında defalarca iki parmakları ile o sarkmış bölgeyi gerdirmişlerdir. En güzel örnek de boyun derisini baş ve işaret parmağı
arasında tutup kulak arkasına çekmeleridir. Çünkü en çok göze çarpan sarkıklık oradadır. Ancak yüzün diğer bölgelerini eski durumunda bırakıp sadece boynu germek uyumu bozduğundan aslında tüm yüze ameliyat edilmiş bir yüz görünümü verir.
Oysa yüz germe ameliyatından sonra yüzün gençleşmiş ifadesi doğal olmalı ve yüz yapısı
uyumunu korumalıdır. Ameliyatın sonucu kişinin görünümünü yıllarca geriye bile götürse, bu genç görünüm hastanın yakınlarınca bilinen, hafızalardaki tanıdık yüz ifadesinden uzaklaşıp yabancı bir yüz gibi algılanmamalıdır.
Bence bir plastik cerrahın en hoşuna gidebilecek söz, hastasına başkalarının “Ameliyatın çok güzel yapılmış” yerine “Çok güzel, genç ve dinlenmiş görünüyorsun” demesidir. Bu da ancak yüzün iyi bir analizden sonra uyumu koruyucu bir strateji ile ameliyat edilmesiyle mümkündür.
Bu kazanılmış güzel görünüm kişinin sosyal ve duygusal yaşamını mutlaka pozitif bir şekilde etkileyecektir. Kişinin kendine güveni artacak, kendini daha iyi hissedecektir. Ama bu etkiyi fazla abartıp da, Dr. Ulrich Hinderer’in söylediği gibi, bu tür estetik ameliyatları her zaman “bıçak ile psikoterapi” diye tanımlamak doğru değildir.

Face lifting’in yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı önemlidir
Face lifting kötü anıların ve duyguların bıraktığı izleri silebilir ama yaşanmakta olan ruhsal çöküntüyü asla… Hastalarımın ruh dünyalarında fırtınaların estiği ve benim fark etmediğim anlarda yaptığım yüz estetiği operasyonları hem hastanın hem de benim başımı ağrıtmıştır. Yüz germe ameliyatı isteyen hastalarıma şunları söylüyorum: “Eğer kendinizi genç, canlı ve dinamik hissederken aynaya baktığınızda yorgun ve yaşlı bir yüz görüyorsanız, bu farklılığı
ameliyatla gidermek istemeniz normaldir.”
Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklınıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkların giderilerek gerilmesi gelebilir. Bütün kırışıklıklar giderilirse mimiksiz bir yüz ortaya çıkar ki bu, yüze bir maske görünümü verir. Oysa alın ortasındaki, göz ve dudak etrafındaki kırışıklıklar ilave yöntemlerle ayrıca tedavi edilebilir.
Hastaların konsültasyonlarda hep sorduğu bir soru vardır: “Bu yüz germenin etkisi ne kadar sürer?” Benim verdiğim yanıt ise “ömür boyu”dur. Sık sorulan ikinci soru ise şu: “Bu
ameliyatı şimdi mi yaptırayım, yoksa daha bekleyeyim mi?” Ben bu soruyu karşı bir soru ile cevaplandırmak isterim: “Sizi mutlu edebilecek, beğendiğiniz, hoşunuza gidebilecek bir şeye sahip olma imkanınız olduğunda, bu mutluluğu hemen yaşamak mı yoksa 4-5 yıl ertelemek mi istersiniz?” Kısacası face liftingin yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı
önemlidir. Yüzünüzde hiç sarkma yoksa plastik cerrahın kapısını çalmanıza da gerek yoktur çünkü yüzde sarkmayı önleyici ameliyat yoktur, yüzde sarkmayı tedavi edecek ameliyat vardır. Bunun yaşı ise sarkmanın belirginleşmesi ile başlar. Yapılacak ameliyatın metodu ve kapsamı da bu sarkmanın derecesi ile alakalıdır. n

Ayşenur Yazıcı kitabı “Makyajda Sihirbazlık Numaraları”nda makyajın inceliklerini anlatıyor. Yazıcı “Makyaj ‘Ben buradayım’ demenin bir başka yoludur” diyor

BURCU BULUT

Haber spikeri Ayşenur Yazıcı yeni kitabı “Makyajda Sihirbazlık Numaraları”nda kadınlara doğru makyajın nasıl yapılacağına ilişkin ilginç bilgiler veriyor. “Makyaj bana bak, beni gör ve beni sev demek” diyor Yazıcı. “Belki de ben buradayım demenin bir başka yoludur kim bilir. Ayrıca makyaj illa güzelleşmek için yapılmaz. Sevdiğiniz yerleri vurgulayıp sevmediğiniz yerleri kapatırsınız.” Peki nasıl vurgulayıp nasıl kapatacaksınız? Yazıcı işte bu soruya kitabında ayrıntılı bir cevap veriyor.

Makyajla ilgili bir kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?
Ben yıllardır haberin içerisindeyim. Şöyle bir çevreme baktığımda gördüm ki kadınların hayatlarındaki tek amaç dikkat çekmek, ön plana çıkmak ve sevilmek olmuş. Yani kadınlar güzel olmak istiyor. Ben de makyaj tekniklerini bu insanlara anlatarak yararlı olabileceğimi düşündüm. Makyaj tıpkı yemek tarifi gibi hiçbir zaman kuralı değişmeyen bir sanat şekli ve eminim ki bir kadın kendini hakikaten güzel görürse mutlu olacak, bu da işinden özel hayatına kadar her şeye yansıyacak.

“50 yaşın üzerindekiler sedefli renkleri kullanmamalı”
Orta yaşlı kadınlar makyaj yaparken nelere dikkat etmeli?
Kadınların en çok kendilerine küstükleri yaşlar 50 yaş ve üzeridir. Çünkü tenleri eskisi gibi değildir, gözün içi daha yorgun ve yaşlı bakar. Kızıl tonlardan, mora bakan mavilerden kaçınıp somon ve yavru ağzı gibi renkleri kullanmalılar. Çukurları gizleyici aydınlatıcılarla yani açık renk fondötenlerle makyaj yaparak kendilerini daha çok sevebilirler. Sedefli her şeyden kaçınmaları gerekir. Sedefli renkler kullanıldığında ve pudra sürüldüğünde kırışıklıklar iki kat daha belirginleşir ve kesinlikle bronzlaşmamaları gerekir. Tenleri koyulaştıkça yine aynı şekilde kırışıklıklar ve çukur bölgeler belirginleşir.

Bu yaşlarda özellikle de kırışıklıklar sorun oluyor herhalde…
Evet. Ama kırışıklıklar için özel ampuller var. Bu ampullerin içerisinde cilt üzerindeki çukurlukları doldurup çizgilerin üzerini düz hale getiren maddeler var. Bu ampulü yüzünüze sürüp üzerine makyaj yaparsanız yarı yarıya kırışıklık azalıyor. En etkili olan ampul Dior’unki. Pahalı bulursanız, yumurtanın akını mikserde çırpıp bunu göz ve dudak çevresi hariç yüzünüze sürerek 15 dakika bekletebilirsiniz. Bu işlemin ardından mutlaka bir nemlendirici sürülmesi şart. Makyajın çok diri ve tok durduğunu göreceksiniz.

Genç kızlar medyada gördüklerinden fazlasıyla etkileniyor mu dersiniz?
Evet, hem de çok. Lisede okuyan kızlara bakıyorum, gözlerini simsiyaha boyuyor, dudaklara kıpkırmızı, çok ağır makyaj yapıyorlar. Genç kızlara taze olmalarının kıymetini bilmelerini anlattım kitapta. Genç kızlara bir sır vereyim. Eğer gerçekten güzel görünmek istiyorlarsa makyajlarının çok doğal olması gerekiyor. Sanki hiç yapmamış gibi. Görmüyor musunuz 60 yaşında adamın 20 yaşında sevgilisi var, demek ki genç görünmekten çok genç olmak önemli. Bu çağların kıymetini bilmek lazım.

 

İstediğiniz her şeyi yapmaya hazır olan, hemen ameliyat tarihi veren, tedavi ve tedavinin yan etkileri konusunda bilgilendirmeyen, size uzun zaman ayırmayan bir plastik cerrahtan uzak durun!

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Estetik problemlerin tedavisinde, kendinizi ellerine ve bilgisine emanet edeceğiniz doktora plastik cerrahi dalında uzman olup olmadığını, nerede uzmanlık eğitimi gördüğünü ve tecrübesini sorun. Hiç merak etmeyin. Kendine güvenen bir hekim böyle bir ilgiden bile memnun olacaktır.
Arzu ettiğiniz her şeyi yapmaya hazır olan veya yapmaya söz veren hekimlerden kaçının. Çünkü o hekim ya kendi kapasitesini tam olarak tartamıyordur ya da plastik cerrahideki tedavi imkanlarının sınırlarını bilmiyordur.
Estetik uygulamaları arzu eden kişi, diğer hastalardan daha ayrıcalıklıdır. Çünkü diğer hastaların sebebini ve tedavisini bilmediği bir hastalığı vardır, bu nedenle doktora gitmek zorundadır. Estetik cerrahide böyle bir zorunluluk yoktur. Hastalarımız bize arzuyla, merakla ve heyecanla gelirler. Şikayetlerini ve nerelerinin düzeltilmesi gerektiğini biliyorlardır. Estetik problemleri olan kişilerin şikayetleri her zaman objektif değildir ve kişi her türlü tedaviyi ya da değişikliği arzu edebilir. Estetik cerrahın en önemli özelliklerinden biri de hastanın bazı isteklerini frenleyebilmesidir. Hastaların bazen sınırsız olan isteklerine sınır konulmalı ve hastanın gözünde her zaman “gerçekçi bir tedavi tablosu” oluşturulmalıdır.

Ameliyat, gününde bile iptal edilebilir
Bir konsültasyondan sonra büyük bir coşkuyla ameliyata karar vermişseniz bile hemen ertesi günü ameliyat olmaya kalkmayın. Çünkü bu gibi ameliyatlar için çabuk kararlar genellikle objektif olmayan duygularla verilir. Ayrıca bu konuda, Avrupa’da hastaların haklarını koruyan derneklerin klasik bir uyarıcı sözü vardır: “Doktorun bir tek yarın boş zamanım var, diğer haftalar ve aylar doluyum demesi bir alarm işaretidir.” Bu söz doğrudur çünkü karar bir coşku anında verilmiştir, bu nedenle ameliyatların risklerini o anda tam olarak anlayabilmeniz ve yorumlayabilmeniz zordur. Ayrıca aklınıza yeni sorular gelebilir, bunları da telefon veya yeni görüşmelerle halledebilirsiniz. Eğer konsültasyondan uzun zaman geçtikten sonra da ilk görüşmedeki coşkunuz ve doktorunuza güveniniz devam ediyorsa; beklentilerinize ve olası komplikasyonlara gerçekçi bir yaklaşımınız varsa karar zamanlamanız ve doktorunuz doğrudur.
Ben ameliyat için randevuyu geciktirmeyi hastanın doğru kararı vermesi bakımından hep uygun bulmuşumdur. Çünkü ameliyat tarihi gelene kadar hastalarımın diğer hekim arkadaşlarla görüşme şansı da olur ki bunu zaten öneririm. Ayrıca hastanın, ameliyat günü de dahil olmak üzere, eğer kafasında kesinleşmemiş duygular ve soru işaretleri varsa ameliyata gelmek yerine iptal etmesi veya ertelemesi daha iyidir.

Kocanız operasyona karşıysa, yaptırmayın
Yapılacak tedavi ve tedavinin muhtemel yan etkileri üzerine yeteri kadar bilgi vermeyen, size uzun zaman ayırmayan hekimden kaçının. Öteki taraftan da hekimin size detaylı bilgi verme arzusunu kösteklemeyin. Biz tabii ki ne yapacağımızı biliriz ve yapacağımız tedavilerin bütün sorumluluğunu almak zorundayız. Ama siz de hasta olarak verdiğiniz kararın sorumluluğunu almak zorundasınız ve bu sorumluluğu da ancak ne yapılacağını ve neler olabileceğini bildiğiniz zaman alabilirsiniz.
Önemli başka bir nokta da ameliyatlarınızı hiçbir zaman ailenizden gizli yaptırmamanız gerektiğidir. Ön görüşme için bana eşleri veya sevgilileriyle gelen hastalarım çoktur ve böyle olması bence daha iyidir. Hastaların, karar verirken desteğe ihtiyacı olur. Genellikle kocalar “Beni rahatsız etmiyor ama kendini daha iyi hissedeceksen yaptır” derler. Eğer kocanız ameliyata çok karşı ise o ameliyatı yaptırmamanızı tavsiye ederim. Kocanıza rağmen yaptırırsanız üzerinizde büyük bir baskı oluşabilir. Oysa iyileşme döneminde her şeyin mükemmel olmasını, hiç problem çıkmamasını arzu edersiniz. Çünkü ortaya çıkabilecek en küçük problemde bile eşinizin olumsuz yorumlarından kurtulamayacağınızı bilirsiniz. En kötüsü ise eşine hiç haber vermeden tedavi olan hastalardır. Mesela kocası tatilde veya iş gezisindeyken ameliyat olan hasta kendisini komplikasyonsuz bir iyileşmeye şartlamıştır. Bütün problemler bu hastaların başına gelir. Sınırları bu kadar çok zorlamanın genellikle insanin baş ağrıttığını hepimiz biliriz.
Ben 27 senelik meslek hayatım boyunca hatalarımı yinelememeye çalıştım. Biz cerrahlar hatayı kendimize yakıştıramasak bile bu konuda tarafsız ve adil olmak zorundayız. Problemli geçen her vakanın geriye dönük olarak senaryosunu gözden geçirir ve tarafsız muhakemesini yapmaya çalışırım. Her seferinde de önceden fark edemediğim, hastanın problemlerine sebep olan psikodinamiği açıkça görmüşümdür.

Kesin kararlı olmayan hastalar ameliyattan sonra çok acı çeker
Ekibimin gözetmeni olan bir psikanalist ile yaptığım haftalık toplantılarda her türlü psikolojik etkenin problemlerin ortaya çıkmasındaki rolünü öğrendim. Ameliyata tam olarak karar vermemiş hastaların (genellikle önceleri estetik ameliyatlara karşı olan kişiler) ameliyat ağrısını daha fazla hissettiğini gözlemişimdir. Bir örnek: Sadece tek bölgesine liposuction yaptığım bir hasta ameliyat sonrası haftalarca aşırı ağrı şikayetleri ile harap oldu ve beni de harap etti. Ben devamlı olarak tıbbi sebepler ararken hasta çektiğim sıkıntıyı gördü ve ağrının gerçek sebebini buldu. Bana “Aslında bu ameliyatı istemiyordum. Bütün arkadaşlarım ameliyat olurken ben de bir şeyler yaptırmak zorunda olduğumu hissettim. Böyle bir ameliyat olduğum için de kendime çok kızgınım. Kızdıkça da ağrılarım artıyor” dedi. Tam tersi, en ağrılı ameliyat olarak tanımlanan karın germe ameliyatından sonra bile ağrıyı hissetmediklerini söyleyen çok hastam olmuştur. İnsan görünüm bozukluklarından ne kadar çok rahatsızlıklar duyuyor ve ameliyatla düzelmeyi sabırsızlıkla bekliyorsa ameliyatı ve iyileşme süreci o kadar problemsiz geçiyor.

Karın germe ameliyatından önce kilo vermekte fayda var

Karın germe ameliyatları ile ideal bir karın bölgesine sahip olmak mümkün. Yine de istenilen sonuca ulaşabilmek için her hastanın ameliyat öncesinde boyuna uygun kiloya düşmesinde fayda var

Estetik Bakış / DR. SERDAR EREN

Bir kişinin şişman veya zayıf olduğu sonucuna çoğu kez karın bölgesinin durumuna göre karar verilir. Kadınlar için ideal görülen, kum saati formunda gergin bir karın bölgesidir.
Hamilelik veya aşırı kilo alımı sonucunda karın bölgesindeki deri ve deri altı yağ dokularında önemli oranda bir hacim artışı olur. Sonrasında karın kaslarında gevşeme, deri elastikiyetinde azalma görülür. Kilo verme ya da hamilelik sonrasında bu dokuların miktarında önemli miktarda azalma olsa da karın derisi, deri altı yağ dokusu ve karın bölgesi kasları çoğu kez yeterince toparlanamamaktadır.

Genel olarak kadın vücutlarını androjen ve östrojen tip olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Androjen tip vücutlarda bacak ince ve selülitsizdir, popo küçük ve biraz yassıdır, kalça üzerinde yağ tabakası fazlalığı toplanmıştır ve belin aşikarlığı azalmıştır. Karın bölgesi için de göbeğin üst kısmında kubbemsi yapı gözlemlenir. Akdeniz kadını tipi dediğimiz östrojen tip vücutlarda ise dar omuz, küçük meme, ince bel, geniş kalça ve selülite eğilimli sarkmaya uygun bir doku yapısı gözlemlenir.

Karın germe ve bodylifting için ideal hasta östrojen tipi vücuta sahip olanıdır çünkü dokunun kayganlığı ve yumuşaklığı germe işlemine daha elverişlidir. Androjen tip vucutlarda şişmiş ve genişlemiş karın görünümü genellikle karın içi yağlarının fazlalığından dolayı artmış karın içi basıncının işaretidir. Böyle durumlarda ameliyattan evvel kilo verip karın içi basıncının azaltılması gerekir. Tabii ameliyattan önce herkesin boyuna uygun olan kilosuna erişmesi istenilen sonuca ulaşabilmek için önemlidir.

Bazen deri altı yağ dokusu fazla olan kişilerde karın germe ameliyatı liposuc-tion (yağ emilmesi) ile birlikte yapılmaktadır. Yağ depolanması ve deri fazlalığı sadece göbek altı bölgesindeyse ve çok da fazla değilse kısmi karın germe ameliyatı uygun olabilir. Bu durumda göbek deliği yeri değiştirilmemektedir.

Karın germe ameliyatı sırasında göbek deliği, yara veya kasık fıtığı eşzamanlı olarak onarılabilir. Veya herhangi bir ameliyat sonrasında kalan alt karın bölgesindeki ameliyat izleri de (apandisit, sezaryen, fıtık vb.) yok edilebilir.
Karın germe ameliyatından sonra hastaların tekrar hamile kalıp doğurması mümkündür. Ben de üç hastamda ameliyat sonrası doğumların karın duvarını ilk hamilelikteki gibi yıpratmadığını gözlemledim. Aşırı kilolu kişilerde ise yapılan karın germe ameliyatlarında yaranın iyileşememesi riski fazladır. Bu yüzden hastalarımı ameliyat öncesinde kilo verme konusunda ikna etmeye çalışırım.

Bu tür ameliyatlar sonucunda arzu edilen sonuç vücudun birbirine uyumu, harmonisidir. Güzel, düzgün bir karın elde edildiği halde daha evvel rahatsızlık vermeyen, karın ile beraber sarkmış olan göğüslerin ön plana çıkıp rahatsızlığa sebebiyet vermesi çok görülür. Amaç vücudun genel görünümünün birbirine uyumunu sağlamaktır.

Plastik cerrah Serdar Eren: “Yüz nakli teknik olarak hiç de o kadar problemli bir iş değil. Mikrocerrahi tekniği ile tecrübesi olan her ekip tarafından yapılabilir”

TUBA AKYOL

Son günlerde TV’de, sokakta sürekli botokslu kaşlara, düzeltilmiş burunlara, dolgun dudaklara, memelere maruz kalıyoruz. Kimi güzel, hakikaten doğal görünüyor. Kimi ise “Bak bana, bende estetik var” diye bangır bangır bağırıyor. Ama gerçek şu ki estetik operasyon büyük bir hızla yaygınlaşıyor. Şimdi bir de yüz nakli operasyonu var gündemde. Aynaya bakıp başka birinin yüzünü görmek… Yakında insanlar estetik cerrahların kliniğinden başka birinin yüzüyle mi çıkacaklar?
Hastaları arasında İspanya kraliyet ailesi üyelerinden İsveç Kraliçesi’ne kadar birçok önemli isim olan plastik cerrah Serdar Eren “Hayal bunlar” diyor. Almanya’da çalışan, ayda bir gün Türkiye’deki hastalarıyla sadece görüşme yapmak için İstanbul’a gelen Eren’le yüz naklini konuştuk: “Ben bir doktor olarak kimseyi böyle değiştirmek istemem. Hastanın değişmek istemesinin anlamı ‘Ben başka insan olmak istiyorum’ demektir -ki bunun dış görünümle bir ilgisi yok. Bizim işimiz normal olmayan görünümü normale çevirirken, yüzün ve vücudun ahengini bozmamaktır.”

Birçok kişinin estetik cerrahlara ellerinde ünlü birinin fotoğrafı ile başvurdukları, o ünlü kişinin burnunu ya da dudaklarını istedikleri doğru mu gerçekten?
Evet, böyle çok kişi var. Ünlü insanların resimleriyle gelirler. David Beckham saç modelini değiştirdiğinde, bunun için ameliyata bile gerek yok, birçok kişi kuaföre gidip o saç modelinin aynısını yaptırıyor. Böyle bir şey…

Ama o burun her yüzde güzel durmaz ki…
Zaten önemli olan o. Nicole Kidman’ın burnunu çok istiyorlar Avrupa’da. Benim Türklerle tecrübelerim az. Bir-iki sene… Ama sonuçta görüyorum ki her ülkede bu mantalite aynı. “Onun burnunu istiyorum” diyorlar. Bana desin ki, onun yüzünü istiyorum komple. Derim ki “Okey”. Ameliyat yapamayız ama konuşuruz.

“Yabancı yüz değil, deri nakli”
Siz “Ameliyat yapamayız” dediniz ama son günlerde ABD’de yüz nakli gündemde.
Çalışmalar yapılıyor. Herhalde ameliyat da yapılır. Yüz nakli teknik olarak hiç de o kadar problemli bir iş değil. Mikro cerrahi tekniği ile tecrübesi olan her ekip tarafından yapılabilir. Ki ben seneler evvel başlamıştım. Almanya’da bir ayak baş parmağını el başparmağına transfer ettim, 25 sene evvel. Biz bu doku naklini hep yapıyoruz ama insanın kendi organını kendisine naklediyoruz. Teknik aynı. Şimdi yapılacak iş deri nakli, yüz nakli değil. Yabancı bir yüz değil, yabancı bir deri…

Madem bu bir deri nakli, neden hastanın vücudundan deri alıp yüze nakletmiyorlar da bir kadavranın yüz derisini naklediyorlar?
Diğer deri ince olduğu için. Burada yapılacak işlem şöyle. Hastanın yüzündeki deri yüzülecek tamamen ve başka bir insandan, derinin altındaki tabakayı da koruyarak kalın bir deri ve deri alt dokusu alınacak. Besleyen damarlarla birlikte…

Ama nakil yapılan hastanın bir şekilde burnu, gözü var… O zaman nakledilen yüzün aynısı olmayacak, yine kendi yüzü mü olacak?
Ne o olacak ne de öteki. Kemik yapınız değişmediği için sizin yüzünüzün kemik yapısı olacak. Onun yüzüne sahip olamazsınız. Ama kendi yüzünüzü de koruyamazsınız çünkü kalın bir doku nakledilecek yüzünüze. Daha önemlisi bağışıklık sistemi problemleri. O yüzün tutmadığını düşünün. Her şeye, bulunduğunuz ilk noktanın bile gerisinden başlamanız gerek. Yüz nakli denince filmler akla geliyor. Nicolas Cage ile John Travolta’nın filmi “Yüz Yüze”… Bunlar hayaldir.

Yüz kötü durumdaysa, bu riske değebilir.
Bu işi yaptıracak insanın, ben nasılsa böyle yaşayamıyorum demesi lazım. Bunun için ideal hasta ölmek isteyen bir hastadır. Ama çok çok enteresandır, ben yanık konusunda tecrübeliyim, çok nadirdir yanıklardan dolayı intihar etmiş hasta. Dersiniz ki böyle nasıl yaşanır. Ama enteresandır, mücadele ederler.

“En iyi popo Brezilya’da yapılır”
“Extreme Makeover” programını izliyor musunuz? Orada çok değiştiriyorlar insanları. Diş, burun, göz, göğüs…
Zaten en büyük değişikliği burnu değiştirerek yaparsınız. İstedikten sonra her insanı değiştirebilirsiniz. O program biraz Amerikanvari. Hiçbir imkanı olmayan bir insanı prenses gibi yapıyorsunuz. Sonra o güzelliğiyle yine köyüne, eski yaşamına dönüyor. Psikolojik, sosyal problemleri başlıyor.

“Extreme Makeover”da burunlar genellikle başarılı oluyor ama dişler yapay duruyor. Dişte Türkiye daha iyi sanki. Burun estetiğinde bir de Macaristan’ın çok iyi olduğu söyleniyor. Var mıdır böyle ülkeye göre özel alanlar…
Böyle bir şey yok. Doktoruna bağlıdır. Ama nerede iyi popo yapılıyor derseniz, Brezilya’da derim. Çünkü orada çok yapılıyor. Onlarda popo yaptırma merakı var. Orada çok yapıldığı için daha iyi yapıyorlardır. Aslında ülkeye değil, doktora bağlı.

“Medya bizi kuaför haline getiriyor”
Şimdi bir de estetik turizmi başladı.
O hiç etik değil. Biz gelen hastayı iyice dinledikten, ince eleyip sık dokuduktan sonra, onunla bir takım olduktan sonra ameliyat yapıyoruz. Şimdi bu iş 10 günlük turlarda yapılıyor. Bunlar çok kötü gelişmeler. Hastanın yaptırmaması, doktorun yapmaması lazım. Biz doktoruz ama bazen medya tarafından kuaför haline getiriliyoruz.

Bazı estetikli kadınlar çok komik görünüyorlar. Kadın 60 yaşında ama göğüsleri 20′lerinde, tuhaf oluyor.
Siz önce memeyi çok problemli görürsünüz. Önce memeyi yaptırırsınız. Ama karın da sarkmıştır. Bu defa karın çok kötü görünür. Eğer memeyi yaptırınca paranız biterse ve karnı yaptıramazsanız yine mutsuz olursunuz. Hasta güzel memesi olmasına rağmen yine mutsuzdur, çünkü yarımdır. Ben böyle hastalara bunu anlatırım. Memeniz çok güzel olacak ama paranız gerisine yetmeyecekse yaptırmayın derim. Çünkü memelerin çok güzel olması yetmez, aksine aradaki fark daha göze batar. Güzellik uyumdur. Uyum önemli. Güzellik belli ölçüler değildir ki. Sizin verdiğiniz ışıktır, enerjidir.