Küçük çocuklar, doğal olarak meraklıdırlar ve buldukları bozuk para, çengelli iğne, düğme, meyve tohumlan ve diğer şeyleri ağızlarına sokmaya bayılırlar. Bunları ve diğer küçük nesneleri bebeğinizin ulaşamayacağı bir mesafeye koyunuz.
Sosis gibi büyük bazı tek parça gıdalar, bebeğin boğazını tıkayabilir; bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için okul öncesi çocuğunuza yürürken ya da oyun oynarken bu tür gıdalar vermeyiniz.
Küçük nesneleri ağızlarına atmanın yanı sıra bazı çocuklar, kronik olarak besleyici olmayan toz toprak, alçı, çamur, boya ve kül gibi maddeleri de yutarlar. Pica adı ile anılan bu âdet, ilk 2 yıl esnasında, bebeğin doğal merak duygusu onu her şeyi denemeye zorladığı çağlarda ortaya çıkar. Bununla beraber, bebeğiniz bu uygulamasına devam etmekte ısrar ediyor ise, doktorunuza haber veriniz.
Dikkatli bir anne baba, herhangi bir nesneyi yutulmadan fark edebilir. Çocuk bir nesneyi yuttuğunda, yutulan nesne genellikle sindirim sistemine geçer.
Eğer yutulan nesne mideye geçerse, kura olarak bir süre sonra bağırsaklara geçecektir. Bununla beraber, bazı nesneler yemek borusunu tıkayabilir. Eğer bebeğiniz yutmakta güçlük çekiyorsa ya da tükürük salgılıyorsa, yutulan nesnenin yemek borusunda takılı kaldığından kuşkulanabilirsiniz. Eğer böyle bir şey olursa ya da eğer çocuğunuzda göğüs ya da karın ağrısı veya kusma meydana gelirse doktorunuzu arayınız.
Başka bir istisna ise çocuğunuzun bazı saatlerde, hesap makineleri, kamera ve işitme cihazlarında bulunan düğme büyüklüğünde bir pil gibi nesneyi yutmasıdır. Böyle bir şey meydana gelirse, herhangi bir semptom meydana gelmese bile derhal doktorunuzu arayınız.
Korkutucu olasılık, yutulan nesnenin soluk borusunu tıkayarak, çocuğun soluk alma, ağlama ya da konuşma gibi işlevlerini engelleyebilmesidir. Böyle bir durum gerçekten acil bir durumdur. Eğer tıkanma birkaç dakika içerisinde ortadan kaldırılmazsa, çocuk şuurunu kaybedecek ve oksijen eksikliğinden çırpınmaya başlayacaktır. Ardından ölüm gelebilir.
Eğer okul öncesi çağındaki çocuğunuz herhangi bir tıkanma nedeniyle soluk alamıyor ise, Heimlich Yöntemini deneyin ve acil yardım isteyin.

Dişlerin, diş etlerini yararak çıkması, çoğu bebek için kolayca geçiştirilen bir dönemdir. Bu tür bebeklerin başlıca semptomları tükürük salgısının artması ve nesneleri çiğneyebilmek için dayanılmaz bir istektir. Bununla beraber, kimi çocuklar için bu süreç rahatsızlıklarla, huzursuzlukla ve acılarla doludur. Bebeğiniz daha önce hiç yapmadığı gibi başparmağını ağzına sokar, alt çene ve üst çenedeki diş etlerine sürter ve geçici bir süre iştahını kaybeder.
Eğer bebeğinizin ateşi ya da ishali varsa, bunun nedeninin diş çıkarmak olduğunu sanmayın. Gerçekte diş çıkarmak genellikle ateş, ishal, uyku problemleri, havale, bronşit ya da bez pişiği gibi problemlere neden olmaz. Bu tür problemlerin tedavi için başka yöntemler deneyin: Bunların normal diş çıkarma sürecinin bir parçası olduğunu zannetmeyin.
Eğer bebeğiniz bu rahatsızlıklardan muzdarip ise yapabileceğiniz bazı şeyler vardır.
1. Eğer bebeğiniz izin verirse, diş etlerine birkaç dakika elinizle ya da bir parça buz ile masaj yapınız. Bununla beraber, bazı çocuklar rahatsızlıklarını ortadan kaldırma çabası ile isteyerek ya da istemeyerek parmaklarınızı ısıracaktır.
2. Soğuk bir diş çıkarma halkası bu konuda yardımcı olabilir. Ayrıca çocuğa biraz buz, eskimo ya da bir parça donmuş muz gibi bir şey vererek çiğnemesini sağlayabilirsiniz. Bununla beraber, bir diş halkasını asla bebeğin ağzında bırakmayınız, çünkü bu boğulmaya neden olabilir.
3. Diş çıkarma ağrısını azaltmak için piyasaya sürülmüş losyon ya da merhemleri kullanmayınız. Bunlar gereksizlikleri yanı sıra boğazı felce uğratan ve bebeğin boğulmasına neden olabilecek benzocaine gibi maddeler içerebilir. Bu tür ürünlerin çoğunun keskin bir tadı vardır ve çocuğunuz bunları reddedebilir.

4. Eğer bebek rahatsız ise birkaç gün süre ile acetaminophen kullanılabilir.

Çoğu anne baba, eğer bebekleri 1 defa dışkılamıyor ise, bebeğin kabız olduğunu varsayarlar. Bununla beraber, kabızlık dışkılama sayısı ile değil, dışkının kıvamı ve dışkıyı çıkartmak için harcanan eforla belirlenir.

Kabızlık, anne sütü ile beslenen bebeklerde nadirdir. Tipik olarak, anne sütü ile beslenen bebekler günde birkaç kez dışkılarlar, dışkılama çoğunlukla her emzirme sonrasında olur; fakat bazen bebek birkaç gün hiç dışkılamayabilir. Kabız olan bebek homurdanır ve yüzü kızarıncaya kadar ıkınır. Yine de, eğer dışkılama yapılırsa, dışkı kabızlık nedeni yaratacak kadar sert değildir.

Böyle bir dışkılamanın güçlükle yapılabilmesinin nedeni, bebeğin bağırsaklarının, bağırsak hareketleri ile anüsün gevşemesi işlevi arasında iyi bir koordinasyon yapamamasıdır. Bazen bebeğin anüsüne bir rektal termometre sokmak yoluyla dışkının hareketlenmesine yardımcı olunabilir.

Mama ile beslenen bazı bebekler, kabızlık çekebilirler. Bazen sıvı miktarında artış ya da diyet değişiklikleri problemi ortadan kaldırmaya yetecektir. Eğer bebek 4 aylıktan daha büyük ise, bebeğin beslenmesine meyve ya da sebze katkısı yapmak yardımcı olabilir.

Fitil koymadan ya da lavman yapmadan önce ayrıntılı bir bilgi almak için doktorunuzu arayınız.

Eğer kabızlık bu önlemlerle ortadan kalkmaz ise, doktorunuzu durumdan haberdar ediniz. Doktorunuz bu durumda rektal bir muayene yapabilir. Bazı doğuştan gelen kusurlar kronik kabızlığa neden olabilir, anüs çevresindeki küçük yarıklar (fisür) dışkılamayı bebek için çok ağrı verici hale getirebilir.

Yeni doğmuş bebeğinizin çoğu zaman gözlerini muhtemelen kapalı tutuyor olmasına rağmen, her ne kadar çok berrak olmasa da, görme yetisi vardır. Yeni doğmuş bebeğinizin görme tepkileri de gözün içi (retina) doğumdan kısa bir süre sonra bebeğinizin doktoru tarafından kontrol edilir. Çoğu bebeklerde, eşyaları net olarak görme yetisi hızla ilerler ve bebek 3 yaşına geldiğinde ya da daha küçük iken 20/30 veya 20/20 görme yetisine ulaşır.

Çoğu normal bebekler ilk birkaç ay esnasında göz hareketlerini koordine etmekte güçlük çekerler. Dolayısıyla bu sıralarda bebeğiniz şaşı gibi görünebilir. Bununla beraber çoğu vakalarda bu görünüm birkaç ay sonra ortadan kalkacaktır.

Bazen, çeşitli nedenlerden ötürü, bebek 1 yaşına girinceye kadar çeşitli problemler ortaya çıkacaktır. Ne kadar erken teşhis konulursa tedavi de o derece başarılı olacaktır. Bu yüzden, göz muayenesi küçük çocukların rutin muayenelerinin bir parçası haline getirilmelidir. Aşağıda 1 yaşına kadar meydana gelebilecek görme bozuklukları tanımlanmıştır.

Şaşılık

şaşılık, gözlerin bir hizaya dikilememesini tanımlar. Şaşılık ortaya çıktığında, şaşı kimse, normal derinlik algısı için esas teşkil eden her iki gözü ile gördüğü bir nesneyi tek bir görsel imge haline getirme işlevini gerçekleştiremez.

Şaşılığın bir çeşidinde, şaşılık yalnızca çocuk yorgun iken, stres altında iken, stres altında iken ya da hasta iken ortaya çıkar. Şaşılığa alışan çocuk, zamanla tek gözü ile görmeyi öğrenir. Gözlerden birisi görmeye yararken, diğeri hareketlidir. Farklı zamanlarda her iki göz de kullanıldığından, ikisinde de görüş gelişir; bununla beraber çocuk özellikle bir tek gözünü kullanır. Diğer göz yeterince kullanılmadığı için bu gözde ambilopl gelişir. Şaşılığın bir başka çeşidi de gizli şaşılıktır. Bu tar bir şaşılık, genellikle çocuk 2 ila 3 yaşında iken gelişir fakat bazı vakalarda bebek 1 yaşına gelinceye kadar gelişebilmektedir. Bu çocuklar tipik olarak, uzağı iyi görürler (çok yakındaki nesneleri göremezler) ve çapraz bakışlıdırlar (crosseye), Çapraz gözler, çocuk yakındaki bir nesneye baktığı zaman daha iyi belli olur.

Eğer bebeğinizde şaşılık var ise, en iyi görüş sağlayabilmek, tedavinin ilk hedefidir ve eğer mümkünse her iki gözde de eşit görüş geliştirilmelidir. cerrahi müdahale çoğunlukla şaşı olarak doğmuş bebekler için gereklidir ve bebeğin normal görüş geliştirebilmesi için mümkün olduğunca erken ameliyat edilmesi gerekir. Bazen birkaç ameliyat gerekli olabilir, fakat şaşı çocukların çoğunda bir veya iki ameliyat yeterli olabilmektedir. Bununla beraber, tamamen düzelme her zaman mümkün değildir

Göz Donukluğu (Ambilopya)
Bu terim, bir ya da iki gözde normalaltı görüşü tanımlamak için kullanılmaktadır. Çeşitli nedenleri vardır; göz travması, göz hastalıkları, gözleri bir noktada odaklamak gibi görme bozuklukları ya da bir hizaya getirme güçlüğü (göz tembelliliği) bunlardan bazılarıdır. Ambilopyanın tedavisinde en önemli faktör, erken teşhis ve acil tedavidir. Tipik olarak, bebekler 3 yaşına girerken ambilopyaya daha eğilimlidir.
Tedavi, mümkün olan en iyi görüşü sağlar ve göz damlaları ve bozukluğu düzeltmek için gözlük ve hatta cerrahi müdahaleyi kapsar. Tedavinin başka bir önemli bölümü de, ambiyopik gözü kullanmaya zorlamaktır. Böyle bir tedavide normal göz üzerine bir bant kapatmak suretiyle çocuğun zayıf gözünü kullanması sağlanır. Bazı bebeklerde, ambilopi tedaviden birkaç hafta sonra tekrar belirir.

Diyafragmatik fıtık, diyaframda normal olmayan bir açıklığın karın bölgesi içeriğinin bir kısmının göğüs bölgesine doğru taşmasını mümkün kıldığı durumlarda meydana gelir. Çok ciddi vakalarda, mide ve barsakların büyük bir kısmı, kalp ve akciğerlerin yer değiştirmesine neden olur.
Bu anormallik doğumdan kısa bir süre sonra bebeğin fıtık yüzünden solunum güçlüğü çekmesi ile teşhis edilir. Bu durum bebeğin yaşamını tehdit eden bir durumdur ve acilen ameliyat edilmesi gerekir. Bununla beraber,
çoğunlukla fıtık aylar sonrasına kadar kendini belli etmeyebilir.
Geç ortaya çıkan diyafragmatik fıtık semptomları arasında kusma, ağır karın ağrıları, beslenme sonrası rahatsızlık ve kabızlık sayılabilir. Kimi zaman herhangi bir belirti ortaya çıkmaz ve problem ancak rutin röntgen çekimleri esnasında keşfedilebilir. Eğer doktorunuz bebeğinizde diyaframatik fıtıktan kuşkulanıyor ise, teşhisi desteklemek için röntgen çekimine gerek duyulabilir.
Ameliyat gerekli bir tedavi şeklidir. Doğduktan sonraki ilk 3 gün esnasında diyafragmatik fıtık teşhisi konan ve hastalıktan ciddi şekilde etkilenmiş olan bebeklerde, ölüm oranı %50′dir. Bununla beraber, solunum güçlüğü şikayeti olmayan bebeklerin çoğu hayatta kalmayı başarabilir.

Seçtiğiniz bebek karyolası ve parmaklıkları en az altı santimetre aralıkta olmalı, yatak karyolanın içine rahatça sığmalı, kenarları kilitli tutacak bir mekanizması olmalı ve uçları ve kenarları keskin olmamalıdır. Yatak en düşük seviyeye konduğu zaman, parmaklıkların en üst köşesinden yatağa kadar en az yetmiş beş santimetre yükseklik olmalıdır. Satılmakta olan çocuk karyolalarının çoğu bu niteliklere uygundur. Bununla beraber, eğer birisi size eski bir çocuk karyolası vermişse, önce parmaklıklarını ölçün. Eğer parmaklıkların arası altı santimetreden daha açıksa, karyola özellikle yatak mükemmel bir şekilde oturmayacağı için, tehlikeli olabilir. Bebekler kafalarını bu açıklıklara sokma eğiliminde olduklarından bu açıklıklar bebek için tehlikeli olabilir. Başka bir tehlike de, eski karyolaların kurşunlu boyalarla boyanmış olabileceğidir. Buna dikkat etmelisiniz. Bebekler kimi zaman karyolanın korkuluklarını kemirdikleri için, kurşun bazlı boya ile boyanmış karyolalar sağlık açısından tehlikeli olabilir. Bebeğin başını karyolanın yan taraflarına vurmaması için koruyucu yastıklar koymalıdır. Minder koymak yetersizdir ve kullanılmamalıdır.

Belirtiler

-  Artan aktivite,

-  Nefes alıp verme kısalığı;

-  Hızlı ve hırıltılı soluma;

-  Dudakların ve tırnak altlarının mavimsi birrenk alması (siyanoz)

 

Acil Durum Belirtileri

 Ciğerlerin aniden çökmesi.

Her çocuk ciğerleri çökük olarak doğar. Ciğerlerin doğumdan sonra birkaç nefeste şişmesi ve bebeğin solup alıp vermeye başlaması doğumun bir mucizesidir. Bununla beraber, ciğerleri ilk defa şişirebilmek için dikkate değer basınç değişimleri meydana gelir. Bazen akciğerler her yöne bir çırpıda şişmezler ve basınç değişikliği henüz taze olan akciğer hava keseciklerine (alveoli) kırılmalara yol açar. Bu kırıklar, ciğeri çevreleyen ve göğsün iç duvarım oluşturan alanlar arasındaki ince zarlara (pleura) hava sızmasına neden olurlar. Bu alana (ki. pleural boşluk diye adlandırılır) büyük oranda hava sızması durumunda, ciğerler çöker (pnömothoraks) ve soluma güçleşir.

Teşhis

Eğer az miktarda hava sızarsa, bebek artmış oranda aktivite gösterecek ve nefes kısalığı, hızlı ve hırıltılı soluma, siyanoz (mavi dudaklar ve tırnak altları) meydana gelecektir. Bununla beraber, eğer fazla oranda hava sızmışsa, bu durumda ciğer aniden çökecektir. Bebeğin doktoru bu durumda sızıntının nerede olduğunu belirlemek için göğüs röntgeni alınmasını isteyebilir

Pnömotoraks Ne Kadar Tehlikelidir?

Pnömotoraks, eğer akciğerler aniden sönerse çok tehlikeli olabilir. Fakat çoğu vakalarda sızan hava oranı azdır ve kendi kendine absorbe olmaktadır (emilmektedir).

Tedavi

Bazen hiçbir tedavi uygulamak gerekmez. kimi zaman, bebeğe soluması için 1 ila 2 saat s_reyle yüzde 100 oksijen vermek suretiyle pnömotoraks düzeltilebilmektedir. Ciğerlerin aniden sönmesi durumunda, acil bir önlem olarak, göğüs içine kaçmış olan havaların çıkarılması gerekebilir. Bu işlem, göğüs duvarı içine ciğerler arasındaki boşluğa bir boru sokmak suretiyle yapılır.

Ateş genelde vücudun herhangi bir enfeksiyona tepkisidir. Yeni doğmuş bebeklerde ateş ayrıca vücudün su kaybetmesi ya da sıcak iklimlerde bebeğin sıcakta fazla kalması dolayısıyla da ortaya çıkar. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Alınan enerjinin harcanandan az olması sonucunda organizmada zayıflık denen hastalık oluşur.
Vücuttaki yağ dokuları kullanılır ve daha sonra kas dokuları kullanılarak enerji sağlanır ve alınan enerji az olduğu sürece bu böyle devam eder. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Penis Latincede  kuyruk anlamına gelmektedir. Penis içinde uzunlamasına süngerimsi dokular içeren ve içinde idrar ve meninin(sperm-ersuyu) geçtiği kanalı içeren bir erkeklik organıdır.  Cinsel heyecan ile beyin bu organın içindeki süngerimsi dokulara kan pompalar ve penis sertleşerek birleşmeye hazır hale gelir.  Penis sertleşme halindeyken boyuna ve enine büyür. 

Ergenliğe ulaşmış bir erkeğin penisinin ortalama uzunluğu gevşek halde 5 ile 9 cm arasında, sertleşme halindeyken ortalama 16 cm boyunda olur.  Bununla birlikte penisin büyüklüğü kişiden kişiye farklılık gösterebilir.  Yaygın olarak bilinenlerin tersine penisin büyüklüğü, deri rengi ile ilgili değildir, yani kısa boylu birinin penisi uzun boylu birininkinden daha büyük veya bir zencininki bir beyazdan daha küçük olabilir. Penis boyu ortalama 16 cm olmakla beraber 11-18 cm arası penisler normal boyutlardadır.  

Ayrıca penisin normal durumu ile sertleşme durumu arasında büyük farklar olabilir.   Yani sönükken çok iri gözüken bir penis sertleşdiğinde daha büyük bir hal almayabilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

SAYFA 1 12»