Sık karşılaşılan bir sorundur. Nadiren cerrahi girişimler gerektirmekle birlikte, genellikle antibiyotik uygulamasıyla ve öteki basit yöntemlerle iyileştirilebilmektedir. Arpacık, etkilediği gözkapağı bezlerine göre ikiye ayrılır. Gözkapağının dışında kirpiklere bağlı yağ bezleri vardır. Bunlar, gözün yüzeyini koruyan yağı (sebum) salgılarlar. Bazen salgı bezi kanalı tıkanır ve içerde kalan bakteriler “dış” arpacığa neden olurlar.

Gözkapağının içinde ise, “meibom bezleri” denen bir dizi bez daha vardır. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir, gözkapağının arka yüzüne açılırlar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da “iç” arpacığa neden olur.

Arpacık daha çok, derileri kuru ve egzamaya eğilimlilerde görülür. Kepek ve pullanma bu koşullarda ortaya çıkar ve arpacık bunların etkisiyle oluşur. Diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi, genel olarak beden sağlığının bozuk olması ve direnç düşüklüğü de arpacığın sık görülmesine neden olur.

Arpacık ortaya çıkmadan birkaç gün önce gözde kaşınma ve batma hissi başlar. Arpacık bir iki günde ortaya çıkar. Küçük, ağrılı bir nokta biçiminde başlar; sonra şişerek belirgin kırmızı bir püstül (içi irin dolu kabarcık) halini alır. Dış arpacık kolayca tanınır. Ama iç arpacığın görülmesi için gözkapağını dışa doğru çevirmek gerekir. Şişen meibom bezi gözkapağını gerdiğinden iç arpacık, dış arpacıktan daha ağrılıdır.

Arpacıkla birlikte gözkapağındaki ağrı ve batma hissi artar. Işık ağrıyı artırır (fotofobi) ve göz sürekli sulanır. Fotofobi, göz sulanması ve sürekli burnunu çekme, çocukta, kızamık gibi daha ciddi bir hastalığı akla getirebilir

Yeterince erken anlaşılırsa, antibiyotikli merhem ya da damlalar arpacık oluşumunu önleyebilir. Ancak, çoğunlukla tanıdan önce püstül(ağızlaşma) oluşur ve antibiyotikler etkisiz kalır. Tek tedavi, oluşan iltihabın boşalmasını sağlamaktır. Sıcak kompres, kan akımını artırıp gözkapağını yumuşatarak ağrıyı azaltır ve enfeksiyonun iyileşmesini kolaylaştırır. Basit bir sıcak kompres, tahta bir kaşığın çevresine pamuklu bir kumaş ya da pamuk sarıp sıcak suyun altına tutularak yapılabilir. Su dayanılabilir sıcaklıkta olmalı ve kaşık her seferinde kapalı göz üstünde en az 10 dakika tutulmalıdır. Dış arpacığın yerleştiği kıl kökü kolayca fark edilir. Kirpik bir cımbızla alınırsa, arpacık kendiliğinden boşalır, ağrı ve şişlik azalır.

İç arpacığın tedavisi daha zordur. Enfekte olan meibom bezi dışarı açılmaya çalışır ama kalın gözkapağını delemez. Sonunda akyuvarlar enfeksiyonun üstesinden gelir ve belirtiler ortadan kalkar ancak geride mikropsuz bir iltihap kisti kalır. Meibom kisti, gözkapağının altında ağrısız, küçük bir kitle halinde hissedilir ve ancak cerrahi girişimle çıkarılabilir. Lokal anestezi altında gözkapağı dışa çevrilerek kist alınır, çevresi temizlenir.

Gözü ovuşturmak, enfeksiyonu bulaştıracağı için zararlıdır. Kepeğin önlenmesi de önemlidir, çünkü arpacıkta rolü olduğu düşünülmektedir. Neden blefarit, yani gözkapağı iltihabı ise, uzun süreli antibiyotik tedavisi ve hafif kortizonlu damlalar etkili olabilir.
Birçok vakada neden bilinememektedir.

Belirtiler

- Birkaç dakikadan birkaç saate kadar süre­bilen bir zaman boyunca görme, konuşma veya duyularda bozulma.

-  Bir kol veya bacakta veya bir kolda ve bir bacakta genellikle aynı tarafta yüzle birlik­te olabilen veya olmayan ani zayıflık veya duyu kaybı.

- Akut olarak çift görme durumunun bozuk konuşma, baş dönmesi, koordinasyon bo­zukluğu veya yutma güçlüğünün başlama­sı.

Acil Belirtiler

-  Yaralanmaya bağlı olmaksızın birdenbire bilinç kaybı

-  Aniden kısmi veya tam felç veya yüzde, kolda veya bacakta uyuşukluk.

- Ani görme bozukluğu veya kaybı

- süratle konuşma bozukluğu başlaması.

- Aniden şiddetli başağrısı başlaması.

Felç, beyine giden kanda bir aksama mey­dana gelmesinden birkaç saniye veya birkaç dakika sonra meydana çıkan birçok bozuklu­ğun yaygın adıdır. Başlangıçtan sonraki bir iki gün içinde belirtiler ilerleyebilir veya dalgalı bir hareket gösterir, buna gelişme halinde felç de­nir. Artık daha fazla bozulma meydana çıkma­maya başladığı zaman durum tamamlanmış bir felç durumu olarak kabul edilir, sizin bir felçle karşı karşıya olabileceğinizi düşündüren tek uyarı sinyali geçici iskemik krizidir.Felcin tıbbi trimi serebrovasküler hastalıktır, bu terim hastalığın beyninizin (cerebrum Latince “beyin” demektir) kan damarlarında (Latince damar anlamında “Vara”dan geliyor) başladığını belirtmektedir. Felçlerin özellikleri yerlerine ve ne tip bozukluk meydana geldiği­ne göre belirlenir. En yaygın neden bir arter­den yetersiz kan gelmesidir (iskemi). Bu durum meydana geldiğinde, o arterin kan sağladığı si­nir dokusu fonksiyon yeteneğini süratle kay­beder ve ölebilir, ölü dokuya enfarkt denir. Is-kemiye yol açan en yaygın damar hastalığı ar-teriosklerozdur. Bu durumda bir arterin iç ta­bakasında yağlı bir katman oluşur ve trombo­sit oluşumu sonucunu verir. O zaman arterin trombosit tarafından daraltılmış olan bölgesin­de bir kan pıhtısı (trombus) oluşabilir ve akışı engeller. Bu tip iskemik felç serebral tromboz-dur. Bir diğer çeşit iskemik felç olan serebral emboli, başka yerde oluşan bir diğer trombosit parçası veya bir kan pıhtısı (embolüs) kanın içinde taşınırken bir yere yerleşip akışı engelle­diği zaman meydana gelebilir. Emboli bir diğer damardan veya kalpten ortaya çıkabilir.

Daha az yaygın bir felç tipi olan beyin ka­naması, bir arter beyine kan sızdırdığı ve böy­lece, sıkıştırma, yerinden oynama ve sinir hüc­resinin ölümüne yol açtığı zaman meydana ge­lir. Bir kanama felcinin başlangıçtaki etkisi sık­lıkla iskemik felcinkinden daha şiddetlidir, fakat uzun vadeli etkiler her iki durumda da ay­lıdır. Şiddetli bir başağrısının arkasından yuka-’ida tarif edilen belirtilerin gelmesi, iskemik ‘eleten ziyade kanama felci bakımından tipik-:ir.

Araknoid zarı ile beyin yüzeyi arasında ka-ıama meydana geldiği zaman araknoid altı ka-ıama ortaya çıkar. Kendiliğinden (spontane) ıraknoid altı kanaması en büyük sıklıkla bir mevrizma kesesinin patlamasından sonra or­aya çıkar. Bir anevrizma kesesi arter duvarın­la gelişen, balon gibi şişkinliği ve daralan boy-ıu olan bir kabarıklıktır. Anevrizma kanaması bazen beyin içi kanaması doğurur.

Atardamarlarla toplardamarlar arasında ka­illerin bulunması gereken yerlerde anormal an damarlarının birbirine dolaşması ile bir ar-îrovenöz malformasyon meydana gelir. Bu üyük, ince cidarlı damarlar genellikle arakno-I altı boşluğa kanama yaparlar. Arteriovenöz lalformasyonların ailelerde nesilden nesile geçtiğide zaman zaman görülür

Felç gelişmiş ülkelerde belli başlı ölüm nedenleri arasında üçüncü sırayı Her yıl yaklaşık 300.000 Amerikalı felçten rahatsız­lanır ve bunlardan dörtte biri ölür ve geri ka­lanların (sağ kalanların) yarısının uzun süren arızalan olur. Felcin meydana gelme ihtimali insan yaşlandıkça artmaktadır ve 35 yaşından sonra her on yılda bir tehlike ikiye katlanmak­tadır. 65 yaşından büyük olan nüfusun yüzde 5′i felç geçirmiştir.

Felçle bağlantılı olan birçok risk faktörü vardır. Bütün felçlerin yüzde 70′inin yüksek tansiyonlu kişilerde meydana geldiği hesaplan­mıştır. Kalp kapağı hastalığı veya yeni geçiril­miş bir kalp krizi felç ihtimalini artırır, çünkü kalpten gelen kan pıhtıları büyük arterlerden beyne gidebilir. Sigara içmek şeker hastalığı ve kanda kolesterolün yüksek olmasının da yat­kınlık yarattığı düşünülmektedir. Genç kadın­larda risk çok düşük olmasına rağmen doğum kontrol hapı kullanmakta olanlarda da ihtimal hafifçe artmış olur. Sigara içen kadınlar için ih­timal büyük ölçüde artar. Erkeklerde risk ka­dınlardan daha fazladır.

Felcin Ciddiyet Derecesi Nedir?

Felç, çok ciddi bir hastalıktır. Derhal bir doktorun ilgilenmesi gerekir.

Herhangi bir çeşit felçten sonra, felcin ta­mamlanmasından sonra bir ölü sinir dokusu alanı (enfarkt) kalabilir. İyileşme, diğer sinir do­kularının, o alanının fonksiyonunu üstlenebilip üstlenemeyeceğine bağlıdır. Bir seri felç (multi enfarkt) demansa (bunamaya) yol açabilir.

 

Beyin ve sinir sistemin beslenme yetersizliği sonucu ortaya çıkar. Sinir hücrelerinin oksijensizliğe ve kan şekeri düşmesine tahammülü birkaç dakika ile sınırlıdır. Herhangi bir sebeple (genellikle beyne kan taşıyan damarların tıkanması, daralması) aksaması durumunda saniyeler içinde konuşma, görme, anlama bozulabilir ve vücudun bir yarısında kuvvet azalması veya tamamen fonksiyon kaybı olabilir.

 Bu kayıp yine saatler içinde kısa sürede geçiyorsa geçici felçten bahsedilir.

Hastalıkta (bazen felç gelmeden önce) haberci uyarıcı bulgular şunlardır:
1-Vücudun bir tarafında görülen gelip geçici uyuşma.
2-Kısa süreli baş ağrısı nöbetleri.
3-Konuşmanın bozulması veya durması.
4-Görmede geçici ani kayıplar.
5-Dengesizlik vs

Hastalığın ana sebebi beyin ve hücrelerini sulayan beyin damarlarındaki tıkanmalardır. Daha nadir olarak beyin kanaması, beyin ve zarının iltihapları anılabilir.

Damar tıkanmasının sebepleri ise: Bünyenin yaslanması, damarların sertleşmesi , kan yağlarının fazlalığı , kandaki kırmızı hücrelerin (eritrosit) çokluğu , tansiyonun yüksek seyretmesi , sigara ,  alkol ,  uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar , kalp ve damar hastalıklarına irsi yatkınlık , şeker hastalığı , böbrek rahatsızlığı , aşırı stres , dengesiz beslenme , düzensiz yaşama vs

Felçte Ne Yapılmalıdır?
1-Hasta apar topar hareket ettirilmemelidir.
2-Gereksiz panikle hastaya zarar verilmemeli,
3-En yakın sağlık merkezine götürülerek erken müdahale edilmelidir.
4-Bazı felçler yapılan tedavi ile zaman içinde geçer. Hem de iz bırakmadan.
5-Felcin geçmemesi durumunda ise gereksiz ümitlerle hasta hekim hekim dolaştırılmamalıdır.
6-Tıp dışı bazı ters uygulamalara fırsat verilmemelidir.
7-Hastanın takip ve tedavisini üstlenen hekimle diyalog koparılmamalıdır.
8-Takip süreci uzun olacağı bilinerek tedbirler düzenlenmelidir.
9-Hastalığın ilk haftalarından itibaren bıkmadan, usanmadan doktor tavsiyesine uygun fizyoterapi (masaj ve egzersiz) uygulanmalıdır.
10-Hastanın hareketlenmesi, iyileşmeye motivasyonu, yatakta döndürülmesi (yaralar oluşmaması için) , beslenme düzeni, psikolojik ve moral durumu, hasta yakınlarının ilgi ve desteği tedavide kullanılacak ilaç ve metotlardan çok daha faydalı olduğu bilinmelidir.
11-Tedavide kullanılan ilaçların temel amacı felcin tekrarlama ihtimaline karşı bünyeyi korumaktır.
12-Tansiyonu ayarlamak, kan yağlarını düşürmek, moral ve destek tedavileri önemlidir.
13-Ağır olup da yatalak kalan hastaların hayatla ilgilerinin kopmamasına dikkat edilmelidir.
14-Çökkün (depresif) düşünceleri gelişmesi durumunda tedavi edilmelidir.

Bilmek İstedikleriniz Felçle İlgili Sorular Cevaplar

Felç aynı zamanda beyin enfarktüsü olarak bilinir. Bunun sebebi nedir?
Tıpkı kalp enfarktüsünde bir kan damlasının kalbe giden damarı tıkaması gibi, felç geçirirken de beyindeki atardamar kandaki pıhtılaşmadan dolayı tıkanır. Damarın tıkanmasıyla, damarın gerisinde bulunan beynin çeşitli bölgelerine oksijen akışı engellenir. Bunu sonucunda o bölgedeki beyin ve sinir hücreleri kısa bir süre içerisinde ölür.
Felç geçirmek sadece yaşlı insanlara mahsus bir tehlike mi?
Hayır. İlerleyen yaşla birlikte risk de yükseliyor belki ama felç olaylarında yaş ortalaması gün geçtikçe düşüyor. Çocuklar bile risk altında.
Felç belirtileri nelerdir?
Aniden meydana gelen tek taraflı bir felç veya vücudun bir kısmının duyarsızlaşması. Bununla beraber görme ve konuşma bozuklukları, baş dönmesi ve şiddetli baş ağrısı da ilk belirtiler arasında.
İlk belirtilerde hastanın hemen tedavi olması neden bu kadar önemli?
Bu durumda her geçen saniye altın değerinde. Beyindeki kanama ne kadar uzun sürerse, kişide kalıcı hasarlar yaratması veya ölümle sonuçlanması o kadar yüksek bir ihtimal taşır. Bu yüzden ilk belirtiler gözlemlendiğinde hemen bir doktor çağırmak çok önemlidir.
Doktor müdahalesinde ne yapılır?
Yapılan müdahalede ilk olarak hasarlı olan damar tomografi cihazıyla tespit edilir. Buna bağlı olarak hangi hücrelerin kurtarılabileceği saptanır. Yaklaşık olarak üç saat içerisinde tıkanmış bir damarı çeşitli ilaçların yardımıyla temizlemek mümkün.

Lazer terapisinin kullanıldığı doğru mu?
Bazı kliniklerde bazı hastalarda şahdamarını lazerle açmak için deneme çalışmaları yapıldı. Bunlardan başarı elde edilmiş olsa bile bu metod henüz uygulanmıyor ve test aşamasında.
Tıkanmış damarları açmak için genetik bir ilaç var mı?
Evet. Genetik teknoloji sayesinde elde edilen ve rt-PA şeklinde tanımlanan genetik ilaçlar kullanılıyor. Bu ilaç, vücudun bir enzim salgılamasına ve bu enzim sayesinde damardaki tıkanıklıkların giderilmesine yol açıyor. Fakat bu ilacın enfarktüs geçirildikten üç saat sonra alınabiliyor. Bir yan etki ise kanamaların oluşabilmesi. Bu yüzden bu ilaç her hasta için uygun değil.
Felç geçirdikten sonra ne gibi yan etkiler oluşabilir?
Felç geçiren hastalarda genellikle sonradan konuşma ve görme bozuklukların yanı sıra sersemlik gibi yan etkiler oluşabiliyor. Bazı hastalarda bu şikayetler bir süre sonra sona ererken bazılarındaysa geçmiyor.
Felçin ciddiyeti neye göre değişiyor?
Bu enfarktüsün ne kadar hasar verdiğine bağlı. Ayrıca tedaviye ne kadar çabuk başlanıldığı önemli.

Ölen beyin hücrelerine ne oluyor?
Beyin hücrelerinin işleyiş tarzı o kadar ilginç ki. Şöyle ki, beyinde ölen hücrelerin işlevini etrafındaki hücreler üstleniyor. Fakat bunun gerçekleşebilmesi için bu hücrelerin bir an önce yeni ek görevlerine alıştırılmaları gerekiyor. Bunun için erken terapi önemli.
Damar tıkanıklığı felç geçirmenin tek nedeni mi?
Hayır. Bir beyin kanaması sonucunda da felç geçirilebilirsiniz. Kanama ile damarda meydana gelen basınç ile damarın yapısı bozuluyor ve işlevini yerine getiremiyor. Kanamanın ise mutlaka durdurulması gerekir.
Damar tıkanıklığı nasıl oluşur?
Damar tıkanıklığının sebebi genelde yüksek kan basıncı ve sağlıksız bir yaşamdır. Özellikle de damarlarda oluşan kireçlenme beyin felcinin en büyük sebebi. Sağlıklı beslenme bol sebze ve meyve, az kırmızı et ve yağ ile felç olma riskinizi bir hayli düşürebilirsiniz. Günde içeceğiniz bir kadeh şarap damarlarınızı kireçlenmeye karşı koruyacaktır. Daha fazlası ise sağlığa zarar verecektir

Beyin kanaması nasıl oluşur?
Bazen, beynin yapısında doğuştan gelen bir bozukluk nedeniyle bir kanama meydana gelebilir. Ayrıca kan basıncı da damarın yırtılmasına sebep olabilir. Fakat asıl risk, damarın içinde meydana gelen tortulanmadan dolayı damar içi alanın daralmasıyla oluşur.
Bazı ilaçların felç geçirme riskini yükselttiği doğru mu?
Amerikalı bilim adamları ephedrin maddesinin felç riskini çoğalttığını ortaya çıkardı. Bitkisel maddelerden elde edilen ephedrin genelde öksürük ve soğuk algınlığı ilaçlarının içeriğinde bulunuyor. Ephedrin maddesinin aynı zamanda iştah kapatma gibi bir özelliği daha olduğundan, özellikle diyabet ilaçlarında yüksek miktarlarda kullanılıyor.
İkinci bir felç geçirme ihtimali yüksek midir?
İstatistiklere göre hastaların %10 - %15inin bir sene sonra tekrar felç geçiriyorlar. Bunu engellemek için aspirin gibi kanı sulandıran ilaçların kullanılması gerekiyor. Bu tedavi yöntemi kanda oluşan pıhtılaşmayı ve damarların tıkanmasını önlüyor

Kan basıncınızın yükselmesini nasıl önleyebilirsiniz?
Yüksek kan basıncı her zaman felç geçirme riskini çoğaltır. Her gün düzenli olarak kan basıncınızı ölçün veya bir doktora veya eczaneye ölçtürün. Yüksek kan basıncına karşı birkaç öneri: 1. Yoga veya çeşitli meditasyon yöntemlerini kullanarak stresi üzerinizden atın.
2. Kanda bulunan yüksek yağ seviyesi, damarların daralmasına bu da kan basıncının yükselmesine neden olur. Kandaki kolesterol seviyesi mutlaka 130′un altında olmalı. Kolesterini düşük bir beslenme tek başına yeterli olmuyorsa, kandaki yağ seviyesini düşüren ilaçlar yardımcı olabilir.
3. Sigarayı bırakın çünkü nikotin damarların daralmasına neden oluyor.
Hangi durumlarda kalıcı bozukluklar oluşur?
Genellikle beyindeki bir şahdamarın tıkanmasından dolayı kişi felç geçirir. Tıkanan damarın gerekli bölgelere kan iletememesi durumunda o bölgelerde hasar meydana gelir. Beyinde hasarın meydana geldiği bölgeye göre kişi bölgesel felçler yaşayabilir. Mesela bir kolunu, bacağını veya vücudunun yarısını kullanamaz. Bunun sebebi ise kasların beyinden herhangi bir sinyal alamamasıdır. Refleksler tamamen yok olmasa da kasları kullanmak mümkün değildir. Felç geçirildiğinde genellikle beynin konuşmayı etkileyen bölümünde hasar meydana gelir ve kişide konuşma bozuklukları oluşur. Bu durumda hasta konuşmayı tekrar öğrenmek durumunda kalır

Hipertansiyon Nedir ?

Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.

Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg’dır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg (milimetre civa) üzerinde olan kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.

Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arasında farklılık gösterir. Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfingomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi) ortalaması alınarak belirlenmelidir.

Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.

Hipertansiyonun Yaygınlığı Nedir?

Sanayileşmiş ülkelerdeki yetişkin nüfusun %10-20 kadarında hipertansiyon bulunduğu hesaplanmaktadır. Sınırda hipertansiyon vakaları da katılırsa bu oran kuşkusuz daha yüksektir. Kişinin yaşı, cinsiyeti ve ırkı hipertansiyon sıklığı konusunda belirleyici faktörlerdir. Hipertansiyon siyah ırkta ve kadınlarda daha çok görülmektedir.

Kişi yaşının hipertansiyona olan katkısı öncelikle damarlarda yaşlanmaya eşlik eden anormalliklerdir. Bu durum özellikle de kanı kalpten damarlara taşıyan damarlardaki esneklik kaybı ile açıklanabilir. Ancak yaşla hipertansiyon arasındaki bu bağlantıya bazı ilkel toplumlarda hiç rastlanmamaktadır. Bu durumda etkili faktörün “uygarlaşma” ve bununla bağlantılı yaşam biçimi olduğu söylenebilir: örn. tuz kullanımı, aşırı beslenme, hareketsiz yaşam, stres, vs.

Hipertansiyon Riskleri

Hipertansiyon ciddi bir durumdur. Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde hipertansiyonun sonuçları öldürücü olabilir. Hipertansiyon kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine neden olabilir. Üstelik ateroskleroz ve bunun yol açabileceği iskemik kalp hastalığı (belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle oluşan geçici kansızlık sonucu dokuların hava alamaması) riskini önemli ölçüde arttırır. Buna ek olarak; hipertansiyonlu hastalar kanama ve beyindeki kan damarlarının trombozuna (pıhtıyla tıkanmasına) diğerlerinden daha kolay yakalanırlar. Hipertansiyon ayrıca koroner arter hastalığına da büyük katkıda bulunur ki, bu hastalık sanayileşmiş toplumlarda ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir. Bahsettiklerimizin hepsi tedavi edilmeyen hipertansiyonun sonuçları olup hipertansiyona bağlı morbidite (hastalık), mortalite (ölüm) büyük bir bölümünü oluşturur.

Hipotansiyon, Düşük tansiyon

tansiyon düşüklüğü
Büyük tansiyon, 11′den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir. tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir.

başdönmeleri
Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır: Kulak ağrısı. Araç tutmaları. Ani hava değişimi. Bazı göz hastalıkları. İlaç zehirlenmeleri. düşük veya yüksek tansiyon. Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları. Kansızlık ve kan hastalıkları. Mikrobik hastalıklar. Beyin hastalıkları. Sara ve bazı ruh hastalıkları. Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş; hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir.

kulak çınlaması
Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.

tansiyon
Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her kasılışında belirli miktardaki kanı atardamarlara pompalar. Bu sırada da, kan basıncı en yüksek seviyeye çıkar. Buna büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında geçen zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna da küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon arasındaki fark da nabız basıncını gösterir. tansiyon yaşa bünyeye ve tansiyon ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma göre farklılık gösterir. Yaşlandıkça tansiyon yükselmesi normaldir

 

Son moda renkler veya ten rengi olsun farketmiyor, yaz mevsimi ojesiz geçmez

Özlem Bay

Güneş pırıl pırıl parlamaya başladı mı, tüm detaylar gözler önüne serilir. İşte bu dönemde bakımlı ve estetik olmak her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Eller her zaman, ama özellikle ayaklar, hele incecik tek bantlı sandaletler içindeyse mutlaka bakımlı olmalı. Bir de uygun renkte oje sürdünüz mü tamamdır, şıklığınız tüm ayrıntısıyla kusursuz olur. Birbiri ardına çıkan yeni ürünler, yeni renkler kusursuz güzelliğin peşinde olan kadınların beğenisine sunuluyor. Bu hareketlilikten ojeler de payını alıyor. Ojelerde sadece yeni renkler değil tırnak sağlığına yönelik formüller de geliştiriliyor. Mesela içeriklerinde kalsiyum, silisyum ve sülfür matriksini gibi maddeler bulunan ojelerin besleyici özelliği var. Tırnakların kırılmasını ve zarar görmesini engelleyen bu ojelerin alerji olasılığı da bulunmuyor. Geliştirilen formülleriyle çabuk kuruyan ojeler, tırnaklarıza parlak ve pürüzsüz bir görünüm kazandırıyor.
“Ojenin de modası olur mu?” demeyin. Her alanda olduğu gibi tırnaklardaki renklilik de modaya göre belirleniyor.

Pembenin zaferi
Makyajda olduğu kadar tırnaklarda da yazın ‘hit’i pembe. Koyu ve açık pembe tonlarındaki ojeleri sezonun en çok tercih edilenlerinden. Geçen yaza damgasını vuran lila bu yaz da parmaklardaki ağırlığını sürdürüyor. Kırmızı ise tahtını koruyor. Beyaz, tırnak rengi ve pastel tonlardaki ojeler de her zaman olduğu gibi sadelikten hoşlananlardan ilgi görüyor.

Kış boyunca kalın çoraplarla botların, çizmelerin içine gizlenen ayaklar, yazın gelmesiyle özgürlüklerini ilan ettiler. Bu sene de açık ayakkabılar, sandaletler, terlikler o kadar güzel ki… Bu durumda ayaklar ayrı bir özen istiyor. Mesele sadece güzellik, şıklık da değil.

Tüm ağırlığımızı taşıyan vücudumuzun bu ağır işçilerine iyi bakmamız lazım. Ayak bakımı artık başlıbaşına bir sanat ve bir sektör halini aldı. Şimdi pudralar, spreyler, arındırıcı maskeler, pastiller, özel masaj aletleri gibi çok sayıda ayak ürünü var.

NEMLENDİRİCİ AYAK SPREYİ: Oriflame’in ayak spreyi özellikle uzun süre kapalı kalan ayaklar için öneriliyor. Gün boyu ayakkabıya hapis kalan ayakları taze ve kuru tutan sprey ayak sağlığının korunmasına yardımcı oluyor. İçindeki bitkisel maddelerle terlemeyi önlerken ayak tabanlarını nemlendirmeyi de ihmal etmiyor. Fiyatı 19 YTL.

ÖLÜ HÜCRELERİ TEMİZLEYEN ARINDIRICI: Ayakları ölü hücre ve kirlerden arındıran bu jel ayak banyosundan sonra kullanılmak üzere tavsiye ediliyor. Oriflame ürünü olan arındırıcı jel 12.20 YTL.

DEODORANLI AYAK PUDRASI: Ayaklarda gün boyunca oluşan kokuları engelliyor, ayakların ayakkabı içinde rahat durmasını sağlıyor. Ayakları kuru tutan ve tahriş olmalarını da önleyen hoş kokulu ayak pudrası Oriflame’de 7.10 YTL.

AYAK MASAJ ALETİ: Rowenta Fitspa Ayak Masaj Aleti, suyun soğumasını yavaşlatarak yorgun ayakları rahatlatmak için kullanılıyor. Titreşimli masaj aletinin yarattığı köpük etkisi ile ayaklar gevşiyor. Refleksoloji masaj tekniğini uygulayan alet ayaktaki 60 refleks noktasını uyararak toksinleri kaldırıyor. Fiyatı 120.800 YTL

NANE FERAHLIĞI VEREN SPREY: Serinletici ve kokuları giderici etkisi olan Body Shop’un ayak spreyi ayaklara mentollü yapısıyla nane ferahlığı veriyor. Yorgun ayaklar için iyi bir ürün. Fiyatı 21 YTL.

LAVANTALI BESLEYİCİ KREM: Lavande Essentielle Besleyici Ayak Kremi kolay emilen yağsız ve ayak derisini yumuşatan bir formüle sahip. Özellikle ayak tabanı ve parmak aralarındaki sertlikleri yumuşatan krem Yves Rocher’de 24.50 YTL.

DİNLENDİRİCİ PASTİL: Yves Rocher’in bu ürünü, ayak banyosuna eklenerek kullanılıyor, dinlendiriyor, ferahlatıyor. Banyo sırasında ayakların yumuşamasını hızlandırıyor. Fiyatı 24.50 YTL.

RAHATLATICI YAĞ: Rahatlatıcı ayak yağı masaj sırasında, saf olarak da ayak banyosunda suya karıştırılarak kullanılıyor. Yves Rocher’nin çıkardığı ürün ayakları nemlendiriyor, yorgunluğu alıyor, yumuşatıyor. Fiyatı 32.40 YTL.

AYAKLAR VE BACAKLAR İÇİN CANLANDIRICI JEL: Lavantalı canlandırıcı jel sadece ayaklara değil bacaklara da sürülüyor. Yorgun bir günün ardından dinlendiriyor, deriyi canlandırıyor. Masaj jeli olarak da kullanılıyor. Yves Rocher’nin bu ürünü 32.40 YTL.

DİNLENDİRİCİ AYAK BANYOSU: Ayaklara ferahlık ve serinlik veren banyo ürünü yorgun ayaklar için ılık suya dökülerek uygulanıyor. Avon’un dinlendirici ayak banyosu ürünü 14.20 YTL.

PÜRÜZSÜZLEŞTİRİCİ KREM: Avon’un pürüzsüzleştirici kremi ayakları ölü hücrelerden temizliyor ve ayakta oluşan sertlikleri, pürüzleri gideriyor. Ayak banyosundan sonra kullanılması tavsiye ediliyor. Fiyatı 16.40 YTL.

TOPUK YUMUŞATICI KREM: Nemlendirici kremle birlikte kullanılan topuk yumuşatıcı kremle tüm ayağa masaj yapılabiliyor. Ayak derisini yumuşatarak topuklarda kuruluktan ötürü oluşan çatlakları onaran krem Avon’da 19 YTL.

KOKU GİDERİCİ SPREY: Ayaklarda sıcaktan ve dış etkenlerden dolayı oluşan kokuları önlemeye yardımcı olan sprey kuru ayak üzerine sıkılarak uygulanıyor. Avon’da 19 YTL.

www.e-kolay.net/kadin

SAYFA 2 «12