Sigarayı bırakmak isteyip de kilo almaktan endişe ediyorsanız, bu yazı size yardımcı olabilir. Sigarayı bırakanların çoğu kilo alır, ama yalnızca birkaçı aşırı kilo almaktan şikayetçi. Sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi hareket sigarayı bırakmak. Sigara içmek, sağlığınıza alacağınız birkaç kilodan daha fazla zarar verir. Birkaç küçük değişiklikle, mesela yediklerinize daha fazla özen göstererek ve fiziksel aktivitelerinizi artırarak, sigarayı bırakırken de kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz.

Sigarayı Bırakırsam Kilo Alır mıyım?
Sigarayı bırakan herkes kilo almaz. Sigarayı bırakanlar, ortalama olarak yaklaşık 4.5 kilo alıyorlar. 10-20 senedir sigara içenler ya da günde bir paketten daha fazlasını tüketenler, kilo almaya daha yatkın oluyorlar. Birkaç kilo alsanız da, unutmayın ki sigarayı bırakarak sağlıklı yaşama doğru büyük bir adım atmış oluyorsunuz.

Bıraktıktan Sonra Kilo Almanın Nedenleri Neler?
Sigara dumanındaki kimyasallardan olan nikotin vücudunuzdan çıktığında, kısa sürede kilo alabilirsiniz. Nikotin kilo alınmasını engeller ve sigarayı bıraktığınızda vücudunuz olması gereken kilosuna döner. Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk hafta vücudunuz su tuttuğundan 1-2 kilo alabilirsiniz. Sigarayı bıraktığınızda vücudunuzun kalori ihtiyacı azaldığından bunlar yakılmaz ve kiloya dönüşebilir.

Aldığım bu kilolar sağlığıma zararlı mıdır?
Sigaranın sağlığa zararları alacağınız 5 kilonun zararlarından çok daha fazladır. Sadece ABD’de her yıl 400.000’den fazla kişi sigara sebepli hastalıklardan hayatını kaybediyor. Ancak yaklaşık 50 kilo kadar alırsanız, sigara içtiğiniz zamanki kadar sağlık riskine ulaşırsınız. Şimdi, sigaranın zararlarını ve bırakmanın faydalarını inceleyelim.

Sigaranın sağlığa zararları
Sigara içerken…

  • Kalp atışınız hızlanır.
  • 4000 kimyasalın vücudunuza girmesine izin verirsiniz ve bunların 40’ı kansere yol açmaktadır.
  • Akciğer kanserine yakalanma ihtimaliniz içmeyen birisine göre daha fazladır. Erkeklerde bu ihtimal 22 kat daha fazladır, kadınlarda ise 12 kattır.
  • İçmeyen birisine göre kalp krizi geçirme ihtimaliniz 2 kat daha fazladır.
  • Kalp hastalıkları, çarpıntı, kanser, amfizem, kronik bronşit ve akciğer hastalıkları riskinizi artırırsınız.
  • Sadece kendi sağlığınıza değil dumana maruz kalan herkese zarar verirsiniz.

Sigarayı Bırakmanın Faydaları
Sigarayı bıraktığınızda…

  • Vücudunuz 12 saat içinde nikotinin etkilerini iyileştirmeye başlar.
  • Kalbiniz ve akciğerleriniz dumanın zararlarını tamir etmeye başlar.
  • Daha rahat nefes alırsınız ve sigaradan kaynaklanan öksürüğünüzden kurtulursunuz.
  • Kalp krizi, çarpıntı, kronik bronşit, akciğer kanseri gibi hastalıklara yakalanma ihtimalinizi azaltırsınız.
  • Daha temiz bir hava solursunuz, en azından bunu başkalarının dumanı yüzünden risk altında olan çocuklar için düşünün.

Sigarayı Bırakırken Kilo Almaktan Nasıl Kaçınabilirim?
Kilo almaktan kurtulmak için yeme-içme alışanlıklarınızı geliştirmeniz ve fiziksel aktivitelerinizi artırmanız gerekir. Fiziksel aktiviteler vücudunuzun yaktığı kaloriyi artırır. Yeme-içme alışkanlıklarınızı düzelterek aldığınız kalorileri kontrol edebilirsiniz.

Yaptığınız Fiziksel Aktiviteleri Artırın
Kafanızdan sigarayı atmak ve kilonuzu kontrol etmek için fiziksel aktivitelerde bulunun. Sigarayı bırakan kişilerle yapılan bir araştırmada, günlük yürüyüşlerine 45 dakika daha ekleyen kadınlar, normalden 1.5 kilo daha az aldılar. Egzersiz yapmak, kilonuzu kontrol etmeye yardımcı olduğu gibi, enerjinizi artırır, kendinize güveninizi geri getirir, sağlığınızı iyileştirir, nikotinsizliğin stresinden kurtulmanıza yardımcı olur.

Televizyon seyretmek, bilgisayar oyunu oynamak gibi az enerji harcadığınız aktivitelerle vakit öldürmeyi bırakın. Haftanın en az dört gününde 30 dakikanın üstünde egzersiz yapmaya çalışın. 10 dakika şimdi, 20 dakika biraz sonra gibi bölümlere ayırdığınız egzersizlerinizi gün içinde 30 dakikaya tamamlayabilirsiniz. Bahçeyle uğraşarak, çocuklarla oyunlar oynayarak, asansör yerine merdivenleri kullanarak daha aktif olmayı başarabilirsiniz.

Yeme-içme Alışkanlıklarınızı Düzeltin
Yeme alışkanlıklarınızı değiştirmek başlarda sigarayı bırakmak kadar stres yaratabilir. Farklı farklı yiyecekler denemek sağlığınızı düzeltmeniz için iyi bir yoldur. Böylelikle vücudunuzun ihtiyacı olan bütün besinleri almış olursunuz.

  • Tahıl ürünleri, sebze ve meyve yiyin.
  • Yağsız veya az yağlı, az kalorili içecekleri tüketin. Az yağlı günlük yiyecekler, yağsız et, balık, fasulye tercih ederek ekstra kalori almadan gerekli besini alabilirsiniz.
  • Yağlı ve şekerli yiyecekleri azaltmaya çalışın.

Sigarayı Bırakmaya Hazır mısınız?
Moral motivasyonunuzun yerinde olduğu bir dönemde sigarayı bırakacağınız günü belirleyin. Zaten daha fazla yemeye meyilli olduğunuz tatillerde ya da stresli zamanlarınızda sigarayı bırakmak normalden daha fazla kilo almanıza neden olur.

Sigarayı bırakmaya ve sağlığınızı düzeltmeye odaklanın. İlk hedefiniz sigarayı bırakmak ve nikotinin etkilerinden kurtulmak olmalıdır. Gerçekten sigarayı bırakıp, daha iyi hissetmeye başladığınızda yeme ve aktivite alışkanlıklarınızı düzenleme yoluna gidebilirsiniz. Böylece aldığınız kilolardan kurtulabilirsiniz.

Sigarayı Bıraktıktan Sonra
Sigaraya ve yiyeceklere özleminizi azaltmanın yollarını öğrenin. Sigarayı bıraktığınızda, sigara ve yiyecek isteğini azaltmak önemlidir. Unutmayın, bu isteğiniz en fazla 5 dakika sürer. Bu isteğinizi azaltmak için şunları deneyin:

  • Sigaranın yerine başka aktiviteler koyun. Meyve ya da tatlandırıcılı sakız tatlı ihtiyacınızı giderebilir. Ellerinizi bir şeylerle meşgul edin.
  • Daha az kafein tüketin. Kafein içeren içecekleri tüketmeyi azaltın. Nikotinin vücuttan çıkması sizi stresli yapacaktır ve kafein sadece bunu daha da kötüleştirmeye yarar.
  • Yeteri kadar uyuyun. Yorgun hissettiğinizde yiyecek ve sigara isteğiniz artabilir.
  • Baskıyı azaltmak için yürüyüş yapın, iyi bir banyo yapın, derin nefes alın. Sizi rahatlatacak bir şeyler bulun ve bunu sigara içtiğiniz anların yerine koyun.
  • Size destek olacak ve sizi bırakmaya teşvik edecek birilerini bulun. Bulabilirseniz, bir arkadaşınızla beraber sigarayı bırakmayı deneyin.
  • Nikotinin yerine koyabileceğiniz şeyler için doktorunuza başvurun.
  • Sizi sigara içmeye yönlendiren, aç değilken bir şeyler yemenize sebep olan olaylardan uzak durun. Hangi durumlarda sigara içtiğinizin bir listesini çıkarın ve bu durumlardan kaçının. Sigara içmenin yerini daha sağlıklı aktivitelerle doldurun.

Birkaç kilo aldım diye panik yapmayın. Bunun nikotinin vücudunuzdan çıkması dolayısıyla normal olduğunu kabul edin. Etrafınızdakiler ve sizin için en iyi şeyin sigarayı bırakmak olduğunu unutmayın. Bırakmadan önce plan yapmaya çalışın ve egzersiz, yiyecek alışkanlıklarınızı değiştirmeye başlayın. Yaşam tarzınızı değiştirerek hem sigarayı bırakabilir hem de çok fazla kilo almadan sağlıklı bir insan olabilirsiniz.

Dişlerin, diş etlerini yararak çıkması, çoğu bebek için kolayca geçiştirilen bir dönemdir. Bu tür bebeklerin başlıca semptomları tükürük salgısının artması ve nesneleri çiğneyebilmek için dayanılmaz bir istektir. Bununla beraber, kimi çocuklar için bu süreç rahatsızlıklarla, huzursuzlukla ve acılarla doludur. Bebeğiniz daha önce hiç yapmadığı gibi başparmağını ağzına sokar, alt çene ve üst çenedeki diş etlerine sürter ve geçici bir süre iştahını kaybeder.
Eğer bebeğinizin ateşi ya da ishali varsa, bunun nedeninin diş çıkarmak olduğunu sanmayın. Gerçekte diş çıkarmak genellikle ateş, ishal, uyku problemleri, havale, bronşit ya da bez pişiği gibi problemlere neden olmaz. Bu tür problemlerin tedavi için başka yöntemler deneyin: Bunların normal diş çıkarma sürecinin bir parçası olduğunu zannetmeyin.
Eğer bebeğiniz bu rahatsızlıklardan muzdarip ise yapabileceğiniz bazı şeyler vardır.
1. Eğer bebeğiniz izin verirse, diş etlerine birkaç dakika elinizle ya da bir parça buz ile masaj yapınız. Bununla beraber, bazı çocuklar rahatsızlıklarını ortadan kaldırma çabası ile isteyerek ya da istemeyerek parmaklarınızı ısıracaktır.
2. Soğuk bir diş çıkarma halkası bu konuda yardımcı olabilir. Ayrıca çocuğa biraz buz, eskimo ya da bir parça donmuş muz gibi bir şey vererek çiğnemesini sağlayabilirsiniz. Bununla beraber, bir diş halkasını asla bebeğin ağzında bırakmayınız, çünkü bu boğulmaya neden olabilir.
3. Diş çıkarma ağrısını azaltmak için piyasaya sürülmüş losyon ya da merhemleri kullanmayınız. Bunlar gereksizlikleri yanı sıra boğazı felce uğratan ve bebeğin boğulmasına neden olabilecek benzocaine gibi maddeler içerebilir. Bu tür ürünlerin çoğunun keskin bir tadı vardır ve çocuğunuz bunları reddedebilir.

4. Eğer bebek rahatsız ise birkaç gün süre ile acetaminophen kullanılabilir.

Yeni yürümeye başlayan çocuğun tuvalet terbiyesi anne ve babanın ve çocuğun yaşamlarının en güç bölümlerinden birisini oluşturur. Ya da, gereğince çözümlendiği durumda çocuğun yaşamındaki yüzlerce dönüm noktasından sadece birisi olarak geçiştirilir.
Anne ve babaların soracağı ilk soru şu olacaktır “Tuvalet terbiyesine başlamak için en uygun zaman ne zamandır?” Bu soruyu cevaplamak kolay değildir. Çünkü her çocuk birbirinden farklıdır. İlk çocuğunuz 24 aylık süre içinde sadece 24 saatte terbiye edilmişken, ikincisi daha 3. yaş dönemine kadar terbiye edilememiş olabilir. Bir çocuğun tuvalet terbiyesi için hazır olması, çocuktan çocuğa fark gösterir.
Genellikle çoğu doktor bir çocuğu 18 aylık
olmadan önce tuvalet terbiyesi için eğitmeye
zorlamamak gerektiğini söylerken, kimi dok
torlar da bunun nadir vakalar dışında çok erken olduğunu ileri sürerler. Çocuğun kendisi
terbiye edilmek istemediği sürece çoğu doktor
2 ila 2.5 yaşına kadar beklenmesini tavsiye
ederler. . .

Geceleri kontrol sonradan gelir. Çoğu çocuk 3 yaşına varmadan önce gündüzleri terbiye gördüğü halde geceleri bez kullanmaya birkaç ay devam ederler. Bununla birlikte, 3 yaşında bebeklerin % 40′ı en azından ayda bir kez yataklarını ıslatırlar.
Ebeveyn olarak, tuvalet terbiyesine başlamak için zamanın uygun olup olmayacağını anlamanıza yarayan belirli işaretler vardır. Tuvalet terbiyesinin derhal başarılı olması gerektiğini ileri süren hiçbir kural olmamağını unutmayın. Birkaç gün deneyin ve eğer çocuk açıkça ilgilenmiyor ya da reddediyor ise planınızı birkaç hafta erteleyin. Gelecek sefer işe yarayabilir. Çocuğun tuvalet terbiyesine hazır olduğu şu işaretlerden anlaşılın
1. Çocuğunuz “oturak”, “çiş” ve “kaka” gibi tuvalet sözcüklerini öğrenmiş ise,
2. Çocuk diğerlerini tuvalete giderken seyrediyorsa,
3. Çocuk altının ıslandığını ya da kirlendiğini belirtiyor ve değiştirilmesini istiyor ise,
4. Çocuk kakasını ve çişini kontrol edebilir demektir. Başka bir deyişle, dışkılamayı ya da çiş yapmayı uygun bir zamana kadar ertelemeyi becerebilir.
Zamanın doğru olduğuna karar verdiğinizde bazı şeylere gereksiniminiz olacak:
1. Döşeme üzerine koyacağınız küçük bir oturak iskemlesi. Normal bir tuvalete uygulanabilen bebek tuvalet oturakları mevcut olmasına karşın, çoğu çocuk döşeme tipi lazımlığı tercih eder. Bu tip oturaklar yalnızca çocuğun oturup kalkabilmesine izin vermekle kalmaz, ayrıca çocuğun ayakları yere değdiği için daha iyi ıkınabilmesine de olanak tanır. Oturağı, tuvalet terbiyesine başlamadan birkaç gün önce alın. Böylece çocuk ona alışacaktır.
2. Ağır, emici eğitim giysileri ve iç çamaşırları.
3. Eğer övgülerinizin yanı sıra maddi ödüllerle de ödüllendirmek istiyorsanız, çocuğun hoşun giden yıldızlar ya da çubuklar gibi nesneler,
Artık başlamaya hazırsınız. Çocuğa artık büyük ağabeyler ve ablalar gibi külot giyebileceğini söyleyin. Bezlerini gündüz uykusu ve gece uykusu için saklayın.
Tuvalet terbiyesini uygulamanın çeşitli yolları vardır. Hangi yöntemi uygularsanız uygulayın, aklınızdan çıkarmamanız gereken şey banyoyu bir savaş alanına çevirmemek olmalıdır.
Çoğu doktor, çocuğu kendi özgür isteğine göre terbiye etmeye izin verilmesini tavsiye ederler. Bu da, hiç zorlama yapmamak anlamına gelir. Çocuğa oturağa oturmak isteyip istemediğini sorun. Eğer cevap hayır ise çocuğa baskı yapmayın. Eğer bebeğiniz oturakta 1 dakika kadar oturur ve hiçbir şey yapmazsa, istediği zaman oturaktan kalkmasına izin verin. Eğer çocuğunuz çişini ya da kakasını yaparsa, onu övgünüzle ödüllendirin. Ancak eğer bir “kaza” olursa (ki şüphesiz olacaktır), çocuğunuzu azarlamayın ya da ayıplamayın.
Başka yöntemlerle de benzer prensipler uygulanır; ancak ebeveynlerin daha çok katılımı söz konusudur. Anne baba çocuğu oturağa uygun zamanlarda oturtur ve ona “çiş çiş” der. Eğer çocuk işbirliği yapmaya razı ise, çocuğu kitaplar okuyarak ya da oyunlar oynayarak eğlendiriniz. Eğer çocuk 5 dakika içerisinde bir şey yapmazsa, oturaktan kaldırın ve daha sonra tekrar deneyin. Eğer çocuk çişini ya da kakasını yaparsa, onu övün. Ayrıca çeşitli yiyecekler ya da küçük oyuncaklar vasıtasıyla maddi olarak da ödüllendirebilirsiniz.
Gündüz kontrolünün sağlanmasından birkaç ay sonra, çocuğunuzu yatağa bezsiz olarak yatırabilirsiniz. Her ne kadar gerekli değilse bile, çocuğu yatmadan hemen önce tuvalete götürmek de doğru tuvalet terbiyesi yerleşmesini hızlandırır.
Bazı çocuklar için çişini ya da kakasını kontrol, aynı anda gerçekleşir; halbuki bazı çocuklar bir defada yalnızca birisini becerebilirler. Çoğu vakalarda tuvalet terbiyesi 2 ay içerisinde tamamlanır. Eğer başarılı olunamazsa, bu, çocuğun çok küçük olduğunu, birkaç hafta ya da birkaç ay sonra muhtemelen yeniden denemeniz gerektiğini ifade eder.
Bununla beraber, eğer çocuk 2.5 yaşından daha büyük ise ve 2 ay içerisinde terbiye edilememiş ise, tuvalet terbiyesini reddediyor demektir. Tuvalet terbiyesini reddetmenin başlıca nedenlerinden birisi, anne ve babanın aşırı baskısıdır. Çoğunlukla bu çocuklar çok fazla uyarılmış, bazıları oturakta çok uzun süreler oturmaya zorlanmıştır. Bu yüzden, çişini ya da kakasını kontrol etmek, çocuğun kafasında politik bir kimlik kazanmıştır.
Tuvalet terbiyesini reddeden çocuğun terbiyesini sağlamak için, sorumluluğu onun üzerine yıkın. Çocuğunuza, ona banyoya ne zaman gitmesi gerektiğini sizin hatırlatmayacağınızı ve ne zaman gidileceğine kendisinin karar vermesi gerektiğini söyleyin. Altını ıslatmadığı ya da kirletmediği bir gün çocuğunuza olumlu destek ve cesaret verin. Çocuğunuza, tuvaleti başarı ile kullandığı her sefer için renkli bir takvim ya da yıldız vs. gibi oyuncakları ödül olarak vereceğinizi söyleyin.
Eğer çocuğunuz bir kaza yaparsa, üzerini değiştirin ve daha sonra bezi temizlerken çocuğunuzun sizi seyretmesini sağlayın. Yine, cezalandırmayın ve eleştirmeyin. Dahası, ne kadar zorda olsa sabırlı olmaya çalışın.
Kakasını ve Çişini Tutamama
Çoğu çocuğun tuvalet terbiyesi aldıktan çok sonraları kakasını tutamama olayına encopresis denir. Bu bir hastalık değildir, ancak kabızlık ya da duygusal güçlüklerin bir belirtisi olabilir (nadiren fiziksel bir neden vardır). Çişini tutamama (enuresis) da, okul öncesi çocuklarda görülen yaygın bir sorundur.

İshal olan bir çocuğun dışkılama sayısı artar ve dışkısının kıvamı yumuşar. Eğer ishal hafif ise, dışkı yalnızca yumuşaktır, orta ya da ağır ishal vakalarında ise dışkı sulu ve yeşil renkte olur, dışkılama sayısı artar. Eğer çocuğunuzda birkaç ishalli dışkılama söz konusu ise nedeni yediği ya da içtiği bir şeydir. İshalin nedeni çoğunlukla virüslerdir ya da daha az rastlanan şekilde bakteri veya parazitler de ishal oluşturabilirler.
Bazı küçük çocuklar “çocuk ishali” olurlar.

Tipik olarak çocuk ishali olan çocuğun ishali kötü kokulu ve akıcıdır. Bu tür çocukların bazıları bu tür ishal esnasında inanılmaz derecede susuzluk çekerler. Bu tür ishal olan çocuklar ishale rağmen genellikle çok aktiftirler, sağlıklı görünürler ve ateşleri yoktur. Dışkının mikroplar açısından test edilmesi halinde çoğunlukla normal bulunur. Çocuk ishali esnasında diyet kısıtlamaları genellikle fazla bir değişiklik yaratmaz.
Eğer çocuğunuz aç değilse, mantıklı bir neden söz konusudur, bu durumda çocuğunuzu zorlamayın. Eğer yemek isterse, genel bir diyet ve bol sıvı verin. Hububat ürünleri, meyve ve sebze iyi bir tercihtir, çünkü bunlar genellikle dışkıyı katı tutan gıdalardır. İshal, bir hafta kadar bir zaman devam edebilir.
Bebeğiniz her ishal nöbeti geçirdiğinde doktor çağırmak her ne kadar gereksiz ise de aşağıdaki belirtiler meydana geldiğinde, doktorunuza haber veriniz:
Vücudun su kaybı (8 saati aşkın bir süre bebeğin idrar çıkarmaması), gözyaşı gelmeksizin ağlama, tükürük kuruması.
8 saati aşkın bir süre, saatte en az bir dışkılama,
Dışkıda kan, irin ya da sümüksü salgı,
12 saatten fazla süren karın ağrısı,
Diyet değişiminden sonraki 48 saat içinde iyileşmeyen ishal,
1 haftadan fazla süren ishal.

Bebeğinizin ilk yılında, doğum ağırlığının 3 misli kilo aldığını göreceksiniz. Dolayısıyla, beslenme bebeğinizin günlük yaşamında en önemli yeri kapsıyorsa bu sizi şaşırtmasın.
Yaşamının ilk birkaç ayında bebeğinizin günlük diyetinde yalnızca anne sütü ya da beslenme formülünden oluşan mama vardır. Pastörize süt ya da inek sütü beslenme formülünden yapılan mamanın yerini tutmaz. Aslında, bebeğinize en az 6 aylık, tercihen 9 aylık olmadan önce inek sütü vermeyiniz; çünkü inek sütü küçük bebekler için uygun beslenme nitelikleri içermez.
Sıcak iklimlerde bebeğinize günde 2 kez bir biberon dolusu su verebilirsiniz. Bebeğinizin doktoru ayrıca genel bir vitamin bileşimi de verebilir. Ayrıca, eğer bebeğinizi anne sütü ile besliyorsanız doktorunuz bebeğiniz için D vitamini verebilir (Anne sütü D vitamini yönünden yeterli olmayabilir). Her ne kadar anne sütü de beslenme formülü de birçok besleyici mineral içeriyor ise de, ikisinde de diş çürümesini önleyici fluorid yoktur; bu yüzden 2 haftalıktan 12 yaşına gelinceye kadar fluorid takviyesi tavsiye edilir.
Öğünlerin sıklığı bebeğinizin gereksinimine ve beslenme yönteminize dayalı olarak değişir.
1 ila 3 aylık bebek günde beş ila altı arasında öğünü gereksinim duyar. Bebek günün yaklaşık 3 saatini beslenme ile, kalan zamanın büyük bir kısmını da uyumakla geçirir. Bebek büyüdükçe öğün sayısı azalır. Tipik olarak, 5 aylık bir bebek günde 4 ila 5 öğüne ve 9 aylık olduğunda yalnızca 3 öğün beslenmeye düşer. Her bebeğin ayrı bir birey olduğunu unutmayın. Bu yüzden, her birinin ayrı bir beslenme alışkanlığı olabileceğini hesaba katmalısınız.
Anne sütü ile beslenen bebekler çoğunlukla daha sık beslenmeye gereksinim duyarlar; anne sütü beslenme formülünden yapılan mamalara nazaran daha kolay sindirir. 3 aylık oluncaya kadar bazı bebekler her 2 ila 2.5 saatte bir beslenmek isterler.
Ebeveynler, bebeklerine ne zaman katı gıdalar verebileceklerini sorarlar. Bu zor bir sorudur ve kestirme bir cevabı yoktur. Beslenme açısından bebeğiniz 6 aylık oluncaya kadar anne sütünden ya da beslenme formülünden ihtiyacı olan her şeyi alır. Yine de çoğu doktor bebeklerin, 4 aylıktan itibaren katı gıdalar yiyebileceğini söyler. Dahası, bebeğiniz günde 1 litreye yakın mama içiyorken ve yine de kurt gibi aç iken doktorunuz bebeğinize katı gıdalar vermenizi önerebilir.
Bebeğinize katı gıdalar vermeye başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız. Doktorunuz size bebeğinizin katı gıdalar yemeye fiziksel olarak hazır olup olmadığını söyleyecektir. Örneğin, bebeklerin kas ve sinir gelişimi birkaç aylık oluncaya kadar yalnızca meme ve sıvı gıdaları yutma şeklinde gerçekleşmiştir. Bebek bir kaşığı tanıyıncaya ve dili ve yutma mekanizması katı gıdalar için müsait oluncaya kadar (genellikle 3 ila 6 ay arası), diyetini değiştirmeye hazır değildir.
Katı gıdalara başlamak için karar verildikten sonra, sıra hangi gıdaların verileceği sorununa gelir. Çoğu doktorlar, başlangıçta tahıl ürünleri verilmesini önerirler. Haşlanmış pirinç lapası (büyük süper marketlerde, bebek gıdası reyonlarında bulunabilir) bebekler için katı gıda olarak rahatlıkla kullanılabilir, çünkü sindirimi kolaydır. Hazırlamak için, paket muhteviyatından bir miktar (bir çorba kaşığı) alıp, 4 ya da 5 çorba kaşığı beslenme formülü ya da anne sütü ile karıştırın. Başlangıçta bebekler genellikle, eğer katı gıdalar küçük parçalar halindeyse, katı gıdalara iyi tepki gösterirler. Kaşığın ucuna bir miktar koyup bebeğin ağzına verin. Bebek bunu çıkarırsa şaşırmayın. çoğu bebeklerin bu yeni lezzete alışması zaman alır. Sabırlı olun. Katı gıdaları biberon ya da şırınga tipi kaplara koymayın. Biberon, bebeğin katı gıdaları yememesine neden olur; şırınga tipi kaplar ise bebeğin boğulmasına neden olabilir.
Bebeğinizi beslerken iki temel seçeneğiniz vardır. Ya hazır bebek maması alırsınız, ya da kendiniz yaparsınız. Hazır bebek mamalarının hazırlanması kolaydır, ancak çok pahalıdır ve dolgu maddeleri ya da şeker içerir. Bunlar da gereksik kalori verirler. Eğer hazır bebek maması almaya karar verirseniz, etiketini mutlaka okuyunuz.
Bebeğinize vereceğiniz mamayı kendiniz hazırlamak isterseniz, eğer bir blender ya da mikseriniz varsa, bu çok zor değildir. Et, sebze ve meyveleri az suda pişirin (muz gibi meyvelerin pişirilmesi gerekmez). Yağ, kabuk ve tohumları çıkarın, daha sonra mikserde uygun kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Kolayca karıştırmak için bir miktar su ilavesi yararlı olabilir. Gıda değeri açısından, taze meyveler ve sebzeler tercih edilmelidir. Eğer bunları bulamazsanız, donmuş sebzeler ikinci tercihiniz olmalıdır.

Bebeğiniz lapa türü gıdalara alıştıktan sonra ikinci aşama muz gibi meyvelerin püresi olmalıdır Genellikle meyveler bebekler tarafından oldukça sevilir.
7 aylık iken, çoğu bebekler püre halinde sebze ve daha sonra et yemeye hazırdırlar. 8 aydan sonra çoğu bebekler küçük parçalar halinde normal yemek yiyebilirler. Tost, bir parça peynir, haşlanmış yumurta, kraker, haşlanmış patates, kızarmış patates, pasta ve yumuşak et çok uygundur.
Bebeğinizin kolayca boğulabilmesine yol açabilecek katı gıdalardan sakınınız. Bunlar arasında parçalanmamış sosis 5eğer bebeğinize sosis vermek istiyorsanız, önce boydan ikiye, daha sonra daha küçük parçalara ayırınız), üzüm, mısır, fındık ve taze havuç sayılabilir.
Bu konuda uygulanacak genel kurallar şunlardır:
Her seferinde yalnızca bir tek yeni gıda verin ve bir hafta içerisinde en fazla üç yeni gıdayı bebeğinizin diyetine ekleyin.
Tuz ve tatlı gibi şeylerden kaçının.
Bebeğinizi yemeye zorlamayın. Yediği gıdayı çıkarmak, elini ağzına götürmek, başını sağa sola döndürmek ya da huysuzlanmak bebeğinizin yediği gıdadan hoşlanmadığını gösterir.
Bebeğiniz ne kadar gıda yemeli? Bebek 6 ay ile 8 ay arasında iken, 3 öğünün her birinde 100 ila 120 gram ya da her öğünde beş ila sekiz çorba kaşığı yemelidir. Bu çağdaki bir bebek için iyi bir diyet, tahıl ve meyveden oluşan kahvaltı, et ve sebzeden oluşan öğle yemeği ve et, meyve ve sebzeden oluşan akşam yemeği şeklinde ayarlanabilir. Bu diyette beslenen bebeklerin çoğu süt tüketimini günde 350-400 gram kadar azaltırlar. Çoğu bebekler, ayrıca sabah ile öğle arasında ikindi vakti, meyve ya da kraker gibi ekstra öğünlere gereksinim duyarlar.
Bazen bebeğinizin diyetini vitamin ve minerallerle zenginleştirmek gerekebilir. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.
Bebeğiniz ilk yaşını doldurduğunda, yalnızca normal sofra yemeklerini yiyebilmelidir.
Önemli Not: Bebeğinizin sofradan yiyecek bir şey alarak çekip gitmesine ya da siz görmeden bir şeyler yemesine kesinlikle izin vermeyiniz.

Uyku problemleri bebeklikte ve hatta ilk çocukluk döneminde sık sık ortaya çıkar.
Bu problem, bebeklerini yatağında ağlamaya bırakmanın yanlış olduğunu düşünen anne ve babalar tarafından daha da artırılır. Bebeğiniz gecenin ortasında yatağında ağlamaya başlıyor, hemen içeri koşuyorsunuz, bebeğinizi kucağınıza alıyorsunuz, ona biberonunu veriyorsunuz ya da onunla bir süre oynuyorsunuz. Bunlar huy edinmek için yeterlidir. Bebek, gece uyandığında sizin derhal yanına koşacağınızı, onu avutacağınızı ve eğlendireceğinizi artık öğrenmiştir.
Uyku problemlerinin meydana gelmesini önlemek, mevcut bir problemi ortadan kaldırmaktan daha kolaydır. Erken bebeklik dönemi, gecenin uyku ile geçirilmesi gereken bir zaman dilimi olduğunu bebeğinize öğretmeniz için en uygun zamandır.
Şunları uygulayabilirsiniz:
Bebeğiniz iki aylık iken onu yatak odanızdan çıkarın ve kendi odasında yatırmaya başlayın. 2 aylık iken, gece yarısında emzirmekten

yavaş yavaş vazgeçin. Bebeğinizi bu saatte beslemek için uykudan uyandırmayın. Eğer bebek uyanmışsa onu 5 dakika kadar ağlamaya bırakın; bebek emzirilmeden uykuya dalabilir.
Eğer bu işe yaramazsa bebeğinize gündüz ki emzirme imkânından biraz daha az ve her zamankinden daha kısa süre için mama verin. Emzirmeden önce, bebeğinizi birkaç dakika kucağınıza alın ve bunun yeterli olup olmayacağına bakın.
4 Aylık bir bebek gecenin saat 2’sinde beslenmeye gereksinim duymaz. Bu çağda bebekler gecenin bu saatinde emzirilmek istemeye devam ederlerse, yakın bir zamanda bunu adet edinebilirler. Bu öğünü 4 aylık oluncaya kadar ortadan kaldırmazsanız, daha sonra ortadan kaldırmanız gittikçe zorlayacaktır.
Eğer bebeğiniz ağlarsa yanına gidin.. Onu kucağınıza almak yerine bir süre sırtını sıvazlayın ve konuşarak susturmaya çalışın. Ona, o saatte olması gereken yerin sizin kucağınız değil, kendi yatağı olduğunu anlatmalısınız.
6 aylık bebek ayrılıklardan endişe duymaya başlar. Bebeğinizin yanında, battaniye ya da doldurulmuş bir oyuncak hayvan bırakmak suretiyle geceleri onunla avunmasını sağlayabilirsiniz. Bebek odasının kapısını açık bırakmak da çocuğunuzu da rahatlatacaktır. Ancak gündüz vakti ona daha fazla sevgi göstermelisiniz. Odasına bir gece lambası koymak da faydalıdır.
Bebeğiniz 12 aylık olduğunda, artık sürekli bir yatma saati edinmiş olmalıdır. Eğer bebeğinizin korkun rüyalar görme ya da yatma esnasında korku duyması âdeti varsa, yatağın başucuna birkaç dakika oturun ve onu rahatlatmaya çalışın.

Bebeğiniz için giysi satın alırken, bebeğiniz için neyin rahat olduğunu hatırdan çıkarmamalısınız. Kullanılan malzeme yumuşak mı? Dokununca rahatsız ediyor mu? Bebek rahatsızlık hissetmeden içinde hareket edecek kadar yeterince gevşek dokulu mu? Sizin ve bebeğinizin rahatlığı açısından giydirip çıkarmak kolay mı?
Bebeğinizin gardırobunu hazırlarken, bebeğinizin yaşından daha büyük bedenler bulundurmayı unutmayınız. örneğin, çoğu yeni doğmuş bebek, 3 aylık bir bebek için yapılan giysileri rahatlıkla giyebilir. Yine çoğu 6 aylık bebek, 9 aylık, hatta 12 aylık bebek giysileri giyebilecek kadar büyümüştür. Aynı şekilde.belli bir beden giysiden çok fazla edinmeyin. Bebekler 1 yaşına girinceye kadar çok hızlı büyürler ve anne ve babaları o kadar çok giysi alırlar ki çekmeceler dolusu kullanılmamış giysi birikebilir.
Aşağıda bebeğinizi giydirmeniz ile ilgili bazı temel bilgiler verilmiştir.
Örgü Gecelikler ve Streç Giysiler
İlk 2 veya 3 ay boyunca bebeğinizi gündüz ya da gece aynı şekilde giydirmek çoğunlukla daha kolaydır. örgü gecelikler ve streç giysiler (ki çoğunlukla yumuşak havlu kumaş ve pamuklu kumaştan yapılır), uyku ya da uyanıklık anlarında mükemmeldir. Çoğu bebekler, bunlarla rahat ettiği için gardırobunuzda birkaç tane olmalıdır.
Çamaşırlar
İki tür çamaşır vardır. Bebeğin kafasından geçirilen çamaşırlar ve gömlek gibi giydirilen zıbın benzeri çamaşırlar. Zıbın türü çamaşırlar daha kolay giydirilebildiğinden küçük bebek lerde çok kullanışlıdır. Küçük bebeğiniz için 6 aylık beden olarak 3-4 tane bu tür çamaşırlardan edinmelisiniz.
Çoraplar
Birkaç çift alın. Patikler, sert iseler gerekli değillerdir ve kullanılmamalıdır. Bebek yürümeye başlayıncaya kadar ayakkabı giydirilmemelidir.
Süveterler
Serin havalarda, bebeğinizin giysisi üzerine bir de vücut ısısını tutmak için süveter giydirmeye gereksinimimiz olabilir.
Genellikle akrilikten yapılan bir süveter, boyun çevresini rahat kaplayacaktır.
Dış Giyim
Eğer bebeğinizi soğuk havalarda dışarı götürüyorsanız, kar kıyafeti ya da kaban gibi bir giysiye gereksiniminiz olacaktır. Pamuklu kaba kumaştan yapılan bebeği ayaklarından omuzlarına kadar kavrayan fermuarlı kaban gibi giysiler küçük bebekler için çok uygundur. Bununla beraber, bebek birkaç ay daha büyüdüğünde biraz daha rahat bir kışlık giysiye gereksinim duyacaktır. Bebeğin ayrıca kulaklarını iyice kapatan örgü bir şapkası da olmalıdır. Eğer bebek güneşe çıkarılacak ise güneş şapkası cildini koruyacak derecede geniş olmalıdır.
Mama önlüğü
Bebeğiniz katı gıdalar yiyecek kadar büyüdüğünde birkaç önlük satın almalısınız. Küçük mama önlüklerinden sakınınız. Size gereken çocuğun ön tarafını tamamıyla kapayan büyük önlüklerdir, Plastikten yapılmış önlükler tercih edilmelidir, çünkü silinebilirler.
Diğer Giysiler
Bebeğiniz ortalıkta dolanmaya başladığında, onu oyun için daha çok ve uyku için daha az giydirmeye başlayacaksınız. Keten kumaşlar ve vücudu ve bacakları kaplayan pamuklu giysiler, örgü pantolon ve gömlekler uygundur. Ilık bir mevsimde güneş giysileri, şortlar ve tişört gibi giysiler elverişlidir.

Pişikler bebek 1 yaşını gelinceye kadar çok rastlanan durumlardır. Çoğu pişikler tehlikeli değildir ve evde tedavi edilebilir; ancak pişik, enfeksiyonlu bir hastalığın (suçiçeği kızamık gibi) veya alerjik purpura gibi ciddi bir hastalığın belirtisi de olabilir.
Genel bir kural olarak, eğer bebekte pembe ya da kırmızı renkte bir pişik oluşursa, yanık gibi bir pişik meydana gelirse ya da pişik olur ve hasta davranışlar yaparsa derhal doktorunuza haber veriniz.
Aşağıda 1 yaşını kadar bebeklerde en çok rastlanan pişikler açıklanmıştır.
Bez Pişiği
Bu pişik, bebeğin altının uzun süre ıslak kalmasından, bakterilerden ve sindirim sistemi kaynaklı diğer ürünlerden kaynaklanır. Bez pişiği, kullanılıp atılabilir bez kullanılan bebeklerde daha çok görülür. Bez pişiği olan bebekte bezle kaplı olan alan, amonyak kokan kırmızı lekelerle kaplıdır.
Bez pişiğini tedavi etmek için bebeğinizin altını mümkün olduğu kadar havalandırın. Plastik külot kullanmayınız ve eğer mümkünse kumaş bez kullanınız veya en azından kullanılıp atılabilen bezler ıslandıktan sonra bebeğinizin üzerinde fazla bekletmeyiniz.
Bebeğin altını temizlemek için, temizleme kağıdı yerine daha az tahriş edici temiz su kullanınız. Hafif pişik, bebeğin cildi kuru ve çatlak olmadığı sürece tedavi gerektirmez. Mısır nişastası ya da talk pudrası gibi bebek tozları; öksürme ya da bebek tarafından solunduğunda tıkanmaya neden olabileceği gerekçesi ile genel olarak tercih edilmemelidir.
Çoğu bez pişikleri 3 günlük kuru tutma gayretleri neticesinde iyileşir. Eğer bebeğinizin pişiği iyileşmez ise, bebeğiniz mantar enfeksiyonu olmuş olabilir; bu da ilaçla tedaviyi gerektirir. Eğer pişik bebeğin uykusunu bölecek kadar ağır ise ya da katı, parlak kırmızı ise, ateşe neden alıyorsa veya bebeğin altında kabarcık, su toplaması, akıntı gibi belirtiler meydana geliyorsa, doktorunuzu aramalısınız.
Beşik Yanıkları
Eğer bebeğinizin baş kısmında sarı, yağlı pulcuklar ve kabuklar oluşursa, bebeğiniz beşik yanığı (sebore egzaması) olmuştur. Tedavi edilmeden beşik yanığı aylarca sürebilir. Bunla

beraber, eğer iyi tedavi edilirse birkaç hafta içinde geçer.
Beşik yanığı durumunda bebeğinizin saçlarını her gün şampuanla yıkayınız. Köpürttükten sonra kabuklu bölgeyi yumuşak bir diş fırçası ile birkaç dakika fırçalayınız. Eğer pulcuklar çok kabuklu ise şampuanlamadan 1 saat önce mineral yağı ile ovabilirsiniz. Bununla beraber, eğer mineral yağı tamamen temizlenmez ise, problemi daha da artırır. Eğer pişik kırmızı ve tahriş olmuş ise % 0,05 oranında hidrokortizon merhemi sürebilirsiniz. Çok inatçı vakalar, bebeğinizin doktoru tarafından tedavi edilmelidir.
Bebek Aknesi
Bebeklerin üçte birine yakın kısmı genellikle 3. haftadan sonra akne geliştirebilirler. Bunun nedeni plasentaya doğum öncesinde geçen anneye ait hormonlar olabilir.
Bebekte akne çok rahatsız edici olabilir, ancak anne babalar bilmelidirler ki bu geçicidir. Bazı bebeklerde, akne birkaç hafta içerisinde geçer, bazılarında ise, 6 ay kadar sürebilir.
Bebeğinizin yüzünü su ve yumuşak sabunla yıkamaktan başka bir tedavi uygulamamanız tavsiye edilir.
Salya Pişiği
çoğu bebeklerin çenelerinde ve yanaklarında pişikler meydana gelir. Bu pişiklerin nedeni çeşitli gıdalara ve medi sıvısına (çıkartma esnasında) cildin teması neticesinde olur. Genel olarak yapılması gereken yegane tedavi beslenme sonrasında cildi iyice temizlemektir. Bebeğinizin çenesinin altına uyuma esnasında yerleştirilecek bir bez vasıtası ile bebeğin salyası ya da çıkardığı gıdalar kontrol altına alınabilir.
Milia
Bunlar yeni doğmuş bebeklerin % 40′ının yüzünde bulunan küçük beyaz yumrulardır. Bu kapalı cilt gözenekleri genellikle bebek 2 aylık olana kadar açılır ve ortadan kaybolur. Tedavisi gerekmez.
İsilik
İnce pembe kabarcıklar halinde meydana gelen bu pişik genellikle bebeğin, sırtında, boynunda ve boynunun arka kısmında meydana gelir ve nedeni kapalı ter bezleridir. Her ne kadar aşırı giydirilmiş ya da ateşi olan bir bebek ve isilik geliştirebilir ise de, tipik olarak, pişik sıcak, nemli havalarda meydana gelir. Tedavi için cildi serin tutmak gereklidir. Cildi kendi başına kurumaya bırakın ve bebeğinize mümkün olduğunda az giysi giydirin. Bebek uyumakta iken bir vantilatör kullanın. Serin banyolar da bazen yardımcı olabilir.

Çoğu anne baba, eğer bebekleri 1 defa dışkılamıyor ise, bebeğin kabız olduğunu varsayarlar. Bununla beraber, kabızlık dışkılama sayısı ile değil, dışkının kıvamı ve dışkıyı çıkartmak için harcanan eforla belirlenir.

Kabızlık, anne sütü ile beslenen bebeklerde nadirdir. Tipik olarak, anne sütü ile beslenen bebekler günde birkaç kez dışkılarlar, dışkılama çoğunlukla her emzirme sonrasında olur; fakat bazen bebek birkaç gün hiç dışkılamayabilir. Kabız olan bebek homurdanır ve yüzü kızarıncaya kadar ıkınır. Yine de, eğer dışkılama yapılırsa, dışkı kabızlık nedeni yaratacak kadar sert değildir.

Böyle bir dışkılamanın güçlükle yapılabilmesinin nedeni, bebeğin bağırsaklarının, bağırsak hareketleri ile anüsün gevşemesi işlevi arasında iyi bir koordinasyon yapamamasıdır. Bazen bebeğin anüsüne bir rektal termometre sokmak yoluyla dışkının hareketlenmesine yardımcı olunabilir.

Mama ile beslenen bazı bebekler, kabızlık çekebilirler. Bazen sıvı miktarında artış ya da diyet değişiklikleri problemi ortadan kaldırmaya yetecektir. Eğer bebek 4 aylıktan daha büyük ise, bebeğin beslenmesine meyve ya da sebze katkısı yapmak yardımcı olabilir.

Fitil koymadan ya da lavman yapmadan önce ayrıntılı bir bilgi almak için doktorunuzu arayınız.

Eğer kabızlık bu önlemlerle ortadan kalkmaz ise, doktorunuzu durumdan haberdar ediniz. Doktorunuz bu durumda rektal bir muayene yapabilir. Bazı doğuştan gelen kusurlar kronik kabızlığa neden olabilir, anüs çevresindeki küçük yarıklar (fisür) dışkılamayı bebek için çok ağrı verici hale getirebilir.

Yeni doğmuş bebeğinizin çoğu zaman gözlerini muhtemelen kapalı tutuyor olmasına rağmen, her ne kadar çok berrak olmasa da, görme yetisi vardır. Yeni doğmuş bebeğinizin görme tepkileri de gözün içi (retina) doğumdan kısa bir süre sonra bebeğinizin doktoru tarafından kontrol edilir. Çoğu bebeklerde, eşyaları net olarak görme yetisi hızla ilerler ve bebek 3 yaşına geldiğinde ya da daha küçük iken 20/30 veya 20/20 görme yetisine ulaşır.

Çoğu normal bebekler ilk birkaç ay esnasında göz hareketlerini koordine etmekte güçlük çekerler. Dolayısıyla bu sıralarda bebeğiniz şaşı gibi görünebilir. Bununla beraber çoğu vakalarda bu görünüm birkaç ay sonra ortadan kalkacaktır.

Bazen, çeşitli nedenlerden ötürü, bebek 1 yaşına girinceye kadar çeşitli problemler ortaya çıkacaktır. Ne kadar erken teşhis konulursa tedavi de o derece başarılı olacaktır. Bu yüzden, göz muayenesi küçük çocukların rutin muayenelerinin bir parçası haline getirilmelidir. Aşağıda 1 yaşına kadar meydana gelebilecek görme bozuklukları tanımlanmıştır.

Şaşılık

şaşılık, gözlerin bir hizaya dikilememesini tanımlar. Şaşılık ortaya çıktığında, şaşı kimse, normal derinlik algısı için esas teşkil eden her iki gözü ile gördüğü bir nesneyi tek bir görsel imge haline getirme işlevini gerçekleştiremez.

Şaşılığın bir çeşidinde, şaşılık yalnızca çocuk yorgun iken, stres altında iken, stres altında iken ya da hasta iken ortaya çıkar. Şaşılığa alışan çocuk, zamanla tek gözü ile görmeyi öğrenir. Gözlerden birisi görmeye yararken, diğeri hareketlidir. Farklı zamanlarda her iki göz de kullanıldığından, ikisinde de görüş gelişir; bununla beraber çocuk özellikle bir tek gözünü kullanır. Diğer göz yeterince kullanılmadığı için bu gözde ambilopl gelişir. Şaşılığın bir başka çeşidi de gizli şaşılıktır. Bu tar bir şaşılık, genellikle çocuk 2 ila 3 yaşında iken gelişir fakat bazı vakalarda bebek 1 yaşına gelinceye kadar gelişebilmektedir. Bu çocuklar tipik olarak, uzağı iyi görürler (çok yakındaki nesneleri göremezler) ve çapraz bakışlıdırlar (crosseye), Çapraz gözler, çocuk yakındaki bir nesneye baktığı zaman daha iyi belli olur.

Eğer bebeğinizde şaşılık var ise, en iyi görüş sağlayabilmek, tedavinin ilk hedefidir ve eğer mümkünse her iki gözde de eşit görüş geliştirilmelidir. cerrahi müdahale çoğunlukla şaşı olarak doğmuş bebekler için gereklidir ve bebeğin normal görüş geliştirebilmesi için mümkün olduğunca erken ameliyat edilmesi gerekir. Bazen birkaç ameliyat gerekli olabilir, fakat şaşı çocukların çoğunda bir veya iki ameliyat yeterli olabilmektedir. Bununla beraber, tamamen düzelme her zaman mümkün değildir

Göz Donukluğu (Ambilopya)
Bu terim, bir ya da iki gözde normalaltı görüşü tanımlamak için kullanılmaktadır. Çeşitli nedenleri vardır; göz travması, göz hastalıkları, gözleri bir noktada odaklamak gibi görme bozuklukları ya da bir hizaya getirme güçlüğü (göz tembelliliği) bunlardan bazılarıdır. Ambilopyanın tedavisinde en önemli faktör, erken teşhis ve acil tedavidir. Tipik olarak, bebekler 3 yaşına girerken ambilopyaya daha eğilimlidir.
Tedavi, mümkün olan en iyi görüşü sağlar ve göz damlaları ve bozukluğu düzeltmek için gözlük ve hatta cerrahi müdahaleyi kapsar. Tedavinin başka bir önemli bölümü de, ambiyopik gözü kullanmaya zorlamaktır. Böyle bir tedavide normal göz üzerine bir bant kapatmak suretiyle çocuğun zayıf gözünü kullanması sağlanır. Bazı bebeklerde, ambilopi tedaviden birkaç hafta sonra tekrar belirir.

SAYFA 1 12»