Diş oyuklarının yüzde seksen ile doksanı suyun florlanması, fırçalama, iyi beslenme ve düzenli olarak dişçiye kontrole gitmeyi içeren bir dizi önlemlerle önlenebilir.
Bazı ebeveynler dişlere ait sağlık bilgisinin, sorun çıkmadan önce çocuğun belirli bir yaşta olması gerektiğini varsayarlar. Gerçekte bebeğinizin tek bir dişi çıkar çıkmaz günlük bir bakım programına başlamanız gerekir. Bir yaşından küçük çoğu bebeklerin dişlerini fırçalamaları kastedilmemekle birlikte hiç olmazsa yemeklerden sonra dişlerini bir yaş bezle silebilirsiniz.
Fluorid
Çocuğunuz iki haftalıktan 12 yaşına gelene dek fluorid, diş çürümelerini engelleyen önemli bir maddedir. Diş minesi boşluğunu dirençli kılan fluorid diş çürümelerini yüzde 25′e kadar azaltır. Fluorid tipik olarak ya içme suyuyla ya da bir vitamin ilavesiyle alınır. Fluoridin su kaynağına katıldığı bir bölgede yaşıyorsanız, çocuğunuz tüm yararlarını görmesi için günde en az yarım litre su içmelidir (Türkiye’de uygulanmıyor). Şehir suyu kaynağınız fluorid içermiyor ya da bir kuyunuz varsa bir ek tavsiyede bulunması için çocuğunuzun doktoruna veya dişçiye danışınız. Dişlerin yüzeyine fluorid uygulanması da bazı çocuklar için faydalı olabilir.
Diyet
Çocuğunuzun bir biberonla yatmasına izin vermeyiniz. Süt veya meyve suyu da dahil, su dışında herhangi bir şey içeren bir şişeyle uyumak özellikle ön dişlerde şiddetli çürümeye neden olabilir. Şekere gelince, çocukları ondan bütünüyle uzak tutmak fiilen imkânsızdır. Dişlere yapışan ya da ağızda kalan şekerli yiyeceklere sert şeker ve karameller dahildir.
Şekerli maddeleri yemek zamanıyla sınırlamaya çalışmanız ve ardından yemekten hemen sonra, çocuğunuzun dişlerini fırçalamasında ısrar ediniz. Bazı ebeveynler şekerli maddeleri bir “ödül” olarak günün belirli saatlerinde örneğin yemekten hemen sonra ve şeker yedikten sonra derhal dişlerini fırçalaması koşuluyla vererek sınırlayabileceklerini fark ettiler. Sebzeler ve meyveler diş çürümelerini azaltmakla kalmayıp çocuğunuzun beslenmesi için daha faydalıdır.
Fırçalama ve iple Temizleme
Çocuğunuz bir yaşına gelmeden ona yumuşak kıllı bir diş fırçası satın alınız. Okul öncesi bir çocuğu dişlerini fırçalamaya teşvik etmek iyi olmakla birlikte, uygun temizliğin yapılmasını temin etmek için de ona ihtiyacınız olacaktır. Çocuk diş fırçalamaktan hoşlanmıyorsa, onunla ilgili bir oyun kurunuz. Çocuğunuz sizin dişlerinizi fırçalarken, siz de onunkini fırçalayın. Mümkün olduğunca dişler her yemekten sonra fırçalanmalıdır. Yemekten sonra suyla çalkalama ya da bir bardak su içmek de yararlıdır.
Çocuğunuz 3 yaşına kadar yılda iki kere ve dişlerde bir anormallik ya da diş ağrısı görülür görülmez dişçiye gitmelidir.

Son yıllarda, çocukların istismar edilmesi, Amerika Birleşik Devetleri’nde giderek bir sorun olarak görülmeye başlandı. Her yıl tahmini olarak bu ülkede 650.000 çocuğun istismar edildiği veya ihmal edildiği bildirilmektedir. Konuyu çevreleyen gizlilik ve bilgi toplama güçlüğü nedeniyle bu sayı, sorunun gerçek büyüklüğünü önemli ölçüde küçültebilir. Her yaştaki çocuklar istismar edilebilir.
Çoğu çocuk istismarı durumunda, istismarcı, çocukla ilişkili olup çocuğun bakımıyla meşguldür. Kendi çocuklarını istismar eden ebeveynler yaşamın her alanından gelmektedir. Bazıları yüksek maaşlı meslek sahipleri, diğerleri ise işsizdir. İstismar lise terklerden yüksek dereceli insanlara değin bütün eğitim düzeylerinde görülmektedir. çocuk istismarcıları zengin ve yoksul, beyaz ve siyah, İspanyol ve Asyalı ve her dinden, ekonomik katmandan ve politik inançtan kişilerdir.
İstismarcı ebeveynler çoğunlukla üstesinden gelemedikleri stres altında bulunan yalnız, sinirli ve çok mutsuz insanlar olma eğilimindedirler. Onların çoğu çocukken fiziksel olarak istismar edilmişlerdir.
Çocuk istismarı sorununa son günlerde verilen çok fazla önemle, istismarcı olma riskini taşıyan ebeveynlerin teşhisinde bazı ilerlemeler kaydedildi. Bu bilgi, istismarın meydana gelmeden önce önlenmesine yardımcı olabilir, ancak daha öğrenecek çok şey vardır.
Çocuğun korunması en önemli amaç olmakla birlikte bütün ailenin kapsamlı tedavisinin hedefi bu ailelerin % 80 ile % 90′ının çocuk için yeterli özen gösteren ebeveynlerle birlikte sağlam ve güvenli kalmasıdır. Yuvalarına müdahale olmaksızın döndürülen istismar edilen çocuklar, önemli bir ciddi yara ve hatta ölüm riski taşımaktadırlar.
Çocukların istismarı konusunun ele alınması isteniyorsa, herkes şüpheli çocuk istismarı örneklerini rapor ederek yardımcı olmalıdır. Raporlar, bölgesel sosyal hizmet ve yasa uygulama kurumları gibi şüpheli istismar olaylarını ele almada eğitilmiş insanlarla ilişki kurarak hazırlanabilir. Ayrıntılı bilgi ve destek doktorlar, avukatlar, din adamları, eğitimciler ve çocuk istismarı ya da sorunlu ailelerle ilgilenen herkesle konuşarak elde edilebilir.
Çocuklarını istismar etmiş ya da edebilecek olmaktan korkan ebeveynler de bu gruplarla ilişki kurmaya teşvik edilmektedir

Zaman zaman bir kemiğin kırılması veya bir kasın gerilmesi dışında, çocukların çoğunun kaslar, kemikler ve eklemleriyle ilgili ciddi sorunları olmaz.
Yine de çok sayıdaki gelişme modelleri, okul öncesi yaştaki çocuklarda görülebilir.
Düztabanlık ya da içe basma gösteren parmaklı ayak durumu, bacak çarpıklığı ve yay bacaklılık, çoğu çocuğun bacak gelişiminin normalde izlenen örnekleri süresince geçirdiği aşamalardır. Örneğin, bebeklerin ayak parmakları içeriye doğru bükülmeye eğilim gösterir, ayakların düztaban olduğu görülür. Bunun nedeni, şişman bebeklerin çokluğudur. Ne var ki çocuk zayıfladıkça kemerler 5 yaşına kadar belirginleşir.
Benzer şekilde bacaklar, doğumdan yaklaşık 2 yaşına kadar geçen süre içerisinde alışıldığı üzere yavaşça eğilir. Daha sonra yeni yürümeye başlayan çocuğun bacakları çoğu zaman zıt yönde haddinden fazla eğilir ve 3 yaşına kadar çarpık bacaklı bir görünüm verir. Normalde bacaklar 7 yaşına kadar düzelir.
Bu değişmeler okul çağı süresince devam etse bile, nadiren tedaviye ihtiyaç gösterir. Genellikle onların nedeni hastalık değildir.
Düztabanlık
Kemerler belirgin değilse çocuğunuzun ayakları düztabandır. Şişmanlıkları ayaklarını düztaban gösteren bebeklerin düztabanlıkları için endişelenmeye gerek yoktur. Bununla birlikte kemerler 5 yaşa kadar ayırt edilemiyorsa, çocuğun ya esnek ya da sabit düztabanlığı olabilir.
Esnek düztabanlık sadece çocuk ayakta dururken belli olur. Parmak uçlarına basarken ya da ayak herhangi bir ağırlık taşımıyorsa kemerler yeniden ortaya çıkar. Esnek düztabanlık, soyaçekime yönelimli olup Yahudi ve zenciler arasında daha çok yaygındır. Ayaklar hareketli olup acı duymaz ve mükemmel bir kas gücüne sahiptir. Esnek düztabanlığı olan çocuklar aynı zamanda içeriye doğru kıvrılan ayak parmakları olmaya eğilim gösterirler.
Esnek düztabanlık genellikle tedavi gerektirmez. Bununla birlikte, ayaklar aşırı derecede düz taban olursa, çocuğunuzun doktoru sıkı bir ayakkabı içerisinde bir kemer desteği salık verebilir. Bu, ayağı düzeltmemekle birlikte ayağı germeden uzun yürüyüşlere izin verir.
Sabit ya da katı düztabanlık doğuştan kemik bozukluğuyla meydana geldiğinden daha büyük bir soruna yol açar. Çocuğunuzun doktoru durumun bu olup olmadığını anlamak için röntgen kullanacaktır. Sorun özel ayakkabıyla giderilemiyorsa bir ameliyat, sorunun çözümü için uygun olabilir.
İçe basma gösteren ayak parmağı
İçe basma gösteren ayak parmağında, parmaklar içeriye doğru bükülmüştür. Yeni doğan bebeklerin çoğu bu çeşit ayak parmaklı olup rahimdeki fetüse ait pozisyonlarından kalma bir durum arz ederler. Genellikle ayak parmakları içeriye doğru, sivri uçlu bir şekilde kıvrılmış olarak uyurlar. Daha sonra yürümeye başladıklarında ayaklan çoğu zaman dengelerini korumak ve düztabanlık, yay bacaklar ve çarpık bacaklar gibi durumları telafi etmek için içeriye doğru döner.
Bu koşul genellikle 5 yaşına kadar kendi kendine ortadan kalkar. Devam ettiği takdirde doktorunuz, çocuğunuzun ayakta duruşunu ve yürüyüşünü izler ve aynı zamanda röntgen çekebilir. Doktor; uyluk, incik, topuk kemiklerini yada ayağın içeriye doğru döndüğü doğuştan kemik bozuklukları gibi içe basma gösteren ayak parmağına yol açan hastalıkların mevcudiyetini kontrol eder. (Nadiren, beyin felci buna neden olur).
İçeriye kıvrılmış ayaklar üzerinde oturmak ya da uyumak gibi bir yer değiştirme, şekil bozukluğuna neden olmaz, ancak sorunu sürdürebilir. Bebeğinizin ayağı esnekse, germe hareketleri tavsiye edilebilir. Ayak sabitse bir kalıp gerektirebilir.
Çocuğunuzun, ayak parmakları ileriye doğru düz bir şekilde uzatılmış ve hafifçe dışarıya dönmüş olduğu halde oturmasını ve yürümesini teşvik ediniz. Çocuğunuzu dizleri bir arada ve alt bacakları yere düz olarak ve dışarıyı gösterecek şekilde değil, bağdaş kurdurarak oturtunuz. İçe basma gösteren ayak parmağının ciddi durumları, özel ayakkabılar ya da gece giydirilen aralarında bir demir çubuk bulunan bir çift ayakkabıdan oluşan bir kalıp gerektirir.
Temel bir yapısal bozukluk, ayakları, kalıp ve daha sonra ortopedik ayakkabılar içine koyarak tedavi edilebilir. Bu önlemler yararlı olmazsa, bir ameliyat gerekebilir, ancak genellikle çocuk 9 yaşına gelmeden önce yapılmaz.
Çarpık bacaklar
Çarpık bacaklı bir çocuk, ayakta dururken dizler, birbirine değer, ancak topuklar değmez. Çarpık bacaklar kızlarda, erkeklerden daha çok görülür. Bunun nedeni, bir ölçüde kızların kalça bölgesinin daha geniş olmasıdır. Aynı zamanda, gelişen kemikleri ve eklemleri ağırlıklarını taşımakta zorlanan kilolu çocuklarda daha sık görülür.
Çarpık bacak görünümü 4 yaşından sonra da sürebilir, ancak çocukların pek çoğunun bacakları 7 yaşına kadar düzelir. Bacaklar düzelmez veya durum çocuğunuz okul yaşına geldikten sonra da gelişmeyi sürdürürse doktor, çarpık bacaklara neden olan ve gençlerde görülen romatizma arteriti, raşitizm ve enfeksiyonlar gibi diz eklemi hastalıklarını bertaraf eder. Önemsenmemiş bir yara ya da bir gelişim sorunu, simetrik olmayan bacak çarpıklarına yol açabilir. Doktor, dizler birbirlerine değerken topuklar arasındaki uzaklığı ölçer ve durumun ciddiyetini saptamak için röntgen kullanır.
Çarpık bacaklar, özellikle çocuğun ailesinden geldiği zaman yaygındır. Birçok durumda bacaklar, çocuk büyüdükçe düzelme gösterir. Bu nedenle tedavi nadiren gerekir.
Ağırlık, ayağın ve topuğun iç kenarına düştüğünden, çarpık bacaklı çocuklarda çoğu zaman düztabanlık vardır. Çocuk kiloluysa bu durum ayağı zorlayabilir ve zayıf ayağı rahatlatmak ve ayakkabının iç sınırının giyilmesini engellemek için bir kemer desteği gerektirebilir. Ciddi bacak çarpıklıkları, gece giyilen desteklerle de tedavi edilebilir. Bazı durumlarda ameliyat gerekebilir, ancak bu dizlerin kendi kendilerine düzeltmesine fırsat verilmeden yapılmamalıdır. Bu süre kızlar için 10, erkekler için 12 yaşından sonrasına kadar olan, gelişme tamamlanmadan önceki dönemdir.
Yay Bacaklar
Topuklar birbirine dokunduğu zaman eğilmemiş dizler birbirine dokunmazsa bacaklar eğilmiş sayılır. Rahimin engellenmiş boşluğunda ceninin bacaklarını birbirlerinin üzerine katlama biçimi nedeniyle bacaklar doğuştan normalde eğiktir. Bacaklar çoğu zaman 2 yıla kadar katlanmış kalır. Eğik bacaklar aynen kalır ya da 3 yaşından sonra daha da kötüleşirse çocuğunuzun doktoru tarafından muayene edilmelidir.
Doktor, topuklar birbirine dokunduğunda çocuğunuzun dizleri arasındaki uzaklığı ölçer ve eğikliğin derecesini saptamak için röntgen kullanır. Bazen çocuğun bacaklarının üzerindeki ağırlığın dağılımından dolayı, bacaklar eğik gözükürler. Bir bacak diğerinden daha eğik olduğunda bu, bir yara ya da bir gelişim sorununun sonucu olabilir. Sürekli eğilen bacaklar genellikle 8 yaşına kadar tedavi olmaksızın düzelirler. Ara sıra doktorlar gece desteklerini tavsiye ederler. Cerrahi müdahaleyle düzeltme, geleneksel önlemler başarılı olamadığı zaman bir olanaktır.
Ender durumlarda yay bacaklarının nedeni raşitizm veya Blount hastalığı gibi düzensizliklerdir. Blount hastalığında, incik kemiği, dizin altında kavis çizer ve güvenli bir şekilde dizin içine sokulmaz. Diz eklemindeki ciddi sorunlar gelişebilir. Bu hastalık aşırı kilolu veya kısa boylu ya da erken yaşta yürüyen çocuklarda daha sık görülür. Kızlarda, erkeklerden daha yaygındır. İncik kemiğinin üst kısmında yapılan bir ameliyatla düzeltilebilir.

Bakteriler, idrar yolundan (mesaneden vücudun dışına uzanan kanal) geçerek mesaneye girdiklerinde idrar yolu enfeksiyonu meydana gelir. Normal koşullar altında bu bakteriler idrar yapılırken vücut dışına atılır. İdrarın kendisinde bakterilerin gelişmesini engelleyen özellikler vardır. Bununla birlikte belirli bakterilerin zehirleme özelliği ve idrar sistemindeki anatomik anormallikler gibi faktörler, idrar yolu enfeksiyonuna yakalanma olasılığını artırırlar.
İdrar yolu enfeksiyonları, küçük çocuklarda ve özellikle kızlarda yaygın olarak görülür. Genellikle bu enfeksiyon mesaneyle sınırlı kalır ve buna mesane iltihabı adı verilir. Bu durumda, çocuğun sürekli tuvalete gittiği ve idrar yaparken acı duyduğuna ilişkin yakınmaları olduğu görülebilir. İdrar kötü kokulu olabilir. Yatak ıslatma olayı daha önceden altını ıslatmaması öğretilmiş bir çocukta görülebilir. Ateş, kusma ve titreme de görülebilir. Bazı durumlarda çocuk hiçbir hastalık belirtisi göstermez.
Ne var ki kimi zaman enfeksiyon üretere (mesaneden idrarı böbreklerden getiren boruya) oradan da böbreklere geçebilir. 0 zaman belirtiler ateş, titreme, sırt ağrısı ve kusmayı içerebilir. Bu durum görüldüğünde, çocuğunuz akut piyelonefrit (böbreğin cerahatli iltihabı) adı verilen ağır bir böbrek enfeksiyonu geçiriyor olabilir. Mesane iltihabından farklı olarak, bir böbrek enfeksiyonu hastane tedavisini gerektirir.
Çocuğunuzda idrar yolu enfeksiyonu belirtileri varsa, doktorunuz idrarda bakteriler olup olmadığını saptamak için bir idrar örneği alacaktır. Mikroskopla yapılan incelemede bakteriler görülürse, idrar, bakterilerin türünü saptamak için bekletilir. Bu test, enfeksiyon olup olmadığını göstermesine rağmen enfeksiyonun mesaneyle mi sınırlı kaldığı, yoksa böbrekleri mi sardığı konusunda bir gösterge değildir. Bunun için, doktorunuz çocuğunuzun belirtilerinin doğru ve eksiksiz bir tarifine, çocuğunuzun görünüşüne ve fiziksel bir muayeneye güvenmek zorundadır. Böbrek enfeksiyonlu bir çocuk, mesane iltihabı olan bir çocuktan daha hasta görünecektir.

Çocuk, nükseden enfeksiyonlar geçiriyorsa boşaltım yolları, idrar kesesini ve uretrayı gösteren röntgen filmi herhangi bir anormallik olup olmadığını ve tekrarlayan enfeksiyonlar sonucunda böbreklerde hasar meydana gelip gelmediğini saptamak için kullanılabilir.
İdrar yolu enfeksiyonlarının çoğu antibiyotik tedavisine süratle tepki gösterirler. Uygun şekilde tedavi edildiğinde akit piyelonefritin (havuzcuk ve böbreğin birlikte iltihabı) kronik böbrek hastalığına dönüşme ihtimali çok azdır. İdrar yolları enfeksiyonları yine de ihmal edilmemelidir. Tedavi edilmemiş mesane iltihabı böbreğe sıçrayabilir ve bütünüyle kökü kazınmayan bir böbrek iltihabı tekrarlayabilir ve böylece böbreğe zarar verebilir. Üstelik sürekli tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları başka başka hastalıkların belirtisi olabilir. Çoğu kez, nükseden böbrek hastalığıyla birlikte düşünülen bir sorun da, idrar kesesi ile üretere ait olan geriye akıştır. Bu durum, idrarın böbreğe geri akmasına olanak veren, üreterdeki bir anormalliktir. Bundan dolayı çocuğun idrarında bakteriler bulunduğu ve idrar otomatik olarak böbreğe aktığı zaman, sonuç bir böbrek enfeksiyonudur.
Çocuğunuzda mesane iltihabı varsa 7 günden 10 güne kadar antibiyotiklerle tedavi edilir.
Akut piyelonefrit için antibiyotiklerin entravenöz (damar içi) enfüzyonu (sıvı zerketme) çocuk çok hastaysa gerekli olabilir.
Herhangi bir idrar yolu enfeksiyonundan sonra idrar, ilaçla tedavinin etkili olduğundan emin olmak için tekrar bir hafta bekletilmelidir.
Nükseden idrar yolu enfeksiyonları olan bazı çocukların idrarlarının mikroplardan korunması için aylarca ve hatta yıllarca günlük dozlar halinde antibiyotik almaları gerekir. Bazı çocukların idrar örnekleri (herhangi bir hastalık belirtileri olmasa bile) idrar yolunda bakteriler bulunmadığından emin olmak için düzenli aralıklarla alınır ve incelenir. Geriye akma gibi bir anormallik enfeksiyonlardan sorumlu olduğunda, böbrekte hasar olması ile ilgili bir endişe varsa, bir ameliyat söz konusu olabilir.

Tahminen her 600 ile 800 çocuktan biri, fazladan bir kromozomun bulunmasından kaynaklanan doğum anomalisi olan Down sendromu ile doğmaktadır.

Bir kadının Down sendromu olan bir çocuk doğurma olasılığı, yaşıyla birlikte artar. örneğin, 25 yaşındaki bir kadında bu olasılık 1205′te 1 iken, 35 yaşındaki bir kadında 365′te 1′eyükselmektedir.

Down sendromlu olarak doğan bir bebeğin yüzü normalden küçük ve yuvarlak olur. Kulaklar alçaktadır ve oval biçimlidir. Gözler hafifçe yukarıya eğiktir. Ağız köşelerden aşağıya doğru sarkar ve açık kalır. Dil genellikle geniştir ve dışarı çıkar. Gözün iris tabakasında genellikle gri beyaz lekeler görülür.

Down sendromlu bebekler ortalama büyüklükte doğabilirler, ancak tipik olarak yavaş büyürler ve küçük kalırlar. Hafiften ileriye kadar değişen düzeylerde zekâ gecikmesi görülür. Bunlarda konjenital kalp kusurları gastrointestinal oluşum bozuklukları da oldukça yaygındır.

İki yıl içinde mortalite (ölüm oranı) yüksektir. Bu çocukların birçoğu solunum enfeksiyonlarına, kalp sorunlarına veya lösemiye yenilirler.

Down sendromunun tedavisi yoktur. Kalp veya diğer yan kusurlar genellikle ameliyat yoluyla başarılı şekilde giderilebilmektedir. Gelişme gecikmesinin düzeyi çocuğun yaşamında önemli bir rol oynar. Down sendromlu birçok çocuk sevecen bir aile ortamında yaşamlarını sürdürmekte, okula gitmekte, öğrenmekte ve hatta özel koruma donanımına sahip atölyelerde veya diğer alt düzey işlerde çalışma yaşamına bile katılmaktadır. Diğer çocuklar ise oldukça az gelişmiş olup yaşamlarını ancak başkalarının bakım ve gözetimi altında sürdürebilmektedir.

Beyin felci, çocukluk döneminin en yaygın olarak görülen sakatlık nedenlerinden biridir. Doğum öncesinde, sırasında veya sonrasında merkezi sinir sisteminin hareket işlev alanlarının hasar görmesinden kaynaklanır.

Beyin felcinin birçok nedeni vardır. Yaygın nedenlerden biri; beyin dokusu içinde yeterli oksijen bulunmamasıdır (anoksi). Yapılan araştırmalar beyin felci olan bebeklerin üçte birinin vücut ağırlığının 2250 gramın altında olduğunu da ortaya çıkarmıştır. Doğum sancısı ve doğum sırasında beynin hasar görmesi, bakteriyel menenjit gibi bir enfeksiyon ve hemoraji (kanama) de diğer nedenleri oluşturur. Ancak genellikle belirgin bir açıklama bulunamamaktadır.

Dört tip beyin felci vardın Spastik beyin felci, ekstrapiramidal beyin felci, atonik beyin felci ve bu tiplerin karışımından oluşan beyin felci.

“Spastik beyin felci” en yaygın olan tiptir. Spastik beyin felci bulunan bir bebekte, yeni doğanlara özgü bazı reflekslerde anormal inatçılık görülür. Hiperaktif bir tutma refleksi bebeğin ellerinin iyice sıkılmış bir yumruk biçimini almasına yol açar. Bebek büyüdükçe kol ve bacakları daha spastik ve katı bir hal alır.

Hastalık her iki kolu ve her iki bacağı da tutabilir (spastik kuadrepleji). Bu durum varsa genellikle bir ölçüde zekâ gecikmesi de söz konusu olmaktadır. Yaygın olarak konvülsiyonlar görülür.

Hastalık tüm kol ve bacakları tutuyor, ancak kollar daha hafif bir derecede etkileniyorsa, bu durum dipleji (iki taraflı felç) olarak anılır. Diplejili çocukların ellerini oldukça iyi kullandıkları da görülebilmektedir. Zekâ düzeyleri genellikle normal ya da normale yakındır, fakat resim çizmeyi ve harf yazmayı öğrenmekte bazı güçlüklerle karşılaşabilirler.

Beyin felci bulunan tüm çocukların üçte birinde spastik hemipleji (vücudun yalnızca bir tarafını tutan felç, yarım felç) söz konusudur. Spastik hemiplejili çocuklar genellikle altnormal gruba giren bir zeka düzeyine sahip olma eğiliminde olmakla birlikte, bu durumdaki bazı çocuklar orta ve hatta ortanın üstü zeki düzeylerine sahip olabilmektedir.

“Ekstrapiramidal beyin felci” ilk olarak bir bebeğin kasların zayıflığı ve esnekliği ile kendini gösterir. Bu beyin felci tipi genellikle, bebek 6 aylık olana kadar teşhis edilememektedir. Erken bir belirti, bebek bir şeye uzanmaya çalışırken, ellerinin anormal bir pozisyon almasıdır.

“Kronik beyin felci” nin iki biçimi vardır, atonik çiçeği ve konjenital beyincik ataksisi. Atonik dipleji ileri derecede zekâ gecikmesi ile birlikte görülür. spastisite genellikle daha sonra, çocukluk döneminde gelişir. Konjenital beyincik ataksisi beyin felcinin seyrek görülen bir biçimi olup hafif derecede zeka gecikmesi ile birlikte bulunmaktadır.

Beyin felci bulunan bir çocuğun geleceği büyük ölçüde zekâ özürlülüğü de bulunup bulunmadığını bağlıdır. Bir çocuk tekerlekli sandalye kullanmasını gerektiren ciddi hareket sorunlarına sahip olsa bile kendi kendine gizleme yeteneğine sahipse, bir dereceye kadar düzelme sağlanması daha kolay olur. Çocuğun sakatlığına karşı ailenin tavrı, bu bireyin olumlu

Bir imajı geliştirip geliştirememesi üzerinde etkili olur.

 

Seyrek olarak bir bebeğin fazladan bir ya da daha çok meme başının olduğu görülür.

Meme başları ile birlikte göğüs dokusu da bulunur veya bulunmaz. Bazen meme başında bir areol (ayla; meme etrafındaki siyah daire) eksiktir. Her ne kadar fazla meme başları genellikle göğüs bölgesinin çevresinde yer alırsa da ara sıra boyunda, sırtta, kalçada ve vulvada bulundukları da gözlenmiştir.

Kuzey Amerikalıların tahmini olarak %1 ile 2’sinde fazla meme başı bulunur. Bu durum erkek ve kadınlarda eşit oranda gerçekleşmekle birlikte zencilerde, Japonlarda ve İbranilerde daha yaygın olarak ortaya çıkabilmektedir.

Kusurun üriner anomalilerle bağıntılı olduğu sanılmaktadır.

Yeni doğan bebeğinizde normalden fazla sayıda meme başı varsa bunların estetik amaçlarla alınması mümkündür.

Her ne kadar erginlik, mentruasyon (adet görme) ve gebelik sonrasında ortaya çıkan hormonal değişimlere yanıt verebilseler de, meme başları nadiren tıbbi bir soruna işaret ederler. Böyle bir yanıt söz konusu iken, fazla olan meme başı genişleyerek ağrılı bir hal alabilir üçüncü bir göğse sahip olunması ayrıca ruhsal travmaya neden olabilir. Dahası, fazla bir meme başı, mastit, abse ve kanser gibi göğüs hastalıkları bakımından da normal meme başlarına ek bir risk kaynağı işlevi görür.

Bir bebek, bir göğsü ya da meme başı eksik olarak da doğabilir. Bazen göğüs altında bulunan kasın gelişmemiş olduğu görülmektedir. Böyle bir durum söz konusu ise bebeklik ya da ilk çocukluk döneminde hiçbir şey yapılamaz. Ancak, çocuk erginlik dönemine erişince estetik nedenlerle ameliyat yapılabilir.

olduğu görülmektedir. Böyle bir durum söz. konusu ise bebeklik ya da ilk çocukluk döneminde hiçbir şey yapılamaz. Ancak, çocuk erginlik dönemine erişince estetik nedenlerle ameliyat yapılabilir.

Doğduğu anda bebeğinizin gözleri, yetişkin dönemindeki büyüklüğünün yaklaşık dörtte üçüne sahiptir. Gözün beyaz kısmı (gözakı skiera) mavimsi bir tonda olurken, renkli kısmı (iris), beyaz ırkta genellikle kolay tanımlanamayan bir mavi renge, diğer ırklarda ise koyu bir renge sahip olmaktadır. Yeni doğanlarda gözbebekleri küçüktür ve ışığa tepki olarak hemen büzülmeyebilirler. Gözler her zaman birlikte hareket eder gibi görünmezler.
Bebeğiniz muhtemelen gözlerini çoğu zaman kapalı tutacaktır. Bu, bebeğin göremediği anlamına gelmez. Gerçekte, bugün doktorlar, bebeklerin bulanık da olsa doğumdan hemen sonra görmeye başladığını bilmekteler. Yeni doğan yavrunuz bakışlarını yüzünün önünde tutulan nesnelere odaklamaya çalışacaktır. Işık 20 ile 30 cm.’den daha uzakta ise görüntü bulanık olur ve bebeğin gözleri, her biri başka bir yönde olmak üzere, etrafını araştırır.
Yeni doğan bebek renklerden çok şekillere ilgi duyar. Yaşamının ilk dönemini sürmekte bulunan bir bebek için en önemli nesne insan yüzüdür, genellikle de annesinin yüzü.
Bebeğinizin ilk göz muayenesi hastanede yapılır. Bu muayenede doktor bebeğin gözlerini yakından inceleyecek ve ışığa gösterdiği tepkiyi gözleyecektir. Çoğu bebekler hafif hipermetrop olmakla birlikte bazı bebekler, özellikle de prematüre doğanlar miyop olarak doğarlar (yani uzaktaki nesneleri göremezler). Normal bebek büyüdükçe gözleri değişime uğrar ve hem yakındaki, hem de uzaktaki nesneleri daha belirgin olarak görebilmeye başlar.
Bazı bebekler kısmî ya da tam görme kaybı ile doğarlar. Bunun yaygın nedenleri arasında gelişimsel oluşum bozuklukları, enfeksiyon nedeniyle gözlerin hasar görmüş olması, doğum travması, önemli bir oksijen kaybı (hipoksi) ve gözün kendini ya da beynin görme merkezine giden sinirleri tetikleyen genetik hastalıklar sayılabilir.
1950′lerin ortalarına kadar bebeklerde en önde gelen körlük nedeni retrolental fibroplazi olmuştur. Bu durum bugün prematürite retinopatisi olarak adlandırılmakta olup, prematüre bebeklerin canlandırılması amacıyla yoğun oksijen verilmesinden dolayı göz merceği arkasında bağ dokusu artımı, retinada ayrılma ve kanama ile belirgindir ve körlüğe kadar gidebilir.
Prematürite retinopatisi bugün, çok erken ve düşük kilolu doğmuş, ancak teknoloji ve doğum bakım olanaklarındaki gelişmeler sayesinde yaşama döndürülebilmiş bebeklerde bazen görülebilmektedir. Neyse ki bu sorun daha ileri düzeyde anlaşılabildiği veya iyi tedavi olanakları geliştiği için artık körlüğe daha seyrek neden olmaktadır.
Doktor, bebeğin kısmen veya tamamen
kör olduğunu hemen fark edebilir. Yoğun katarakt bulunabilir. Gözler anormal derecede küçük (mikroftalmi) ya da kornea donuk olabilir. Ancak bazen kusur gözde ya da görme sinirinde değil, beynin kendisinde bulunur. Bu durumda, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans resimlemesi gibi nörolojik değerlendirme ve araştırmalar gerekli olur.
Şayet ciddi bir sorun bebeğin hastanede geçirdiği ilk günleri sırasında belirgin değilse bir ana baba bebeklerin görmesinde bir şeylerin bozuk olduğunu nasıl bilebilir? Bunun ilk ipuçlarından biri nistağmus olarak adlandırılan gözlerin çeşitli yönlerde hızlı hızlı titremesidir. Bebeğin gözleri birden yukarı aşağı, sağa sola ya da dairesel olarak hareket etmeye ya da bu üç hareketin bir bileşimini yapmaya başlayabilir. Yaygın olarak görülebilen diğer bir işaret de bebeğin, her iki gözünü bir nesne üzerinde düzgün şekilde hizalandırma yeteneğini geliştirememesidir. Bir göz bir nesne üzerine sabitlenir, diğeri ise sapar. Bebek gözlerini kısarak bakabilir ya da şaşı olabilir. Büyüdükçe, emeklemekte çekingen davrandığını ya da olağandışı bir hantallık ve sakarlık içinde olduğunu fark edebilirsiniz. Çoğu kimsenin inandığının tersine, bebeklerdeki şaşılık büyümeyle birlikte kendiliğinden kaybolmaz. Gözleri şaşı ya da normalden sapmış durumdaki bebeklerin bir oftalmolog (göz doktoru) tarafından muayene edilmesi şarttır.
Konjenital (doğuştan olan) kısmi ya da tam körlüğün tedavisi, sorunun nedenine bağlıdır. Bazen bir kusur cerrahi müdahale ile düzeltilebilir. örneğin katarakt ameliyatla giderilebilir. Görmenin yeniden elde edilip edilememesi, bebeğin başka görme sorunlarının da bulunup bulunmamasına ve o sorunların düzeltilebilir olup olmamasına bağlıdır.
Bazen körlük kalıcı nitelik taşımaktadır. çocuğunuz kör olarak doğarsa pediyatristiniz ya da aile doktorunuz size, görsel özürlü çocuklar hakkında bilgi ve destek sağlayabilecek sosyal yardım kurum ve kuruluşlarına başvurmanız gerektiğini bildirecektir

Normal erişkin inanların en az %45′i zaman zaman horlamaktadır. Bu şikayet %25′inde sürekli bir haldedir. Harlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar. 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Bazı modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlandır (sırt üstü yatarken horlama daha çok artar). Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Normal şartlarda tüp(Fallop tüpleri veya Tubalar) içinde sperm hücresi ile karşılaşıp döllenen yumurta hücresi endometriuma(rahim iç tabakasına) gelir ve rahim içinde büyümeye başlar. Eğer gebelik ürünü endometrium dışında bir yere yerleşirse dış gebelikten sözedilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

SAYFA 2 «123»