OKSİNAZAL Pediatrik
Burun Damlası

Eczacıbaşı

Etken Madde(ler):
Oksimetazolin HCl 0.25 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
10 ml’lik damlalıklı şişelerde.

Kullanım Şekli:
6 yaşın üstü çocuklar: 10-12 saatte bir (sabah ve akşam) her burun deliğine 1-2 damla damlatılır. Doktor tavsiyesi olmadan 3 günden daha uzun süre kullanılması önerilmez.

Endikasyonları:
Kronik nezle, soğuk algınlığı, sinüzit, saman nezlesi, alerjik veya infeksiyoz durumlarla oluşan burun tıkanıklıklarında endikedir. Burun açıcı özelliği ile burun operasyonlarından önce kullanılır. Kulak iltihabı olan hastalarda tıkalı olan östaki borusu girişini açar.

Kontrendikasyonları:
Oksimetazoline karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:
6 yaşından küçük çocuklarda kullanılmaz. Önerilen miktardan daha sık kullanılmamalıdır. Hipertiroidizm, kalp hastalığı olan (angina dahil), hipertansiyon, ilerlemiş damar sertliği ve diyabet hastalarında kullanılmaz. MAO inhibitörü ile kullanılmamalıdır. Hamilelik döneminde güvenirliği tespit edilmemiştir.

Yan Etkileri:
Geçici olarak burun mukozasında batma, yanma, kuruluk ve aksırık görülebilir. Nadiren uzun süre kullananlarda etki azaldıktan sonra kronik kızarıklık, şişme ve nezle ile karakterize, reaktif hiperemiye bağlı tıkalı burun hissi duyulabilir. Bazen, hipertansiyon, sinirlilik, bulantı, başdönmesi, başağrısı, uykusuzluk, kalp çarpıntısı veya refleks bradikardi gibi sistemik semptomatik etkilere neden olabilir.

BRONŞİT
Bronşlar:
Ağız ve burun yoluyla aldığımız temiz hava, yutak ve gırtlaktan geçerek soluk borusuna ulaşır. Soluk borusu iki ana kola ayrılır. Bu kollar da kendi aralarında daha küçük kollara ayrılarak akciğerlere bağlanırlar. Soluk borusunun büyük kollarına “bronş”, daha küçük kollarına ise “bronşiyol” adı verilir.
Akciğerlere giriş yapan bronşiyollerin sonu kesecikler şeklinde olup gaz alış verişi bu keseciklerde gerçekleşir. Keseciklerin iç duvarı kılcal kan damarları ile donatılmıştır. Kan hücrelerine oksijen yükleme ve karbondioksit alma bu kılcal damarların bronşiyol keselerine açılan yüzünde (alveol) meydana gelir.
Bronşit:
Bronşların herhangi bir sebeple iltihaplanması olayına “Bronşit” adı verilir. Akut ve kronik olmak üzere iki şekli vardır.
Akut Bronşit: Daha çok sonbahar ve kış aylarında bulaşıcı hastalıklarla birlikte görülür. Tifo, kızamık, boğmaca virüsleri bronşlara kadar yayılarak iltihaplanmaya sebep olurlar.
Belirtileri:
* Ateş, öksürük ve vücutta kırıklık ilk belirtilerdendir.
* Başta kuru olan öksürük, hastalık ilerledikçe balgamlı öksürüğe dönüşür.
* Boğazda yanma, ağrı ve ses kısıklığı görülebilir.
Tedavi:
* Ateşin düşmesi ve öksürüğün önlenmesi için ilaç verilir.
* Eğer bronşite bir akciğer hastalığı da eşlik etmiyorsa yatak dinlenmesi ve bol ıhlamur çayı içilmesi hastalığı atlatmaya kafi gelecektir. Ihlamur suyu iyi bir balgam söktürücüdür.
* Hastanın yattığı oda sıcak ve nemli olmalıdır. Nem, sobanın üzerine konan bir çaydanlığın ağzı açık bırakılarak (buharla) temin edilebilir. Buğuseptiklerin buharı teneffüs edildiği zaman oldukça faydası görülecektir.
Kronik Bronşit: Kış aylarında üç aydan fazla süren veya iki kış üst üste görülen bronşit kronik sayılır. Kronik bronşit balgamlı olup daha çok sigara içenlerde ve kirli şehir havası teneffüs edenlerde görülür.
Belirtileri:
* Solunum güçlüğü ve sesli soluk alıp verme en tipik belirtisidir.
* Geceleri artan öksürükler, hastayı çok rahatsız eder. Ancak balgam söküldükten sonra rahat edebilir.
Tedavi:
* Tedavinin ilk adımı sigarayı bıraktırmaktır. Sigara terkedilmedikçe tedavi cevapsız kalır.
* Çalışma ve yaşama ortamı soğuktan, rutubetten ve tozdan uzak bulunmalıdır.

    ANJİN
Tipik bir üşütme hastalığı olup “boğaz iltihabı” adı da verilmektedir. Işın tedavisi, burun ve boğaz bölgesindeki ameliyatlar da anjin yapabilmektedir. Mikropları vücutta bağışıklık meydana getirmediği için sık tekrarlanabilir.
DİKKAT: Ağır geçmesi halinde böbreklerde, kalp ve eklem yerlerinde ilave rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.
Belirtileri:
* Yutmada görülen güçlük halinde başlar.
* Ateşin yükselmesi ile birlikte kol ve bacaklarda ağrılar ortaya çıkar.
* Dil paslı ve şiştir.
* Hasta iştahsızdır, ağızı kokar.
* Bademcikler şişer, hasta ağzını zor acır.
* Bademciklerin üzerindeki apselerin patlayarak akmasından sonra hasta kendisini daha iyi hisseder. Bademciklerin şişi iner.
Ne Yapmalı?
* Hastanın boğazını sarıp sıcak tutunuz.
* Hastayı doktora götürünüz. Doktor, iltihapları önlemek için antibiyotik tedavisi uygulayacaktır.
* Ayrıca boğaz ağrılarını hafifletmek için antiseptik solüsyonla gargara tatbik ediniz.
* Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir.
* Hastaya sulu yiyecekler ve taze meyve suları veriniz.
  DİKKAT: Bademcik iltihapları tedavi edilmeyip ağır seyrederse “kan zehirlenmesi” yapabileceğinden; hastayı doktora göstermeyi ihmal etmeyiniz.

ZEHİRLENMELER
Hastahanelerin “ilk Yardım” servislerin de, acil durumlar itibariyle, zehirlenmeler üçüncü sırayı almaktadır. İstatistik bilgilerine göre, zehirlenme vakalarında hayatını kaybedenlerin ekseriyetini küçük çocuklar teşkil etmektedir. Zira, küçük çocuklar zehirli olup olmadıklarını düşünmeksizin ellerine geçen herşeyi ağızlarına götürürler.
Dikkat: İlaçları mutlaka çocukların ulaşamayacağı yükseklikte bulunan kapalı ecza dolaplarında muhafaza ediniz. Gaz, benzin, böcek öldürücü, boya inceltici, mobilya cilası, tuz ruhu gibi zehirli maddeleri kilitli dolaplarda saklayınız.
ZEHİRLENMENİN BELİRTİLERİ
* Aniden ortaya çıkan karın ağrısı.
* Etrafta boş bir ilaç şişesine veya kutusuna rastlanması.
* Bir görgü sahidinin sözlü beyanı.
* Kazazedenin kendisinden alınan bilgi.
* Ağız veya dudakların çevresinde yanıklar ve kavlamalar.
* Nefes kokusundaki anormallik.
* Kusma ve sürekli ishal
Ne Yapmalı?
* Telefonla, telefon yoksa, en seri vasıta ile doktor çağırınız. Doktora zehirlenme hakkında bilgi veriniz.
* Kazazedeye su veya süt içirerek zehiri sulandınnız.
* İlaçtan zehirlenmiş ise, hastanın boğaz gerisini parmağınızla gıdıklayarak kusmasını temin ediniz.
* Kusma sırasında (kendisi kusmuş olsa bile); kusulan zehirin tekrar yemek borusuna veya nefes borusuna kaçmaması için başını kalçalarından aşağıya gelecek şekilde eğiniz. Eğer kazazede küçük bir çocuk ise, midesi üzerine dizinize yatırınız.
Dikkat; Eğer hasta tuz ruhu (lavabo temizleyicisi) veya gaz, benzin, boya incelticisi, mobilya cilası gibi bir petrol ürünü ile zehirlenmiş ise; kusturmaya çalışmayınız. Zira, bu gibi maddelerin kusulması halinde akciğerlerde, burun ve boğaz yollannda tehlikeli yanıklar meydana gelmektedir.
Kusmanın tehlikeli olduğunu gösteren belirtileri şunlardır:
* Nefeste gaz veya benzin kokusu.
* Ağız veya dudak çevresinde yanıklar.
* Baygınlık
* Çırpınmalar
* Halsizlik
* Etrafta bu maddelerin içildiğini gösteren belirtiler.
DİKKAT: Eğer hastanın ne cins bir madde ile zehirlendiğini bilmiyorsanız, nefesinde koku ve ağız çevresinde yanık yok ise, doktor gelinceye kadar su veya süt içirerek zehiri sulandırınız. Kusmasını temin ediniz. Zehirin mide ve bağırsaklar tarafından emilmesini geciktirmek için süt, zeytinyağı veya yumurta akı gibi bir yumuşatıcı içiriniz. Hastayı sessiz ve sıcak tutunuz. Doktor çağırmak mümkün değil ise; en seri vasıta ile onu yakınınızda bulunan bir sağlık kuruluşuna yetiştiriniz.
Yukarıda saydığımız tedbirler, şu zehirlenmeler için oldukça önemlidir ve hastayı kurtaracak ehemmiyettedir:
* İlaç zehirlenmeleri
* Besin ve mantar zehirlenmeleri
* Alkol zehirlenmeleri
  DİKKAT: Doktor tarafından verilmedikçe rastgele ilaç kullanmayınız ve iğne vurdurmayınız. Dolapta fazla bekleyen, kokusu ve tadı bozulmuş olan yemekleri yemeyiniz; etleri kullanmayınız. Marketlerde (ambalaj içinde, adresi belli) satılanların dışında mantar yemeyiniz. Kırlardan rastgele mantar toplayıp yemeyiniz. Kapağı şişmiş konserveleri yemeyiniz.
  NOT: Kazazedenin ne ile zehirlendiğini bilmiyor iseniz; kusmuğundan bir kısmını bir kaba koyup doktor gelince ona gösteriniz. Eğer hastayı doktora veya hastahaneye götürecek olursanız; kusmuk örneğini yanınızda götürünüz. Zira doktor nasıl bir panzehir vereceğine bu örneği tahlil ettikten sonra karar verecektir.
GAZ ZEHİRLENMELERİ
İnsanların evde ve işyerinde en çok zehirlendikleri vakaları şöyle sıralayabiliriz:
* Kimyevi madde üreten fabrikalardaki gaz sızıntıları.
* Boyahanelerde çevreye yayılan tiner ve boya gazları.
* Çekişi iyi olmayan bacalara bağlı kömür ve gaz sobalarından odaya dolan sızıntılar.
* Isıtma ve pişirme için kullanılan ocak tüplerindeki bütan gaz kaçakları
* Otomobillerde içeriye sızan egzoz gazları
DİKKAT: Kapalı bir odaya girdiğinizde, bayılmış birini gördüğünüzde -gaz kokusu alamazsanız dahi- gazdan zehirlendiğini farzediniz. Bu sebeple yangına ve patlamaya sebebiyet vermemek için elektrik düğmesini açmayınız, kibrit veya çakmak yakmayınız.
Ne Yapmalı?
Gazla zehirlenme sonucu bayılmış bir kimseyi gördüğünüz an derhal aşağıdaki tedbirleri alınız:
* Pencereleri, kapıları açarak odaya taze hava girmesini sağlayınız.
* Gaz sızıntısı yapan kaynağı bulup kapatınız. Bu mümkün olmadığı takdirde (yanan bir kömür sobası veya mangalı gibi) kazazedeyi odadan dışarı çıkarınız.
* Nefes alıp almadığını kontrol ediniz. Solunumu durmuş ise; yapay solunum uygulayınız.
* En kısa vasıta ile doktor çağırınız.
* Kalbi durmuş ise, kalp masajı yapınız.
MANTAR ZEHiRLENMESİ
DİKKAT: Ağaçlıklar arasında ve kırlarda, kendiliğinden yetişen mantarların zehirsizlerini zehirlilerinden ayırmak çok zordur. Bu sebeple, zehirsiz olduğundan emin olmadıkça kır mantarı toplayıp yememelidir. En garantisi, seralarda özel olarak yetiştirilen ve marketlerde ambalaj içinde satılan, firma adı ve adresi belli olan mantarlardan alıp yemelidir.
ZEHİRLİ MANTARLAR
Hemen hemen bütün mantar zehirlenmelerine “Amanita Muscarina” ve “Amanita Phalloides” adı verilen iki cins zehirli mantar sebep olmaktadır.
    A. Muscarina’nın zehiri yüksek ısıda bile tesirini kaybetmediğinden; bu cins mantarlar pişirilerek yense dahi üç saat içinde zehirlenme belirtilerini gösterirler.
Belirtileri:
* Göz yaşarması, bol tükürük salgısı, terleme, kusma ve karın ağrısı ilk belirtileridir.
* Bu belirtileri takiben karın adalelerinde kramplar, ishal, baş dönmesi, kas seyirmesi ve göz bebeklerin de küçülme görülür.
  Aman Dikkat!
* Hasta doktora yetiştirilmediği zaman şok ve koma hali kaçınılmaz olur ve solunum kifayetsizliğinden ölümle neticelenir.
A. Phalloides cinsi mantarların zehiri ısıya dayanıksız olduğundan; pişirilerek yendiği takdirde ağır bir etkisi görülmez. Ancak çiğ olarak yendiği zaman şiddetli zehirlenme belirtileri gösterir. Tesiri, yendikten 6 ila 24 saat arasında ortaya çıkmaya haşlar.
Belirtileri:
* Karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi genel zehirlenme belirtilerine ilaveten idrar çıkaramama görülür.
* A. Phalloides’in zehiri, en büyük tesirini karaciğer üzerinde gösterir. Tedavi edilmediği takdirde, karaciğer harabiyetine bağlı olarak sarılık ortaya çıkar. Bir hafta içinde hasta kaybedilir.
Ne Yapmalı?
* Mantar yendikten sonra, zehirlenme belirtileri görülür görülmez hasta kusturulmalıdır.
* Parmakla küçük dile dokununca kusma temin edilemiyor ise, tuzlu su veya ipeka şurubu verilerek kusma sağlanmalıdır.
* Kusma ile ishal, aslında vücudun kendi kendine aldığı bir savunma şeklidir. Her iki durumda da vücut zehiri dışarı atmak istemektedir. Eğer kusmadan sonra ishal görülmez ise; mushil verilerek hastanın bağırsakları boşaltılmalıdır.
* Hasta en kısa zamanda doktora yetiştirilmeli, mümkün ise, mantar örneği de beraberinde götürülmelidir.
* A. Muscarina cinsi mantar zehirlenmelerinde deri altına veya damar içine “Atropin” verilmesi en tesirli tedavi şeklidir.
* A. Phalloides cinsi çiğ mantar zehirlenmelerinde ise damardan “Dekstroz” verilir. Aynı zamanda karbonhidratça zengin bir diyet uygulanır. Bu tür zehirlenmede Atropin’in bir tesiri yoktur.
KAN ZEHİRLENMESİ
Çok hızlı üreyen mikroplar, vücudu zayıf buldukları takdirde, sürüler halinde dokuya hücum ederler. Zayıf buldukları noktada damarları delip kana karışırlar. Bilhassa iltihaplı yaralarda mikropların kana karışma ihtimali daha yüksektir. İşte, ne şekilde olursa olsun, mikropların kana karışması hadisesine “Kan zehirlenmesi” veya tıptaki adı ile “septisemi” diyoruz.
Hızlı üreyen mikroplar, en fazla bademcik, diş eti, sümük bezleri, safra kesesi, böbrek ve rahim gibi iltihap kapma riski yüksek olan yerlerden kana karışmaktadırlar.
KANIN ZEHİRLENDİĞİ NASIL ANLAŞILIR.
* Uyuşukluk, halsizlik, yorgunluk şeklinde kendisini hissettirmeye başlar.
* Hastanın ateşi sabahları az yükselmekle beraber; akşamları 40-42 dereceye kadar çıkar. Ateş yükselmesi ile birlikte titreme nöbetleri görülür.
* Tırnaklarda morarma, deride hafif kırmızı lekeler belirir.
* Dil kuru, cilt serindir.
* Terleme ve nabzın giderek hızlanması kan zehirlenmesinin en belli özelliğidir.
* Ayrıca hastanın bünyesine bağlı olarak sarılık, ishal, kusma, böbrek iltihabı, eklem yerlerinde şişlik, kalp sıkışması gibi kana karışan mikrobun cinsine göre değişen belirtiler de ortaya çıkabilmektedir.
Ne Yapmalı?
* Kan zehirlenmesinin evde, kendi imkanlarınızla, tedavisi mümkün değildir.
* Hiç vakit geçirmeden hastahaneye gidip tedavisinin doktor tarafından yapılmasını

Kışın uzun zaman soğukta kalmış bir kimsede önce uç noktalardan (burun-kulak-yanak-parmak) başlayarak dokuların içindeki sıvı donar. Donmuş bölgedeki kan damarları iyice büzülmüş olduğundan dolaşım durur ve derinin rengi mum görüntüsü verecek şekilde solar.
Dikkat: Burun, kulak ve yanak donmaları ağrı yapmadığı için, donmakta olan şahıs bunun farkına varamaz. Ancak el ve ayak parmakları donarken şiddetli bir ağrı verir. Donma ilerledikçe dokular uyuşur. Kazazede halsizlik hisseder. Aynı zamanda şiddetli bir uyku bastırır. Bu uyku -donan şahıs farkına varıp tedbir almadığı takdirde- ölüm uykusudur.
Ne Yapmalı?
* Soğuk karlı havalarda, tek başınıza, yaya olarak uzun yola çıkmayınız.
* Çıkmak zorunda kaldığınız durumlarda mutlaka sıkı giyininiz. Külahsız ve boyun atkısız çıkmayınız.
* Boyun atkısı ile ilk donacak olan burun, kulak ve yanak gibi yüz bölgelerini sarınız.
* Ayakkabı yerine bot veya üstten boğdurmalı bir çizme giyiniz. Eldivensiz çıkmayınız.
* Fazla üşüdüğünüzü hissettiğiniz an burun ve kulaklannızı ellerinizle oğuşturarak ısıtınız.
* Elleriniz fazla üşüdüğü takdirde koltuk altlarına sokarak ısıtınız.
DONMUŞ BİR KAZAZEDEYE İLK YARDIM
* Yolda donmuş birini gördüğünüz zaman onu derhal arabanıza alıp üzerini sıkıca örtünüz. Eğer yaya iseniz ve kazazede de baygın bir halde ise, onu derhal sırtlayıp meskun bir yere taşıyınız.
* Donmuş bir kimseyi sakın sıcak sobanın yanına yatırmayınız. Sobasız serin bir odaya alınız.
* Evvela soğuk suya batırılmış bezlerle donmuş yerleri fazla bastırmadan oğuşturunuz.
* Dokular yumuşayıp kan deveranı başlayınca ılık suya batırılmış bezlerle masaja devam ediniz.
* Kazazede kendine gelince onu ılık bir küvete oturtabilirsiniz. Banyonun suyunu yavaş yavaş ısıtarak şahsın iyice kendine gelmesini sağlayınız.
* Banyodan çıkardığınız kazazedenin vücudunu kuruladıktan sonra ona sıcak süt veya çay içiriniz.
* Yatağa yatırıp istirahat ettiriniz.
Dikkat: Donmuş bölgeye birden bire sıcak tatbik ettiğiniz zaman damarları zedeleyip kangrene sebeb olacağınızı unutmayınız.

En çok rastlanan soğuk algınlığı çocukluk okul öncesi çocukluk çağının en sık ortaya çıkan hastalıklarındandır. Gerçekten de, yılda ortalama 5 ila 8 soğuk algınlığı enfeksiyonu meydana gelir, bunlar genellikle soğuğun en çok olduğu aylarda, eylül başlangıcında, ocak sonunda ya da nisan sonunda ortaya çıkar.
Eğer çocuğunuz daimi surette nefes alıp vermekte zorluk çekiyor, hapşırıyorsa, ateşi varsa ve boğazı yanıyorsa muhtemel birçok neden vardır.
Sürekli akan bir burnun en çok rastlanan nedeni tekrarlayan bir soğuk algınlığıdır. Virüs kaynaklı tekrarlayan bir üst solunum yolu enfeksiyonu çoğunlukla 6 aşından büyük çocuklarda ortaya çıkar. Soğuk algınlığına yakalanmış bir küçük çocuk genellikle kendinden daha büyük çocuklardan ya da bir yetişkinden daha hasta bir durumdadır.
3 yaşından daha küçük çocuklarda ateş erken belirtilerdendir. Huzursuzluk, hırçınlık ve hapşırma genellikle bunun ardından gelir. Birkaç saat sonra burundan berrak bir sıvı damlamaya başlar. Bu sıvı kalın bir sümüksü tabaka oluşturur ve burundan nefes almayı güçleştirir. Virüs boğazı ve soluk borusunu tahriş eder, boğazda yanma hissi ve öksürük oluşmasına neden olur. Diğer belirtiler arasında baş ağrısı, iştah kesilmesi ve adale ağrıları sayılabilir.
Soğuk algınlığı için ne yapılabilir? Genellikle çocuğunuzun hızla iyileşmesi için yapabileceğiniz çok az şey vardır. Çoğunlukla, çocuğun vücut ısısı 1 ila 3 gün içerisinde normale döner. Tüm burun ve boğaz belirtileri 1 hafta içerisinde ortadan kalkacaktır; bununla beraber, öksürük 2 ila 3 hafta devam edebilir.
Soğuk algınlığı için büyülü bir tedavi reçetesi yoktur, ancak çocuğunuzu rahatlatmak için yapabileceğiniz bazı şeyler vardır.
1. Eğer çocuğunuz burnunu temizleyemeyecek kadar küçük ise, burundaki sümüksü salgıyı çıkarmak için yumuşak bir kauçuk emme sondası kullanın.
2. Eğer çocuğun burnu tıkalı ise, yemeklerden ve yatma saatinden önce 15-20 dakikada bir burun damlaları damlatın. Serum fizyolojik burun damlalarını reçetesiz edinebilirsiniz. Burnunu temizleyemeyecek kadar küçük bir çocuk için, her burun deliğine 3 damla damlatın. Bir dakika bekledikten sonra yumuşamış sümüksü salgıyı çıkarmak için emme sondasını kullanın.
Daha büyük çocuklarda her bir burun deliğine, çocuk yatağında sırt üstü yatarken 3 damla damlatın. Bir süre sonra, çocuğa burnunu sümkürtün. Bu, burun temizlenene kadar birkaç kez tekrarlanabilir.
3. Eğer serum fizyolojik damlası işe yaramazsa, burun içzarını büzüştürmek suretiyle çocuğunuzun daha kolay solumasını sağlayacak reçetesiz satılan burun damlaları satın alın.(Burun damlalarını birkaç günden fazla kullanmayın. Burun damlalarının uzun süreli kullanımı karşı reaksiyon oluşturur ve aslında temizlemekten çok hastalığı daha da artırır. Burun damlaları kullanımını durdurmak sorunu ortadan kaldıracaktır. Çocuğunuzun doktoru ile konuşun. Çoğu doktor, yalnızca belli özel durumlarda kullanabileceğiniz burun damlalarının kullanılmasını önerebilirler.)
4. Eğer çocuğun ağrısı ya da 38.5°C’ den fazla ateşi varsa, acetaminophen verebilirsiniz. Asla aspirin vermeyin, çünkü aspirin yaşamsal tehdit oluşturan bir hastalık olan Reye sendromuna yol açabilir.
Soğuk algınlığının artan sayısına ilaveten, okul öncesi çağındaki çocuklar soğuk algınlığının neden olduğu komplikasyonlardan büyük çocuklara nazaran daha fazla etkilenirler. En sık rastlanan komplikasyon akut kulak enfeksiyonudur (otitis mediea). Bu enfeksiyon, kulak zarının arkasındaki alana bakteri sızması nedeniyle oluşur.
Belirtiler arasında kulak ağrıları sayılabilir (ağrılarını söyleyemeyecek kadar küçük çocuklar ağlarlar ya da enfeksiyonlu kulaklarını çekiştirirler). Burundan sarı ya da yeşilimsi bir akıntı geldiğini görebilirsiniz. Kulaktan gelen akıntı da kulak zarında yırtık oluştuğuna işarettir. Yırtık basıncı ve ağrıyı artırabilir. Başka bir belirti de soğuk algınlığının ilk ateşinin düşmesinden sonra tekrar ateşlenmenin başlamasıdır.
Soğuk algınlığının aksine, kulak enfeksiyonu, enfeksiyonu temizlemek, bu arada orta ve iç kulağa zarar gelmesini önlemek, dolayısıyla bir işitme kaybına neden olmamak için antibiyotik kullanarak tedavi edilmelidir.
Diğer Muhtemel Nedenler
Bazı çocuklarda burun tıkanıklığının başka bir nedeni de solunum yolunu tahriş eden çevresel etkenlerdir. Hava kirliliği, sigara dumanı ya da hava ısısında ani değişiklikler burun akmasına ve hapşırmaya neden olabilir.
Nihayet, çocuğunuz saman nezlesinden (alerjik burun iltihabı) muzdarip olabilir. Genellikle, çocuk yeterli derecede alerjik maddelere maruz kalmadan önce bunlara karşı bir reaksiyon geliştiremez ve bu da birkaç yıl sürebilir. Dolayısıyla, saman nezlesi 2 yaşından daha küçük çocuklarda çok rastlanır. Çocuğunuz, sürekli akan burun, çok miktarda berrak, sulu akıntı, sık sık hapşırma ve kaşıntılı burun gibi birçok semptomlar yaşayacaktır. Eğer bu meydana gelmezse, çocuğunuzun doktoru pediatrik alerji uzmanları ile konsültasyon yapmak isteyebilir.

Nedenleri

Burun kanamaları, yaygın bir rahatsızlıktır ve çoğu zaman evde tedavi edilebilir. Burun kanamasının nedenleri arasında soğuk algınlığı ve alerjiler, burnun darbe görmesi, nemin az olması, yüksekliğin fazla olması, veya burnu sert bir cisimle karıştırmak gibi durumları sayabiliriz. Eğer kan damarları burnun yüzeyine çok yakınsa, en ufak bir darbede kanama olabilir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Belirtiler
Saçlı deri üzerinde pul pul kabuklanma.
Halk arasında konak da denilen, pullanma (sebore egzaması) her yaşta ortaya çıkabilecek çok rastlanan bir problemdir, ancak bebeklik ve ergenlik döneminde daha çok rastlanır. Pullanma çoğunlukla bebeğin hayatının ilk ayında başlar ve çocuk ilk yaşına girene kadar problem olarak devam edebilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Apgar testi, doğumdan 1 dakika sonra uygulanan ve 5 dakikalık aralarla tekrarlanan, bebeğin genel sağlık durumunu değerlendirmek amacıyla yapılan bir testtir. Apgar testi sonucunda elde edilen skor, bebeğin soluk alıp vermesine ilişkin olarak herhangi bir acil tedbir alınıp alınmayacağmın da göstergesidir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Gözde Yabancı Cisim
Çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanabilir. Açık havada oynayan çocuklarda bitki parçaları ya da toprak taneleri, metal kesimi, düzeltilmesi, sıva işinde çalışan işçilerde ise metal ve sıva parçacıkları göze kaçar. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

SAYFA 1 123»