Oje zamanı geldi
Son moda renkler veya ten rengi olsun farketmiyor, yaz mevsimi ojesiz geçmez
Özlem Bay
Güneş pırıl pırıl parlamaya başladı mı, tüm detaylar gözler önüne serilir. İşte bu dönemde bakımlı ve estetik olmak her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Eller her zaman, ama özellikle ayaklar, hele incecik tek bantlı sandaletler içindeyse mutlaka bakımlı olmalı. Bir de uygun renkte oje sürdünüz mü tamamdır, şıklığınız tüm ayrıntısıyla kusursuz olur. Birbiri ardına çıkan yeni ürünler, yeni renkler kusursuz güzelliğin peşinde olan kadınların beğenisine sunuluyor. Bu hareketlilikten ojeler de payını alıyor. Ojelerde sadece yeni renkler değil tırnak sağlığına yönelik formüller de geliştiriliyor. Mesela içeriklerinde kalsiyum, silisyum ve sülfür matriksini gibi maddeler bulunan ojelerin besleyici özelliği var. Tırnakların kırılmasını ve zarar görmesini engelleyen bu ojelerin alerji olasılığı da bulunmuyor. Geliştirilen formülleriyle çabuk kuruyan ojeler, tırnaklarıza parlak ve pürüzsüz bir görünüm kazandırıyor.
“Ojenin de modası olur mu?” demeyin. Her alanda olduğu gibi tırnaklardaki renklilik de modaya göre belirleniyor.
Pembenin zaferi
Makyajda olduğu kadar tırnaklarda da yazın ‘hit’i pembe. Koyu ve açık pembe tonlarındaki ojeleri sezonun en çok tercih edilenlerinden. Geçen yaza damgasını vuran lila bu yaz da parmaklardaki ağırlığını sürdürüyor. Kırmızı ise tahtını koruyor. Beyaz, tırnak rengi ve pastel tonlardaki ojeler de her zaman olduğu gibi sadelikten hoşlananlardan ilgi görüyor.
Güzellik ve beslenme
Güzelliği etkileyen en önemli faktörlerden biri de beslenme alışkanlıklarıdır. Vücudumuzun her bölgesinin farklı vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Peki, dinç ve sağlıklı bir görünüm için hangi tür besinleri seçmemiz gerekir. İşte minik ipuçları…
Lifli posalı yiyecekler besin değerleri olmamasına rağmen, bağırsakları düzenleyen, rahat çalışmalarını sağlayan bir etki gösterir. Bu tip besinlerin idrar yollarının çalışmasını da kolaylaştırdığı belirlenmiştir.
Her gün bir miktar taze meyve, sebze ve kepek yiyin. Sebze ve meyvesi bol yüksek lifli besinlerden oluşan yemekler, daha uzun zamanda yendiğinden ve doyma noktasına daha kolay gelindiğinden, diyet programlarının vazgeçilmezidir.
Lifli maddelerin bol tüketilmesi, cildinize mat ve gözlerinize bulanık bir görünüm veren kabızlığı önleyecektir.
Vitaminlerde ise size gerekli olanların seçilmesi daha yararlı olacaktır. Vitaminler doğal besin maddeleri ile birlikte alınmalı, gereksiz yüklemelerden kaçınılmalıdır.
Saçların, balık yumurta, et ve peynir gibi besinlerdeki proteine ve salata da bulunan B vitaminine ihtiyacı vardır.
Cildiniz için sabah kahvaltısında bir bardak taze portakal ya da A;B;C vitaminleri bakımından zengin olmasına karşın sadece 25 kalori olan greyfurt suyu için. Bir portakalda 40, elmada 45, 100 gramlık üzüm salkımında 60, muzda 100 kalori bulunur. Teniniz için ayrıca, margarin, peynir, böbrek, ciğer, sardalya balığı, havuç, kuru kayısı ve ıspanak gibi besinlerde bulunan A vitaminine ihtiyacı vardır.
Dişlerin çürümemesi ve plak oluşmaması için şekerli yiyeceklerden kaçının. Havuç, kereviz, fındık, fıstık, peynir ve gebelik sırasında süt ve süt ürünleri yemeye özen gösterin.
Düşman çatlatan ayaklar…
Parmak arası terlikler, açık ayakkabılar… Hem giyebilmek için güzel ayaklar gerekiyor, hem de bunları giydikçe ayakların bakımı zorlaşıyor. Neyse ki günlük ve haftalık bakım ile ayaklarımızın güzelliğini ve sağlığını koruyabiliriz.

Aslı Çakır
Bu yazın ayakkabı modası belli. Yine açık ayakkabılar hatta mutlaka terlikler. Özellikle de parmak arası ve topuksuz olanlar. Gün boyu açık açık, ferap ferah dolaşıyoruz ama sonrasında tozdan, kirden pislenen, sertleşen ayaklara da merhaba demiş oluyoruz.
Peki bu dönemde ayaklarımıza gerçekten iyi bakmak için neler yapabiliriz? Şaşkınbakkal Diba Kuaför Salonu’ndan Nurhan Tekin pedikür ile ilgili şunları söylüyor: “Pedikürde ayakları yumuşatma, ponzalama, etleri temizleme, tırnakları törpüleme, nemlendirme ve istenirse cilalama işlemi yapılıyor. Ayrıca nasırlı ayaklarda nasırlar da yumuşatılıyor. Bir de bu aralar parfin bakımı moda. Bazen çok kalınlaşmış, deforme olmuş tabanları jilet uygulatmak isteyenler oluyor. Bu işlem zararlı çünkü ölü hücrelerle beraber ayağın ince derisini de alıyorsunuz.”
HER GÜN 10 DAKİKA MASAJ
Tabii ayak bakımı sadece haftada bir kuaföre gitmekle olmuyor. Yazın hem güzel hem sağlıklı ayaklarla dolaşabilmemiz için neler yapmamız gerektiğini Oriflame Kozmetik Güzellik Eğitimler Müdürü Şimal Yazıcı’dan öğreniyoruz: “Yaz aylarında giyilen açık ayakkabılar yüzünden havayla, tozla daha çık temasta olan ayaklar daha çabuk sertleşiyor. Parmak arası terliklerde ise eğer ayak çok öne kayıyor ve rahatsız oluyorsa bu terlikler parmak aralarını da sertleştirebiliyor.”
Şimal Yazıcı, her gün ayaklarımızı nemlendirici kremle masaj yaparak yumuşatmamız ve yüksek bir yere kaldırarak dinlendirmemiz gerektiğini belirtiyor.
Ayakların her gün ponzalanmısını ise doğru bulmuyor. Bunun yerine scrub diye geçen peeling ürünlerini kullanabileceğimizi söylüyor.
Deniz ve havuz kenarında geçirilen günler için de tavsiyelerde bulunuyor Yazıcı: “Yıkandıktan sonra parmak aralarının ıslak kalması mantar yapabilir. Aynı şey deniz, havuz kenarında da geçerlidir. Böyle yerlerde ayağı ıslak tutan plastik terliklerden kaçınmalıyız. Ve çıplak ayakla dolaşmamalıyız. Çünkü mikrop, mantar kapabiliriz. Ayrıca pudra da buraların ıslak kalmasını önler.” Terleyen ayaklar içinse ferahlatıcı spreyleri öneriyor Yazıcı.
Haftalık bakıma gelince… Ayaklarımızı 15 dakika suda dinlendirdikten sonra ponzalayıp, ölü hücrelerden kurtulabileceğimizi belirten Şimal Yazıcı, bu haftalık bakım için kuaföre gidenlere mutlaka kendi aletlerini kullanmalırını söylüyor.
Ayaklar her gün bizim tüm yükümüzü taşıyorlar. Bu yüzden onlara günde 10 dakika ayırmak çok da fazla olmasa gerek.
Makyaj yaparken bunları unutmayın!
Kadınların güzelliklerini tamamlayan makyaja, özen de eklenirse mükemmel sonuca ulaşmak kaçınılmaz. Peki nedir bu hassas noktalar?

Fondöten
Mutlaka temiz, nemlendirilmiş cilde sürülmelidir. Nemli bir süngerle sürülmeli. Sünger her kullanıştan sonra yıkanmalı ve kurutulmalı. Fondöten aydınlık bir yerde sürülmeli; gündüz makyajı; gün ışığında, gece makyajı; iyi aydınlatılmış bir yerde yapılmalı.
Saç dipleri ile yüzün birleştiği yerde renk farklılığı olmamalı. Fondöten bu bölgelerde küçük dokunuşlarla iyice yayılmalı.
Seçilen fondöten ten ten renginize uygun olmalı.
İnce bir tabaka halinde sürülmelidir.
Pudra
Fondöten üzerine sürülecek bir pudranın şeffaf olması gerekir. Eğer tek başına kullanılacaksa ten renginize uygun olmalı.
Büyük pudra fırçası ile ince bir tabaka halinde sürülmelidir.
Göz
Toz farlar, kullanımı ve dayanıklılık açısından daha iyidir.
Sık sık temizlenen süngerli çubuk veya yumuşak fırçalarla sürülmelidir.
Açık renk farınızı gözkapağına sürdükten sonra, gölge yapacağınız renkte far ile gözkapağının bitiminden kaşa paralel çukurluğa hafifçe sürün.
Gözlerinizin renginde far sürmek her zaman çok iyi netice vermez. Size yakışacak rengi deneyerek bulmalısınız.
Gözlerinizi daha büyük göstermek isterseniz kirpik diplerine siyah veya kahverengi göz kalemi ile ince bir hat çekmeli, göz ucundan da biraz taşırmalısınız. Alt kipriklerin diplerine de ince bir hat çekmeli, ancak bir pamuklu çubukla hattın keskinliğini dağıtmalısınız.
Gözleriniz birbirine yakın ise gözün şakak tarafındaki ucunu daha koyu renk bir far ile belirgenleştirmelisiniz.
Gözleriniz birbirinden çok ayrık ise gözpınarının üstünü kaşa kadar koyuca ton bir far ile gölgelemelisiniz.
Maskara
Siyah veya koyu kahverengi maskara sürerek gözlerinizi daha büyük ve anlamlı gösterebilirsiniz.
Maskara sürerken başı hafifçe kaldırıp aynaya bu şekilde, bakarken boyamak göz çevresine bulaştırmamak açısından iyi bir tekniktir.
Kaşlar
Kaşlarınızı yüzünüze en uygun şekilde şekillendirmek için elinize uzun bir çubuk veya kalem vs. alıp ayna karşısına geçin;
Çubuğu burun deliğinin yanından ve göz pınarından geçecek şekilde dik tutun. Kaşınız çubuğun gösterdiği noktadan başlamalıdır.
Çubuğu burun deliğinin yanından kaldırmadan gözbebeğinin üzerinden çapraz olarak uzatın. Çubuğun gösterdiği nokta kaşınızın ideal kavis noktasıdır.
Makyaj ensasında ufak bir kaş fırçası ile kaşlarınızı fırçalayıp şekillendirmeyi ihmal etmeyin.
Eğer kaşınızda düzeltme yapacaksanız; koyu kahverengi veya füme renkli bir kaş kalemi ile önce ince ince küçük çizgiler halinde boyayıp, sonra fırça ile dağıtın.
Allık
Allık fırçası yumuşak ve uzun tüylü olmalı, sık sık yıkanmalıdır.
Allığın rengi ten rengine uygun olarak pembemsi veya toprak tonlarında olmalıdır.
Allık asla bir leke gibi durmamalı, çok hafif kullanılmalı, fırça bastırılmadan hafifçe değdirilerek sürülmelidir.
Gece makyajında kullanılan allık biraz daha koyu olabilir. Ancak çok iyi dağıtılmalıdır.
Allık ile yüzümüzde beğenmediğimiz bazı yerleri farklı gösterebiliriz. Yuvarlak bir yüzü daha ince göstermek için allığı, elmacık kemiklerinin altından şakaklara doğru ve şakaklara sürmelisiniz. Köşeli bir yüzde; elmacık kemiklerinin üzerine ve çenenin alt - yan sınırına allık sürülürse yüzde daha yumuşak bir ifade sağlanabilir. Yazın yüzünüz güneşten bronzlaştığında her zaman kullanığınızdan daha koyu bir allıkla yüzünüze ışıltı katmalısınız.
Dudak
Dudaklara dudak renginin bir ton koyusu ile çerçeve yapılıp içi yalnızca parlatıcı şeffaf bir ruj ile boyanarak kullanabilirsiniz veya yüzünüze fondöten sürerken biraz da dudaklara sürerek renk farkını azaltır, makyaja hazırlarsınız.
Kullanacağınız rujun bir ton koyusu ile çerçeve yapıp içini ruj ile doldurarak daha kalıcı bir makyaj elde edersiniz.
Dudak makyajında şekil çok önemlidir. Dudaklar ince ise; fondötenlenen dudakların bitimine kemik rengi bir kalemle ince bir çerçeve çizilir ve parmak uçlarıyla iyice dağıtarak hattın keskinliği azaltılır. Daha sonra dudak kalemi ile çerçeve çizilir ve içi uygun renk ruj ile boyanır.
Açık renk rujlar dudağı daha dolgun gösterir. Kalın dudaklar, koyu renkli rujla daha ince gösterilebilir.
Saç ve makyajda son trendler.
Saçlar için kış modası ne diyor? Hangi renkler ve kesimler moda? Kış makyajında bu yılın trendleri neler, hangi renkler tercih sebebi? İşte yanıtlar…

Havaların soğumasıyla birlikte giyilmeye başlayan koyu renk ağırlıklı kalın giyecekler, saç ve makyajda da yeni trendleri kaçınılmaz kılıyor. Modacılar, bu yıl kadınlara rahatlığı ön planda tutan, bakımı ve kullanımı kolay saç modellerini öneriyor.
Bu yıl ya çok uzun ya da kısa boy saçlar moda. Kat kat kesimden ise vazgeçmek mümkün değil. Saçlarda mevsimin getirdiği koyu tonlara doğru bir yönelme var. Koyu kahve ve bal rengi tonları en çok tercih edilen renkler. Saçlarda ahengi sağlayan balyaj modası ise geçen yıllara oranla daha asimetrik ve kalın uygulamalarla sürüyor. Özel geceler için hazırlanan topuzları, postij ve simli spreyler tamamlıyor.
KIŞ MAKYAJININ PÜF NOKTALARI
Saçlar kadar önemli bir başka konu da kaş ve makyaj. Bu vurguyu yapanlardan Trio Kuaför makyözünün önerileri ise şöyle:
Kaşlarda bu yıl kavisli ve kalkık kaşlar trend. Ama eğer sert bir ifadeniz varsa kesinlikle doğal bir biçim seçmelisiniz. Bu yılın sürprizi ise boyanabilen kirpikler. Kaşlar ve kirpikler özel bir boya ile saça yakın tonda boyanacak. Kadınları tercihi ise devamlı sürmeli gezmek yani siyah boya. Far rengi kahve ve mürdüm tonları. Gözlerde vurgu bu yıl önem kazanıyor. Ekleme kirpik vurguyu arttırdığı için tercih ediliyor. Allıklar simli, bronz renklerle yüzünüzü canlandırıyor. Bütün gün duru bir ifade için altın tonları kullanılıyor. Rujlarda şeffaf, parlak ve ıslak görünümlü, açık tonlar hakim. Dudakta kalem kullanmak ise hala geçerli. Küçük bir kalem hilesi ile ince dudakları kalınlaştırmak ya da kalın dudakları inceltmek mümkün. Dudakta koyu tonların daha çok geceleri kullanılması tavsiye ediliyor.
Kaynak: www.modaturkiye.com
Selüliti tedavi etme yöntemleri
Bazılarımız aynanın karşısına geçerek uzun uzun ‘neden böyle bir kaderim var?’ diye düşünür. Vücut şekliniz ister zayıf, ister şişman olsun, selülit bazen kaçınılmaz oluyor. Ama umutsuzluğa kapılmaya gerek yok, çünkü selüliti tedavi etmenin binbir yolu var

Selülit derinin alt tabakasında, yağ dokusunun hemen çevresinde meydana gelir. Oluşan selülitler derinin üst bölümünde pütür pütür bir görüntü bırakır ve fiziksel olarak kendine güvensizliğe sebep olur.
Yağ hücrelerinin fazla yağı depolamasının ve östrojen hormonunun da etkisiyle bu hücreler genişler. Kan dolaşımı giderek yetersizleşmeye başlar. Yağ hücrelerinin genişlemesi ise yağ dokusunun aşırı yayılması demektir. Bu yayılma deri altı bağ dokusunu da etkileyerek vücudun normalden daha fazla su tutmasına ve dolayısıyla da kan dolaşımının zayıflamasına neden olur. Vücut kan dolaşımındaki zayıflamayla birlikte, dokulara eskisinden daha az oksijen ulaşmayla başlar. Bunun sonucu dokular elastikiyetini kaybeder ve cilt yüzeyi pürüzlü bir görünüm almaya başlar.
Kilo vermenin formülü belli, ama…
Şimdiye kadar pek çok kadın kilo vermenin formülünü, gazete ve dergilerden öğrendi : kalorisi düşük yiyecekler yemek, bol bol hareket etmek ve aldığınız kaloriden daha fazlasını harcamak. Ancak tüm bunlar, bazılarımız için, pürüzsüz ve formda görünen bir vücuda sahip olmak için yeterli olmuyor. Fransa’da kozmetik uzmanlarınca, ilk olarak 1950′li yıllarda ortaya atılan selülit sözcüğü, bir deri hastalığı olarak adlandırılıyor. Günümüze kadar selülitin, kozmetik dünyası tarafından ortaya atılan bir aldatmaca mı, yoksa tüm kadınların kaderi mi olduğu tartışmaları devam edip duruyor. Kimi uzmanlar, selülitin bir tıp hastalığı olmadığını, kozmetik tedavilerin arttığı günümüz koşullarında ortaya atılmış bir uydurmaca olduğunu ileri sürüyorlar. Bilinen bir gerçek var ki, o da zayıf, şişman pek çok kadının, kalça ve baldır çevresindeki, çıkıntılı görüntüden oldukça rahatsız olduğu.
Selülitler bir gecede ortaya çıkmaz
Selülitlerinizin bir gecede ortaya çıkmadığı malum. Uzmanlar sağlıksız yaşam -koşullarının, dengesiz beslenme, fazla alkol alma, sigara tiryakiliği ve bedensel hareketsizliğin, uzun vadede selülitin vücutta yerleşik hal almasına neden olduğunu söylüyorlar. Hamilelik ve menopoz gibi dönemlerde, hormonal seviyelerde meydana gelen iniş çıkışlar da diğer sorumlu faktörlerden. Araştırmacı bilim adamları, kadınların bu dönemlerde duygusal yönden oldukça hassaslaştığını, stresle başa çıkmanın ise, hormonal değişimleri en aza indireceğini söylüyorlar. Çünkü strese girdiğiniz anlarda, vücut savunma sisteminiz harekete geçiyor ve bazı hormonlar normalden fazla salgılanıyor. Vücudun su toplanma oranının artmasıyla, selülitlere zemin hazırlanmış oluyor. Kısacası, selülitlerinizden kalıcı olarak kurtulmak istiyorsanız, daha az stresli bir yaşama ve bazı alışkanlıklarınızı değiştirmeye ihtiyacınız var.
TÜM SELÜLİT TEDAVİLERİ
Mezoterapi
Mezoterapi orta deri tedavisi anlamına geliyor. Deriye belirli açılardan birçok iğne batırıldıktan sonra bağışıklık sistemini harekete geçirme esasına dayanıyor. Bu tedavinin selülitlere ne kadar etkili olabileceği hakkında, mezoterapist Halim Küçükay şunları söylüyor: “Damar uçlarını, özel ilaçlarla uyararak kan dolaşımı hızlandırıyoruz. Duyarlı sinir uçlarının uyarılması, deri altında damar açıcı reaksiyon meydana getirir. Açılmış kılcal damar uçlarına verilen, selüliti giderici ilaçlar, doğrudan sorunlu bölgeye etki ederler. Bu tıpkı, hastalıklı bir yaprağı kurtarmak için, ilacı ağacın köküne değil de, hasta olan yaprağa enjekte etmeye benzer. Böylece sağlam yapraklara zarar verilmeden, hastalıklı yaprak kurtarılmış olur. Mezoterapi, sonuçlarının hızlı ve kesin olması, ilaçların küçük dozlarda kullanılması nedeniyle selülit tedavisinde, bayanlan arasında en çok tercih edilen metodlardan birisidir.”
Akupunktur
Akupunktur tek başına selülit sorununu gidermeye yeterli değil. Ancak şişmanlıkla birlikte çoğu kez sinirsel bir faktör de söz konusu olduğundan, akupunktur iyi bir yardımcı tedaviyi teşkil edebiliyor. Organizmanın pek çok kumanda sisteminin, kulakta bulunması ilkesinden yola çıkan akupunktur, özellikle su tutulması olayında etkili olabiliyor. Hormonal düzensizlikleri gidermek için genital noktalara, iştahı azaltmak için de oburluk noktasına uygulama yapılıyor. Ancak bazılarından duyduğumuz gibi, “akupunktura gittim, 10 kilo verdim, selülitlerimden de kurtuldum” gibi sözlere aldanarak, akupunkturdan mucize beklemek tamamen yanlış olur. Fazla kilolarından kurtularak selülit sorununu hafifletmek isteyenler için, bazı doktor telefon numaraları :
Selülit Masajı
Selülit tedavisinde masaj oldukça önemlidir. Ancak bunun yanısıra rejim uygulanmadan, deneyimsiz ellerde sert ve oldukça kuvvetli uygulanan masajlar, yarardan çok zarar getirir. Selülitli bir cildi “yoğurur” gibi aşırı bastırarak yağ hücrelerini ezmek onları yok etmeye yaramaz. Doğru bir selülit masajı yüzeyde kalmalı ve acı hissi vermemelidir. Bu tür uygulanan bir tıbbi masaj, ancak deneyimli uzmanlar tarafından gerçekleştirilebilir. Derialtı kan dolaşımını iyileştirerek, damarların çapını daraltılır. Kanın damarlarda ilerlemesinde kas kasılmalarının önemi büyüktür. Selülit damarların çapını daraltarak kanın bacaklardan düzenli olarak akmasını sağlar. Ayaktan başlayarak yumuşak ve hafif hareketlerle diz, baldır ve kalçalara kadar devam edilir. Böylece bozuk kan dolaşımının yeniden düzenlenmesiyle, hücrelere daha iyi oksijen gitmesi ve toksik maddelerin vücuttan atılmasını sağlanır.
Lenfatik Drenaj Masajı
Lenfatik drenaj masajı elle veya lenf drenaj makinası ile uygulanıyor. Elle yapılan masaj, derinin önce hafif harekete geçirilmesini sağlıyor. Yapılan hareketler damarlardaki lenfatik akışı itiyor. Belirli noktalara parmaklarla bastırıldığında, kullanılmış lenfler atılarak yenileri oluşuyor, bu da o bölgedeki kan dolaşımının, hiç bir güç kullanılmadan hızlanmasını sağlıyor. Lenfdrenaj makinası ise, vüc