Bronz bir tene sahip olmak uğruna uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmanın cilt kırışıklığına neden olacağını unutmayın!…

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükran Tunalı, güneşin sıcaklığını iyice hissettirdiği bugünlerde, insanların dikkatli olmaları gerektiğini söyledi.

Güneş ışınlarının, içeriğindeki D vitaminden dolayı kemikleri güçlendirme gibi faydasının yanında zararlarının da olduğunu anlatan Prof. Dr. Tunalı, ”Atmosferin koruyucu ozon tabakasında oluşan delikler nedeniyle güneşin zararlı UV ışını, yeryüzüne daha fazla ulaşıyor. Yapılan araştırmalarda, uzun süre güneş ışınlarına maruz kalan her 5 kişiden birinde ileri yaşlarda cilt kanseri görüldüğü saptanmıştır” diye konuştu.

Güneş ışınlarının deri üzerindeki etkilerinin, uzun vadede ellerde, göğüs bölgesinde ve yüzde lekeler şeklinde kendini gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Tunalı, yüz derisinin vücudun diğer bölgelerine oranla daha ince olduğu için insanların yüzlerini güneşten korumaları gerektiğini vurguladı.

UV ışınlarının derinin daha hızlı yaşlanmasına ve yıpranmasına neden olduğuna işaret eden Prof. Dr. Tunalı ”Uzun süre güneş altında kalanların deri altında bulunan destek dokuları eridiği için, bu kişilerin ciltlerinde daha fazla kırışıklık oluşuyor” dedi.

Kişilerin çocuk yaştan itibaren güneşin zararlı ışınlarından korunmak için eğitilmesi gerektiğini savunan Prof. Dr. Tunalı, şunları söyledi:

”Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için saat 10.00-16.00 arası sokağa çıkmaktan kaçınmak gerekir. Özellikle açık tenli kişiler, yaz, kış ayrımı yapmadan güneşli havada dışarı çıktıklarında yüksek koruma faktörü içeren krem ve losyon kullanmalıdır. Şapka veya şemsiye kullanarak da güneşin zararlarından korunulabilir.”

Henüz dünyada da yeni uygulanan yöntemle kişi, işlemden 15 dakika sonra günlük hayatına geri dönebiliyor

AYŞEGÜL AYDOĞAN

Şaşılık tedavisinden spastik çocuklara, sinirsel kas hastalıklarından aşırı terlemeye kadar tıbbın birçok alanında kullanılan, estetikte ise çığır açan botoks, artık meme ve burun ucu kaldırmada da uygulanmaya başladı. Botoks ile burun ucu ve göğüs kaldırma çalışmalarına başlayan Avrupa Estetik ve Kozmetik Dermatoloji Derneği’nin (ESCAD) Etik Komite Başkanı Dr. Erçin Özüntürk, botoksun estetik müdahale yapmadan ve dolgu maddesi kullanmadan sarkık memeyi kaldırabilme özelliğinin olduğunu belirtiyor.
Henüz dünyada da uygulaması yeni olan botoks ile meme kaldırmayı üç vakada uyguladığını anlatan Özüntürk, botoks işleminden 15 dakika sonra kişinin günlük hayatına geri dönebildiğini belirtiyor. Özüntürk, uygulamadan sonra hastanın yatar pozisyona geçmemesi ve başını aşağıya eğmemesi gerektiğini söylüyor. Botoksun etkisinin yaklaşık üç ay sürdüğünü, göğüslerin eski haline geldikten sonra tekrar tekrar yapılmasında hiçbir sakınca bulunmadığını anlatan Özüntürk, yöntemin tek olumsuz yönünü “meme ucunun yana kayması” olarak ifade ediyor.
Kasım ayında Floransa’da düzenlenecek Avrupa Dermato-Veronoloji Derneği Kongresi’nde, botoksun estetik amaçlı yeni uygulamaları hakkında bir sunum yapacak olan Özüntürk “Botoks ile kaşları kaldırdığımıza göre burunu ve memeyi de kaldırabilir miyiz noktasından hareketle bu alanlarda kullanımı gündeme geldi” diyor.

Meme kanseri cerrahisinin değişen yüzü

Meme kanseri vakalarında artık meme koruyucu cerrahi uygulanıyor. Ameliyat sonrası hastanın fiziksel ve psikolojik yakınmalarına çözüm bulunuyor
Meme kanserin tedavisinde başvurulan
ameliyatlar günümüzde giderek “minimalize” oluyor. Böylelikle ameliyatın getirdiği yan etkilerin azaltılması ve ameliyat sonrasının hasta açısından daha konforlu geçmesi sağlanıyor. Eskiden memenin alınmasıyla ve koltuk altının adeta boşaltılmasıyla sonuçlanan bu ameliyatlarda artık genellikle memedeki tümörün alınması esas. Bunun yanında uygulanan özel tekniklerle koltuk altının durumunu gösteren merkezi lenf bezi bulunarak koltuk altı lenf bezlerinin çıkartılıp çıkartılmayacağına karar veriliyor. İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Dr. Oktar Asoğlu’yla yeni ameliyatların hastaya getirdiği kolaylıkları konuştuk…

“Memenin alınmasına yüzde 15-20 vakada rastlanıyor ancak”
Meme kanseri cerrahisinde bugün gelinen nokta nedir?
Meme koruyucu cerrahinin uygulanması deneyimli merkezlerde yüzde 70-80′leri buluyor. Artık memenin alınmasına ancak yüzde 15-20 vakada rastlanıyor.

Her hastanın hemen ameliyat olması gerekmiyor değil mi?
Eğer memede cilt tutulumu varsa (deri üzerinde belirtileri başlamışsa), tümör çok büyük veya koltuk altında oldukça büyümüş ve hareket etmeyen lenf nodülleri varsa bunlar ileri evre bir tümör kabul edilerek başlangıç olarak kemoterapi uygulanır. Ameliyat öncesi kemoterapi uygulanan hastalar, direkt cerrahi uygulanan hastalardan sağkalım açısından çok daha iyi seyrediyorlar.

Saptanan kitlenin büyüklüğü önemli mi?
Kesinlikle. Çünkü kitlenin boyutu arttıkça lenf bezinin tutulumu artıyor ki bu da hastalığın evresini etkiliyor.