SUDA BOĞULMA KAZALARI
Suda boğulma kazaları, zannedildiği gibi daha çok acemi yüzücülerin veya yüzme bilmeyenlerin değil; kendisini iyi yüzücü zanneden, gösterişe hevesli kişilerin başına gelmektedir. İstatistikler, boğulma vakalarının ancak yüzde beşinin gerçek kaza niteliği taşıdığını göstermektedir.
DİKKAT:
* Tanımadığınız bir suya tek başınıza yüzmeye gitmeyiniz.
* Dibini bilmediğiniz bir suya tepe üstü dalış yapmayınız.
* İyi bir yüzücü olduğunuzu ispatlamaya çalışmayınız. Tehlikeli numaralar yapmaktan ve uzaklara açılmaktan kaçınınız.
* Deniz yatağı ve deniz simidi gibi içi hava doldurulmuş plastik yüzücülere güvenip kendinizi denizin kucağına bırakmayınız. Siz farkında olmadan, rüzgar ve akıntı, üzerinde güneş banyosu yaptığınız plastik yatağı veya botu uzaklara sürükleyebilir.
* Tek başınıza yüzerken sürat motorlarına dikkat ediniz. Motor sürücüleri, tek kişiyi zor farkederler.
* Tekne kullanıyor iseniz; mutlaka yanınıza cankurtaran yeleği alınız.
* Şaka niyetiyle de olsa, hiç kimseyi habersiz suya itmeyiniz.
* Suya birden bire dalmayınız. Su ile vücudunuz arasındaki ısı farkı çoğu zaman fenalaşmanıza ve paniğe kapılarak boğulmanıza sebeb olur.
* Yüzerken, küçük çapta da olsa, fenalık hissettiğiniz an sudan çıkınız.
* Boğulmak üzere olan ve çırpınan birini gördüğünüz zaman, bu konuda tecrübeniz yoksa, kurtarmak için suya dalmayınız. Zira boğulmak üzere olan kazazede, can havliyle size tutunmaya çalışacak ve sizin de kendisi ile birlikte boğulmanıza sebep olabilecektir.
Neler Yapabilirsiniz?
- Boğulmak üzere olan birini gördüğünüz zaman elinizin altında ve çevrenizde onu kurtarmada işe yarıyacak ne varsa kullanınız. Bir dal uzatabilir, bir tahta parçası veya can simidi atabilir, bir halat kullanabilirsiniz.
- Elinizden hiçbir şey gelmezse bağırarak başkalarından imdat isteyiniz.
KAZAZEDE SUDAN ÇIKARILDIKTAN SONRA
Sudan kendi başına çıkan veya kurtarılan bir kazazede değişik durumlar altında olabilir:
- Bayılmamıştır ve solunum yapmaktadır: Kazazede kendisinde imiş gibi görünmekle beraber şok geçiriyor olabilir. Telaşa kapılmayınız ve hastanın moralini düzeltici telkinde bulununuz. Üzerine battaniye, ceket, kazak gibi şeyler örterek vücudunu sıcak tutunuz. Öksürük nöbeti geçiriyor ise ve yüzü de morarmış ise mutlaka doktor çağırınız. Çünkü bu belirtiler, yuttuğu suyun yanlışlıkla akciğerlerine gittiğini göstermektedir.
- Bayılmıştır Fakat solunumu normaldir: Onu boylu boyunca uzattıktan sonra vücuduyla birlikte başını yana çeviriniz. Böylece yuttuğu suyu çıkarmasını sağlamış ve akciğerlere kaçmasını önlemiş olursunuz.
- Bayılmıştır ve nefes alması da durmuştur: Kazazedeyi boylu boyunca yere uzatınız. Ensesinin altına bir ceketi veya kazağı katlayıp koyunuz ve başını geriye yaslayınız. Böylece nefes almasını kolaylaştırıcı pozisyona getirmiş olursunuz. Ondan sonra yapay solunuma geçiniz. Eğer kalbi de durmuş ise; doktor gelinceye kadar yapay solunumla kalp masajını birlikte tatbik ediniz.
Boğulan bir kimsenin kendine gelmesi saatler sürebilir. Çünkü soğuk bir vücut, oksijeni beyine çok geç ulaştıracaktır. Bu sebeble, kazazedeye yapay solunum uygularken vücudunu da sıcak tutmaya çalışınız.
  İKAZ: Günün kahramanı olmak için, doktora haber vermeye lüzum görmeksizin kazazedeye yardıma koşmayınız. İlk yapacağınız iş (hele solunum ve kalp durmuş ise) doktor çağırmaktır. Yapay solunuma ve kalp masajına ancak doktoru beklerken teşebbüs etmelisiniz.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Pediatrik Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier, yaz mevsiminde çocuklar için hangi hastalıkların riskli olduğunu açıkladı:

SİNEK-BÖCEK SOKMALARI 
Sinek-böcek sokmaları kaşıntıya ve iltihaplı yaraya neden olabilir. Geceleri koruyucu tül perdeli yatak kullanın. Bebeklerde ciltten emilim çok olduğu için cilde fazla kimyasal sinek kovucu sürmek doğru değildir. Yaz akşamlarında uzun kollu, ince, pamuklu giysilerle sineğin sokacağı alanı azaltmak gerekir. Lokal kaşıntı önleyici krem, merhem ve losyonlar kullanılabilir.

YAZ İSHALLERİ 
Virüs, bakteri, parazit veya toksinlere bağlı olabilir. Havuz veya deniz suyunun yutulması hem mikrobik, hem de havuz suyundaki klora bağlı ishal yapabilir. Çocuğunuza yemekten önce, tuvalete gittikten sonra el yıkamayı ve de kirli gıda veya objeleri ağzına sokmamayı öğreterek; ishali önleyebilirsiniz. Ayrıca bolca sıvı almalıdır.

KULAK ENFEKSİYONLARI 
Kulağa dışarıdan giren mantar, bakteri, virüs gibi mikroplar; önce kaşıntı, ardından da iltihaplı ve pis kokulu akıntılara neden olabilir. Pis kokulu, beyaz, sarı, yeşil akıntı olursa; doktora gidin ve ilaç tedavisine başlayın. MANTAR Islak mayo mantara zemin hazırlar. Genel kullanıma açık, yeterince temizlenmeyen havuz kenarı, banyo, tuvalet gibi ortamlardan; hastaların kullandığı terlik ve havlu gibi eşyaları kullanmakla bulaşabilir. Kaşıntılı, bazen kızarık, bazen beyaz kabuklu görünümdedir. Mutlaka doktor kontrolünde bir mantar ilacı kullanılmalıdır.

SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU 
Damlacık enfeksiyonu olarak nefes yoluyla vücuda giren mikroplar, boğaz enfeksiyonu yapabilir. Ateş, kırgınlık, halsizlik, boğaz ağrısı ile başlar. Çok daha ağır tablolara dönüşebilir. Ayrıca suya dalma; boğazdaki potansiyel hastalık mikroplarının daha derinlere taşınmasına ve sinüzit oluşmasına yol açabilir. SARILIK Hepatit A denilen bulaşıcı sarılık; özel bir virüsün bulaşmasıyla olur. Kirli su, gıda, kirli el en önemli bulaşma araçlarıdır. Basit bir enfeksiyon gibi halsizlik ve ateş şikayetleriyle başlar. Buna kusma ve karın ağrısı eklenebilir. İdrar renginde ve göz akında sararma olur. Bulaşıcıdır, iyileşmesi uzun zaman alır. Aşı ile korunmak gerekir.

GÜNEŞ ÇARPMASI 
Çocuk uzun süre etkili güneş altında kalırsa, oyuna dalıp kaybettiği suyu yerine koyamazsa; bir süre sonra ateş ve halsizlik gibi belirtiler başlar. Su kaybının şiddetine göre şoka kadar varan tablolar oluşabilir. Güneş çarpması; sık sık su, meyve suyu, ayran gibi elementleri de içeren sıvı verilmesi, çocuğun öğlen güneşinde oyuna bırakılmaması, diğer zamanlarda da gözetim altında güneşte kalması sağlanarak önlenebilir. Ortaya çıktığında değişik içerikli sıvılardan bol bol verilmeli, çocuk alamıyorsa veya kusuyorsa; onu sağlık kurumuna götürüp, damardan sıvı verilmelidir.

GÜNEŞ YANIĞI 

Güneş ışınları 45 dereceden daha dik iken güneşlenmemek gerekir. Suyun içindeyken de güneş yakar. Bu nedenle çocuklarda, 30 faktör civarındaki koruyucu güneş kremleri kullanılması uygundur. Kremler güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli.

Özellikle kız çocuklarda çok sık rastlanan yaz hastalıklarından biri de; idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Islak mayo ile bekleme, temiz olmayan suya girme veya su kenarında yerlere oturarak oynama; mikropların girişini kolaylaştırır. İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, karın ağrısı, ateş ve kusma gibi belirtilerle ortaya çıkar. Erken tanı, ileride oluşabilecek daha ciddi rahatsızlıkları önler.

Bunaltıcı yaz sıcaklarında en sağlıklı serinleme yönteminin, soğuk duş, deniz ya da havuza girmek gibi suyla yapılan serinleme olduğu vurgulandı.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazmi Zengin, artan yaz sıcaklarının özellikle çocuklar ve yaşlılar için risk oluşturduğunu belirtti.

Kısa süreli de olsa yoğun şekilde güneşin etkisine maruz kalınmasının “güneş çarpması” olarak bilinen sağlık sorununa yol açabileceğini ifade eden Zengin, aşırı sıcağa bağlı olumsuzluklarla karşılaşmamak için özellikle sıcaklığın etkili olduğu saatlerde dışarda fazla kalınmaması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Zengin, sıcakta bol su tüketilmesinin çok önemli olduğunu, aşırı soğuk olmamak kaydıyla su içilmesinin, sıvı ihtiyacını karşılaması yanında vücudun serinlemesine katkı yaptığını belirtti.

Yaz aylarında serinlemek için özellikle ev ve arabalarda klimaların tercih edildiğini, ancak bu yöntemin pek de sağlıklı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Zengin, şunları kaydetti:

“Klimalar aynı havayı dolaştırıp veriyorlar, aynı zamanda ortamdaki tozun da hava hareketleriyle dolaşıma geçmesine neden oluyor. Bu durum, partikül ve hastalık yapan mikropların doğrudan solunum sistemine girmesine yol açabiliyor. Klimanın üflediği havanın kişilerin vücuduna, özellikle de yüzleriyle doğrudan temas etmesi ise yüz felci gibi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Bu yüzden, bunaltıcı yaz sıcaklarında en sağlıklı serinleme yöntemi, soğuk duş, deniz ya da havuza girmek gibi suyla yapılan serinlemedir. Çocuklar nasıl ateşlendiklerinde soğuk suyla banyo yaptırılıyorsa, sıcakta vücut ısını düşürmek için de su tercih edilmelidir.”

KURULANMAYI ÖNEMSEYİN

Prof. Dr. Zengin, suya girip serinledikten sonra hemen kurulanmak gerektiğini, özellikle ıslak saçla güneşe ya da rüzgara maruz kalınmasının sinüzite neden olabildiğini belirtti.

Serinlemek için havuzu tercih edenlere ise hijyene dikkat etmeleri uyarısı yapan Prof. Dr. Zengin, göz ve kulak iltihabıyla karşılaşmamak için sürekli temizlenen, temiz havuzların tercih edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Selülit banyosu için birkaç reçete:
Deniz tuzuyla banyo

- Banyo suyuna karıştırılmış deniz tuzuyla haftada 1 kez 15 dakika banyo yapın.Deniz tuzu banyosu çok yararlıdır. Detaylara inecek olursak, 500 gram deniz tuzunu küvete boşaltın. Küvet suyunun sıcaklığı en fazla 37 derece olmalıdır. Banyo süresi 15-20 dakikadır. Küvetten sonra ılık suyla duş alıp, bornoz giyilmelidir. Bu banyo haftada 1 kez yapılabilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kurutulmuş deniz suyu, yosun ve bitkileri özleriyle deniz tuzu kullanılarak hazırlanmış çevre dostu “mavi kozmetik”ler denizin insan sağlığı ve güzelliği üzerindeki olumlu etkilerini evinize taşıyor.

Son zamanlarda, parfümerilerde, eczane raflarında deniz suyu, tuzu ya da yosun özü içerdiği söylenen ürünlerin ağırlığını siz de fark ettiniz belki. Belki de “talassoterapi” yani deniz suyuyla yapılan bakımların ne kadar popüler olduğunu çoktan hissettiniz bile… Bir moda, bir akım olmanın çok ötesinde bir nedeni var deniz suyunun kavanozlara girmesinin. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Düzenli olarak tüketmek vücudun tüm ihtiyacını karşılıyor

Balık ve diğer su ürünlerinden haftada üç kez düzenli şekilde tüketmenin, vücudun tüm gereksinimini karşıladığı belirtildi.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Parmak arası terlikler, açık ayakkabılar… Hem giyebilmek için güzel ayaklar gerekiyor, hem de bunları giydikçe ayakların bakımı zorlaşıyor. Neyse ki günlük ve haftalık bakım ile ayaklarımızın güzelliğini ve sağlığını koruyabiliriz.


Aslı Çakır

Bu yazın ayakkabı modası belli. Yine açık ayakkabılar hatta mutlaka terlikler. Özellikle de parmak arası ve topuksuz olanlar. Gün boyu açık açık, ferap ferah dolaşıyoruz ama sonrasında tozdan, kirden pislenen, sertleşen ayaklara da merhaba demiş oluyoruz.
Peki bu dönemde ayaklarımıza gerçekten iyi bakmak için neler yapabiliriz? Şaşkınbakkal Diba Kuaför Salonu’ndan Nurhan Tekin pedikür ile ilgili şunları söylüyor: “Pedikürde ayakları yumuşatma, ponzalama, etleri temizleme, tırnakları törpüleme, nemlendirme ve istenirse cilalama işlemi yapılıyor. Ayrıca nasırlı ayaklarda nasırlar da yumuşatılıyor. Bir de bu aralar parfin bakımı moda. Bazen çok kalınlaşmış, deforme olmuş tabanları jilet uygulatmak isteyenler oluyor. Bu işlem zararlı çünkü ölü hücrelerle beraber ayağın ince derisini de alıyorsunuz.”
HER GÜN 10 DAKİKA MASAJ
Tabii ayak bakımı sadece haftada bir kuaföre gitmekle olmuyor. Yazın hem güzel hem sağlıklı ayaklarla dolaşabilmemiz için neler yapmamız gerektiğini Oriflame Kozmetik Güzellik Eğitimler Müdürü Şimal Yazıcı’dan öğreniyoruz: “Yaz aylarında giyilen açık ayakkabılar yüzünden havayla, tozla daha çık temasta olan ayaklar daha çabuk sertleşiyor. Parmak arası terliklerde ise eğer ayak çok öne kayıyor ve rahatsız oluyorsa bu terlikler parmak aralarını da sertleştirebiliyor.”
Şimal Yazıcı, her gün ayaklarımızı nemlendirici kremle masaj yaparak yumuşatmamız ve yüksek bir yere kaldırarak dinlendirmemiz gerektiğini belirtiyor.
Ayakların her gün ponzalanmısını ise doğru bulmuyor. Bunun yerine scrub diye geçen peeling ürünlerini kullanabileceğimizi söylüyor.
Deniz ve havuz kenarında geçirilen günler için de tavsiyelerde bulunuyor Yazıcı: “Yıkandıktan sonra parmak aralarının ıslak kalması mantar yapabilir. Aynı şey deniz, havuz kenarında da geçerlidir. Böyle yerlerde ayağı ıslak tutan plastik terliklerden kaçınmalıyız. Ve çıplak ayakla dolaşmamalıyız. Çünkü mikrop, mantar kapabiliriz. Ayrıca pudra da buraların ıslak kalmasını önler.” Terleyen ayaklar içinse ferahlatıcı spreyleri öneriyor Yazıcı.
Haftalık bakıma gelince… Ayaklarımızı 15 dakika suda dinlendirdikten sonra ponzalayıp, ölü hücrelerden kurtulabileceğimizi belirten Şimal Yazıcı, bu haftalık bakım için kuaföre gidenlere mutlaka kendi aletlerini kullanmalırını söylüyor.
Ayaklar her gün bizim tüm yükümüzü taşıyorlar. Bu yüzden onlara günde 10 dakika ayırmak çok da fazla olmasa gerek.