Kilo vermek için yüzlerce farklı fikir ve diyet var. İnsanların çoğu aç kalarak kilo verebileceğini düşünüyor . Ama temelde kilo vermek için aç kalmak zorunda değilsiniz. Aşağıda aç kalmadan nasıl kilo verebileceğiniz hakkında 8 tane fikir verilmiştir.

1. Sadece kalorilere odaklanmayı bırakın

Yedikleri yemeklerin kalorilerini hesaplayarak diyet yapmaya çalışanlar düşük kalorili şeyler yiyerek kilo vermeye çalışırlar ve bunun sonucunda acıkırlar. Açlık hissi sağlıklı değildir ve uzun vadede insanların daha fazla yemek yemesine sebep olur. Ayrıca bu yaklaşım bütün kalori aynı olarak hesap eder. Fakat bazı kaloriler diğerlerinden daha iyidir. Örneğin bazı yağlar kilo vermek için yüksek kaloriye sahiptir. Kilo vermenin en sağlıklı yolu ne yediğinize dikkat etmektir.

2. Yüksek proteinli gıdalar yiyin

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki proteinler, yağlar ve karbonhidratlara göre daha iyi açlığı

bastırıyor. Protein ağırlıklı beslenirseniz daha erken doygunluk hissine ulaşıyorsunuz. Protein genellikle balık, yumurta, mercimek, fasulye, fındık ve çekirdek gibi yiyeceklerde bulunur.

3. Düşük glycemic indeksli (Gİ) gıdalar yemeye çalışın

Glycemic indeks seviyesi yediğiniz yemekten kana geçen şeker miktarını göstermektedir. Ve ayrıca ne kadar hızlı geçiş olduğuna göre ölçülür. Düşük glycemic indeksli gıdalar protein katkılı besinler , sebzeler ve meyvelerdir.

4. Bolca çiğ gıdalar yiyin

Kilo vermek ve kendinizi zinde hissetmek için yapabileceğiniz en iyi şey olabildiğince çiğ sebze ve meyve yemektir. Çiğ yiyecekler hala doğan hallerinde organiktirler. Bunun anlamı doğal içeriklerinden edinmeniz ve bunlardan fayda edinmenizdir çünkü bu onlar piştiğinde pek mümkün olmamaktadır.

5. Öğün atlamayın

Gün içinde kahvaltı dahil olmak üzere sık sık yemek yiyen insanlar hem daha kolay kilo verirler hem de açlık hissetmezler. Öğün aralarında meyveler ve fındık gibi hafif gıdalar yemek hem acıkmayı hem de fazla yemek yemeyi önler. Öğün atlamak kan şeker seviyesinin düzeyini bozar , buda hasta ve bitkin hissetmeye yol açar.

6. Evinizde sağlıklı yiyecekler bulundurun

Çok sağlıklı insanların evinde bile kilo almaya neden olan sağlıksız abur cubur yiyeceklerden bulunur. Eğer kilo vermek istiyorsanız sadece sağlıklı kilo verdirici yiyecekler satın alın. Evinizi sağlıklı yiyeceklerle doldurduğunuza emin olun ve gözünüzü doyuracak değil midenizi doyuracak gıdalar satın almaya dikkat edin.

7. Alkol kullanmayı bırakın

İnsanların çoğu alkol içmediklerinde kolayca kilo verebildiklerini anladılar. Kilo vermek istiyorsanız alkolden uzak durun. Susadığınız zaman alkol yerine bol bol su için.

8. Yediklerinizi çiğneyin

Yavaş yemek ve yediklerinizi çiğnemek hem yediklerinizin sindirilmesini kolaylaştırır hem de vücudunuzun kendini daha erken tok hissetmesine yarar.

 

saglikmerkezi.biz

Kanserin oluşumunda beslenme alışkanlıklarının etkisinin % 30 ile 70 arasında değişmekte olduğu bilinmektedir. Beslenmeye bağlı hangi alışkanlıkların kanserin oluşumunda desteklediğini bilirsek ve besin seçimlerimizi bu doğrultuda yaparsak kanser riskini önleyebiliriz. İşte dikkat edilmesi gereken noktalar:

Diyetle alınan posa miktarının yetersiz olması kolon kanseri başta olmak üzere pek çok kanser türünün oluşumunda önemli bir etkendir. Bu sebeple diyet posasının kaynağı olan sebze ve meyvelerin, kuru baklagillerin, kepekli tahıl ürünlerinin bol miktarda tüketilmesi önemlidir.

Günlük beslenmemizde diyetimizle aldığımız katkı maddelerinin miktarları ve türleri kanserin oluşumunda önemli bir etkendir. Etlerin korunmasında kullanılan nitrit ve nitrat tuzları, doğal veya sentetik antioksidantlar, renk vericiler, zayıflama ve diabet diyetlerinde kullanılan yapay tatlandırıcılar, dikkatli kullanılması gereken katkı maddeleridir.

Özellikle bulgur, mısır, yer fıstığı ve diğer yağlı tohumlarda üreyen küfler ve onların toksinleri kansere neden olabilmektedir. Bu besinlerin üretiminde neme ve sıcaklığa dikkat edilmelidir. Tahılların yıkanması, havalandırılması, güneşletilmesi bir dereceye kadar toksini azaltmaktadır.

Kızartma, kavurma, tütsüleme gibi bazı pişirme yöntemleri kanser oluşumuna neden olabilmektedir. Özellikle protein içeriği yüksek besinlerin kızartılması veya tütsülenmesi kanserin öncüsü olan kimyasal bileşiklerin oluşumuna neden olur. Bu sebeple yiyeceklerimizi hazırlarken en sağlıklı pişirme yöntemleri olan haşlama, fırında pişirme veya ızgara tercih edilmelidir.

Alkol ve sigara kanserin oluşumunda önemli iki etkendir. Bu ürünlerin kullanımları mümkün olduğunca azaltılmalıdır.

Şişmanlık kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştıran etkenlerden birisidir. Şişmanlık ile özellikle meme ve endormetrial kanseri riski artmaktadır, var olan kolon, prostat, rektum, böbrek ve serviks kanser türleri daha hızlı gelişmektedir. Bu sebeple vücut ağırlığının korunması şarttır.

Ayrıca diyetle fazla miktarda alınan hayvansal kaynaklı protein ve yağın da meme, uterus, kolon kanseri gibi bazı kanser türlerinin ortaya çıkmasında önemli bir etken olduğu bilinmektedir.

Antioksidant vitaminler olarak bilinen A, C ve E vitaminlerinin yetersiz miktarlarda alınması, kanserin nedenlerinden birisidir. Çünkü bu vitaminler kansere neden olan bileşiklerin oluşumunu engelleyebilmektedir. Bunun yanında riboflavin, kolin, pantotenik asit, tiamin vitaminleri ile çinko, selenyum, nikel, iyot, molibden, demir ve magnezyum minerallerini yeterli miktarlarda alınması kanserin önlenmesi için gereklidir.

İnek sütünün kanseri engelleyici etkisi de son bilimsel çalışmalarla ortaya konmaktadır

Tüm bu bilgiler ışığında kanser riskini azaltmak için beslenmemizde dikkat etmemiz gereken noktaları şu şekilde özetleyebiliriz:
-İdeal vücut ağırlığınızı koruyunuz

-Diyetinizle aldığınız hayvansal kaynaklı yağı ve proteini azaltınız.Et yemeklerini
hazırlarken yağsız sığır,dana ve kuzu etini tercih edin ve görünür yağı temizleyin; tavuk ve hindiyi derisiz tüketin; az yağlı et ürünlerini kullanın; balık ve kabuklu deniz ürünlerini daha sık tüketiniz.

-Yiyeceklerinizi hazırlarken kızartma, kavurma veya tütsüleme yerine ızgara,fırında pişirme veya haşlama gibi yöntemleri kullanınız.

-Günde 5 porsiyon taze sebze ve meyve tüketiniz.Antioksidan vitamin ve minerallerin kaynağı olan ıspanak, karnabahar, lahana, brocolli, brüksel lahanası, havuç, domates, kırmızı-yeşil biber ve turunçgilleri bol miktarda tüketiniz.

-Kuru baklagilleri ve yağlı tohumları daha sık tüketiniz.

-Yemekleriniz hazırlarken sarımsak, soğan, arpacık soğanı,nane,maydanoz gibi besinleri eklemeyi ihmal etmeyin.

-Süt ve süt ürünlerini satın alırken daha düşük yağlı ürünleri tercih ediniz; yoğurt tercihinizi probiyotik yoğurt olan LC1′den yana kullanırsanız kolon kanseri riskini azaltmış olursunuz.

Bez bölgesinin sıkı bir bakımı, çoğu bebekleri en azından bez kullandıkları yıllarda etkileyen bir sorun olan bez pişiğini önlemekte çok yararlı olacaktır. Aşağıdaki koruyucu noktaları uygulayınız.
Bebeğinizin bezini sık sık kontrol ediniz ve ıslandığında ya da kirlendiğinde değiştiriniz. 1 aylık bebekte bazen bebeğin altını her emzirme öncesinde ve sonrasında değiştirmek gerekebilir. 10 aylık bebeklerde 2-3 saatte bir kontrol yeterli olabilir
Islak bir bezi çıkardığınızda bebeğin altını ıslak bir temizleme bezi ile siliniz. Kirli bir bezi değiştirirken, dışkılanan bölümü yumuşak sabun ve su ile tamamıyla temizlemelisiniz. Erkek çocuklarda husye derisini temizlemeye özen göstermeli ve kız çocuklarda üreme organı dudaklarını hafifçe aralayarak önden arkaya doğru temizlemeye dikkat etmelidir.
Günümüzde kullanılıp atılabilir bezler oldukça geniş oranda kullanılmaktadır ve hareketli toplumumuzda çok elverişlidirler. Bununla beraber kullanılıp atılabilir bezlerin bakterilerle ayrışmadığı ve katı atıklar ve çöplerle baş etme sorununu daha da artırdığı da

bir gerçektir. Sonuç olarak, kumaş bezlerin kullanımında bir rönesans görmeye başlıyoruz. Gerçekten de kumaş bezler, kullanılıp atılabilen bezlere nazaran birçok açıdan tercih edilebilir. Bununla beraber, bunları iyice yıkamak ve kurutmak için dikkat sarf etmelidir. Kullanılıp atılabilen bezler konusunda dikkat edilmesi gereken konulardan birisi, bunların ısıyı ve nemi tutmaya eğilimli olmasıdır. Bu da, çocuğun bez pişiği olmasına neden olur. Yapılması gereken açıktın Bebeğinizin kullanılıp atılabilen bezlerini sık sık değiştirmelisiniz.

Evinizi, bebeğiniz için, bebeğinizin tehlikeye karşı hiçbir şey yapamadığı bu ilk dönemlerde mümkün olduğunca güvenli hale getirmek bir zorunluluktur. Bebeğin bulunduğu ortamı güvenli hale getirmek için ne yapılabilir?

Önce bebeğin yatağından başlayalım. 1974 yılından bu yana federal hükümet, karyola çubukları arasındaki açıklığın 6 cm’den daha fazla olmaması gerektiğini belirtmektedir. Bu önlem çok önemlidir çünkü bebeğin başının çubuklar arasına sıkışmasını önler. Eski bir karyola kullanıyorsanız, çubuklarının bu standartlara uygun olmasına dikkat ediniz. Dahası, yatağın karyolaya tam olarak sığmasına da dikkat etmelisiniz; çünkü bebeklerin karyola ile yatak arasındaki boşluğa başları sıkışabilir. Her iki durumda da, bebeğin soluğu tıkanabilir ve ölebilir.
Yatakta bulunan oyuncakların yumuşak olmasına ve bebeği incitecek sert kenarları olmamasına dikkat etmelidir. Doldurulmuş oyuncak hayvanların herhangi bir düğme ya da parçasının bebeğin ağzına kaçarak boğulmasına neden olup olmayacağını kontrol etmelidir.
Başka bir önemli güvenlik kuralı da bebeğinizi banyoda, yatakta veya masada hiçbir zaman kendi başına bırakmamaktır. Bebeği banyo yaptırırken, bırakın kapının zili ya da telefon istediği kadar çalsın. Bebeğin başının suya gömülmesi çok kısa bir süre içinde gerçekleşebilir.
Çoğu anne baba, bebeklerin yatağın ortasında uyuyakalmasının tehlikeli olmayacağını düşünürler. Oysa u tehlikeli olabilir, çünkü bazı bebekler kendi başlarına dönebilirler. Ayrıca, başka bir çocuğun bebeği itme tehlikesi de vardır. Bu yüzden, en iyisi böyle bir uygulamadan kaçınmaktır. Eğer bir bebek karyolası yoksa bebeği yatırdığınız yerin etrafına destek koyunuz. Bu, bebek için daha rahat olacaktır. Yine de, merdivenden ya da yetişkinlerin “trafiğinden” uzak bir yer seçmelisiniz.
Aynı kural, bebek oturakları için de geçerlidir. Bebeğin oturduğu bebek iskemlesini masa ya da tezgah kenarına koymayınız. Hafif bir hareket bile bebeğin oturduğu iskemle ya da oturağın masa ya da tezgahtan kaymasına neden olabilir.
Bebeğiniz daha hareketli oldukça, onu korumaya yönelik çabalarınız da artacaktır. Eğer evde merdiveniniz varsa, merdiven başlarında bebeğin geçişini engelleyen kapılar olmalıdır. Bebekler, etrafı kurcalamaya bayılırlar. Elektrik prizleri de onlar için bir merak kaynağıdır. Dolayısıyla, kullanmadığınız elektrik prizlerini üzerini bantlamak suretiyle kapatınız. Bebekler için çeşitli eşyalar satan mağazalar ya da elektrikçilerden koruyucu kapaklı prizler de alabilirsiniz.
1 yaşına kadar bebekler her şeyi ağızlarına götürürler. Her ne kadar bebeğinizi kimi zaman kir ya da tozdan korumanız olası olmayabilir ise de potansiyel zarar tehlikesi olan çeşitli eşyaları bebeğinizden uzak tutmak bir çözüm olabilir. Tüm temizlik maddelerinin, sinek ilacı vs. gibi zehirlerin ve ilaçlarım bebeğinizden uzak tutmak bir çözüm olabilir. Tüm temizlik maddelerinin, sinek ilacı vs. gibi zehirlerin ve ilaçlarım bebeğin yetişemeyeceği bir yerde saklanmasına dikkat ediniz. Yüksek bir rafınız ya da dolabınız yoksa bebeğinizin açamayacağı kilitli dolaplar kullanabilirsiniz.
Ev bitkilerini ve çiçeklerini kontrol ediniz. İçeride ya da dışarıda bebeğinize zarar verebilecek zehirli bitkilerden haberdar olunuz ve bunların bebeğinizin ulaşamayacağı bir mesafede olmasına dikkat ediniz.

Belediyelerin kurduğu açık hava spor parklarındaki aletlerin bilinçsiz kullanımı ve yaz aylarının gelmesiyle birlikte başlayan yürüyüşlerin sağlıksız yapılması nedeniyle sakatlanma ve kırık vakalarında artış yaşandığı belirtildi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Havıtçıoğlu, yaz aylarının gelmesiyle birlikte sakatlanma ve kırık vakalarının arttığına, kliniklerine bu rahatsızlıklar nedeniyle gelen hasta sayısında artış yaşandığına dikkati çekti.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Tırnak, göz, ayak bileği ve avuç içlerinize bir kez daha bakın. Ciddi sağlık sorunlarının işaretlerini görebilirsiniz.

Tırnaklar

Tırnaklar sağlığınızın önemli bir göstergesi sayılıyor. Tırnaklarınızda mavilik ya da morluk görmeniz bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuzun işareti olabilir. Tırnaklarınızın üstünde tümsekler bulunuyorsa ve kalın tırnaklarınız varsa solunum yollarınızda bir sorun olabileceği söylenebilir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Ayak sağlığının doğru ve kaliteli ayakkabı seçiminden başladığı göz önünde bulundurularak, böylesine özen isteyen bir işte maksimum hassaslık göstermek gerektiği belirtildi.

Ayakkabı Dünyası Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Akbacakoğlu, “Ayak sağlığının doğru ve kaliteli ayakkabı seçiminden başladığını göz önünde bulundurarak, böylesine özen isteyen bir işte maksimum hassaslık göstermek gerekir” dedi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Nasır derinin kalınlaşmasıdır.Vücut kendisini korumak için nasır oluşturur.Bu kalınlaşma basınç veya sürtünmenin olduğu yerde oluşur.Vücudumuzun bu mekanizması sayesinde derideki sertleşme oluşmasa idi vücudumuz delik deşik olurdu. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kekemelik ya da konuşurken takılma, daha genel olarak tanımlarsak konuşmanın akıcılığını bozan duraklama ya da takılmalar çocuğun büyüme ve gelişmesiyle birlikte ortaya çıkar. 3-5 yaşlar arasında beyin gelişimi hızlanmakta ve çocuk daha hızlı düşünmektedir. İletişim sırasında düşüncelerin aktarılmasına yarayan konuşmanın oluşturulduğu dil ve dudak gibi aktarma organları ise henüz bu hıza yetişememektedir. Böylesi durumlarda konuşmanın başlangıcında bazı sözcükleri bulmada zorluk, takılma, gereksiz duraklama ve nefes düzenleme ile ilgili güçlükler ortaya çıkmaktadır. Eğer sesin oluşumu ile ilgili beyin işlevlerinde ya da aktarma organlarında belirgin bir sorun yoksa akıcı konuşma bozukluğu olarak ele almaktayız. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Birçok kişi tarafından alerjiyle, iklim koşullarıyla ya da gözün yorulmasıyla açıklanan kronik göz kuruluğu, tedavi edilmediği durumda görme bozukluklarına yol açabilir.

Günümüzde sağlık ya da kozmetik amaçlı kontakt lens kullananların artması, göz kuruluğundan şikayet edenlerin sayısının da ciddi oranlarda yükselmesine neden oldu. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

SAYFA 1 12»