Belirtiler
- Konuşma seslerini düzgün bir şekilde kullanamama;
- Anlaşılması güç olan konuşma;
- Konuşmada yavaş gelişim,
- Kekeleme.
Çocuğunuzun konuşma ve dil gelişiminde kritik dönem 624 ayları arasındadır, fakat arasıra yapılan yanlış telaffuzlar 7 yaşına kadar normaldir, çünkü çocuğun konuşması anlaşılmaktadır.
Konuşmada engel (telaffuzda zorlama) kekeleyerek konuşma ve ses sorunları gibi bazı konuşma sorunlarının fiziksel bir nedeni yoktur. Bir harf yerine diğerini kullanmak, sözcüklerin başını ya da sonunu söylememek tipik telaffuz sorunlarındandır. Kekelemek ise sözcükleri güzel bir akış içerisinde verememektir. Ses sorunları çok yumuşak sesleri, genizden sesleri ya da yüksek ses, patlayan sesleri de kapsamaktadır.
Diğer konuşma bozukluklarının kabul edilebilir nedenleri ise şunlardın beyin felci, yarık damak ya da dudak, sağırlık ya da dilsizlik, zihinsel gecikme, beyin hasarı ya da otizmdir.
Çocuğunuz fiziksel, duygusal ve entellektüel açılardan normal olabilir, ancak konuşulan dille ilgili zihinsel işleme sorunlarına bağlı bir konuşma olabilir. Bu konuşma sorunları, öğrenme yetersizlikleriyle de bağlantılıdır.
Çocuğunuz bilgi alma ve bu bilgiden anlam çıkarmada güçlük çekebilir. Cümlelerde sözcükler anlam açısından başka sözcüklerin yerine kullanılıyor olabilir. Sesleri çıkarmada bir bozukluk olabilir. Çocuğunuz iki ses arasındaki farkı bilemeyebilir ve arka plandaki gürültüyü gözardı ederken belirgin bir sohbet ya da ses üzerine odaklanmış bir takım sorunları olabilir.
Konuşma bozukluğu yaygındır. 8 yaş ve yukarısında % 5, 8 yaştan küçük olan çocukların % 10′unda konuşma bozukluğu vardır.
Teşhis
Çocuğunuzun konuşma bozukluğu olduğundan şüpheleniyorsanız, çocuğunuzun doktoruyla görüşün. Belki de bir konuşma ve dil kliniğinden yardım istemeye ihtiyacınız olabilir. Pek çok okul bu tür hizmetleri sunmaktadır. Kulaklıkla yapılacak bir çalışmayla çocuğun sağırlık ya da dilsizlik durumu kontrol edilebilinir ve eksiksiz bir fiziksel ve nörolojik incelemeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Konuşma Bozukluğu Ne Kadar Ciddidir?
Evden destek görünce ve uygun görevlilerle terapiye katılınca pek çok çocuk aşırı gelişmiş bir konuşma gücüne erişmektedir. Ancak bu bozukluk çocuğunuzda hayal kırıklığı yaratabilir. Eğer çocuğunuz okuldaki diğer çocuklar tarafından alaya alınıp, reddedilirse, toplumun çocuğa verdiği ceza çok ağır olur. Büyük bir hayal kırıklığı ile çocuğun fazla büyük olmayan kendine güven duygusu bu çabaların bir parçası haline gelmeden önce, teşhisin bir an önce konup tedavinin başlatılması gerekmektedir.
Tedavi
Konuşma bozuklukları olan çocuklar bu konuda terapiye ihtiyaç duyarlar. Bu genellikle, uzmanla birlikte haftada 2 seans anlamına gelmektedir.
Ayrıca çocuğunuzun konuşma terapisti evde ne yapmanız gerektiği hususunda sizi aydınlatabilir.

Soru: Çocuklarda parmak emme,emzik emme, ağızdan soluma, dili dişler arasına getirerek yutkunma gibi bazı kötü alışkanlıklar dişlerin yer değiştirmesine yol açar mı?

Cevap: Evet bu gibi alışkanlıklar zamanla ortodontik bozukluklara yol açacaktır.Bu nedenle anne babalar çocuğu çok iyi bir şekilde gözlemleyerek bu alışkanlıklarından vazgeçirmelidirler.Bu gibi parafonksiyonlar aşağıda bahsedilen sorunlara yol açabilir.

PARMAK EMME ve EMZİK EMME:
Emme fonksiyonu yeni doğmuş çocuklarda çok kuvvetlidir.Ancak parmak emme ve dil emme alışkanlıkları ilk 1.5 sene normal olmakla birlikte 2 yaşın sonunda kaybolur.Ancak parmak emme, emzik emme alışkanlığı devam edecek olursa henüz gelişmekte olan kas ve kemik yapıları üzerine basınç uygulayarak dişlerin yer değiştirmesine yol açar. Bu durumda üst ön dişler öne alt ön dişler ise geriye doğru eğilir ve alt ve üst ön dişler arasında açıklık meydana gelir.Alışkanlık bırakılırsa bu açıklık kapanır ancak 3.5 yaşından sonra kalıcılık artar.Parmak emme alışkanlığı gece uyurken de deva ederse daha etkili olur ve bunun sonucunda üst çenede darlık (V şeklinde bir çene kavsi) meydana gelir.

DİLİN DİŞLER ARASINA GETİRİLMESİ:
Çocukluk yutkunması: Bebeklerde henüz dişler sürmediği için, bebek yutkunurken dilini dişetlerinin arasına getirir.Ancak dişler sürdükten sonra budevam etmemelidir.Aksi taktirdebu şekilde dilin dişlerin arasına getirilerek yutkunulması sonucu alt ve üst ön dişler arasında dik yönde açıklık meydana gelir.

Tedavisi: Dilin dişlerin arasına girmesini önleyici ortodontik apareyler kullandırılır.

AĞIZDAN NEFES ALMA:
Burun tıkanıklığı gibi nedenler ağızdan solumaya yol açar.Bu tip çocuklarda postür değişiklikleri meydana gelir.

  • Alt çene açıktır
  • Dil aşağı doğrudur.
  • Arka dişlerin boyları uzar
  • Ön dişlerde açıklık artar ve
  • Uzun yüz sendromu meydana gelir.

 

Konuşma, duyma ve görüntü sorunları bir çocuğun öğrenme yeteneğini etkileyebilir. Bunların çoğu başarıyla tedavi edilebilir ya da en azından şiddeti azaltılabilir. Çoğu kez anahtar faktör erken teşhistir. Okul öncesi yıllarda keşfedilen duyusal bir sorun çoğu zaman çocuğun entelektüel gelişimi üzerinde onarılmaz etkiler yapmadan önce çözülebilir.
Bundan dolayı küçük bir çocuğun periyodik muayenelerinin görme ve duyma testleri içermesi önemlidir. Göz sorunlarıyla ilgili bir geçmişi ya da belirtisi olmayan çocuklar bile 4 yaşına kadar bir göz doktoruna gitmeliler.
Aşağıda öğrenme sorunlarına neden olabilecek bazı duyusal kusurlar açıklanmıştır.
İşitme Düzensizlikleri
Konuşmayı ve dili geliştirmek için bir kişinin duyması zorunludur. Bu nedenle çocukluğu süresince görülen hafif bir işitme kaybı veya bir kulakta işitme kaybı çocuğun dili kazanmasında negatif bir etki yapabilir. İşitme güçlüğü arttıkça öğrenme sorunu büyümektedir.
5 yaşından küçük çocukların % 4′ünün her iki kulağında da işitme güçlüğü olduğu ve % 10 kadarının da tek kulakta işitme güçlüğü olduğu tahmin ediliyor.
İşitme kaybının dört türü küçük çocuklarda bulunmaktadır. İletken işitme kaybı sesi dış kulaktan iç kulağa kadar ileten sistemdeki aksaklıklara bağlıdır. Sensorinöral işitme kaybı ise kulak salyangozuna ait kıl hücrelerinin ya da işitme sinirinin anormalliklerinin bir sonucudur. Karışık işitme kaybı, hem bir iletken ve hem de bir duyu siniri işitme kaybı olduğunda meydana gelir. Merkezi işitsel düzensizlikleri, merkezi sinir sistemindeki işitme merkezinin bir fonksiyonsuzluğunun sonucudur.
Çocuğunuz tamamıyla sağır olarak doğmuşsa sorun yaşamın ilk altı ayında şüphe uyandırabilir. Sağırlık tek taraflı ise muhtemelen çocuğunuz 12 ile 24 aylık olana kadar teşhis edilemez. Bu noktada çocuğunuz dil gelişmesini ve öğrenmenin kritik aşamalarını zaten kaçırmıştır. Bu nedenlerden dolayı, işitme kaybının üst riskinde oldukları düşünülen birçok bebek çoğu zaman yaşamın ilk altı ayında teste tabi tutulur.
Bir işitme kaybının etkilediği bir çocuğun öğrenme yeteneğinin kapsamı kaybın şiddeti ve etkilenen frekansların alanına bağlıdır. Üstelik çocuk dili gelişiminin, öğrenme ve gelecekteki eğitim başarılarının sonucu kaybın meydana geldiği yaşa ve sorunun ne kadar çabuk keşfedildiğine ve tedavinin başladığına bağlıdır.
Bazı işitme kayıpları ilaçla tedavi edilebilir. Diğerleri cerrahi uygulamayla tedavi edilebilir. Bir işitme desteği çocuğun duyduklarını yükseltir ve bu çocuğun normal olarak işlev görmesini sağlayan tek, en önemli araç sayılmaktadır.
Özel eğitimin belirli formu özellikle işitme kaybının ılımlı olduğu zaman bile, genellikle gereklidir. Eğer kayıp az ise konuşma ve dil terapisiyle sınırlanabilir. Daha ağır durumlarda, çocuğunuzun okul hayatı boyunca özel eğitim programları gerekebilir.
Son olarak işitme kaybı olan bir çocuğun ebeveyni çocuğun gelecekteki akademik başarısının önemli bir unsuru olduğunu bilmelisiniz. Çocuğunuzun duyduklarını nasıl en fazlalaştırabileceğini öğrenmeye gereksiniminiz vardır. Başkalarının dudak hareketlerinden anlam çıkarma ve işaret dili gibi teknikler yardımcı olabilir. Böyle teknikleri öğrenmek için bir kurs bulabilirsiniz.
Konuşma ve Dil Düzensizlikleri
Bazı hastalıklar, okulöncesi çocuğunuzdaki dili anlamaya ek olarak kelimeler ve cümlelerin telaffuzunun normal gelişmesine müdahale ederler. Aşağıdaki paragraflar az bir dereceden, belirlenmiş bir dereceye kadar önemli ölçüde gelişimi geciktirebilen sorunları tanımlamaktadır.
Topyekun gelişim yavaşlığının bir parçası olan ciddi bir şekilde gecikmiş konuşma ve dil gelişimi oturma, ayakta durma, yürüme ve tuvalet eğitimi gibi diğer alanlarda da yavaşlamaya yol açar. İşitme kaybı konuşma ve dil düzensizliklerinin nedeni olabilir.
Nörolojik düzensizlikler de konuşma ve dil zayıflığına yol açabilirler. Bu düzensizlikler beynin dil bölgelerine zarar verecek şekilde kas gücü ya da koordinasyonu eksikliğini içerirler.
Ebeveynler arasındaki çatışmanın yol açtığı duygusal uyarı ve dilin çevresel mahrumiyeti, ayrılık veya çocuk istismarı, dil ve konuşma düzensizliklerine katkıda bulunabilirler.
Normal telaffuzun açıkça başarılamaması, dil gelişimi, kekemelik veya çocuğunuzun konuşma ya da anlayışında diğer sapmalara ilişkin endişeleriniz varsa uygun teşhis ve özellikle tedavi için aile doktorunuzla veya bir konuşma dil uzmanıyla irtibat kurunuz. Bu aşama çocukluktaki dil ve konuşma düzensizliklerini birçok durumunda önemli ve kazançlı olabilir.
Görme Sorunları
Okul öncesi yıllar birçok görme bozukluklarının teşhis ve tedavisinde çok önemlidir. Kimisi ciddi, kimisi ise miyopluk gibi sadece öğrenme güçlüğü yaratma yeteneklerinde ciddidirler. Bu sorunlar salık verilen gözlükle kolayca giderilebilir. Okul öncesi yıllarda yakalanıldığında, basit görme sorunları bir çocuğun öğrenimi üzerinde zıt bir etkide bulunmaz.

Endoskopi içi boşluklu organların bir aletle incelenmesidir. Bu alet hem görüntülemeyi hem de biyopsi gibi bazı işlemleri yapmaya olanak sağlar. Halk arasında ‘ışıklı hortum’ olarak adlandırılıyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Ağız kokusu ve diş çürükleri günlük hayatı zorlaştıran en önemli sağlık problemleri arasında.

Diş Hekimi Mehmet Kazandı, kişilerin farkında olmadan yaptıkları hatalardan kurtularak daha sağlıklı dişlere sahip olabileceklerini söylüyor ve bu hataları şöyle sıralıyor: DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Dişlerdeki ve çenedeki bozukluklar özgüveni sarsıp psikolojiyi bozabiliyor. Ancak görünmeyen diş telleri ve çene operasyonları ile güzel ve güvenli bir gülüşe kavuşmak mümkün.
Görünmeyen diş telleri ve çene operasyonları çevremize ışık saçan bir gülüşe kavuşmamızı sağlayabiliyor. Formsante dergisinin diş ve çene estetiği ile ilgili sorularını Marmara Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazan Küçükkeleş yanıtladı. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Hazırlayan : Türk Dişhekimleri Birliği

Ağız kanserlerinin sıklığı ve ciddiyeti Ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır.
Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önemlidir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kötü ağız kokusu, çoğu zaman mahcubiyete, sosyo-psikolojik problemlere sebep olur; hatta evlilikleri bile etkileyebilir.
SEBEPLERİ:
Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Ölü ve ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkarır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Bölümü�nden Psikolog Şeyda Özdalga, böyle bir durumun alışkanlık haline gelmesini engellemek için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
Bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim olarak 3-4 yaşı kapsayan iki yıllık yelpazedeki farklılıklarla birlikte bu yaş çocukları büyük ölçüde ben merkezcidir. Genelde neşeli olduğu yaşlardan daha bağımsız, inatçı ve kendi isteği ile hareket etme değişimi gözlenir. Aile içinde geçerli olan kuralları, yavaş yavaş paylaşmayı, isteklerinin yerine getirilmesi için sabırlı olmayı öğrenmeye de başlar. Yaşıtlarını veya yetişkinleri taklit eder.
Çevresi ile sözlü iletişim kurabilmesi, yaşıtlarıyla kısa süreli de olsa oynayabilecek şekildeki birlikteliği onun sosyalleşme yolundaki ilk gerçek deneyimleridir. Gördüğü her şeyi taklit eder Genellikle talepler nedeniyle çocuklar arasında çatışmalar çıkar. Bu çatışmalarda arkadaşlarına kabadayılık taslar. Dili kullanması, çevresi tarafından sunulan dil ortamı ile ilişkili olarak gelişir. Kullanılan dilin kalitesi, çocukla konuşma sıklığı, emir cümleleri değil, sıfatlar, zamirler gibi tanımlayıcı sözcüklerin kullanılması dil gelişimi için önemlidir. Yetişkinlerden duyduğu, gördüğü iyi-kötü her şeyi taklit eder. Yakın geçmişteki olayları, deneyimleri, olup bitenler arasında ilişki kurarak anlatır. Özellikle sevdiği insanlara karşı çelişkili duygular içindedir. Bu nedenle zaman zaman kızgın ve saldırgan olabilir. Toplum içinde bazen olumlu bazen olumsuz davranır. Bu yaşlardaki çocuklar, yetişkinin isteklerini mantıklı olarak açıklamasını ister, kendi davranışlarını, yetişkinleri çekinmeden eleştirir, zaman zaman küfür sayılabilecek kelimeleri kullandığı, yetişkine karşı çıktığı gözlenebilir. Kızarak tepki vermeyin Öfke ve düşmanlık dolu sözlerle model olmayıp, örnek olun.
Çevreden kötü söz duymasını engelleyin.
Söylenen sözün anlamını ona açıklayın.
Bu kelimeleri duymaktan dolayı rahatsız olduğunuzu dile getirin.
Duygularını başka türlü ifade etmesini sağlayın.
Dikkat çekmek amacını taşıyorsa görmezden gelin.
Şaşkınlıkla, kızarak ya da gülerek tepki vermeyin.
Başka aktivitelere yönlendirin.
Zaman ayırarak, onunla olumlu ilişki kurun. Neden kötü söz söylerler?Çocuklar çevrelerine söyledikleri kötü sözleri, kızmak, engellenmek, öfkeyi ifade etmenin yanı sıra tepkileri takip ederek dikkat çekme, yetişkin sayılma, yetişkinleri taklit etme, kendini özgür hissetme ve tepki gösterme aracı olarak da kullanır. Nereden öğrenir? Ailesi tarafından sunulan dil ortamı model olmaktadır. Ayrıca kötü kelimeler kullanan çocuğun aile tarafından desteklenmesi, şirinlik olarak görülüp kabul edilmesi de bunun devamını sağlar. Oyun çevresinden, arkadaşlarından, TV�den, şarkı sözlerinden de öğrenebilir