BÖLÜM 1: Doğum gerçekten başladı mı?

Doğum eylemi yani “doğum sancıları”, dış ortamda yaşamaya hazır hale gelmiş bebeğin anne bedeninden ayrılmasıyla sonuçlanan bir süreçtir. Bu sürecin başlangıcını düzenli uterus kasılmalarının ortaya çıkması, bitişini de bebeğin doğması, plasenta ve diğer gebeliğe ait yapıların atılması, yani uterusun boşaltılması belirler.

Normal doğum genel anlamda vajinal yolla gerçekleşen doğum demektir. Vajinal doğumların %96’sı baş gelişi, geri kalan kısmı da makat gelişi şeklinde gerçekleşir. Bu sayfada baş gelişi ile doğumun ayrıntıları anlatılmaktadır. Makat gelişi ile vajinal doğum hakkındaki bilgileri “Normal doğumun özel şekilleri” bölümünde bulabilirsiniz.

Anne adayının bedeninin doğum eylemine hazırlanması

Doğum eyleminin başarıyla sonuçlanabilmesi için anne adayının bedeninde eylem öncesi dönemlerde birçok hazırlık yapılır. Bu hazırlıklar gebelik başladığı andan itibaren başlar: Gebelik bedende algılandığı andan itibaren işlevsel olarak her zaman kasılmaya hazır olan uterusun kasılmaları baskı altında tutulmaya başlanır. Bebeğin olgunlaşma süreci tamamlanana kadar da bu baskılama devam eder. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde uterus üzerindeki baskı azalmaya başlayınca kısa süren, genelde ağrıya yol açmayan ve nadir gelen kasılmalar ortaya çıkar. Braxton-Hicks kasılmaları denen bu kasılmalar anne adayı tarafından da hissedilir. Bunların amacı serviksi (rahimağzı) doğum eylemine hazırlamaktır.

Serviks (rahimağzı) olgunlaşması

Serviks normal şartlarda oldukça dayanıklı bir bağ dokusundan oluşan, giriş kısmı kapalı, sert, koni biçiminde bir yapıdır. Daha önce doğum yapmış olanlarda 1-2 cm açık olabilir. Bu yapı, doğum eyleminde çok önemli bir rol üstlenir: Uterus kasılmaları bebeği doğum kanalından aşağı itmeye çabalarken serviks yaklaşık olarak 10 cm genişliğinde açılarak bebeğin uterusun içinden çıkmasına izin verir. Serviksin açılması uterusun doğum eylemi esnasındaki kasılmalarıyla paralel gider. Serviksin uygun bir şekilde açılabilmesi için buna hazır olması gerekir. Doğum eylemine hazırlık döneminde servikste bir dizi değişim başlar: Giderek kıvamı yumuşamaya başlar. Yönü başta annenin bel kemiğine doğru iken öne doğru yön değiştirir. Aynı zamanda servikste “silinme” denen bir süreç gerçekleşir. Bu süreçte serviks uzunluğu azalır ve yapı incelir. Olgunlaşmış bir serviks artık doğum eyleminin yarattığı kasılmalara duyarlıdır ve kasılmalarla açıklığı giderek artmaya başlar.

Daha önce doğum yapmamışlarda genellikle serviksin olgunlaşma hazırlıkları tamamlandıktan sonra kasılmalar başlar. Daha önce doğum yapmış olanlarda ise serviks olgunlaşmasının bir kısmı doğum eylemiyle paralel gider (Örneğin daha önce doğum yapmış olanlarda silinme doğum eylemi esnasında tamamlanabilir).

Doğum eyleminin başlamasına ne kadar var?

Gebeliğinizin başından sonuna kadar düzenli olarak rutin antenatal (doğum öncesi) kontrollerinize gittiniz. Herşey yolunda gitti. Bebeğinizin tüm organ sistemleri kendi kendine yetebilecek olgunluğa ulaştı. Doktorunuza en son gittiğinizde doktorunuz artık “gününüzün dolduğunu” ve bebeğin doğuma hazır olduğunu söyledi. Bundan sonra sizi neler bekliyor?

İlk olarak hatırda tutmanız gereken, doğum belirtileri başlamadığı sürece doktorunuzun sizi çağırdığı tarihlerde antenatal kontrollere devam etmenizdir. Gebelerin yanlızca %5′i tam 40. gebelik haftasında doğum yapar. Doğum eyleminin 40. gebelik haftasından iki hafta önce ya da iki hafta sonra başlaması normal kabul edilir. Eylem başlamadığı sürece genel olarak haftalık kontroller devam eder ve bu kontrollerde bebeğin NST ve/veya ultrason ile iyilik hali değerlendirilir.

Doğum eyleminin başladığı nasıl anlaşılır?

Yukarıda bahsedilen hazırlayıcı kasılmalar bazen o kadar şiddetli olabilir ki doğum eylemiyle karışabilir. Özellikle ilk doğumunu yapacak anne adayları gerçek doğum sancısının nasıl bir şey olduğunu bilmediklerinden bu hazırlık kasılmaları esnasında paniğe kapılabilirler. Gerçek doğum sancılarının başladığını ve artık çantanızı alıp hastaneye gitmeniz gerektiğini nasıl anlayacaksınız?

Gerçek doğum sancılarının en önemli özelliği düzenli aralıklarla oluşmalarıdır. Önceleri daha az sıklıkla ancak yine de düzenli aralıklarla gelen doğum sancıları belli bir aşamadan sonra tipik olarak 10 dakikada üç kez ortaya çıkar ve her bir kasılma yaklaşık 50 saniye sürer. Gerçek sancılar istirahat etmekle geçmez. Şiddeti de zaman içinde giderek artar. Kasılmaları karnınıza ellediğinizde rahatlıkla hissedebilirsiniz. Eğer kasılmalarınız belli bir düzene girmişse ve istirahatle geçmiyorsa hastaneye gitme zamanıdır.

Doğum eylemine geçiş her zaman önce sancıların başlaması şeklinde olmaz. Bazı anne adaylarında sancılar başlamadan önce su kesesi açılabilir. Böyle bir durum ortaya çıkarsa bebeğin değerlendirilmesi için hastaneye gitmelisiniz.

“Nişan” denilen hafif kanlı-sümüksü akıntı, serviksteki bebeği koruyucu tıkacın atılmasından ibarettir. Ek bir belirti ya da şikayet yoksa beklemeye devam edebilirsiniz. Genellikle nişandan sonraki ilk iki günde doğum başlar.

Gebeliğinizin seyri esnasında size hemen doktora başvurmanızı gerektiren acil durumlar doğum sancılarını beklemekte olan anne adayları için de geçerlidir.

Bunlar özetle:

Şiddetli ve istirahatle geçmeyen düzenli kasılmalarınız olursa doğum eylemi başlamıştır, hastaneye gidiniz.

Kasılmalarınız aşırı uzun sürüyorsa, kanamanız oluyorsa, suyunuz gelmişse, bebek hareketlerinde azalma hissettiyseniz ileri inceleme gerektiren bir durum var demektir. Hemen doktorunuzla irtibata geçip hastaneye gidiniz.

Doğum için başvurduğunuzda hastanede yapılan ilk incelemeler

Hastanede doktorunuzla buluştunuz. Doktorunuz sizin gebe kartınızda bugüne kadarki antenatal kontrollerde elde edilen bulguları tekrar gözden geçirecek ve sizden şikayetiniz hakkında ayrıntılı bilgi alacaktır. Daha sonra pelvik muayene yapılması için doğumhaneye alınacaksınız.

Pelvik muayene

“Tuşe” adı verilen bu elle muayene çok önemlidir: Bu muayene serviksin açıklığı, silinmesi ve yumuşaması, bebeğin başının doğum kanalının neresinde olduğu ve amniyos kesesinin bazı özellikleri hakkında bilgi verir. Ayrıca doğum kanalının giriş kısmı, kanalın özellikleri ve doğum kanalının çıkış kısmı konusunda da önemli bilgiler bu muayenede edinilir. Kanalın kemik ve yumuşak doku yapısında bebeğin geçişine engel olabilecek durumlar (çatı darlığı gibi) bu muayene esnasında ortaya çıkar.

Bebeğin durumunun değerlendirilmesi

Pelvik muayene bittikten hemen sonra bebeğin kalp atımları ile uterus kasılmaları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yaklaşık olarak 20 dakika süreyle kardiyotokografik inceleme yapılacaktır. (Bazı doktorlar yalnızca fetoskop denen cihazla bebeğin kalp atışlarını dinlerler.)

Doğum gerçekten başlamamışsa evinize gidebilirsiniz

Bu incelemeler sonucunda doktorunuz gerçek doğumun başlamadığı yönünde karar verirse ve kardiyotokografi (ya da fetoskop ile duyulan bebek kalp atışları) normalse sizi istirahat amacıyla evinize geri gönderebilir. Özellikle ilk doğumunu yapacak olan anne adayları genellikle doğum eylemi henüz tam başlamadan başvururlar. Bu durumda sizin gereksiz yere sattlerce hastanede kalmanızı engellemek amacıyla bu yerinde bir karardır. Doktorunuz size gerçek doğum sancılarının özelliklerini ayrıntılarıyla anlatacak ve bu ağrıların başlaması durumunda ya da diğer başvurmanız gereken özel durumlarda sizden tekrar başvurmanızı isteyecektir.

Bulgular gerçek doğum eyleminin başladığı yönündeyse artık bebeğinizle kucaklaşmanıza saatler kalmış demektir. Doğumhane kıyafetinizi giyebilirsiniz. Doğum eylemi başlamıştır.

BÖLÜM 2: Doğumhaneye hoşgeldiniz

Bir önceki bölümde sizin doğum ağrılarıyla hastaneye başvurduğunuzda neler yaşayacağınızı anlatmıştık. Bu bölümde de doğum eylemi başladıktan sonra sırasıyla yaşayacaklarınızı bulacaksınız. Öncelikle doğum eylemi denen olguya biraz daha yakından bakalım:

Doğum Eyleminin Evreleri

Doğum eylemi üç ayrı evreye ayrılır:

Birinci evre: Gerçek doğum sancılarının başlamasından serviksteki genişlemenin yaklaşık 10 cm (tam açıklık) olmasına kadar geçen evredir. Serviksin tam açık olması demek bebeğin artık doğum kanalından çıkmasında karşısında tek engel olan serviks engelinin ortadan kalkmış olması demektir.

İkinci Evre: Tam açıklık oluşmasından bebeğin doğmasına kadar geçen evredir.

Üçüncü Evre: Bebeğin doğumundan plasenta ve amniyos zarlarının dışarı atılmasına kadar geçen evredir. Bu evre sonunda gebelik fiziksel olarak bitmiş ve gebeliğin biyokimyasal, hormonal, fizyolojik tüm etkileri ortadan kalkmaya başlamıştır.

Doğumun birinci evresi:

İlk pelvik muayeneniz yapıldı, doğum eyleminin başladığına karar verildi ve doğumhanede yerinizi aldınız. Bundan sonra neler olacak?

İlk önce antenatal tetkiklerinizden eksik kalan incelemeler varsa bunlar yapılacak, ya da gerek görülürse tam kan ve tam idrar tahlili için idrar ve kan örnekleri alınacaktır.

Doktorunuz size bu aşamada lavman yapılmasını önerecektir. Lavman, kalın barsakta biriken dışkının tümüyle dışarı atılmasını sağlar. Bunun önemi büyüktür, zira doğumun ikinci evresinde ıkınmalar esnasında dışkı dışarı çıkıp bebeğin başına bulaşabilir. Ayrıca lavmanın doğumun birinci evresini de hızlandırıcı özelliği vardır. Lavman sonrasında doktorunuz bebeğin kalp atışlarını tekrar dinleyecek gerekirse kardiyotokografi incelemesi tekrar edilecektir.

Birinci evrede sizin yapabilecekleriniz ve yapmamanız gerekenler nelerdir?

Tercih ederseniz ve suyunuz henüz gelmemişse dolaşmanızda bir sakınca yoktur ve bu kasılmaların daha düzenli olmasına yardımcı olabilir. Bu şekilde kendinizi daha rahat hissederseniz doktorunuza danışarak kalkın ve dolaşın.

Birinci evrede ağızdan katı ve sıvı gıda almamanız önemlidir. Zira özellikle doğumun ikinci evresinde bulantı sıktır ve mideniz dolu olursa kusmanız daha büyük olasılıktır. En önemlisi de eğer doğumun herhangi bir evresinde sezeryan gerekirse bu durumda genel anestezide ortaya çıkması muhtemel riskleri azaltmak için midenin tümüyle boş olması gereklidir. Eğer çok susarsanız doktorunuza danışarak az miktarda su içebilirsiniz. Ancak kesinlikle katı gıda almayınız. Eğer çok bitkin düşerseniz damar yoluyla sıvı ve glikoz verilebilir.

Kasılmalarınız esnasında derin nefes alıp vermeniz bebeğe giden oksijen miktarını artıracak ve ağrıları daha hafif hissetmenize yardımcı olacaktır.

Bu evrede yapılacak işlemler

Doktorunuz belli aralıklarla yanınıza gelecek ve şikayetlerinizi değerlendirecektir. Genellikle yarım saatte bir bebeğin kalp atışları dinlenecek ve gerektiği durumlarda kardiyotokografi cihazı tekrar karnınıza bağlanarak daha ayrıntılı inceleme yapılacaktır. İki saatlik aralıklarla serviksteki açılma ve bebeğin kanaldaki durumu değerlendirilecektir. Bu incelemelerin amacı doğumun normalden yavaş seyredip seyretmediğini ortaya çıkarmaktır.

Serviksteki açılma belli bir aşamaya geldiğinde eğer hala su keseniz kendiliğinden açılmamışsa doktorunuz doğumun seyrinin yavaşlamasını engellemek için bu keseyi kendisi açmayı tercih edebilir. Siz pelvik muayene pozisyonundayken bebeğin kalp sesleri dinlendikten sonra doktorunuz keseye ufak bir delik açmak için tasarlanmış aleti vajinadan servikse doğru ittirir ve dikkatli bir şekilde keseyi açar. Bu, tümüyle ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz gelen sıvının rengini not eder. Bebek kalp sesleri tekrar dinlendikten sonra işlem biter.

Epidural ile doğum tercihi yapmışsanız, epidural kateterinin yerleştirilmesi işlemi bu aşamada gerçekleştirilir. Epidural tercih etmemişseniz ya da bu uygulama çeşitli nedenlerle sakıncalı bulunmuşsa eyleminizin aşırı ağrılı geçmesi durumunda damar ya da kalçadan enjeksiyon yoluyla bazı ağrı kesici ilaçlar belli kurallara uyularak uygulanabilir.
Bu evrenin sonuna doğru ıkınma başlayabilir. Doktorunuz söylemediği sürece ıkınmayınız.

Doktorunuz size yaptığı muayenede “serviks tam açık” müjdesi verdiğinde birinci evre bitmiş demektir.
BÖLÜM 3: Çok Az Kaldı!

Serviks tam açık olduğu andan itibaren artık doğumunuz çok yaklaştı demektir. Artık serviks engeli ortadan kalkmış ve bebek yanlızca 10 santimetre olan “uzun yolu katetmeye çoktan başlamıştır bile.

Doğumun ikinci evresi

Doğumun ikinci evresinde bebeğin önündeki engel kalkmıştır. Önünde bulunan yaklaşık 10 cm uzunluğundaki kanaldan dışarı çıkmak için çaba göstermeye başlar. Doğum kanalı denen yapı, uzunluğu 10 cm. olan ve iç duvarlarının büyük kısmı vajina tarafından oluşturulmuş bir tüneldir. Vajinanın etrafı ise kaslar ve bağdokusu ile sarılıdır. Vajina ve diğer dokular bebek başının ilerlemesini genellikle engellemezler. Ancak kanalın etrafını çeviren bir de kemik yapılar vardır. Bunlar pelvis denen yapıyı oluşturan kemiklerdir. Bu kemiklerin birbirlerine bağlandığı ligamentler oldukça esnek olmasına karşın, kemik yapının genişleme özelliği yoktur. Bu yüzden bebeğin baş ve vücudunun bu kemiklerin engellerini aşacak şekilde yeniden yapılandırılması gerekir. Bebeğin uterus içindeki duruş şekli, bebeğin baş kemiklerinin özellikleri ve doğum kanalında bulunan çeşitli çukur ve tümsekler bu yapılandırmaya yardımcı olur. Doğum kanalının girişi oval bir yapıya sahiptir ve bebek buradan başını çenesine değdirerek ve bir miktar çevirerek geçebilir. Bu geçiş kanaldan geçişin en önemli etaplarından biridir zira baş geçmeyi başardığında diğer kısımların bu giriş kısmından kanala girmesi kolaydır.

Bebek, daha önce doğum yapmamış olanlarda genelde doğum eylemi başlamadan önce kanalın giriş kısmından başını içeriye sokar ve doğum kanalı içinde az miktarda ilerler. Daha önce doğum yapmış olanlarda ise doğum kanalına giriş doğum eylemi başlayana kadar gerçekleşmeyebilir.

Angajman-”yolun yarısı”

Doğum kanalının tam ortasında sağlı sollu ve aralarında yaklaşık 10 cm. mesafe olan iki kemik tümseğe (dikensi çıkıntılar) geldiğinde ikinci zorlu etap başlar. Bebeğin başı bu etaba ulaştığında ve bu 10 cm. genişliğindeki mesafeye geldiğinde “bebek başı angaje (doğum kanalına girmiş)” denir. Daha önce doğum yapmış olanlarda angajman genelde doğum eylemi başladıktan sonra gerçekleşir.

Baş angaje iken serviks de açılmaya devam eder. Genellikle serviks tümüyle açıldıktan sonra veya açılmasına doğru bebek, genişliği 10 cm olan bu dikensi çıkıntıların arasından da yine başını özel bir açıyla döndürerek geçmeyi başarır. Bu engel de aşıldıktan sonra artık doğuma çok az kalmıştır. Dikensi çıkıntılardan kurtulmayı başaran bebek artık yüzü annenin arka kısmına bakacak şekilde bir dönüş hareketi yapar ve doğum kanalının geri kalan beş cm’lik kısmını kateder. Bu esnada bebek başı her ağrı ve ıkınmayla beraber perine aralanarak görülmeye başlanır.

İşte ıkınmalar başladı!

Ikınma bebek başının rektuma (kalın barsağın son kısmı) baskı yapması nedeniyle belli bir süre sonra otomatik bir hal alır.

Bu aşamada artık muayeneler de sıklaşır. Doktorunuz sizden her ağrıyla birlikte önce derin bir nefes almanızı ve bu nefesi bırakmadan ağrının devam ettiği sürece ıkınmanızı isteyecektir. Burada amaç bebeğin kanaldan geçmesine yardımcı olmaktır. Ağrılar arasında ise dinlenmeniz ve bir sonraki ağrı geldiğinde en iyi şekilde ıkınmanız çok önemlidir. Bu aşamanın süresi tümüyle sizin etkili bir şekilde ıkınmanıza bağlıdır. Önerilere uygun bir şekilde ıkınırsanız bebeğiniz kısa bir zamanda dışarı çıkar.

Bebeğinizin saçları görünüyor!

Bebek başı bu evrenin sonuna doğru kasılma ve ıkınmalarla birlikte perineden gözükmeye başlar. Kasılma bittiğinde ise içeri tekrar girer. Belli bir aşamadan sonra ise artık her kasılma ve ıkınmada bebeğin başının daha büyük bir kısmı gözükmeye başlar ve kasılma bitiminde baş içeri tekrar girmez, o şekilde kalır. Buna crowning (taçlanma) adı verilir. Artık doğum çok yaklaşmıştır.

Epizyotomi-belki de gerekmeyecek?

Steril doğum takımları açılır ve doktorunuz artık başınızdan ayrılmaz. Size ağrılarla ıkınmanız ve ağrılar arasında ıkınmayı durdurmanız yönünde talimatlar verir. Özellikle bu dönemde kendinize hakim olmanız çok önemlidir. Ikınmalarla artık bebek iyice perineyi zorlamaya başladığında epizyotomi için hazırlıklar başlar. Bir enjektör yardımıyla kesilecek olan bölge iyice uyuşturulur. Bebeğin çıkması iyice yaklaştığında perinenin alt birleşim bölgesinden başlanarak yaklaşık 45 derece açıyla makasla bir epizyotomi kesisi yapılır (Bazı durumlarda epizyotomi yapılmadan da doğum gerçekleşebilir). Bebeğin perineye yaptığı basıncın yırtılmaya neden olmaması için alınan bir önlemdir. Epizyotomi hakkında daha geniş bilgi almak için tıklayın!

Sakın ıkınmayı kesmeyin!

Epizyotomi açıldıktan sonra en fazla iki ya da üç ıkınmada bebek başı doğar.

Tamam, ıkınmayı kesebilirsiniz!

Bebeğin başı doğar doğmaz sizin ıkınmayı kesmeniz gerekir.

Bebeğin başı çıkar çıkmaz ağzındaki salgılar plastik bir sonda yardımıyla aspire edilir. Bebek başı doğduktan sonra baş genellikle sol bazen de sağ yana döner. Bu hareketin amacı omuzların doğum kanalından girmesini sağlamaktır. Kendiliğinden gerçekleşmezse doktorunuz bu aşamada bebeğin başını bir yana döndürmesine yardımcı olacaktır. Bebek başı doğduktan sonra baş genellikle sol bazen de sağ yana döner. Bu hareketin amacı omuzların doğum kanalından girmesini sağlamaktır. Kendiliğinden gerçekleşmezse doktorunuz bu aşamada bebeğin başını bir yana döndürmesine yardımcı olacaktır.

İşte bebeğiniz!

Baş çıktıktan kısa bir süre sonra bebeğin vücudunun geri kalan kısımları da kolaylıkla doğar. Bir süre sonra doğumhanede bir ağlama sesi duyulur.Tebrikler…..Anne oldunuz.

2.Evrede oluşan özel durumlar.

Bebeğin doğum kanalında takılması

Boyna kordon dolanması

Omuz takılması

2. evrenin aşırı uzaması

Vakum ekstraksiyonu

Kalp seslerinde bozulma

Aşırı kanama

Doğumun üçüncü evresi:

Bebek doğduktan hemen sonra kordona iki klemp yerleştirilir ve kordon ortadan kesilerek bebeğin bağımsız yaşamı başlatılır. Bebek üşümemesi için radyant ısıtıcı denen özel bir masaya alınır. Burada doktorunuz tarafından ya da bir çocuk uzmanı tarafından bebeğin yaşamsal bulguları gözden geçirilir. Bebeğinizin 1. dakika ve 5. dakika Apgar skorlaması yapılır. Bu ilk değerlendirmeler sonrasında doktorunuz tekrar size döner. Kanama miktarı değerlendirilir ve normaldışı bir durum yoksa plasentanın kendiliğinden düşmesi beklenir. Plasenta yaklaşık olarak 15 dakika içinde uterustan çıkarak vajinaya geçer. Doktorunuz plasenta ve zarları dikkatli bir şekilde dışarı çıkarır ve tümünün çıkıp çıkmadığını değerlendirmek için amniyos zarı ve plasentayı dikkatlice gözden geçirir. Daha sonra açılan epizyotomi, bölge biraz daha uyuşturulduktan sonra kendi kendine eriyen ipliklerle tamir edilir.

Tamir sonrası vajina içi ve serviks gözden geçirilir, yırtık oluşmuşsa bunlar da tamir edilir. Bu aşamalar da atlatıldıktan sonra doğumhane ekibi belli aralıklarla kontrolünüze gelmek üzere sizi bebeğinizle başbaşa bırakır.

Korktuğunuz kadar varmıydı?

3. Evrede ve sonrasında oluşan özel durumlar

Bebekle ilgili problemler

Plasentanın ayrılmasıyla ilgili problemler

Epizyotomi yerinde ya da doğum kanalının diğer bölgelerinde oluşan büyük yırtıklar

Doğum sonrası ilk 24 saatte oluşan özel durumlar

Epizyotomi yerinde hematom

Atoni

Ağrı

İdrar yapamama

Emzirememe

Lohusalık döneminde oluşan diğer özel durumlar

NELERE DİKKAT ETMELİ ?

Hangi hastanede doğum yapacağınıza önceden karar vermeniz en iyisidir. İhtimal dahilinde olan hastanelerin hepsine kendiniz gidip görün, koşullarını konuşun. Doktorunuz size bazı önerilerde bulunabilir ancak yinede karar vermenize yardımcı olacak bazı önemli noktaları size hatırlatmak isterim.

Öncelikle tıbbi donanım yeterli mi?

Normal doğum öngörülürken sezaryen ihtimali gündeme gelebilir, bu ihtiyaca karşılık verebiliyor mu? Doğumdan sonra olası bir rahatsızlıkta anne ve bebek için yoğun bakım üniteleri var mı? Olası bir tahlil için labaratuvarı var mı? Eğer yoksa çevrede bulunan en yakın labaratuvarın yerini önceden öğrenin.

Verilen hizmetleri mutlaka öğrenin.

Doğumdan sonra bebek annenin yanında mı kalıyor? Bebekler için ayrı bir bebek bakım odası var mı? Bebek bakım odasını -temizlik , yataklar, bebek küveti, mama hazırlanma bölümünü- bizzat görün.

Hastanede kaldığınız süre içinde bebek giysilerini, bezlerini, emziğini, battaniyesini v.s. karşılıyor mu?

Emzirme saatlerinde bebek annesinin yanına getiriliyor mu? Eğer ilk günlerde anne sütü gelmezse bebek maması, biberon ve biberon temizliği hastane tarafından sağlanıyor mu?

Kendi kalacağınız odayı da gidip görün, çarşaf, battaniye, yastık kılıfı götürmeniz gerekip gerekmediğini sorun.

Ve bunların hepsinin doğum ücretine dahil olup olmadığını öğrenin.

Baba doğuma girebilir mi?( Şayet istiyorsanız)

Size refakat edecek kişi nerede yatacak, yiyeceğini hastane veriyor mu?

Eğer kontrollerinizi yapan doktordan başka bir doktor doğumunuzu gerçekleştirecekse, mutlaka yeni doktor ile doğumdan bir- iki ay önce tanışıp hamileliğinizle ilgili bilgi verin.Ziyaretlerin belirli zamanları var mı? Ziyarete çocuklar alınıyor mu?

Doğumdan sonra hastanede kaç gün kalınıyor?

Hastaneye giderken yanınızda neler götürmeniz gerektiğini mutlaka sorun.

Hastaneye ödenecek ücret ne kadardır? Bu ücrete doktorun ücreti ve K.D.V. dahil midir?

Annelik kavramı hepimiz için çok derin anlamlarla yüklüdür.Aklımıza hemen kendi annemiz , ona duyduğumuz sevgi,saygı, hayranlık ve minnet duyguları gelir.Gerçekten de her anne sadece yeni bir canlı dünyaya getirdiği için bile bütün olumlu sıfatları hak eder ve böyle bir güzelliği yaşamak her kadının hayalidir.

Eğer hamilelik testlerinden olumlu sonuç alıp havalara uçmuşsanız,bu son derece zevkli, heyecan verici, zaman zaman da endişelere kapılacağınız yolculuğa birlikte çıkalım.
İLK ÖĞRENDİĞİNİZDE

Uzun zamandır kurduğunuz düş sonunda gerçekleşti.İçinizde yavaş ve sessizce başlayan yaşam, sizi hayata daha çok bağlayacak, yeni hayallere ,heyecanlara sürükleyecek.Sevdiğiniz erkekten bir çocuk sahibi olmak hem ona hem kendinize verebileceğiniz en güzel armağandır.

Ancak anne adayının çeşitli endişeleri de vardır.Vücudu değişmeye başlayacaktır,artık eskisi gibi hareket edemeyeceğini,şık ve zarif olamayacağını hatta eşinin kendisini daha az beğeneceğini düşünür. Bilmediği bu yolculuktan, bebeğine iyi bakamamaktan ve doğumdan korkar.Bebeğinin sağlığını,cinsiyetini, kime benzeyeceğini ve bebekli bir yaşamın nasıl olacağını merak eder.Mesleğime devam edebilecek miyim? günlük yaşam nasıl olacak?v.b. pek çok soru ilk anda aklını karıştırır.

Bizim size tavsiyemiz,endişelerinizi mutlaka bir yakınınızla (eş,arkadaş,anne,kardeş yada doktorunuz) paylaşın bu sizi rahatlatacaktır.

Ve en önemlisi kendinizi yanında rahat hissettiğiniz, güvendiğiniz bir doktor edinin.Aylık kontrollerinizi hatta doğumunuzu aynı doktor yapsın.

Eğer bebeğinizi tek başına bekliyorsanız,yani baba adayı yanınızda değilse bazı şeyler daha zor olacaktır. Fakat dostlar,aile ve doktorunuz size gereken desteği verecektir.Dahası küçük bebeğiniz sizi asla yalnız bırakmayacak,doğduktan sonra da en yakın arkadaşınız olacaktır.

Hayatınızın en ilginç aylarını yaşıyorsunuz! Deyim yerindeyse bir “uyuma ve emme makinası” , bu dönemde gülen, tepki veren bir minik canlıya dönüşüyor! Siz bu inanılmaz dönüşüme gün gün tanık oluyorsunuz.

Bebeğim ne kadar büyümeli?

Doğumun hemen ardından görülen olağan tartı kaybının ardından, bebeğiniz düzenli olarak tartı almaya başlayacaktır. 2.haftadan itibaren günlük 30-40 gram, 1. aydan itibaren de ayda ortalama 800-1000 gram tartı alımı, 2.5-3 cm. boy uzaması olacaktır. Ancak, şunu unutmayın, bu verdiklerimiz ortalama değerlerdir. Her bebeğin kendine göre –doğum tartısı, gününde doğup doğmadığı gibi etkenlere göre değişen- bir gelişim çizgisi vardır ve bu çizgi pratikte ortalamanın biraz altında yada üzerindedir. Zaten bir “ortalama”dan söz edebilmek için bazılarının ortalamanın altında bazılarının da üzerinde olması gerekmez mi?

Bu konuda son sözü bebeğinizi izleyen çocuk uzmanı söyleyecek, bebeğinizin, boy, tartı ve baş çevresi gelişiminin sağlıklı olup olmadığı konusunda sizi aydınlatacaktır.

Endişe etmeli miyim?

1-3 aylık bebeğiniz ortalama değerlerin altında büyüyorsa ve gelişim eğrilerinde yavaşlama-duraklama gözleniyorsa, doktorunuz şu soruların cevabını arayacaktır:

  • bebeğiniz yeteri kadar yiyor mu?
  • bebeğiniz yediklerini yeterince sindirebiliyor mu?

Yukardaki soruların sağlıklı yanıtı için aşağıdaki konularda doktorunuza somut bilgiler verebilmelisiniz:

  • Bebeğinizi günde kaç kez besliyorsunuz?
  • Her seferinde ne kadar besliyorsunuz?
  • Anne sütü veriyorsanız, her bir memeyi kaç dakika emziriyorsunuz?
  • Bebeğiniz günde kaç kez kaka yapıyor? Kaka miktarı ne?
  • Bebeğiniz günde kaç kez çiş yapıyor?

 

Bir sorun varlığında, doktorunuz beslenme miktarı ve aralığı konusunda önerilerde bulunacaktır. Bazen büyüme azlığı yada fazlalığı bir hastalığa da bağlı olabilir, bu durumda, bir takım özel testler- tetkiklerle bir sonuca varılabilir.

Bebeğinizin gelişimi/büyümesi konusunda en ufak bir kuşku varlığında, gecikmeden doktorunuzla görüşün.

Prematüre (erken doğan) bebekler, belirli bir tartıya ulaşana kadar her hafta tartılmalıdırlar. Büyüme miktarı ve hızı açısından erken doğan bebekler, gününde doğanlarla karşılaştırılamazlar, prematürelerin bizim “yakalama büyümesi” dediğimiz bir hızlı büyüme dönemi vardır, bu yolla erken doğanlar kiloca gününde doğanları yakalarlar.

 

Son olarak

Çocuk doktorlarının çoğu, 4. Aydan itibaren özellikle iştahlı bebeklerde katı gıdalara başlamayı önerirler. İlk bir kaç aydan sonra bebeğinizin büyümesi için daha fazla enerji, dolayısıyla da kalori gerekecektir. Bunu katı gıdalar sağlayacaktır. Kesin zamanlama için her zaman olduğu gibi çocuk doktorunuzun kararını bekleyin.

1-3 aylar arası Türk erkek çocukları tartı –boy çizelgesi

 

En az

En fazla

1 aylık bebek

3000 g-51cm

5750 g 59.5cm

2 aylık bebek

3600 g 53 cm

6600 g 62.5cm

3 aylık bebek

4150 g 55 cm

7500 g 65cm

 

1-3 aylar arası Türk kız çocukları tartı –boy çizelgesi

 

 

En az

En fazla

1 aylık bebek

2950g 50cm

5400g 59cm

2 aylık bebek

3500g 52.5cm

6400g 62cm

3 aylık bebek

4000g 54cm

7200g 64.5cm

 

Bebeğinizin ilk yılında, doğum ağırlığının 3 misli kilo aldığını göreceksiniz. Dolayısıyla, beslenme bebeğinizin günlük yaşamında en önemli yeri kapsıyorsa bu sizi şaşırtmasın.
Yaşamının ilk birkaç ayında bebeğinizin günlük diyetinde yalnızca anne sütü ya da beslenme formülünden oluşan mama vardır. Pastörize süt ya da inek sütü beslenme formülünden yapılan mamanın yerini tutmaz. Aslında, bebeğinize en az 6 aylık, tercihen 9 aylık olmadan önce inek sütü vermeyiniz; çünkü inek sütü küçük bebekler için uygun beslenme nitelikleri içermez.
Sıcak iklimlerde bebeğinize günde 2 kez bir biberon dolusu su verebilirsiniz. Bebeğinizin doktoru ayrıca genel bir vitamin bileşimi de verebilir. Ayrıca, eğer bebeğinizi anne sütü ile besliyorsanız doktorunuz bebeğiniz için D vitamini verebilir (Anne sütü D vitamini yönünden yeterli olmayabilir). Her ne kadar anne sütü de beslenme formülü de birçok besleyici mineral içeriyor ise de, ikisinde de diş çürümesini önleyici fluorid yoktur; bu yüzden 2 haftalıktan 12 yaşına gelinceye kadar fluorid takviyesi tavsiye edilir.
Öğünlerin sıklığı bebeğinizin gereksinimine ve beslenme yönteminize dayalı olarak değişir.
1 ila 3 aylık bebek günde beş ila altı arasında öğünü gereksinim duyar. Bebek günün yaklaşık 3 saatini beslenme ile, kalan zamanın büyük bir kısmını da uyumakla geçirir. Bebek büyüdükçe öğün sayısı azalır. Tipik olarak, 5 aylık bir bebek günde 4 ila 5 öğüne ve 9 aylık olduğunda yalnızca 3 öğün beslenmeye düşer. Her bebeğin ayrı bir birey olduğunu unutmayın. Bu yüzden, her birinin ayrı bir beslenme alışkanlığı olabileceğini hesaba katmalısınız.
Anne sütü ile beslenen bebekler çoğunlukla daha sık beslenmeye gereksinim duyarlar; anne sütü beslenme formülünden yapılan mamalara nazaran daha kolay sindirir. 3 aylık oluncaya kadar bazı bebekler her 2 ila 2.5 saatte bir beslenmek isterler.
Ebeveynler, bebeklerine ne zaman katı gıdalar verebileceklerini sorarlar. Bu zor bir sorudur ve kestirme bir cevabı yoktur. Beslenme açısından bebeğiniz 6 aylık oluncaya kadar anne sütünden ya da beslenme formülünden ihtiyacı olan her şeyi alır. Yine de çoğu doktor bebeklerin, 4 aylıktan itibaren katı gıdalar yiyebileceğini söyler. Dahası, bebeğiniz günde 1 litreye yakın mama içiyorken ve yine de kurt gibi aç iken doktorunuz bebeğinize katı gıdalar vermenizi önerebilir.
Bebeğinize katı gıdalar vermeye başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız. Doktorunuz size bebeğinizin katı gıdalar yemeye fiziksel olarak hazır olup olmadığını söyleyecektir. Örneğin, bebeklerin kas ve sinir gelişimi birkaç aylık oluncaya kadar yalnızca meme ve sıvı gıdaları yutma şeklinde gerçekleşmiştir. Bebek bir kaşığı tanıyıncaya ve dili ve yutma mekanizması katı gıdalar için müsait oluncaya kadar (genellikle 3 ila 6 ay arası), diyetini değiştirmeye hazır değildir.
Katı gıdalara başlamak için karar verildikten sonra, sıra hangi gıdaların verileceği sorununa gelir. Çoğu doktorlar, başlangıçta tahıl ürünleri verilmesini önerirler. Haşlanmış pirinç lapası (büyük süper marketlerde, bebek gıdası reyonlarında bulunabilir) bebekler için katı gıda olarak rahatlıkla kullanılabilir, çünkü sindirimi kolaydır. Hazırlamak için, paket muhteviyatından bir miktar (bir çorba kaşığı) alıp, 4 ya da 5 çorba kaşığı beslenme formülü ya da anne sütü ile karıştırın. Başlangıçta bebekler genellikle, eğer katı gıdalar küçük parçalar halindeyse, katı gıdalara iyi tepki gösterirler. Kaşığın ucuna bir miktar koyup bebeğin ağzına verin. Bebek bunu çıkarırsa şaşırmayın. çoğu bebeklerin bu yeni lezzete alışması zaman alır. Sabırlı olun. Katı gıdaları biberon ya da şırınga tipi kaplara koymayın. Biberon, bebeğin katı gıdaları yememesine neden olur; şırınga tipi kaplar ise bebeğin boğulmasına neden olabilir.
Bebeğinizi beslerken iki temel seçeneğiniz vardır. Ya hazır bebek maması alırsınız, ya da kendiniz yaparsınız. Hazır bebek mamalarının hazırlanması kolaydır, ancak çok pahalıdır ve dolgu maddeleri ya da şeker içerir. Bunlar da gereksik kalori verirler. Eğer hazır bebek maması almaya karar verirseniz, etiketini mutlaka okuyunuz.
Bebeğinize vereceğiniz mamayı kendiniz hazırlamak isterseniz, eğer bir blender ya da mikseriniz varsa, bu çok zor değildir. Et, sebze ve meyveleri az suda pişirin (muz gibi meyvelerin pişirilmesi gerekmez). Yağ, kabuk ve tohumları çıkarın, daha sonra mikserde uygun kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Kolayca karıştırmak için bir miktar su ilavesi yararlı olabilir. Gıda değeri açısından, taze meyveler ve sebzeler tercih edilmelidir. Eğer bunları bulamazsanız, donmuş sebzeler ikinci tercihiniz olmalıdır.

Bebeğiniz lapa türü gıdalara alıştıktan sonra ikinci aşama muz gibi meyvelerin püresi olmalıdır Genellikle meyveler bebekler tarafından oldukça sevilir.
7 aylık iken, çoğu bebekler püre halinde sebze ve daha sonra et yemeye hazırdırlar. 8 aydan sonra çoğu bebekler küçük parçalar halinde normal yemek yiyebilirler. Tost, bir parça peynir, haşlanmış yumurta, kraker, haşlanmış patates, kızarmış patates, pasta ve yumuşak et çok uygundur.
Bebeğinizin kolayca boğulabilmesine yol açabilecek katı gıdalardan sakınınız. Bunlar arasında parçalanmamış sosis 5eğer bebeğinize sosis vermek istiyorsanız, önce boydan ikiye, daha sonra daha küçük parçalara ayırınız), üzüm, mısır, fındık ve taze havuç sayılabilir.
Bu konuda uygulanacak genel kurallar şunlardır:
Her seferinde yalnızca bir tek yeni gıda verin ve bir hafta içerisinde en fazla üç yeni gıdayı bebeğinizin diyetine ekleyin.
Tuz ve tatlı gibi şeylerden kaçının.
Bebeğinizi yemeye zorlamayın. Yediği gıdayı çıkarmak, elini ağzına götürmek, başını sağa sola döndürmek ya da huysuzlanmak bebeğinizin yediği gıdadan hoşlanmadığını gösterir.
Bebeğiniz ne kadar gıda yemeli? Bebek 6 ay ile 8 ay arasında iken, 3 öğünün her birinde 100 ila 120 gram ya da her öğünde beş ila sekiz çorba kaşığı yemelidir. Bu çağdaki bir bebek için iyi bir diyet, tahıl ve meyveden oluşan kahvaltı, et ve sebzeden oluşan öğle yemeği ve et, meyve ve sebzeden oluşan akşam yemeği şeklinde ayarlanabilir. Bu diyette beslenen bebeklerin çoğu süt tüketimini günde 350-400 gram kadar azaltırlar. Çoğu bebekler, ayrıca sabah ile öğle arasında ikindi vakti, meyve ya da kraker gibi ekstra öğünlere gereksinim duyarlar.
Bazen bebeğinizin diyetini vitamin ve minerallerle zenginleştirmek gerekebilir. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.
Bebeğiniz ilk yaşını doldurduğunda, yalnızca normal sofra yemeklerini yiyebilmelidir.
Önemli Not: Bebeğinizin sofradan yiyecek bir şey alarak çekip gitmesine ya da siz görmeden bir şeyler yemesine kesinlikle izin vermeyiniz.

Kilo alamayan bir bebek aynı zamanda kilo kaybedebilir de. Doktorunuz, mama hazırlama şeklini değiştirmenizi, öğün sayısın artırmanızı ya da kilo alamama durumunu ortadan kaldırmak için, meme sütüyle destek olmanızı tavsiye edebilir.
Bazı bebekler, bebeğin yeme ya da büyüme yetisini engelleyen bazı fiziksel anormallikler yüzünden kilo alamazlar.
Bunlar arasında, damak yarıklığı, mide barsak hastalıkları, kronik kalp yetmezliği, karaciğer ve böbrek hastalıkları, habis tümörler ve salgı bezleri hastalıkları sayılabilir. Bu hastalıklardan herhangi birinin olup olmadığını anlamak için doktorunuz çeşitli testler yapabilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Yeni doğmuş ve anne sütü ile emzirilen bir bebeğin dışkısı normal olarak koyu bir çorba kıvamındadır. Eğer bebeğiniz ilk ayını doldurmadan ishal olmuş ise nedeni herhangi bir enfeksiyon olabilir. Bu durumda bebeğin dışkısı yeşilimsi ve sulu olacak, dışkılama sayısı artacak, anne sütü ile beslenen yeni doğmuş bir bebeğin dışkısında normal olarak bulunan süt pıhtıları görülmeyecek ve hoş olmayan bir koku olacaktır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »