TÜMÖR ve KANSER
Kanser, bir tümör hastalığıdır; kalp ve dolaşım bozukluklarından sonra öldürücü nitelikteki hastalakların ikinci sırasında yer alır. Tümör hastalıklarının giderek yaygınlaşması, hastalığın ilk belirtilerini konusunda bilgilenmeyi gerektirir. Çünkü, ancak ilk belirtilerin zamanında farkedilebilmesiyle gerekli ve etkili tedbirler alınabilmektedir,
Tümörler selim ve habis olarak ikiye aynlır
Zararsız, yani selim tümörler yapı ve sıralanışlarına göre ana dokuya çok benzerler. Gelişimleri yavaştır ve belirli bir büyüklüğü ulaştıklarında gelişimleri durur. Boynuzsu tabakaya benzer bir kapsül, selim tümörleri çevreler. Çevredeki sağlam dokular yanlara doğru itilirler, ama bundan başka bir değişme görülmez. Eğer çevre dokuları genişleyecek yer bulamazsa (mesala kafatası içi) bu tümörler de öldürücü olabilirler. Yağ dokusu tümörleri (lipom), kas müköz zarından türeyip büyüyen oluşumlar (polip) ve damarlarda oluşan tümörler (anjiyom) selim tümörler sınıfına girerler.
Habis tümörleri gelişmemiş hücreler oluştururlar ve hızla çevredeki sağlam dokulara doğru yayılırlar. Habis tümörler şu vasıfları gösterirler:
- Durmadan gelişir. Komşu dokulara yayılır.
- Çevre dokuları yıkar.
- Yavru tümörler oluşturur. Lenf ve kan damarları yoluyla ikincil odaklar yaparlar. Buralarda da büyümelerini sürdürürler.
Habis tümörler yayılarak hayati önem taşıyan vücut fonksiyonlarının önlenmesine ve önemli organların yıkımına yol açarak ölüme sebep olurlar.
Epitel dokuda oluşan habis tümörler kanser adını alırlar.
Kanserin Teşekkül Sebepleri: Bu konuda söylenenlerin çoğunluğu yalnızca ihtimallerdir. Ancak bazı kanser cinslerinin, özellikle meslekle ilgili kanserlerin teşekkül sebeplerini tespit etmek mümkündür. Kati olan tek şey, kanserin oluşumunda birçok faktörün rol oynadığıdır.
KANSERİN UYARICI İŞARETLERİ
Amerikan Kanser Derneği’ne göre eğer bu yedi uyarıcı işaretlerden birine sahipseniz, hemen doktorunuza danışın.
* Büyük abdeste veya küçük abdeste çıkma alışkanlıklannda değişiklik.
* İyişlemeyen yaralar.
* Alışılmasın dışında kanama ve akıntılar.
* Göğüste veya vücudun Herhangi bir başka yerinde sertleşme veya kitle.
* Hazımsızlık veya yutma güçlüğü.
* Herhangi bir siğil veya bende belirgin bir değişme.
* Rahatsız edici öksürük veya ses kısıklığı.
Kansere sebep olabilecek çevre etkileri üç grupta toplanabilir
1. Kimyasal Faktörler: Katran, pas, zift, mineral yağlar, anilin ve türevleri, parafin, benzol ve bileşikleri sayılabilir. Büyük şehirlerde görülen çok miktardaki akciğer kanserlerinde, sigara dumanı ile alınan tütün zifti veya içinde ziftli maddeler bulunan havanın solunması sebep olarak gösterilmektedir. Hava kirliliğinin mesul etkenleri asfaltlar, kömür dumanları, egzoz gazlarıdır.
2. Fiziksel Faktörler: Görünmeyen ışınlar (röntgen ve radyum) sayılabilir.
3. Mikroorganizmalar: Virusların kanser yapabileceği iddiası ispatlanmamıştır.
    Kanser Belirtileri: Kanamalar (tükrükte, balgamda, dışkıda, idrarda ve rahimde), organizma bozukluğu (yutma güçlüğü, kusma, ishal, idrar zoru ve deri üzerindeki benlerin gelişim göstermeleri), bazı organlardaki sert oluşumlardır. Bu belirtiler ortaya çıktığında hemen bir doktora başvurmalı ve gereken kontroller yapılmalıdır. Günümüzde kesin teşhis ve tedavi imkanları oldukça arttığından, erken tanınan birçok vak’a şifa bulabilmektedir.
İsanlarda en çok görülen kanser türleri; erkeklerde akciğer, mide ve barsak, kadınlarda meme ve rahim kanserleridir. Kanser her yaşta görülebilirse de en çok 40 yaşın üzerînde rastlanmaktadır.
  Kanser Tedavisi: Habis tümörlerin ameliyatla çıkartılması ve ışınlama tedavisi bugün için uygulanan en geçerli metodlardır. Yemek borusu, mide, barsak, safra kesesi, böbrek bronşlar ve akciğer kanserlerinde ameliyat daha sık uygulanır. Buna karşılık deri, dudak, gırtlak, idrar yolları, penis, dişi üreme organlarında görülen kanserlerde ışınlama tedavisiyle müsbet neticeler sağlanmaktadır. Ancak, tümörün yayılması halinde kanserli organın mutlaka ameliyatla çıkarılması gerekir.
Kanserden korunma yolları: Kanserden korunabilmek için, şüpheli durumlarda hiç çekinmeden doktora muayene olmak ve sağlıklı bir hayat sürdürmek gereklidir. Kanser ne kadar erken teşhis edilirse, kurtulma şansı da o kadar artar.
* Meslek kanserlerini önlemek için iş sağlığına dikkat etmek şarttır.
* Suni maddelerin katıldığı konserve yiyecekler kullanılmalıdır.
* Sigara içenlerde genellikle dudak, dil, gırtlak, yemek borusu ve mide kanseri görülebilmektedir.
* Alkol ve çok sıcak yiyecek-içecekler de devamlı alındıkları takdirde, mide kanserlerinin sebebi olabilmektedir.
* Aşırı beslenmeden kaçınmalıdır. Çünkü şişmanların kansere yakalanma ihtimalleri daha fazladır.
* Yiyecekler, yararlı maddelerine zarar verilmemesi için fazla ısıltılmamalıdır.
* Pişmiş yemeklerden önce çiğ sebze veya meyve yenmelidir.
* Beyaz ekmek yerine kepeklisi tercih edilmelidir.
* Hayvanî yağlar yerine nebati yağlar yeğlenmelidir. Ayrıca yoğurt, ayran ve soya esaslı besin maddelerine önem vermelidir.
* Açık hava, güneş, su ve hareketlilik metobolizmayı olumlu yönden etkiler. Sıcak su banyoları hayat fonksiyonlarını arttırıcı bir araçtır.
* Ölçülü yapılacak egzersiz kan dolaşımım, solunumu düzenler ve metabolizmayı canlandırır.
* Hormon salgısının düzenlenmesi için sessizlik ve istirahat şarttır. Şehir yaşantısının sebep olduğu kronik yorgunluklar en önemli problemlerden biridir.
* Sağlıklı hayat için yeterli ve düzenli uyku, gezi ve gerginliklerin giderilmesi önemlidir.
* Müslüman ülkelerdeki kadınlarda rahim kanseri, diğer memleketlere göre daha az görülür. Bunun sebebi, müslüman erkeklerin sünnetli oluşudur. Yine çocuğunu emzirmeyen kadınlarda meme kanseri, emzirenlere oranla çok daha fazla görülmektedir.
* Güneş ışığına aşırı ve devamlı maruz kalma da cilt kanserinin başlıca sebebidir.

Ultrasonografi cihazının genel özellikleri ve çalışma prensibi:

Ultrason cihazı monitör, prob, anabirim olmak üzere üç ayrı bölümden meydana gelir.

Prob, incelenmek istenen bölgenin üzerine yerleştirilen alettir. Bölgenin üzerine ya da prob üzerine sürülen jel vasıtasıyla probun hem daha iyi görüntü elde etmesi hem de bölge üzerinde daha kolay gezdirilmesi sağlanır.

Problar incelenen bölgeye ultrasonik (sesötesi, yani insan kulağının duyabileceği seslerden çok daha yüksek frekanslı) ses dalgaları yollarlar. Bu ses dalgaları dokular arasından geçerek derinlere kadar ilerler. Dokunun özelliklerine göre ses dalgalarının ilerlediği derinlik farklıdır. Ses dalgası ilerleyebileceği en uç noktaya çarptığında geri döner. Bu dönüş ultrasonun anabiriminde algılanır ve buraya geri dönen ses dalgaları topluca işlenerek eşzamanlı bir görüntü ortaya çıkar, bu da monitörde izlenir. Bu görüntüye ultrason görüntüsü adı verilir.

Ultrason sabit görüntüsü printer vasıtasıyla kağıda aktarılabilir, ya da tüm eşzamanlı görüntüler bilgisayar veya video gibi kayıt sistemlerine aktarılabilir.

Ultrasonun görüntüleme yöntemleri arasında en avantajlı yönü eşzamanlı görüntü sağlayabilmesi ve iyonize edici ışınlardan yoksun olmasıdır. Ses dalgalarıyla çalıştığı için şu ana kadar canlı doku üzerine zararlı bir etkisi saptanmamıştır.

Gebeliğin incelenmesinde iki ayrı ultrason probu kullanılır. Biri karından inceleme yapılan abdominal prob, diğeri ise vajina içine yerleştirilerek inceleme yapılan vajinal probtur

Vajinal probun abdominal proba göre en önemli avantajı pelvis içinde yeralan kitleleri (over kisti, uterus myomları) ve erken dönem gebeliklerini çok daha net gösterebilmesidir. Vajinal probla inceleme için mesanenin dolu olması gerekmez, aksine iyi bir inceleme için mesanenin boş olması tercih edilir.

Vajinal prob gebelikte sıklıkla kullanılır. Erken gebelikte, mol gebeliğinde ya da dış gebelikte henüz abdominal probla saptanamayan patolojileri 10 gün kadar önce saptayabilir. Gebelik üzerine hiç bir olumsuz etkisi yoktur ve düşük nedeni değildir.

Abdominal (karından uygulanan) prob ise genellikle gebeliğin ikinci trimesterinden itibaren kullanılır.

Gebelikte yapılan ultrasonografi incelemesiyle ne gibi veriler elde edilebilir?

1. Erken gebelik döneminde yapılan ultrasonografi gebeliğin haftasını son adet tarihinden daha hassas bir şekilde belirleyebilir. 14. gebelik haftasına kadar yapılan baş-popo mesafesi (BPM) ölçümlerinin gebeliğin süresini belirlemedeki hata payı yanlızca ±3 gündür.

2. Dış gebelik, mol gebeliği, bozulmuş gebelik, bebeğin karında ölmesi gibi durumlar erken gebelik döneminde yapılan ultrasonografiyle saptanabilir.

Daha önceden uterus içinde sağlıklı bir bebeği olduğu saptanan ve kanama geçiren bir anne adayında uterusun içinin boşaldığının gözlenmesi düşük tanısını koydurur.

3. Gebelikle birlikte varolan patolojik durumlar (over kistleri ya da uterus myomları gibi) özellikle erken gebelik döneminde yapılan ultrasonografiyle kolaylıkla saptanabilir. Bu durumların gebelik üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri nedeniyle tanısı ve izlenmesi büyük önem taşır.

4. İkiz ya da diğer çoğul gebelik şekilleri erken gebelik dönemlerinden itibaren ultrasonografide rahatlıkla saptanabilir.

5. 16.-22. gebelik haftaları arasında yapılan ultrasonografide bebeğin “tepeden tırnağa” incelenmesi ve mevcut büyük anomalilerin ortaya konması mümkündür. Bunlar arasında anensefali (bebeğin beyin dokusunun olmaması) gibi yaşamla bağdaşmayan anomaliler, bebeğin ileriki yaşamını olumsuz yönde etkileyebilecek anomaliler (omfalosel ve gastroşizis gibi karın duvarı defektleri, idrar yollarındaki tıkanıklıklar, hidrosefali (beyin dokusu içinde sıvı birikmesi) saptanabilir. Yine bu dönemlerde yapılan ultrasonografide bebeğin cinsiyeti belirlenebilir.

Bu gebelik döneminden sonra da gebeliğin herhangi bir döneminde bebekte anomali saptanması mümkün olabilir.

Bebeğin amnios sıvısının az ya da çok olduğunun belirlenmesi de yine bebekte bir neden bulunamasa ve belirgin bir anomali gözlenmese de daha ayrıntılı inceleme gerektirebilir ve bebeğin doğum sonrası bazı minör anomaliler yönünden değerlendirilmesi gerektiğine işaret edebilir.

6. Gebeliğin herhangi bir döneminde saptanan bazı anomaliler bebeğe daha ileri tanı yöntemleri uygulanması için yol gösterici olabilir: bebekte ense kalınlığının arttığının saptanması, hidrosefali (beyin içinde su toplanması) saptanması, boyunda kistik kitle saptanması ve diğer bazı anomalilerde bebekte bir kromozom anomalisi varlığını ortaya koymak için amniosentez ya da kordosentez gibi ileri incelemelere başvurmak gerekebilir.

7. Bebeğin intrauterin gelişimi ultrason ile izlenebilir: İntrauterin gelişme geriliği (IUGG) tanısı konabilir, ya da tanının şüpheli olduğu durumlarda seri ultrasonlarla bebeğin gelişimi izlenebilir. İUGG tanısının konmuş olması bebeğin iyilik halinin değerlendirilmesinin gerekli olduğuna işaret eder.

Bebeğin gelişiminin gebelik haftasına göre aşırı olduğunun saptanması (iri bebek) ise anne adayında diabet olduğuna işaret edebilir ve bu konuda ayrıntılı incelemeler gerekebilir.

8. İUGG, EMR (Erken membran rüptürü), miad geçmesi, preeklampsi gibi durumlarda bebeğin amnios sıvısı volümü (ASV) bebeğin uterus içinde kalmasının mümkün olup olmadığı konusunda yol gösterici olabilir. İleri derecede ASV azalmalarında beklemek yerine bebeğin doğurtulması bebeğin hayatını kurtarabilir.

9. Fetal iyilik halinin değerlendirilmesinde amnios sıvısı volümü (ASV) hem tek başına hem de biyofizik profil incelemesinin bir parçası olarak önemli bilgiler verir.

10. İkiz ve çoğul gebeliklerde bebeğin uterus içindeki konumu (yan duruş, makat duruş gibi) bebeklerin doğum şekline karar vermede önemli bilgiler verir.

11. Klinik muayene ile bebeğin geliş şeklinin anlaşılamadığı durumlarda ultrason baş gelişi, makat gelişi ya da yan duruş hakkındaki bilgileri net olarak verir.

12. Plasentanın doğum kanalını tıkaması durumunda vajinal doğum imkansızdır. Rutin bir incelemede ya da kanama ile başvuran bir anne adayının incelemesinde plasentanın durumu gebelikte kanamanın nedeni hakkında önemli bilgiler verir.

13. Bebeğin yaşayıp yaşamadığı ultrasonografide kalp atışlarının gözlenmesiyle anlaşılabilir. Ancak bebeğin iyilik halini belirlemek için daha ileri incelemeler yapılır.

14. Son adet tarihini net olarak hatırlamayan ve/veya erken gebelik döneminde ultrasonografisi yapılmamış anne adaylarında gebelik haftası ultrason ile tahmin edilebilir. Ancak gebelik haftası ilerledikçe ultrasonun bu konuda hata yapma olasılığı da artar. Erken gebelik dönemindeki ± 3 günlük hata payı son trimesterde (son üç aylık dönemde) ±3 haftaya kadar çıkabilir!

15. Herhangi bir dönemde yapılan incelemede bebeğin tahmini kilosu belirlenebilir. Bu tahmini ölçümler özellikle klinik olarak iri bebek bulgusu olanlarda vajinal doğumun mümkün olup olmadığı konusunda yol gösterici olabilir. Miadında bir bebekte tahmini kilo belirlenmesinin ±400 grama kadar varabilen hata payı olabilir.

Üç boyutlu ultrasonografi:

Üç boyutlu ultrasonografi son yıllarda geliştirilmiş bir ultrasonografidir. Çalışma prensibi geleneksel ultrasonla aynıdır. Üç boyutlu görüntü bilgisayarın bebeğin çeşitli yönlerinden alınan görüntüleri bilgisayar programı yardımıyla üç boyuta tamamlamasından ibarettir. Bu “üç boyutlu görüntü” incelenen fetusu yanlızca tahmini olarak yansıtabilen yalancı bir görüntüdür. Bu nedenle üç boyutlu ultrasonografiler henüz yaygın olarak klinik kullanıma sokulmamışlardır.

Her 1.000 çocuktan 2 ila 7 tanesi dogum esnasında zarar görmektedir. Doğum yaralanması, bebeğin doğumu esnasında ana rahminden  dışarı çıkarken ya da alınırken meydana gelen incinme ya da travmalar olarak tanımlanmaktadır. Doğum yaralanmaları, en mükemmel doğum bakımı uygulanan durumlarda bile ortaya çıkmaktadır.
Belli koşullar doğum yaralanmaları olasılığını daha da artırmaktadır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Soğuk ısırığı vücut dokularının donmasıyla oluşan bir rahatsızlıktır. En sık donan bölgeler eller, ayaklar, kulaklar ve özellikle burun uçlarıdır. Eller ve ayaklar vücudun uç noktalarıdır ve özellikle soğuktan dolayı dolaşım kısıtlandığında bu bölgelere giden kan miktarı iyice azalır. Kulaklar ise ince oldukları için fazla bir dolaşıma sahip değildirler burun ise genelde soğuktan iyi korunmaz. Vücudun ana bölgelerindeki ısıyı korumak için diğer bölgelere olan dolaşım neredeyse durma derecesinde kısıtlanabilir. Soğuk ayrıca damarları çevreleyen ve plazmanın damarın dışına çıkmasını önleyen endothelial hücrelere de zarar verir. Plazmanın kayıbı ise kanın damarın içinde pıhtılaşmasına ve dolaşımı daha da yavaşlatmasına neden olur. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Alınan enerjinin harcanandan az olması sonucunda organizmada zayıflık denen hastalık oluşur.
Vücuttaki yağ dokuları kullanılır ve daha sonra kas dokuları kullanılarak enerji sağlanır ve alınan enerji az olduğu sürece bu böyle devam eder. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Uzun süreli alkol kullanımının belleğe zarar verdiği açıklandı

Alkol bağımlılığının, Korsakoff sendromundan ayrı olarak, belleğe zarar verdiği ortaya çıktı.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

NK Med kliniğinde, selülit ve bölgesel incelme amacıyla, etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış ve FDA onayına sahip tek cihaz olan LPG CelluM6 Keymodul ile çalışılıyor. Uygulama tamamen ağrısız olmasının yanı sıra stres azaltıcı ve rahatlatıcı nitelik taşıyor. Sistem, vakum ve iki yönlü döner rulolardan oluşan bir başlıkla yapılan masaj yardımıyla, kan ve lenf dolaşımını harekete geçiriyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Karın germe ameliyatından önce kilo vermekte fayda var

Karın germe ameliyatları ile ideal bir karın bölgesine sahip olmak mümkün. Yine de istenilen sonuca ulaşabilmek için her hastanın ameliyat öncesinde boyuna uygun kiloya düşmesinde fayda var

Estetik Bakış / DR. SERDAR EREN

Bir kişinin şişman veya zayıf olduğu sonucuna çoğu kez karın bölgesinin durumuna göre karar verilir. Kadınlar için ideal görülen, kum saati formunda gergin bir karın bölgesidir.
Hamilelik veya aşırı kilo alımı sonucunda karın bölgesindeki deri ve deri altı yağ dokularında önemli oranda bir hacim artışı olur. Sonrasında karın kaslarında gevşeme, deri elastikiyetinde azalma görülür. Kilo verme ya da hamilelik sonrasında bu dokuların miktarında önemli miktarda azalma olsa da karın derisi, deri altı yağ dokusu ve karın bölgesi kasları çoğu kez yeterince toparlanamamaktadır.

Genel olarak kadın vücutlarını androjen ve östrojen tip olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Androjen tip vücutlarda bacak ince ve selülitsizdir, popo küçük ve biraz yassıdır, kalça üzerinde yağ tabakası fazlalığı toplanmıştır ve belin aşikarlığı azalmıştır. Karın bölgesi için de göbeğin üst kısmında kubbemsi yapı gözlemlenir. Akdeniz kadını tipi dediğimiz östrojen tip vücutlarda ise dar omuz, küçük meme, ince bel, geniş kalça ve selülite eğilimli sarkmaya uygun bir doku yapısı gözlemlenir.

Karın germe ve bodylifting için ideal hasta östrojen tipi vücuta sahip olanıdır çünkü dokunun kayganlığı ve yumuşaklığı germe işlemine daha elverişlidir. Androjen tip vucutlarda şişmiş ve genişlemiş karın görünümü genellikle karın içi yağlarının fazlalığından dolayı artmış karın içi basıncının işaretidir. Böyle durumlarda ameliyattan evvel kilo verip karın içi basıncının azaltılması gerekir. Tabii ameliyattan önce herkesin boyuna uygun olan kilosuna erişmesi istenilen sonuca ulaşabilmek için önemlidir.

Bazen deri altı yağ dokusu fazla olan kişilerde karın germe ameliyatı liposuc-tion (yağ emilmesi) ile birlikte yapılmaktadır. Yağ depolanması ve deri fazlalığı sadece göbek altı bölgesindeyse ve çok da fazla değilse kısmi karın germe ameliyatı uygun olabilir. Bu durumda göbek deliği yeri değiştirilmemektedir.

Karın germe ameliyatı sırasında göbek deliği, yara veya kasık fıtığı eşzamanlı olarak onarılabilir. Veya herhangi bir ameliyat sonrasında kalan alt karın bölgesindeki ameliyat izleri de (apandisit, sezaryen, fıtık vb.) yok edilebilir.
Karın germe ameliyatından sonra hastaların tekrar hamile kalıp doğurması mümkündür. Ben de üç hastamda ameliyat sonrası doğumların karın duvarını ilk hamilelikteki gibi yıpratmadığını gözlemledim. Aşırı kilolu kişilerde ise yapılan karın germe ameliyatlarında yaranın iyileşememesi riski fazladır. Bu yüzden hastalarımı ameliyat öncesinde kilo verme konusunda ikna etmeye çalışırım.

Bu tür ameliyatlar sonucunda arzu edilen sonuç vücudun birbirine uyumu, harmonisidir. Güzel, düzgün bir karın elde edildiği halde daha evvel rahatsızlık vermeyen, karın ile beraber sarkmış olan göğüslerin ön plana çıkıp rahatsızlığa sebebiyet vermesi çok görülür. Amaç vücudun genel görünümünün birbirine uyumunu sağlamaktır.

İngiltere merkezli The Restoration of Appearance and Function Trust adlı derneğin yaptırdığı bir araştırmanın sonucu: Güneş kremini ovalayarak vücuda yaymak etkisini azaltıyor…

Araştırmada, kansere yol açan güneş ışınları ve bu ışınlara maruz bırakılan dokular incelendi. Buna göre, güneş kremini ovalayarak sürmenin yarardan çok zarar getirdiği, kremin koruma özelliğini azalttığı ortaya çıktı.
Araştırma grubunun başkanı Dr. Rachel Haywood, “Bir çok kişi, kremi vücuda yedirmeyi tercih ediyor. Bunun daha hoş göründüğü görüşündeler. Ancak bu şekilde kremin koruma özelliğini en az indiriyorsunuz” diye konuştu.
Araştırma ekibi, estetik ameliyatlardan artan derileri, laboratuvar ortamında suni güneş ışığına maruz bırakmış.
Bunun ardından, serbest radikaller diye anılan dokulara hasar veren partiküllerin seviyesi ölçülmüş. Erken yaşlanma ve kansere neden olan UVA’dan doğrudan etkileri gözlenmiş.
İşte, güneş kremi vücuda yedirildiğinde, genellikle kırışıklarda ya da ter bezlerinde birikiyor ve sıfır koruma sağlıyor.
Üstelik güneş kremi UVA’dan olmasa da cildin kızarmasına neden olan UVB’den koruma sağlıyor, bu durum cildinin yanmadığını gören insanları güneş altında daha fazla zaman geçirmeye itiyor.
Uzmanlar, güneş kreminin yeterli olmayabileceğini, güneşin en kızgın olduğu 11:00 ve 15:00 saatleri arasında mümkün olduğu ölçüde doğrudan güneşe maruz kalınmaması konusunda uyarıyor.
İngiltere’de her yıl cilt kanserinden iki binden fazla insan hayatını kaybediyor.

Kaynak: BBC