Ağız kokusu nasıl önlenir?

Posted on Mayıs 7th, 2008 in Ağıs ve Diş Sağlığı by admin

Ağız kokusu pek çok kişide sık rastlanan bir . Sağlıklı kişilerde dahi özellikle sabah uyanıldığında çirkin bir koku bulunabildiğini belirten uzmanlar, anormal ağız , olduğu problemler yanında biyolojik problemlere de olabileceğini söylüyor. Anormal ağız kişilerin yaşantılarında kendilerine güvenlerinin kaybedilmesine yol açabildiğini kaydeden Memorial Hastanesi İç Hastalıı Bm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, ağız nedenleri ve önlemenin yolları hakkında bilgi verdi. Ağız kokusunda altta yatan , çoğunlukla dil çıkıntıları arasına yerleşen oluşturduğu sülfür bileşikleridir. Kötü ağız kokulu bireylerde bu miktarlar çok yüksektir. Ağızda yerleşmiş bu bakteriler ağız oluşmasında önemli rol oynar. Özellikle dilin en arka bölgesinde yerleşen mikroplar koku yapar. Sakız etkili    En önemli ağız hijyeni olduğundan, dil sırtında yerleşik bakteriyel birikimleri ortadan kaldırmak önemlidir. Bu nedenle birikim gösteren bakterileri kazıyıcı bir alet ile dil sırtının kazınması oldukça önemlidir. Ayrıca antiseptik yeniden çoğalmalarını engelleyebilir. Sakız çiğnemek salyanın debisini ve yapışkanlığını artırarak, dil sırtına yıkama etkisi oluşturur ve bakteri çoğalmasını kısmen engeller. Çinko sülfür bileşikleri bağlar ve bu yüzden ağız kokusu tedavisinde faydalıdır. sülfür bileşiklerini bloke eden ğer bir madde sodyum bikarbonatlı ş macundur. Hasta hergün ş fırçalamaya ve bu sırada dilini de fırçalamaya ışmalıdır. Özellikle dil kökünün sert ve güzel olarak fırçalanması gerekir. Ağız kokuları üç başlıkta incelenir ve hepsinin tedavileri birbirinden farklıdır. 1. Normal ağız kokusu: Her sağlıklı birey sabah uyandığında sindirim kanalında biriken gazlar veya dil sırtında çoğalan oluşturduğu sülfür bileşikleri sebebiyle ağız kokusu duyabilir. Özellikle proteinden zengin yiyecekler (et, balık, yumurta) ağız kokusuna olmaktadır. Dil sırtını fırçalamak ve sürekli olmamak şartıyla klorheksidin veya çinko ağız ı kullanmak ve sakız çiğnemek bu durumu azaltabilir. 2. Anormal ağız kokusu: Ağız kokusu hastalar ş ağız kokusu şikâyetiyle etmeyebilir. Ağızlarındaki çirkin kokunun ya farkında değil ya da tolere etmektedirler. Bu hastaların ancak yüzde 25�i ş eder. ş hekiminin uyarısı ile tedavi edilirler. Bazı hastalarda ise kendisinin değil, ınlarının tespiti söz konusudur. Anormal ağız kokusu ağız içi veya ağız dışı kaynaklı . 3. Psikosomatik ağız kokusu: Böyle hastalarda ınma olmasına rağmen aslında gerçek bir anormal ağız kokusu yoktur.

İshal ve çocuk ölümleri!

Posted on Mayıs 1st, 2008 in Kategorilenmemiş by admin

-> çocukların yüzde 95inin 3-5 yaşları arasında bir rotavirüs ile şılaştıı, hastalıktan korunmak “rotavirüs aşısı” korunmamın mümkün olduğu . Keçiören Eğitim ve ştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıı uzmanı Doç. ınar Işık Ağras, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluk çağında sık görülen ve zamanında müdahale edilmediğinde ölümle sonuçlanabilen ciddi bir hastalık olduğunu söyledi. ve Türkiye�de çok sayıda çocuğun, ishal ırıldığını belirten Ağras, farklı mikroorganizmaların ishale yol açtığını, de ishale virüslerden biri olduğunu ve son derece yaygın görüldüğünü kaydetti. Dünya genelinde çocukların yüzde 95inin 3-5 yaşları arasında bir rotavirüs ile şılaştığını eden Ağras, “Özellikle şiddetli sıvı kayına yol açan en sık rotavirüstür” dedi. Virüs son derece bulaşıdır!“Dünya genelinde her yıl tahminen 611 bin çocuğun rotavirüs hastalığı ile yaşamını yitiriyor” diyen Ağras, “ 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yüzde 5inden, ışların ise yüzde 22-60ından sorumlu olduğunu” söyledi. son derece bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Ağras, “-fekal yol dediğimiz, dışkı ile atılan virüsün bir şekilde bulaştığı obje veya gıdaların ağızdan ınması ile bulaşır” dedi. “, bol miktarda ve sulu ishal, kusma, ateş, ın ağrısı şeklinde belirti verdiğini” anlatan Ağras, dışkı sayısının günde 20ye çıkabildiğini ve 9-10 güne uzayan bir seyir gösterdiğini belirtti. Ağras, özellikle kusma ile ağızdan sıvı ımı bozulan küçükın, çok kısa süre içerisinde ağır sıvı ı ile kötüleşebildiği uyarısında bulundu. Sıvı ı önlenmeli Tedavide kaybedilen sıvının yerine konulmasının ve sıvı ının
önlenmeye çışılmasının çok önemli olduğunu eden Ağras, şunları kaydetti: “Hastalığın seyrini tamamlayarak düzelmesi beklenir. Virüse yönelik özel bir tedavi yoktur. Bunun ağızdan sıvı alamayan çocukların ırılması gerekebilir. Seyri uzayan vakalarda, süre beslenememe, sıvı kaybetme, yatma, yeni enfeksiyonlara açık hale gelme hastaya, ailelere ve sağlık kuruluşlarına çeşitli yükleri getiren bir tabloya olur.” ishallere mikroplar olduğu temizliğe dikkat edilmesi ğini dile getiren Ağras, el yıkamaya özen gösterilmesi, temiz su tüketilmesi ve besinlerin iyice yıkanması ğini söyledi. Ağras, sık görülen, ağır sıvı ına ve destekleyici tedavi dışında tedavisi olmayan rotavirüsten korunabilmek , son zamanlarda geliştirilmiş aşının uygulanabileceğini belirtti.
Yapılan çışmalarda rotavirüs aşısı uygulanan çocuklarda rotavirüse bağlı ağır ishallerin yüzde 75-85 oranında az görüldüğünün tespit ğini eden Ağras, rotavirüs aşısının ağız yolu ile verildiğini, aşının etkili olabilmesi ve riskin en yüksek olduğu dönemde çocuğu koruyabilmesi doğumu takiben 6-14 haftalık dönemde uygulanmaya başlanması ğini kaydetti. Doç. ınar Ağras, aşılamanın, ılan aşının tipine bağlı olarak 2 veya 3 doz olarak yapıldığını söyledi.

Kıvırcık saç dert değil.

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

, canlı ve buklelere sahip zor değil. İmrenilecek bukleler ve ipuçlarına atın

Buklelerin havalı ve olabilmesi saçınızın;

- Sağlıklı olması; yeterince ş olması gerekir. Çünkü sebum saçı en uç noktasına besleyemez. Bu nedenle her yıkamadan sonra saç tipine uygun bir bakım ürünüyle saçınıza bakım yapılması gerekir. dipten uca yapılacak bu bakım sayesinde kırı da önlenebilecektir.

- Doğru kesimli olması gerekir. Saç ne kısaysa o kıvrılacaktır. Bu nedenle bukleler isteğiniz doğrultusunda bir kesim yaptırmanız da gerekir.

Kıvırcık ların beslenmesi ve yıpratıcı dış etkenlerden korunması gerekir. lar kurumuşsa canlılığını yitirir ve şekilde, kıvırcı haline dönüşür. Her ihtiyaç muhteşem ürünler çözüm sağlamaktadır:

- Nemli ortamlarda saçınız şekilde kıvrılıyor mu? Gündüz kremleri derinlemesine işleyen bir ın. Bukleleri ağırlaştıran yağlı ürünlerden kaçının.

- Kıvırcıınız mi? Ayaklanan buklelerinizi “styling” şekillendirme ürünleriyle alt edebilirsiniz.

- Kıvırcıınız hafifliklerini mi yitirmiş? Onlara hafifliklerini tekrar kazandıracak bir güç vermek nemlendirici bir ürün ın ama ağır sabitleyicilerden kaçının.

- Kıvırcıınız havalı değil mi? Defrize edici bir jel yardımıyla saçınızdaki kırıı iyice düzeltin bigosu bulunmayan fönleri hiçbir zaman kullanmayın. Bu tip fönler kıvırcıın esnekliğini yok eder.

Saçınızı duşta ıslatın, bir havluyla kurulayın, hafif bir masajla saç şekillendirme ürününü hemen uygulayın. Saçınız çok kıvırcıksa onları fırçalamayın ve sakın bigosuz bir fön kullanmayın. Saçınıza canlılık ve parlaklık kazandırmak bir da kullanabilirsiniz.
Kıvırcık lar oldukları genellikle cansız ve sönük görünür. Bu nedenle doğru hareket şampuan uygulamasından sonra yapılacak bir bakımdır. Sirkeli suyla durulama yaparak canlılığı yeniden kazandırılabilir. Bunların dışında şekillendirme ürünleri de kırıı düzelterek canlılık kazandırır.

Kıvırcıın sağlığını ve saçın tatlı parlaklığını korumak permalı lara özenli bir bakım uygulamak lazımdır. Bu durumda da saçın genel sağlığı kuruluğa şı savaşı sürdürmek ve zayıf düşen saçı kuvvetlendirmek şarttır. Bunun edilen şey haftada bir, maske uygulamak ve bir saat maskeli durduktan sonra saçı iyice durulamaktır.

Kaynak:www.e-kolay.net/kadin

Selülitle baş etmenin yolları

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

Yaz mevsimi yaklaştıkça üstümüzdeki ağırlıktan kurtulmak bir çaba harcıyoruz. Sadece palto ve kazakları değil, ve kalçalarda oluşan selülitlerimizi de gardıroba kaldırabilsek ne güzel olurdu, değil mi? Bunu yapamayacağımıza göre selülitle baş etmenin yollarını öğrenmeye ne dersiniz?

TAYLAN KÜMELİ / Bir kibrit kutusu lezzet

Özellikle kadınlarda görülen ve deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımını bozmasıyla oluşan selülit, deride çöküntülerle ve portakal kabuğu görünümüyle kendini gösteriyor. Selülit çok ergenlik, hamilelik ve menopoz hormonların çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkıyor olmasına rağmen, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltımda yaşadığı sorunlar, doğum kontrol ı, ınan hormon ı, dengesiz ve , aşırı hareketsizlik, stres, ve
de selülit oluşumunda etken faktörlerdir.
Sıklıkla bölgesel selülit, kilolu, zayıf, balık etli, , kısa her yaştaki erişkin kadında görülebiliyor. Selülit nadiren erkeklerde de oluşuyor, ancak kadınlarda sorun olması, östrojen hormon düzeyinin onlarda olmasıyla ilgili. Selülitin tek östrojen değil; başka tetikleyiciler de var. damarların en düşmanı. Güçlü bir damar daraltıcı özelliğe sahip , cildin yeterince beslenmesini engelleyerek selülite oluyor. Hareketsiz yaşam biçimi, sürekli üstüne atarak oturmak, çok dar pantolon ve diz altı çorap giymek de dolaşım sistemini ve lenf sisteminin çışmasını engelleyerek selülite yol açabiliyor. Bunlar, kişinin yaşam tarzı ve ışkanlıına bağlı etkenler. Ancak selülitin, kan dolaşımındaki bozukluklar, ailesel yatkınlı ve hormonal etkenler elimizde olmayan nedenleri de var. ve yaşam biçimi sağlıklı bir şekle dönüştürüldüğünde, azaltacak yoğun tedavilere genellikle gerek kalmıyor.
önlemek ilk ınacak önlem, sigarayı bırakmak. spor yapmak yalnızca genel vücut sağlığı değil, önlemek de çok önemli. Günde 30-60 dakika yapılan yürüyüş, bisiklete binmek veya merdiven inip çıkmak kan dolaşımını düzenleyerek selülit oluşumunu engelliyor. Yalnızca kilo vererek selülitten kurtulmak mümkün değil. ışkanlığını değiştirip, bilinçli beslenmeye geçmek önemli. ne tek yönlü olursa, selülit de o çabuk oluşuyor. Özellikle fast food ve hazır yemekler ı kötü yönde etkiliyor. Hayvansal yağlar, şeker ve tuz da oldukça zararlı. Bunlar yağ hücrelerini şişiriyor, dokularda su birikmesine yol açıyor ve vücudun atıklardan temizlenmesini önlüyor. Günlük programında tuz, şeker ve yağdan fakir, sebze ve meyvelerden zengin bir diyet kan dolaşımını artırıp bağırsakların çışmasını sağlıyor. A ve C vitamini ımını artırmanın azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle, mutlaka günlük meyve tüketimine özen göstermek gerekiyor. Bol lifli gıdalar ve çinko ımı da engelliyor. Selülit önlemekte bol su içmek de önemli. Su, idrar oluşumunu artırarak vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlıyor.

ınacak önlemler

  • Günde en 2,5 litre su içilmeli.
  • Rafine şekerlerden uzak durulmalı ve günlük tuz azaltılmalı.
  • Yemeklerde ılan yağ ı azaltılmalı.
  • , , koyu çay-kahve ve gazlı içeçek minimuma indirilmeli.
  • Yemekleri pişirirken kızartma yerine haşlama ya da buğulama yöntemi tercih edilmeli.
  • Mümkün olduğunca mevsiminde ürünler tüketmeye özen göstermeli, dondurulmuş ve konserve ürünlerden kaçınılmalı.
  • Metabolizmanın çışması öğün atlamamaya özen gösterilmeli.
  • Çok sık kilo ıp vermekten kaçınılmalı.
  • Günlük ınan posa ı artırılmalı, posanın en iyi kaynakları sebze, meyve ve kurubaklagiller mutlaka sisteminin içerisinde yer almalı.

    Kafeine duyarlılık kişiden kişiye değişir

    Kafein merkezi sinir sistemini uyaran bir tür maddedir. Kana mideden ışır.
    15 dakika sonra etkileri hissedilir hale gelir. Kahve, çay, kola, çikolata, bazı uyarıcı , bazı ağrı kesiciler ve çeşitli reçeteli ilaçlarda bulunmaktadır. Kafeinin kısa dönemde yaygın olarak hissedilen etkileri, vücudun enerji seviyesinin artması, uyanık ve dinç olma durumu, keyif ve rahatlık hislerinde artıştır. Bu madde bazı ağrı kesiciler ve migren ı ile birleştiğinde ise ın tepki süresini ve etki alanlarını artırır. İlaç ımı sırasında kafein ım ına çok dikkat edilmelidir. Bu maddeyi ğer besin maddelerive içeceklerde bulunan kafein miktarları iyi hesaplanmalı hatta bir uzmana danışılmalıdır.
    Kafeine şı duyarlılık; tüketim sıklığı, olarak ınan , vücut
    ağırlığı ve fiziksel koşullar pek çok etmene bağlıdır. Kişisel duyarlılığın yanı sıra hamileler, çocuklar ve yaşlılar tüketilen kafeinin kısıtlanmasının ği grup içersindedir. Kafeinin normal ı kişiye göre değişir. Pek çok çışmada, yetişkinler güvenli olarak tüketilebilecek kafein ı günde
    300 mg. (yaklaşık üç-dört fincan kahve ya da beş-altı bardak çay) olarak belirlenmiştir.
    olarak ılan kafeinin kesilmesiyle kişide ortaya çıkabilecek belirtiler şunlardır: Baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk veya uykulu olma hali, konsantrasyon eksikliği, işte şılaşılan zorluklar (motivasyon ve dikkat eksikliği, düşük performans), huzursuzluk (mutsuzluk, can sıkıntısı, huysuzluk, diken üstünde olma), depresyon (üzüntü, halsizlik, endişe, isteksizlik, küskünlük), sinirlilik, mide bulantısı, kusma, eklem ağrıları.

    Su ına dikkat!

    Özellikle yaz sıcaklarının yoğunlaştığı bugünlerde vücudumuzdan su ı artıyor. İnsan bedeninin yüzde 60-70′i sudur ve bu suyun üçte ikisi hücreler içinde, geri kalanı arası sıvıda ve kanda bulunur. Su yaşamımız çok önemlidir. Bir insan yemek yemeden dört hafta yaşayabilirken, su içmeden yaşayabilme süresi ise sadece üç-dört gündür. Eğer vücutta az su bulunursa, kanın yoğunlaşmasına yol açıyor ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına oluyor. Eğer aşırı miktarda su içilirse, bu da vücut olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü bu durumda böbrekler aşırı çışıyor ve sık sık tuvalete çıkılmasına oluyor, bunun sonucunda da vücudumuzdan kalsiyum minerali atılıyor. Vücudunuzun su ımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idrara dikkat etmektir. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru şıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su ınmadığı anlamına gelir.
    Suyun vücudumuza faydaları: Besinlerin sindirimi, emilimi ve metabolizma oluşan artık ürünlerin atılması gereklidir. Hücre ve kas ını güçlendirir, cildi gerginleştirir, parlaklık kazandırır, vücudun ısı ve tuz dengesini sağlar.

  • Güneş kremini ovalayarak sürmeyin!

    Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

    İngiltere merkezli The Restoration of Appearance and Function adlı derneğin yaptırdığı bir ştırmanın : Güneş ovalayarak azaltıyor…

    ştırmada, yol açan güneş ışınları ve bu ışınlara maruz bırakılan . Buna göre, güneş ovalayarak sürmenin yarardan çok zarar getirdiği, kremin özelliğini azalttığı ortaya çıktı.
    ştırma grubunun başkanı Dr. Rachel Haywood, “Bir çok kişi, yedirmeyi tercih ediyor. Bunun hoş göründüğü görüşündeler. Ancak bu şekilde kremin özelliğini en az indiriyorsunuz” diye konuştu.
    ştırma ekibi, estetik ameliyatlardan artan derileri, laboratuvar ortamında suni güneş ışığına maruz bırakmış.
    Bunun ardından, serbest radikaller diye anılan dokulara hasar veren partiküllerin seviyesi ölçülmüş. Erken yaşlanma ve UVA’dan doğrudan etkileri gözlenmiş.
    İşte, güneş yedirildiğinde, genellikle kırışıklarda ya da ter bezlerinde birikiyor ve sıfır sağlıyor.
    Üstelik güneş UVA’dan olmasa da cildin kızarmasına UVB’den sağlıyor, bu cildinin yanmadığını gören insanları güneş altında zaman geçirmeye itiyor.
    Uzmanlar, güneş kreminin yeterli olmayabileceğini, in en kızgın olduğu 11:00 ve 15:00 saatleri arasında mümkün olduğu ölçüde doğrudan e maruz kalınmaması konusunda uyarıyor.
    İngiltere’de her yıl cilt kanserinden iki binden insan hayatını kaybediyor.

    Kaynak: BBC