İshal ve çocuk ölümleri!
->Tüm dünyada çocukların yüzde 95inin 3-5 yaşları arasında bir kereden fazla rotavirüs ile karşılaştıkları, hastalıktan korunmak için “rotavirüs aşısı” korunmamın mümkün olduğu ifade edildi. Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Pınar Işık Ağras, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ishalin çocukluk çağında sık görülen ve zamanında müdahale edilmediğinde ölümle sonuçlanabilen ciddi bir hastalık olduğunu söyledi. Dünyada ve Türkiye�de çok sayıda çocuğun, ishal nedeni hastaneye yatırıldığını belirten Ağras, farklı mikroorganizmaların ishale yol açtığını, rotavirüsün de ishale neden olan virüslerden biri olduğunu ve son derece yaygın görüldüğünü kaydetti. Dünya genelinde çocukların yüzde 95inin 3-5 yaşları arasında bir kereden fazla rotavirüs ile karşılaştığını ifade eden Ağras, “Özellikle şiddetli sıvı kayına yol açan ishalin en sık nedeni rotavirüstür” dedi. Virüs son derece bulaşıdır!“Dünya genelinde her yıl tahminen 611 bin çocuğun rotavirüs hastalığı nedeni ile yaşamını yitiriyor” diyen Ağras, “rotavirüsün 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yüzde 5inden, hastaneye yatışların ise yüzde 22-60ından sorumlu olduğunu” söyledi. Rotavirüsün son derece bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Ağras, “Oral-fekal yol dediğimiz, dışkı ile atılan virüsün bir şekilde bulaştığı obje veya gıdaların ağızdan alınması ile bulaşır” dedi. “Rotavirüsün, bol miktarda ve sulu ishal, kusma, ateş, karın ağrısı şeklinde belirti verdiğini” anlatan Ağras, dışkı sayısının günde 20ye kadar çıkabildiğini ve 9-10 güne kadar uzayan bir seyir gösterdiğini belirtti. Ağras, özellikle kusma nedeni ile ağızdan sıvı alımı bozulan küçükçocukların, çok kısa süre içerisinde ağır sıvı kaybı nedeni ile kötüleşebildiği uyarısında bulundu. Sıvı kaybı önlenmeli Tedavide kaybedilen sıvının yerine konulmasının ve sıvı kaybının
önlenmeye çalışılmasının çok önemli olduğunu ifade eden Ağras, şunları kaydetti: “Hastalığın seyrini tamamlayarak düzelmesi beklenir. Virüse yönelik özel bir tedavi yoktur. Bunun için ağızdan sıvı alamayan çocukların hastaneye yatırılması gerekebilir. Seyri uzayan vakalarda, uzun süre beslenememe, sıvı kaybetme, hastaneye yatma, yeni enfeksiyonlara açık hale gelme gibi hastaya, ailelere ve sağlık kuruluşlarına çeşitli yükleri getiren bir tabloya neden olur.” Tüm ishallere mikroplar neden olduğu için temizliğe dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Ağras, el yıkamaya özen gösterilmesi, temiz su tüketilmesi ve besinlerin iyice yıkanması gerektiğini söyledi. Ağras, sık görülen, ağır sıvı kaybına neden olan ve destekleyici tedavi dışında tedavisi olmayan rotavirüsten korunabilmek için, son zamanlarda geliştirilmiş olan aşının uygulanabileceğini belirtti.
Yapılan çalışmalarda rotavirüs aşısı uygulanan çocuklarda rotavirüse bağlı ağır ishallerin yüzde 75-85 oranında daha az görüldüğünün tespit edildiğini ifade eden Ağras, rotavirüs aşısının ağız yolu ile verildiğini, aşının etkili olabilmesi ve riskin en yüksek olduğu dönemde çocuğu koruyabilmesi için doğumu takiben 6-14 haftalık dönemde uygulanmaya başlanması gerektiğini kaydetti. Doç. Dr. Pınar Ağras, aşılamanın, kullanılan aşının tipine bağlı olarak 2 veya 3 doz olarak yapıldığını söyledi.
Kıvırcık saç dert değil.
Esnek, canlı ve dolgun buklelere sahip olmak zor değil. İmrenilecek bukleler için tavsiye ve ipuçlarına göz atın
Buklelerin havalı ve esnek olabilmesi için saçınızın;
- Sağlıklı olması; yani yeterince beslenmiş olması gerekir. Çünkü sebum uzun saçı en uç noktasına kadar besleyemez. Bu nedenle her yıkamadan sonra saç tipine uygun bir bakım ürünüyle saçınıza bakım yapılması gerekir. Saça dipten uca kadar yapılacak bu bakım sayesinde kırıklar da önlenebilecektir.
- Doğru kesimli olması gerekir. Saç ne kadar kısaysa o kadar fazla kıvrılacaktır. Bu nedenle bukleler için isteğiniz doğrultusunda bir kesim yaptırmanız da gerekir.
Kıvırcık saçların beslenmesi ve yıpratıcı dış etkenlerden korunması gerekir. Saçlar kurumuşsa canlılığını yitirir ve istenmeyen şekilde, düzensiz kıvırcıklar haline dönüşür. Her ihtiyaç için muhteşem ürünler çözüm sağlamaktadır:
- Nemli ortamlarda saçınız istenmeyen şekilde kıvrılıyor mu? Gündüz kremleri gibi derinlemesine işleyen bir serum kullanın. Bukleleri ağırlaştıran yağlı ürünlerden kaçının.
- Kıvırcıklarınız düzensiz mi? Ayaklanan buklelerinizi “styling” yani şekillendirme ürünleriyle alt edebilirsiniz.
- Kıvırcıklarınız hafifliklerini mi yitirmiş? Onlara hafifliklerini tekrar kazandıracak bir güç vermek için nemlendirici bir ürün kullanın ama fazla ağır sabitleyicilerden kaçının.
- Kıvırcıklarınız havalı değil mi? Defrize edici bir jel yardımıyla saçınızdaki kırıkları iyice düzeltin bigosu bulunmayan fönleri hiçbir zaman kullanmayın. Bu tip fönler kıvırcıkların tüm esnekliğini yok eder.
Saçınızı duşta ıslatın, bir havluyla kurulayın, hafif bir masajla saç şekillendirme ürününü hemen uygulayın. Saçınız çok kıvırcıksa onları fırçalamayın ve sakın bigosuz bir fön kullanmayın. Saçınıza canlılık ve parlaklık kazandırmak için bir serum da kullanabilirsiniz.
Kıvırcık saçlar kuru oldukları için genellikle cansız ve sönük görünür. Bu nedenle doğru hareket şampuan uygulamasından sonra yapılacak bir bakımdır. Sirkeli suyla durulama yaparak saça canlılığı yeniden kazandırılabilir. Bunların dışında şekillendirme ürünleri de kırıkları düzelterek saça canlılık kazandırır.
Kıvırcıkların sağlığını ve saçın tatlı parlaklığını korumak için permalı saçlara daha özenli bir bakım uygulamak lazımdır. Bu durumda da saçın genel sağlığı için kuruluğa karşı savaşı sürdürmek ve zayıf düşen saçı kuvvetlendirmek şarttır. Bunun için tavsiye edilen şey haftada bir, kuru saça maske uygulamak ve bir saat maskeli durduktan sonra saçı iyice durulamaktır.
Kaynak:www.e-kolay.net/kadin
Selülitle baş etmenin yolları
Yaz mevsimi yaklaştıkça üstümüzdeki ağırlıktan kurtulmak için büyük bir çaba harcıyoruz. Sadece palto ve kazakları değil, bacak ve kalçalarda oluşan selülitlerimizi de gardıroba kaldırabilsek ne güzel olurdu, değil mi? Bunu yapamayacağımıza göre selülitle baş etmenin yollarını öğrenmeye ne dersiniz?
TAYLAN KÜMELİ / Bir kibrit kutusu lezzet
Özellikle kadınlarda görülen ve deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımını bozmasıyla oluşan selülit, deride çöküntülerle ve portakal kabuğu görünümüyle kendini gösteriyor. Selülit daha çok ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi hormonların daha çok değişime uğradığı dönemlerde ortaya çıkıyor olmasına rağmen, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi, sindirim ve boşaltımda yaşadığı sorunlar, doğum kontrol hapları, alınan hormon ilaçları, dengesiz ve düzensiz beslenme, aşırı hareketsizlik, stres, sigara ve
alkol tüketimi de selülit oluşumunda etken faktörlerdir.
Sıklıkla bölgesel olan selülit, kilolu, zayıf, balık etli, uzun, kısa her yaştaki erişkin kadında görülebiliyor. Selülit nadiren erkeklerde de oluşuyor, ancak kadınlarda daha büyük sorun olması, östrojen hormon düzeyinin onlarda daha fazla olmasıyla ilgili. Selülitin tek nedeni östrojen değil; başka tetikleyiciler de var. Sigara damarların en büyük düşmanı. Güçlü bir damar daraltıcı özelliğe sahip olan sigara, cildin yeterince beslenmesini engelleyerek selülite neden oluyor. Hareketsiz yaşam biçimi, sürekli bacak bacak üstüne atarak oturmak, çok dar pantolon ve diz altı çorap giymek de dolaşım sistemini ve lenf sisteminin düzenli çalışmasını engelleyerek selülite yol açabiliyor. Bunlar, kişinin yaşam tarzı ve alışkanlıklarına bağlı etkenler. Ancak selülitin, kan dolaşımındaki bozukluklar, ailesel yatkınlıklar ve hormonal etkenler gibi elimizde olmayan nedenleri de var. Beslenme ve yaşam biçimi sağlıklı bir şekle dönüştürüldüğünde, selüliti azaltacak yoğun tedavilere genellikle gerek kalmıyor.
Selüliti önlemek için ilk alınacak önlem, sigarayı bırakmak. Düzenli spor yapmak yalnızca genel vücut sağlığı için değil, selüliti önlemek için de çok önemli. Günde 30-60 dakika yapılan yürüyüş, bisiklete binmek veya merdiven inip çıkmak kan dolaşımını düzenleyerek selülit oluşumunu engelliyor. Yalnızca kilo vererek selülitten kurtulmak mümkün değil. Beslenme alışkanlığını değiştirip, bilinçli beslenmeye geçmek önemli. Beslenme ne kadar tek yönlü olursa, selülit de o kadar çabuk oluşuyor. Özellikle fast food ve hazır yemekler dokuları kötü yönde etkiliyor. Hayvansal yağlar, fazla şeker ve tuz da oldukça zararlı. Bunlar yağ hücrelerini şişiriyor, dokularda su birikmesine yol açıyor ve vücudun atıklardan temizlenmesini önlüyor. Günlük beslenme programında tuz, şeker ve yağdan fakir, sebze ve meyvelerden zengin bir diyet kan dolaşımını artırıp bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor. A ve C vitamini alımını artırmanın selüliti azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle, mutlaka günlük meyve tüketimine özen göstermek gerekiyor. Bol lifli gıdalar ve çinko alımı da selüliti engelliyor. Selülit önlemekte bol su içmek de önemli. Su, idrar oluşumunu artırarak vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlıyor.
Alınacak önlemler
|
Kafeine duyarlılık kişiden kişiye değişir Kafein merkezi sinir sistemini uyaran bir tür maddedir. Kana mideden karışır. Su kaybına dikkat! Özellikle yaz sıcaklarının yoğunlaştığı bugünlerde vücudumuzdan su kaybı artıyor. İnsan bedeninin yüzde 60-70′i sudur ve bu suyun üçte ikisi hücreler içinde, geri kalanı dokular arası sıvıda ve kanda bulunur. Su yaşamımız için çok önemlidir. Bir insan yemek yemeden dört hafta yaşayabilirken, su içmeden yaşayabilme süresi ise sadece üç-dört gündür. Eğer vücutta az su bulunursa, kanın yoğunlaşmasına yol açıyor ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden oluyor. Eğer aşırı miktarda su içilirse, bu da vücut için olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü bu durumda böbrekler aşırı çalışıyor ve sık sık tuvalete çıkılmasına neden oluyor, bunun sonucunda da vücudumuzdan kalsiyum minerali atılıyor. Vücudunuzun su alımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu, idrara dikkat etmektir. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su alınmadığı anlamına gelir. |
Güneş kremini ovalayarak sürmeyin!
İngiltere merkezli The Restoration of Appearance and Function Trust adlı derneğin yaptırdığı bir araştırmanın sonucu: Güneş kremini ovalayarak vücuda yaymak etkisini azaltıyor…
Araştırmada, kansere yol açan güneş ışınları ve bu ışınlara maruz bırakılan dokular incelendi. Buna göre, güneş kremini ovalayarak sürmenin yarardan çok zarar getirdiği, kremin koruma özelliğini azalttığı ortaya çıktı.
Araştırma grubunun başkanı Dr. Rachel Haywood, “Bir çok kişi, kremi vücuda yedirmeyi tercih ediyor. Bunun daha hoş göründüğü görüşündeler. Ancak bu şekilde kremin koruma özelliğini en az indiriyorsunuz” diye konuştu.
Araştırma ekibi, estetik ameliyatlardan artan derileri, laboratuvar ortamında suni güneş ışığına maruz bırakmış.
Bunun ardından, serbest radikaller diye anılan dokulara hasar veren partiküllerin seviyesi ölçülmüş. Erken yaşlanma ve kansere neden olan UVA’dan doğrudan etkileri gözlenmiş.
İşte, güneş kremi vücuda yedirildiğinde, genellikle kırışıklarda ya da ter bezlerinde birikiyor ve sıfır koruma sağlıyor.
Üstelik güneş kremi UVA’dan olmasa da cildin kızarmasına neden olan UVB’den koruma sağlıyor, bu durum cildinin yanmadığını gören insanları güneş altında daha fazla zaman geçirmeye itiyor.
Uzmanlar, güneş kreminin yeterli olmayabileceğini, güneşin en kızgın olduğu 11:00 ve 15:00 saatleri arasında mümkün olduğu ölçüde doğrudan güneşe maruz kalınmaması konusunda uyarıyor.
İngiltere’de her yıl cilt kanserinden iki binden fazla insan hayatını kaybediyor.
Kaynak: BBC