ANAPOLON
Tablet

A. İbrahim

Etken Madde(ler):
Oksimetolon 50 mg

Piyasa Şekilleri:
20 tabletlik ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz eşit bölümlere ayrılmış 2-5 mg/kg’dır. Tedavi süresi ilk uygulamada 6 ay ve sonraki uygulamalarda 3 aydır.

Endikasyonları:
Anabolik ve androjenik etkilidir. Aplastik ve hipoplastik anemi, konjenital ve kazanılmış aplastik anemi, eritrosit hipoplazisi ve diğer anemilerde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Testis ve prostat karsinomu, gebelik, hepatik bozukluk, kalp yetmezliği, göğüs karsinomu, nefrozis, nefrozisin nefrotik evresi ve etken maddeye duyarlılıkta kontrendikedir. Sarılık ve hepatotoksik etki görülmesi halinde tedavi bırakılmalıdır.

Yan Etkileri:
Glukoz tolerans testini etkileyebilir. Sarılık, karaciğer bozukluğu, virilizasyon, hepatosellüler karsinom, kramp, bulantı, diyare ve kusma gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Antikoagülanlarla birlikte ve laktasyon döneminde kullanılmamalıdır.

Pelvik muayene şöyledir: Doktor ilk önce karnın alt kısmına bakarak burada olan ameliyat izlerini not eder. Daha sonra her iki elini kasık bölgelerine yerleştirerek burada lenf bezi büyümesi olup olmadığını araştırır. Dış genital sistemi (vulva) gözle inceler ve varsa patolojileri saptar. Daha sonra labium majusleri her iki elle aralayarak yukarıdan aşağı klitoris, üretra ağzı, himen ve artıklarınında varolan patolojileri ve varsa doğum esnasında oluşan hasarları not eder. Daha sonra hasta bakire değilse vajinal spekulum denen alet (metal ya da plastik olabilir) dikkatlice vajinaya yerleştirilir. Bu esnada doktor vajinayı tümüyle inceleme imkanı elde eder. Varolan akıntının niteliği not edilir. Daha sonra spekulum biraz daha derine itilerek serviks gözlenir. Serviksteki erozyon (”yara”), doğuma bağlı yırtık, varsa enfeksiyon belirtileri not edilir. Bu esnada papsmear fırçası serviks içine yerleştirilerek birkaç kez döndürülür. Böylece serviks içi ile serviks vajina birleşim yeri arasından hücre numunesi toplanır. Fırça dışarı çıkarılarak özel bir cam üzerine yayılır ve hemen özel bir sprey sıkılarak işleme tabi tutulur. Daha sonra spekulum bulunduğu yerden yavaşça çıkarılır. Çıkarma esnasında sistosel veya rektosel gibi doğumlara bağlı olarak gelişmiş sarkmalar varsa not edilir.

Pelvik muayenenin sonraki aşaması elle yapılan muayenedir. Doktor bir elinin işaret ve orta parmağını vajinaya yerleştirir, diğer elini de karın alt kısmına bastırır. Bu incelemede ilk önce iki el arasında kalan uterusun büyüklüğü, kıvamı, varolan uterusa ait kitleler ve uterusun pozisyonu (öne dönük, ters) notedilir. Doktor bu aşamada serviksi ileri geri ve yanlara doğru hareket ettirir ve hastanın yüzünde bir ağrı işareti olup olmadığını kontrol eder (Bu esnada ağrı duyulması enfeksiyon ya da dış gebelik habercisi olabilir). Daha sonra doktor sol elini mesane üzerine yerleştirerek bastırma esnasında ağrı olup olmadığını kontrol eder (ağrı olması sistit belirtisi olabilir). Takiben doktor sağ elini ilk önce vajinanın yan duvarına doğru getirerek sağ yumurtalık ve çevresindeki yumuşak dokular hakkında bilgi edinir. Burada muayene esnasında bölgede kitle olup olmadığı kontrol edilir. Bölgede bastırmakla aşırı ağrı olması enfeksiyon habercisi olabilir. Aynı işlem sol yumurtalık bölgesinde de tekrarlanır ve pelvik muayene tamamlanmış olur.

Pelvik muayene esnasında eğer kanama yoksa papsmear rutin olarak, hiç bir patoloji saptanmasa bile alınır. Muayene esnasında gerekli bazı durumlarda vajinal kültür için numune de alınabilir.

Daha sonra ultrasonografik incelemeye geçilir. Ultrasonografik inceleme doktor tercihine göre rutin olarak her hastaya uygulanır ya da muayene esnasında patolojik bulgular saptanması durumunda bir ileri inceleme yöntemi olarak uygulanır. Bakire olmayanlarda vajinal ultrason abdominal (karından) yapılan ultrasona göre çok daha net bilgiler verir.

Ultrasonografik incelemenin amacı muayene esnasında elde edilemeyen bazı ek bilgileri sağlamaktır. Bunlar arasında en önemlisi endometriumun (rahim iç tabakası) normalden fazla kalınlaşması ve overlerde ele gelmeyen kistik durumlardır (Polikistik over sendromu).

Ultrasonun en önemli avantajı ise muayene esnasında ortaya çıkarılan patolojik durumların derecesinin anlaşılmasıdır. Uterusta kitle (myom) varsa bunun uterusun hangi bölgesinde yer aldığı, büyüklüğü ve iç yapısı hakkında bilgi edinilir. Over kisti varlığında ise ultrasonda bu kistin ovulasyondan (yumurtlama) arta kalan bir kist olup olmadığı anlaşılır. Kistin iç yapısı gözlenerek bu kistin over kanseri niteliği taşıyıp taşımadığı araştırılır. Bazen de bu over kisti sanılan kitlenin genital bir abse ya da tüplerin içinde oluşan sıvı birikimi olduğu yönünde izlenimler edinilebilir.

Ultrasonun diğer bir avantajı da pelvis boşluğunda ele gelmeyen sıvı birikimlerini saptayabilmesidir. Bu bölgede sıvı birikimi genellikle özel bir anlam taşımamakla beraber muayene esnasında şüphelenilen bir ön tanı için ek bir bilgi sağlayabilir (dış gebelikte karın içinde kan toplanması, ya da over kisti yırtılması sonucu kistin sıvısının karıniçine boşalması gibi).

Bakirelerde muayene: Spekulum muayenesine kadarki aşamalar aynıdır. Spekulum muayenesi aşaması atlanır. Rektal (makattan) bimanuel (çift elle) muayene amacıyla sağ işaret parmağı vazelinle kayganlaştırıldıktan sonra rektuma yerleştirilir ve sol el de karın alt kısmına yerleştirilir. Vajinal bimanuel muayenedeki bilgilerin tümü bu muayenede elde edilir. Bu muayene hafif rahatsızlık verici olmasına karşın çok önemli bilgiler vermesi nedeniyle mutlaka yapılır. Ultrason bu incelemenin yerini her zaman tutamaz.

Daha sonra ultrason incelemesi amacıyla hastaya su içirilir. İdrar yapma hissi uyandığında abdominal (karından) ultrason yapılır. Abdominal ultrason vajinal yoldan yapılan ultrason kadar net bilgiler vermemekle beraber kist, myom veya diğer kitlelerin ortaya çıkarılmasında oldukça önemlidir.

Tanım ve Etki Mekanizması

İçerdiği yüksek doz östrojen ve progesteron hormonunun etkisiyle ovulasyon (yumurtlama) sürecinin geçici olarak durdurulması için kullanılan haplardır.

Koruyuculuk Oranı ve Koruma Süresi

Düzenli olarak kullanıldıklarında doğum kontrol haplarının koruyuculuk oranları çok yüksektir ve gebelik çok nadiren oluşur. Koruyuculuk, bir kutu tam olarak kullanılacağı varsayılırsa ilaç alındığı günden itibaren başlar ve kutunun bitiminde yeni kutuya başlanmazsa biter.

Uygulanması

Jinekolojik muayene sonrasında doğum kontrol hapı kullanılmasında sakınca görülmeyenler uygulamaya başlayabilir.

İlk kez başlayacak olanların ilk hapı adet başlangıcının tercihen birinci günü, en geç beşinci günü almaları gerekir. Hergün belli bir saatte bir tablet tok karnına alınır. İçinde bulunan 21 tabletin bitiminden sonra bir hafta ilaç alınmaz. Bu bir haftalık dönemde adet görülür.

Bazı doğum kontrol hapları günlük tablet alma alışkanlığını bozmamak için 28 tablet içerirler. Bu tabletlerin 21 tanesi diğerleri gibi olup 7 tanesinin içinde genellikle demir vardır. Bu tip haplarda 21 gün sonra 1 hafta farklı renkli bu demir hapları yutulur ve bu bir hafta içerisinde adet görülür. Daha sonra diğer bir kutuya başlanır ve uygulama bu şekilde korunma istendiği sürece devam ettirilir.

Doğum kontrol hapları düşük ve kürtajdan hemen sonra başlanabilir.

Anne sütünü bozabileceklerinden emzirme döneminde uygulanmaları uygun değildir. Emzirmeyi düşünmeyenlerde ise doğumdan 6 hafta sonra başlanabilir. Daha önce başlandığında damarsal problemler oluşabileceğinden lohusalık döneminde kullanılmamalıdır.

Kimlerde Uygulanması Sakıncalıdır

Gebelik şüphesi bulunanlarda, nedeni henüz belirlenmemiş adet dışı kanaması olanlarda, tromboflebit (damar iltihabı) geçiren ya da tromboflebit öyküsü olanlarda, beyin damarlarında tıkanıklık olan ya da öyküsü olanlarda, vücudun diğer organlarında damar tıkanıklığına yol açan bir durumun varlığında ya da önceden böyle bir rahatsızlık geçirmiş olanlarda, 35 yaş ve üzeri olan ve sigara içen kadınlarda, yetmezlikle seyreden kronik karaciğer hastalığı olanlarda, ilaç içindeki etken maddelere karşı allerjisi olanlarda kesinlikle kullanılmaz.

Migren öyküsü, çeşitli kalp hastalıkları, nedeni bilinmeyen başağrıları, hipertansiyon, diabet gibi hastalığı olanlarda ise ileri incelemeler yapıldıktan sonra doktor kontrolü altında kullanılabilir.

Avantajları ve gebelikten koruma dışındaki yararları:

İlaçların düzenli alınması koşuluyla çok güvenli bir korunma yöntemidir.

Daha önce doğum yapmamış, yeni evli olan ve korunma isteyen, belli bir süre çocuk istemeyen kadın için en uygun seçenektir.

Gebelikten koruma dışında çok sayıda yararları vardır: Adet kanamasının miktarını azaltarak gereksiz kan kaybını önlerler.

Adet sancısı, doğum kontrol hapı kullananlarda daha az sıklıkla görülür. Adetin düzenli olmasını sağlarlar.

Uzun süreli kullanan kadınlarda endometrium (rahim iç tabakası) kanseri ve over (yumurtalık) kanseri çok daha az sıklıkla görülür. Over kistleri ve memenin selim tabiyatlı hastalıkları daha az görülür.

Dezavantajları

Her gün bir tablet alınmak zorunda kalınması bazı kadınlar için sıkıcı olabilir. Meme kanserini artırıp artırmadıkları konusunda halen çelişkili sonuçlar mevcuttur. Ancak uzun süreli kullanan kadınlarda muhtemelen meme kanserini artırmamaktadırlar.

Riskleri

Doğum kontrol hapları damar sistemi üzerinde çok önemli etkiler yaptıklarından bu sistemin herhangi bir bölümünde tıkanıklığa yol açabilirler. Bu durum teorik olarak her zaman olabilir, ancak günümüzde kullanılan düşük doz ilaçlar sayesinde ender görülür hale gelmiştir.

Yan etkiler

En sık görülen yan etkisi hafif bulantıdır. Bu durumda bulantı giderici ilaç kullanılabilir. İlk üç ayda siklusun başlangıcında ara kanama yapabilir. Bu geçici bir durumdur ve ilacın koruyuculuğunu azaltmaz. Üçüncü aydan sonra da bu durum devam ederse ilacı değiştirmek gerekebilir. Başağrısı yapabilir ve bu ağrı genellikle ağrı kesicilere cevap verir.

Uyarılar

Jinekolojik muayene olmadan kullanılmamalıdır.

İlaç alma unutulursa ertesi günü iki adet birden alınmalıdır. İlaç üç günden daha fazla unutulursa kalan tabletler yine düzenli olarak alınmaya devam edilir ancak o siklusta prezervatif gibi ek bir korunma yöntemi uygulanır.

Ağrı kesicilere cevap vermeyen başağrısı, görme bozukluğu, göğüs ağrısı, bacaklarda şişme ve ağrı, karın ağrısı gibi durumlarda ilaç alımı kesilip doktora müracat edilmelidir.

Doğum Kontrol Hapı Kullanımında Oluşan Özel Durumlar

Gebelik oluşması:

Düzenli olarak doğum kontrol hapı kullanılması durumunda pratik olarak gebelik imkansızdır. Ancak ilaç alımının unutulması, ilacın son kullanma tarihinin geçmiş olması ya da bilinmeyen bazı nedenlerle gebelik oluşabilir.

Gebelik oluştuktan sonra anne adayı doğum yapmaya karar verirse bebeğin gelişimi dikkatlice izlenmelidir. Doğum kontrol hapı kullanılması esnasında oluşan gebeliklerden doğan bebeklerde ciddi anomalilerin ortaya çıkma olasılığı ilacı kullanmamış olanlara göre çok yüksek değildir. Ancak bu tür olguların bildirildiği bilimsel yayınların sayısı bı konuda bir sonuca varmak için yeterli değildir.

Arakanamaların uzun süre devam etmesi:

Hapların kullanılması esnasında siklusun ilk haftasında lekelenme tarzında ara kanamaları sık görülür. Bu durum kadının bünyesi ilaca uyum sağladıktan sonra genellikle en fazla üç ay içinde kaybolur. Üç aydan daha uzun süren kanamalarda kadının yaşı 35 yaşın altındaysa ilaç değiştirilerek yöntem uygulanmasına devam edilebilir. Ancak 35 yaş ve üstü olan kadınlarda ilaç kullanımına son verilmesi ve buna rağmen kanamaların devam etmesi durumunda endometrial biopsi yapılması gerekir.

İlaç kullanımına son verilmesine rağmen adet görülememesi:

Bazı durumlarda ilaç kullanımının kesilmesine rağmen düzenli adetler geri dönmeyebilir. Bu durum ilk üç ayda sıklıkla ortadan kalkar. Ancak bir yıla kadar adet görülmeyen durumlar olabilir. Doğum kontrol haplarının kadın üreme sisteminde kalıcı bir hasar bırakmaları söz konusu olmadığından adet görememe durumunda uygun tedaviyle ya da kendiliğinden düzenli adetler tekrar oluşur.

Tanım

Polietilen (plastik) yapıya sahip, rahim içine sığacak büyüklükte tasarlanmış T şeklinde aletlerdir. Plastik elemanın etrafına bakır tel sarılıdır. Bazı spirallerde ise bakır yerine progesteron hormonu eklenmiştir. Ayrıca plastik elemanın alt ucunda monofilaman (tek lifli) yapıda iki adet iplik bulunur.

Etki Mekanizması

RİA rahim içine yerleştirildiği andan itibaren burada yabancı bir madde olarak algılanır ve bölgede iltihabi bir reaksiyon oluşturur. Bu iltihabi reaksiyon rahim içine ulaşan spermlerin yok edilmesini sağlar ve gebelik önlenir.

Koruyuculuk Oranı ve Koruma Süresi

RİA’lar takılır takılmaz korumaya başlar ve çıkarıldıkları andan itibaren koruyuculukları biter. RİA’ların 8-10 yıl koruyuculuğu vardır ve bu içerdikleri bakır ya da progesteronun tükenmesiyle ilgilidir.

Ancak yine de koruyuculuğu garanti altına almak için spirallerin 5 yılda bir değiştirilmesi uygundur.

Koruyuculuk oranı oldukça yüksektir ve kullanan 100 kadından bir yılda ancak ikisi gebe kalır.

Uygulanması

İlk doktor görüşmesinde dikkatli bir anamnez ve pelvik muayene yapılır, papsmear alınır. Spiral kullanılmasına engel teşkil edilecek bir durum yoksa ve papsmear de normalse spiral takılacak gün belirlenir.

Spiral kolay olması açısından adet kanamasının ilk günlerinde rahimiçine takılır. Genellikle ağrı vermeyen bir işlemdir. Çok ağrı duyulursa doktor işlemden önce bölgeye az miktarda anestezik madde enjekte edebilir.

Spiral düşükten, kürtajdan, ya da doğumdan hemen sonra uygulanabileceği gibi, sezeryan esnasında da uygulanabilir.

Kimlerde Uygulanması Sakıncalıdır

RİA takılı olan bayanlarda genital bölgede enfeksiyon görülme olasılığı yükselir. Bu yüzden enfeksiyon geçirme riski yüksek olan durumlarda spiral takılmaz. Diğer sakıncalı durumlar gebelik şüphesi, geçirilmekte olan veya geçirilmiş olan pelvik enfeksiyonlar, son üç ayda geçirilmiş lohusalık enfeksiyonu ya da septik düşükler, geçirilmiş dış gebelik, çok sayıda cinsel eşe sahip olunması, AIDS, uyuşturucu kullanımı ve kortizon tedavisi gibi vücut direncini düşüren durumlardır. Endokardit (Kalp iç tabakası iltihabı) riski olan hastalara da RİA takılmaz.

Papsmear’da görülen anormallikler, vajina veya servikste saptanan enfeksiyonlar ya da anormal kanamaların tanısı konulduktan sonra tedavi edilir ve iyileştiklerinden emin olunduktan sonra spiral takılır.

Avantajları ve gebelikten koruma dışındaki yararları

RİA’lar uygun koşullarda takıldıklarında ucuz ve oldukça etkili korunma araçlarıdır. Gebelikten korumaları dışında ek bir avantaj sağlamazlar. Ancak progesteron içeren spiraller kanama miktarını azaltır ve bu özelliklerinden faydalanmak amacıyla da uygulanırlar.

Dezavantajları ve riskleri

En büyük dezavantajları genital enfeksiyonlara giriş kapısı açmalarıdır. Ancak dikkatli değerlendirme sonucunda uygun kişilere takılan spiraller enfeksiyona nadiren neden olurlar.

RİA takılması esnasında uterus delinmesi, RİA’nın uterus haricinde bir yere yerleştirilmesi, serviks zedelenmesi riski, vazovagal reaksiyon (işlem esnasında bayılma) gibi riskler her zaman mevcuttur. Uzun dönemde ise RİA’lar kendiliğinden uterus dışında başka bir yere göçedebilir ya da ciddi enfeksiyonlara neden olduklarında kısırlık, genital bölgede abse ya da ciddi sistemik enfeksiyonlara neden olabilirler. Ancak dikkatli uygulamalarda ve kadının tehlike belirtilerinde hemen doktora başvurması durumunda bunlar nadiren görülür.

Yanetkiler

Bakırlı RİA’lar hemen tüm kadınlarda kanama miktarını artırırlar. Adet döneminin daha ağrılı geçmesine neden olabilirler. Bu her iki durum da sık görülür ve ağrı kesici ve antienflamatuar özelliğe sahip ilaçlarla giderilebilir. Bu ilaçlar kullanılmasına rağmen şikayetlerde azalma olmaması doktor kontrolü gerektirir. Lekelenme, aşırı adet kanaması ve aşırı kramp tarzında ağrılarda ise kendi kendine tedaviye geçmeden doktora başvurmak gerekir.

Uyarılar

RİA uygulandıktan bir ay sonra doktorunuz sizi kontrole çağıracaktır. RİA’nın uygun yerleştirildiğinden ve enfeksiyona neden olmadığından emin olmak için bu kontrol muayenesi çok önemlidir. Bu kontrol muayenesinden sonra birer yıllık aralıklarla mutlaka kontrol muayenelerine gidin. Beş yıl sonunda spiral aynı kontrol seansında çıkarılıp bir yenisiyle değiştirilebilir. RİA iplerini kendiniz de ayda bir işaret ve orta parmaklarınızı vajinanın derinlerine sokarak kontrol edebilirsiniz.

Şu durumlarda mutlaka kontrol gününü beklemeden doktora başvurun:

Adet gecikmesi, lekelenme veya anormal kanama, karın ağrısı, cinsel ilişkide ağrı, eşinizde ciddi bir genital enfeksiyonun varlığı, anormal akıntı, titreme ve ateşle beraber şiddetli kasık ağrısı, kendi muayenenizde ipliklerin bulunamaması, uzaması ya da kısalması.

RİA kullanımında oluşan özel durumlar

Gebelik:

Muayenede rahimiçi gebelik saptanırsa ve gebeliği devam ettirmek isterseniz spiral ciddi enfeksiyon riskine karşı mutlaka çıkarılmalıdır. Dış gebelik saptanırsa da ona göre bir yaklaşım biçimi seçilir.

Anormal kanama:

Adet dışı kanama olması spiralin çıkartılmasını gerektiren bir durumdur. Spiral çıkartılmasına ve uygun tedavi verilmesine rağmen arakanamasının devam etmesi endometrium biyopsisi gerektirebilir.

Enfeksiyon:

Tüm önlemlere karşın üst genital sistemde (serviks, endometrium, tubalar ve overler) enfeksiyon ortaya çıkabilir. Belirtileri anormal kanama, akıntı, kasık-belağrısı şeklinde ortaya çıkar. Daha ileri durumlarda ateş, halsizlik, yaygın eklem ağrıları, ishal gibi sistemik belirtiler ortaya çıkabilir. Nadir durumlarda ise spiral genital bir abse gelişimine neden olabilir.

Doktor muayenesinde enfeksiyon şiddeti hafifse spiral çıkarılmadan uygun tedavi verilir ve tedavi bitiminde yapılan kontrolde enfeksiyon bitmişse spiral yerinde bırakılır. Enfeksiyon ağırsa hastaneye yatırılarak tedavi etmek gerekebilir. Bu durumda uygun antibiyotik tedavisi başladıktan hemen sonra spiral çıkarılır ve belirtiler iyice gerileyene kadar hastanede yatış devam eder. Yoğun antibiyotik tedavisine cevap vermeyen abse durumunda ise cerrahi müdahale gerekebilir.

RİA’nın uterus dışına çıkması:

RİA takılma esnasında ya da takıldıktan belli bir süre sonra uterus boşluğu dışında bir yere çıkabilir. Uterus dışına genellikle kısmen çıkan RİA karın boşluğunda uterusla sıkı komşulukta olan organlar olan rektum (kalın barsağın son kısmı) ve mesaneye yaklaşır. Böyle bir durum hiçbir belirti vermeyebilir, ya da sizin kendi kontrolünüz esnasında iplerin ele gelmemesiyle doktora gittiğinizde saptanabilir. Bazen de spiral olmasına rağmen gebe kalan kadınlarda bu duruma rastlanır. Yapılan ultrasonda spiralin uterus boşluğunda olmaması ve çekilen alt batın filminde spiralin görülmesiyle tanı konur. Yapılacak işlem genellikle laparoskopik yöntemle spiralin bulunduğu yerden çekip çıkarılmasından ibarettir.

Spiralin düşmesi:

Spiral uygun koşullarda takılmadığında genellikle takılmasından sonraki ilk günlerde düşer. Enfeksiyon, gebelik gibi durumlar neticesinde de spiral düşebilir. Bu durum kadın tarafından çoğu zaman farkedilir. Böyle bir durumda doktora başvurulmalı ve düşme nedeni ortaya çıkarılarak geçici olarak ek bir korunma yöntemine başlanılmalıdır.

Gebeliğin özellikle erken dönemlerinde başağrılarına sık rastlanır. Bu ağrıların bir kısmı için sinüzit ya da refraksiyon kusurları (görme bozuklukları) gibi bir neden bulunabilse de çoğunda neden araştırması sonuçsuz kalır. Bu başağrılarının tedavisinde parasetamol içerikli ilaçlar doktor önerisiyle kullanıldığında genelde etkili olur. Erken dönemde ortaya çıkan bu başağrılarının önemli bir kısmı gebeliğin ikinci yarısından itibaren hafifler veya kaybolur.

Başağrıları hakkında genel bilgiler

Kronik başağrılarının en sık rastlanan nedenleri migren, gerginlik başağrısı ve depresyondur. Bu gebelik döneminde de değişmez.

Gerginlik başağrıları kronik seyirli (uzun zamandan beri varolan), gün boyu devam eden ve akşamları artan başağrılarıdır. Ağrılar sıklıkla ensede veya kafanın arkasında hissedilir.

Depresyona bağlı başağrıları ise en sık sabah görülür ve beraberinde depresyonun diğer belirtileri de vardır.

Migren tipi başağrılarının özellikleri aşağıdadır.
Başağrılarının değerlendirmesinde ve özellikle de basit ağrı kesicilere cevap vermeyen, beraberinde uyuşukluk, şiddetli nörolojik belirtiler (vücudun bir bölgesinde geçici felç) görülen, gece uykudan uyandıran, aniden ortaya çıkan başağrılarında mutlaka nörolojik muayene gerekir. Beyin tümörleri, beyne ait diğer hastalıklar çok ender olarak görülse de bu muayene özellikle yukarıdaki belirtileri olanlarda ihmal edilmemelidir. Nörolog yaptığı sorgulama ve muayene sonucunda EEG (elektroensefalografi) ve/veya kranyal (kafa) MR gibi bir ileri inceleme isteyebilir. Gerekli durumlarda KBB, göz ve diş hekimi konsultasyonu da nedenin aydınlatılması için faydalı olabilir.

Gebelik ve migren

Migren tipi başağrıları genellikle periyodik olarak ortaya çıkan, başın bir yarısında hissedilen, “zonklayıcı” niteliklere sahip ve beraberinde bulantı ve kusma da olabilen ağrılardır.

Migren tipi ağrılar genellikle çocukluk ya da gençlik çağında ortaya çıkar ve yaş ilerledikçe hafifleme eğilimi gösterir. Bazı kadınlarda migren ilk kez gebelikte de ortaya çıkabilir. Kadınların yaklaşık %15′inde erkeklerin ise yaklaşık %5′inde hafif ya da ağır migren tipi başağrılarına rastlanır.

Kadınlarda migren genellikle adet öncesi ve adetli dönemlerde daha sık ortaya çıkar ve bu kadınlarda yüksek östrojen içerikli doğum kontrol hapları hastalığı şiddetlendirebilir.

Migren tipi ağrılar ortaya çıkmadan önce bazı prodromal (hastalık öncesi) belirtilere neden olurlar. Nörolojik kaynaklı olan bu belirtiler muhtemelen damarların bölgesel olarak daralmasıyla ortaya çıkar ve damarların genişlemesiyle de başağrısı başlar.

Klasik migrende bu öncü belirtiler daha çok görme alanında kör noktalar oluşması, çınlama, fotofobi (ışığa aşırı duyarlılık), sersemlik gibi nörolojik belirtilerdir. Daha ileri şekillerinde migren öncesi yüzde uyuşukluk ve bazı kas gruplarında geçici felçler de görülebilmektedir.

Migren bazen bu öncü belirtiler olmadan başlar ve bulantı kusmaya da neden olur.

Gebelikte migren nasıl tedavi edilir?

Gebelikte özellikle birinci trimesterden sonra (ilk üç aydan sonra) kadınların %60-70′inde migren belirtilerinde iyileşme gözlenir. Bazı durumlarda ise tam tersi olabilir.

Gebelikte migren tedavisinde ilk basamak tedavi parasetamol içerikli ağrı kesicilerdir ve belirtilerin ortaya çıktığı ilk anda kullanıldığında genellikle bu tedavi başarılı olur.

Migren için özellikle hazırlanmış ergotamin içerikli ilaçlar öncü belirtilerde kullanıldığında ağrıların ortaya çıkmasını başarılı bir şekilde engelleyebilirler. Ancak bu ilaçların mekanizması damarların genişlemesini önlemek olduğundan ve uterusu kasıcı özelliklri olduğundan gebelikte çok gerekli olmadıkça tercih edilmezler.

Parasetamol tedavisi başarılı olmadığında ağrı kesici olarak kodein içerikli ilaçlar , bulantı giderici özelliği olan ilaçlarla birlikte doktor önerisiyle kullanılabilirler.

Gebelikte çok sık migren atağı geçiren anne adaylarında ise sürekli tedavi gerekebilir ve bunun için yine doktor önerisiyle propranolol veya nifedipin içerikli ilaçlar kullanılabilir. Beraberinde depresyon belirtileri de gözlendiğinde antidepresan ilaçların da tedaviye eklenmesi başarı şansını artırır.

Ultrasonografik incelemede 14. gebelik haftasından itibaren, kişiden kişiye, ultrasonun kalitesine göre ve ultrasonu uygulayan operatörün tecrübesine göre bebeğin cinsiyeti belirlenebilir. Ancak bu belirleme yönteminin az da olsa bir hata payı olabileceği gözardı edilmemelidir.

Bunun dışında herhangi bir nedenle amniyosentez, kordosentez ya da koryonvillüs biyopsisi gibi invaziv bir yöntem gerekli olduğunda fetusun kromozom haritası oluşturularak ve cinsiyet kesin olarak belirlenebilir (XY= erkek bebek; XX=kız bebek)

Normal gebelik süresi 40 haftadır. Bu da 280 güne ya da 9 ay 10 güne tekabül eder. Gebelik süresi gebe kalınan günden değil, son görülen adetin ilk gününden itibaren hesaplanır. Zira son adetin ilk günü döllenecek olan yumurtanın olgunlaşmaya başladığı gündür ve bu yumurtanın “yaşı” gebeliğin yaşı olarak kabul edilir.

Gebelikte kanama her zaman anormal bir durumdur ve mutlaka doktora müracat edilmesini gerektirir. Kanama gebelikle ilgili olabileceği gibi doğum kanalında bulunan yapılarla da ilgili olabileceğinden doktorunuz size jinekolojik muayene önerebilir. Gebeliğin en erken döneminde rahimin içinde yerleşen gebelik ürünü az miktarda bir kanamaya neden olabilir ve buna implantasyon (yerleşme) kanaması adı verilir. Gelip geçici bir durumdur. Gebelik ilerledikçe bebeğin düşme tehlikesinin veya düşmekte olabileceğinin habercisi olabilen kanama, özellikle 20. gebelik haftasından sonra bebeğin plasentasıyla ilgili bir probleme bağlı olarak kanamaya neden olur. Plasentanın doğum kanalına yakın olması veya tam kanalın üzerinde olması şiddeti değişen bir kanamaya neden olabileceği gibi, plasentanın erken ayrılması da kanama yapabilmektedir.

Gebelikte çatlak oluşumu ailevi özelliklere ve kişinin kendi özelliklerine bağlı olarak kişiden kişiye çok değişkendir. Bazı anne adaylarında hiç bir çatlak oluşmazken bazılarında gebeliğin erken dönemlerinden itibaren yaygın çatlaklar oluşabilir. Genetik olarak çatlak oluşumuna eğiliminiz yüksek olsa da bu çatlaklıkları olabilenin en azına indirmek için sizin yapabileceğiniz bazı şeyler var. Öncelikle dengeli beslenmeliniz. Sebze, meyve ve proteinden zengin gıdalarda bulunan yapıtaşları ve başta C ve E vitamini olmak üzere çeşitli vitaminler cildin esnekliğini korumasına önemli katkılarda bulunur. Piyasada reçetesiz satılan ve doktorunuzun da onayladığı çeşitli “çatlak önleyici kremler” de faydalı olabilir. Bunları karnınıza, göğüslerinize ve kalçalarınıza düzenli olarak uygulamalısınız. Bu ilaçların karın çatlaklarının oluşumunu önlemesi garanti olmamakla beraber, cildin kurumasını önleyerek ve ciltteki kollajen liflerinin elastikiyetini koruyarak çatlakların olabilecek en düşük seviyede oluşmasına önemli katkıları vardır.

Karnınızda oluşan çatlakların rengi gebelik esnasında oldukça koyuyken, gebelikten sonra genellikle renkleri açılır ve gümüş bir görünüm alırlar. Işıkta belirgin olarak görünürlerken, ışık olmayan bir ortamda neredeyse görünmez hale gelirler. Bebek sahibi olmak elbette vücudunuzda bazı kalıcı değişiklikler bırakacaktır. Çatlaklar da bu değişikliklerden, anne olmanın göstergelerinden biridir. Bu değişiklikleri kabullenmelisiniz.

İlk gebeliğini yaşayan bir anne adayı genellikle 18. haftadan itibaren bebek hareketlerini belirgin bir şekilde hissetmeye başlar. Daha önceden tecrübesi olan anne adayları ise 16. gebelik haftasından itibaren bebek hareketlerini hissedebilmektedir.

SAYFA 1 12345»
Sağlık Estetik