Transplantasyon sonrası böbrek fonksiyonlarının hemen yerine gelmesi nedeniyle tüm fizik ve psikolojik bozukluklar düzelir. Ancak, takılan böbreğin vücutca reddi (Rejeksiyon) gibi ciddi bir sorunu da vardır. Böbrek Nakli; DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Alzheimer Hastalığına Genel Bakış
Alzheimer hastalığı sadece tanının konduğu hastaların değil aynı zamanda onların yakınları olan kişilerin de yaşamlarını derinden etkileyen bir hastalıktır. Tedavisi olmayan ve sürekli ilerleyen bir bunama hali olarak Alzheimer hastalığı, giderek artan bellek kaybı, muhakeme güçlüğü, iletişim bozuklukları, kişisel ve davranışsal değişikliklerle günlük yaşamı daha da karmaşık hale getirir.

ABD’de yaklaşık 4,5 milyon kişi Alzheimer hastasıdır. İlerlemiş yaş Alzheimer için bir risk faktörüdür, bu nedenle bu rakam yaşam beklentisi arttıkça ve ABD’deki yaşlı nüfus çoğaldıkça dramatik biçimde artacaktır. 2050 yılına kadar 11 ila 16 milyon kişinin Alzheimer hastası olacağı düşünülmektedir. Alzheimer tanısı konmuş kişilerin pek çoğu tanıdan itibaren 8-20 yıl kadar yaşayabilirler.

Alzheimer için herhangi bir tedavi olmamasına rağmen bu hastalığa yakalanan kişilerin yakınları hem bakım, destek prensiplerini hem de farklı tedavi seçeneklerini anlayarak hastalarının yaşam kalitesini artırabilirler. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Erkeklerin çoğu, sevişme sırasında, daha eşleri doyuma ulaşmadan, hatta yeterince heyecanlanmadan, kendilerinin hızla orgazm oldukları durumları yaşamışlardır. Sevişmenin daha başlangıcında meydana gelen böyle bir erkek orgazmına, erken boşalma denir. Erkeklerin cinsel sorunları arasında en yaygın olanı budur. Bazılarında boşalma, penis daha dölyoluna girmeden bile olabilir. Çoğundaysa, bir iki sürtünmenin ardından hemen orgazm gelir. Teknik anlamda, cinsel birleşme gerçekleşmiştir. Eğer erkeğin orgazmı, penis vajinanın içindeyken olmuşsa, erken boşalmaya rağmen kadın gebe kalacaktır.
Cinsel eylemin hangi aşamasında olursa olsun, boşalma erkeğe belli bir haz verir, zevkli bir gevşeme, rahatlama sağlar. Ama sevişme, heyecanlanma ve cinsel gerilim süresi ne kadar uzunsa, boşalma ve rahatlamayla gelen haz da o kadar büyük olur. Dolayısıyla, erken boşalmanın getireceği fiziksel ve duyusal haz, uzun süreli bir sevişmenin ardından gene orgazmın vereceği hazdan daha az olacaktır. Bunun da ötesinde, birşeyin daha başlamadan bitmesi anlamına gelen böyle bir durum, boşalmadan duyulan hazza mutlaka yetersizlik, başarısızlık ve kaygı duyguları karıştıracaktır. Eşini doyuramamış olmak da erkeğin bu başarısızlık ve kaygı duygularını şiddetlendirecektir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Erken boşalma her ne kadar bir cinsel problem veya yetersizlik gibi görülse de bir problem olmayıp bir cinsel uyumsuzluktur

Cinsel ilişkide en önemli şey uyumdur. Bu yüzden de gerçek anlamda ortada bir erken boşalma sorunu olmayıp erkeğin kadının orgazmından önce veya ona ruhen yetecek kadar beraber olamadan boşalması bir cinsel uyumsuzluk ortaya çıkaracaktır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin sorunlar, dinlendirici olmayan uyku, insomnia (uykusuzluk) karşılığı kabul edilmektedir. Gündüzleri yorgunluk hissi, duygu alanında değişmeler (huzursuzluk, hırçınlık gibi), verimlilikte azalma, hatta düşünsel işlevlerde bozulma tabloya eşlik edebilmektedir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Burun kanaması KBB alanındaki en çok görülen şikayetlerden biridir. Hemen herkes hayatında bir kezde olsa burun kanaması geçirmiştir. Genellikle basit nedenlere bağlı ve kolayca durdurulan bir durum olmasına rağmen bazen sebebi çok ciddi olup hayatı tehdit eden şiddette kanamalar olabilir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Bir beyin tümörü beyinde anormal hücrelerin büyümesi ya da kütleleşmesidir.

Beyindeki tümörler tipik bir şekilde birincil ya da ikincil olarak sınıflandırılırlar. Birincil beyin tümörleri beyinde oluşmaya başlar ve kanser olmayan (iyi huylu) ya da kanserli (kötü huylu) olabilirler. İkincil beyin tümörleri ise başka bir yerde başlamış ve beyne de sıçramış olan (metastaz yapmış) kanserin sonucudur. Birincil beyin tümörlerine ikincil beyin tümörlerinden daha az rastlanır.

İyi huylu beyin tümörleri genellikle yavaş gelişen, alınması kolay (bulundukları yere bağlı olarak), ve kötü huylu beyin tümörlerine oranla tekrar etmeleri olasılığı daha az olan tümörlerdir. İyi huylu beyin tümörleri çoğunlukla etraflarındaki normal hücrelere ya da yakınlarında bulunan başka yapılara yayılmazlar, ancak yine de beyninizin hassas olan bölgelerine baskıda bulunabilirler.

Kötü huylu beyin tümörleri yakınındaki beyin dokusunu sıkıştırarak ya da tahrip ederek hızla büyüyebilirler. Öte yandan, vücudunuzun başka yerlerindeki kanserlerin aksine, birincil kötü huylu beyin tümörleri beyninizden ender olarak yayılır.

Beyin tümörleri çoğu zaman doktorların tedavi etmesi açısından zorluk yaratır. Ancak beyin tümörlerinin birçok türü bir veya daha fazla yöntem ile başarılı bir biçimde tedavi edilebilir. Buna ek olarak, teknoloji de doktorların tümörleri kesin bir biçimde hedef almasını sağlamaktadır.

Beyin Tümörü Türleri

Genel olarak ikiye ayırabileceğimiz beyin tümörleri iyi huylu ve kötü huylu beyin tümörleri olarak adlandırılırlar.

1- iyi huylu tümörler: Beyin dokusundan kolaylıkla ayrılabilir ve tamamına yakını çıkartılabilir. Bu nedenle operasyon sonrası sonuçları iyidir. Ancak tümör her ne kadar iyi huylu da olsa beyinde bulunduğu bölge hayati önem taşıyan bir bölge ise ameliyat sonrası sonuçlar maalesef yüz güldürücü olmayabilir. Yavaş üreme hızına sahip olmalarına rağmen öldürücü olmasalar dahi vücutta kalıcı harabiyete ve işlev bozukluklarına sebep olabilirler.

2- Kötü huylu tümörler: Çok hızlı üreyen, çamur kıvamında ve operasyonla alınması oldukça zor olan tümörlerdir. Opere edilseler dahi belli bir süreçten sonra tekrar nüksederek beyne baskı yapmaya devam ederler. Ameliyat sonrası 5 yıl yaşama şansı veren tümörler olduğu gibi 5-6 ayda da hastanın ölümüne sebep olacak türleri mevcuttur.

Beyin Tümörü Tedavisi

Beyin tümörlerinin tedavisi cerrahidir fakat bazı durumlarda cerrahi tedavi uygulamak mümkün olmayabilir. Eğer tümör beynin hayati bir bölgesine yerleştiyse bu bölgede operasyon yapmak hayati tehlike yaratacağından tümör olduğu yerde bırakılır, kemoterapi ve radyoterapi ile sorun halledilmeye çalışılsa da klasik tedavilerle beyin tümörlerinde yaşam şansı çok fazla değildir. Yapılan tedaviler yaşam kalitesini kısmen artırmaya ve ömrü bir müddet daha uzatmaya yöneliktir.

Beyin Tümörü Bitkisel Tedavisi

Yukarıdaki bilimsel açıklamalardan da anlaşılacağı üzere ölümcül bir hastalık olan beyin kanseri ile ilgilenen tek bilim dalı klasik tıp değildir. Alternatif tıp dünyasında da bir çok araştırmaya konu olan beyin kanserinin medikal anlamda klasik tıptan çok daha başarılı tedavileri herbalizm alanında keşfedilmiştir.

Epilepsi bir kişinin tekrar tekrar epileptik nöbetler geçirmesi ile niteli bir klinik durum yada sendromdur. Epileptik nöbet beyinde zaman zaman ortaya çıkan anormal elektriksel boşalımların sonucu olarak görülen geçici nörolojik disfonksiyon dönemidir. Bir çeşidi dışında (status epileptikus) nöbetler kısa sürelidirve genellikle saniyeler veya dakikalarca sürer. Konvilziyon terimi nöbet sırasında şiddetli kasılmalar olduğunu anlatmak için kullanılır. Fakat kasılmaların eşlik etmediği bir çok nöbet çeşidi de vardır. Epileptik nöbetlerde bilinç değişikliği olabilir veya olmayabilir. Yani kişi sonradan geçirdiği nöbeti hatırlayabilir veya hatırlamaz.

Genel nüfusun yaklaşık %2-5’inin ömürleri boyunca en az bir epileptik nöbet geçirdiği bilinmektedir. Ancak 1000 kişiden 4-12’si kronik veya aktif epilepsisi olduğu ileri sürülür. Nöbetlerin durma şansı epilepsinin erken evrelerinde daha yüksektir. Tam bir iyileşmeden sonra tekrarlama riski azdır. Uzun süredir devam eden epileptik nöbetlerde iyileşme olasılığı daha azdır. Epilepsinin yarıya yakını ilk 4-5 yaş içinde başlamaktadır.

Epilepsi nedenlerine gelince üç ana başlıkta incelemek mümkün;

1- Kalıtımsal etmenler: Kendiliğinden ortaya çıkan epilepsileri altında genelde kalıtımsal etmenler ortaya çıkmaktadır. Çocukluk çağında ortaya çıkan epilepsilerde genetik açıdan kromozonlarda değişiklik olduğu kanıtlanmıştır. Epileptiklerin ailelerinde epilepsi veya epileptik nöbet öyküsüne sıkça rastlanır.

2- Beyin patolojileri: Doğum travması, beyin içi kanama, beynin oksijensiz kalması, beyinin infeksiyonları, metabolik bozukluklar yeni doğanda epileptik nöbetlere neden olabilir. Kafa travması, beyin damarları hastalıkları, beyin içinde oluşan kitleler v.b. erişkinlerde epileptik nöbetlere neden olabilir.

3- Sistemik patolojik süreçler: Sistemik hastalıklar metabolik ve toksik etmenler epileptik nöbetlere neden olabilir, fakat oluşan nöbetler neden olan etmen ortadan kaldığında kendiliğinden durur. Fakat bu etmenlar beyinde kalıcı hasara yol açarsa nöbetler temen ortadan kalkmasına rağmen devam eder. Bazı ilaçlarında duyarlı kişilerde epileptik nöbetlere yol açtığı bilinmektedir.

Epileptik nöbetler yapılan tetkikler sonucu beynin kaynaklandığı bölgesi dikkate alınarak parsiyel ve jeneralize diye ikiye ayrılır. Bazı nöbetler bebeklik döneminde oluştundan bunlar sınıflandırılamaz.

A-Parsiyel Epileptik Nöbetler:
Basit Parsiyel Nöbetler:
Bu nöbetlerde hasta nöbet geçirirken tek bir bulgusu vardır vücudun belirli bir bölgesini tutar. Örneğin bir ayakta yada kolda kasılmalar nitelikli epilepsi türüne basit parsiyel motor nöbetler denir. Bu türde nöbet başladığı yerde kalabildiği gibi belirli bir düzene göre ilerleyerek vücudun yarısını tutabilir. Örneğin elde başlayan konvülziyonlar sırasıyla ön kola, üst kola, yüze ve dile, sonrada alt ekstremitelere yayılabilir. Eğer vücudun diğer yarısına geçerse bilinç bozulabilir. Nöbet durduktan sonra kasılmaların geliştiği tarafta kuvvetsizlik olabilir. Bunun dışında basit duyusal nöbetler gelişebilir bu türde bir ekstremitede, genellikle elde ve parmaklarda uyuşma-karıncalanma, yanma ve nadiren ağrı gibi kısa süren belirtiler oluşabilir. Bu belirtiler lokal olabileceği gibi vücudun bir yarısını sarabilir. Deri yüzeyinde renk değişiklikleri (kızarma-solma), sesler duyulması, kan basıncı değişiklikleri, sadece bilinç bulanıklığının eşlik ettiği bir çok çeşit parsiyel epileptik nöbetler oluşabilir.

Kompleks Parsiyel Nöbetler:
yukarıda sözü edilen nöbetlere bilinç bozukluğu eşlik ettiğinde kompleks parsiyel nöbetler teriminin kullanılması önerilir. Duyusal nöbetlerde parsiyel epileptik nöbetlerden farklı olarak hissedilenler basit ışık çakması veya şekilsiz bir görüntü yerine hastanın geçmiş yaşamından bir sahne, görüntüleri, sesleri, kokuları, lezzetleri, duygularıyla tekrar yaşanır. Fakat hastalar hissettiklerin şeylerin gerçekle bağdaşmadığının bilincindedirler.

 

B-Jeneralize Epileptik Nöbetler:

Jeneralize epileptik nöbetleri birkaç başlık altında toplamak mümkün. Petit mal dediğimiz ve ani bilinç kaybı ile birlikte konuşma yürüme, yeme gibi motor aktivitelerin kesilmesiyle niteli şekli en sık görülenidir. Nöbet sırasında vücut pozisyonu korunur ve hasta yere düşmez, gözler bakakalmış gibidir, iletişim kuramaz ve hasta etrafının farkında değildir. Ani iletişim bozukluğu, tek bir kasta veya kas grubunda ani, kısa süreli kasılmalar v.b. şekillerde ortaya çıkabilir. Hastada bilinç kaybı oluşur.

Epilepsinin acil müdahale gerektiren epileptik nöbetlerin aralarında normal dönem olmadan, ardarda birbirlerini izlemesi şeklinde ortaya çıkabilir. Normal koşullarda epilepsi tanımına uygun olarak, ilk epileptik nöbeti izleyen bir yıl içinde en az bir nöbet daha geçiren hastalara antiepileptik tedavi başlanır. Kullanılacak ilaç nöbet tipine göre seçilir. Tedavide bazen tek ilaç kullanımı yeterli gelmediğinde çoklu ilaç kullanımı uygulanabilir. Tedavide ilacın kullanımından çok bu ilacın kan seviyesi tedavide önemlidir. Bazı ilaçların yeterli kan seviyesine ulaşması 14-30 gün alabilir. Tedavide asıl amaç nöbetlerin durdurulmasıdır ve verilen ilaç tedavisi ile yüksek oranda nöbetler durdurulmaktadır. Nöbetleri tam olarak durdurulmuş hastalarda tedaviye aynı ilaç ile ortalama 3-5 yıl devam edilebilir. Bu nedenle doktor tavsiyesi olmadan kullanılan ilaç kesilmemelidir. Bu sürenin sonunda ilaç kesildikten sonra tekrar nöbet geçirme riski %25 kadardır. İlaç kullanmaya başladıktan sonra ilk haftalarda ilaca bağlı vücutta bazı tepkiler görülebilir. Tedavinin başlangıcında deri döküntüleri olabileceği akılda tutulmalıdır. Tedavinin ilk bir ayı içinde birkaç kez tam kan sayımı ve karaciğer fonksiyon testlerinin kontrolü için doktora başvurulmalıdır. Tedavinin en uygun ilaç ile uygun dozda, sürede yapılması hastalığın tedavisinde çok önemlidir. Bu nedenle tedavinin her aşaması uzman hekim tarafından takip edilmelidir.

Plörezi, akciğerleri çepeçevre saran zarların arasında sıvı toplanmasıyla sonuçlanan hastalıkların genel ismidir. Halk arasında zatülcenp adıyla bilinir. Her yaştan insanda görülebilir. Tüberkülozdan kansere, kalp yetersizliğinden romatizmal hastalıklara kadar 50’den fazla nedeni vardır. ABD’de yılda 1 milyon kişide plörezi tanısı konduğu istatistiklerle saptanmıştır. Ülkemizde de çok görülen akciğer hastalıklarından biri olan plörezinin nedenleri içinde gençlerde tüberküloz, yaşlılarda ise kanser ve kalp yetersizliği ilk sıralarda gelir. Zatürenin neden olduğu plörezilere ise her yaşta rastlanabilir.

Plörezinin belirtileri

Plörezinin belirtileri esas hastalığa bağlı olarak değişirse de, kuru öksürük, yan ağırısı ve nefes darlığı gibi belirtiler tüm hastalarda vardır.

Ağrı: Hastalığın ilk belirtisi göğüs duvarının tek bir noktasında duyulan ağrıdır. Sırtta, göğüste veya göğsün yan taraflarında olabilir. Ağrınınen önemli özelliği, derini nefes alırken, öksürürken, hapşırırken bıçak ucu batar tarzda ve şiddetli olmasıdır. Nedeni, iltihaplanmış akciğer zarlarınınsolunum hareketleri sırasında birbirlerine sürtünmesidir. Hasta ağırının en çok olduğu noktayı parmağı ile gösterir. İşte, bu nokta dinleme aleti ile dinlendiğinde frotman ismi verilen özel bir ses duyulur. Bu ses hastalar tarafından da işitilebilir ve meşin gıcırtısı veya karda yürürken çıkan seslere benzetilir.

Öksürük: Plörezili hastalarda kuru bir öksürük de hemen her zaman vardır. Nedeni, akciğer zarlarındaki öksürük refleksi doğuran noktaların uyarılmasıdır. Plörezi öksürüğü kurudur, yani hastalar balgam çıkarmazlar. Öksürük, ağırıyı artırdığı için son derece rahatsız edicidir. Hastalar öksürürlerken hasta olan taraflarının üzerine yatarak ağrıyı önlemek isterler.

Nefes darlığı: Akciğer zarları arasında biriken sıvının miktarına bağlı olarak nefes darlığı da vardır. Nedeni, sıvının akciğerleri sıkıştırarak hareketlerine engel olmasıdır. Nefes darlığı, önceleri sadece eforlar sırasında ortaya çıkarken, sıvı miktarı arttıkça oturur durumda bile nefes darlığı hissedilebilir. Sıvı miktarı çok olan hastalar, sırtüstü yatamadıkları gibi, ancak sıvaının bulunduğu tarafın üzerine yatmakla rahat edebilirler.

Karın germe ameliyatından önce kilo vermekte fayda var

Karın germe ameliyatları ile ideal bir karın bölgesine sahip olmak mümkün. Yine de istenilen sonuca ulaşabilmek için her hastanın ameliyat öncesinde boyuna uygun kiloya düşmesinde fayda var

Estetik Bakış / DR. SERDAR EREN

Bir kişinin şişman veya zayıf olduğu sonucuna çoğu kez karın bölgesinin durumuna göre karar verilir. Kadınlar için ideal görülen, kum saati formunda gergin bir karın bölgesidir.
Hamilelik veya aşırı kilo alımı sonucunda karın bölgesindeki deri ve deri altı yağ dokularında önemli oranda bir hacim artışı olur. Sonrasında karın kaslarında gevşeme, deri elastikiyetinde azalma görülür. Kilo verme ya da hamilelik sonrasında bu dokuların miktarında önemli miktarda azalma olsa da karın derisi, deri altı yağ dokusu ve karın bölgesi kasları çoğu kez yeterince toparlanamamaktadır.

Genel olarak kadın vücutlarını androjen ve östrojen tip olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Androjen tip vücutlarda bacak ince ve selülitsizdir, popo küçük ve biraz yassıdır, kalça üzerinde yağ tabakası fazlalığı toplanmıştır ve belin aşikarlığı azalmıştır. Karın bölgesi için de göbeğin üst kısmında kubbemsi yapı gözlemlenir. Akdeniz kadını tipi dediğimiz östrojen tip vücutlarda ise dar omuz, küçük meme, ince bel, geniş kalça ve selülite eğilimli sarkmaya uygun bir doku yapısı gözlemlenir.

Karın germe ve bodylifting için ideal hasta östrojen tipi vücuta sahip olanıdır çünkü dokunun kayganlığı ve yumuşaklığı germe işlemine daha elverişlidir. Androjen tip vucutlarda şişmiş ve genişlemiş karın görünümü genellikle karın içi yağlarının fazlalığından dolayı artmış karın içi basıncının işaretidir. Böyle durumlarda ameliyattan evvel kilo verip karın içi basıncının azaltılması gerekir. Tabii ameliyattan önce herkesin boyuna uygun olan kilosuna erişmesi istenilen sonuca ulaşabilmek için önemlidir.

Bazen deri altı yağ dokusu fazla olan kişilerde karın germe ameliyatı liposuc-tion (yağ emilmesi) ile birlikte yapılmaktadır. Yağ depolanması ve deri fazlalığı sadece göbek altı bölgesindeyse ve çok da fazla değilse kısmi karın germe ameliyatı uygun olabilir. Bu durumda göbek deliği yeri değiştirilmemektedir.

Karın germe ameliyatı sırasında göbek deliği, yara veya kasık fıtığı eşzamanlı olarak onarılabilir. Veya herhangi bir ameliyat sonrasında kalan alt karın bölgesindeki ameliyat izleri de (apandisit, sezaryen, fıtık vb.) yok edilebilir.
Karın germe ameliyatından sonra hastaların tekrar hamile kalıp doğurması mümkündür. Ben de üç hastamda ameliyat sonrası doğumların karın duvarını ilk hamilelikteki gibi yıpratmadığını gözlemledim. Aşırı kilolu kişilerde ise yapılan karın germe ameliyatlarında yaranın iyileşememesi riski fazladır. Bu yüzden hastalarımı ameliyat öncesinde kilo verme konusunda ikna etmeye çalışırım.

Bu tür ameliyatlar sonucunda arzu edilen sonuç vücudun birbirine uyumu, harmonisidir. Güzel, düzgün bir karın elde edildiği halde daha evvel rahatsızlık vermeyen, karın ile beraber sarkmış olan göğüslerin ön plana çıkıp rahatsızlığa sebebiyet vermesi çok görülür. Amaç vücudun genel görünümünün birbirine uyumunu sağlamaktır.

SAYFA 4 «1234
Sağlık Estetik