Aile bireylerinden birisi soğuk algınlığı gibi enfeksiyon içeren bir durumda olduğunda, evde bulunan diğer kişilere enfeksiyon bulaşmasını önlemek genellikle güçtür.
Aşağıdaki bazı basit önlemler, bazı enfeksiyonlu hastalıkların evinizde yayılmasını azaltabilir: Hastalık yayılmasını aza indirgemek için yapabileceğiniz en önemli şey ellerinizi yıkamaktır. Bebeğinizin bezini değiştirdikten sonra, kendiniz tuvaletten çıktığınızda, burnunuzu temizlediğinizde ya da bebeğinizin burnunu temizlediğinizde ellerinizi sabunlu su ile yıkamalısınız. Ağzınıza ve burnunuza ellerinizi temas ettirmekten kaçınınız. Bebeğinizin evdeki evcil hayvanları öpmesine izin vermeyiniz. Evde kesinlikle sigara içmeyiniz.
sigara dumanı soluyan çocuklarda, solunum yolları enfeksiyonları yüksek oranda meydana gelmektedir.
Kümes hayvanlarını her tarafı pişecek şekilde pişiriniz ve pişmemiş kümes hayvanlarına (bunların kesildiği bıçak ya da tezgahlara) ve kümes hayvanlarından damlayan sulara (buzdolabındaki bir piliç paketinden sızan sıvının damladığı gıdalara vs.) dokunmayınız.
Mutfakta, banyoda, oturma odasında, bebeğin bakım odasında ve bebeğin oyuncakları için dezenfektan kullanınız.

Ani bebek ölümü sendromu (SIDS: Suden Infant Death Syndrome), 1 yaşına kadar bebeklik dönemindeki ölümlerin başlıca sebeplerinden biridir. Genellikle beşik ölümü diye bilinir.
Tipik olarak, oldukça sağlıklı olan bebek (çoğunlukla 2 ila 4 aylık bebekler) bir gece beşiğe ya da yatağına konur ve ertesi sabah ölü olarak bulunur. otopsi bile yapılsa bebeğin asıl ölüm nedeni belirlenemez ve anne ve babalar bebeklerinin trajik şekilde ölmesine neden olmak için ne yaptıklarını düşünerek suçluluk duygusuna itilir.
Amerika Birleşik Devletleri’nde 500 doğumdan yaklaşık 1′inde ölüm nedeni SIDS’dır. Çeşitli etnik gruplar arasında ani bebek ölümü, Asya kökenli ve beyaz bebeklerde en düşük ve Amerikan Kızılderilileri ve siyah ırktan olan bebekler arasında en yüksektir.
SIDS nedeni ile ölen çocukların büyük çoğunluğu sağlıklı görünür; fakat sonradan yapılan incelemelerde çoğunlukla kalp, akciğer ve beyin ile ilintili problem izlerine rastlanır. Dahası, çeşitli genetik çevresel ve sosyal faktörler bu sendromla birlikte ortaya çıkar.
Bunlar arasında doğum esnasında düşük kilolu olmak, prematüre doğum, soğuk hava koşulları, annenin sigara ya da uyuşturucu tiryakisi olmuş olması, SIDS nedeni ile daha önce bir başka bebeğini kaybetmiş olması veya buna benzer bir nedenle daha önceki bebeğinin ölmüş olması (yani bebeğin soluğu durmuş bulunması ve ölmeden önce suni solunum uygulanması) sayılabilir. SIDS benzeri olgular, SIDS ile ilgili olmadıklarını ifade etmek için akut derecede yaşamsal tehdit oluşturan olaylar (ALTE: Acute Life-Theatening Events) olarak adlandırılır.
Bu, SIDS nedeni ile ölen bebeklerin bu kategorilerden birisine girmesini gerektirmez. Gerçekte, çoğu yüksek risk olarak düşünülmez. Dolayısıyla, yüksek riskli bebeklerin sıkı gözetim altına alınması yoluyla SIDS nedenli ölümleri tamamıyla önlemek mümkün değildir.
Her ne kadar SIDS için ortada tek bir neden yok ise de, araştırmacılar, çoğu bebekte bu sendromla ortaya en çok çıkan çeşitli fizyoloik anormallikler tespit etmişlerdir. Bunlar arasında merkezi sinir sistemi anormallikleri, anormal kalp atışları, adale gerginliği anormallikleri, otonom sinir sistemi kusurları ve uyku esnasında anormal soluk kesilmeleri (apnea) sayılabilir. Belli bir ölüm nedeni olup olmadığını belirlemek için çoğunlukla otopsi çok yardımcı olacaktır.
SIDS nedenli ölüm tehlikesi o kadar korkutucudur ki, bugün çoğu anne babalar, bebeklerinin kalp atışlarının ve soluk alıp verişinin evde denetim altına alınmasını talep etmektedirler. Genellikle böyle bir şey tavsiye edilmez. Bununla beraber, eğer bebek SIDS için yüksek riskli bir bebek ise böyle bir gözetim yapılabilir. Doktorunuz size ayrıntılı bilgi verecektir.

Pişikler bebek 1 yaşını gelinceye kadar çok rastlanan durumlardır. Çoğu pişikler tehlikeli değildir ve evde tedavi edilebilir; ancak pişik, enfeksiyonlu bir hastalığın (suçiçeği kızamık gibi) veya alerjik purpura gibi ciddi bir hastalığın belirtisi de olabilir.
Genel bir kural olarak, eğer bebekte pembe ya da kırmızı renkte bir pişik oluşursa, yanık gibi bir pişik meydana gelirse ya da pişik olur ve hasta davranışlar yaparsa derhal doktorunuza haber veriniz.
Aşağıda 1 yaşını kadar bebeklerde en çok rastlanan pişikler açıklanmıştır.
Bez Pişiği
Bu pişik, bebeğin altının uzun süre ıslak kalmasından, bakterilerden ve sindirim sistemi kaynaklı diğer ürünlerden kaynaklanır. Bez pişiği, kullanılıp atılabilir bez kullanılan bebeklerde daha çok görülür. Bez pişiği olan bebekte bezle kaplı olan alan, amonyak kokan kırmızı lekelerle kaplıdır.
Bez pişiğini tedavi etmek için bebeğinizin altını mümkün olduğu kadar havalandırın. Plastik külot kullanmayınız ve eğer mümkünse kumaş bez kullanınız veya en azından kullanılıp atılabilen bezler ıslandıktan sonra bebeğinizin üzerinde fazla bekletmeyiniz.
Bebeğin altını temizlemek için, temizleme kağıdı yerine daha az tahriş edici temiz su kullanınız. Hafif pişik, bebeğin cildi kuru ve çatlak olmadığı sürece tedavi gerektirmez. Mısır nişastası ya da talk pudrası gibi bebek tozları; öksürme ya da bebek tarafından solunduğunda tıkanmaya neden olabileceği gerekçesi ile genel olarak tercih edilmemelidir.
Çoğu bez pişikleri 3 günlük kuru tutma gayretleri neticesinde iyileşir. Eğer bebeğinizin pişiği iyileşmez ise, bebeğiniz mantar enfeksiyonu olmuş olabilir; bu da ilaçla tedaviyi gerektirir. Eğer pişik bebeğin uykusunu bölecek kadar ağır ise ya da katı, parlak kırmızı ise, ateşe neden alıyorsa veya bebeğin altında kabarcık, su toplaması, akıntı gibi belirtiler meydana geliyorsa, doktorunuzu aramalısınız.
Beşik Yanıkları
Eğer bebeğinizin baş kısmında sarı, yağlı pulcuklar ve kabuklar oluşursa, bebeğiniz beşik yanığı (sebore egzaması) olmuştur. Tedavi edilmeden beşik yanığı aylarca sürebilir. Bunla

beraber, eğer iyi tedavi edilirse birkaç hafta içinde geçer.
Beşik yanığı durumunda bebeğinizin saçlarını her gün şampuanla yıkayınız. Köpürttükten sonra kabuklu bölgeyi yumuşak bir diş fırçası ile birkaç dakika fırçalayınız. Eğer pulcuklar çok kabuklu ise şampuanlamadan 1 saat önce mineral yağı ile ovabilirsiniz. Bununla beraber, eğer mineral yağı tamamen temizlenmez ise, problemi daha da artırır. Eğer pişik kırmızı ve tahriş olmuş ise % 0,05 oranında hidrokortizon merhemi sürebilirsiniz. Çok inatçı vakalar, bebeğinizin doktoru tarafından tedavi edilmelidir.
Bebek Aknesi
Bebeklerin üçte birine yakın kısmı genellikle 3. haftadan sonra akne geliştirebilirler. Bunun nedeni plasentaya doğum öncesinde geçen anneye ait hormonlar olabilir.
Bebekte akne çok rahatsız edici olabilir, ancak anne babalar bilmelidirler ki bu geçicidir. Bazı bebeklerde, akne birkaç hafta içerisinde geçer, bazılarında ise, 6 ay kadar sürebilir.
Bebeğinizin yüzünü su ve yumuşak sabunla yıkamaktan başka bir tedavi uygulamamanız tavsiye edilir.
Salya Pişiği
çoğu bebeklerin çenelerinde ve yanaklarında pişikler meydana gelir. Bu pişiklerin nedeni çeşitli gıdalara ve medi sıvısına (çıkartma esnasında) cildin teması neticesinde olur. Genel olarak yapılması gereken yegane tedavi beslenme sonrasında cildi iyice temizlemektir. Bebeğinizin çenesinin altına uyuma esnasında yerleştirilecek bir bez vasıtası ile bebeğin salyası ya da çıkardığı gıdalar kontrol altına alınabilir.
Milia
Bunlar yeni doğmuş bebeklerin % 40′ının yüzünde bulunan küçük beyaz yumrulardır. Bu kapalı cilt gözenekleri genellikle bebek 2 aylık olana kadar açılır ve ortadan kaybolur. Tedavisi gerekmez.
İsilik
İnce pembe kabarcıklar halinde meydana gelen bu pişik genellikle bebeğin, sırtında, boynunda ve boynunun arka kısmında meydana gelir ve nedeni kapalı ter bezleridir. Her ne kadar aşırı giydirilmiş ya da ateşi olan bir bebek ve isilik geliştirebilir ise de, tipik olarak, pişik sıcak, nemli havalarda meydana gelir. Tedavi için cildi serin tutmak gereklidir. Cildi kendi başına kurumaya bırakın ve bebeğinize mümkün olduğunda az giysi giydirin. Bebek uyumakta iken bir vantilatör kullanın. Serin banyolar da bazen yardımcı olabilir.

Kusma, çok miktarda gıdanın mideden güçlü bir hareketle çıkarılmasıdır, genellikle bebek hasta iken meydana gelir. Kusmanın nedeni çoğunlukla bir virüstür. Ancak daha ciddi problemler de kusmaya neden olabilir.
Çıkarma, gıdanın bebeğin ağzından bir çaba sarf etmeden çıkmasıdır ve sağlıklı bebeklerde genellikle emzirme sonrasında sık sık meydana gelir.
Sağlıklı bir bebekteki bir tek kusma olayı ‘ endişeyi gerektirmez. Bununla beraber, hasta bir bebekte kusma devam ederse doktorunuza danışınız. Eğer bebeğiniz kusuyor ise, herhangi bir eczanede reçetesiz olarak satılmakta olan çeşitli elektrolit solüsyonlarından birisini alarak içiriniz. Başlangıçta küçük miktarlarda, örneğin bir defada bir çorba kaşığı kullanınız. Kusma ortadan kalkana kadar bebeğinizi miktar ve sıklık açısından ihtiyatla besleyiniz.
Solüsyon, kusma esnasında kaybedilen elektrolitleri telafi etmekte yardımcı olacaktır. Bebek en az 8 saat kusmaya ara vermeden önce bebeğe süt ya da katı gıda vermekten kaçınınız. Daha sonra, eğer bebek katı gıdalar yiyor ise, muz, elma suyu ve pirinç lapası gibi kolayca sindirilen gıdalar vermelisiniz.
Bebek tekrar kusarsa (eğer ayrıca ishal de varsa) su kaybı tehlikesi, vücut sıvısının azalması tehlikesi söz konusudur. Vücudun su kaybetmesi durumunda bebeğin bezinin 8 saatten daha fazla ıslanmaması dikkatinizi çekecektir, bebeğin başında bıngıldağın içeri çökmesi, gözyaşı gelmeyen ağlama ve ağız kuruluğu da diğer belirtilerdir. Eğer bebek 3 ya da daha fazla defa berrak sıvılar kusarsa derhal doktorunuzu çağırınız.
Kusmaya karşın çıkarma (1 yaşına kadar bebeklerin yarısından fazlasında görünür), az miktarda gıdanın ya da sütün genellikle beslenmeden kısa bir süre sonra ağızdan çıkarılmasıdır. Çıkarma (gastroesophageal reflux), midenin üst girişinin midedeki sıvıyı yemek borusundan çıkmaya olanak vermesi yüzünden meydana gelir.
Çıkarma, özellikle bebek 6 aylık oluncaya kadar, normaldir ve çıkartılan gıda içerisinde kan olmadığı ya da bebek kilo kaybetmediği sürece endişelenecek hiçbir şey yoktur. Çoğu bebeklerde bebek büyüdükçe çıkarma da ortadan kalkar. Bebeğin yediği gıdaları çıkarmasını tamamıyla önleyecek bir yol yok ise de, problemi azaltmak için bazı şeyler yapılabilir.
Fazla besleme problemi artırdığı için, bebeği her emzirmede 20-30 gr. daha az besleyiniz. Beslenme süresini 20 dakikadan daha aza indiriniz ve iki emzirme arasında en az 2.5 saat bekleyiniz.
Bebeği geğirtiniz. Beslenme esnasında ara vererek bebeği geğirtmek suretiyle, emzirme esnasında ortaya çıkabilecek geğirme gereksinimini ortadan kaldırınız. Emzirdikten sonra bebeği yatırmayınız; bebeği minderle destekleyerek oturur vaziyette tutunuz, eğer bebek 6 aylık ya da daha büyükse bebek iskemlesinde bir süre oturur vaziyette bekletiniz.
Bebeğinize sıkı giysiler giydirmeyiniz ve her emzirme sonrasında hoplatmaktan kaçınınız.

İshal fazla sıklıkta (anormal yumuşaklıkta ya da sıvı dışkılama), çocuk doktorlarını ya da aile doktorunu görmek için en sık rastlanan sebeplerden biridir. Bebeğiniz 3 yaşına varıncaya kadar bir ila üç ciddi ishal nöbeti geçirecektir.
1 yaşına kadar bebeklerde ishal genellikle virüs kaynaklı enfeksiyonlardan kaynaklanır. Bazı vakalarda sebep bir bakteri ya da bağırsak sistemine giren bir toksin de olabilir. İshal uygulanmakta olan diyet yüzünden de meydana gelebilir, çünkü yumuşak dışkının nedeni yeni gıdalar olabilir. Son olarak ishal, kronik mide bağırsak hastalıkları, anatomik bozukluklar ve doğuştan kusurlar yüzünden meydana gelebilir.
Mama ile beslenen bebeklerde dışkılama sayısı artar ve dışkı yumuşak ya da sulu, bazen yeşilimsi olabilir.
Bununla beraber anne sütü ile beslenen bebeklerde dışkının kıvamı çorba kreması şeklindedir. Kimi zaman, anne sütü ile beslenen sağlıklı bir bebeğin dışkısı yeşil olabilir. Sıklığa gelince, anne sütü ile beslenen bebeklerin çoğu her beslenme sonrasında dışkılarlar. öyle ise anne sütü ile beslenen bebeğinizin ishal olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Dışkıda kan, safra ya da kötü bir koku (anne sütü ile beslenen bebeklerin dışkıları genellikle kötü kokmaz) belirleyici bir işaret olabilir. Dışkılama sıklığında ani bir artma dikkat edilmesi gereken başka bir işarettir. Kuşkulandığınız takdirde, kendinize, bebeğinizin davranışlarında bir

değişim olup olmadığını sorun. İştahı mı azaldı, hasta mı davranıyor ya da ateşi mi var?
Eğer bebeğiniz ishal ise ne yapmalısınız? Eğer bebek normal davranıyor ise diyetinde bir değişiklik yapmak genellikle yeterlidir. Bebeğin ishali hafif ise (yumuşak dışkı), bebeğinize mamasında ekstra sıvılar vermeye çalışın ya da her biberon şişesine 30 ila 60 gr. fazladan su ilave etmeye çalışınız. Eğer bebeğinizi anne sütü ile besliyorsanız her zamanki gibi devam ediniz. bu durumda bebeğinize ayrıca su ya da oral olarak verilen (eczanelerde satılan) solüsyonları iki emzirme arasında içirebilirsiniz
Eğer hafif olarak ishal olan bir bebek katı gıdalar yemiş ise, böyle bir bebeğe elma suyu, muz, kaynamış havuç ve pirinç lapası gibi gıdalar veriniz. Çünkü bu tür gıdalar dışkıyı katılaştırabilir. Ne tür bir besleme yapacağınızı bilmiyor iseniz doktorunuza danışınız. Mama ile beslenen bebeklerde ishal sulu ya da çok sıklıkla meydana geliyor ise, 24 saat boyunca tortusuz sıvılar dışında bebeğe hiçbir şey verilmemelidir. İshal nedeni ile kaybedilen elektrolitleri telafi etmek için ağızdan elektrolit içeren solüsyonla takviye yapılmalıdır. Vücudun su kaybetmesini önlemek için sıvı içirmek de önemli bir çözümdür. Bu yüzden bebeğinize su içirmelisiniz. Tekrar mama vermeye başladığınızda doktorunuz size, inek sütü ile yapılanmamalara nazaran ishale daha az yol açan bir soya maması tavsiye edecektir. Mamaya, bebeğin dışkısı normal kıvamını alıncaya kadar 30 ila 60 gr. ekstra su ilave etmelisiniz. Yukarıda tavsiye edilen gıdaların yanında herhangi bir katı gıda verilmemelidir. Bebek bakımı ile uğraşan bir kimse, ishalin bir virüs ya da bakteriden kaynaklandığını ve son derece bulaşıcı olduğunu hatırından çıkarmamalıdır. Bebek bezlerini değiştirirken elinizi iyice yıkayınız.
İshalin birçok vakalarda 72 saat içerisinde geçmesine ve diyet değişikliği ve sıvı alımının artırılması dışında herhangi bir başka tedbir gerektirmemesine karşın ağır ishal (özellikle 1 yaşına gelmemiş bebeklerde ve küçük çocuklarda) çok tehlikeli olabilir. Bunun nedeni aşırı su kaybıdır. Vücudun su kaybı çoğunlukta hastaneye yatmayı gerektirir. Hastanede, kaybedilen su, bebeğe damardan sıvı vermek suretiyle telafi edilir.
Eğer bebeğiniz ishal ise aşağıdaki işaretlerin meydana gelip gelmediğine bakınız.
Bebek 8 saat ya da daha fazla altını ıslatmadı mı; gözyaşı gelmeden ağlıyor mu; ağzı kuru mu; 8 saat içinde sekizden fazla ishalli dışkılama oldu mu; dışkısında kan var mı; ishalle birlikte üç ya da daha fazla berrak sıvı kustu mu ya da bebek hasta olduğunu belli eder şeklinde davranıyor mu?
Eğer bebeğinizde bu işaretlerden herhangi birisi var ise derhal doktorunuza haber veriniz.

Barsak tıkanması takriben 1500 çocuktan 1′inde meydana gelir. Tıkanma barsakların herhangi bir yerinde olabilir.

Eğer tıkanma mideye yakınsa en belirgin semptom, beslenme kesilse bile inatçı olmaya

eğilimli nitelikte bir kusmadır. Barsak tıkanması daha aşağıda olan bebeklerde, her ne kadar daha sonra kusma meydana gelse de ilk dikkati çeken genellikle şişkin bir karın bölgesidir. Safralı kusmuk daima doktorunuz tarafından incelenmelidir. Barsak tıkanması olan bir bebek genel olarak altını kirletmez, fakat mekonyum dışkısı, eğer tıkanma mideye yakın bir bölgede ise bebeğin doğduğu ilk gün dışarı gkabilir.

Tıkanma tam ya da kısmi olabilir. Eğer bebeğin kısmi bir tıkanması varsa, semptomlar hemen ortaya çıkmayabilir. Doktorunuzun bebeğinizde barsak tıkanmasından kuşkulanması durumunda karın bölgesinin röntgeni çekilecektir .Tedavi tıkanıklığın cinsine bağlı olarak değişir. Tam bir tıkanıklık, ağır komplikasyonları önlemek için acilen ameliyat gerektirir. Her ne kadar kısmi tıkanıklığı olan bir bebek haftalarca sağ kalabilir ise de kısmi tıkanıklık için de çoğunlukla bir ameliyat gereklidir. Kimi çok küçük tıkanıklıklar ameliyat gerektirmeyebilir. Teşhis çabuk konduğunda ve uygun tedaviye başlandığında, çoğu bebekler ameliyata iyi tolerans gösterirler ve tamamıyla iyileşirler.

Yemek borusu (gırtlaktan mideye uzanan boru) tıkanması ile dünyaya gelen bir bebek tam olarak gelişmemiş bir yemek borusuna sahiptir.

Tahminen 3000 ila 4500 bebek bu bozuklukla dünyaya gelmektedir. Yemek borusu tıkanıklığı ile dünyaya gelen bebeklerin üçte biri prematüre olarak doğmaktadır. Bu bozukluğun yanı sıra, genellikle soluk borusu bozuklukları gibi başka anormallikler de meydana gelmektedir. Dahası, yemek borusu tıkanması ile dünyaya gelen bebeklerin en az % 30′unda yaşamı tehdit eden kalp, üreme sistemleri ve merkezi sinir sistemi problemleri gibi bozukluklar da meydana gelmektedir.

Bu doğum kusurunun belirtileri çoğunlukla daha doğum odasında ortaya çıkar. Böyle bir bebeğin ağzından anormal derecede fazla salgı gelir ya da annesi bebeği beslemek istediğinde bebek yutkunamaz, öksürür ya da morarır. Eğer doktor bebeğe ağzından midesine bir sonda sokamaz ise, bebeğin yemek borusu tıkanması teşhisi konur.

Eğer bebeğinizde yemek borusu tıkanması varsa, derhal ameliyat edilmesi gerekir. Eğer tıkanık bölge derin değil ise iyileşme de çabucak gerçekleşir. Fakat tıkanıklık uzun bir bölgeyi kaplıyor ise, cerrah yemek borusunu onarmak yerine uzatmayı tercih edebilir; bu durumda, bebeğin beslenmesini sağlamak için yemek borusundan midesine ek boru takılır.

Mide çıkışı tıkanması, sindirilen gıdaların mideden ince barsağa geçtiği yerde meydana gelen tıkanmadır.

Mide çıkışı tıkanması, yeni doğmuş yaklaşık 150 erkek bebekte 1 ve 750 kız bebekte 1 gibi oranla etkili lur. Bu şekilde doğan bebeklerden takriben %15′inin ailesinde kusurlu geçmiş olmasına karşın, asıl neden bilinmemektedir.

Bebeğiniz mide tıkanması ile doğmuş ise, semptomlar genellikle bebek 2 ve 3 haftalık olduğu zaman başlar. İlk semptomlar, yenen gıdaların çıkarılması ve her ne kadar gerçek kusma kadar güçlü değilse de, kusma gibi ortaya çıkar. Nadiren, kusma ile birlikte kan da gelir. Kusma tipik olarak beslenme esnasında ya da beslenmeden kısa bir süre sonra meydana gelir; fakat saatlerce sonra da ortaya çıkabilir. Kustuktan sonra bebek tekrar kendini aç hisseder ve beslenmek ister.

Mide çıkışı tıkanması olan bebek, barsaklarına çok az yiyecek geçtiği için, çok az dışkılar. Bir süre sonra bebek kilo ve su kaybetmeye başlar. Bebeğin gözleri içine çöker ve yanakları karışır. Bu görünümü ile bebek yaşlı bir insan gibi görünür. Mide çıkışı tıkanması olan bebek, rahatsız görünebilir fakat büyük bir acı çekiyor gibi görünmez.

Mide çıkışı tıkanması genellikle fiziksel muayene, bebeğin nasıl beslendiğinin öğrenilmesi ve karın bölgesinin muayenesi esnasında mide kapısı bölgesinde sorun olduğunun belirlenmesi neticesinde teşhis edilir. Eğer böyle bir sorunlu bölge hissedilemez ise, ultrasonografik muayene yapılabilir. Mide çıkışı tıkanması ile doğmuş bir bebek damardan sıvı gıda verildikten sonra mümkün olan en kısa zamanda ameliyat edilmelidir.

Ameliyattan 6 saat sonra bebeğiniz ağızdan beslenmeye başlayacaktır: verilen gıda miktarı yavaş yavaş artırılmalıdır. Çoğu bebekler ameliyattan 2 gün sonra taburcu edilebilirler.

Mide çıkışı tıkanması olan bir bebeğin iyileşme süresi, teşhisin ne kadar erken yapıldığı ve bebeğin genel durumuna bağlı olarak çok kısa sürede gerçekleşir. Ameliyat nedeni ile ölüm %1′den daha azdır .

Beyin felci, çocukluk döneminin en yaygın olarak görülen sakatlık nedenlerinden biridir. Doğum öncesinde, sırasında veya sonrasında merkezi sinir sisteminin hareket işlev alanlarının hasar görmesinden kaynaklanır.

Beyin felcinin birçok nedeni vardır. Yaygın nedenlerden biri; beyin dokusu içinde yeterli oksijen bulunmamasıdır (anoksi). Yapılan araştırmalar beyin felci olan bebeklerin üçte birinin vücut ağırlığının 2250 gramın altında olduğunu da ortaya çıkarmıştır. Doğum sancısı ve doğum sırasında beynin hasar görmesi, bakteriyel menenjit gibi bir enfeksiyon ve hemoraji (kanama) de diğer nedenleri oluşturur. Ancak genellikle belirgin bir açıklama bulunamamaktadır.

Dört tip beyin felci vardın Spastik beyin felci, ekstrapiramidal beyin felci, atonik beyin felci ve bu tiplerin karışımından oluşan beyin felci.

“Spastik beyin felci” en yaygın olan tiptir. Spastik beyin felci bulunan bir bebekte, yeni doğanlara özgü bazı reflekslerde anormal inatçılık görülür. Hiperaktif bir tutma refleksi bebeğin ellerinin iyice sıkılmış bir yumruk biçimini almasına yol açar. Bebek büyüdükçe kol ve bacakları daha spastik ve katı bir hal alır.

Hastalık her iki kolu ve her iki bacağı da tutabilir (spastik kuadrepleji). Bu durum varsa genellikle bir ölçüde zekâ gecikmesi de söz konusu olmaktadır. Yaygın olarak konvülsiyonlar görülür.

Hastalık tüm kol ve bacakları tutuyor, ancak kollar daha hafif bir derecede etkileniyorsa, bu durum dipleji (iki taraflı felç) olarak anılır. Diplejili çocukların ellerini oldukça iyi kullandıkları da görülebilmektedir. Zekâ düzeyleri genellikle normal ya da normale yakındır, fakat resim çizmeyi ve harf yazmayı öğrenmekte bazı güçlüklerle karşılaşabilirler.

Beyin felci bulunan tüm çocukların üçte birinde spastik hemipleji (vücudun yalnızca bir tarafını tutan felç, yarım felç) söz konusudur. Spastik hemiplejili çocuklar genellikle altnormal gruba giren bir zeka düzeyine sahip olma eğiliminde olmakla birlikte, bu durumdaki bazı çocuklar orta ve hatta ortanın üstü zeki düzeylerine sahip olabilmektedir.

“Ekstrapiramidal beyin felci” ilk olarak bir bebeğin kasların zayıflığı ve esnekliği ile kendini gösterir. Bu beyin felci tipi genellikle, bebek 6 aylık olana kadar teşhis edilememektedir. Erken bir belirti, bebek bir şeye uzanmaya çalışırken, ellerinin anormal bir pozisyon almasıdır.

“Kronik beyin felci” nin iki biçimi vardır, atonik çiçeği ve konjenital beyincik ataksisi. Atonik dipleji ileri derecede zekâ gecikmesi ile birlikte görülür. spastisite genellikle daha sonra, çocukluk döneminde gelişir. Konjenital beyincik ataksisi beyin felcinin seyrek görülen bir biçimi olup hafif derecede zeka gecikmesi ile birlikte bulunmaktadır.

Beyin felci bulunan bir çocuğun geleceği büyük ölçüde zekâ özürlülüğü de bulunup bulunmadığını bağlıdır. Bir çocuk tekerlekli sandalye kullanmasını gerektiren ciddi hareket sorunlarına sahip olsa bile kendi kendine gizleme yeteneğine sahipse, bir dereceye kadar düzelme sağlanması daha kolay olur. Çocuğun sakatlığına karşı ailenin tavrı, bu bireyin olumlu

Bir imajı geliştirip geliştirememesi üzerinde etkili olur.

 

spina bifida, omurga kavsinde, birleşme noksanlığı sonucu doğuran bir kusurdur. Bu durum herhangi bir omurda görülebilir, ancak en yaygın olarak ortaya çıktığı yer alt omurganın tabanıdır. Bu durumun varlığının işareti, kusurun bulunduğu yerin üzerine gelen deri üzerinde tüy kaplı bir alan, bir yağ birikimi veya çok ince damarların bulunmasıdır. Genellikle, bu durum röntgende küçük bir bulgu olarak görülür ve omurga sinirlerini tutmadığı için, ardında yatan nörolojik bir kusurla ilişkilendirilmez.

spina bifida kusurlu olarak doğan bebeklerin küçük bir yüzdesinde bacaklarda, mesanede veya barsakta nörolojik rahatsızlıklar bulunabileceği için bu tür çocukların ayrıntılı bir nörolojik muayeneden geçirilmeleri gerekir.

SAYFA 2 «12345»...Son »