Annelik kavramı hepimiz için çok derin anlamlarla yüklüdür.Aklımıza hemen kendi annemiz , ona duyduğumuz sevgi,saygı, hayranlık ve minnet duyguları gelir.Gerçekten de her anne sadece yeni bir canlı dünyaya getirdiği için bile bütün olumlu sıfatları hak eder ve böyle bir güzelliği yaşamak her kadının hayalidir.

Eğer hamilelik testlerinden olumlu sonuç alıp havalara uçmuşsanız,bu son derece zevkli, heyecan verici, zaman zaman da endişelere kapılacağınız yolculuğa birlikte çıkalım.
İLK ÖĞRENDİĞİNİZDE

Uzun zamandır kurduğunuz düş sonunda gerçekleşti.İçinizde yavaş ve sessizce başlayan yaşam, sizi hayata daha çok bağlayacak, yeni hayallere ,heyecanlara sürükleyecek.Sevdiğiniz erkekten bir çocuk sahibi olmak hem ona hem kendinize verebileceğiniz en güzel armağandır.

Ancak anne adayının çeşitli endişeleri de vardır.Vücudu değişmeye başlayacaktır,artık eskisi gibi hareket edemeyeceğini,şık ve zarif olamayacağını hatta eşinin kendisini daha az beğeneceğini düşünür. Bilmediği bu yolculuktan, bebeğine iyi bakamamaktan ve doğumdan korkar.Bebeğinin sağlığını,cinsiyetini, kime benzeyeceğini ve bebekli bir yaşamın nasıl olacağını merak eder.Mesleğime devam edebilecek miyim? günlük yaşam nasıl olacak?v.b. pek çok soru ilk anda aklını karıştırır.

Bizim size tavsiyemiz,endişelerinizi mutlaka bir yakınınızla (eş,arkadaş,anne,kardeş yada doktorunuz) paylaşın bu sizi rahatlatacaktır.

Ve en önemlisi kendinizi yanında rahat hissettiğiniz, güvendiğiniz bir doktor edinin.Aylık kontrollerinizi hatta doğumunuzu aynı doktor yapsın.

Eğer bebeğinizi tek başına bekliyorsanız,yani baba adayı yanınızda değilse bazı şeyler daha zor olacaktır. Fakat dostlar,aile ve doktorunuz size gereken desteği verecektir.Dahası küçük bebeğiniz sizi asla yalnız bırakmayacak,doğduktan sonra da en yakın arkadaşınız olacaktır.

Hayatınızda akılcı bir beslenme rejimi her zaman olmalı. Kilo vermeyi ertelemeyin. Eğer hızla kilo veremediyseniz, hayal kırıklığına uğramayın. Keza çok çabuk kilo kaybederseniz, yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz imkansız. Herhangi bir tatlıyı yemeden veya bisküvi paketini açmadan önce kendinize sorun, “Ben gerçekten aç mıyım” eğer cevabınız olumluysa, on dakika bekleyin ve bu soruyu tekrar sorun.

Yiyeceklerinizi haftalık olarak planlayın. Böylece alışveriş yaparken, abur cubur satın almaktan kurtulabilirsiniz.Asla süpermarkete aç gitmeyin. Eğer insanlar tok karnına alışverişe giderlerse, besin değeri daha yüksek yiyecekler alıyorlar. Abur cuburdan da uzak duruyorlar.

Daha hareketli olabilmek için hayatınızda, beslenme rejiminizde değişiklik yapmaktan kaçınmayın.

Bir günlük tutun. Hem ne yediğinizi, hem de ruh halinizi kaydedin. Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık… sürelerle devam eder. Daima geriye dönüp kendinizi kontrol edin..

Hiçbir zaman neden kilo vermek istediğinizi unutmayın. Sıkıldığınızda veya diyet yapmaktan yorulduğunuzda eski fotoğraflarınıza göz atın. Ve her verdiğiniz kiloda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Değişimin zamanla ve sabırla olacağını hep aklınızın bir köşesinde bulundurun.

Geçmişi değiştiremeyebiliriz ama gelecek için şansımızı deneyebiliriz.

Eğer istemediğiniz halde yemek yiyorsanız, bir dakika sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, dakikalarla başlar, saatlik, günlük, haftalık, aylık… sürelerle devam eder.

Yeryüzündeki hiçbir yiyecek, sizin kendinizi zayıf hissetmenizden daha lezzetli olamaz.

Artık biliyorum ki, doğru seçimler yaparsam, zayıflayabilirim. Her an şu soruyu soruyorum: “Buna ihtiyacım var mı, gerçekten onu yemeyi istiyor muyum?

Eğer yemek yemek istemiyorsanız, yemek yiyebileceğiniz bir yere gitmeyin.

Sosyal zorunluluk olarak, bir partiye gidiyorsunuz, ne yiyeceğinizi de planlayın

Eğer bir açık büfe ile yüz yüze iseniz, hemen salata bölümüne gidin ve tabağınızı salatayla doldurun. İkinci kez gittiğinizde kendinizi tok hissedeceksiniz ve daha fazla kontrol edebileceksiniz.

Her zaman ölçülü olun. Porsiyonlarınız küçük olsun.

Bol sebze, Az yağ, Bardak bardak su… .

Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için ve bu sırada düşünün, “Şu anda yemek yiyorum ama hedeflediğim kilodan uzaklaşıyorum.” Kendi kendinizle yapacağınız tartışmalar işe yarayacak.

Bilinçli bir şekilde yemek yiyin. Yavaş olun. Ağzınıza götürdüğünüz her lokmaya dikkat edin.

Her yemekten sonra dişleriniz fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik duygusu sizin bir kaç saat acıkmanızı engelliyor.

Çocuklarını çalışarak büyüten anneler bunun yaşamlarındaki en zor şey olduğunu söylerler. Çalışan annelerin bir bölümü ekonomik yetersizlikler nedeniyle çalışmak zorunda oldukları, diğer bir bölümü ise ekonomik bağımsızlıklarını kaybetmemek veya mesleklerinden uzak kalmamak için çalışır. Her iki koşulda da çalışan annelerin en önemli sorunları aşağıdaki şekilde gruplandırılabilir;

  1. Çocuk bakıcısı arayışı,
  2. Aşırı sorumluluk yüklenme, zihinsel ve bedensel yorgunluk,
  3. Suçluluk duygusu.

a. çocuk bakıcısı arayışı

Çocuğunuza kimin bakacağına doğumdan önce anne ve baba birlikte karar verin.

Çocuğunuza bakmasına karar verdiğiniz kişi bir akraba ise:

Bu kişinin çocuğunuza bakmaya gerçekten gönüllü ve uygun olduğundan emin olun,

Bu kişiden çocuğunuza mümkünse kendi evinizde bakılmasını isteyin,

Çocuğunuzun geceleri ve hafta sonları sizinle kalmasını sağlayın,

Bu kişiye çocuğunuzun bakımı ve eğitimi ile ilgili tüm beklentilerinizi açık bir şekilde ve anne-baba biraradayken bildirin.

Çocuğunuza bakmasına karar verdiğiniz kişi bir çocuk bakıcısı ise,

Bu kişinin çocuk bakıcılığı için gerçekten yeterli ve uygun olduğundan emin olun,

Bu kişiden çocuğunuza kendi evinizde bakılmasını isteyin,

Evinizde yatılı kalarak çocuğunuza bakmasını talep etmeyin,

Bakıcının çalışma düzenini ve iş tanımını önceden belirleyin, çocuğunuzun bakımı ve eğitimi ile ilgili tüm beklentilerinizle birlikte açık bir şekilde ve anne-baba biraradayken bu kişiye bildirin,

Yeterli bir süre çocuğunuza bu kişiyle birlikte bakın ve çalışmaya başlamadan önce aşamalı olarak günün belirli saatlerinde evden uzaklaşarak çocuğunuzu bu uzun süreli ayrılığa yavaş yavaş alıştırın.

Çocuğunuza bakıcı ararken şunlara dikkat edin;

Bakıcıda aradığınız özellikleri önceden sıralayın ve önceliklerinizi belirleyin (tıpatıp beklentilerinize uygun biri karşınıza çıkmayabilir),

Bakıcıyı mümkünse evinde ziyaret edin, çocuklarıyla ilişkisini gözlemleyin,

Referanslarıyla ve komşularıyla görüşün, gerekli belgeleri temin edin.

Çocuğunuza bakıcı ararken şu özelliklere sahip olmasına dikkat edin;

Temiz, düzenli ve dürüst olmasına,

Aile yaşantısının düzenli olmasına,

Dakik ve elinin çabuk olmasına,

Sevecen ve güleryüzlü olmasına,

Esnek ve hoşgörülü olmasına, katı-kuralcı olmamasına,

Yeniliğe ve değişime açık olmasına, sabit fikirli olmamasına,

Sorumluluk ve insiyatif sahibi olmasına,

İletişim becerisinin olmasına,

Yaş ve kişilik olarak bakılacak çocuğun annesine benzemesine,

Sabırlı olmasına,

Eğitimli, kendini yetiştirmiş ve bilinçli olmasına,

Çocuğu ya da işe devamını etkileyecek bir rahatsızlığının olmamasına,

Sigara içmemesine.

b. aşırı sorumluluk yüklenme, zihinsel ve bedensel yorgunluk

Çalışan annenin en önemli sorunu aşırı sorumluluk yüklenmesi ve yorgunluktur; çünkü bu sorun annelere çözümsüz ve başa çıkılamaz gibi görünür. Alışıldık bir düzen vardır; evde ve işte yapılacaklar zaten belirlidir, şimdi hepsine geceyi gündüze katan bir bebek eklenmiştir ve gün 24 saattir, dolayısıyla yorgunluk kaçınılmazdır. Böyle değerlendirince, gerçekten de çalışan anne için yapılacak pek birşey yok gibi görünüyor. Oysa ki, durum hiç de öyle umutsuz değil, çalışan anneler iş listelerini pekala hafifletebilirler;

Gerek evde gerekse işte, yükünüzün arttığı dönemlerde bir süre yalnızca acil ve önemli olan işlerinizle ilgilenin

Bazı işleri başkalarına devretmeyi deneyin, işyerinde iş arkadaşlarınızdan; evde ise eşinizden, varsa diğer çocuklarınızdan veya yakınlarınızdan yardım isteyin. Çocuğunuz yokken evinizle, kadın olduğunuz için eşinizden daha çok ilgilenmiş olabilirsiniz, bu aynı düzenin devam edeceği anlamına gelmez.
Eşiniz yeni doğan bebeğinizi emziremez belki ama, bugüne kadar hep sizin hazırladığınız akşam yemeğini hazırlayabilir. Aile içinde yapılabilecek ufak düzenlemeler size kısacık da olsa rahat bir nefes alma olanağı sağlayacaktır.

Yükünüzün çok arttığını hissettiğiniz yerde bazı alışkanlıklarınızdan tamamen vazgeçin, bunun için kendinize önceden “vazgeçilebilirler listesi” bile hazırlayabilirsiniz. Örneğin, ev işleri için düzenli bir yardımcı alamıyorsunuz ve iki haftada bir mutlaka mutfağın dolaplarının temizlenmesini gerekli buluyorsunuz ve artık buna ayıracak zamanınız yok. Eşiniz hayatta yapmaz böyle bir işi, anneniz çok yaşlı, akadaşınıza böyle bir şeyi teklif etmeyi düşünemezsiniz bile… O zaman bu alışkanlığınızdan vazgeçin ya da bu düşüncenizi terkedin; iki haftada bir mutlaka mutfağının dolaplarının silinmesini gerekli bulan bir kadın değilsiniz artık. Mutfak dolapları bekleyebilir, arkadaşlarınız bekleyebilir, müşteriler ve hatta müdürünüz bile bekleyebilir, ama çocuğunuz bekleyemez. İnsan yaşamında pek çok şeyden istifa edebilir herhalde, ancak annelikten istifa edemez.

c. suçluluk duygusu

Dozu değişmekle birlikte hemen her çalışan annenin yaşadığı bir duygudur suçluluk. Bu duyguyu hafifletmek için şöyle düşünebilirsiniz;

- çalışmak zorundayım (çocuğum için para kazanmam gerekiyor)

- çalışmayı seviyorum (çocuğum mutlu bir anneyi hakediyor)

Çalışan annelerin çoğu (ekonomik zorunluluklar nedeniyle doğumdan sonra işe başlayanlar dışında) çocuk sahibi olmadan önce de, çalışan kadınlardır. Önceden çalışma hayatı olan, üretken bir kadının uzun süre evde oturması, mesleki kaygılar, sosyal ve duygusal tatminsizlikler doğurur. Oysa her çocuk mutlu, üretken, kendisiyle barışık bir anneyi, kendisi için işini terketmiş, saçını süpürge etmiş bir anneye tercih eder. Unutmayın ki çocuğunuz sizin aynanızdır; siz mutluysanız o da mutlu olur, siz kaygılıysanız o da kaygılıdır, siz hayatla hep kavga ederseniz o da kavga eder.

İşlerinizi planlı yaparak, hiçbir şey için çocuğunuza ayırdığınız zamandan çalmayarak ve bu zamanı en verimli şekilde değerlendirerek suçluluk duygusundan kurtulmaya çalışın. Hafta sonu onunla başbaşa yapacağınız bir doğa gezisi, haftanın 5 günü sabahtan akşama kadar onunla birlikte olup hiçbir şey paylaşmamaktan çok daha iyidir. Çocuğunuzla birlikte olduğunuz süre değil, bu süreyi nasıl değerlendirdiğiniz önemlidir. Bu sürenin azlığına ya da çokluğuna değil, çocuğunuzla kurduğunuz ilişkinin kalitesine ve bunu geliştirmeye odaklanmaya çalışın.

Suçluluk duygusundan kurtulmaya çalışırken pratikte sizi zorlayan durumlarla karşılaşırsınız, bunların üzerinde çok fazla durmamaya gayret edin. Örneğin; çocuğunuzu kreşe veya bakıcı annesine bırakıp işe giderken ilk zamanlar arkanızdan bir süre ağlayacaktır, bu çok doğaldır.* Çocuğunuz bazen size bir yabancı gibi davranacaktır, babaannesine daha düşkün olacaktır veya bakıcı annesine “anne” diyecektir. Bunlar kuşkusuz her anneyi üzer ve suçluluk duygusunu artırır. Bu gibi durumları çocuğunuza bakan kişiye atfetmemeye çalışın, hatta çocuğunuz kendisine bakan kişiyi bu kadar sevdiği için sevinin. Bu durumları çocuğunuzun size verdiği bir mesaj olarak da algılayabilirsiniz; onunla daha çok birlikte olun ve oynayın.*2

Unutmayın,
çalışan bir annenin çocuğu olmak hayatta insana kaybettirdiklerinden çok daha fazla şey kazandırır.


* Haftalarca süren ağlamalar ve bunlara eşlik eden başka sorunlar varsa, mutlaka bir uzmana başvurun.

*2 Annenin herhangi bir sebeple çocuğuna karşı ilgisiz olduğu durumlar burada söz edilenin dışındadır ve bunlar ayrıca ele alınmalıdır.

Emzirme, tümüyle doğal bir olgu olmasına rağmen, bir takım güçlükler içerir.

Özellikle ilk birkaç hafta, hem siz, hem de bebeğiniz için yorucudur. Anne ile bebek arasında ideal bir emzirme ilişkisinin kurulması haftalar sürebilir.İlk yapılacak şey, emzirmeyi gerçekten istemek ve sabırlı olmaktır. İşte size bir kaç ipucu:

  • Bebeğinizi emzirmek için ideal duruş şeklinizi bulun, gevşeyin, bebeğiniz emmeye başlarken derin nefes alıp verin….
  • Bebeğini uzun süre başarıyla emzirmiş annelerle, hatta kendi annenizle konuşun….
  • Bebek bakım deneyimi olan bakıcılarla, bebek hemşireleriyle, çocuk hekimleriyle görüşün, önerilerini alın….

Tüm bunlara karşın, başarılı bir emzirmenin olamamasının tedavi gerektiren kimi tıbbi nedenleri de vardır. Kabaca özetlersek bunlar;

  • Meme başında ağrı
  • Meme başında yara
  • Meme iltihabı (mastit)

http://www.saglikmerkezi.biz/2008/07/15/meme-iltihabi-mastit/

  • Göğüslerin aşırı dolması ve şişmesi 

http://www.saglikmerkezi.biz/2008/07/15/goguslerin-asiri-dolmasi-ve-sismesi/

.

Okul öncesi çağı çocukları yaşamlarının bir bölümünde her şeyin mümkün olduğu hayali bir dünyada yaşarlar. Bu yıllar süresince, oyun çoğu zaman taklit etrafında döner. Bazen bir çocuk için taklidin nerede bitip gerçeğin nerede başladığını bilmek güçtür. Buradan hareketle 3 yaşındaki çocuğunuz parfüm şişesini kıranın kendisi olmadığını, sarı şapkalı yeşil bir adam olduğunu söyleyebilir. Çocuğunuz kelimenin gerçek manasıyla yalan söylemiyor. Çocuğunuzu ne cezalandırmalı, ne de ara sıra böyle hikâyeler uyduruyor diye kendini suçlu hissetmesine yol açmalısınız.
Ne var ki bazı çocukların günün büyük bölümünde kendi hayallerinde yaşadıkları görülür. Eğer çocuğunuzun gerçekten inandığı hayal ürünü bir arkadaşla çok fazla zaman harcadığı görülürse çocuğunuzun gerçek yaşamının gerçekten ilginç olup olmadığını kendinize sorabilirsiniz. Kendi özel rüya dünyasında yaşayan bir çocuğun ya arkadaşlarla daha fazla zaman harcamaya ihtiyacı olabilir ya da ebeveynlerinden yeterince ilgi göremiyordur.

Eğer bebeğinizin bir kardeşi varsa, bu onun için gerçekten bir şanstır. Kardeşler arasında büyük bir rekabet vardır. Daha büyük çocuklarda ortaya çıkan düşmanlık ve güvensizlik duyguları daha bebek doğduğu andan itibaren başlar. Fakat acaba bebekle daha büyük ağabeyi ya da ablası arasındaki ilişki nasıldır?
Hayat, küçük kardeşi olan bir bebek için pek de hoş değildir. Böyle bir bebek, özellikle daha büyüdükçe itilip kakılmaya başlayacaktır.
Olumlu açıdan bakılırsa, 5 aylık bebeğiniz daha büyük kardeşi tarafından oyun oynamaya kabul edildiğinde çok sevinecektir. Büyük kardeşiyle oyun oynamak bebek için o kadar büyük ödüldür ki, kısa bir süre için saldırganlığından vazgeçebilir bile. Tabii ki oyunu siz denetlemeli ve bebeğinizin herhangi bir şekilde incinmemesini sağlamalısınız.
Ayrıca, birlikte oyun oynayacağı bir ağabey ya da ablaya sahip olmanın zevki yanında bebek böylece daha büyük bir çocuk olmak için zihinsel ve sosyal yönden de gelişir. Bebek, kendini korumayı, işbirliğini öğrenir ve hayal gücünü kullanmaya başlar; bunun yanı sıra, başkalarıyla nasıl baş etmesi gerektiğini de öğrenir. Dahası, kardeşler arasında bir bağ oluşur ve birbirlerini severek büyürler.
ikinci ve daha sonraki çocuklarımıza ilk çocuğunuz kadar ilgi gösteremediğiniz ve ilginizin bölündüğü düşüncesiyle kendinizi suçlu hissetmeyin. Unutmayın, en büyük çocuğunuz diğer kardeşlerine ayıracağınız zamanı sizden çalmadı. Bazen bebeğinizin ağabey ya da ablasına size olduğundan daha çok gereksinim duyduğu anlar da olacaktır ya da bazen tüm çabalarınıza karşın mamasını yediremediğiniz bebeğinize bir abla ya da ağabeyin mamasını yedirmekte sizden daha başarılı olduğunu göreceksiniz.
Bu her zaman sorunsuz bir ilişki olacağı anlamına gelmez; 9 aylık döneminde bazı bebekler, daha birkaç hafta önce kendileri için hayranlık objesi olan kardeşleri ile sorun çıkartmaya başlayabilirler. Bu çağdaki bebekler güvenliklerini sağlamak ve korkularını bastırmak gayreti içindedirler. Üzerlerinde otorite kurmaya çalışan daha büyük bir kardeş bazen çekilmez olabilir. Eğer bebeğinizde böyle bir sorun ortaya çıkarsa, endişelenmeyin. Bu aşama yakında geçecektir.

Öfke aslında normal ve sağlıklı bir duygudur. Ama kontrolden çıkıp da yıkıcı hale dönüştüğünde, okul ya da iş hayatınızda, kişisel ilişkilerinizde sorunlara yol açar. Öfke çok çeşitli olaylar sonucu ortaya çıkabileceği gibi doğal afetler gibi hiç beklenmeyen bir anda gelip hayatı alt üst eden ve istenmeyen değişikliklere sürüklenme durumlarında da sıkça ortaya çıkar.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Meme küçültme operasyonlarında eşin de fikri mutlaka alınmalı

Bir kadına meme küçültme ameliyatı yapılırken, kocası ya da sevgilisi de meme formunun ve yara izlerinin nasıl olabileceği konusunda bilgilendirilmelidir

Estetik Bakış / DR. SERDAR EREN

Mükemmel diye gösterilebilecek güzel memeler genel nüfusa bakıldığında gerçekten çok düşük bir orandadır. Günümüz kadınları sadece görünümünden değil bazı olumsuz etkilerinden dolayı da sarkık veya çok iri göğüslerinden kurtulmanın yollarını arıyor.
Çok iri göğüslere sahip kadınlar boyun ve sırt ağrıları, kamburlaşma, cilt rahatsızlıkları ve sutyenin yol açtığı derin doku eziklikleri gibi tıbbi sorunlar yaşıyor. Spor sırasında karşılaşılan zorluklar şikayetlerin başında geliyor. Ama en büyük sorun memelerin büyüklüğünden çok sarkıklığıdır. Eğer gerçekten sadece büyüklük denge ve duruş bozukluklarına yol açsaydı göğüslerini silikon protezleri ile normalden de fazla büyüten kadınların aynı şikayetleri dile getirmesi gerekirdi. Memesi büyük ama diri ve dik olan bir kadının duruşu ve yürüyüşü, memesi sarkık olandan çok farklıdır. Kadının vücut dilinden (duruşundan, hareket edişinden) memelerinin formunu ve
onun kadına verdiği psikolojik dengeyi anlamak mümkündür. Hassas kadınlar kendilerini memenin görünümü ile iyi hissetmediklerinden ve bu durumu beğenmediklerinden, saklama ihtiyacı duyarlar, göğüslerini içeri çeker veya omuzlarını önde tutarlar. Bu da zaten var olan sırt ve omuz ağrılarını körükler.
Ameliyatlarda ulaşılmak istenen ana hedef meme hacminin azaltılmasıdır. Ancak memeye iyi bir form verilirken yara izini küçültüp iki memenin simetrik olmasına da dikkat edilmelidir. Ayrıca başta ucu olmak üzere tüm memenin hissinin ve emzirebilme yeteneğinin korunması gerekir. Bu ameliyat her yaştaki sağlıklı kadına uygulanabiliyor. Yine de ideal kişiler, ameliyat sonrası bir daha hamile kalmayı düşünmeyen kadınlardır. Çünkü hamilelik ve emzirme sonucunda ameliyat sonrası elde edilmiş meme formu bozulabilir.

Meme ne kadar güzel olursa yara izi de o kadar az dikkat çeker
Plastik cerrahlar yıllardır en az yara izi bırakıp en iyi formu sağlayan teknikleri geliştirmek için çalışıyor. Bence yara izinin küçüklük veya büyüklüğünden ziyade, izin gözü rahatsız edici olup olmaması önemlidir. Benim plastik cerrahide uygulamaya çalıştığım “Form ne kadar güzel ve çekici olursa yara izine dikkat o kadar az olur” prensibi, meme küçültme ve germe ameliyatlarında da geçerlidir.
Cerrah olarak unuttuğumuz husus, ameliyatın sonucuna kadının eşinin ya da sevgilisinin ne gibi bir reaksiyon göstereceğidir.
Ameliyattan önce hastanın partnerinin de meme formunun ve yara izlerinin nasıl olabileceğini bilmesi, sonucu beğenmesi açısından
önemlidir. Biz cerrahlar alışık olduğumuz için yara izini belki rahatsız edici bulmayız. Ama cerrah olmayan bir kişi için yara izi itici olabilir ve bazen hastanın partneri memeye dokunmaya çekinebilir.
Yıllar içinde bağ dokusunun kalitesine bağlı olarak er ya da geç memelerde sarkmalar görülür. Hamilelik, emzirme ve yüksek miktarda kilo kaybı bu durumu hızlandıran faktörlerdendir. Meme dikme veya germe ameliyatında uygulanan teknik aşağı yukarı meme küçültme ameliyatıyla aynıdır. Tek farkı meme küçültme ameliyatında çıkartılan meme dokusunun burada projeksiyonu sağlaması için muhafaza edilmesidir