Çocuğunuz büyüdükçe, ister istemez belli yaşlara göre değişen belli korkuları olacaktır. Bu tür korkular normaldir ve hatta psikolojik gelişim için gereklidir bile.
Korku (gerçek ya da muhtemel bir tehdidin algılanması), hayatta kalmak için gereklidir. örneğin, havlayan ya da uluyan bir köpekten korkmak normaldir. Çocuğunuz gerçek bir tehlikeyi algılar ve korkmuş olması ve tehlikeden kaçınmaya çalışması doğrudur. Bununla beraber, çocuğunuzun komşunuzun sevimli ve zararsız fino köpeğinden dehşete kapılması, akla yakın olmayan bir korku ya da fobidir.
Korkular, çocuktan çocuğa değişir; ancak bazılarına belli yaş gruplarındaki çocuklarda daha çok rastlanır. Örneği, 1 ila 2 yaş arasındaki bebeklerde sık rastlanan korkuların başında banyo yapma korkusu gelir. Bu yaştaki çocuklar çoğunlukla, banyo esnasında anne babalarının elinden kayıp suyun içine gömülmekten ve gözlerine sabun kaçmasından korkarlar. Bu yaştaki çocuklar yabancılardan korkmaya da eğilimlidirler. Çocuğun anne ve babasından ayrılmak korkusu da 2 yaşındaki ya da daha küçük çocukların başlıca korkularındandır.
3, 4 ve 5 yaşındaki çocuklarda bulunan korkular arasında çoğunlukla karanlıktan korkma, hayvanlardan, canavarlardan ve ölümden korkma sayılabilir.
Eğer çocuğunuz korkulu bir dönem geçiriyor ise ona destek veriniz ve cesaretlendiriniz. Çocuğunuzu korku duyduğu nesneyle karşı karşıya getirmeye zorlamayınız. Hayvanlardan korkan bir çocuğun anne ve babasının çocuğun karşısına evcil bir küçük köpek getirmeleri yalnızca sorunu daha da karmaşık hale getirecektir.
Çocuğunuzu kucaklamak ya da öpmek şeklinde sakinleştirmeniz, karanlıktan korkan 2 yayındaki bir çocuk için en güçlü ilaç yerine geçecektir. Çocuğun odasında bir gece lambası kullanmak yararlı olabilir. Çocuğunuzun korku problemini çözmek için yaratıcı olun. Örneğin, 3 yaşındaki kızı karanlıktaki canavarlardan korkan bir anne, geceleri çocuğunun odasında “canavar olup olmadığını” kontrol etmeden çocuğunun yanından ayrılmayarak bu sorunu yaratıcı yönden çözmeye çalışmıştır. Anne ve çocuk, her gece yatak odasında canavar olup olmadığını anlamak için araştırma yaparlar. Canavar olmadığından emin olan küçük kız korkusuzca yatağına gider ve derhal uykuya dalar. Söz konusu bu kız çocuğu, birkaç hafta sonra canavar kontrolü yapılmasından vazgeçmiştir.
Çocuğunuz eğer korkusunu çok az bir miktar bile yenerse ona övgüyle cesaret vermeyi unutmayınız.
Çoğu korku zamanla kendiliğinden geçer. Zamanla geçmeyen ya da çocuğu ya da ailesini kısıtlar hale gelen korkular için psikolojik tedavi uygulanmalıdır.

Kanın kalpten çıkıp aorta girdiği kapağın daralması ile karakterize olan aort stenozu erkek bebeklerde daha sık rastlanan bir kusur olup kalp oluşum anomalisi vakalarının yüzde 5′ini oluşturmaktadır.

ileri derecede stenoz genellikle erken bebeklik dönemi sırasında tespit edilmektedir. Ancak çoğu çocukta herhangi bir semptom görülmez ve sorunun varlığı ancak, doktorun bir kalp üfürümü işittiği rutin bir muayene sırasında anlaşılır.

İleri derecede stenoz vakalarında ameliyat gereklidir. Hafif ya da orta derecede stenoz bulunan çocukların, tıkanma derecesinin ilerleme olasılığı söz konusu olduğu için, sürekli tıbbi bakım altında bulundurulmaları gerekir.

 

Erkeğin cinsel etkinlikleri sırasında hiç boşalamaması veya geç boşalması durumuna “Ketlenmiş boşalma” ya da “Geç boşalma” diyoruz. Erkek cinsel işlev bozuklukları içinde en nadir görülen bozukluktur. Hiçbir zaman boşalma olmuyorsa, aksaklığın bedensel bir nedenden kaynaklanma olasılığı çok yüksektir ve bir üroloji uzmanı tarafından incelenmesi gereklidir. Geç boşalma, çeşitli biçimlerde görülebilir. Sorun genellikle eşli cinsel etkinliklerde ortaya çıkmakla beraber gençlerde masturbasyon sırasında da görülebilir. Bedensel gelişimde gecikme söz konusu değildir, cinsel organların yapısı ve işlevi normaldir. Ergenlik dönemine girilmiş, ses kalınlaşmış, erkek tipi kıllanma başlamış, uykuda gece boşalmaları olmaktadır. Ergen masturbasyon yapmayı denediğinde çok uzun sürede boşalır veya hiç boşalamaz. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ön planda ağrı ve hareket kısıtlılığına bazen de şişlik ve şekil bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak romatizma adı verilmektedir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »