Oje zamanı geldi

Posted on Mart 21st, 2008 in Güzellik by admin

renkler veya ten , mevsimi geçmez

Özlem Bay

Güneş pırıl pırıl parlamaya başladı mı, tüm detaylar önüne . İşte bu bakımlı ve estetik olmak her önem ıyor. her , özellikle ayaklar, incecik tek bantlı sandaletler içindeyse mutlaka bakımlı olmalı. de uygun renkte sürdünüz mü tamamdır, şıklığınız tüm ayrıntısıyla olur. Birbiri ardına çıkan yeni ürünler, yeni renkler güzelliğin peşinde kadınların beğenisine sunuluyor. Bu hareketlilikten ojeler de payını ıyor. Ojelerde yeni renkler değil tırnak sağlığına yönelik formüller de geliştiriliyor. Mesela içeriklerinde kalsiyum, silisyum ve sülfür matriksini maddeler bulunan besleyici özelliği var. Tırnakların kırılmasını ve zarar görmesini engelleyen bu alerji olasılığı da bulunmuyor. Geliştirilen formülleriyle çabuk kuruyan ojeler, tırnaklarıza parlak ve kazandırıyor.
“Ojenin de modası olur mu?” demeyin. Her alanda olduğu tırnaklardaki renklilik de modaya göre belirleniyor.

Pembenin zaferi
Makyajda olduğu kadar tırnaklarda da ın ‘hit’i . Koyu ve açık tonlarındaki ojeleri sezonun en çok tercih edilenlerinden. Geçen damgasını vuran lila bu da parmaklardaki ağırlığını sürdürüyor. Kırmızı ise tahtını koruyor. Beyaz, tırnak ve pastel tonlardaki ojeler de her olduğu sadelikten hoşlananlardan görüyor.

Güzelliğin sırrı doğada

Posted on Mart 21st, 2008 in Güzellik by admin

ının yaklaşmasıyla birlikte, kilolarından ve sahip olmak isteyen kadınlar, ını aktarlardan aldıkları doğ ürünlerle

ını yaşadığımız şu ımları aldı ş. ideal vücut ölçüleriyle girmek, görünmek isteyen kadınlar, şu aktarlardan çıkmıyor. Çünkü, her türlü sorunun bitkilerden edilen çözümü mevcut. Selülitten zayıflamaya, kırışıklıklarından saç dökülmesine kadar çok sayıda ürün kadınların hizmetinde.
Kadınların en kilolar, aktarlarda papatya, mersin yaprağı, sinameki, yaprağı, ve funda yaprağından edilen ”zayıflama macunları” ile birkaç ay içinde giderilebiliyor. Yağ çözücü etkisi bu macun günde 3 kere ınması durumunda vücudun protein dengesini koruyarak, aşırı kiloların verilmesini sağlıyor.

Her 10 kadından 9′unun selülitler ise zambak, yasemin, nane, anason, lavanta, limon, jojoba, rezene, , keten, ardıç, buğday, susam ve portakal yağların birleştirilmesinden oluşan ‘’selülit yağı” ile yok edilebiliyor. Şişesi 6 milyon liradan satılan ve 6 ay kullanılması bu yağın, selülite kalıcı çözüm sağladığı ifade ediliyor. Ciltte kötü görünüme neden siyah noktalar ise kayısı yağı öneriliyor.

Denizde şmak yerine tatile bronz ile gitmek isteyen kadınlara ise ceviz yağı, kakao, havuç, fındık ve badem yağı ürünlerden yapılan karışım satılıyor.

bozuklukları denizden çıkarılan doğ süngerlerle vücuda yapılmasını ve bu yolla gözeneklerin açılmasını öneren aktarlar, makyaj temizliğinde de gül yağı, lavanta, kekik, yağların kullanılmasının ını engellediğini bildirdiler.

Biçimli kalçalar için gayret!

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

şiliğin sembolü yapmanız tek şey ayırmak ve gayret

Küçük, ve sıkı … Kadın vücudunun en çok çeken ın olması aslında hâyâl değil. özen, bakım ve ınızın forma girmesinde ve seksi almasında derece olabiliyor. şiliğin sembolü yapmanız tek şey ayırmak ve gayret .

Bildiğiniz sağlığımız üzerindeki yararları saymakla bitmiyor. ve sistemi üzerinde olumlu etkileri suyu asla ihmal etmeyin. Günde 13 bardak su içmeyi ışkanlık haline getirin.

Sıkı ve kalçalara sahip olmak bu bölgedeki kaslarınızı çıştırmanız ş. Bunun en ideal hareket şudur: Yere sırt üstü uzanarak kalçanızı 10 kere kaldırıp indirin. sonra yukarıda 10 saniye kadar tutun. Bu hareketi 4 kez tekrarlayın. Bunun dışında yüzme, yürüyüş özellikle de bisiklete binmek de önerilen egzersizler arasında yer ıyor.

de çok yararlı. Piyasada satılan aletleri ile yapabileceğiniz suyla da yapabilirsiniz. Özellikle soğuk basıncı ınızın sıkılaşması ideal.

Tuzdan ve çok tuzlu yiyeceklerden uzak durun.

Özellikle masa başında oturarak iş yapan kadınların bölümünde ınan kilolar kalça bölgesine gidiyor ve zamanla dolgun çıkıyor. Bu nedenle gün boyu hareketsiz kalmayın. Ofisiniz üst katlarda ise asansör yerine merdivenleri kullanın.

Yürüyebileceğiniz mesafeler arabanıza ya da toplu taşıma araçlarına binmeyin.

kaynak: www.e-kolay.net/kadin

Şehir içinde de güneş kremi kullanmak gerekiyor

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

Sinir bozukluğu, baş ağrısı, kanseri, felç… Güneş ve sıcağın kötü sayan deniz kenarında değil şehir içinde de koruyucuları kullanmamız gerektiğini söylüyor; “Su ve tuzlu , giymeyin, şapka takın” diyorlar

sağlık / AYŞEGÜL AYDOĞAN

şma sevdası, an önce yanık tene kavuşma şı gelmeden başlar. Ancak cildinizin koyulaşırken beraberinde getirdiği riskleri yeterince biliyor musunuz?
şmayı cildin savunma mekanizması nitelendiriyor. şma cildin kendi kendini koruması demek yanlış değil. Önce ciltte kalınlaşma oluyor, sonra deri korunmak renk maddesi üretiyor, koyulaşmaya başlıyor.

“Sarışınlar, çilliler ve benliler çok zarar görürler”
Güneş koruyucularının şehir içinde mayıs ayından itibaren kullanılmaya başlanması gerektiğini belirten Dermatolog Dr. Nahide Onsun, bu ışkanlığın çocuk yaştan itibaren ılmasının ş olduğunu söylüyor. kanserlerinin yıllar sonundaki birikimle çıktığını vurgulayan Onsun, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Çocuk yaştan itibaren güneşlenmeye başlıyoruz, sokakta, parkta, bahçede deniz kenarında derken içinde güneşin vadeli etkilerine neden oluyor. kanserleri genellikle 40′lı yaşlardan sonra çıkıyor. Çilliler, sarışın-mavi gözlü olanlar, güneşte her kızarıp yanan şamayanlar, çok beni olanlar grubunu oluşturuyor. Normalde benli olmak güneşten etkilendiğini ve zarar gördüğünü gösteren işarettir. Güneşle birlikte ben ve çiller artabilir. Deri koyulaştıkça güneşten etkilenmenin de şiddeti azalır yine de güneş koruyucu mutlaka sürülmeli.”

“Baş ağrısı, bayılma, burun kanaması ve kramp olabilir”
En iyi şemsiyenin bile yüzde 70′ten korumadığını da belirten Onsun “Yansıyan ışınları da unutmamak lazım. Saat 11.00-16.00 arasında şemsiye altında bile olsa dışarıya çıkılmamalı. Havuzda, denizdeyken koruyucular sürülmüyor. Oysa özellikle sürülmeli çünkü güneş ışınlarının etkisine iki kat maruz kalınıyor. Bu yerlerde vücut hem dibe geleni hem de yukarı yansıyanı ıyor. Tekne gezilerinde özellikle dikkat edilmeli. Yürürken, voleybol oynarken güneş her her yere ulaşır” diyor.
ında en çok görülen sağlık ından sıcak çarpmalarının hafife ınmaması konusunda uyaran International Hospital Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı Dr. Leyla Dilek Mamçu, özellikle yaşlılar, çocuklar, kullananlar, hipertansiyon, şeker, kanser ı ve şişmanlar sıcak çarpmasının ağır yarattığını vurguluyor. Mamçu ın dışında yüksek tansiyonu olanların, ı kullananların da altında olduğunu belirterek “Bu yıl endişeliyim. İnsanlar güneşe hasret kaldılar, bu nedenle de kendilerini korumasızca deniz kenarlarına atmasınlar” diye uyarıyor.
Mamçu güneşin zararlı şöyle anlatıyor: “Sıcak havalarda vücudumuzda ilk tepki ısıyı atabilmek kan damarları genişler. Terleyerek de vücudumuz sıvı kaybeder. Eğer çıkamazsa, şekilde vücudumuzda kalıcı olurlarsa kalpte atım hızı arttar. Yine aynı şekilde kanın içinde elektrolit dediğimiz sodyum, potasyum maddelerin oranı değişir. Bu değişiklikler özellikle , akciğer ve tansiyon ı ile idrar söktürücü ilaç kullananlarda aniden bayılma, şiddetli baş ağrısı veya burun kanamasıyla çıkabilir. Hastada ayrıca şiddetli halsizlik, yorgunluk ve krampları oluşabilir.”

süre sıcakta kalanlar felç tehlikesi ile karşı karşıya”
Mamçu tüm tehlikeler arasındaki en ağırının inme-felç riski olduğunu belirtiyor ve devam ediyor: “ sıcakta kalıp şapka giymemek, , su içmemek tedbir almayan kişiler felç risktir. Vücut ısısı ıyorsa işte o problem başlar. Bu kişilerde kurur, kızarıklıklar görülür. Yaygın bilinci değişir, ateşi 40 derecenin üzerine çıkar. Beyin bulanıklığıyla beraber kişilik değişiklikleri başlar, anormal, saçma sapan konuşmalar, saldırganlık görülür. Bu kişilere acil müdahale edilmezse ve beyin hasarı ık başlarsa (beyindeki ısı ışıyla proteinlerin bozulması) olay geri dönülmez safhaya kadar gelir. Sıcak çarpmasının en ileri safhası sıcak felci ya da sıcaklık inmesi dediğimiz bu durumdur.”

“Sıcaklar sinirleri bozuyor, saldırganlığı ırıyor”
Dr. Leyla Dilek Mamçu özellikle yaşlıları, çocukları, şişmanları, alanları, panik hastalığı olanları, ve tansiyon ını çok sıcak saatlerde dışarı çıkmamaları konusunda uyarıyor. “Eğer çıkmaları gerekiyorsa mutlaka şapka takmalı, sık sık su tüketmeli, tuzlu içmeli” diyor Mamçu: “Sıcağın altında aşırı aktivite ve de derece sakıncalı. Sık sık serin ortama girip dinlenmek ş. tek kat ve pamuklu, ter emici nitelikte olmalı. giyilmemeli, giysilerde açık renk tercih edilmeli. Çocuklar kapalı arabalarda bırakılmamalı. Aksi halde su kaybından, sıcak çarpmasından saatte bile kaybediliyor.”
Mamçu’nun ği bilgiye göre sıcak ayrıca beyindeki bazı kimyasalların çışmasını da olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda kişilik değişiklikleri ve sinirlilik çıkıyor.
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Hasibe Özkılıç ise Dünya Sağlık Örgütü’nün, 46. kuzey ile 46. güney paralelleri arasında yaşayan beyaz ırktan insanlara ında 08.00 - 17.00, kış ında 10.00 - 15.00 saatleri arasında güneş ışığından tam korunmayı önerdiğine işaret ediyor. Erken yıpranmasının en önemli nedeni güneş ışınlarına süreli ve tekrarlayan şekilde maruz kalınmasıyla 50 yılda kanserlerinin görülme sıklığının da arttığını belirtiyor. Özkılıç, 0-18 yaş arasında güneş ışığından
tam korunmuş çocuklarda deri kanserlerinin oranının yüzde 98 azaldığının kanıtlandığını söylüyor.

Aşırı terlemeye karşı botox

Acıbadem Hastanesi Bakırköy Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Sadiye Tanyeri, bazı kişilerde ter bezlerinin aşırı çışmasına bağlı terlemenin özel ve sosyal yaşamı olumsuz etkilediğini vurguluyor. Tanyeri bu kişilerde, özellikle stresli durumlarda ter salgılarının hiç aktivite yapmasalar dahi arttığını söylüyor. Sıklıkla estetik uygulamalardan adını duyduğumuz botox uygulamasının yıllarda aşırı terlemenin tedavisinde de kullanıldığını belirten Tanyeri, şu bilgileri veriyor: “Botox, uygulandığı yerde sinir uçlarında sinir iletisini geçici bloke eder. Bu yolla aşırı terlemenin durdurulmasını sağlar. İlaç; koltuk altı, el ve ayaklara bölge uyuşturulduktan sonra yüzeysel enjekte edilir. 2-5 gün içinde etkisini gösterir ve 5-7 ay boyunca etkinliğini korur.”

Güzelliğin tarifi

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

, “ . Nasıl modern tıbbın yaş seneler ği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam ği aşikar

estetik bakış / SERDAR EREN

ımızdaki öncelikleri sıralarken çoğumuz ; sağlık ve mutluluk kavramlardan sonra gelir. Aslında bugüne kadar güzelliğin yeterince açık ve net tarifi de yapılamamıştır.
çok kişiye güzelliği nasıl edersiniz diye sorabiliriz. Göreceksiniz ki herkes güzelliği farklı şekilde tanımlayacak ve ın hiçbiri bizi tam tatmin etmeyecektir.
Eskiden beri bize güzelliğin oranla, dengeyle ve simetriyle alakadar olduğu anlatılmaya çışılır hep. bize keyif veren, kaldığımız formların ve oranların kombinasyonudur. kalıp ve hacim arasında dengedir. Bu tanımların hepsinde de doğruluk payı var.
herkese göre değişen tamamen psikolojik bakış açısıdır.
sonuçta gözlerimize keyif veren, içimizde estetik his ve hayranlık oluşturan duygudur. Hatta güzelliğin görsel fenomen olduğunu da iddia edebilirim.
kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüzüne yansır
Fakat anlaşılması en önemli şey güzelliğin tek başına değil, aslında ona bakan kişinin gözünde ve zihninde var olduğudur. şey insanın hoşuna giderse, o şey o insan güzeldir.
kalırsa, “ insanı sevindiren şeydir insanı sevindiren başka insanı da sevindirecek” diye kural yoktur. tamamen bireysel histir. İşte bu anlayış estetik ameliyat yaptırmayı düşünen kişiler tarafından çok net şekilde kabul edilmelidir.
kavramı yüz, ses, vücut veya zarif geçerli değildir. İnsanlar karakterleriyle, sevinç hissi duyabilme, sağlayabilme ve sevebilme kabiliyetleriyle de güzeldir.
insanın yüzü hoşumuza giderse bu insanın bize ifade ettiği duygu hoşumuza gidiyordur. Kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüz güzelliğine yansır. Güzelliği etmenin yolu vardır ve kez cazibe ile benzer tanımlardır. Cazibe ile arasındaki fark ise cazibenin sonsuzluğudur. Oysa geçicidir. İngilizcede bunu anlatan deyim de vardır: “Charm last! Beauty blast”. Sonuç tüm bu irdelemelerden sonra, insanın olup olmadığına karar verirken görsel faktörlerin aslında hiç önemi olmadığı, ilk başta o kişiyle kafa özdeşleşmek asıl kalbini ve iç güzelliğini sevmek gerektiği kanaatine varıyoruz. Yani, güzelliğe göz karar vermiyor, kafa ve de karar veriyor.
Güzelliği korumak yaşam kalitesini yükseltmek demek
kadınların erkeklere hazırladığı tuzak değildir. Aslında toplumda ve ailede iyi kabul edilmek beğenilme isteğidir. 10 yılda gelişmeler olmasına rağmen şartlarının erkeklerden ziyade kadınlar sert olduğunu kabul etmek gerekir. Kızılderililerin savaş esnasında boyanmaları makyaj da kadında güven duygusu yaratır. “Acaba neden olmamız gerekiyor?” sorusunun cevabının gurur, hak, kalınma isteği ve başkalarından üstün olma isteği olduğu söylenir. Aslında olma isteği kişinin güzelliğinden dolayı kalınma isteğinden değil, ziyade güzelliğinden dolayı sevilme isteğinden kaynaklanmaktadır. Kaderine razı olmayıp onu değiştirmeye çabalayan tek varlık insandır. Güzelliği korumak demek ı güzelleştirmek yaşam kalitesini yükseltmek demektir. Medeniyetin her alanda gelişmesi yaşam süresini uzatmıştır. yaşamanın da yetmediğini görüyoruz. Yaşam kalitesinin de aynı şekilde korunması gerekiyor. , “ . Nasıl modern tıbbın yaş seneler ği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam ği aşikar.
Herkesin bildiği sonsuz değil. aynı zamanda da güzelliğin yaşı da yok. kişi 20 yaşındayken mükemmel görünüme sahip olabilir bütün ı boyunca dayanılmaz cazibeli olması da mümkündür. Kadına karşı ilk beklenti beğenilmesidir. İlerleyen yaşlarda bu beklentiyi yerine getirmek gittikçe zorlaşır. Bu, gelip face-lifting üzerine bilgi almak isteyen yaşlı ımı hatırlattı. İlerleyen yaşından dolayı bu ameliyatı yapmaktaki isteksizliğimi gördüğünde, sakin sesle , “ kişi ık beğenilme durumunda değilse, başkalarının hoşuna gitmeme durumuna gelmesi gerekmez” demişti.

üzerine özlü sözler
mutlaka özel ve şahsi tecrübedir. seyredenin gözünde ve kafasındadır.” ()
“Madem Tanrı kadınların kırışıp buruşmasına karar , neden bunun yerini ayak tabanı seçmedi.” ()
“30 yaşında yaşlı görüneceğime 70 yaşında olup genç ve yakışıklı görünmeyi tercih ederim.” ( Dali)
“Çirkinlerin kıskanılacak tarafı varsa, bu onlara yaşlandıkları kimsenin ‘ zamanlar ne kadar güzeldi’ dememesi…” (Dusan Radoviç)
“Ruhi güzelliği olmayan gencin yine de cazibesi vardır ruhu genç olmayan güzelliğin…”

(Arthur Schopenhauer)

Anti aging yaşam tarzınızı değiştirin
Dusan Radoviç “Genç olmak çok yaşlanmak da az başarı değil” demiş… İlaç endüstrisinde yaşam süresinin uzatılması milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. yaşam süresini acaba eczaneden mi satın almamız gerekiyor? Yaşam stilimizi değiştirmemiz de ömrümüzü uzatmaya yetebilir eğer aşağıdakiler uygulanırsa…
tarzının değiştirilmesi. Kalori azaltılması, bol su, yeterli sebze ve meyve, süt, bio-yoğurt ve saat 19.00′da yemek.
spor ile haftada 1500 kalori yakılması.
Entelektüel gelişmeye önem vermek ve araştırıcı olmak.
Gülmek.
Pozitif düşünmek de önemli. Optimist kişiler yaşar ve genç görünürler.
Sevgi, yakınlık, duygusal sıcaklık.
Seks, spor ve gülme mutluluk hormonu endorfini ırır.
Sağlıklı uyku yani gce 7-8 saat ve gün ortasında 6 dakikalık kısa uyku.
Meditasyon, yoga.

Selülitle baş etmenin yolları

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

mevsimi yaklaştıkça üstümüzdeki ağırlıktan çaba harcıyoruz. palto ve kazakları değil, ve kalçalarda oluşan selülitlerimizi de gardıroba kaldırabilsek ne olurdu, değil mi? Bunu yapamayacağımıza göre selülitle baş etmenin yollarını öğrenmeye ne dersiniz?

TAYLAN KÜMELİ / kibrit kutusu lezzet

Özellikle kadınlarda görülen ve deri altı yağ hücre gruplarının kan ve lenfatik dolaşımını bozmasıyla oluşan selülit, deride çöküntülerle ve portakal kabuğu üyle kendini gösteriyor. Selülit çok ergenlik, hamilelik ve menopoz hormonların çok değişime uğradığı dönemlerde çıkıyor olmasına rağmen, kişinin genetik yapısı, metabolizma hızı, dolaşım sistemi, ve boşaltımda yaşadığı , doğum kontrol ı, ınan hormon ı, dengesiz ve düzensiz , aşırı hareketsizlik, stres, ve
de selülit oluşumunda etken faktörlerdir.
Sıklıkla bölgesel selülit, kilolu, zayıf, balık etli, , kısa her yaştaki erişkin kadında görülebiliyor. Selülit nadiren erkeklerde de oluşuyor, ancak kadınlarda sorun olması, östrojen hormon düzeyinin onlarda olmasıyla ilgili. Selülitin tek nedeni östrojen değil; başka tetikleyiciler de var. damarların en düşmanı. Güçlü damar daraltıcı özelliğe sahip , cildin yeterince beslenmesini engelleyerek selülite neden oluyor. Hareketsiz yaşam biçimi, sürekli üstüne atarak oturmak, çok pantolon ve diz altı çorap giymek de dolaşım sistemini ve lenf sisteminin çışmasını engelleyerek selülite yol açabiliyor. , kişinin yaşam tarzı ve ışkanlıklarına bağlı etkenler. Ancak selülitin, kan dolaşımındaki bozukluklar, ailesel yatkınlıklar ve hormonal etkenler elimizde olmayan nedenleri de var. ve yaşam biçimi sağlıklı şekle dönüştürüldüğünde, azaltacak yoğun tedavilere genellikle gerek kalmıyor.
önlemek ilk ınacak önlem, sigarayı bırakmak. spor yapmak yalnızca genel vücut sağlığı değil, önlemek de çok önemli. Günde 30-60 dakika yapılan yürüyüş, bisiklete binmek veya merdiven inip çıkmak kan dolaşımını düzenleyerek selülit oluşumunu engelliyor. Yalnızca kilo vererek selülitten mümkün değil. ışkanlığını değiştirip, bilinçli beslenmeye geçmek önemli. ne kadar tek yönlü olursa, selülit de o kadar çabuk oluşuyor. Özellikle fast food ve hazır yemekler dokuları kötü yönde etkiliyor. Hayvansal yağlar, şeker ve tuz da oldukça zararlı. yağ hücrelerini şişiriyor, dokularda su birikmesine yol açıyor ve vücudun atıklardan temizlenmesini önlüyor. Günlük programında tuz, şeker ve yağdan fakir, sebze ve meyvelerden zengin diyet kan dolaşımını ırıp bağırsakların çışmasını sağlıyor. A ve C vitamini ımını ırmanın azalttığı düşünülüyor. Bu nedenle, mutlaka günlük meyve tüketimine özen gerekiyor. Bol lifli gıdalar ve çinko ımı da engelliyor. Selülit önlemekte bol su içmek de önemli. Su, idrar oluşumunu ırarak vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlıyor.

ınacak önlemler

  • Günde en 2,5 litre su içilmeli.
  • Rafine şekerlerden uzak durulmalı ve günlük tuz azaltılmalı.
  • Yemeklerde kullanılan yağ ı azaltılmalı.
  • , , koyu çay-kahve ve gazlı içeçek minimuma indirilmeli.
  • Yemekleri pişirirken kızartma yerine haşlama ya da buğulama yöntemi tercih edilmeli.
  • Mümkün olduğunca mevsiminde ürünler tüketmeye özen göstermeli, dondurulmuş ve konserve ürünlerden kaçınılmalı.
  • Metabolizmanın çışması öğün atlamamaya özen gösterilmeli.
  • Çok sık kilo ıp vermekten kaçınılmalı.
  • Günlük ınan posa ı ırılmalı, posanın en iyi kaynakları sebze, meyve ve kurubaklagiller mutlaka sisteminin içerisinde yer almalı.

    Kafeine duyarlılık kişiden kişiye değişir

    Kafein merkezi sinir sistemini uyaran tür maddedir. Kana mideden karışır.
    15 dakika sonra etkileri hissedilir hale gelir. Kahve, çay, kola, çikolata, bazı uyarıcı , bazı ağrı kesiciler ve çeşitli reçeteli ilaçlarda bulunmaktadır. Kafeinin kısa yaygın hissedilen etkileri, vücudun enerji seviyesinin artması, uyanık ve dinç olma durumu, keyif ve rahatlık hislerinde ıştır. Bu madde bazı ağrı kesiciler ve migren ı ile birleştiğinde ise ın tepki süresini ve etki alanlarını ırır. İlaç kullanımı sırasında kafein ım ına çok dikkat edilmelidir. Bu maddeyi içeren ğer besin maddelerive içeceklerde bulunan kafein miktarları iyi hesaplanmalı hatta uzmana danışılmalıdır.
    Kafeine karşı duyarlılık; tüketim sıklığı, ınan , vücut
    ağırlığı ve fiziksel koşullar çok etmene bağlıdır. Kişisel duyarlılığın yanı sıra hamileler, çocuklar ve yaşlılar tüketilen kafeinin kısıtlanmasının gerektiği grup içersindedir. Kafeinin normal ı kişiye göre değişir. çok çışmada, yetişkinler güvenli tüketilebilecek kafein ı günde
    300 mg. (yaklaşık üç-dört fincan kahve ya da beş-altı bardak çay) belirlenmiştir.
    kullanılan kafeinin kesilmesiyle kişide çıkabilecek belirtiler şunlardır: Baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, uykusuzluk veya uykulu olma hali, konsantrasyon eksikliği, işte karşılaşılan zorluklar (motivasyon ve dikkat eksikliği, düşük performans), huzursuzluk (mutsuzluk, can sıkıntısı, huysuzluk, diken üstünde olma), depresyon (üzüntü, halsizlik, endişe, isteksizlik, küskünlük), sinirlilik, mide bulantısı, kusma, eklem ağrıları.

    Su kaybına dikkat!

    Özellikle sıcaklarının yoğunlaştığı bugünlerde vücudumuzdan su kaybı ıyor. İnsan bedeninin yüzde 60-70′i sudur ve bu üçte ikisi hücreler içinde, geri kalanı dokular arası sıvıda ve kanda bulunur. Su yaşamımız çok önemlidir. insan yemek yemeden dört hafta yaşayabilirken, su içmeden yaşayabilme süresi ise üç-dört gündür. Eğer vücutta az su bulunursa, kanın yoğunlaşmasına yol açıyor ve bu da organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden oluyor. Eğer aşırı miktarda su içilirse, bu da vücut olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü bu durumda böbrekler aşırı çışıyor ve sık sık tuvalete çıkılmasına neden oluyor, bunun sonucunda da vücudumuzdan kalsiyum minerali atılıyor. Vücudunuzun su ımının yeterli olup olmadığını anlamanın en yolu, idrara dikkat etmektir. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su ınmadığı anlamına gelir.
    vücudumuza faydaları: Besinlerin sindirimi, emilimi ve metabolizma sonucu oluşan ık ürünlerin atılması gereklidir. Hücre ve kas dokularını güçlendirir, cildi gerginleştirir, parlaklık kazandırır, vücudun ısı ve tuz dengesini sağlar.