Bebeğiniz için giysi satın alırken, bebeğiniz için neyin rahat olduğunu hatırdan çıkarmamalısınız. Kullanılan malzeme yumuşak mı? Dokununca rahatsız ediyor mu? Bebek rahatsızlık hissetmeden içinde hareket edecek kadar yeterince gevşek dokulu mu? Sizin ve bebeğinizin rahatlığı açısından giydirip çıkarmak kolay mı?
Bebeğinizin gardırobunu hazırlarken, bebeğinizin yaşından daha büyük bedenler bulundurmayı unutmayınız. örneğin, çoğu yeni doğmuş bebek, 3 aylık bir bebek için yapılan giysileri rahatlıkla giyebilir. Yine çoğu 6 aylık bebek, 9 aylık, hatta 12 aylık bebek giysileri giyebilecek kadar büyümüştür. Aynı şekilde.belli bir beden giysiden çok fazla edinmeyin. Bebekler 1 yaşına girinceye kadar çok hızlı büyürler ve anne ve babaları o kadar çok giysi alırlar ki çekmeceler dolusu kullanılmamış giysi birikebilir.
Aşağıda bebeğinizi giydirmeniz ile ilgili bazı temel bilgiler verilmiştir.
Örgü Gecelikler ve Streç Giysiler
İlk 2 veya 3 ay boyunca bebeğinizi gündüz ya da gece aynı şekilde giydirmek çoğunlukla daha kolaydır. örgü gecelikler ve streç giysiler (ki çoğunlukla yumuşak havlu kumaş ve pamuklu kumaştan yapılır), uyku ya da uyanıklık anlarında mükemmeldir. Çoğu bebekler, bunlarla rahat ettiği için gardırobunuzda birkaç tane olmalıdır.
Çamaşırlar
İki tür çamaşır vardır. Bebeğin kafasından geçirilen çamaşırlar ve gömlek gibi giydirilen zıbın benzeri çamaşırlar. Zıbın türü çamaşırlar daha kolay giydirilebildiğinden küçük bebek lerde çok kullanışlıdır. Küçük bebeğiniz için 6 aylık beden olarak 3-4 tane bu tür çamaşırlardan edinmelisiniz.
Çoraplar
Birkaç çift alın. Patikler, sert iseler gerekli değillerdir ve kullanılmamalıdır. Bebek yürümeye başlayıncaya kadar ayakkabı giydirilmemelidir.
Süveterler
Serin havalarda, bebeğinizin giysisi üzerine bir de vücut ısısını tutmak için süveter giydirmeye gereksinimimiz olabilir.
Genellikle akrilikten yapılan bir süveter, boyun çevresini rahat kaplayacaktır.
Dış Giyim
Eğer bebeğinizi soğuk havalarda dışarı götürüyorsanız, kar kıyafeti ya da kaban gibi bir giysiye gereksiniminiz olacaktır. Pamuklu kaba kumaştan yapılan bebeği ayaklarından omuzlarına kadar kavrayan fermuarlı kaban gibi giysiler küçük bebekler için çok uygundur. Bununla beraber, bebek birkaç ay daha büyüdüğünde biraz daha rahat bir kışlık giysiye gereksinim duyacaktır. Bebeğin ayrıca kulaklarını iyice kapatan örgü bir şapkası da olmalıdır. Eğer bebek güneşe çıkarılacak ise güneş şapkası cildini koruyacak derecede geniş olmalıdır.
Mama önlüğü
Bebeğiniz katı gıdalar yiyecek kadar büyüdüğünde birkaç önlük satın almalısınız. Küçük mama önlüklerinden sakınınız. Size gereken çocuğun ön tarafını tamamıyla kapayan büyük önlüklerdir, Plastikten yapılmış önlükler tercih edilmelidir, çünkü silinebilirler.
Diğer Giysiler
Bebeğiniz ortalıkta dolanmaya başladığında, onu oyun için daha çok ve uyku için daha az giydirmeye başlayacaksınız. Keten kumaşlar ve vücudu ve bacakları kaplayan pamuklu giysiler, örgü pantolon ve gömlekler uygundur. Ilık bir mevsimde güneş giysileri, şortlar ve tişört gibi giysiler elverişlidir.

Rahatlık ve güvenilirlik, yeni doğmuş bir bebeğin gardırobunun vazgeçilmez unsurları: ‘Unutmayınız ki, herhangi bir giyim malzemesinin gereğinden fazlasını satın almak hiç de ekonomik değildir. Bebeğinizin ne kadar da çabuk büyüdüğünü görmek doğrusu sizi çok şaşırtacaktır. Dolayısıyla, kural olarak, yeni doğmuş bebek giysilerine ya da küçük beden giysilere fazla itibar etmeyiniz. Olgunlaşmış gebelik neticesinde normal zamanında doğmuş bebeklerin 3 ila 6 aylık bebekler için yapılmış giysileri giymemesi için hiçbir neden yoktur. Bebeğinizi hastaneden eve getirdiğinizde ne tür giysiler giydirebileceğiniz konusunda aşağıdaki açıklamalar yardımcı olabilir. şüphesiz değişik mevsimler olabileceği dikkate alınmalıdır. Örgü gecelikler bebeğin gardırobunun esas parçasını teşkil eder. Bunlar genellikle alt taraflarında bağlama ipi ve bebeğin kendisini tırmalamaması için tek parmaklı eldivenleri olan giysilerdir. Bu tür bir giysiden bebeğin gardrobunda üç ya da dört tane olması yeterlidir. Bebek için streç giysiler çok rahattır ve gündüz ya da gece giydirilebilir. Genellikle polyester, terikoton ya da pamuktan yapılan bu tür giysiler, bebeğin bezinin rahatça değiştirilmesini mümkün kılan açılabilen bölüme sahiptirler.

 

Çamaşırlar ikiye ayrılın tepeden giydirilenler, kollardan geçirilenler. Kollardan gömlek gibi giydirilen çamaşırlar bebeğe daha kolay giydirildiği için daha çok tercih edilir. Hava çok soğuk olmadıkça, kısa kollu, orta beden çamaşır yeterlidir.Süeterler genellikle akrilikten yapılır ve bebek yatağından çıkarıldıktan sonra, özellikle soğuk havalarda, vücut ısısını korumak için kullanılır. Eğer bebeğinize süeter giydirirseniz, boğazının etrafının yeterince rahat olması gerektiğine ve düğmelerinin güvenli şekilde düğmelenmesine dikkat ediniz.Kışlık elbiseler, tulumlar ve pamuklu kaba kumaştan yapılmış giysiler soğuk bir iklimde bebeğinize giydirmeniz gereken giysilerdir. Tulum, bebeği omuzlarından ayaklarına kadar kapatan fermuarlı bir giysidir. Bu tür giysiler genellikle yumuşak, pamuklu ve su geçirmez malzemeden yapılırlar.Bebek soğuk bir havada dışarı çıkarılacaksa, bir başlık giydirilmesi gereklidir. Yazın, herhangi bir büyüklükte bir güneşlik ya da güneş şapkası takmalıdır.Ayakkabı giydirmek, yeni doğmuş bebekler için tavsiye edilmez. Patik ya da çoraplar bebeğin ayaklarını soğuk iklimlerde sıcak tutmak için tavsiye edilen giysilerdir.Yatak çarşafları olarak üç ila altı çarşaf kullanmalı, bir yatak koruma şiltesi kullanmalı ve iki ila üç adet nevresimli battaniye bulundurulmalıdır.Battaniyeler genellikle pamuk ya da polyesterden olmalıdır. Pamuk battaniyeler iyi ısı tutucu değildir, ama bebeğin üzerindekileri savurup atmasına engel olduğundan güvenlik açısından iyidirler.

Bazı anneler ve babalar bebeklerine fazla giysi giydirmeye eğilimlidirler. Bebeğe fazla giysi giydirmek iklim değişikliklerinde bebeğin bu değişikliklere adapte olmasını engelleyici olduğundan bebeğin kolayca soğuk almasına neden olabilir.

Sinir bozukluğu, baş ağrısı, cilt kanseri, felç… Güneş ve sıcağın kötü etkilerini sayan uzmanlar sadece deniz kenarında değil şehir içinde de koruyucuları kullanmamız gerektiğini söylüyor; “Su ve tuzlu ayran için, dar giysiler giymeyin, şapka takın” diyorlar

sağlık / AYŞEGÜL AYDOĞAN

Bronzlaşma sevdası, bir an önce yanık tene kavuşma telaşı daha yaz gelmeden başlar. Ancak cildinizin rengi koyulaşırken beraberinde getirdiği riskleri yeterince biliyor musunuz?
Uzmanlar bronzlaşmayı cildin savunma mekanizması olarak nitelendiriyor. Bronzlaşma için cildin kendi kendini koruması demek yanlış değil. Önce ciltte kalınlaşma oluyor, sonra deri korunmak için daha fazla renk maddesi üretiyor, koyulaşmaya başlıyor.

“Sarışınlar, çilliler ve benliler daha çok zarar görürler”
Güneş koruyucularının şehir içinde mayıs ayından itibaren kullanılmaya başlanması gerektiğini belirten Dermatolog Dr. Nahide Onsun, bu alışkanlığın çocuk yaştan itibaren kazanılmasının şart olduğunu söylüyor. Cilt kanserlerinin yıllar sonundaki birikimle ortaya çıktığını vurgulayan Onsun, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Çocuk yaştan itibaren güneşlenmeye başlıyoruz, sokakta, parkta, bahçede deniz kenarında derken bunlar zaman içinde güneşin uzun vadeli etkilerine neden oluyor. Cilt kanserleri genellikle 40′lı yaşlardan sonra ortaya çıkıyor. Çilliler, sarışın-mavi gözlü olanlar, güneşte her zaman kızarıp yanan ama bronzlaşamayanlar, çok fazla beni olanlar risk grubunu oluşturuyor. Normalde benli olmak güneşten daha fazla etkilendiğini ve zarar gördüğünü gösteren bir işarettir. Güneşle birlikte ben ve çiller artabilir. Deri rengi koyulaştıkça güneşten etkilenmenin de şiddeti azalır ama yine de güneş koruyucu mutlaka sürülmeli.”

“Baş ağrısı, bayılma, burun kanaması ve kramp olabilir”
En iyi şemsiyenin bile yüzde 70′ten fazla korumadığını da belirten Onsun “Yansıyan ışınları da unutmamak lazım. Saat 11.00-16.00 arasında şemsiye altında bile olsa dışarıya çıkılmamalı. Havuzda, denizdeyken koruyucular sürülmüyor. Oysa özellikle sürülmeli çünkü güneş ışınlarının etkisine iki kat daha fazla maruz kalınıyor. Bu gibi yerlerde vücut hem dibe geleni hem de yukarı yansıyanı alıyor. Tekne gezilerinde özellikle dikkat edilmeli. Yürürken, voleybol oynarken güneş her zaman her yere ulaşır” diyor.
Yaz aylarında en çok görülen sağlık sorunlarından olan sıcak çarpmalarının hafife alınmaması konusunda uyaran International Hospital Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı Dr. Leyla Dilek Mamçu, özellikle yaşlılar, çocuklar, alkol kullananlar, hipertansiyon, şeker, kanser hastaları ve şişmanlar için sıcak çarpmasının daha ağır bir risk yarattığını vurguluyor. Mamçu bunların dışında yüksek tansiyonu olanların, kalp ilaçları kullananların da risk altında olduğunu belirterek “Bu yıl biraz endişeliyim. İnsanlar güneşe hasret kaldılar, bu nedenle de kendilerini korumasızca deniz kenarlarına atmasınlar” diye uyarıyor.
Mamçu güneşin zararlı etkilerini şöyle anlatıyor: “Sıcak havalarda vücudumuzda ilk tepki olarak ısıyı atabilmek için kan damarları genişler. Terleyerek de vücudumuz sıvı kaybeder. Eğer bunlar çıkamazsa, bir şekilde vücudumuzda kalıcı olurlarsa kalpte atım hızı arttar. Yine aynı şekilde kanın içinde elektrolit dediğimiz sodyum, potasyum gibi maddelerin oranı değişir. Bu değişiklikler özellikle kalp, akciğer ve tansiyon hastaları ile idrar söktürücü ilaç kullananlarda aniden bayılma, şiddetli baş ağrısı veya burun kanamasıyla ortaya çıkabilir. Hastada ayrıca şiddetli bir halsizlik, yorgunluk ve bacak krampları oluşabilir.”

“Uzun süre sıcakta kalanlar felç tehlikesi ile karşı karşıya”
Mamçu tüm tehlikeler arasındaki en ağırının inme-felç riski olduğunu belirtiyor ve devam ediyor: “Uzun zaman sıcakta kalıp şapka giymemek, ayran, su içmemek gibi tedbir almayan kişiler için felç büyük bir risktir. Vücut ısısı artıyorsa işte o zaman problem başlar. Bu kişilerde cilt kurur, kızarıklıklar görülür. Yaygın olarak bilinci değişir, ateşi 40 derecenin üzerine çıkar. Beyin bulanıklığıyla beraber kişilik değişiklikleri başlar, anormal, saçma sapan konuşmalar, saldırganlık görülür. Bu kişilere acil olarak müdahale edilmezse ve beyin hasarı artık başlarsa (beyindeki ısı artışıyla proteinlerin bozulması) olay geri dönülmez safhaya kadar gelir. Sıcak çarpmasının en ileri safhası sıcak felci ya da sıcaklık inmesi dediğimiz bu durumdur.”

“Sıcaklar sinirleri bozuyor, saldırganlığı artırıyor”
Dr. Leyla Dilek Mamçu özellikle yaşlıları, çocukları, şişmanları, alkol alanları, panik hastalığı olanları, kalp ve tansiyon hastalarını çok sıcak saatlerde dışarı çıkmamaları konusunda uyarıyor. “Eğer çıkmaları gerekiyorsa mutlaka şapka takmalı, sık sık su tüketmeli, tuzlu ayran içmeli” diyor Mamçu: “Sıcağın altında aşırı aktivite ve egzersiz de son derece sakıncalı. Sık sık serin bir ortama girip dinlenmek şart. Giysiler tek kat ve pamuklu, ter emici nitelikte olmalı. Dar giysiler giyilmemeli, giysilerde açık renk tercih edilmeli. Çocuklar kapalı arabalarda bırakılmamalı. Aksi halde su kaybından, sıcak çarpmasından bir saatte bile kaybediliyor.”
Mamçu’nun verdiği bilgiye göre sıcak ayrıca beyindeki bazı kimyasalların çalışmasını da olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda kişilik değişiklikleri ve sinirlilik ortaya çıkıyor.
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Hasibe Özkılıç ise Dünya Sağlık Örgütü’nün, 46. kuzey ile 46. güney paralelleri arasında yaşayan beyaz ırktan insanlara yaz aylarında 08.00 - 17.00, kış aylarında 10.00 - 15.00 saatleri arasında güneş ışığından tam olarak korunmayı önerdiğine işaret ediyor. Erken cilt yıpranmasının en önemli nedeni olan güneş ışınlarına uzun süreli ve tekrarlayan şekilde maruz kalınmasıyla son 50 yılda cilt kanserlerinin görülme sıklığının da arttığını belirtiyor. Özkılıç, 0-18 yaş arasında güneş ışığından
tam olarak korunmuş çocuklarda deri kanserlerinin oranının yüzde 98 azaldığının kanıtlandığını söylüyor.

Aşırı terlemeye karşı botox

Acıbadem Hastanesi Bakırköy Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Sadiye Tanyeri, bazı kişilerde ter bezlerinin aşırı çalışmasına bağlı olarak terlemenin özel ve sosyal yaşamı olumsuz etkilediğini vurguluyor. Tanyeri bu kişilerde, özellikle stresli durumlarda ter salgılarının hiçbir aktivite yapmasalar dahi arttığını söylüyor. Sıklıkla estetik uygulamalardan adını duyduğumuz botox uygulamasının son yıllarda aşırı terlemenin tedavisinde de kullanıldığını belirten Tanyeri, şu bilgileri veriyor: “Botox, uygulandığı yerde sinir uçlarında sinir iletisini geçici olarak bloke eder. Bu yolla aşırı terlemenin durdurulmasını sağlar. İlaç; koltuk altı, el ve ayaklara bölge uyuşturulduktan sonra yüzeysel enjekte edilir. 2-5 gün içinde etkisini gösterir ve 5-7 ay boyunca etkinliğini korur.”