Uyum bozuklukları genelde geçici ve hafif durumlar için sözkonusudur. Yani bebeğin normal gelişimi içinde karşılaştığı stres faktörlerine geçici ve hafif şekilde verdiği cevabı gösterir. Bu durum travma oluşturacak kadar şiddetli değildir ve hiç önemsenmeyecek kadarda belirsiz değildir . Yani bu iki uç kutup arasında kalır. Uyum güçlüğü var diyebilmemiz için çocuğun yaşına uygun gelişimi , çevre şartları , açık stres faktörleri göz önüne alınmalıdır.

Uyum güçlüğü bebek veya küçük çocuğun kendi kişilik özellikleri , aile yapısı ve çevre şartlarının durumuna göre değişen derecelerde gösterdiği geçici bir reaksiyondur. Uyum güçlüğünde bebekte görülen sıkıntılar hiçbir zaman dört aydan uzun sürmez. Dört aydan uzun sürer ise o zaman başka psikiyatrik tanıların ve sıkıntıların olduğunu düşünmek gerekir.

Çocukta görülebilecek belirtiler olarak sessizleşme , yavaşlama , hareketlilikte azalma veya artma , hırçınlık, üzgün bakış , karşı gelme , uyumaya karşı koyma , öfke krizleri veya çabuk sinirlenme , tuvalet eğitimi ve alışkanlığında zorluk ve problemler , uyku sorunları , iştah değişiklikleri ve problemleri sayılabilir.

Uyum bozukluğu oluşturabilecek nedenler arasında bebeğin bakım vereninin değişmesi , annenin işe başlaması , anne baba arasındaki ilişki bozuklukları , bir evden diğerine taşınma , çocukta olabilecek hastalıklar , ailedeki fertlerde değişik psikiyatrik ve bedensel hastalıklar vb gibi durumlar sayılabilir.

Uyum bozuklukları durumunda bebeğin gösterdiği belirtilerin geçmemesi ve giderek ağırlaşması durumunda bebek ve bakımverenin bir çocuk psikiyatristine giderek durumu değerlendirmeleri ileride olabilecek psikopatolojileri önleme açısından önemlidir.

Bebeğinizin yaşamının ilk haftalarındaki ilk gülücüğü, önemli bir andır. Her ne kadar, yeni doğmuş bebeğinizin yüzünde çoğu zaman bir gülümseme görseniz de, yeni doğan bir bebek ilk ayını, genellikle sekiz haftasını doldurmadan önce sosyal anlamda gülümseyemez.
Bebeğiniz 6 haftalık olduğunda, aile bireylerini yabancılara tercih ettiğini belirten açık bir ifade gösterir. Bebeğinize gülümsediğinizde, bebeğiniz de size gülümseyecektir. Bebeğinizi beslerken, onun size nasıl baktığını görürsünüz.
Bebeğiniz 2 aylık olduğunda, bütün vücuduyla gülümser. Odasına girdiğiniz esnada bebeğiniz heyecanla ellerini ayaklarını çırparak gülümseyecektir .Bu esnada bebeklere özgü çeşitli sevinç sesleri çıkarır.
Bu ilk haftalarda bebeğinizin size gülümsemesine sizin gösterdiğiniz karşı tepki çok önemlidir. Bebeğinizi kucağınıza aldığında siz de ona gülümseyin, oynasın, onun gereksinimlerini karşılayın onu gülümseyemeye siz teşvik edin.
İkinci ayın sonuna doğru, bebeğiniz insanları ve nesneleri birbirinden ayırt edebilir duruma gelir: bu esnada eskisinden daha belirgin bir tanıma ifadesi takınır.
Bebeğiniz aynı zamanda sizin sesinizi de tanımaya başlar. Dolayısıyla, bebek bakıcınızın susturmaya çalıştığı bebeğiniz siz odaya girdiğinizde sizin sesinizle susar, ya da bakıcınızın yanında sessiz duran bebeğiniz, sizin sesinizi duyduğunda coşar.
Üç aylık bir bebek, bir saatin kırk beş dakikasını oynayarak geçirebilir. Bu çağda bir bebeğin dikkati kolayca çekilebilir; hatta dikkatini çeken bir şeyi dinlemek ya da görmek için emzirilmesini bile kesebilir. Bebeğiniz üç aylıkken zamanını eşyalara resimlere, hareketli şeylere, ya da kendi eline bakarak geçirir. Bebeğinizin belleğinin her geçen gün gittikçe geliştiğini fark edersiniz. Bu noktada, bebek kendisini ödüllendiren belli seslere tepki gösterir: Örneğin, kapanmakta olan buzdolabı kapısının sesi veya bebeğinizi beslemeye giderken sizin ayak sesleriniz, gibi. Bebek sizin yanına varmanız için bir süre sabırla bekler. Ancak, eğer bebeğinizin yanına gitmeniz herhangi bir şekilde ertelenirse çığlığı koparır.
Bebeğiniz 4 aylık olduğunda, çevresindeki dünyadan çok kendi beslenmesiyle ilgilenir. Dolayısıyla, eğer beslenmesi normalden daha uzun sürerse, endişelenmeyiniz.
Bu esnadaki dönüm noktası (yaklaşık 20 haftalık iken), bebeğinizin aynı karşısındaki davranışıdır. Bebeğinizi ayna karşısında tuttuğunuzda, gülümsediğini görürsünüz. Karşısındaki imgeyi de gülümsüyor görünce bebeğiniz bu sefer gerçekten heyecanlanır ve sevinç sesleri çıkarır. Bebeğinizi şaşırtan, sizi iki ayrı imge halinde görmektir; bu yüzden şaşkın bir şekilde bir size bir de aynadaki görüntünüze bakar
5 aylık olduğunda ise bebek anne ve babası ile yabancıları birbirinden kesinlikle ayırır. İlk defa onun yabancılar karşısında korktuğunu görürsünüz.
Bu çağda, bebeğiniz nesneleri tanımaya ve öğrenmeye başlar. Örneğin, yere bir oyuncak düşse, bebeğiniz bunu bulmaya çalışır; doldurulmuş bir oyuncak hayvanla oynayıp onu yere bıraktıktan sonra tekrar aynı nesneyi bulup oynamaya başlar.
6 aylık bir bebek, uyanık olduğu saatlerin yarısında gözü açık bir tetiktedir.
Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız, bebeğiniz biberonu tutmakta ısrar edecektir. Bu çağda bazı bebekler biberona ilaveten bardak da kullanmaya başlarlar.
Bu dönemde, katı gıdalar bebeğin beslenmesine girebilir. Artık bebeğinizin kendini beslemenize rıza gösterdiği günler geride kalmıştır. Bebeğiniz artık el becerisini geliştirmiştir ve gıdaları tutmak ve ağzına götürmek ister.
Artmış motor beceriler, bebeğin 7 aylık iken özgürlük duygusundan zevk almasını sağlar. Aynı zamanda, bebeğiniz kendi kanatlarının uçmaya yarayıp yaramayacağını da denemeye başlan bununla beraber, bu özgürlük denemelerini sizin varlığınızdan ve teyidinizden cesaret alarak yapar. Odayı her terk edişinizde bebeğinizin ağmasına şaşırmayın. 0 döneme kadar oyuncaklarıyla baş başa bırakılıp oynamaya rıza gösteren çocuk birdenbire siz odada olmadığınız zaman ağlamaya başlar.
Bu çağdaki bir bebek bulduğu her şeyi ağzına götürmekten hoşlanır. Parmaklarını çiğnemek, baş parmağını emmek ve ayak parmaklarını ağzına götürmek bebeğin hoşuna giden şeylerdir. Beslenme esnasında bebeğiniz kaşığı kavramaya çalışabilir.
Sekiz aylık bir bebek artık annesine tamamıyla bağlanmıştır. Ayrılık endişesi bu çağda çoğunlukla ortaya çıkar. Odadan her ayrılışınızda bebeğinizin paniğe kapıldığını görürsünüz. 0 ana kadar yabancılardan rahatsız olmayan bebeğiniz, birdenbire komşunuzdan ya da doktorunuzdan korkmaya başlayabilir.
Ya da, bebek bakıcınız gerektiğinde bebeğiniz gelen kişiyi tanıdığı halde kontrolsüz bir çığlıkla ağlayabilir. Bu reaksiyon gelişmenin normal bez parçasıdır ve endişelenecek bir şey yoktur. Böyle bir durumda bebeğinizi kucağınıza alın ve ona hemen döneceğinizi söyleyerek rahatlamasını sağlayın.
Dokuz aylık bir bebek sıkıntı duyacak kadar olgunlaşmıştır. Bunun nedeni belleğinin daha da gelişmiş olmasıdır. Dolayısıyla, bebek sürekli hareket ister ve o zamana kadar sadece akşamları yapılan ve kendisini eğlendiren gece eğlenceleri artık bebeğe ilginç gelmeye başlar.
Bu dönemdeki başka bir aşamada güvensizlik ve hatta korku duygularıdır. Bebek elektrikli süpürgeyi her açışınızda ağlamaya başlayacaktır ya da çok sevdiği banyo artık bebek için korku verici olacaktır.
Sizin göstereceğiniz sabır ve anlayışla bu korkular genellikle bir ay kadar bir süre sonra ortadan kalkacaktır.
10 aylık bir bebek küçük nesneleri bir elinde tutmayı öğrenmiştir.
Bu süre zarfında bebeğinizin kendisini ailenin bir parçası olarak hissetme duyguları ortaya çıkar. Artık bebeğiniz belli tepkilerinize belli karşılıklar verir. Örneğin, onun azarladığınızda üzülür, sevdiğinizde sevinir. Hoşuna giden bir yemekten sonra ya da babası eve geldiğinde dudaklarında bir mutluluk çizgisi belirir.

Bebeğiniz bu çağda “hayır” demeyi öğrenir. Ayrıca mülkiyet duygusu da gelişir ve ilk defa kendi oyuncaklarıyla kardeşinin oyuncaklarını birbirinden ayırır.
Bebeğinizin bir şeyler öğrenmesinde taklidin nasıl önemli bir rol oynadığını fark edersiniz. Yemek esnasında, bebeğiniz size, sizin ona verdiğiniz gibi, yediği bir lokmayı uzatır, ardından ellerini ve yüzünü yıkamak isteyebilir.
Her ne kadar her zaman işbirliğinden yana değilse de, 11 aylık bir bebek yaptığı her şeyde sizin onayınızı almaya, onaylamadığınız her şeyleri yapmamaya çalışır. Yine de, bunları yaparken sizin otoritenizi sınamaktan da kendini alamaz. Oğlunuzu ya da kızınızı yatağına yatırdığınızda en az 5 dakikada bir sizi yanınıza çağırır. Aynı zamanda, ondan istediğiniz her şeyi “hayır” diye reddetmeye de eğilimlidir. Bu çağda “hayır” bazen “evet” anlamına gelir.
Bu negativizm, 12 aylık bebekte daha da fazlalaşır. Bu çağda bazı bebekler huysuzluk etmeye başlar, bebeğinizin birçok şeyi reddetmeye başlayacağına kendinizi alıştırmalısınız. İştahı doğal olarak azalmaya başlar, dolayısıyla, iştahlı bebeğinizin aniden iştahını kaybetmesine şaşırmayınız. Bu reddetme, uyku saatlerini de kapsar. Bu çağda uyku problemlerine çok sık rastlanır.
Bebeğinizin bu dönüm noktalarından geçmediğini düşünüyorsanız, doktorunuza başvurunuz.

Kalbin; dakikada 90′dan fazla atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş gruplarına göre değişir.
Normal Kalp Atışları :
0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140
1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120
3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100
7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90
20 yaşından sonra; dakikada 60-80
arasında değişir.
Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı attığını gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir.
Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir. Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak, sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer.
Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora başvurmak gerekir.

ELEKTROKARDİYOGRAM( EKG):Kalp şeridi olarak da bilinir. EKG ile