Görme yetisini kaybettirebilen bu rahatsızlığın halk arasındaki adı göz tansiyonudur. Göz içi basıncının normal değeri 10-20 mmHg kadardır. Göz tansiyonunun yükselmesine bağlı olarak ortaya çıkan görüş bozukluğu yada görme duyusunda azalmayı kişi farkettiğinde görme duyusu niteliğini % 90 kaybetmiş demektir. Göz içi basıncının yükselmesi sonucunda gözden aldığı görüntüyü beyne ulaştırma görevini üstlenen görme siniri ve görme sinirindeki tahribat zamanında kontrol altına alınmazsa, görme alanı kaybı ve görme azalması ortaya çıkar.

Belirtileri :

En sık rastlanan açık açılı glokom en az belirti veren glokom türüdür. Görmede belirgin azalma ve ağrı hissedilmediğinden bu glokom çok geç farkedilir.
Sabahları belirginleşen baş ağrısı ; geceleri ışık etrafında ışıklı halkalar görme kapalı açılı glokom tipinin belirtileridir.Bu nedenle,hastalığın erken teşhis edilmesi ancak 45 yaşın üstünde olan kişilerin bir göz uzmanı tarafından yapılan rutin göz muayenesi taraması ile mümkündür.

GLOKOM TEDAVİSİNDEKİ YENİLİKLER:

“Glokom tedavisinde son yıllarda gelistirilen ilaclar ve yeni cerrahi yöntemlerle yüz güldürücü sonuclar bildirilmektedir.” <Viskokanalostomi> Prof Stegman tarafından tanımlanan ve popülaritesi gittikce artan bir cerrahi yöntemdir.

Yeni gelistirilen glokom damlaları bu olgularda göz ici basıncındaki artıslara karsı koruyucu ve glokomlu gözde hasarı azaltıcı alternatiflerdir.

Sık karşılaşılan bir sorundur. Nadiren cerrahi girişimler gerektirmekle birlikte, genellikle antibiyotik uygulamasıyla ve öteki basit yöntemlerle iyileştirilebilmektedir. Arpacık, etkilediği gözkapağı bezlerine göre ikiye ayrılır. Gözkapağının dışında kirpiklere bağlı yağ bezleri vardır. Bunlar, gözün yüzeyini koruyan yağı (sebum) salgılarlar. Bazen salgı bezi kanalı tıkanır ve içerde kalan bakteriler “dış” arpacığa neden olurlar.

Gözkapağının içinde ise, “meibom bezleri” denen bir dizi bez daha vardır. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir, gözkapağının arka yüzüne açılırlar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da “iç” arpacığa neden olur.

Arpacık daha çok, derileri kuru ve egzamaya eğilimlilerde görülür. Kepek ve pullanma bu koşullarda ortaya çıkar ve arpacık bunların etkisiyle oluşur. Diğer enfeksiyonlarda olduğu gibi, genel olarak beden sağlığının bozuk olması ve direnç düşüklüğü de arpacığın sık görülmesine neden olur.

Arpacık ortaya çıkmadan birkaç gün önce gözde kaşınma ve batma hissi başlar. Arpacık bir iki günde ortaya çıkar. Küçük, ağrılı bir nokta biçiminde başlar; sonra şişerek belirgin kırmızı bir püstül (içi irin dolu kabarcık) halini alır. Dış arpacık kolayca tanınır. Ama iç arpacığın görülmesi için gözkapağını dışa doğru çevirmek gerekir. Şişen meibom bezi gözkapağını gerdiğinden iç arpacık, dış arpacıktan daha ağrılıdır.

Arpacıkla birlikte gözkapağındaki ağrı ve batma hissi artar. Işık ağrıyı artırır (fotofobi) ve göz sürekli sulanır. Fotofobi, göz sulanması ve sürekli burnunu çekme, çocukta, kızamık gibi daha ciddi bir hastalığı akla getirebilir

Yeterince erken anlaşılırsa, antibiyotikli merhem ya da damlalar arpacık oluşumunu önleyebilir. Ancak, çoğunlukla tanıdan önce püstül(ağızlaşma) oluşur ve antibiyotikler etkisiz kalır. Tek tedavi, oluşan iltihabın boşalmasını sağlamaktır. Sıcak kompres, kan akımını artırıp gözkapağını yumuşatarak ağrıyı azaltır ve enfeksiyonun iyileşmesini kolaylaştırır. Basit bir sıcak kompres, tahta bir kaşığın çevresine pamuklu bir kumaş ya da pamuk sarıp sıcak suyun altına tutularak yapılabilir. Su dayanılabilir sıcaklıkta olmalı ve kaşık her seferinde kapalı göz üstünde en az 10 dakika tutulmalıdır. Dış arpacığın yerleştiği kıl kökü kolayca fark edilir. Kirpik bir cımbızla alınırsa, arpacık kendiliğinden boşalır, ağrı ve şişlik azalır.

İç arpacığın tedavisi daha zordur. Enfekte olan meibom bezi dışarı açılmaya çalışır ama kalın gözkapağını delemez. Sonunda akyuvarlar enfeksiyonun üstesinden gelir ve belirtiler ortadan kalkar ancak geride mikropsuz bir iltihap kisti kalır. Meibom kisti, gözkapağının altında ağrısız, küçük bir kitle halinde hissedilir ve ancak cerrahi girişimle çıkarılabilir. Lokal anestezi altında gözkapağı dışa çevrilerek kist alınır, çevresi temizlenir.

Gözü ovuşturmak, enfeksiyonu bulaştıracağı için zararlıdır. Kepeğin önlenmesi de önemlidir, çünkü arpacıkta rolü olduğu düşünülmektedir. Neden blefarit, yani gözkapağı iltihabı ise, uzun süreli antibiyotik tedavisi ve hafif kortizonlu damlalar etkili olabilir.
Birçok vakada neden bilinememektedir.

Gözün belirli bir uzaklığın ötesindeki nesneleri odaklayamamasına miyopluk denir.
Hipermetrop gözde, göz küresinin ön-arka çapı normalden kısa olduğu ve mercek eğriliğini (kırma gücünü) belirli bir sınırın ötesinde arttıramadığı için nesneleri odaklayamaz.
Miyop gözde bunun tam tersi bir durum ortaya çıkar. Genellikle göz küresinin ön-arka çapı normalden uzundur ve mercek,belirli bir sınırın ötesinde eğriliğini azaltamaz.
Miyopluk kalıtsal ancak çekinik bir göz bozukluğudur. Bu nedenle,miyop anne babaların çocuklarında her zaman ortaya çıkmayabilir. Ancak ana babanın her ikisi de miyopsa, doğal olarak çocukların da miyop olma olasılığı yüksektir. Miyopluk belirtileri genellikle altı yaşına doğru kendini gösterir. Çocuk küçük yazıları rahat okur ama tahtaya yazılanları okuyamaz. Uzağı görmenin gerekli olduğu oyunlardan kaçınır ve arkadaşlarından ayrı durmayı yeğler. Altı yaşına doğru başlayan miyopluk,büyüme dönemi boyunca ilerlemeyi sürdürür ve vücut gelişimiyle birlikte durur.
Göz küresinin ön-arka çapı normalden daha uzundur. Bu miyopluk türü,gözlükle düzeltilebilir ve genellikle başka bir soruna yol açmaz. Bundan farklı olarak patolojik miyoplukta ise görme kusuru ilerler,ayrıca ağtabakada bazı bozukluklar ortaya çıkar. Miyopluğun türü ve uygun düzeltici camlar tek muayenede saptanamayabilir. Dikkatli ve düzenli muayenelerle hastalığın gidişi izlenerek kesin tanı konur ve uygun tedavi sağlanır.

Çoğu Miyop uzaktaki nesneleri zor veya bulanık görür. Mesela otoyol tabelaları,sınıfta arka sıralarda tahta.Televizyona çok yaklaşırlar ,gözlerini kısarak bakarlar . Okuma,örme,bilgisayar gibi yakın işlerini rahat yaparlar.
Kalıtımsal olabilir ve genellikle 8-10 yaş cıvarı ortaya çıkar.Tipik olarak vücut gelişimine bağlı olarak 20li yaşlara kadar değişik oranlarda miyop ilerleyebilir.Daha sonra durur veya daha yavaş ilerler.
Toplumun yaklaşık %40ı değişik derecelerde miyoptur.

NEDENLERİ VE BELİRTİLERİ

Gözün önden arkaya normalden uzun olduğu veya kornea veya merceğin kırma gücünün normalden fazla olduğu durumda gelişir.Bu sebeple resim retina yüzeyinde değil onun önünde oluşur.
Miyop, gözleri kullanmak veya yormakla hiçbir ilgisi yoktur.Miyop’un en belirgin ortak neden kalıtımdır.
Miyop bazı göz veya genel rahatsızlıklarla birlikte veya onların sonucu olarak ortaya çıkabilir.(diabet-marfan-keratokonus-katarakt v.s.) Bu da göz muayenelerinin doktorlar tarafından yapılması gereği ve önemini gösterir

TEDAVİ

GÖZLÜK VEYA KONTAKT LENSLER
Halen en yaygın düzeltme şeklidir. Tedavi edici özellikleri yoktur. İlerlemeye etkileri yoktur.

LAZER

-Lasere uygun olmayan veya 50 yaş üstü kişilere tavsiye edilir.

Genellikle doğuştandır. Bununla birlikte, cerrahi girişimlerle saydam tabakanın kesilmesine, saydam tabakada iltihaplanma ya da travmaya bağlı olarak da çıkabilir. Olguların en azından %90’ında astigmatlığın düzeltilmesi kolay değildir. Saydam tabaka eğriliğinde ağır bir bozukluk yoksa, kişi kırılma kusurunun farkında olmayabilir. Çünkü refleks olarak görüntüyü iki dikey düzlemden birinin üstünde uyum yaparak birleştirir. Bu nedenle, astigmatlıkta genellikle iki odak uzaklığı arasında uyum sağlamak için sürekli değişen odaklanmaya bağlı yakınmalar ortaya çıkar. Hasta bu yorgunluk nedeniyle, baş ağrısı , göz kürelerinde ağrı , gözlerde ağırlık hissi ve yanmadan yakınır. Göz akları kızarmıştır. Bu yakınmalar örneğin, film izlerken artar. Gözleri sağlıklı kişilerde, saydam tabaka bir küre dilimi şeklinde ve eğriliği her yöne doğru aynıdır. Bu sayede ışınlar bütün doğrultularda aynı oranda kırılarak odak noktasına yönelir. Saydam tabakanın eğriliği tüm yönlere eşit biçimde dağılmıyorsa ve özellikle birbirini dik açıyla kesen doğrultular arasında eğrilik farkı varsa,ışınlar merceği geçerken farklı oranda kırılırlar. Astigmatizmayı , nokta şeklinde bir cismin görüntüsünün birbirine dik iki ayrı düzlemde olması diye tanımlayabiliriz.

Belirtiler

Astigmat‘ı olan kişiler uzak ve veya yakında bulanık veya gölgeli görürler. Görüntü hiçbir zaman keskin değildir. Bir yönde net olan çizgiler 90 derece aksinde bulanık görülebilirler. Mesela pencerenin dik kenarları netken yatay kenarları bulanık görülebilir. Daha net görme eforu baş ağrısı ve göz etrafında ağrı ,baskı yapabilir ve kişi kolay yorulup işi bırakmak zorunda kalabilir. Astigmatism değişik dercelerde olabilir ve gözlük veya lens takanların %30-40 ında astigmat bulunur. Astigmat tek başına olabileceği gibi miyop veya hipermetropla birlikte olabilir.

Belli bir dereceye kadar ve şikayet yoksa tevdavi gerektirmez.

-GÖZLÜK

-KONTAKT LENS
En iyi görme düzeltmesini sert veya yarı sert lensler sağlar.Fakat alışması daha zor ve özellikle tozlu ortamlarda daha rahatsız olduğu için TORIC denilen yumuşak lensler tercih edimektedir.Yine de bazı durumlarda toric lens ile iyi görme sağlanamıyabilir ve sert türde lens gerekebilir. Keratokonusa bağlı astigmatlar ender olarak yumuşak toric lenslerle ,bazen basit gazgeçirgen sert lenslerle ve daha ileri safhasında özel kalıplı gaz geçirgen sert lenslerle düzeltilir.Eğer bu tür lenslerle de iyi görme sağlanamıyor veya lens tahriş ediyor veya oturtulamıyorsa kornea nakli söz konusu olabilir.

LAZER

Lasik ve PRK nın her birinin tek başına uygun olmadığı ve her ikisinin avantajlarını birlikte kullanabileceğimiz laser türü olarak aynı,ön hazırlıklar ve ameliyat sonrası bakımları PRK ya benzer,sadece laser öncesi yüzey tedavisinin farklı olduğu metodlardır

Güzelliğine önem veren her kadınların kullandığı cilt bakım ürünlerine set olarak sahip olmanın maliyeti 200 ile 900 milyon lira arasında değişiyor

Son yıllarda devleşen kozmetik sektörü, kadınların ihtiyaçları arttıkça ve kadın olmanın getirdiği “güzel hissetme” duygusu geliştikçe daha da büyüyecek gibi. Akıl almaz ürünlerin ana madde olarak kullanıldığı kozmetik ürünleri, bu maddelerin özelliğine göre de cepleri yakıyor.
Kadınların güzelliklerine verdikleri önem güzellik merkezlerinin sayısının her geçen yıl artmasına neden olurken, parfümerilerdeki cilt bakımı ve makyaj malzemeleri çeşitlilik kazandı, marka sayısı 100′ün üzerine çıktı.
Öyle ki, güzel görünmek isteyen kadınların talebine karşılık vermek ve rekabette söz sahibi olmak isteyen firmalar, sürekli olarak yeni bir ürünle tüketicinin karşısına çıkıyor. Firmalar her geçen gün daha çeşitli daha kaliteli ürün yaratma çabasıyla hareket ettikçe de fiyatlar arasındaki uçurum giderek artıyor.

Firmalar arası bu rekabet, kadınlara birden fazla ürün seçeneği sunarken, çok sayıda kadın, bütçesine göre cilt bakım ürünleri alarak kendisine gereken ilgiyi göstermeye çalışıyor.

Yaşlanmayla birlikte oluşan kırışıklık, selülit gibi cilt bozukluklarını önleyici göz çevresi kremi, temizleme sütü, temizleme jeli, tonik, nemlendirici krem, kırışıklık giderici krem, cilt leke giderici, güneş koruyucu, göğüs bakım kremi, selülit inceltici bacak kremi ve vücut losyonları tek tek satılabildiği gibi set halinde de pazarlanabiliyor.

Özellikle mevsim geçişlerinde cilt yıpranması nedeniyle sıklıkla kullanılan cilt bakım ürünlerine set olarak sahip olmak için ise, en az 200 milyon lirayı gözden çıkarmak gerekiyor.

LEKE GİDERİCİ 60 İLE 130 MİLYON LİRA ARASINDA
Mevsim geçişleri dışında 2 ayda bir yenilenen cilt bakım ürünleri her üründe olduğu gibi kalitesine göre farklılık gösteriyor.

Göz çevresi kremin fiyatı 10 ile 85 milyon lira arasında değişirken, kadınların en fazla sıkıntı yaşadığı cilt lekelerine karşı çözüm olarak sunulan bir krem 60 ile 130 milyon lira, göğüs bakım kremi ise 35 ile 90 milyon liraya mal oluyor.

Özellikle birlikte kullanıldığında etkisini gösteren temizleme sütü, temizleme jeli ve tonik, set halinde alınması gerekiyor ki, bu setin toplam maliyeti 20 ile 100 milyon lira arasında değişiyor. Piyasadaki en kaliteli cilt bakım ürünlerini set olarak almanın maliyeti ise 900 milyon liraya kadar çıkıyor.

BİR DE MAKYAJ MALZEMELERİ EKLENİNCE…
Cilt bakım ürünleri kadar makyaj malzemeleri de kadınların vazgeçemediği ürünler arasında yer alıyor. Makyaj malzemeleri arasında bütçeyi en zorlayan ürün, yüzlerdeki kırışıklıkları kapatan ve fiyatı 60 milyon liraya kadar çıkan fondötenler…

Ruj 3 ile 40 milyon arasında satılırken, far ve rimelin fiyatı 3 ile 25 milyon lira arasında değişiyor. Makyaj malzemelerinde de kaliteden taviz vermeyen kadınlar cilt bakım ürünleriyle birlikte en az 1 milyar lirayı gözden çıkarmak zorunda kalıyor. Güzellik için yapılan bu harcama ortalama iki ayda bir tekrarlanıp, kuaför, güzellik merkezlerinin de eklenmesiyle aile bütçelerinin önemli harcama kalemleri arasında yerini alıyor.

Güzel görünmek ve hep genç kalmak bütün kadınların ortak dileği. Kozmetik sektörü aynalara özgürce bakabilen kadınlar yaratmak için çalışıyor. Ve her geçen gün mükemmelliğe bir adım daha yaklaşıyor…

Henüz 15 - 16 yaşlarındayken 18′inci yaşımızı kutlayacağımız günleri iple çekeriz. O, 2-3 yıl bir türlü geçmek bilmez. 18′den 24′e ise zaman bir çırpıda geçer. Bir bakmışsınız 25 olmuşsunuz. 30′lu yaşlara yaklaştıkça içinizi buruk bir sevinç kaplar. 30′lu yaşlarda olgun bir kadın olmak ile 20′li yaşları terketmek arasında bocalarsınız. Sorulduğunda büyük bir gururla söylediğiniz yaşınızı artık buçuklu rakamlarla ifade etme dönemine yavaş yavaş girersiniz. Gençliğinizden bir şey kaybetmemişsinizdir ama çoluk çocuğa karıştığınız bu yıllarda, yüzünüzde yılların izleri de hafif hafif kendini belli etmiştir.
40′lı yaşlarda artık “bir bayana yaşı sorulmaz” kuralı her zaman geçerli olmaya başlamıştır. 18 - 20′li yaşlarda nemlendiricilerle ve sivilce önleyici kremlerle hayatınıza giren kozmetik sektörü, 30 yaşlara yaklaşırken gözaltı kremleri, 35′li yaşlardan sonra da “yoğun” nemlendiricilerle hayatınızın bir parçası olmuştur.
Hızla ilerleyen teknoloji sayesinde artık bakım ve güzellik alanında devrim niteliğinde buluşlara imza atılıyor.
Ve kozmetik sektörü yıllara meydan okuyor…

10 YAŞ DAHA GENÇ GÖRÜNEBİLİRSİNİZ
Kırışıklıklar ile savaşa son sürat devam eden RoC’un son olarak geliştirdiği ürün ile cildiniz 10 yaş genç bir görünüm kazanıyor. Johnson&Johnson’ın RoC serisine yeni eklediği Retin-Ox Correxion™, cilt yüzeyinde hızlı sıkılaştırıcı etkisiyle mimik çizgilerinin ve derin kırışıklıkların görünümünü azaltıyor, düzgünleşmiş olan cilt yüzeyinin altındaki hücresel dokuları aktif şekilde canlandırıyor. Retin-Ox Correxion™ kullanımı sayesinde derin kırışıklıklar içeriden dolgunlaşmış görünüyor, düzenli günlük kullanımla cilt yenileniyor ve yüze gözle görünür genç görünüm kazandırıyor. Retin-Ox Correxion™ ile 10 yıl genç görünüm için 12 haftalık kullanım yeterli oluyor.
Sonuçları klinik deneylerle kanıtlanan Retin-Ox Correxion™ göz altı kırışıklıklarında 13.2, yanak kırışıklıklarında 12.3, göz çevresi kırışıklıklarında 7.2 yaş daha genç görünüme kavuşma imkanı sunuyor.
Denemek isteyenler için Retin-Ox Correxion™’ın gece, gündüz ve göz çevresi için yoğun bakım sunan 3 yeni ve yüksek performanslı ürünü bulunuyor.

Kusursuz bir makyaj gözlerden başlıyor. Makyözlere göre işin sırrı far renginin seçiminde.

Eğer siz de gözlerinize uygun far rengini seçerken zorlanıyorsanız uzmanlara kulak verin. Makyözler mavi gözlülerin turuncu tonlarıyla daha da çarpıcı bakışlara sahip olduğu konusunda hemfikir. Kahverengiler mavi farla gözlerini ön plana çıkarabilir. Daha doğal bir bakış için haki ve kahverengi tonlar da tercih edilebilir. Uzmanlar gri-mavi gözlere ise en uygun far renginin asker yeşili olduğunu söylüyorlar.

İdeal farınızı bulun
Gözlerinize uygun far seçmekte zorlanıyorsanız, uzmanların yardımıyla kararınızı kolaylaştırabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, gözlerinizin karşıt rengini bilmek.

Mavi gözlüler
Gözlerinizin doğal güzelliğini ortaya çıkarmak için, çizelgede mavinin karşısında olan, yani turuncu ailesinden bir ton seçin. “The Color Answer Book” kitabının yazarı Leatrice Eiseman “Toprak renklerinden oluşan turuncular grubu, çikolata kahvesi ve bejlerin yanı sıra, mandalina rengi gibi daha canlı tonları da içerir” diyor. Modeldeki efekti elde etmek istiyorsanız, kahverengi kalemle gözlerinizin alt ve üst kenarlarını çizerek, göz şeklini belirginleştirin. Far için mercan tonlarını tercih edin. Farı göz kapaklarınıza birkaç kat uygulayın ve derinlik vermek için, özellikle göz çizgisinde farı daha belirgin olarak sürün. Gözlerinizi parlak kılmak istiyorsanız, patlıcana çalan kahverengiyi tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda füme de mavi gözleri buğulu gösterir.

Yeşil gözlüler
“Gözleriniz yeşilse, bakışlarınızı keskinleştirmek için, çizelgede yeşilin karşısında olan, kırmızı paletinden bir renk seçebilirsiniz. Pembeler ve sıcak lavanta tonları gözlerinize en iyi giden renklerdir” diyor Kate Hudson’ın makyözü Paul Starr. Kırmızı ailesinden renk seçerken, gözlerinizden daha canlı renklerden kaçının, yoksa gözlerinizi ön plana çıkarmak yerine, tam tersine onların soluk kalmasına neden olacaksınız. Starr’dan bir öneri daha: “Siyah likit kalem kullanırsanız, uçuk tondaki farla son derece seksi bir kontrast elde edersiniz.” Ayrıca açık sarıya çalan bakır tonlarını çok ince bir şekilde kullanırsanız ilgi çekici bir makyaj sağlayabilirsiniz.

Kahverengi gözlüler
Kahverengi gözlerinizin sıradan olduğunu asla düşünmeyin. Yapmanız gereken tek şey, mavi renk kullanarak, onları ön plana çıkarmak.

Kahverenginin kontrastı olan mavi, gözlerinizi son derece çekici gösterecek. “Zengin bir kobalt, parlak bir gök mavisi veya uçuk bir bebek mavisi kullanabilirsiniz.” diyor Janet Jackson ve Jennifer Anniston’un makyözü BJ Gillian. Işıltılı bir mavi tercih ediyorsanız, daha dramatik bir efekt için, gözünüzün alt tarafını koyu bir mavi kalemle çizerek, kalemin üzerine açık renkteki farı sürün. Ancak daha doğal bir bakış elde etmek istiyorsanız, haki ve kahverengi tonlar da kullanabilirsiniz.

Gri-mavi gözler
Göz kapaklarında asker yeşili far kullanılabilir. Asker yeşili bu renk gözleri daha çok öne çıkarır, çok doğal durur.

Mavi-yeşil gözler
Gece mavisi bu göz rengini daha çok vurgular. Yalnız gece mavisini transparan şeklinde kullanmayı tercih edin, yani abartıya kaçmayın, hafif sürmeye dikkat edin.

Gri gözler
Jean mavisi gri gözleri ön plana çıkarır. Ama bu göz rengi için inci beyazı ya da opal rengi de son zamanlarda çok fazla tercih ediliyor.

Gri-yeşil gözler
Gül kurusu gri ve yeşil karışımı gözler için idealdir ama gözün üstünü de siyah bir eye liner ile belirginleştirin. Ayrıca gümüş ya da azur renklerini ayrı ayrı ya da kombine ederek kullanmak da çok beğeniliyor.

Ela gözler
Kahverengi tonları bu göz rengini belirginleştirir. Yalnız kahverengi tonlarını göz kapağı ve kaş kenarına doğru farklı tonlarda kullanmak daha doğru olur.

kaynak: www.e-kolay.net/kadin

Günümüz kadınları zamanın ciltlerinde oluşturduğu acımasız izlerden kurtulmak için teknolojinin tüm nimetlerini cesurca uyguluyorlar. Ciltteki kırışıklık ve lekelere karşı savaşan mezolift doğal olmasıyla diğerlerinden ayrılıyor

Özellikle orta yaş kadınları için şimdilerde gençlik iksiri haline gelen Mezolift, yıpranmış ciltlerde adeta doping etkisi yaratıyor.

Mezolift yöntekiyle yüz, boyun, dekolte ve özellikle el bölgesinde oluşan yaşlanma etkilerinin giderilmesinin yanısıra sigara ve alkolden zarar gören cildin yeniden yapılanması sağlanıyor. Öncelikle orta yaş ve üstündekilerde, sigara kullananlarda güneşin zararlı etkilerine maruz kalmış, yıpranmış ve bakımsız ciltlerde, beslenmesine dikkat etmeyenler de ve kuruma, esneme gibi şikayeti olan kişilerde iyileştirici etkisi oldukça fazla. Fakat sağlık ve estetikte olduğu gibi ciltte yıpranma etkileri henüz başlamadan, kırışıklık ve çizgiler henüz oluşmadan düzenli olarak mezolift yaptırmak, cildin olduğundan daha genç, canlı ve sağlıklı görünmesini sağlıyor.

Nasıl bir yöntem izleniyor

Tedavinin ilk aşamasında profesyonel bir cilt temizliğinin ardından yüzeye sürülen bir krem ile lokal anestezi yapılıyor. İkinci aşamada, alerjik etkisi olmayan doğal sentez maddeler deriye enjekte ediliyor. Mezolifte cilde enjekte edilen A vitamininin peeling etkisi nedeniyle ciltte oluşan güneş lekelerinin de rengi açılıyor.
Özellikle 30 yaş ve üzeri kadın ile erkeklerde yaşlanma belirtilerinin önemli ölçüde gerilemesini sağlayan Mezolift tedavisinde, ortalama 4-8 seans uygulama yeterli oluyor ve bu işlemin her yıl Sonbahar aylarında kür halinde uygulanması öneriliyor. İlk üç seansın on gün arayla uygulanması ve etkinin kısa sürede kendini göstermesi için genellikle iki ayda bir tek uygulama yapılması öneriliyor. Ayrıca mezolift seanslarından sonra genellikle 24 saat güneş banyosu yapılmaması, uygulanan bölgelerin 6-8 saat süreyle yıkanmaması ve herhangi bir maddenin sürülmemesi de dikkkat edilmesi gereken noktalar.

Botox mu mezolift mi?

Özellikle son yıllarda kadınlar arasında hızla yayılan Botox’un tahtına göz diken Mezolift, tüm yüz bölgesine rahatlıkla uygulanıyor. İki işlem arasında şöyle bir farklılık bulunuyor; Botox alın ve göz kenarlarına kas içi uygulanan ve sinir iletisini bloke eden bir maddedir. Bu etkisiyke kırışık ve çizgileri oluşturan kas gruplarının hareketini durdurur. Oysa mezoliftin kas veya sinirsel yapılarla ilişiği yoktur. Amacı kaslarda felç oluşturmadan ve mimikleri engellemeden cildi beslemek, canlandırmak, diri ve gergin görünmesini sağlamaktır. Teknik olarak Botox uygulamasına benzeyen Mezolift, tüm yüz ve boyun bölgesine de rahatlıkla uygulanıyor. Botox’tan farkı ise, uygulama yapılan bölgelerde kas felci yapmaması ve mimik kaybına yol açmamasıdır.

kaynak: www.ekolay.net/kadin

Esnek, canlı ve dolgun buklelere sahip olmak zor değil. İmrenilecek bukleler için tavsiye ve ipuçlarına göz atın

Buklelerin havalı ve esnek olabilmesi için saçınızın;

- Sağlıklı olması; yani yeterince beslenmiş olması gerekir. Çünkü sebum uzun saçı en uç noktasına kadar besleyemez. Bu nedenle her yıkamadan sonra saç tipine uygun bir bakım ürünüyle saçınıza bakım yapılması gerekir. Saça dipten uca kadar yapılacak bu bakım sayesinde kırıklar da önlenebilecektir.

- Doğru kesimli olması gerekir. Saç ne kadar kısaysa o kadar fazla kıvrılacaktır. Bu nedenle bukleler için isteğiniz doğrultusunda bir kesim yaptırmanız da gerekir.

Kıvırcık saçların beslenmesi ve yıpratıcı dış etkenlerden korunması gerekir. Saçlar kurumuşsa canlılığını yitirir ve istenmeyen şekilde, düzensiz kıvırcıklar haline dönüşür. Her ihtiyaç için muhteşem ürünler çözüm sağlamaktadır:

- Nemli ortamlarda saçınız istenmeyen şekilde kıvrılıyor mu? Gündüz kremleri gibi derinlemesine işleyen bir serum kullanın. Bukleleri ağırlaştıran yağlı ürünlerden kaçının.

- Kıvırcıklarınız düzensiz mi? Ayaklanan buklelerinizi “styling” yani şekillendirme ürünleriyle alt edebilirsiniz.

- Kıvırcıklarınız hafifliklerini mi yitirmiş? Onlara hafifliklerini tekrar kazandıracak bir güç vermek için nemlendirici bir ürün kullanın ama fazla ağır sabitleyicilerden kaçının.

- Kıvırcıklarınız havalı değil mi? Defrize edici bir jel yardımıyla saçınızdaki kırıkları iyice düzeltin bigosu bulunmayan fönleri hiçbir zaman kullanmayın. Bu tip fönler kıvırcıkların tüm esnekliğini yok eder.

Saçınızı duşta ıslatın, bir havluyla kurulayın, hafif bir masajla saç şekillendirme ürününü hemen uygulayın. Saçınız çok kıvırcıksa onları fırçalamayın ve sakın bigosuz bir fön kullanmayın. Saçınıza canlılık ve parlaklık kazandırmak için bir serum da kullanabilirsiniz.
Kıvırcık saçlar kuru oldukları için genellikle cansız ve sönük görünür. Bu nedenle doğru hareket şampuan uygulamasından sonra yapılacak bir bakımdır. Sirkeli suyla durulama yaparak saça canlılığı yeniden kazandırılabilir. Bunların dışında şekillendirme ürünleri de kırıkları düzelterek saça canlılık kazandırır.

Kıvırcıkların sağlığını ve saçın tatlı parlaklığını korumak için permalı saçlara daha özenli bir bakım uygulamak lazımdır. Bu durumda da saçın genel sağlığı için kuruluğa karşı savaşı sürdürmek ve zayıf düşen saçı kuvvetlendirmek şarttır. Bunun için tavsiye edilen şey haftada bir, kuru saça maske uygulamak ve bir saat maskeli durduktan sonra saçı iyice durulamaktır.

Kaynak:www.e-kolay.net/kadin

Günümüzde yüze genç ve dinamik bir görünüm kazandırmak için pek çok yöntem uygulanıyor. Bunlar birleştirildiğinde daha kalıcı, az riskli ve az komplikasyonlu sonuçlara ulaşılabiliyor

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklımıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkları giderecek şekilde gerilmesi gelebilir. Ama yüzdeki kırışıklıkların hepsini sadece deriyi gererek ortadan kaldırmaya çalışmak mimiksiz bir ifade ortaya çıkarır, bu da yüze bir maske görünümü verebilir. Oysa alın, göz ve dudak etrafındakı kırışıklıklar ilave metotlarla ayrıca tedavi edilebilir.
Yüz germe ameliyatında derinlik olarak üç tabakada işlem yapılabilir: En üstteki tabaka deridir ve sadece bunun tek başına fazla gerilmesi ile “rüzgara karşı yürüyen bir insanın yüz görünümü” ortaya çıkabilir.
Önemli olan ikinci tabaka, yani yüze uyum ve istikrar sağlayan, SMAS denilen tabakadır. Bu tabakayla birlikte boyun ve alın adalelerinin ayrı olarak gerilmesi, daha doğrusu sarkmış durumdaki yerlerinden eski pozisyonlarına getirilmesi, yüze eski doğallığını ve dinamizmini kazandırır.
Üçüncü tabaka ise periost denilen, kemik üzerindeki tabakadır. Bu tabakanın lifting’i genellikle endoskopi tekniği ile yapılır. Bazı otoriteler bu metodu uygulayarak yüzü gençleştirmenin yanında yüzde aşikar ifade değişikliklerinin meydana gelmesine sebep olmuşlardır. Bu değişiklik ihtimali ameliyattan önce hastayla mutlaka konuşulmalıdır.

Yüz gerdirmede neler uygulanıyor?
Face styling: Face lifting ile bütün yüz kırışıklıklarını gidermek mümkün değildir, dolayısıyla başka ilave yöntemlerle kombine etmek gerekir. Ekzodermpeeling, laserpeeling, dermabrazyon, yağ veya diğer dolgu maddeleri ile doldurma işlemleri gibi. Dünyada bazı plastik cerrahlar son zamanlarda popüler olan bu kombinasyon yöntemini “Face styling” olarak adlandırıyor.

Midface-lifting: Klasik face lifting’de genellikle yüzün sarkmış olan orta bölümünü etkin bir şekilde germek mümkün değildir. Yüzün orta kısmının sarktığı durumlarda “midface-lifting” denilen orta yüz germe yöntemiyle bu kısımlar, alt göz kapağının kenarından yapılan kesiyle tamamen kemik üzerinden sıyrılıp yukarı asılır. Deri ve onun altındaki SMAS tabakasının çekilmesiyle yüzün sadece üçte ikilik alt kısmı gerilir. Alın ve göz bölgeleri için ayrı bir işlem yapmak gerekir.

Alın germe: Kaşların devamlı kaldırılması ile alında ortaya çıkan yatay çizgilenmeler, yüzün kırışık olmayan diğer kısımlarıyla tezat yaratabilir. Ayrıca devamlı kaş çatmadan veya güneşten gözü koruma refleksinden dolayı kaşlar arasında ortaya çıkan dikey derin çizgiler de yüze sert bir ifade verebilir. Günümüzde botoks enjeksiyonları ile bu kırışıklıklar sadece geçici olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Devamlılık ise sadece alın germe ameliyatı ile sağlanabilir. Klasik olarak alın saç sınırından 3-4 cm. kadar içeriden, bir şakaktan öbür şakağa kadar uzanan bir kesiyle alın derisi alın adalesiyle birlikte alın kemiğinden sıyrılır, fazla aktif olan alın ve kaş çatma adaleleri kısmi olarak zayıflatılır veya kesilerek pasif hale getirilir. Aşağıya sarkmış kaşlar eski pozisyonlarına getirilir ve saçlı deriden 1-2 santimlik bir şerit çıkarılarak alın gerilir.

Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma: Bilhassa gençlerde, alınları fazla gevşememiş, çok fazla deri çıkarılması gerekmeyen hastalarda 3-5 mini kesi ile bütün alın derisini mobilize etmek ve endoskopik kamera yardımıyla görerek kaş arası adalelerini zayıflatmak ve kaşları normal pozisyonlarına getirmek mümkündür. Endoskopik alın germenin kalıcılık süresi klasik alın germe ameliyatının kalıcılığı kadar uzun değildir.

Kaş kaldırma: Alın germe gibi büyük ameliyat işlemi arzu etmeyen hastalarda ve bilhassa erkeklerde, kaşın üst sinirinden yapılan kesiyle elips şeklinde deri çıkartılması ve bu şekilde kaşların normal pozisyonlarına getirilmesidir. Ayrıca kaş ve şakak arasında deri altından tünel açılarak mini kesilerle kaşı asmak da çok sıklıkla uygulanan bir tekniktir.

Şakak liftingi: Genellikle tek bir ameliyat olarak genç hastalarda uygulanan bir metottur. Çökmeye başlamış yanak bölgesinin yukarıya kaldırılması ve göz etrafındaki kırışıklıkların hafifletilmesi sağlanır.

Mini-lifting: 40 yaş civarındaki, boyun sarkıklığından ziyade yanağın sarktığı durumlarda uygulanan, fazla kesi gerektirmeyen, genellikle sadece derinin gerdirildiği bir yöntemdir. Birçok cerrah tarafından da “Model-lifting” diye adlandırılır. Kalıcılığı çok uzun süreli değildir.

Midi-lifting: Mini-lifting’e ilave olarak derin tabakaların da gerildiği bir metottur. İşkadınlarının ve erkeklerin çok rağbet ettiği bir yöntem olmaya başlamıştır. İyileşme sürecinin kısalığı ve kalıcılığının mini-lifting’e nazaran daha uzun olması avantajlarıdır. Boyun gerilmesinin gerekmediği durumlarda kısa kesilerle uygulanması mümkündür.

SAYFA 3 «1234»
Sağlık Estetik