CONCOR
Lak Tablet

Santa Farma

Etken Madde(ler):
Bisoprolol fumarat

Piyasa Şekilleri:
10 mg: 30 lak tablet, 5 mg: 30 lak tabletlik ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günde 1 adet 5 mg veya 10 mg Concor tablet kullanılır. Tedavinin başlangıcında ve hastalığın hafif formlarında vakaların çoğunda günde 1 adet 5 mg tablet yeterlidir. Gerekirse bu doz günde 2 adet 5 mg. Veya 1 adet 10 mg tablete yükseltilebilir. Çok az sayıda vakada 20 mg’a (günde 2 adet 10 mg tablet) varan doz artışı gerekebilir. Tabletler bir miktar sıvı ile bütün olarak yutulmalıdır. Concor’un sabah aç karnına veya kahvaltı ile alınması tavsiye edilir. Hafif veya orta şiddette hepatik veya renal yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması genellikle gerekmez. Son dönem böbrek yetmezliği (kreatinin klirensi <20 ml/dk) veya ağır hepatik yetmezliği olan hastalarda günlük 10 mg Concor dozu aşılmamalıdır. doz ayarlanması vakanın özellikleri, nabız hızı ve tedavinin etkiliği gözönüne alınarak yapılmalıdır.Tedavinin süresi: Concor tedavisi genel olarak uzun süreli bir tedavidir. Concor ile tedavi aniden kesilmemeli, ancak doz azaltılarak kesme esas alınmalıdır.

Endikasyonları:
Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), koroner kalp hastalığı (Angina pectoris).

Kontrendikasyonları:
Tedavi edilmemiş miyokard yetmezliği (dekompanse kalp yetmezliği), yeni geçirilmiş miyokard enfarktüsü, şok, atrioventriküler ileti bozuklukları (II. ve III. derece AV blok), hasta sinüs sendromu, sinoatrial düğüm ve atrium arasında ileti bozukluğu (sinoatrial blok), tedaviye başlama öncesi çok yavaş nabız (dakikada 50 vurudan daha az bradikardi), çok düşük kan basıncı (hipotansiyon) bronşial astım ve ilerlemiş dönemlerdeki periferal dolaşım bozuklukları vakalarında kullanılmamalıdır. Adrenal tümör (feokromositoma) vakalarında, Ilaç ancak a-blokajından sonra verilebilir gebelik sırasında, emzirme ve çocuklar tarafından kullanılmamalıdır. Hayvan deneylerinde fertiliteye veya yavrulara bir zarar vermediği gösterilmiştir.Not: Kan glikozdüzeyleri sık sık iniş çıkış gösteren diyabetik hastalada, uzun süreli açlık dönemlerinde ve asidozlu hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Uyarılar:
Ilacın antihipertansif etkisine bağlı olarak, ilaca karşı reaksiyon sonucu; araç veya makine kullanma yeteneği kişiden kişiye farklı olarak azalabilir. Bu, özellikle tedavinin başlangıcında, ilaç değiştirilmesinde ve alkol ile etkileşimde karşılaşılan bir durumdur. Spesifik araştırmalar ilacın doğrudan ters bir etki meydana getirmediğini ortaya koymaktadır. Eğer istisnai bir durumda Ilaç gebelik sırasında kullanılmışsa yenidoğanda muhtemel bradikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi oluşma olasılığından dolayı, beklenen doğum tarihinden 72 saat önce tedavi kesilmelidir. Eğer bu mümkün değilse doğum sonrası yenidoğan ilk 48-72 saat dikkatle izlenmelidir.

Yan Etkileri:
Özellikle tedavinin başlangıcında yorgunluk, baş dönmesi, hafif baş ağrısı, terleme, uyku bozuklukları, canlı rüyalar ve depresif ruh hali görülebilir. Bu semptomlar genellikel hafif şiddettedir ve çoğunlukla tedavi başlangıcından sonraki ilk 1-2 hafta içinde kaybolur. Nadir vakalarda gastrointestinal bozukluklar (diyore, konstipasyon, bulantı, karın ağrısı) ve cilt reaksiyonları (örn: eritem, pruritis) olabilir. Seyrek olarak kan basıncında belirgin bir düşme, nabızdayavaşlama veya AV iletide bir bozulma gözlenmiştir. Tedavi bazen kol ve bacaklarda sızlama, üşüme hıssine ve nadir olarak kas güçsüzlüğü, kas krampları ve göz yaşında azalmaya yol açabilir (eğer kontaklensler kullanılmaktaysa göz önüne alınmalıdır). Tedavi başlangıcında claudication intermittent ve Raynaud fenomeninden yakınan hastaların şikayetleri şiddetlenebilir ve miyokardial yetmezlik ağırlaşabilir. Nadir vakalarda hava yolları direncinde artma olabilir (bronkospastik reaksiyonlara eğilim gösteren hastalarda solunumda zorlama, örneğin asthmoid bronchitis). Diabetes mellitus’u olan yaşlı hastalarda glikoz toleransı bozulabilir. Düşük kan glikoz seviyesinin belirtileri (örn: artış kalp hızı) maskelenebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Ilaç birlikte kullanılan diğer antihipertansif ilaçların etkilerini artırabilir. Tedavide, Ilaç ile rezerpin, a-metildopa, klonidin veya guanfasinin birlikte kullanılması, kalp hızında belirgin bir azalmaya neden olabilir. Klonidin ile birlikte kullanımda, ilacın kesilmesi üzerinden bir kaç gün geçmeden klonidin tedavisi kesilmemelidir. Nifedipinin birlikte kullanılması, Ilacın antihipertansif etkisini artırabilir. Ilaç ile birlikte verapamil veya diltiazem tipi kalsiyum antagonistlerini veya antiaritmik ajanların kullanılması hipotansiyon, bradikardi ve diğer aritmilere yol açabileceği için hastanın dikkatle izlenmesi gerekir. Bu nedenle kalsiyum antagonistlerinin ve antiaritmik ajanların intravenöz kullanımları, Ilaç ile tedavi sırasında tavsiye edilmez. Ilaç ve rifampsinin birlikte kullanımı Ilacın yarı ömrünü bir mikar azaltsa da genellikle dozunartırılması gerekmez. Ilaç ile birlikte insülin veya oral antidiyabetik kullanımı, bu ikinci ilaçların etkilerini artırabilir. Hipoglisemi semptomları (özellikel taşikardi) maskelenir veya hafif görülebilir. Kan glikoz düzeyleri düzenli olarak izlenmelidir. Anestezi altında kalp debisi bozulabileceği için hasta Ilaç ile tedavi ediliyorsa, cerrahi girişim öncesi anestezisit uyarılmalıdır.

SOPRANO
Film Tablet

Sandoz

Etken Madde(ler):
Bisoprolol fumarat

Piyasa Şekilleri:
5 mg: 30 film tablet, 10 mg: 30 film tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günde 5-10 mg kullanılır. Tedavinin başlangıcında ve hastalığın hafif formlarında vakaların çoğunda günde 5 mg yeterlidir. Gerekirse bu doz günde 2 adet 5 mg’a yükseltilebilir. Çok az sayıda vakada 20 mg’a varan doz artışı gerekebilir. Son dönem böbrek yetmezliği (kreatinin klirensi <20 ml/dk) veya ağır hepatik yetmezliği olan hastlarda günlük 10 mg Soprano dozu aşılmamalıdır. Belirgin renal veya hepatik disfonksiyonu olmayan yaşlı hastalarda doz ayarlamasına gerek yoktur. Soprano tedavisi genel olarak uzun süreli bir tedavidir. Tedavi aniden kesilmemeli, ancak doz azaltılarak kesme esas alınmalıdır. Özellikle koroner arter hastalığı olan hastalarda buna dikkat edilmelidir.

Endikasyonları:
Yüksek kan basıncı (hipertansiyon), koroner kalp hastalığı (Angina pectoris).

Kontrendikasyonları:
Tedavi edilmemiş miyokard yetmezliği (dekompanse kalp yetmezliği), yeni geçirilmiş miyokard enfarktüsü, şok, atrioventriküler ileti bozuklukları (II. ve III. derece AV blok), hasta sinüs sendromu, sinoatrial düğüm ve atrium arasında ileti bozukluğu (sinoatrial blok), tedaviye başlama öncesi çok yavaş nabız (dakikada 50 vurudan daha az bradikardi), çok düşük kan basıncı (hipotansiyon) bronşial astım ve ilerlemiş dönemlerdeki periferal dolaşım bozuklukları vakalarında kullanılmamalıdır. Adrenal tümör (feokromositoma) vakalarında, Ilaç ancak a-blokajından sonra verilebilir gebelik sırasında, emzirme ve çocuklar tarafından kullanılmamalıdır. Hayvan deneylerinde fertiliteye veya yavrulara bir zarar vermediği gösterilmiştir.Not: Kan glikozdüzeyleri sık sık iniş çıkış gösteren diyabetik hastalada, uzun süreli açlık dönemlerinde ve asidozlu hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Uyarılar:
Ilacın antihipertansif etkisine bağlı olarak, ilaca karşı reaksiyon sonucu; araç veya makine kullanma yeteneği kişiden kişiye farklı olarak azalabilir. Bu, özellikle tedavinin başlangıcında, ilaç değiştirilmesinde ve alkol ile etkileşimde karşılaşılan bir durumdur. Spesifik araştırmalar ilacın doğrudan ters bir etki meydana getirmediğini ortaya koymaktadır. Eğer istisnai bir durumda Ilaç gebelik sırasında kullanılmışsa yenidoğanda muhtemel bradikardi, hipotansiyon ve hipoglisemi oluşma olasılığından dolayı, beklenen doğum tarihinden 72 saat önce tedavi kesilmelidir. Eğer bu mümkün değilse doğum sonrası yenidoğan ilk 48-72 saat dikkatle izlenmelidir.

Yan Etkileri:
Özellikle tedavinin başlangıcında yorgunluk, baş dönmesi, hafif baş ağrısı, terleme, uyku bozuklukları, canlı rüyalar ve depresif ruh hali görülebilir. Bu semptomlar genellikel hafif şiddettedir ve çoğunlukla tedavi başlangıcından sonraki ilk 1-2 hafta içinde kaybolur. Nadir vakalarda gastrointestinal bozukluklar (diyore, konstipasyon, bulantı, karın ağrısı) ve cilt reaksiyonları (örn: eritem, pruritis) olabilir. Seyrek olarak kan basıncında belirgin bir düşme, nabızdayavaşlama veya AV iletide bir bozulma gözlenmiştir. Tedavi bazen kol ve bacaklarda sızlama, üşüme hıssine ve nadir olarak kas güçsüzlüğü, kas krampları ve göz yaşında azalmaya yol açabilir (eğer kontaklensler kullanılmaktaysa göz önüne alınmalıdır). Tedavi başlangıcında claudication intermittent ve Raynaud fenomeninden yakınan hastaların şikayetleri şiddetlenebilir ve miyokardial yetmezlik ağırlaşabilir. Nadir vakalarda hava yolları direncinde artma olabilir (bronkospastik reaksiyonlara eğilim gösteren hastalarda solunumda zorlama, örneğin asthmoid bronchitis). Diabetes mellitus’u olan yaşlı hastalarda glikoz toleransı bozulabilir. Düşük kan glikoz seviyesinin belirtileri (örn: artış kalp hızı) maskelenebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Ilaç birlikte kullanılan diğer antihipertansif ilaçların etkilerini artırabilir. Tedavide, Ilaç ile rezerpin, a-metildopa, klonidin veya guanfasinin birlikte kullanılması, kalp hızında belirgin bir azalmaya neden olabilir. Klonidin ile birlikte kullanımda, ilacın kesilmesi üzerinden bir kaç gün geçmeden klonidin tedavisi kesilmemelidir. Nifedipinin birlikte kullanılması, Ilacın antihipertansif etkisini artırabilir. Ilaç ile birlikte verapamil veya diltiazem tipi kalsiyum antagonistlerini veya antiaritmik ajanların kullanılması hipotansiyon, bradikardi ve diğer aritmilere yol açabileceği için hastanın dikkatle izlenmesi gerekir. Bu nedenle kalsiyum antagonistlerinin ve antiaritmik ajanların intravenöz kullanımları, Ilaç ile tedavi sırasında tavsiye edilmez. Ilaç ve rifampsinin birlikte kullanımı Ilacın yarı ömrünü bir mikar azaltsa da genellikle dozunartırılması gerekmez. Ilaç ile birlikte insülin veya oral antidiyabetik kullanımı, bu ikinci ilaçların etkilerini artırabilir. Hipoglisemi semptomları (özellikel taşikardi) maskelenir veya hafif görülebilir. Kan glikoz düzeyleri düzenli olarak izlenmelidir. Anestezi altında kalp debisi bozulabileceği için hasta Ilaç ile tedavi ediliyorsa, cerrahi girişim öncesi anestezisit uyarılmalıdır.

TRIAMINIC
Oral Solüsyon

Novartis

Etken Madde(ler):
Fenilpropanolamin HCl 20 mg/ml, Feniramin maleat 20 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
10 ml oral solüsyon içeren cam şişelerde.

Kullanım Şekli:
1 yaşın altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır. 1-3 yaş çocuklarda günde 4 defaya kadar, her yaş için 2 damla. Örneğin, 2 yaşındaki çocuğa, günde 4 defaya kadar 4′er damla verilir. 3 yaşın üzerinde, günde 3-4 kez, çocuğun kilosu başına 1 damla hesabıyla verilir. Örneğin 15 kg’lık bir çocuğa günde 3-4 kez 15 damla verilir. Biberona veya yemeğe karıştırılarak çocuğa verilebilir.

Endikasyonları:
Soğuk algınlığı, alerjik rinit ya da üst solunum yollarının diğer alerjilerine bağlı nazal konjestiyonun, nezlenin, burun ve boğazda kaşıntı, göz yaşarması gibi belirtilerin geçici olarak bertaraf edilmesinde kullanılır.

Kontrendikasyonları:
Bileşimdeki maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarıllık, koroner yetmezlik, taşikardi ve hipertansiyon gibi ciddi kardiyovasküler bozukluklar, alt solunum yolları hastalıklarında kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Dar açılı glokom, prostat hipertrofisi, ciddi diabetes mellitus, hipertiroidi olgularında dikkatle kullanılmalıdır. 12 yaş altındaki çocuklarda kullanılmamalıdır. Diğer bütün antihistaminik içeren ilaçlarda olduğu gibi bu kombinasyon da hastanın reaksiyonlarını yavaşlatabilir. Araç ya da makina kullanan hastalar uyarılmalıdır. Gebelerde ve emziren kadınlarda zorunlu olmadıkça kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Deri döküntüsü, yorgunluk, uykusuzluk, baş ağrısı, ağız kuruluğu, görme bulanıklığı, taşikardi, baş dönmesi, nadiren gastrointestinal bozukluklar görülebilir. Özellikle çocuklarda irrite durum ortaya çıkabilir.

İlaç Etkileşimleri:
Antihistaminikler alkol ve antidepresanların etkilerini artırırlar. Fenilpropanolaminin Beta-adrenerjik blokerlerle birlikte kullanılması hipotansiyon ve bradikardiye neden olabilir. Fenilpropanolamin, antihipertansiflerin etkilerini azaltabilir. MAO inhibitörleri, antihistaminlerin antimuskarinik ve merkezi depresan etkilerini de ve fenilpropanolaminin vazopresör ve kardiyak stimülan etkilerinde artışa ve sürelerinde uzamaya neden olabileceğinden birlikte bu kombinasyonu içeren müstahzarlar kullanılmamalıdır.

PROSTAGOOD
Kapsül

A. İbrahim

Etken Madde(ler):
Serenoa repens ekstresi 160 mg

Piyasa Şekilleri:
60 kapsül, 120 kapsül içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günde 2 kez (sabah, akşam) 1 kapsül alınır.

Endikasyonları:
Serenoa repens ekstresi, prostat hücrelerinde testesteronun çok daha potent bir androjen olan dihidrotestosterona (DHT) dönüşmesini sağlayan 5 alfa redüktaz enzimini inhibe ederek antiandrojenik etkisini gösterir. Serenoa repens ekstresi büyüyen prostat dokusunda DHT konsantrasyonunu azaltır. Benign prostat hiperplazisi, Evre I-II olan olgulardaki idrar yapma bozukluklarında endikedir.

Kontrendikasyonları:
Bileşimindeki maddelerden herhangi birine karşı önceden oluşmuş aşırı duyarlılık durumlarında kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Kadınlarda ve çocuklarda endike değildir.

Yan Etkileri:
Nadir olgularda hafif gastrointestinal bozukluklar; karın ağrısı, diyare, kabızlık ve mide bulantısı yine nadiren alerjik reaksiyonlar ve prürit ortaya çıkabilir.

İlaç Etkileşimleri:
Serum PSA düzeylerinde herhangi bir değişikliğe neden olmaz. Bu durum prostat kanseri yönünden PSA izlenmesi altındaki hastalarda yanılgıları önler.

Yiyecek ve içeceklerle aldığımız kafein kana karışır ve alınan oranda anne sütüne geçer. Günlük alınan miktar 400 mg düzeyini aşarsa, bebekte belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Bu da, 4 fincan kahveden alınan kafein miktarıdır. Doğrusu, emzirme döneminde olabildiğince az, hatta hiç kafein almamaktır. Günde 1-2 fincanı aşmadan alınacak kafeinsiz kahve, açık çay yada kola, sizi ve bebeğinizi etkilemeyebilir, yine de, kafein etkisini azaltmanın yolu, 7-8 bardak fazladan su içmektir ki, bu öneri, emziren emzirmeyen, kafein alan almayan herkes için yararlıdır. Kafein, sizde ve bebeğinizde, gerginlik, huzursuzluk, uykusuzluk yapar. Günlük kafein alımını azaltmanın yolu, hangi gıdada ne kadar kafein olduğunu bilmekten geçer.

Aşağıdaki tabloyu, bu gözle incelemenizi öneririz:
Kahve -Filtre
1 fincan
350 mg

Espresso
Tek
100 mg

Cappuccino
Tek
100 mg

Nescafe vb
1 fincan
57 mg

Kafeinsiz kahve
1 fincan
5 mg

Demlenmiş çay
1 bardak
20 - 110 mg

Ice tea
Büyük fincan
70 mg

Poşet çay
1 fincan
30 mg

Cola
1 kutu
30 -56 mg

Diet cola
1 kutu
38 - 45 mg

54 mg

Sprite ve 7-Up
1 kutu
0 mg

Çikolata
50gr
10 - 50 mg

Kakao
250 ml fincan
4 mg

Ağrı kesiciler
1
30 mg ve üzeri

Hala iki kişilik yemeye devam ediyorsunuz; fazladan günde 500 kalori almalısınız:

Hamilelik sırasında beslenmemize gösterdiğiniz özeni emzirirken de sürdürmelisiniz. Kısaca tekrarlarsak; taze sebze ve meyve ağırlıklı, posalı gıdalar içeren protein, kalsiyum ve demirden zengin gıdalarla beslenme.

Günlük kalori alımlarını karşılaştırırsak;

Ortalama kadın:  

günde 1800-2200 kalori

Emziren anne:  

günde 2300-2700 kalori

Hamile kadın:  

günde 2600-3000 kalori

Süt miktarını artırmak için bol bol su için:

Sütün ana maddesi sudur, bol süt için, bol sıvı almalısınız. Günde en az 8, hatta 12 bardak su içmeniz ideal olur.

Yiyip içtiklerinize dikkat edin, çünkü yedikleriniz sütünüze geçer

Sütünüze geçen kimi maddeler, bebeğinize zarar verir. Sakınmanız gerekenlerin başında, çay, kahve ve alkol gelir. Aldığınız kimi gıdalardan sonra bebeğinizin rahatsız olduğunu, sancılandığını, daha az uyuduğunu, kimi gıdalardan sonra bebeğinizde allerjik döküntüler olduğunu, hırıltılı soluk alıp verdiğini, kakasını yeşil renkli veya sümüklü olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Ancak bu tür bebeği rahatsız edecek gıdaların kesin listesi yoktur, en iyisi kendi deneyiminizdir. Bebekte bir farklılık gördüğünüz anda, hemen yediklerinizi dikkate alın! Unutmayın, herkesin “bebeğe gaz yapar” dediği inek sütü yada lahana, sizin bebeğinizi rahatsız etmeyebilir.

Demir depolarınız yeterli mi, demir ilaçları almanız gerekebilir

Hamilelik boyunca önerilen vitaminleri almışsanız, muhtemelen doğumdan sonra devam etmeniz gerekmeyecektir. Ancak, gebelik, kadınların çoğunda demir depolarının boşalmasına yol açar, ve doğumdan sonra düzenli demir kullanmak gerekir. Hangi ilacı alacağınızı size kadın-doğum uzmanınız söyleyecektir. Unutmayın, düzenli vitamin ve demir kullanımı, sağlıklı beslenme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Ne siz ne çocuğunuz, “nasıl olsa vitamin alıyorum, ne istersem yiyebilirim” dememelisiniz. Dengeli beslenme esasdır.

Emziren anne kilo vermek için diyet yapabilir, ancak yavaş kilo vermek kaydıyla

Hızlı kilo kaybı, bebeğinizin sağlığı açısından sakıncalar doğurur. Düzenli fiziksel egzersiz yapmak ve düşük yağ içeren gıdalarla beslenmek ve haftada yarım kilodan fazla kilo vermemek gereklidir. Emziren anne, amzirmayene oranla, günde ortalama 800 kalori fazla harcar. Bu, doğal olarak kimi annelerde kilo vermeye yol açacaktır. Ancak, şu temel kurallar unutulmamalıdır:

  • Süt salgınız belirli bir düzeye çıkana kadar -ilk 6 hafta- sakın diyet yapmayın
  • 10. aydan önce, gebelik öncesi kilonuza dönmeyi hedeflemeyin

 

Bebeğiniz her gün dışkısını yapmazsa, bu onun kabız olduğu anlamına gelmez. Her ne kadar günde bir kez dışkılamak çoğu insan için normal ise de, bazı insanlar iki ya da üç günde bir dışkılayabilirler.
Kabızlığın belirtileri arasında dışkılamanın acı ile yapılması vardır, dışkı çıkarmak zordur, ıkınmak bile yararlı olmayabilir, 3 günden fazla bir süre dışkılamak gecikmiştir, ya da tuvaleti bile tıkayabilecek kadar büyük ve sert dışkılama söz konusudur. Eğer çocuğunuzda kabızlık belirtileri varsa, bunun nedeni muhtemelen yediği gıdalardan yeterli oranda lif ve sıvı almamış olmasıdır. Dahası, çocuklar, dışkıları geldiğinde acı duymamak için ya da tuvalet terbiyesine bir tepki olarak dışkılarını tutabilmektedirler. Kimi çocuklar da, bir önceki dışkılama esnasında sert dışkılama nedeniyle yarık (fisür) oluşması durumunda, dışkılarını tutma eğiliminde olmaktadırlar. Dışkılama yapmak istediklerinde dışkı anüs çevresine acı vermekte olduğundan, acıdan kurtulmak için dışkı çıkışını engellerler.
Kabızlığın tedavisi genellikle diyetle ilgilidir, tedavi için kepekli buğday ekmeği, baklagiller ve tüm hububat ürünleri gibi bol lifli çeşitli gıdalar almak ve fazla oranda su ve diğer sıvılardan almak gerekir. Çocuğunuzun düzenli aralarla, beki kahvaltı ya da akşam yemekleri sonrası, tuvalet ihtiyacını gidermesini sağlayınız. Eğer kabızlığı bu şekilde ortadan kaldıramazsanız, çocuğunuzun doktoruna danışınız.

Bebeğinizin ilk yılında, doğum ağırlığının 3 misli kilo aldığını göreceksiniz. Dolayısıyla, beslenme bebeğinizin günlük yaşamında en önemli yeri kapsıyorsa bu sizi şaşırtmasın.
Yaşamının ilk birkaç ayında bebeğinizin günlük diyetinde yalnızca anne sütü ya da beslenme formülünden oluşan mama vardır. Pastörize süt ya da inek sütü beslenme formülünden yapılan mamanın yerini tutmaz. Aslında, bebeğinize en az 6 aylık, tercihen 9 aylık olmadan önce inek sütü vermeyiniz; çünkü inek sütü küçük bebekler için uygun beslenme nitelikleri içermez.
Sıcak iklimlerde bebeğinize günde 2 kez bir biberon dolusu su verebilirsiniz. Bebeğinizin doktoru ayrıca genel bir vitamin bileşimi de verebilir. Ayrıca, eğer bebeğinizi anne sütü ile besliyorsanız doktorunuz bebeğiniz için D vitamini verebilir (Anne sütü D vitamini yönünden yeterli olmayabilir). Her ne kadar anne sütü de beslenme formülü de birçok besleyici mineral içeriyor ise de, ikisinde de diş çürümesini önleyici fluorid yoktur; bu yüzden 2 haftalıktan 12 yaşına gelinceye kadar fluorid takviyesi tavsiye edilir.
Öğünlerin sıklığı bebeğinizin gereksinimine ve beslenme yönteminize dayalı olarak değişir.
1 ila 3 aylık bebek günde beş ila altı arasında öğünü gereksinim duyar. Bebek günün yaklaşık 3 saatini beslenme ile, kalan zamanın büyük bir kısmını da uyumakla geçirir. Bebek büyüdükçe öğün sayısı azalır. Tipik olarak, 5 aylık bir bebek günde 4 ila 5 öğüne ve 9 aylık olduğunda yalnızca 3 öğün beslenmeye düşer. Her bebeğin ayrı bir birey olduğunu unutmayın. Bu yüzden, her birinin ayrı bir beslenme alışkanlığı olabileceğini hesaba katmalısınız.
Anne sütü ile beslenen bebekler çoğunlukla daha sık beslenmeye gereksinim duyarlar; anne sütü beslenme formülünden yapılan mamalara nazaran daha kolay sindirir. 3 aylık oluncaya kadar bazı bebekler her 2 ila 2.5 saatte bir beslenmek isterler.
Ebeveynler, bebeklerine ne zaman katı gıdalar verebileceklerini sorarlar. Bu zor bir sorudur ve kestirme bir cevabı yoktur. Beslenme açısından bebeğiniz 6 aylık oluncaya kadar anne sütünden ya da beslenme formülünden ihtiyacı olan her şeyi alır. Yine de çoğu doktor bebeklerin, 4 aylıktan itibaren katı gıdalar yiyebileceğini söyler. Dahası, bebeğiniz günde 1 litreye yakın mama içiyorken ve yine de kurt gibi aç iken doktorunuz bebeğinize katı gıdalar vermenizi önerebilir.
Bebeğinize katı gıdalar vermeye başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız. Doktorunuz size bebeğinizin katı gıdalar yemeye fiziksel olarak hazır olup olmadığını söyleyecektir. Örneğin, bebeklerin kas ve sinir gelişimi birkaç aylık oluncaya kadar yalnızca meme ve sıvı gıdaları yutma şeklinde gerçekleşmiştir. Bebek bir kaşığı tanıyıncaya ve dili ve yutma mekanizması katı gıdalar için müsait oluncaya kadar (genellikle 3 ila 6 ay arası), diyetini değiştirmeye hazır değildir.
Katı gıdalara başlamak için karar verildikten sonra, sıra hangi gıdaların verileceği sorununa gelir. Çoğu doktorlar, başlangıçta tahıl ürünleri verilmesini önerirler. Haşlanmış pirinç lapası (büyük süper marketlerde, bebek gıdası reyonlarında bulunabilir) bebekler için katı gıda olarak rahatlıkla kullanılabilir, çünkü sindirimi kolaydır. Hazırlamak için, paket muhteviyatından bir miktar (bir çorba kaşığı) alıp, 4 ya da 5 çorba kaşığı beslenme formülü ya da anne sütü ile karıştırın. Başlangıçta bebekler genellikle, eğer katı gıdalar küçük parçalar halindeyse, katı gıdalara iyi tepki gösterirler. Kaşığın ucuna bir miktar koyup bebeğin ağzına verin. Bebek bunu çıkarırsa şaşırmayın. çoğu bebeklerin bu yeni lezzete alışması zaman alır. Sabırlı olun. Katı gıdaları biberon ya da şırınga tipi kaplara koymayın. Biberon, bebeğin katı gıdaları yememesine neden olur; şırınga tipi kaplar ise bebeğin boğulmasına neden olabilir.
Bebeğinizi beslerken iki temel seçeneğiniz vardır. Ya hazır bebek maması alırsınız, ya da kendiniz yaparsınız. Hazır bebek mamalarının hazırlanması kolaydır, ancak çok pahalıdır ve dolgu maddeleri ya da şeker içerir. Bunlar da gereksik kalori verirler. Eğer hazır bebek maması almaya karar verirseniz, etiketini mutlaka okuyunuz.
Bebeğinize vereceğiniz mamayı kendiniz hazırlamak isterseniz, eğer bir blender ya da mikseriniz varsa, bu çok zor değildir. Et, sebze ve meyveleri az suda pişirin (muz gibi meyvelerin pişirilmesi gerekmez). Yağ, kabuk ve tohumları çıkarın, daha sonra mikserde uygun kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Kolayca karıştırmak için bir miktar su ilavesi yararlı olabilir. Gıda değeri açısından, taze meyveler ve sebzeler tercih edilmelidir. Eğer bunları bulamazsanız, donmuş sebzeler ikinci tercihiniz olmalıdır.

Bebeğiniz lapa türü gıdalara alıştıktan sonra ikinci aşama muz gibi meyvelerin püresi olmalıdır Genellikle meyveler bebekler tarafından oldukça sevilir.
7 aylık iken, çoğu bebekler püre halinde sebze ve daha sonra et yemeye hazırdırlar. 8 aydan sonra çoğu bebekler küçük parçalar halinde normal yemek yiyebilirler. Tost, bir parça peynir, haşlanmış yumurta, kraker, haşlanmış patates, kızarmış patates, pasta ve yumuşak et çok uygundur.
Bebeğinizin kolayca boğulabilmesine yol açabilecek katı gıdalardan sakınınız. Bunlar arasında parçalanmamış sosis 5eğer bebeğinize sosis vermek istiyorsanız, önce boydan ikiye, daha sonra daha küçük parçalara ayırınız), üzüm, mısır, fındık ve taze havuç sayılabilir.
Bu konuda uygulanacak genel kurallar şunlardır:
Her seferinde yalnızca bir tek yeni gıda verin ve bir hafta içerisinde en fazla üç yeni gıdayı bebeğinizin diyetine ekleyin.
Tuz ve tatlı gibi şeylerden kaçının.
Bebeğinizi yemeye zorlamayın. Yediği gıdayı çıkarmak, elini ağzına götürmek, başını sağa sola döndürmek ya da huysuzlanmak bebeğinizin yediği gıdadan hoşlanmadığını gösterir.
Bebeğiniz ne kadar gıda yemeli? Bebek 6 ay ile 8 ay arasında iken, 3 öğünün her birinde 100 ila 120 gram ya da her öğünde beş ila sekiz çorba kaşığı yemelidir. Bu çağdaki bir bebek için iyi bir diyet, tahıl ve meyveden oluşan kahvaltı, et ve sebzeden oluşan öğle yemeği ve et, meyve ve sebzeden oluşan akşam yemeği şeklinde ayarlanabilir. Bu diyette beslenen bebeklerin çoğu süt tüketimini günde 350-400 gram kadar azaltırlar. Çoğu bebekler, ayrıca sabah ile öğle arasında ikindi vakti, meyve ya da kraker gibi ekstra öğünlere gereksinim duyarlar.
Bazen bebeğinizin diyetini vitamin ve minerallerle zenginleştirmek gerekebilir. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.
Bebeğiniz ilk yaşını doldurduğunda, yalnızca normal sofra yemeklerini yiyebilmelidir.
Önemli Not: Bebeğinizin sofradan yiyecek bir şey alarak çekip gitmesine ya da siz görmeden bir şeyler yemesine kesinlikle izin vermeyiniz.

Bebek altını ilk defa genellikle dogumdan 24 saat sonra kirletir. Mekonyum adı verilen bu ilk dışkı, barsak salgıları ve amniyon sıvısından oluşmuştur ve koyu yeşil renktedir. Bebek sütle emzirilmeye başladıktan sonra, genellikle bebek üç dört günlükken, mekonyum dışkısının yerine, ara ya da geçiş dışkılaması başlar. Bu dışkılar genellikle yeşilimsi kahverengi renktedir ve süt pıhtısı ihtiva eder. Bu ara dışkısı da çıkanldıktan sonraki bebek dışkısı daha büyük bebeklerin dışkısına benzer. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Günde yarım saat yürüyerek yapılan hafif sporlar formunuzu korurken, felç riskini de azaltıyor.

Daha önceleri yalnızca erkekler için faydalı olduğu düşünülse de, kadın ve erkeklerin felç riskini aynı oranda azaltan sporun yararları saymakla bitmez. Üstelik formda kalmak için çok zaman alan ağır sporlar yapmanıza da gerek yok. Günde yarım saat yürüyüş, hafif egzersizler, düzenli yapıldığı takdirde sizin için son derece faydalı olacaktır.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

SAYFA 1 12»