Doğumu izleyen ilk bir kaç hafta boyunca bu soru sürekli kafanızı kurcalayacaktır. Özellikle bebeğiniz sürekli emmek istiyor ve emdikten sonra da huzursuzluğu devam ediyorsa. Daha  çok uykuyla geçen ilk 1-2 gün sonrasında bebeğiniz hep “aç”tır. Bunda anne sütünün çok kısa sürede sindirilmesinin payı vardır.

Çoğu yenidoğan, 3-4 günlük olduktan sonra, günde 8-15 defa annesini emmeye başlar. Burdan çıkan sonuç, her istediğinde bebeğinizi emzirmek olmalıdır. Sakın ola ki hemen kafanıza göre bir emme-uyuma düzeni oturtmaya çalışmayın. Sürekli emme isteği, ilk günlerde bebeğin doymadığı anlamına gelmez. İşin kötüsü, bu günlerde bebeğinizi tartmak da çok anlamlı değildir, çünkü bebekler ilk günlerde ortalama %5-10 arası tartı kaybeder ve doğum tartılarına tekrar ulaşmak yeterince beslenseler bile 15 günü bulabilir. Yani üç buçuk kg doğmuş bir bebek 10.gün 3400 gramsa, bu onun aç kaldığı anlamına gelmeyebilir.

Yine de, bebeğinizin yeterli anne sütü alıp almadığını gösteren bir takım bulgular vardır. Bunlardan en ciddisi dehidratasyon (sıvı kaybı) dır, ve hemen bir çocuk doktoruyla görüşmeniz gerekir.

İşte bebeğinizin yeteri kadar emdiğini anlamanıza yarayacak kimi ipuçları:

  • İlk 2-3 haftada bebeğiniz en az 2-3 saatte bir yada 24 saatte en az 8 kez emmeli.
  • Emzirme sonrasında göğüslerinizin boşaldığını ve yumuşadığını hissetmelisiniz.
  • Bebeğinizin cildi pembe ve sıkı olmalıdır. Karın derisi sıkılıp bırakıldığında hemen eski haline dönmelidir. Su kaybı varlığında sıkılan cild, bir süre buruşuk halde kalır.
  • 5. Günden itibaren bebeğiniz altını daha çok ıslatır. 24 saatte en az 8 ıslak bez almanız gerekir. Alt bezinin ıslaklığı konusunda kuşkunuz varsa, içine bir parça tuvalet kağıdı koymanız ıslaklığı anlamanıza yardımcı olacaktır. Ya da, kullanılmış bezi bir elinize, yeni bir alt bezini diğer elinize alın, bebek çiş yapmışsa kullanılmış bez daha ağır olacaktır.
  • Sessiz bir odada emzirirken, bebeğinizin yutma sesini duyabilirsiniz.
  • Bebeğinizin  kakası sarı- hardal rengidir, veya sık ve koyu renktir, beşinci günden itibaren kaka rengi açılmaya başlamalıdır.

Aşağıdaki bulguların varlığı durumunda, bebeğiniz muhtemelen yeterince beslenememektedir:

  • Bebeğiniz her defasında 10 dakikadan az emmektedir.
  • Bebeğiniz emerken yutma sesini pek duyamazsınız.
  • Emzirme sonrası göğüslerinizde belirgin boşalma olmaz.
  • Bebek genellikle huzursuz ve halsizdir.
  • Bebeğinizin yanakları çöküktür.
  • Günde en az bir kaka yapmamaktadır, yada, 5. Günden sonra da koyu renkli az miktarda kaka devam etmekte, kaka rengi açılmamaktadır.
  • İlk haftanın sonunda bebeğinizin rengi daha sararmış ve solmuştur.
  • 3. Hafta sonunda yanaklarında hala belirgin dolgunlaşma yoktur.
  • İlk hafta sonunda cildi hala buruşuktur.

Yukarda sıralananların herhangi birinin varlığında hemen çocuk doktorunuzla görüşmeniz gerekir.

Şunu hiç unutmayın, sağlıklı emzirmenin ilk koşulu, kendinize güvenmenizdir. Bebeğinizi emzireceğinize, sütünüzün yettiğine ve yeteceğine kesin olarak güvenmelisiniz.

KADINLARIN bronzlaşma uğruna güneş ışınlarını direkt çıkmamasını isteyen Dr. Rabia Türkmen, “Işınların ciltle direkt temas ettirmeleri, cilt kanseri ve kırışıklara yol açmaktadır” dedi.

Güzellik uzmanı Dr. Rabia Türkmen, yaz aylarında bronz bir cilde sahip olmak için kadınların güneş ışınlarının direkt maruz kalarak yanlış şekilde bronzlaştıklarını, güneşe çıkarken mutlaka koruyucu krem kullanılması gerektiğini söyledi. Türkmen, “Işınların ciltle direk temas ettirmeleri, cilt kanseri ve kırışıklara yol açmaktadır. Bunu önlemek için güneş kremleri ve bronzlaşma öncesi cilt bakımı ve doğru kremlerin kullanılması gerekmektedir. Özellikle Öğle güneşinden mutlaka uzak durulmalıdır. Saat 12.00-16.00 arasında güneşe çıkılmamalıdır. Tatilde, ilk gün 15 dakika olmak üzere, daha sonra yavaş yavaş güneşte kalma süresi artırılmalıdır. Güneşe çıkmadan önce özelilikle ilk günlerde yüksek koruma faktörlü kremler mutlaka kullanılmalıdır” dedi.

Kışın son günlerini yaşadığımız, sıcak günleri iple çektiğimiz şu günlerde, mağazalar vitrinlerinde yaza kucak açtı bile! Bu yaz tüm kıyafetler enerji dolu hafif ve rengarenk…

2003 yazında, bluzlardan pantolonlara, hatta bikinilere kadar tüm kıyafetler olağan üstü bir renk cümbüşü içerisinde olacak. Tek renk hakimiyeti yok! Her sezonun rengi beyaz, bu yaz biraz dinlenme fırsatı bulurken, pembe bahar ve yaz aylarının gözdesi olacak.
Hanımlar bu yazı çiçek, geometrik desenli emprimeler, V yaka - doğu motifleri işlemeli bluzlar, el örgüsü hırkalar, her mevsimin vazgeçilmesi jean pantolonlar, 60′lı yılların bele oturan ceketleri, kimono tarzı bluzler, ultra mini etekler, kargo pantolonlar ve ayakları özgürleştiren sandaletlerle geçirecekler…
Yılın saç modasında da renk cümbüşü göze çarpıyor… Birbirine tezat 3 yada 4 ayrı renk tonu artık tek bir saçta görmeniz mümkün. Aynı saçta kahveler, bej sarılar ve koyu kızılları, ayrı ayrı paketler içinde uygulayarak yapılan bu “prizma” modeli bu yaz çok tutulacak!
Makyajda ise yazın hafifliğine ve sıcaklığına uygun pembe tonlarla yüzünüz daha da gençleşecek!
Gerek makyajda, gerekse kıyafetlerde bu sezon en çok karşılaşacağımız renk, “gül pembesi”.

Ayrıntılı bilgi için www.modaturkiye.com

Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, kilolarından kurtulmak ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak isteyen kadınlar, sorunlarını aktarlardan aldıkları doğal ürünlerle gideriyor

Bahar aylarını yaşadığımız şu günlerde hanımları aldı bir telaş. Yaza ideal vücut ölçüleriyle girmek, güzel görünmek isteyen kadınlar, şu günlerde aktarlardan çıkmıyor. Çünkü, her türlü sorunun bitkilerden elde edilen bir çözümü mevcut. Selülitten zayıflamaya, cilt kırışıklıklarından saç dökülmesine kadar çok sayıda ürün kadınların hizmetinde.
Kadınların en büyük sorunu olan fazla kilolar, aktarlarda papatya, mersin yaprağı, sinameki, defne yaprağı, biberiye ve funda yaprağından elde edilen ”zayıflama macunları” ile birkaç ay içinde giderilebiliyor. Yağ çözücü etkisi olan bu macun günde 3 kere alınması durumunda vücudun protein dengesini koruyarak, aşırı kiloların verilmesini sağlıyor.

Her 10 kadından 9′unun sorunu olan selülitler ise zambak, yasemin, nane, anason, lavanta, limon, jojoba, rezene, biberiye, keten, ardıç, buğday, susam ve portakal yağların birleştirilmesinden oluşan ‘’selülit yağı” ile yok edilebiliyor. Şişesi 6 milyon liradan satılan ve 6 ay düzenli olarak kullanılması gereken bu yağın, selülite kalıcı çözüm sağladığı ifade ediliyor. Ciltte kötü görünüme neden olan siyah noktalar için ise kayısı yağı öneriliyor.

Denizde bronzlaşmak yerine tatile bronz görünüm ile gitmek isteyen kadınlara ise ceviz yağı, kakao, havuç, fındık ve badem yağı gibi ürünlerden yapılan karışım satılıyor.

Cilt bozuklukları için denizden çıkarılan doğal süngerlerle vücuda masaj yapılmasını ve bu yolla gözeneklerin açılmasını öneren aktarlar, makyaj temizliğinde de gül yağı, lavanta, kekik, defne gibi yağların kullanılmasının cilt sorunlarını engellediğini bildirdiler.