TALOZİN
Tablet

Adeka

Etken Madde(ler):
Sotalol HCl

Piyasa Şekilleri:
160 mg: 50 tablet, 80 mg: 50 tabletlik ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Başlangıç dozu günde 2×80 mg’dır. Bu doz gerekirse 240-320 mg/gün’e kadar çıkarılabilir. Hayati tehlike arz eden refrakter ventriküler aritmileri olan bazı hastalarda günlük doz 480-640 mg’a yükseltilebilir.

Endikasyonları:
Beta-reseptör blokeridir. Semptomatik ve tedavi gerektiren taşikardik supraventriküler kalp aritmileri: AV kavşak taşikardisi, paroksismal atrial fibrilasyon veya Wolf-Parkinson-White sendromuna eşlik eden supraventriküler taşikardilerde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Dekompanse kalp yetmezliği, şok, 2. ve 3. derece atrioventriküler blok, sinoatrial blok, sinoatrial düğüm sendromu, bradikardi (<50 vuru/dak.), preeksistan OT uzaması, hipopotasemi, hipotansiyon, geç dönemde periferik dolaşım bozuklukları, obstrüktif akciğer hastalıkları, metabolik asidoz, diltiazem ve verapamil tipi kalsiyum antagonistlerinin i.v. kullanımlarında (yoğun bakım tedavisi dışında) ve sotalola duyarlı hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Sıkı perhiz yapan hastalarda, kan-glukoz düzeylerinde şiddetli dalgalanmalar olan diyabetli hastalarda nabız atışı gibi düşük kan şekeri semptomları maskelenir. Bu tip hastaların kan-glukoz düzeyleri düzenli olarak ölçülmelidir. Hormon üreten suprarenal veya adrenal medülla tümörü olan hastalarda feokromasitoma: önce Alfa-reseptör blokerleriyle tedavi gerekir. Enfarktüs geçirmiş veya ventrikül fonksiyonlarında zayıflama öyküsü olan hastalar özellikle kalp aritmilerinin şiddetlenmesi riski altındadır. Kişisel ve ailesel hikayelerinde psöriyazis olan hastaların sotalol gibi Beta-blokerlerle tedavisi yarar/zarar oranı iyice gözden geçirildikten sonra yapılmalıdır. Çünkü bu tip ilaçlar psöriyazisi etkileyebilir, bu hastalığın semptomlarını şiddetlendirebilir veya kepeklenme tarzında deri kabartılarına yol açar. Koroner kalp hastası ve/veya kalp aritmileri olan hastalarda tedavinin kesilmesi kademeli olarak yapılmalıdır. Kan basıncında büyük düşüşler olan veya nabız yavaşlamasını tolere edemeyen hastalarda günlük doz düşürülmeli, aynı uygulama solunum güçlüğü çekenlere de yapılmalıdır. Gerekirse tedavi kesilmelidir. Sotalol tedavisi talimatlara uygun yapılsa bile ani reaksiyon kabiliyetinde değişikliğe neden olabilir. Motorlu araç veya makine kullanma kabiliyeti azalabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcında, dozaj değiştirildiğinde veya ilaç alkolle birlikte alındığında görülür. Sotalol plasentaya geçer. Gebeliğin ilk 3 ayında sotalol kullanımıyla ilgili veri olmadığından gebelik sırasında ancak çok gerekli görülürse ve doktor kontrolünde yarar/zarar oranı göz önünde tutularak dikkatle verilmelidir. Yeni doğan bebeklerde nabzın zayıflaması, hipotansiyon, hipoglisemi ve solunum depresyonu riski nedeniyle beklenen doğum tarihinden 48-72 saat öncesinde tedavi kesilmelidir. Süte geçen sotalol miktarı her ne kadar bebekte bir tehlike yaratmıyorsa da, bebek Beta-bloker etkiler yönünden gözlem altında tutulmalıdır.

Yan Etkileri:
Nadiren yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, uyuşukluk, parestezi ve ekstremitelerde soğuma meydana gelebilir. Mide ve barsak şikayetleri, obstrüktif solunum yetmezliği, alopesi, konjunktivit, uyku bozuklukları, kalp yetmezliğinin şiddetlenmesi, bradikardi, atrioventriküler ileti bozuklukları ve hipotansiyon daha nadir görülen olgular arasındadır.

İlaç Etkileşimleri:
Kalsiyum antagonistleriyle birlikte kullanımında dikkat edilmelidir. Sotalol tedavisi sırasında kalsiyum antagonistelerinin i.v. uygulamasından (yoğun bakım dışında) kaçınılmalıdır. Sınıf 1 antiaritmik ilaçlarla kombine tedavide ORS kompleksini genişleten müstahzarlar (özellikle kinidin gibi) kullanılmamalıdır. Ciddi OT uzama riskinden dolayı sotalolun diğer Sınıf 3 antiaritmiklerle kombine kullanımı sakıncalıdır. Trisiklik antidepresanlar, barbitüratlar, fenotiyazin ve narkotikler, antihipertansifler, diüretikler ve vazodilatörlerle tedavi sırasında sotalol kullanılması kan basıncını daha fazla düşürebilir. Sotalol, narkotikler ve antiaritmiklerin kardio-depresif etkileri aditif olabilir. Tübakürarin kaynaklı nöromüsküler blokaj Beta-adrenerjik reseptörlerin inhibisyonu ile şiddetlenebilir. Bu nedenle anestezi uzmanları sotalolun bu etkisi konusunda bilgilendirilmelidir. Sotalolun rezerpin, kloridin, alfa-metil dopa, guanfasin ve kalp glikozidleriyle bir arada kullanılması kalp frekansının düşmesine ve normal kalp iletisinin yavaşlamasına neden olabilir. Diüretiklerle kullanıldığında potasyum düzeyinin izlenmesi özellikle önemlidir.

OCTİNUM
Damla

Abbott

Etken Madde(ler):
İzomethepten HCl 100 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
20 ml’lik şişelerde.

Kullanım Şekli:
Günlük doz erişkinlerde 3×15-20 damla bir miktar su ile. Gerektiğinde bu doz iki katına çıkarılabilir. Çocuklarda ortalama doz, bir aylıktan küçük bebeklerde 3-4 kez 2 damla, 1 ay-1 yaş arası çocuklarda 3-4 kez 3-5 damla, 1-6 yaş arası çocuklarda 3-4 kez 6-11 damla ve 7-14 yaş arası çocuklarda 3-4 kez 12-20 damladır.

Endikasyonları:
Düz kas spazmlarına bağlı veya bu tür spazmların eşlik ettiği durumların profilaksi ve tedavisinde endikedir. Astım, boğmaca ve hıçkırıkta olduğu gibi solunum sistemi spazmlarında; gastrit ve duodenum ülserlerindeki spazmlarda; pilor spazmlarında ve infantil kusmalarda; Tabes dorsalisteki gastrik krizlerde; spastik kabızlıkta; ameliyat sonrası gaz ve kusmalarda; göbek koliklerinde; mide ve duodenumun radyolojik tetkiklerinde, organik ve fonksiyonel değişikliklerin ayırıcı tanısında; safra yolları, böbrek ve üreter koliklerinde, idrar kesesi tenezmlerinde; dismenorede; doğumu hızlandırmak ve doğum ağrılarını azaltmak amacıyla serviks spazmlarında; loş retansiyonunda; mide sondasıyla beslemede özofagus spazmlarında endikedir.

Kontrendikasyonları:
Mutlak kontrendikasyonu yoktur. Sempatomimetik özellikleri nedeniyle, yüksek tansiyonlu kişilerde uygulanması özenle tartılmalıdır.

Uyarılar:
Kan basıncının yükselmesi riski olan hipertansiyonlu ve organik kalp bozukluğu olan hastalarda, doz individüel ayarlanmalı ve gereken durumlarda önerilen dozun sadece yarısı uygulanmalıdır. Gebelik döneminde ilaç uygulamasına ilişkin genel ilkeler çerçevesinde, gebeliğin ilk üç ayında uygulaması kritik bir biçimde tartılmalıdır.

Yan Etkileri:
Bulantı, sıcaklık hissi, ter basması, çarpıntı ve başağrısı gibi sempatikotonik etkiye bağlı yan etkiler bazen oluşabilir.

İlaç Etkileşimleri:
MAO inhibitörleriyle birlikte uygulanmaması önerilir.

EFEDRİN Arsan
Tablet

Hüsnü Arsan

Önemli:
Bu ürün KONTROLE TABİ olup normal reçete ile verilerek reçete kayıt defterine kaydedilmesi gereken ürünlerdendir.

Etken Madde(ler):
Efedrin hidroklorür 50 mg

Piyasa Şekilleri:
20 tabletlik ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz erişkinlerde her 4 saatte bir 1/2-1 tablet ve çocuklarda 4-6 eşit kısımda uygulanan 3 mg/kg’dır. Akut astım nöbetlerinde tek doz halinde 1-2 tablet kullanılır.

Endikasyonları:
Kronik astım, bronşit, amfizem ve bronkospastik solunum rahatsızlıklarıyla birlikte oluşan reversibl bronkospazmların semptomatik tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Hipertansiyon, tirotoksikoz, feokromsitoma, dar açılı glokom, prostat hipertrofisi, kalp hastalığı ve serebrovasküler yetmezlikte kontrendikedir. Gebelerde, yaşlılarda, uyku zorluğu çekenlerde ve süt veren annelerde kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Sinirlilik, tremor, uykusuzluk, iştah kaybı, taşikardi ve hipertansiyon gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:
MAO inhibitörleri, alkol, ergo alkaloidleri, oksitosin, dijital ve halotanla birlikte kullanılmamalıdır.

PROPINE
Göz Damlası

A. İbrahim

Etken Madde(ler):
Dipivefrin hidroklorür 0.1 %

Piyasa Şekilleri:
5 ml’lik damlalıklı şişelerde.

Kullanım Şekli:
Günlük doz 2×1 damladır.

Endikasyonları:
Dipivefrin HCl göz içerisinde enzimatik hidroliz ile epinefrine dönüştürülür. Açığa çıkın ve bir adrenerjik agonist olan epinefrin etkisini, göz sıvı yapılmasını azaltıp dışarı akma imkanını arttırmak suretiyle gösterir. Kronik geniş açılı glokomda basıncı kontrol için ve oküler hipertansiyonu olan hastalarda başlangıç tedavisi için kullanılır. Diğer antiglokom tedavilerine cevap vermeyen hastalarda diğer antiglokom preparatları yerine veya onlara ek olarak verilebilir.

Kontrendikasyonları:
Dar açılı glokomu olan hastalarda kullanılmamalıdır, zira pupilla dilatasyonu hastayı açı kapanması ile oluşan glokom müsait kılar. İçindeki maddelerden herhangi birine hassasiyeti olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Gözlerde batma ve yanma görülebilir. Nadiren foliküler konjunktivit ve allerjik reaksiyonlar görülebilir. Gebelikte ve emziren annelerde kullanım yeterli ve kontrollü çalışmalar olmadığından ancak yarar/zarar riskleri dikkate alınarak hekim önerisine göre uygulanabilir. Çocuklarda etki ve güvenirliliği kanıtlanmamıştır.

Yan Etkileri:
Epinefrin ile tedavi edilen hastaların %30′unda makuler ödem tespit edilmiştir. Epinefrine devam edilmemesi halinde makulopatinin gerilediği görülmüştür. Makular ödem görüldüğüne dair bir belge olmamasına rağmen afakili hastalarda bu durum ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Epinefrin tedavisi sonucu konjunktiva ve korneada adrenokrom tortular oluşmasına ender olarak rastlanmıştır.

FİNARİD
Film Tablet

Nobel

Etken Madde(ler):
Finasterid 5 mg

Piyasa Şekilleri:
28 film tabletlik ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz 5 mg’lık tek bir tablettir. Yeterli terapötik yanıtın alınabilmesi için en az 6 aylık bir tedavi gerekebilir.

Endikasyonları:
5 alfa redüktaz inhibitörüdür. Selim prostat hiperplazisinin BPH tedavi ve kontrolünde, büyümüş prostatın küçültülmesinde, idrar akımının düzeltilmesi ve BPH ile görülen semptomların giderilmesinde endikedir.

Yan Etkileri:
İmpotens, libido azalması ve ejekulat hacminin azalması gibi yan etkiler görülebilir.

PROSCAR
Film Tablet

MSD

Etken Madde(ler):
Finasterid 5 mg

Piyasa Şekilleri:
28 film tabletlik blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz yemeklerle birlikte veya aç karına alınan 1×1 tablettir. Tedavi süresi en az 6 aydır.

Endikasyonları:
5 alfa redüktaz inhibitörüdür. Selim prostat hiperplazisinin BPH tedavi ve kontrolünde, büyümüş prostatın küçültülmesinde, idrar akımının düzeltilmesi ve BPH ile görülen semptomların giderilmesinde endikedir.

Yan Etkileri:
İmpotens, libido azalması ve ejekulat hacminin azalması gibi yan etkiler görülebilir.

PROSTERİT
Film Tablet

Koçak Farma

Etken Madde(ler):
Finasterid 5 mg

Piyasa Şekilleri:
100 film tablet, 30 film tabletlik blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Günlük doz 5 mg’lık tek bir tablettir. Yeterli terapötik yanıtın alınabilmesi için en az 6 aylık bir tedavi gerekebilir.

Endikasyonları:
5 alfa redüktaz inhibitörüdür. Selim prostat hiperplazisinin BPH tedavi ve kontrolünde, büyümüş prostatın küçültülmesinde, idrar akımının düzeltilmesi ve BPH ile görülen semptomların giderilmesinde endikedir.

Yan Etkileri:
İmpotens, libido azalması ve ejekulat hacminin azalması gibi yan etkiler görülebilir.

Sigara hakkında genel bilgiler

Sigara dumanı içerdiği zift, nikotin, karbon monoksit, kurşun ve diğer zehirli birçok maddenin direkt olarak üstsolunum yollarına, buradan bronşlara ve akciğerlere ve buradan da kana geçmesi ve tüm organlara yayılmasıyla başta solunum sistemi, kalp ve damarlar olmak üzere vücudun tüm organ sistemlerine zarar verebilir.

Sigaranın bu zararlı etkileri kısa vadeli ve uzun vadeli olarak ikiye ayrılır:

Kısa vadeli etkiler

Bunlar, sigara içildiği anda vücuda giren nikotin ve karbonmonoksitin yarattığı anlık etkilerdir. Nikotin bronşları kasıcı etkisiyle akciğerlere daha az hava girmesine, damarları kasıcı etkisiyle damariçi basıncın yani tansiyonun yükselmesine, kalbe etkisiyle nabzın hızlanmasına neden olur. Karbonmonoksit ise alyuvarların içinde bulunan hemoglobin adlı molekülün oksijen taşımaktan sorumlu bölgelerini işgal ederek kanın oksijen miktarının azalmasına yolaçar.

Bu kısa vadeli etkiler tek bir sigara içilmesinde bile, hatta çok sigara dumanı bulunan ortamlarda sigara içmeyen kişilerde bile görülen etkilerdir. Normal bir birey bu kısa süreli etkileri kolayca tolere edebilir. Ancak anne adayının karnındaki bebeğinin de oksijen ihtiyaçları gözönünde bulundurulursa bir tek sigaranın yarattığı hipoksi (oksijen azlığı) ve hipertansiyon (tansiyon yüksekliği) bile bebeğe daha az kan ve daha az oksijen gitmesine neden olabilir. Bu durumun günde bir paket sigara içen bir anne adayında 20 kez tekrarlaması, fetusun ilerleyici bir şekilde oksijensiz kalmasına ve olumsuz değişiklikler meydana gelmesine neden olabilir.

Uzun vadeli etkiler

Sigara içenlerde uzun vadeli etkiler bir yandan kısa vadeli etkilerin birikici özelliklerine, öte yandan sigaranın içinde bulunan ziftin akciğerlere çökmesine (kronik bronşit gelişimi), sigaranın içerdiği kurşun gibi zehirlerin solunum yolunu döşeyen hücrelerde anormal değişiklikler göstermesine (kanser riskinde artış), toksik maddelerin damarlarda yaptığı hasarlar neticesinde ateroskleroz (damar sertliği) meydana gelmesine (koroner kalp hastalığı riskinde artış), genel olarak sigara alışkanlığının iştahı azaltıcı, C vitaminini tüketici etkileri nedeniyle uzun vadede beslenme bozukluğu belirtilerinin ortaya çıkmasına bağlı olarak meydana gelir.

Uzun zamandan beri sigara içen insanlarda akciğerlerin hava taşıma kapasitesi azalmıştır ve en ufak bir zorlamayla nabızda artma ve nefes darlığı ortaya çıkar. Çok uzun zamandan beri sigara içenlerde akciğer ve diğer solunum yolu kanserlerine ve hatta mesane gibi diğer organ kanserlerine eğilim artar. Yine bu kişilerde damar sertliğine bağlı koroner kalp hastalıkları ve diğer hastalıklara (felç gibi) eğilim artmıştır.

Sigaranın gebelik ve bebek üzerindeki etkileri

Sigara içme alışkanlığı olan anne adaylarında çeşitli normaldışı durumların meydana gelme riskinde önemli artış gözlenir. Bu anne adaylarında:

· düşük riski artar…

· erken doğum tehdidi ve erken doğum riski artar…

· erken membran rüptürü (su kesesinin erken açılması) riski artar…

· intrauterin gelişme geriliği, düşük doğum tartılı bebek doğurma riski artar…

· gebelikte kanama riski (özellikle ablatio placenta ve placenta previa adlı iki duruma bağlı) artar…

· inutero mort fetal (bebeğin karında ölmesi) riski artar…

· bebeğin yenidoğan döneminde ölme riski artar…

· solunum problemleri nedeniyle doğumun ikinci evresinde etkin ıkınamama ve buna bağlı vakum ve sezeryan ile doğum riski artar…

· lohusalıkta süt miktarı azalır…

· sütün C vitamini seviyesi ve bebeği besleyici etkileri azalır…

· bebeğin yakınında sigara içilmesi bebekte pnomoni ve bronşit riskini artırır…

Tüm bu normaldışı durumların sıklığı özellikle günde 20 adet ve daha fazla sigara içen anne adaylarında belirgin olarak artmıştır. Ancak “günlük 20″ sayısını bir sınır olarak kabul etmemek gerekir. Sigaranın zararlı etkileri günde bir adet sigaradan itibaren başlamakta ve içilen sigara sayısı ile doğru orantılı olarak artış göstermektedir. Burada 20 rakamını almamızın nedeni günlük klinik uygulamalarımızda bu normaldışı durumları yaşayan anne adayları arasında günde bir paket ya da daha fazla sigara içen anne adaylarının sayıca fazlalığının dikkatimizi çekecek kadar yüksek olmasıdır.

Sigara alışkanlığı olan anne adaylarına öneriler

Öncelikle unutmamalısınız ki sigarayı gebeliğinizin hangi döneminde bırakırsanız bırakın bundan hem siz hem de bebeğiniz mutlaka fayda görecektir. “Nasıl olsa olan olmuştur” düşüncesi hatalıdır.

Sigarayı tümüyle ve gebeliğin planlandığı andan itibaren bırakmak en idealidir, ancak bunun zor olduğu da bir gerçektir. Tümüyle bırakamazsanız, günlük sigara sayınızı 10′un altına indirin.

Emzirme döneminde ve diğer zamanlarda hiçbir zaman bebeğinizin bulunduğu yerde sigara içmeyin, eşinizin ve diğerlerinin de içmesine izin vermeyin. Evde sigara içilmeyen alanlar yaratın.

Sigara içen anne ve babaların çocuklarının da büyüdüklerinde büyük olasılıkla sigara içme alışkanlığı edindiklerini unutmayın…

Gebelik ve lohusalık döneminde sigara içilen yerlerden uzak durun (Pasif sigara içiciliği!)

Unutmayın! Bebeğinize karşı sorumlusunuz…

Yiyecek ve içeceklerle aldığımız kafein kana karışır ve alınan oranda anne sütüne geçer. Günlük alınan miktar 400 mg düzeyini aşarsa, bebekte belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Bu da, 4 fincan kahveden alınan kafein miktarıdır. Doğrusu, emzirme döneminde olabildiğince az, hatta hiç kafein almamaktır. Günde 1-2 fincanı aşmadan alınacak kafeinsiz kahve, açık çay yada kola, sizi ve bebeğinizi etkilemeyebilir, yine de, kafein etkisini azaltmanın yolu, 7-8 bardak fazladan su içmektir ki, bu öneri, emziren emzirmeyen, kafein alan almayan herkes için yararlıdır. Kafein, sizde ve bebeğinizde, gerginlik, huzursuzluk, uykusuzluk yapar. Günlük kafein alımını azaltmanın yolu, hangi gıdada ne kadar kafein olduğunu bilmekten geçer.

Aşağıdaki tabloyu, bu gözle incelemenizi öneririz:
Kahve -Filtre
1 fincan
350 mg

Espresso
Tek
100 mg

Cappuccino
Tek
100 mg

Nescafe vb
1 fincan
57 mg

Kafeinsiz kahve
1 fincan
5 mg

Demlenmiş çay
1 bardak
20 - 110 mg

Ice tea
Büyük fincan
70 mg

Poşet çay
1 fincan
30 mg

Cola
1 kutu
30 -56 mg

Diet cola
1 kutu
38 - 45 mg

54 mg

Sprite ve 7-Up
1 kutu
0 mg

Çikolata
50gr
10 - 50 mg

Kakao
250 ml fincan
4 mg

Ağrı kesiciler
1
30 mg ve üzeri

Bebeğinizin ilk yılında, doğum ağırlığının 3 misli kilo aldığını göreceksiniz. Dolayısıyla, beslenme bebeğinizin günlük yaşamında en önemli yeri kapsıyorsa bu sizi şaşırtmasın.
Yaşamının ilk birkaç ayında bebeğinizin günlük diyetinde yalnızca anne sütü ya da beslenme formülünden oluşan mama vardır. Pastörize süt ya da inek sütü beslenme formülünden yapılan mamanın yerini tutmaz. Aslında, bebeğinize en az 6 aylık, tercihen 9 aylık olmadan önce inek sütü vermeyiniz; çünkü inek sütü küçük bebekler için uygun beslenme nitelikleri içermez.
Sıcak iklimlerde bebeğinize günde 2 kez bir biberon dolusu su verebilirsiniz. Bebeğinizin doktoru ayrıca genel bir vitamin bileşimi de verebilir. Ayrıca, eğer bebeğinizi anne sütü ile besliyorsanız doktorunuz bebeğiniz için D vitamini verebilir (Anne sütü D vitamini yönünden yeterli olmayabilir). Her ne kadar anne sütü de beslenme formülü de birçok besleyici mineral içeriyor ise de, ikisinde de diş çürümesini önleyici fluorid yoktur; bu yüzden 2 haftalıktan 12 yaşına gelinceye kadar fluorid takviyesi tavsiye edilir.
Öğünlerin sıklığı bebeğinizin gereksinimine ve beslenme yönteminize dayalı olarak değişir.
1 ila 3 aylık bebek günde beş ila altı arasında öğünü gereksinim duyar. Bebek günün yaklaşık 3 saatini beslenme ile, kalan zamanın büyük bir kısmını da uyumakla geçirir. Bebek büyüdükçe öğün sayısı azalır. Tipik olarak, 5 aylık bir bebek günde 4 ila 5 öğüne ve 9 aylık olduğunda yalnızca 3 öğün beslenmeye düşer. Her bebeğin ayrı bir birey olduğunu unutmayın. Bu yüzden, her birinin ayrı bir beslenme alışkanlığı olabileceğini hesaba katmalısınız.
Anne sütü ile beslenen bebekler çoğunlukla daha sık beslenmeye gereksinim duyarlar; anne sütü beslenme formülünden yapılan mamalara nazaran daha kolay sindirir. 3 aylık oluncaya kadar bazı bebekler her 2 ila 2.5 saatte bir beslenmek isterler.
Ebeveynler, bebeklerine ne zaman katı gıdalar verebileceklerini sorarlar. Bu zor bir sorudur ve kestirme bir cevabı yoktur. Beslenme açısından bebeğiniz 6 aylık oluncaya kadar anne sütünden ya da beslenme formülünden ihtiyacı olan her şeyi alır. Yine de çoğu doktor bebeklerin, 4 aylıktan itibaren katı gıdalar yiyebileceğini söyler. Dahası, bebeğiniz günde 1 litreye yakın mama içiyorken ve yine de kurt gibi aç iken doktorunuz bebeğinize katı gıdalar vermenizi önerebilir.
Bebeğinize katı gıdalar vermeye başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız. Doktorunuz size bebeğinizin katı gıdalar yemeye fiziksel olarak hazır olup olmadığını söyleyecektir. Örneğin, bebeklerin kas ve sinir gelişimi birkaç aylık oluncaya kadar yalnızca meme ve sıvı gıdaları yutma şeklinde gerçekleşmiştir. Bebek bir kaşığı tanıyıncaya ve dili ve yutma mekanizması katı gıdalar için müsait oluncaya kadar (genellikle 3 ila 6 ay arası), diyetini değiştirmeye hazır değildir.
Katı gıdalara başlamak için karar verildikten sonra, sıra hangi gıdaların verileceği sorununa gelir. Çoğu doktorlar, başlangıçta tahıl ürünleri verilmesini önerirler. Haşlanmış pirinç lapası (büyük süper marketlerde, bebek gıdası reyonlarında bulunabilir) bebekler için katı gıda olarak rahatlıkla kullanılabilir, çünkü sindirimi kolaydır. Hazırlamak için, paket muhteviyatından bir miktar (bir çorba kaşığı) alıp, 4 ya da 5 çorba kaşığı beslenme formülü ya da anne sütü ile karıştırın. Başlangıçta bebekler genellikle, eğer katı gıdalar küçük parçalar halindeyse, katı gıdalara iyi tepki gösterirler. Kaşığın ucuna bir miktar koyup bebeğin ağzına verin. Bebek bunu çıkarırsa şaşırmayın. çoğu bebeklerin bu yeni lezzete alışması zaman alır. Sabırlı olun. Katı gıdaları biberon ya da şırınga tipi kaplara koymayın. Biberon, bebeğin katı gıdaları yememesine neden olur; şırınga tipi kaplar ise bebeğin boğulmasına neden olabilir.
Bebeğinizi beslerken iki temel seçeneğiniz vardır. Ya hazır bebek maması alırsınız, ya da kendiniz yaparsınız. Hazır bebek mamalarının hazırlanması kolaydır, ancak çok pahalıdır ve dolgu maddeleri ya da şeker içerir. Bunlar da gereksik kalori verirler. Eğer hazır bebek maması almaya karar verirseniz, etiketini mutlaka okuyunuz.
Bebeğinize vereceğiniz mamayı kendiniz hazırlamak isterseniz, eğer bir blender ya da mikseriniz varsa, bu çok zor değildir. Et, sebze ve meyveleri az suda pişirin (muz gibi meyvelerin pişirilmesi gerekmez). Yağ, kabuk ve tohumları çıkarın, daha sonra mikserde uygun kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Kolayca karıştırmak için bir miktar su ilavesi yararlı olabilir. Gıda değeri açısından, taze meyveler ve sebzeler tercih edilmelidir. Eğer bunları bulamazsanız, donmuş sebzeler ikinci tercihiniz olmalıdır.

Bebeğiniz lapa türü gıdalara alıştıktan sonra ikinci aşama muz gibi meyvelerin püresi olmalıdır Genellikle meyveler bebekler tarafından oldukça sevilir.
7 aylık iken, çoğu bebekler püre halinde sebze ve daha sonra et yemeye hazırdırlar. 8 aydan sonra çoğu bebekler küçük parçalar halinde normal yemek yiyebilirler. Tost, bir parça peynir, haşlanmış yumurta, kraker, haşlanmış patates, kızarmış patates, pasta ve yumuşak et çok uygundur.
Bebeğinizin kolayca boğulabilmesine yol açabilecek katı gıdalardan sakınınız. Bunlar arasında parçalanmamış sosis 5eğer bebeğinize sosis vermek istiyorsanız, önce boydan ikiye, daha sonra daha küçük parçalara ayırınız), üzüm, mısır, fındık ve taze havuç sayılabilir.
Bu konuda uygulanacak genel kurallar şunlardır:
Her seferinde yalnızca bir tek yeni gıda verin ve bir hafta içerisinde en fazla üç yeni gıdayı bebeğinizin diyetine ekleyin.
Tuz ve tatlı gibi şeylerden kaçının.
Bebeğinizi yemeye zorlamayın. Yediği gıdayı çıkarmak, elini ağzına götürmek, başını sağa sola döndürmek ya da huysuzlanmak bebeğinizin yediği gıdadan hoşlanmadığını gösterir.
Bebeğiniz ne kadar gıda yemeli? Bebek 6 ay ile 8 ay arasında iken, 3 öğünün her birinde 100 ila 120 gram ya da her öğünde beş ila sekiz çorba kaşığı yemelidir. Bu çağdaki bir bebek için iyi bir diyet, tahıl ve meyveden oluşan kahvaltı, et ve sebzeden oluşan öğle yemeği ve et, meyve ve sebzeden oluşan akşam yemeği şeklinde ayarlanabilir. Bu diyette beslenen bebeklerin çoğu süt tüketimini günde 350-400 gram kadar azaltırlar. Çoğu bebekler, ayrıca sabah ile öğle arasında ikindi vakti, meyve ya da kraker gibi ekstra öğünlere gereksinim duyarlar.
Bazen bebeğinizin diyetini vitamin ve minerallerle zenginleştirmek gerekebilir. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.
Bebeğiniz ilk yaşını doldurduğunda, yalnızca normal sofra yemeklerini yiyebilmelidir.
Önemli Not: Bebeğinizin sofradan yiyecek bir şey alarak çekip gitmesine ya da siz görmeden bir şeyler yemesine kesinlikle izin vermeyiniz.

SAYFA 1 12»