KADINLARIN bronzlaşma uğruna güneş ışınlarını direkt çıkmamasını isteyen Dr. Rabia Türkmen, “Işınların ciltle direkt temas ettirmeleri, cilt kanseri ve kırışıklara yol açmaktadır” dedi.

Güzellik uzmanı Dr. Rabia Türkmen, yaz aylarında bronz bir cilde sahip olmak için kadınların güneş ışınlarının direkt maruz kalarak yanlış şekilde bronzlaştıklarını, güneşe çıkarken mutlaka koruyucu krem kullanılması gerektiğini söyledi. Türkmen, “Işınların ciltle direk temas ettirmeleri, cilt kanseri ve kırışıklara yol açmaktadır. Bunu önlemek için güneş kremleri ve bronzlaşma öncesi cilt bakımı ve doğru kremlerin kullanılması gerekmektedir. Özellikle Öğle güneşinden mutlaka uzak durulmalıdır. Saat 12.00-16.00 arasında güneşe çıkılmamalıdır. Tatilde, ilk gün 15 dakika olmak üzere, daha sonra yavaş yavaş güneşte kalma süresi artırılmalıdır. Güneşe çıkmadan önce özelilikle ilk günlerde yüksek koruma faktörlü kremler mutlaka kullanılmalıdır” dedi.

Kurutulmuş deniz suyu, yosun ve bitkileri özleriyle deniz tuzu kullanılarak hazırlanmış çevre dostu “mavi kozmetik”ler denizin insan sağlığı ve güzelliği üzerindeki olumlu etkilerini evinize taşıyor.

Son zamanlarda, parfümerilerde, eczane raflarında deniz suyu, tuzu ya da yosun özü içerdiği söylenen ürünlerin ağırlığını siz de fark ettiniz belki. Belki de “talassoterapi” yani deniz suyuyla yapılan bakımların ne kadar popüler olduğunu çoktan hissettiniz bile… Bir moda, bir akım olmanın çok ötesinde bir nedeni var deniz suyunun kavanozlara girmesinin. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

“Küçük bir hap” deyip geçmeyin! Vitaminler kanserden koruyor, stres ve yorgunlukla savaşıyor, güç, gençlik, güzellik kazandırıyor.

Özellikle hamileler, yoğun stres altında çalışanlar, besin gruplarını dengeli tüketmeyenler, çok sigara içen ve alkol kullananlar, diyet yapanlar vitamin desteğine ihtiyaç duyuyor. Tabii doktor tavsiyesiyle DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Güzelliğine önem veren her kadınların kullandığı cilt bakım ürünlerine set olarak sahip olmanın maliyeti 200 ile 900 milyon lira arasında değişiyor

Son yıllarda devleşen kozmetik sektörü, kadınların ihtiyaçları arttıkça ve kadın olmanın getirdiği “güzel hissetme” duygusu geliştikçe daha da büyüyecek gibi. Akıl almaz ürünlerin ana madde olarak kullanıldığı kozmetik ürünleri, bu maddelerin özelliğine göre de cepleri yakıyor.
Kadınların güzelliklerine verdikleri önem güzellik merkezlerinin sayısının her geçen yıl artmasına neden olurken, parfümerilerdeki cilt bakımı ve makyaj malzemeleri çeşitlilik kazandı, marka sayısı 100′ün üzerine çıktı.
Öyle ki, güzel görünmek isteyen kadınların talebine karşılık vermek ve rekabette söz sahibi olmak isteyen firmalar, sürekli olarak yeni bir ürünle tüketicinin karşısına çıkıyor. Firmalar her geçen gün daha çeşitli daha kaliteli ürün yaratma çabasıyla hareket ettikçe de fiyatlar arasındaki uçurum giderek artıyor.

Firmalar arası bu rekabet, kadınlara birden fazla ürün seçeneği sunarken, çok sayıda kadın, bütçesine göre cilt bakım ürünleri alarak kendisine gereken ilgiyi göstermeye çalışıyor.

Yaşlanmayla birlikte oluşan kırışıklık, selülit gibi cilt bozukluklarını önleyici göz çevresi kremi, temizleme sütü, temizleme jeli, tonik, nemlendirici krem, kırışıklık giderici krem, cilt leke giderici, güneş koruyucu, göğüs bakım kremi, selülit inceltici bacak kremi ve vücut losyonları tek tek satılabildiği gibi set halinde de pazarlanabiliyor.

Özellikle mevsim geçişlerinde cilt yıpranması nedeniyle sıklıkla kullanılan cilt bakım ürünlerine set olarak sahip olmak için ise, en az 200 milyon lirayı gözden çıkarmak gerekiyor.

LEKE GİDERİCİ 60 İLE 130 MİLYON LİRA ARASINDA
Mevsim geçişleri dışında 2 ayda bir yenilenen cilt bakım ürünleri her üründe olduğu gibi kalitesine göre farklılık gösteriyor.

Göz çevresi kremin fiyatı 10 ile 85 milyon lira arasında değişirken, kadınların en fazla sıkıntı yaşadığı cilt lekelerine karşı çözüm olarak sunulan bir krem 60 ile 130 milyon lira, göğüs bakım kremi ise 35 ile 90 milyon liraya mal oluyor.

Özellikle birlikte kullanıldığında etkisini gösteren temizleme sütü, temizleme jeli ve tonik, set halinde alınması gerekiyor ki, bu setin toplam maliyeti 20 ile 100 milyon lira arasında değişiyor. Piyasadaki en kaliteli cilt bakım ürünlerini set olarak almanın maliyeti ise 900 milyon liraya kadar çıkıyor.

BİR DE MAKYAJ MALZEMELERİ EKLENİNCE…
Cilt bakım ürünleri kadar makyaj malzemeleri de kadınların vazgeçemediği ürünler arasında yer alıyor. Makyaj malzemeleri arasında bütçeyi en zorlayan ürün, yüzlerdeki kırışıklıkları kapatan ve fiyatı 60 milyon liraya kadar çıkan fondötenler…

Ruj 3 ile 40 milyon arasında satılırken, far ve rimelin fiyatı 3 ile 25 milyon lira arasında değişiyor. Makyaj malzemelerinde de kaliteden taviz vermeyen kadınlar cilt bakım ürünleriyle birlikte en az 1 milyar lirayı gözden çıkarmak zorunda kalıyor. Güzellik için yapılan bu harcama ortalama iki ayda bir tekrarlanıp, kuaför, güzellik merkezlerinin de eklenmesiyle aile bütçelerinin önemli harcama kalemleri arasında yerini alıyor.

Parmak arası terlikler, açık ayakkabılar… Hem giyebilmek için güzel ayaklar gerekiyor, hem de bunları giydikçe ayakların bakımı zorlaşıyor. Neyse ki günlük ve haftalık bakım ile ayaklarımızın güzelliğini ve sağlığını koruyabiliriz.


Aslı Çakır

Bu yazın ayakkabı modası belli. Yine açık ayakkabılar hatta mutlaka terlikler. Özellikle de parmak arası ve topuksuz olanlar. Gün boyu açık açık, ferap ferah dolaşıyoruz ama sonrasında tozdan, kirden pislenen, sertleşen ayaklara da merhaba demiş oluyoruz.
Peki bu dönemde ayaklarımıza gerçekten iyi bakmak için neler yapabiliriz? Şaşkınbakkal Diba Kuaför Salonu’ndan Nurhan Tekin pedikür ile ilgili şunları söylüyor: “Pedikürde ayakları yumuşatma, ponzalama, etleri temizleme, tırnakları törpüleme, nemlendirme ve istenirse cilalama işlemi yapılıyor. Ayrıca nasırlı ayaklarda nasırlar da yumuşatılıyor. Bir de bu aralar parfin bakımı moda. Bazen çok kalınlaşmış, deforme olmuş tabanları jilet uygulatmak isteyenler oluyor. Bu işlem zararlı çünkü ölü hücrelerle beraber ayağın ince derisini de alıyorsunuz.”
HER GÜN 10 DAKİKA MASAJ
Tabii ayak bakımı sadece haftada bir kuaföre gitmekle olmuyor. Yazın hem güzel hem sağlıklı ayaklarla dolaşabilmemiz için neler yapmamız gerektiğini Oriflame Kozmetik Güzellik Eğitimler Müdürü Şimal Yazıcı’dan öğreniyoruz: “Yaz aylarında giyilen açık ayakkabılar yüzünden havayla, tozla daha çık temasta olan ayaklar daha çabuk sertleşiyor. Parmak arası terliklerde ise eğer ayak çok öne kayıyor ve rahatsız oluyorsa bu terlikler parmak aralarını da sertleştirebiliyor.”
Şimal Yazıcı, her gün ayaklarımızı nemlendirici kremle masaj yaparak yumuşatmamız ve yüksek bir yere kaldırarak dinlendirmemiz gerektiğini belirtiyor.
Ayakların her gün ponzalanmısını ise doğru bulmuyor. Bunun yerine scrub diye geçen peeling ürünlerini kullanabileceğimizi söylüyor.
Deniz ve havuz kenarında geçirilen günler için de tavsiyelerde bulunuyor Yazıcı: “Yıkandıktan sonra parmak aralarının ıslak kalması mantar yapabilir. Aynı şey deniz, havuz kenarında da geçerlidir. Böyle yerlerde ayağı ıslak tutan plastik terliklerden kaçınmalıyız. Ve çıplak ayakla dolaşmamalıyız. Çünkü mikrop, mantar kapabiliriz. Ayrıca pudra da buraların ıslak kalmasını önler.” Terleyen ayaklar içinse ferahlatıcı spreyleri öneriyor Yazıcı.
Haftalık bakıma gelince… Ayaklarımızı 15 dakika suda dinlendirdikten sonra ponzalayıp, ölü hücrelerden kurtulabileceğimizi belirten Şimal Yazıcı, bu haftalık bakım için kuaföre gidenlere mutlaka kendi aletlerini kullanmalırını söylüyor.
Ayaklar her gün bizim tüm yükümüzü taşıyorlar. Bu yüzden onlara günde 10 dakika ayırmak çok da fazla olmasa gerek.

Saçlarımızın modeli konusunda hepimiz zaman zaman kararsız kalmışızdır. Acaba uzatsam mı, kısa bir model mi tercih etsem? Kıvırcık saç bana yakışır mı? Saçım çok kuru ne yapmalıyım? İşte bu sorularınızı cevaplamakta size yol gösterecek birkaç ipucu…


Günün modasına göre saçlarını kazıdılar, pudraladılar, peruk taktılar ya da boyadılar. Ancak bugün artık sağlıklı, güzel ve ışıl ışıl saçları elde etmenin dertsiz tasasız yolları da var.

Kuru saçlar
Kuru saçların neme ihtiyacı vardır, bu nedenle etkili bir saç kremi her şampuanın kesinlikle olmazsa olmazı. Saçınızın kökleri dışında her yanına boydan boya uygulayın. Yaklaşık üç dakika bekleyin, ardından kayganlığı gidinceye dek durulayın.

Güzel görünmek ve hep genç kalmak bütün kadınların ortak dileği. Kozmetik sektörü aynalara özgürce bakabilen kadınlar yaratmak için çalışıyor. Ve her geçen gün mükemmelliğe bir adım daha yaklaşıyor…

Henüz 15 - 16 yaşlarındayken 18′inci yaşımızı kutlayacağımız günleri iple çekeriz. O, 2-3 yıl bir türlü geçmek bilmez. 18′den 24′e ise zaman bir çırpıda geçer. Bir bakmışsınız 25 olmuşsunuz. 30′lu yaşlara yaklaştıkça içinizi buruk bir sevinç kaplar. 30′lu yaşlarda olgun bir kadın olmak ile 20′li yaşları terketmek arasında bocalarsınız. Sorulduğunda büyük bir gururla söylediğiniz yaşınızı artık buçuklu rakamlarla ifade etme dönemine yavaş yavaş girersiniz. Gençliğinizden bir şey kaybetmemişsinizdir ama çoluk çocuğa karıştığınız bu yıllarda, yüzünüzde yılların izleri de hafif hafif kendini belli etmiştir.
40′lı yaşlarda artık “bir bayana yaşı sorulmaz” kuralı her zaman geçerli olmaya başlamıştır. 18 - 20′li yaşlarda nemlendiricilerle ve sivilce önleyici kremlerle hayatınıza giren kozmetik sektörü, 30 yaşlara yaklaşırken gözaltı kremleri, 35′li yaşlardan sonra da “yoğun” nemlendiricilerle hayatınızın bir parçası olmuştur.
Hızla ilerleyen teknoloji sayesinde artık bakım ve güzellik alanında devrim niteliğinde buluşlara imza atılıyor.
Ve kozmetik sektörü yıllara meydan okuyor…

10 YAŞ DAHA GENÇ GÖRÜNEBİLİRSİNİZ
Kırışıklıklar ile savaşa son sürat devam eden RoC’un son olarak geliştirdiği ürün ile cildiniz 10 yaş genç bir görünüm kazanıyor. Johnson&Johnson’ın RoC serisine yeni eklediği Retin-Ox Correxion™, cilt yüzeyinde hızlı sıkılaştırıcı etkisiyle mimik çizgilerinin ve derin kırışıklıkların görünümünü azaltıyor, düzgünleşmiş olan cilt yüzeyinin altındaki hücresel dokuları aktif şekilde canlandırıyor. Retin-Ox Correxion™ kullanımı sayesinde derin kırışıklıklar içeriden dolgunlaşmış görünüyor, düzenli günlük kullanımla cilt yenileniyor ve yüze gözle görünür genç görünüm kazandırıyor. Retin-Ox Correxion™ ile 10 yıl genç görünüm için 12 haftalık kullanım yeterli oluyor.
Sonuçları klinik deneylerle kanıtlanan Retin-Ox Correxion™ göz altı kırışıklıklarında 13.2, yanak kırışıklıklarında 12.3, göz çevresi kırışıklıklarında 7.2 yaş daha genç görünüme kavuşma imkanı sunuyor.
Denemek isteyenler için Retin-Ox Correxion™’ın gece, gündüz ve göz çevresi için yoğun bakım sunan 3 yeni ve yüksek performanslı ürünü bulunuyor.

Eğer yüzünüzde sarkma yoksa cerrahın kapısını çalmayın. Yüzde sarkmayı önleyici ameliyat yoktur, sarkmayı tedavi edecek ameliyat vardır

estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Günün birinde aynaya baktığımızda ve yüzümüzün yerçekimine yenildiğini fark ettiğimizde kendiliğinden başımızı dik tutarak yüzümüzü gergin görmeye çalışırız. İşte bu an face lifting ile tanışma zamanının geldiğinin sinyalleridir.
Sarkmamış bir yüzde kuvvetli mimik adalelerinin ortaya çıkardığı kırışıklıkları yüz germe ameliyatı ile yok etmek mümkün değildir. Bu yalnızca adalelerin fonksiyonunun giderilmesi ile mümkün olur -ki bu da hareketsiz, ifadesiz bir yüz görünümü yaratabilir.
Yılların ve yaşam şartlarının geride bıraktığı izleri yok etmek hastalarımın birincil isteklerindendir. Yüz bundan dolayı “ruhun vitrini”
olarak tanımlanır. Kişi yüz adalelerinin yansıttığı ifade tarzıyla iç dünyasını dışa vurur. Yüzde çirkin bir görünüm yaratmak için 60 adalenin kasılması gerekirken bir gülüş için 10 adalenin fonksiyonu yeterlidir.

Yüz uyum içinde yaşlanıp sarkar. Dolayısıyla gerilmesi de uyum içinde olmalıdır
Yüzde gerilmesi gereken aşağı doğru sarkmış üç bölüm vardır: Alın, yanaklar ve boyun.
Yüzün yaşlanması ve sarkması bir uyum
içindedir. Dolayısıyla gerilmesi de uyum içinde olmalıdır. Hastalarım genellikle yüzün bir bölümünün sarkmasından şikayet eder ve bu durumun düzeltilmesini isterler. Çünkü kendileri aynanın karşısında defalarca iki parmakları ile o sarkmış bölgeyi gerdirmişlerdir. En güzel örnek de boyun derisini baş ve işaret parmağı
arasında tutup kulak arkasına çekmeleridir. Çünkü en çok göze çarpan sarkıklık oradadır. Ancak yüzün diğer bölgelerini eski durumunda bırakıp sadece boynu germek uyumu bozduğundan aslında tüm yüze ameliyat edilmiş bir yüz görünümü verir.
Oysa yüz germe ameliyatından sonra yüzün gençleşmiş ifadesi doğal olmalı ve yüz yapısı
uyumunu korumalıdır. Ameliyatın sonucu kişinin görünümünü yıllarca geriye bile götürse, bu genç görünüm hastanın yakınlarınca bilinen, hafızalardaki tanıdık yüz ifadesinden uzaklaşıp yabancı bir yüz gibi algılanmamalıdır.
Bence bir plastik cerrahın en hoşuna gidebilecek söz, hastasına başkalarının “Ameliyatın çok güzel yapılmış” yerine “Çok güzel, genç ve dinlenmiş görünüyorsun” demesidir. Bu da ancak yüzün iyi bir analizden sonra uyumu koruyucu bir strateji ile ameliyat edilmesiyle mümkündür.
Bu kazanılmış güzel görünüm kişinin sosyal ve duygusal yaşamını mutlaka pozitif bir şekilde etkileyecektir. Kişinin kendine güveni artacak, kendini daha iyi hissedecektir. Ama bu etkiyi fazla abartıp da, Dr. Ulrich Hinderer’in söylediği gibi, bu tür estetik ameliyatları her zaman “bıçak ile psikoterapi” diye tanımlamak doğru değildir.

Face lifting’in yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı önemlidir
Face lifting kötü anıların ve duyguların bıraktığı izleri silebilir ama yaşanmakta olan ruhsal çöküntüyü asla… Hastalarımın ruh dünyalarında fırtınaların estiği ve benim fark etmediğim anlarda yaptığım yüz estetiği operasyonları hem hastanın hem de benim başımı ağrıtmıştır. Yüz germe ameliyatı isteyen hastalarıma şunları söylüyorum: “Eğer kendinizi genç, canlı ve dinamik hissederken aynaya baktığınızda yorgun ve yaşlı bir yüz görüyorsanız, bu farklılığı
ameliyatla gidermek istemeniz normaldir.”
Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklınıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkların giderilerek gerilmesi gelebilir. Bütün kırışıklıklar giderilirse mimiksiz bir yüz ortaya çıkar ki bu, yüze bir maske görünümü verir. Oysa alın ortasındaki, göz ve dudak etrafındaki kırışıklıklar ilave yöntemlerle ayrıca tedavi edilebilir.
Hastaların konsültasyonlarda hep sorduğu bir soru vardır: “Bu yüz germenin etkisi ne kadar sürer?” Benim verdiğim yanıt ise “ömür boyu”dur. Sık sorulan ikinci soru ise şu: “Bu
ameliyatı şimdi mi yaptırayım, yoksa daha bekleyeyim mi?” Ben bu soruyu karşı bir soru ile cevaplandırmak isterim: “Sizi mutlu edebilecek, beğendiğiniz, hoşunuza gidebilecek bir şeye sahip olma imkanınız olduğunda, bu mutluluğu hemen yaşamak mı yoksa 4-5 yıl ertelemek mi istersiniz?” Kısacası face liftingin yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı
önemlidir. Yüzünüzde hiç sarkma yoksa plastik cerrahın kapısını çalmanıza da gerek yoktur çünkü yüzde sarkmayı önleyici ameliyat yoktur, yüzde sarkmayı tedavi edecek ameliyat vardır. Bunun yaşı ise sarkmanın belirginleşmesi ile başlar. Yapılacak ameliyatın metodu ve kapsamı da bu sarkmanın derecesi ile alakalıdır. n

Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar

estetik bakış / SERDAR EREN

Hayatımızdaki öncelikleri sıralarken pek çoğumuz için güzellik; sağlık ve mutluluk gibi kavramlardan sonra gelir. Aslında bugüne kadar güzelliğin yeterince açık ve net bir tarifi de yapılamamıştır.
Pek çok kişiye güzelliği nasıl tarif edersiniz diye sorabiliriz. Göreceksiniz ki herkes güzelliği farklı şekilde tanımlayacak ve bunların hiçbiri bizi tam olarak tatmin etmeyecektir.
Eskiden beri bize güzelliğin oranla, dengeyle ve simetriyle alakadar olduğu anlatılmaya çalışılır hep. Güzellik bize keyif veren, hayran kaldığımız formların ve oranların bir kombinasyonudur. Güzellik kalıp ve hacim arasında bir dengedir. Bu tanımların hepsinde de doğruluk payı var.
Güzellik herkese göre değişen tamamen psikolojik bir bakış açısıdır.
Güzellik sonuçta gözlerimize keyif veren, içimizde estetik bir his ve hayranlık oluşturan bir duygudur. Hatta güzelliğin bir görsel fenomen olduğunu da iddia edebilirim.
Bir kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüzüne yansır
Fakat anlaşılması gereken en önemli şey güzelliğin tek başına değil, aslında ona bakan kişinin gözünde ve zihninde var olduğudur. Bir şey bir insanın hoşuna giderse, o şey o insan için güzeldir.
Bana kalırsa, “Güzellik insanı sevindiren bir şeydir ama bir insanı sevindiren başka bir insanı da sevindirecek” diye bir kural yoktur. Güzellik tamamen bireysel bir histir. İşte bu anlayış estetik ameliyat yaptırmayı düşünen kişiler tarafından çok net bir şekilde kabul edilmelidir.
Güzellik kavramı sadece yüz, ses, vücut veya zarif görünüm için geçerli değildir. İnsanlar karakterleriyle, sevinç hissi duyabilme, sağlayabilme ve sevebilme kabiliyetleriyle de güzeldir.
Bir insanın yüzü hoşumuza giderse bu insanın bize ifade ettiği duygu hoşumuza gidiyordur. Kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüz güzelliğine yansır. Güzelliği tarif etmenin birçok yolu vardır ve bunlar birçok kez cazibe ile benzer tanımlardır. Cazibe ile güzellik arasındaki fark ise cazibenin sonsuzluğudur. Oysa güzellik geçicidir. İngilizcede bunu anlatan bir deyim de vardır: “Charm last! Beauty blast”. Sonuç olarak tüm bu irdelemelerden sonra, bir insanın güzel olup olmadığına karar verirken görsel faktörlerin aslında hiçbir önemi olmadığı, ilk başta o kişiyle kafa olarak özdeşleşmek ama asıl kalbini ve iç güzelliğini sevmek gerektiği kanaatine varıyoruz. Yani, güzelliğe sadece göz karar vermiyor, kafa ve kalp de karar veriyor.
Güzelliği korumak yaşam kalitesini yükseltmek demek
Güzellik kadınların erkeklere hazırladığı bir tuzak değildir. Aslında toplumda ve ailede daha iyi kabul edilmek için beğenilme isteğidir. Son 10 yılda büyük gelişmeler olmasına rağmen hayat şartlarının erkeklerden ziyade kadınlar için daha sert olduğunu kabul etmek gerekir. Kızılderililerin savaş esnasında boyanmaları gibi makyaj da kadında güven duygusu yaratır. “Acaba neden güzel olmamız gerekiyor?” sorusunun cevabının gurur, hak, hayran kalınma isteği ve başkalarından üstün olma isteği olduğu söylenir. Aslında güzel olma isteği kişinin güzelliğinden dolayı hayran kalınma isteğinden değil, daha ziyade güzelliğinden dolayı sevilme isteğinden kaynaklanmaktadır. Kaderine razı olmayıp onu değiştirmeye çabalayan tek varlık insandır. Güzelliği korumak demek hayatı güzelleştirmek için yaşam kalitesini yükseltmek demektir. Medeniyetin her alanda gelişmesi yaşam süresini uzatmıştır. Ama sadece uzun yaşamanın da yetmediğini görüyoruz. Yaşam kalitesinin de aynı şekilde korunması gerekiyor. Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar.
Herkesin bildiği gibi güzellik sonsuz değil. Ama aynı zamanda da güzelliğin yaşı da yok. Bir kişi sadece 20 yaşındayken mükemmel bir görünüme sahip olabilir ama bütün hayatı boyunca dayanılmaz cazibeli olması da mümkündür. Kadına karşı olan ilk beklenti beğenilmesidir. İlerleyen yaşlarda bu beklentiyi yerine getirmek gittikçe zorlaşır. Bu, bana gelip face-lifting üzerine bilgi almak isteyen yaşlı bir hanımı hatırlattı. İlerleyen yaşından dolayı bu ameliyatı yapmaktaki isteksizliğimi gördüğünde, sakin bir sesle bana, “Bir kişi artık beğenilme durumunda değilse, başkalarının hoşuna gitmeme durumuna gelmesi gerekmez” demişti.

Güzellik üzerine özlü sözler
“Güzellik mutlaka özel ve şahsi bir tecrübedir. Güzellik seyredenin gözünde ve kafasındadır.” (David Hume)
“Madem Tanrı kadınların kırışıp buruşmasına karar verdi, neden bunun yerini ayak tabanı olarak seçmedi.” (Elizabeth Taylor)
“30 yaşında yaşlı görüneceğime 70 yaşında olup genç ve yakışıklı görünmeyi tercih ederim.” (Salvador Dali)
“Çirkinlerin kıskanılacak bir tarafı varsa, bu onlara yaşlandıkları zaman kimsenin ‘Bir zamanlar ne kadar güzeldi’ dememesi…” (Dusan Radoviç)
“Ruhi güzelliği olmayan bir gencin yine de cazibesi vardır ama ruhu genç olmayan bir güzelliğin…”

(Arthur Schopenhauer)

Anti aging için yaşam tarzınızı değiştirin
Dusan Radoviç “Genç olmak çok güzel ama güzel yaşlanmak da az bir başarı değil” demiş… İlaç endüstrisinde yaşam süresinin uzatılması için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. Uzun yaşam süresini acaba sadece eczaneden mi satın almamız gerekiyor? Yaşam stilimizi değiştirmemiz de ömrümüzü uzatmaya yetebilir eğer aşağıdakiler düzenli uygulanırsa…
Beslenme tarzının değiştirilmesi. Kalori azaltılması, bol su, yeterli sebze ve meyve, süt, bio-yoğurt ve saat 19.00′da son yemek.
Düzenli spor ile haftada 1500 kalori yakılması.
Entelektüel gelişmeye önem vermek ve araştırıcı olmak.
Gülmek.
Pozitif düşünmek de önemli. Optimist kişiler uzun yaşar ve genç görünürler.
Sevgi, yakınlık, duygusal sıcaklık.
Seks, spor ve gülme mutluluk hormonu endorfini artırır.
Sağlıklı uyku yani gce 7-8 saat ve gün ortasında 6 dakikalık kısa uyku.
Meditasyon, yoga.

Ayşenur Yazıcı kitabı “Makyajda Sihirbazlık Numaraları”nda makyajın inceliklerini anlatıyor. Yazıcı “Makyaj ‘Ben buradayım’ demenin bir başka yoludur” diyor

BURCU BULUT

Haber spikeri Ayşenur Yazıcı yeni kitabı “Makyajda Sihirbazlık Numaraları”nda kadınlara doğru makyajın nasıl yapılacağına ilişkin ilginç bilgiler veriyor. “Makyaj bana bak, beni gör ve beni sev demek” diyor Yazıcı. “Belki de ben buradayım demenin bir başka yoludur kim bilir. Ayrıca makyaj illa güzelleşmek için yapılmaz. Sevdiğiniz yerleri vurgulayıp sevmediğiniz yerleri kapatırsınız.” Peki nasıl vurgulayıp nasıl kapatacaksınız? Yazıcı işte bu soruya kitabında ayrıntılı bir cevap veriyor.

Makyajla ilgili bir kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?
Ben yıllardır haberin içerisindeyim. Şöyle bir çevreme baktığımda gördüm ki kadınların hayatlarındaki tek amaç dikkat çekmek, ön plana çıkmak ve sevilmek olmuş. Yani kadınlar güzel olmak istiyor. Ben de makyaj tekniklerini bu insanlara anlatarak yararlı olabileceğimi düşündüm. Makyaj tıpkı yemek tarifi gibi hiçbir zaman kuralı değişmeyen bir sanat şekli ve eminim ki bir kadın kendini hakikaten güzel görürse mutlu olacak, bu da işinden özel hayatına kadar her şeye yansıyacak.

“50 yaşın üzerindekiler sedefli renkleri kullanmamalı”
Orta yaşlı kadınlar makyaj yaparken nelere dikkat etmeli?
Kadınların en çok kendilerine küstükleri yaşlar 50 yaş ve üzeridir. Çünkü tenleri eskisi gibi değildir, gözün içi daha yorgun ve yaşlı bakar. Kızıl tonlardan, mora bakan mavilerden kaçınıp somon ve yavru ağzı gibi renkleri kullanmalılar. Çukurları gizleyici aydınlatıcılarla yani açık renk fondötenlerle makyaj yaparak kendilerini daha çok sevebilirler. Sedefli her şeyden kaçınmaları gerekir. Sedefli renkler kullanıldığında ve pudra sürüldüğünde kırışıklıklar iki kat daha belirginleşir ve kesinlikle bronzlaşmamaları gerekir. Tenleri koyulaştıkça yine aynı şekilde kırışıklıklar ve çukur bölgeler belirginleşir.

Bu yaşlarda özellikle de kırışıklıklar sorun oluyor herhalde…
Evet. Ama kırışıklıklar için özel ampuller var. Bu ampullerin içerisinde cilt üzerindeki çukurlukları doldurup çizgilerin üzerini düz hale getiren maddeler var. Bu ampulü yüzünüze sürüp üzerine makyaj yaparsanız yarı yarıya kırışıklık azalıyor. En etkili olan ampul Dior’unki. Pahalı bulursanız, yumurtanın akını mikserde çırpıp bunu göz ve dudak çevresi hariç yüzünüze sürerek 15 dakika bekletebilirsiniz. Bu işlemin ardından mutlaka bir nemlendirici sürülmesi şart. Makyajın çok diri ve tok durduğunu göreceksiniz.

Genç kızlar medyada gördüklerinden fazlasıyla etkileniyor mu dersiniz?
Evet, hem de çok. Lisede okuyan kızlara bakıyorum, gözlerini simsiyaha boyuyor, dudaklara kıpkırmızı, çok ağır makyaj yapıyorlar. Genç kızlara taze olmalarının kıymetini bilmelerini anlattım kitapta. Genç kızlara bir sır vereyim. Eğer gerçekten güzel görünmek istiyorlarsa makyajlarının çok doğal olması gerekiyor. Sanki hiç yapmamış gibi. Görmüyor musunuz 60 yaşında adamın 20 yaşında sevgilisi var, demek ki genç görünmekten çok genç olmak önemli. Bu çağların kıymetini bilmek lazım.

 

SAYFA 1 12»