İSHAL
Çoğu zaman midede ortaya çıkan bir rahatsızlık bağırsaklara da intikal etmektedir. Uzun süren ishallerde kolera, tifo ve dizanteri gibi bulaşıcı hastalıkların etkisi vardır. Keza tüberküloz, kan zehirlenmesi ve her türlü zehirlenmeler böbrek yetmezliği, guatr, safrakesesi hastalığı, sindirim yolu iltihapları ve ruhsal bunalımlar da ishallere sebep olurlar.
Belirtileri:
* Sarımsı renkli, ağrısız ishaller incebağırsak kökenlidir.
* Sümüksü, ağrılı, kimi zaman kanlı ve iltihaplı geçen ishaller ise kalınbağırsak kökenlidir, ishalle birlikte ateş ve kusma görülür. Gribe benzer belirtiler de ortaya çıkabilir.
DİKKAT: Başka bir hastalığın yan etkisi olmayan ve bağırsakların kendilerinden kaynaklanan ishaller kısa zamanda geçer. Buna göre, uzun süren ishal vakalarında mutlaka doktora müracaat edip gerçek sebep ortaya çıkarılmalı ve tedavisi sağlanmalıdır.
Ne Yapmalı?
Başka bir hastalığın yan etkisi şeklinde ortaya çıkmayan ishal ve kusmalar, organizmanın kendi kendisini temizlemesi demek olduğundan ilaçla durdurulmaya çalışılmamalıdır. Tedaviye bir kaşık hintyağı ile başlanır. Hintyağı, bağırsaklardaki zararlı maddelerin atılmasına yardım edecektir.
* 24 saat hiçbir şey yememek en tesirli usuldür. Bu müddet içerisinde şekersiz papatya çayı veya nane çayı içilebilir. 24 saatin sonunda elma kürüne başlanır. Hastaya günde 1-1,5 kilo çiğ elma verilir, iki gün sonra hafif yemeklerden başlayarak normal beslenmeye geçilir.
* Bir hastalığın yan etkisi olarak ortaya çıkan ishallerde, ishalle değil, asıl hastalıkla mücadele edilir.

Kalın bağırsağın anüse yakın yerinde meydana gelen şişliğe denir. İç ve dış hemoroid olmak üzere iki şekli vardır. Aşırı şişman kimselerde, kabızlık sırasında fazla ıkınmalarda, fazla mushil (söktürücü) kullanmaktan, hamilelikte, kalın bağırsağın anüsten önce gelen bölümünde tümör bulunması halinde hemoroid vakalarına sık rastlanır.
  Belirtileri:
* Birçok durumlarda hemoroid anüs dışına taşar ve ancak elle içeri itilebilir.
* Dışkılama sırasında kanama görülür.
* Anüs çevresi kaşınır.
* Hemoroidin iltihaplanması halinde ağrı yapar.
  Ne Yapmalı?
* Hafif vakalarda kaşıntı giderici ve yumuşatıcı merhemler verilir.
* Doktor uygun gördüğü takdirde hemoroid içerisine büzücü bir ilaç injekte edebilir.
* İleri vakalarda kesin tedavi ameliyattır.
* Dışkılama sonunda anüs çevresi çok temiz olarak yıkanmalı; ağrılı durumlarda soğuk kompres uygulanmalıdır.

Uyum bozuklukları genelde geçici ve hafif durumlar için sözkonusudur. Yani bebeğin normal gelişimi içinde karşılaştığı stres faktörlerine geçici ve hafif şekilde verdiği cevabı gösterir. Bu durum travma oluşturacak kadar şiddetli değildir ve hiç önemsenmeyecek kadarda belirsiz değildir . Yani bu iki uç kutup arasında kalır. Uyum güçlüğü var diyebilmemiz için çocuğun yaşına uygun gelişimi , çevre şartları , açık stres faktörleri göz önüne alınmalıdır.

Uyum güçlüğü bebek veya küçük çocuğun kendi kişilik özellikleri , aile yapısı ve çevre şartlarının durumuna göre değişen derecelerde gösterdiği geçici bir reaksiyondur. Uyum güçlüğünde bebekte görülen sıkıntılar hiçbir zaman dört aydan uzun sürmez. Dört aydan uzun sürer ise o zaman başka psikiyatrik tanıların ve sıkıntıların olduğunu düşünmek gerekir.

Çocukta görülebilecek belirtiler olarak sessizleşme , yavaşlama , hareketlilikte azalma veya artma , hırçınlık, üzgün bakış , karşı gelme , uyumaya karşı koyma , öfke krizleri veya çabuk sinirlenme , tuvalet eğitimi ve alışkanlığında zorluk ve problemler , uyku sorunları , iştah değişiklikleri ve problemleri sayılabilir.

Uyum bozukluğu oluşturabilecek nedenler arasında bebeğin bakım vereninin değişmesi , annenin işe başlaması , anne baba arasındaki ilişki bozuklukları , bir evden diğerine taşınma , çocukta olabilecek hastalıklar , ailedeki fertlerde değişik psikiyatrik ve bedensel hastalıklar vb gibi durumlar sayılabilir.

Uyum bozuklukları durumunda bebeğin gösterdiği belirtilerin geçmemesi ve giderek ağırlaşması durumunda bebek ve bakımverenin bir çocuk psikiyatristine giderek durumu değerlendirmeleri ileride olabilecek psikopatolojileri önleme açısından önemlidir.

Doğumdan 2-3 gün sonra, göğüslerinize daha çok kan gelmesi sonucu süt üretimi başlar. Bunun sonucunda da,göğüsleriniz şiş, gergin, rahatsız edici derecede dolgun bir hal alır. Kuşkusuz bu olay, her annede farklı düzeydedir. Kimisinde hafif bir şişkinlik olurken, kimi annelerde göğüsler şaşırtıcı ölçülerde büyür  ve zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Bazen şişlik kola doğru yayılır.

Bu durum, annelerde aşırı tedirginliğe yolaçar, süt kanallarının tıkandığı duygusuna kapılır anneler. Bebeğin emmesi, kısa sürede rahatlama sağlar.

Bu durumda yapılacak ilk iş bebeğinizi olabildiğince emzirmektir. Sağlıklı bir emzirme sonucunda şişlik 24- 48 saat içinde normale döner. Emzirmezseniz, büyük ihtimalle sorun daha da ciddileşecektir. Bu durumda ikinci seçenek, süt pompası ile göğüsleri boşaltmaktır.

Gergin ve dolu göğsün yarattığı rahatsızlık nasıl giderilebilir?

Öncelikle şunu aklınızdan çıkarmayın ki, göğüslerin şişmesi olumlu bir durumdur. Bebeğiniz için süt üretimine başladınız, ve kısa süre sonra bu üretim miktar olarak da ihtiyaca göre ayarlanacaktır! O halde:

  • Gece gündüz göğüslerinizi destekleyen bir emzirme sütyeni kullanın, çok sıkmamasına dikkat edin
  • En geç 2-3 saatte bir emzirin. Her seferinde her iki göğsünüzü, her birini 10-20 dakika olmak üzere emzirin. Bunun için gerekirse bebeğinizi uyandırın.
  • Meme başınız ve etrafındaki kahverengi alan areola-  sertken emzirmekten kaçının, aksi halde zorlamanız meme başı çatlaklarına neden olacaktır. Göğüs ucunuzu yumuşatmak için ellerinizi kullanarak bir miktar süt sağmanız süt akışını başlatacaktır. Bunun yeterli olmadığı durumda ılık bir duş alınabilir
  • Areolayı yumuşatmak amacı yada bebeğin emmeyi ısrarla reddetmesi durumları dışında süt pompası kullanmaktan kaçının!. Aşırı- sürakli pompa kullanımı, süt üretimini çok fazla artıracak, bu da göğüslerinizdeki dolgunluk hisi ve ağrının artmasına neden olacaktır.
  • Bebek emerken, emdiği memeye yavaşça masaj yaparak süt akışını kolaylaştırın.
  • Ağrı hissinin azalması ve şişliğin inmesi için, emzirme sonrası meme üzerine buz torbası uygulayın. Bunun yetmediği durumlarda, paracetamol türü ağrı kesiciler kullanın.
  • Göğüslerinize doğrudan sıcak uygulamaktan kaçının.(sıcak bez, sıcak su şişesi, termofor gibi)  Bu tür yaklaşım, tam tersi sonuç verecek, şikayetlerinizi artıracaktır.

 

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

 

Difteri Tetanoz Boğmaca (Karma Aşı)

 

Difteri

Tetanoz

Boğmaca

Hastalık etkeni nedir?

Bakteri

Bakteri toksini

Bakteri

GünümüzdeTürkiye’de bu hastalığı görüyor muyuz?

Seyrek olarak evet

Evet

Oldukça sık

İnsandan insana bulaşıcı mıdır?

Evet

Hayır

Fazlasıyla

Ne yolla bulaşır?

Öksürük, aksırık gibi solunum/hava yoluyla

Derideki sıyrık ve kesilerden

Öksürük, aksırık gibi solunum/hava yoluyla

Hastalık bulaşırsa ne olur?

Soluk alma güçleşir

Ciddi kas kasılmaları olur

Ağır öksürük atakları, sonrasında nefes alamama

Ölüme yol açar mı?

Evet

Evet

Evet

Aşının kısa adı nedir?

DTaP ya da DTP

DTaP, DTP, Td

DTaP, DTP

Toplam kaç doz aşı gerekir?

5

5 –her 10 yılda 1 doz tekrar

5

Aşılama ne zaman yapılır?

2,4,6,15 ay. & 4-6 yaş

2,4,6,15 ay. & 4-6 yaş

2,4,6,15 ay. & 4-6 yaş

Aşının sık görülen yan etkileri nelerdir?

Hafif ateş, aşı yerinde ağrı ve şişlik, huzursuzluk

Hafif ateş, aşı yerinde ağrı ve şişlik, huzursuzluk

Hafif ateş, aşı yerinde ağrı ve şişlik, huzursuzluk

Aşının seyrek yan etkileri nelerdir?

Konvülziyon (havale),

Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş

Konvülziyon (havale),

Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş

Konvülziyon (havale),

Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş

Aşı kimlere kesinlikle yapılmamalıdır?

Önceki dozda ciddi allerjik reaksiyon veya aşıdan sonraki 1 hafta içinde havale geçirenler

Önceki dozda ciddi allerjik reaksiyon veya aşıdan sonraki 1 hafta içinde havale geçirenler

Önceki dozda ciddi allerjik reaksiyon veya aşıdan sonraki 1 hafta içinde havale geçirenler

İshal olan bir çocuğun dışkılama sayısı artar ve dışkısının kıvamı yumuşar. Eğer ishal hafif ise, dışkı yalnızca yumuşaktır, orta ya da ağır ishal vakalarında ise dışkı sulu ve yeşil renkte olur, dışkılama sayısı artar. Eğer çocuğunuzda birkaç ishalli dışkılama söz konusu ise nedeni yediği ya da içtiği bir şeydir. İshalin nedeni çoğunlukla virüslerdir ya da daha az rastlanan şekilde bakteri veya parazitler de ishal oluşturabilirler.
Bazı küçük çocuklar “çocuk ishali” olurlar.

Tipik olarak çocuk ishali olan çocuğun ishali kötü kokulu ve akıcıdır. Bu tür çocukların bazıları bu tür ishal esnasında inanılmaz derecede susuzluk çekerler. Bu tür ishal olan çocuklar ishale rağmen genellikle çok aktiftirler, sağlıklı görünürler ve ateşleri yoktur. Dışkının mikroplar açısından test edilmesi halinde çoğunlukla normal bulunur. Çocuk ishali esnasında diyet kısıtlamaları genellikle fazla bir değişiklik yaratmaz.
Eğer çocuğunuz aç değilse, mantıklı bir neden söz konusudur, bu durumda çocuğunuzu zorlamayın. Eğer yemek isterse, genel bir diyet ve bol sıvı verin. Hububat ürünleri, meyve ve sebze iyi bir tercihtir, çünkü bunlar genellikle dışkıyı katı tutan gıdalardır. İshal, bir hafta kadar bir zaman devam edebilir.
Bebeğiniz her ishal nöbeti geçirdiğinde doktor çağırmak her ne kadar gereksiz ise de aşağıdaki belirtiler meydana geldiğinde, doktorunuza haber veriniz:
Vücudun su kaybı (8 saati aşkın bir süre bebeğin idrar çıkarmaması), gözyaşı gelmeksizin ağlama, tükürük kuruması.
8 saati aşkın bir süre, saatte en az bir dışkılama,
Dışkıda kan, irin ya da sümüksü salgı,
12 saatten fazla süren karın ağrısı,
Diyet değişiminden sonraki 48 saat içinde iyileşmeyen ishal,
1 haftadan fazla süren ishal.

Beyin felci, çocukluk döneminin en yaygın olarak görülen sakatlık nedenlerinden biridir. Doğum öncesinde, sırasında veya sonrasında merkezi sinir sisteminin hareket işlev alanlarının hasar görmesinden kaynaklanır.

Beyin felcinin birçok nedeni vardır. Yaygın nedenlerden biri; beyin dokusu içinde yeterli oksijen bulunmamasıdır (anoksi). Yapılan araştırmalar beyin felci olan bebeklerin üçte birinin vücut ağırlığının 2250 gramın altında olduğunu da ortaya çıkarmıştır. Doğum sancısı ve doğum sırasında beynin hasar görmesi, bakteriyel menenjit gibi bir enfeksiyon ve hemoraji (kanama) de diğer nedenleri oluşturur. Ancak genellikle belirgin bir açıklama bulunamamaktadır.

Dört tip beyin felci vardın Spastik beyin felci, ekstrapiramidal beyin felci, atonik beyin felci ve bu tiplerin karışımından oluşan beyin felci.

“Spastik beyin felci” en yaygın olan tiptir. Spastik beyin felci bulunan bir bebekte, yeni doğanlara özgü bazı reflekslerde anormal inatçılık görülür. Hiperaktif bir tutma refleksi bebeğin ellerinin iyice sıkılmış bir yumruk biçimini almasına yol açar. Bebek büyüdükçe kol ve bacakları daha spastik ve katı bir hal alır.

Hastalık her iki kolu ve her iki bacağı da tutabilir (spastik kuadrepleji). Bu durum varsa genellikle bir ölçüde zekâ gecikmesi de söz konusu olmaktadır. Yaygın olarak konvülsiyonlar görülür.

Hastalık tüm kol ve bacakları tutuyor, ancak kollar daha hafif bir derecede etkileniyorsa, bu durum dipleji (iki taraflı felç) olarak anılır. Diplejili çocukların ellerini oldukça iyi kullandıkları da görülebilmektedir. Zekâ düzeyleri genellikle normal ya da normale yakındır, fakat resim çizmeyi ve harf yazmayı öğrenmekte bazı güçlüklerle karşılaşabilirler.

Beyin felci bulunan tüm çocukların üçte birinde spastik hemipleji (vücudun yalnızca bir tarafını tutan felç, yarım felç) söz konusudur. Spastik hemiplejili çocuklar genellikle altnormal gruba giren bir zeka düzeyine sahip olma eğiliminde olmakla birlikte, bu durumdaki bazı çocuklar orta ve hatta ortanın üstü zeki düzeylerine sahip olabilmektedir.

“Ekstrapiramidal beyin felci” ilk olarak bir bebeğin kasların zayıflığı ve esnekliği ile kendini gösterir. Bu beyin felci tipi genellikle, bebek 6 aylık olana kadar teşhis edilememektedir. Erken bir belirti, bebek bir şeye uzanmaya çalışırken, ellerinin anormal bir pozisyon almasıdır.

“Kronik beyin felci” nin iki biçimi vardır, atonik çiçeği ve konjenital beyincik ataksisi. Atonik dipleji ileri derecede zekâ gecikmesi ile birlikte görülür. spastisite genellikle daha sonra, çocukluk döneminde gelişir. Konjenital beyincik ataksisi beyin felcinin seyrek görülen bir biçimi olup hafif derecede zeka gecikmesi ile birlikte bulunmaktadır.

Beyin felci bulunan bir çocuğun geleceği büyük ölçüde zekâ özürlülüğü de bulunup bulunmadığını bağlıdır. Bir çocuk tekerlekli sandalye kullanmasını gerektiren ciddi hareket sorunlarına sahip olsa bile kendi kendine gizleme yeteneğine sahipse, bir dereceye kadar düzelme sağlanması daha kolay olur. Çocuğun sakatlığına karşı ailenin tavrı, bu bireyin olumlu

Bir imajı geliştirip geliştirememesi üzerinde etkili olur.

 

Pulmoner stenoz, kalpten pulmoner artere (akciğer atardamarı) olan kan akışının tıkanması durumudur.

Hafif ya da orta derecede tıkanmada genellikle semptom görülmez. ileri derecede tıkanmaya maruz kalan bir yeni doğmuş bebekte deride morarma mevcuttur ve kalp yetmezliği işaretleri görülür.

En kötü vakalarda, doğumu izleyen ilk ay içinde konjektif kalp yetmezliği ortaya çıkmaktadır.

Hafif ya da orta derecede stenoz bulunan çocuklar normal bir yaşam sürebilirler, ancak bir doktor tarafından düzenli olarak kontrol altında bulundurulmaları gerekir. Daha ağır stenoz vakalarında ameliyat gerekir.

Yeni doğan bebekler, normal olarak genellikle daha uzun bir zamanı uykuda geçirirler. 1 haftalık bebeğiniz günün yaklaşık %80′ini, kısa aralıklarla yedi sekiz kez olmak üzere, uyuyarak geçirir. Bebeğiniz 1 aylık olduğunda uyku zamanları günde üç ile dört kestirmeye ve 56 saatlik kesintisiz bir gece uykusuna dönüşerek azalabilir.
Yeni doğan bebeğin yalnızca toplam uyku süresi sizinkinden uzun olmakla kalmaz, uyku türü de farklıdır. Yeni doğanlar, hafif bir uykuya sahiptirler ve uzun süreli deliksiz uyuma yerine kısa sürelerle uyurlar.
Bebeklerin uyurken kaydedilen beyin dalgaları üzerinde yapılan araştırmalar, yeni doğan bir bebeğin uyku süresinin en az yarısını huzursuz bir uykuyla geçirdiğini ortaya çıkarmıştır. Bebek 8 aylık olduktan sonra derin uykuda geçen süre artmakta, huzursuz uyku süresi azalmaktadır.
Çoğu uyku sorunları, doğumu izleyen ilk dönemden sonra ortaya çıkar. Ancak, aşağıdaki sorunlar, yaşamın ilk birinci ayı içinde gelişebilir.
“Yatma zamanı geldiğinde huysuzlaşma” ortaya çıkabilir. Bazı bebekler gündüzleri iyi uyurlar ve tüm gece boyunca uyanık kalmayı isterler. Niçin bazı bebeklerin geceleri daha huysuz olduğu asla tam olarak anlaşılamamaktadır, ancak bunun bir nedeni karın ağrısı olabilir.
Bebeğinizi geceleri uyutabilmek için birçok yol deneyebilirsiniz. Bir emzik işe yarayabilir. Bebeği yeterince geniş bir battaniye ile sarmayı deneyin. Bazı bebekler çocuk karyolası yerine bir beşik ya da sepet içinde yatmaktan daha çok hoşlanırlar. Bebek arabası ya da otomobil ile yapılacak bir gezinti, bazı bebekleri yatma saatine hazırlayan en iyi yardımcı olabilmektedir (ancak bazı bebekler onları arabadan çıkardığınız anda uyanırlar). Bebeğin yatağına konacak sıcak su dolu bir şişe de yararlı olabilir (şişenin aşırı derecede sıcak olmadığını anlamak için önce bileğinizle kontrol etmelisiniz).
“Uykuya dalmada güçlük çekme”, çok fazla uyarılmış olmaktan kaynaklanıyor olabilir. Bazı bebekler, kendileri için garip gelen bir yerde ya da yabancılarla çevrilmiş bir ortamda normal süreden daha uzun süre uyanık kalmışlarsa gerginleşirler ve huysuzlaşırlar. Sonuçta uykuya dalma güçlüğü ortaya çıkabilir. Bazı bebekler uykuya dalmak için yalnızca ağlamaya gereksinme duyabilirler. Acemi ana babalar bunu genellikle uzun bir sürede ve güçlükle öğrenirler. Bebeği ağlar durumda yatağına koymak yerine gezdirmeye, sallamaya veya beslemeye çalışırlar ki, bu bebeğin genellikle daha çok ağlamasından başka bir işe yaramaz.
Ağlayan bebeğiniz normalden daha uzun bir süre uyanık kalmışsa, memesini emmiş ya da mamasını yemişse ve altı da temizse, uyumak istediğini düşünmelisiniz. Ağlayan bir bebeğin yatağına bırakılması yanlış değildir. Başlangıçta bebeğin ağlaması çoğalabilir, ancak genellikle birkaç dakika sonra yavaş yavaş azalarak sonunda tamamen kesilir. Ne olursa olsun bebeğe uyumak için bir şans vermelisiniz. 15 ile 20 dakika gibi bir süre sonra bebek yine de şiddetle ağlamayı sürdürüyorsa onu yatağından alın.
“Kronik uyumama direnci”, doğumu hemen izleyen dönemdeki olaylardan kaynaklanıyor olabilir, ancak genellikle bebek 2 veya 3 aylık oluncaya kadar kendini göstermemektedir.
Bu sorunun geliştiği bebekler, genellikle geçmişlerinde karın ağrısı sorunları yaşamışlardır. Ağrı nöbetleri nedeniyle anne veya baba tarafından kucağa alınarak veya sallanarak ortalama bir bebekten daha uzun süre uyanık kalmışlardır. Bir gün ana baba, karın ağrısının yatıştığını, ama bebeğin yine de geceleri ana babasının ilgisini beklediğini fark ederler. Sonuçta ana baba ile çocuk arasında gece savaşları başlar.
Ana babanın, ne olduğunu fark etmesinden sonra yapabileceği tek şey, çocuğu makul bir süre yatağına bırakmaktır. Bebeğin tepki göstermesini bekleyin. Bu tepki önce yüksek bir sesle gelecektir. 20 ile 30 dakikalık bir ağlama süresinden sonra çoğu bebek mücadeleyi bırakır ve uykuya dalar. Bazen bir bebeğin uyumayı seve seve kabul etmesi için bu senaryonun geceler boyu yinelenmesi gerekebilir.
Bazı uzmanlar.bebek odasına girmeden önce bekleyeceğiniz sürenin sınırını kesin olarak belirlemenizi (diyelim 15 veya 20 dakika), bebeğe her şeyin yolunda olduğunu hissettirmenizi, sonra bebeği kucağınıza almadan tekrar yattığı yerde bırakmanızı ve ertesi gece bebeğin yanına 5 dakika daha geç girmenizi salık vermekteler.

Doğuştan lob amfizemi olması, ki ayrıca bebek lob amfizemi diye de bilinir, bebeğin ciğerlerine hava girmesi fakat çıkarken sorunla karşılaşması durumunda ortaya çıkar. Akciğerler aşırı oranda şişer ve ciğerler çevresindeki alana nüfuz eder. Çoğu vakalarda, loblardan yalnızca biri, genellikle üstteki etkilenir.
Doğuştan lob amfizemi hemen hemen daima bebek iki haftalık olduğu esnada ortaya çıkar. Çoğu vakalarda, hiçbirneden bulunamaz; bebeğin ciğerleri tam gelişmemiştir ya da hava yolunu tıkayan bir şey vardır.
BELİRTİLER
İnatçı kısa soluk alıp verme;
Hırlama;
Dudakların ve tırnak altlarının mavimsi bir renk alması (siyanoz)
TEDAVİ
Hiçbir belirti göstermeyen ya da yalnızca hafif ve arada sırada meydana gelen belirtiler ortaya çıkan bebeklerde, belli bir tedavi yapılması gerekli değil
dir. Bununla beraber, bazı durumlarda hastalıktar etkilenen lobun cerrahi müdahaleyle alınması gerekebilir.

SAYFA 1 123»