Doğumdan 2-3 gün sonra, göğüslerinize daha çok kan gelmesi sonucu süt üretimi başlar. Bunun sonucunda da,göğüsleriniz şiş, gergin, rahatsız edici derecede dolgun bir hal alır. Kuşkusuz bu olay, her annede farklı düzeydedir. Kimisinde hafif bir şişkinlik olurken, kimi annelerde göğüsler şaşırtıcı ölçülerde büyür  ve zonklama tarzında bir ağrı hissedilir. Bazen şişlik kola doğru yayılır.

Bu durum, annelerde aşırı tedirginliğe yolaçar, süt kanallarının tıkandığı duygusuna kapılır anneler. Bebeğin emmesi, kısa sürede rahatlama sağlar.

Bu durumda yapılacak ilk iş bebeğinizi olabildiğince emzirmektir. Sağlıklı bir emzirme sonucunda şişlik 24- 48 saat içinde normale döner. Emzirmezseniz, büyük ihtimalle sorun daha da ciddileşecektir. Bu durumda ikinci seçenek, süt pompası ile göğüsleri boşaltmaktır.

Gergin ve dolu göğsün yarattığı rahatsızlık nasıl giderilebilir?

Öncelikle şunu aklınızdan çıkarmayın ki, göğüslerin şişmesi olumlu bir durumdur. Bebeğiniz için süt üretimine başladınız, ve kısa süre sonra bu üretim miktar olarak da ihtiyaca göre ayarlanacaktır! O halde:

  • Gece gündüz göğüslerinizi destekleyen bir emzirme sütyeni kullanın, çok sıkmamasına dikkat edin
  • En geç 2-3 saatte bir emzirin. Her seferinde her iki göğsünüzü, her birini 10-20 dakika olmak üzere emzirin. Bunun için gerekirse bebeğinizi uyandırın.
  • Meme başınız ve etrafındaki kahverengi alan areola-  sertken emzirmekten kaçının, aksi halde zorlamanız meme başı çatlaklarına neden olacaktır. Göğüs ucunuzu yumuşatmak için ellerinizi kullanarak bir miktar süt sağmanız süt akışını başlatacaktır. Bunun yeterli olmadığı durumda ılık bir duş alınabilir
  • Areolayı yumuşatmak amacı yada bebeğin emmeyi ısrarla reddetmesi durumları dışında süt pompası kullanmaktan kaçının!. Aşırı- sürakli pompa kullanımı, süt üretimini çok fazla artıracak, bu da göğüslerinizdeki dolgunluk hisi ve ağrının artmasına neden olacaktır.
  • Bebek emerken, emdiği memeye yavaşça masaj yaparak süt akışını kolaylaştırın.
  • Ağrı hissinin azalması ve şişliğin inmesi için, emzirme sonrası meme üzerine buz torbası uygulayın. Bunun yetmediği durumlarda, paracetamol türü ağrı kesiciler kullanın.
  • Göğüslerinize doğrudan sıcak uygulamaktan kaçının.(sıcak bez, sıcak su şişesi, termofor gibi)  Bu tür yaklaşım, tam tersi sonuç verecek, şikayetlerinizi artıracaktır.

 

Birçok durumda kaba ve ince motor kontrol gelişimi düzgün olarak işler. Yine de bazen bir çocuk yaşıtlarının gerisine düşer. Örneğin çocukların çoğu 12 ile 15 aylıkken yürür. Ancak 20 aylık olduğu halde yürümeyen çocuğa ne demeli? Bir terslik mi var?
Hem ince (el becerilerinde kullanılan kaslar), hem de kaba (yürümek, sıçramak ve atlamak için kullanılan daha büyük kaslar) motor fonksiyonunda çeşitli gecikmiş gelişme tipleri vardır.
Bazı ince motor fonksiyonsuzluk tipleri, bir okul öncesi çocuğun çizgi çizmesini veya resim yapmasını güçleştirir, ya da ayakkabılarını bağlamayı öğrenmesini geciktirir. Bu çocuklardan bazıları yan göz koordinasyonunda zayıflıklar gösterir. İnce motor fonksiyonsuzluğu olan bazı çocuklar bir boyalı kalemi doğru bir şekilde tutamazlar. İnce motor becerilerindeki sorunlarından dolayı bu çocuklar okula gittiklerinde sık sık güçlük çekerler.
Atlama ya da sıçramada yeteneksizlik gibi gecikmiş kaba motor becerileri olan ya da hantal çocuklar çoğu kez utangaç ve içine kapanık olurlar. Bunlar atletizm takımına daima en son seçilen çocuklardır. Sonuç olarak çoğu zaman zayıf bir görünüm geliştirirler.
Gecikmiş psikomotor gelişiminin nedeni aileden gelmekle birlikte genellikle meçhuldür.
Çocuğunuzun psikomotor gelişmesinde bir gecikmeden şüpheleniyorsanız, sorunlarınızı doktorunuza iletin. Bir sorun olup olmadığını saptayabilen testler vardır.
Motor becerilerinde bir gecikme varsa, çocuğunuzun kendine saygısında önemli bir kaybı olur. Ebeveyn olarak onun gelişimini sabırla izleyerek ve anlayarak çocuğunuzun kendine saygı duygusunu korumanıza gerek vardır. Eğer sabırsızsanız, eninde sonunda “yetişse” bile çocuğunuzun kendine güveni zarar görür.

18 ay ile 3 yaş arasında çocuklar “hayır”ın en sevdikleri kelime olduğu bir dönem geçirirler. Sizin çocuğa ne söylediğiniz önemli değildir.
Çoğu zaman alacağınız yanıt vurgulu bir “hayır”dır.
Küçük kızınıza “banyo küvetinde kalmak ister misin?” diye sorduğunuzda “hayır” cevabım verir. “Peki o halde banyo küvetinden çıkmak ister misin?” “Hayır.”
Çocuğunuz sizi kasten kızdırmaya çalışıyor gibi görünse de öyle değildir. Bu sadece bağımsızlığa giden uzun yolun bir adım öncesidir.
Kimi zaman gelişimin güç bir aşaması olan bu dönemi geçirmek çok sabır ve iyi bir mizah anlayışı gerektirir. Negativizmin arasındaki bir çocuğun ebeveyni iseniz, her ebeveynin bu dönemden geçtiğini unutmayınız.
Aşağıda bu yolu daha az sarsıntılı geçmenize yardımcı olabilecek bazı öneriler verilmiştir.
1. Çocuğunuzun negativizmini çok ciddiye almayınız.
2. Çocuğunuzu “hayır” dedi diye cezalandırmayınız.
3. Çocuğunuza seçenekler veriniz: “Kırmızı pantolonu mu yoksa yeşil pantolonu mu giymek istersin?” Kabul edilebilir seçeneklerden birisini ona seçtirmek çocuğunuza bir özgürlük ve denetim duygusu verecek, daha büyük olasılıkla onu işbirliğine yöneltecektir. (Sadece tek cevabı olduğunda soru sorarken dikkatli olunuz). Örneğin, çocuğunuza eğer oturmasını istemiyorsanız yatma zamanı, yatmak ile oturmak arasında bir seçenek sunmayınız.
4. Çocuğunuza faaliyetler arasında bir geçiş süresi veriniz. Örneğin, eğer çocuğunuz eğleniyor, ancak oyun alanının terk edilmesi gerekiyorsa ona yeterli süreyi verin.
5. Kuralları kolaylaştırınız. Bu yaştaki çocukların ev kurallarından oluşan uzun bir listeyi izlemeleri olası değildir. Çocuğunuzun tabağındaki bütün havuçları yemesinin gerekip gerekmediği gibi önemsiz konuları tartışmaktan kaçınınız. Çocuğunuzla günlük karşılıklı etkileşimlerinizin negatife değil, pozitife yönelik bir ağırlık taşıdığından emin olunuz.
6. “Hayır” demekten kaçınınız. Çocuğunuzun sizi, taklit edebileceği bir kişi olarak, uzlaşılabilir bir kimse olarak görmesini istersiniz.

Kesin bir zaman çizelgesi yoktur, yine de, insan gelişimi, önceden tahmin edilebilir bir olaylar dizisi halinde oluşur. Ve bebek birdenbire yürümeye başlamaz, yaşamın ilk haftalarında başını kaldırmaya, sonra da yuvarlanmaya, kendi kendine oturmaya, emeklemeye. Ayakta durmaya ve sonunda yürümeye başlar.

Her ne kadar yürüme gibi becerilerin kazanılmasında geçirilen aşamalar tüm çocuklar için aynı ise de, bu aşamalar arasında geçen süre, büyük ölçüde farklıdır. Bu farklılık, genelde endişeye yol açar.

Ebeveynler, ilk çocuklarının 9 aylıkken yürümeye başladığını anımsıyorsa, ikinci çocukları 14 aylık olduğu halde yürüyemiyorsa endişeye kapılırlar.

Bu bölümde, büyüme ve gelişme ile ilgili yol gösterici bilgiler veriyoruz. Ancak bunlar genel bilgiler olduğunu unutmayın.

Büyüme

Bebeğiniz 1 aylık olduğunda, doğduğu zamanki ağırlığı 0.5 g ile 1.5 kg arasında artmış ve boyu da 2.5 cm ile 5 cm arasında uzamış olacaktır. Bebek 4-5 aylık olduğunda doğduğu zamanki ağırlığının 2 misline, birinci yılın sonunda da olasılıkla üç misline ulaşacaktır. Bu bir yıl süresince yaklaşık 25-30 cm uzayacaktır Başının çapı da birinci yılda yaklaşık 10-12 cm artacaktır.

5-9 aylıkken ilk dişini çıkarır. Çoğu bebek,’ yaşında iken 6-8 dişe sahiptir.


Uyuma Süreleri

Bebekler çoğunlukla yaşamlarının ilk aylarında günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçirirler. Acıktıkları zaman uyanırlar, mama yerler, biraz oynarlar, sonra tekrar uyurlar. Ortalama olarak, 1 aylık bir bebek, 24 saatin 10 saatini uyanık geçirir. Bazı bebekler daha çok, bazıları da daha az uyurlar. Bebekler 5 kg ağırlığa ulaştıklarında, bütün gece uyudukları kabul edilir. Ancak çoğu aile, bu kurala uymayan çocuklara sahiptir. Meme emen bebekler, birkaç ay boyunca geceleri süt emmek isterler.

Genel bir kural olarak, bebek ne kadar büyükse, o kadar az uyur. Birinci yılın sonunda, çoğu bebeğin uykusu, sabah ve/veya öğleden sonra 1-2 saate iner.

Hareketlerin Gelişmesi

1 aylık bebeğin hareketleri düzensiz ve dikkatsizdir. Tutulmadığı zaman başı öne ya da arkaya düşer. Çıngırak gibi bir oyuncağı tutabilir, fakat kısa bir süre sonra bırakır. Bir şeye bakabilir, ancak onu tutmaya kalkışmayabilir.

2 aylık bebeklerin çoğu, kollarını ve bacaklarını düzgün hareket ettirebilir, başını birkaç dakika 45o açıda tutabilir ve bir cismi kısa bir süre tutabilir.

3 aylık bebek, başı fazla öne veya arkaya düşmeden oturabilir. Bu dönemde nesneleri yakalamaya çalışır, ancak çoğu zaman başaramaz. Vücudu artık daha az esnektir.

4  aylık bir bebek, yardım alarak 10-15 dakika oturabilir ve başını iyi kontrol edebilir. Yüzükoyun yattığında yuvarlanabilir. Bu yaştaki bebeklerin bazıları, kendi kendine sırtüstü dönebilir.

5  aylık bebek, ayağını ağzına sokup ayak baş parmağını emebilir. Artık kendi kendine sırtüstü ve yüzükoyun dönebilir. Yüzükoyun yatarken elleri ve dizlerinin yardımı ile kendini ileri itebilir. Ayakta tutulduğunda vücudunu dik tutabilir ve yürüyormuş gibi bacaklarını hareket ettirebilir. Elinde şişe tutabilir. Nesneleri bir elinden ötekine aktarabilir ve bir şeyi uzanıp tutabilir.

6  aylık bebek, sırtüstü yatarken yüzükoyun dönebilir. Bu yaştaki bebeklerin bazıları, elleri ve dizleri üstünde doğrulup emekleyebilir. Bir iskemlede oturabilir ve ellerini birbirine değdirerek oynayabilir.

7  aylıkken oturma becerisi gelişmiştir ve destek görmeden oturabilir. Bir nesneyi kavramak için başparmağını ve parmaklarını iyi kullanabilir ve iki nesneyi birbirine çarpabilir.

aylık bebek, emeklemeye çalışır. Bu yaştaki bebeklerin bazıları, bir şeye tutunarak ayağa kalkabilir. Bir çıngırağı birkaç dakika tutabilir ve küçük şeyleri tutmaya çalışır.


9 aylık bebeklerin çoğu, bir ellerinde bir
oyuncak varken emekleyebilir. K
ısa süre ayak
ta durabilir ve ba
ş ve işaret parmakları arasın
da bir
şey tutabilir.

10   aylık bebek, mobilyalara tutunarak odada dolaşabilir. İki elinden tutarsanız yürüyebilir. İskemleye tırmanıp iner ve bir elinde iki küçük nesne tutabilir.

11 Aylık bebek, kendi başına ayakta durabilir. El sallayabilir, merdivenleri tırmanabilir ve bağdaş kurabilir. Elinde kaşık tutup ağzına götürebilir, kalemle kağıda işaretler yapabilir ve ayakkabılarını çıkarabilir.

Birinci yılın sonunda artık yürüyordur, ancak emeklemek hâlâ tercih ettiği yöntemdir. Merdiven çıkıp inebilir ve beşiğinden inebilir. İşaret parmağı ile bir şeyi gösterebilir ve kutuların kapaklarını çıkarabilir.

Konuşma Becerisinin Gelişmesi

1 aylık bebek, ağlamanın yanı sıra küçük sesler çıkarabilir. 2 aylıkken bu sesler daha gelişir. Üç aylık olduğunda ses repertuarı gülme ve oh, ah gibi nidaları içerir. Ses algılama yeteneği gürültülü sesler ve tanıdık seslerle sınırlıdır.

4-6 ay arasında iken içini çeker, homurdanır, güler ve ağrısı ile acıkmasını farklı ağlamalarla belli eder. Sevincini ve hoşnutsuzluğunu farklı seslerle gösterir.

7-9 ay arasında heceleri tekrarlar, şarkı söyler gibi yapar ve 12 farklı ses çıkarabilir. Sesleri oyun oynamak için çıkarır ve “anne” diyebilir. Bu dönemin sonlarına doğru, başkalarının duyduğu sesleri ve es tonlarını tekrarlayabilir. Seslerin kaynağını arar, konuşmaları dikkatle dinler, anne ve baba sözcüklerini anlar. Kendi adını anlar ve insanların seslerindeki öfkeyi fark edebilir.

10-12 ay arasında, konuşma benzeri sesler çıkartmaktadır. Başkalarının söylediklerini tekrarlar. Oyun oynarken başarılı sesler çıkarabilir. Artık tüm sesli ve sessiz harfleri söyleyebilmektedir. Bazı çocuklar bu dönemde ilk defa kelime söylemeye başlarlar. Anlama yeteneği de gelişmiştir, adı söylendiğinde ve basit isteklerde bulunulduğunda anlar, çok kullanılan eşyaların ve aile bireylerinin adını bilir.

Uykunun cinsel sorunlar üzerindeki etkisi araştıran bilim adamları bu konuda önemli bilgilere ulaştı.

Buna göre uyku düzeninin cinsel hayat üzerindeki etkisi büyük. Araştırmalarını uyurgezerlik ve uykuda seks bağımlılığı üzerine de yoğunlaştıran uzmanlar, uykudaki aşırı cinsel birleşme isteğinin beynin bazı bölümleriyle ilgili olduğunu gösteren sonuçlar buldular. Libido uyarılıyor Uyku sırasında çoğu insanın beyni çalışmaya ara verdiği halde uykuda seks bağımlılığı hastalarında, yemek yemek ve seks yapmak gibi basit ihtiyaçları kontrol altında tutan hipotalamus hızlanıp, libidoyu uyarıyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »