Özellikle köpek, kedi, kurt, tilki ve yarasa gibi memeli hayvanlarda görülen bir hastalıktır. İnsana da bu kuduzlu hayvanların ısırması ile geçer. Dişlerin açtığı yaraya, kuduz virüsü taşıyan hayvan salyası bulaşır. Virüsler yaradan içeri girdikten sonra sinirler yoluyla merkez sinir sistemine (beyne) ulaşır; tahribatını yaparak sonu ölüm olan genel felçlere sebebiyet verirler.
Belirtileri:
* Hayvan ısırdıktan ancak bir ila altı ay sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bu müddet değişikliği, vücudun direnci ve ısırılan yerin beyne olan uzaklığı ile orantılıdır.
* İlk belirtileri karamsarlık ve huysuzluktur.
* Sonra, boğazda başlayan ağrılı kasılmalardan dolayı, hasta su içemez. Bunu beceremediğinden huysuzlaşır. Halk arasında bu durum “su korkusu” tabiri ile açıklanır.
* Yutkunma güçlüğünü ağrılı kas spazmları izler. Hastada şuursuz tepkiler ve ihtilaçlar (delilik halleri) belirir.
* Nihayet, birkaç gün içinde, adale kasılmaları genel felç haline dönüşür ve sonuç ölümdür.
Ne Yapmalı?
* Bir hayvan tarafından ısırıldığınız zaman, her halükarda, kuduz olabileceğini düşünmelisiniz.
NOT: Hayvanda kızgınlık ve azgınlık alametleri varsa; köpek ise havlarken, kedi ise miyavlarken alışılmışın dışında sesler çıkarıyorsa; hele ağzında bol salya varsa onu mutlaka yakalayıp belediye tabibine veya bir hastahaneye götürünüz. Yakalamaya çalışırken -tekrar ısırılmamak için- dikkatli hareket ediniz.
* Isırılan yeri bol sabunlu su ile yıkayınız.
* Yakaladığınız hayvanı ilgili sağlık kuruluşuna (belediye tabibi veya hastahane) götürüp “kuduz testi” yaptırınız. Görevliye, ısırıldığınızı söyleyiniz ve gerektiğinde aranmak üzere adresinizi ve telefon numaranızı veriniz. Veya neticeyi almak üzere randevu isteyiniz.
* Testler kuduzu doğruladığı takdirde ısırık yeri cerrahi usullerle temizlenir ve kuduz serumu zerkedilir. Arkasından vücuda aktif bağışıklık kazandırmak için ölü kuduz virüsü aşılanır. Aşılama usulleri değişik olmakla beraber, hepsinin de gayesi hastada kuluçka devresi sona ermeden bağışıklık oluşturmaktır.

BURKULMA:
Bir eklemin taşıyabileceği yükün üzerinde zorlanması ile eklemi çevreleyen yumuşak dokunun zarar görmesine burkulma diyoruz. Burkulmada bağlar, kaslar, kirişler ve kan damarları gerilmiş veya yırtılmıştır. Burkulan organların başında el ve ayak bilekleri, parmaklar ve dizler gelir.
BELİRTİLERİ:
* Eklem çevresinde şişme.
* Hassasiyet.
* Hareket sırasında sancı.
* Morarma.
NOT: Genellikle kapalı bir kırığın belirtileri ile burkulmanın belirtileri benzerlik gösterir. Ancak röntgen filmine bakılarak ayırdedilebilir.
Ne Yapmalı?
* Burkulan eklemin üzerine soğuk, ıslak bezler koyunuz.
* Eklemi hareket ettirmeyiniz.
* Eklem yerinin altına bir mukavva parçası koyarak sarınız.
* Gerekli tıbbî bakımı sağlaması için doktor çağırınız veya kazazedeyi en yakın hastahaneye götürünüz.
NOT: Eğer burkulan bölge bel kemiği ise; doktor gelinceye kadar hastayı döşeme gibi düz ve sert bir zemin üzerine boylu boyunca yatırınız.
ÇIKIK:
Bir kemik uç
cunun aşırı zorlanma sonucu eklem yerinden çıkmasına diyoruz. Çıkıklar genellikle düşme ve sert bir cisimle vurma sonucunda meydana gelir.
Çıkık, en çok parmaklarda (özellikle başparmakta), omuzda ve bileklerde olur.
Çıkığın belirtileri de burkulma ve iç kırığa benzer. Şişme, dokununca hassasiyet, biçim bozukluğu, kımıldatınca sancı ve morarma sayabileceğimiz belirtilerdir.
Ne Yapmalı?
* Çıkık organı kımıldatmaymız.
* Parmak ve bilek çıkıklarının altına bir mukavva parçası koyarak sannız.
* Çıkık omuzda ise bir kol askısı ile hareketsiz duruma getiriniz.
* Doktor çağırınız veya kazazedeyi hastahaneye götürünüz.
Dikkat: Kazaya maruz kalmış bir eklemde kırık olup olmadığını anlamak için kırık organı hareket ettirmeyiniz veya kazazedeyi yürütmeyiniz. Bir boyun veya belkemiği kazasında kazazedenin başını belini asla hareket ettirmeyiniz. Boyun veya bel hareketi sırasında kırık bir kemik parçası omiriliğe batarak felçlere sebebiyet verebilir.
Ne Yapmalı?
* Bel veya boyun kırığına maruz kalmış bir kazazedeyi bulduğunuz duruş biçiminde tutunuz. Hareket ettirmeyiniz.
* Derhal doktor çağırınız.
AÇIK KIRIKLAR
Kaza sırasında kırılan bir kemiğin deriyi yararak dışarı çıkması halinde, bu kırığa “açık kırık” denir. Çoğu durumlarda deriyi yırtıp yara açan ve kanamaya sebeb olan kırık kemik parçası, geriye kayarak yarayı açık bırakır.
Kanama ve doku harabiyeti sebebiyle kazazede soka girebilir. Ayrıca yara temizlenip kanama durdurulmadığı takdirde mikrop kapma (enfeksiyon) tehlikesi vardır.
Dikkat: Kırık kemik ucunu geriye iterek yerine sokmaya çalışmayınız.
Ne Yapmalı?
* Biçimi bozulmuş organı doğrultmak için kırığın altına bir elinizi, üstüne de diğer elinizi yerleştiriniz.
* Organın uç
cunu yanınızdaki birine sımsıkı tutturunuz.
* Şok bakımı uygulayınız.
* Siz kırık bağlama mukavvalarını veya tahtalarını kırık bölgenin üzerine yerleştirirken organın ucunu tutan kişi de kemiklerin biçimi düzelinceye kadar çekmeye devam etsin.
* Kırık bağlama mukavvaları yerine oturunca temiz bir bezle sarıp bağlayınız.

MOTOR GELİŞİMİ

 

¨     Ayak değiştirerek büyük bir rahatlıkla merdivenlerden inip çıkabilir,

¨     Beden hareketlerini istediği gibi ustalıkla yönlendirebilir,

¨     Merdivenlere ve ağaçlara tırmanabilir,

¨     Parmak ucunda durabilir, yürüyebilir ve koşabilir,

¨     Üç tekerlekli bisiklete binmede ustalaşmıştır,

¨     Dizlerini kırmadan yerdeki nesneleri alabilir,

¨     Topu atma, yakalama, zıplatma, tekmeyle vurma gibi becerileri içeren top oyunlarında ustalaşmıştır,

¨     Küçük tahta boncukları ipe dizebilir,

¨     Kalemi yetişkin gibi tutar ve başarıyla kullanır,

 

 

ALGISAL GELİŞİMİ

 

¨     Yakın geçmişteki olayları, olup bitenler arasında ilişki kurarak anlatabilir,

¨     Ev adresini söyleyebilir,

¨     Nesneleri ismini söylediği nesneye dokunup nesne-sözcük arasında birebir eşleme yapabilir,

¨     Şakalardan, fıkralardan zevk alır, uygunsuz sözlerden, ifadelerden ve argodan hoşlanır,

 

 

 

DİL GELİŞİMİ

 

¨     Konuşması dilbilgisi kurallarına uyar ve tümüyle anlaşılabilir bir hale gelmiştir,

¨     ‘Neden?’, ‘ne zaman?’, ‘nasıl?’, ‘niçin?’, sorularıyla sözcüklerin anlamlarını ısrarla sorar,

¨     Uzun öyküleri dinler ve gerçekte var olanla düş ürününü zaman zaman karıştırarak anlatır,

 

 

 

SOSYAL GELİŞİMİ

 

¨     Ellerini yıkar, kurular ve dişlerini fırçalayabilir,

¨     Genelde çok daha bağımsız ve oldukça inatçıdır;kendi isteğiyle hareket eder,

¨     İsteklerine karşı gelindiğinde, yetişkinlere uygunsuzca, kaba bir üslupla konuşabilir ve oyun arkadaşlarıyla kavga edebilir,

¨     Evin dışında işe yarar her türlü malzemeyle bir şeyler üretmeye, oluşturmaya çalışarak yaratıcılığını sergiler,

¨     Dramatik oyunu ve çeşitli giysiler giyip kılıktan kılığa girmeyi çok sever;sıklıkla bu oyunları oynamayı tercih eder,

¨     Paylaşma ve oyun sırasında sıra bekleme anlayışı gelişmiştir,

¨     Küçük kardeşlerine ilgi gösterir sevgiyle yaklaşır,

Anestezi uzun yıllar, ihmal edilmiş ve gerekli ilginin esirgenmiş olduğu bir dal olmuştur. Son yıllarda, özellikle anestezideki sağlık teknolojisi gelişmeleri, ister istemez ilginin yoğunlaşmasına neden olmuştur. Ayrıca, sağlık hizmetini talep edenlerin bilinçlenmesi anestezinin artık dikkatten kaçmamasını sağlamıştır.

Günümüzde anestezi, branşlaşmaların olduğu, son derece yüksek teknolojiye sahip cihazlarla çalışan, oldukça kapsamlı bir bilim dalı durumundadır.

Konu en değerli varlıklarımız, çocuklar olduğunda anestezinin önemi farklılık kazanmaktadır. Çocuklara her hangi bir cerrahi girişim öngörüldüğünde, aile öncelikle anestezinin neden olabileceği olası komplikasyonlar nedeniyle gerilim içinde olmaktadır. Bu gerilimin giderilmesinde, anestezistin operasyon öncesinde aileyle görüşmesinin büyük önemi vardır. Bu görüşme/tanışma sırasında yeterli güven ortamı oluşmalıdır.

Anestezide ciddi komplikasyonların oluşması olasılığı ancak 1/1.000.000-milyonda bir- düzeyindedir. Ancak doğaldır ki, bu oranlar gerekli teknolojiye sahip uzmanlaşmış ekiplerle olasıdır.

Aileyle gerekli iletişim kurulduktan sonra, aileyle birlikte hareket ederek çocuğun yaşamakta olduğu gerilim giderilmeye çalışılmalıdır.

Her türlü sorununda yanında anne ve babası olan çocuk hiç tanımadığı, değişik kıyafetler giyen birisiyle tanışmaktadır. Bu kişi kendisine dokunan ve bir takım girişimler yapmaya çalışan biridir. Doğal olarak, bu kişiden ve alışık olmadığı hastane ortamından rahatsız olmakta ve acı vereceğini düşündüğü girişimlerden endişe duymaktadır. Bunun sonucunda, çocuk belirgin ankisiyete içine girmektedir. Bu aşamada anestezist ile çocuk arasında kurulacak ilişki son derece önemlidir. Operasyon öncesinde görüşme odasında dizlerinin üzerine çökmüş, elinden geldiğince çocuğa yakın ve sıcak olmaya çalışan bir anestezist bunu sağlamada daha şanslı olacaktır.

Cerrahi girişimin uygulanacağı çocuk belki de ilk defa anne ve babasından ayrılacak ve hiç tanımadığı insanlarla bilmediği bir ortama gidecektir. Bunun sonucunda, yaşadığı gerilimi tolere edemeyen ve/veya etmesine yardımcı olunmayan çocuk ajite olacaktır. Böylesi bir ortamda anne ve babanın gerilimi misliyle artacaktır.

Anestezist, yüklendiği görevin bir parçası olarak operasyon öncesi görüşme sırasında psikolojik yaklaşımla çocuk ve ailesini yatıştırırken, bir takım ilaçları da kullanması da gerekecektir. Olumsuz bir tavır içinde olan çocuk, büyük bir olasılıkla bu ilacı almaya direnç gösterecektir. Bu sakinleştirici ilaçlar;

  • ağızdan,
  • kalçadan,
  • burundan,
  • makattan verilebilir.

Sakinleştirici ilaçları almış olan çocuk, ilacın etkisinin başlaması sürecinde anne ve babasıyla yalnız kalacaktır. Bu dönemde anne ve baba dikkatli olmalıdır. Çocuk mümkün olduğunca yatakta tutulmalıdır. Çünkü, sakinleştirici uygulanmış çocuklar hareketlerini kontrol edemezler. Bu durum, çocuk kontrolsüz bırakıldığında bir takım zararların gelişmesine neden olabilecektir.

Sakinleşmiş olan çocuk artık anestezi ve cerrahi ekiple birlikte ameliyat salonundadır.

1-MOTOR GELİŞİM

2-DİL GELİŞİMİ

3-SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİM

4-ÇOCUK GELİŞİMİNDE GENEL BİLGİLER

1-MOTOR GELİŞİM VE ÖZELLİKLERİ

İlk üç ay içinde

Gözleri ile hareket eden şekilleri takip edebilir ,kucağa alındığında kafasını dik tutabilir , yüz üstü yatarken kafasını bir miktar yukarı kaldırabilir ve yanlara çevirmeye çalışır, kollarını hareket ettirebilir,ellerini yumruk haline getirebilir.

Üç altı ay arasında

Nesne ve oyuncakları yakalamaya çalışır onlara uzanmaya çalışır , eline aldığı nesneleri ağzına götürmeye çalışır, hoşuna giden nesnelere uzanmaya çalışır. Kafasını yüz üstü yatarken tam dik kaldırabilir. Kafasını tutabilir.

Altı oniki ay arası

Oturabilir , emekleyabilir , tutunarak ayağa kalkabilir , 12. ayın sonuna doğru ayakta çok kısa süreli durabilir ,ayakta tutulduğunda ayaklarını hareket ettirir, ufak eşyaları ve oyuncakları iterek yuvarlayabilir , elleri arasında oyuncak geçişi yapabilir, sırt üstü yatarken düz dönebilir, işaret parmağı ile nesneleri gösterebilir.

Oniki onsekiz ay arası

Yürür , elinden tutulduğunda merdiven tırmanır ,ayakta iken çömelebilir,ayağı ile topa vurabilir,yere doğru eğilir , destekle zıplayabilir, kaşığı rahatlıkla tutabilir.

Onsekiz yimidört ay arası

Kapıyı açabilir , kendi başına merdivenden inip çıkabilir , bir elini daha çok kullanmaya başlar , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir (2-3 küpten kule yapabilir ).

İki üç yaş arası

Düşmeden koşabilir , bazı çizgileri taklit eder , merdivenden rahatlıkla kendi başına inip çıkabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir ,düğmesini açabilir,üç tekerlekli bisikleti sürebilir ,tek ayak üstünde kısa bir süre durabilir , bir bardak suyu taşıyabilir ,yürürken engelleri adım atarak rahatlıkla geçer , rahatlıkla çömelip kalkabilir , geri geri yürüyebilir ,

Üç dört yaş arası

Tek ayağı üzerinde uzun süre durabilir , ayakkabısını giyer , kendini doyurabilir , düz çizgi çizebilir , tek başına dolaşmaya çalışır , çift ayakla 40 cm sıçrayabilir , öne takla atabilir , yardımsız kaydıraktan kayabilir , çömelip kalkma hareketini rahatlıkla yapabilir , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir , 40-50 cm den aşağı atlayabilir , tek ayakla sıçrayabilir , dans etme müzik ile beraber tempo tutma , zıplayan topu eli ile tutma , kağıttaki şekilleri boyar , 3-4 renk eşleştirebilir , aynı kartları eşleştirebilir , bazı harfleri eşleştirebilir , artı eksi yapabilir ,

Dört altı yaş arası

Makasla kağıtları kesebilir , bakarak 1 den 8-9 a kadar sayı yazabilir , öğretilirse adını yazabilir ,sek sek oynayabilir , üçgen ve kare yi kopyalar , kendi giyinir kendi soyunur , ayakkabısını bağlar , yüzünü yıkar , dişini fırçalar , altı yaşında iki tekerlekli bisiklete binebilir , el becerileri gözle görülür bir şekilde gelişir,

DİL GELİŞİMİ VE ÖZELLİKLERİ

İlk üç ay içinde

Sese karşı tepki verir , agulama şeklinde sesler çıkarabilir , tanıdık kişi ve eşyaları görünce ellerini sallar gözü ile takip eder , kendi kendine gülümseyebilir ,müzik ve konuşmaya karşı tepki verir , kendi kendine oynarken bazı heceleri tekrarlar , dudakları ile p , b, m gibi harfleri çıkarmaya çalışır.

Üç altı ay arasında

Çevresinde konuşan kişileri arar , ağlarken konuşulunca rahatlar , agulama şeklinde iletişim kurar , yüksek sesle güler , kendine göre ağlama dışında heceler kullanır,

Altı oniki ay arası

Annenin sesini taklit etmeye çalışır , cee oyunu oynar , bazı eşyaları ses çıkartmak için kullanır , ma ma -da da gibi sesleri rahatlıkla çıkarır , 12 aya doğru baba mama der , oyuncakları ve kişileri ile anlamsız dahi olsa konuşmaya çalışır ,

Oniki onsekiz ay arası

Hızla yeni kelimeleri öğrenmeye devam eder , her gün gördüğü cisimleri adlandırmaya ve onları rahat tanımaya başlar , insanlar ile ilişki kurarken anlamlı kelimeleri çoğunlukla kullanmaya başlar , ailenin öğrettiği kelimeleri kendi kendine tekrarlar ,onsekizinci aya doğru iki komutu üst üste anlayıp yerine getirir, (bardağı al mutfağa götür gibi ) ,

Onsekiz yimidört ay arası

İki kelimelik cümleler yapmaya başlar , tanıdıklarının ismini bilir , isteklerini rahatlıkla ifade edebilir , ikiden fazla komutu anlar ve yerine getirir , yirmidördüncü aya doğru üç kelimelik cümleleride konuşur ,

İki üç yaş arası

Tanıdığı yetişkinler ile rahatlıkla sohbet eder , reddetme ifadesi kullanabilir , cümle yapısı erişkin cümle yapısına benzemeye başlar , vücudunun parçalarını raharlıkla yapar , bütün komutları yerine getirebilir , kelime hazinesi hızla artar,

Üç dört yaş arası

Konuşma ve cümle kurması erişkine iyice benzemeye başlar , kendine ait yaş , soyad gibi özellikleri bilir , ezberlediği şarkı sözleri vb. rahatlıkla söyler , erişkinler ile rahat sohbet edebilir,

Dört altı yaş arası

Grup halinde olan konuşmalara katılır , hikaye ve masal anlatır , sayı sayar , kelime hazinesi iyice artmıştır , sıfatları rahat kullanmaya başlar , cümle yapısı ve şekli erişkinle hemen hemen benzer , isteklerini ayrıntıları ile anlatabilir,

SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİMİ ÖZELLİKLERİ

İlk üç ay içinde

Anneyi tanıyarak tepki verir , konuşulunca dinler , kucağa alınınca susar , nesneleri takip eder , gülümser

Üç altı ay arasında

Anne babasına sarılarak kucaklar , nesneleri ve yiyecekleri ağzına götürür,kendiliğinden gülümser , elini uzatır ,

Altı oniki ay arası

Oyuncakları ile 10-15 dk oynar , ce oyunu oynar , karşılıklı oyun oynar , yabancıları tanır , tanıdıklarına ses çıkartır , anneden ayrı kalınca endişelenir , baba mama gibi kelimeler ile iletişime geçmeye çalışır,

Oniki onsekiz ay arası

Kendi kendine bardakla su içebilir , kaşıkla yemek yiyebilir , oyuncaklar ile etkileşimi artar , giyimine yardım eder , müzik ile beraber tempo tutabilir , istemediği şeyleri belli eder , ayakkabı çorabını çıkarabilir ,

Onsekiz yimidört ay arası

Tuvaletini söyleyebilir , istendiğinde ufak komutları yerine getirerek erişkinler ile etkileşime girer , taklide dayalı oyunlar oynar ( bir kutuyu araba gibi sürmek gibi ) ,diğer çocuklara ilgisi artar , diğer çocuklar ile oyuncakları ile beraber oynar , oyuncaklarını diğer çocuklardan kıskanır , rahat su içer , yemek yer,

İki üç yaş arası

Evcilik oynar , ev işlerine yardım eder , çatal kullanır , giyimini kendi başına yapabilir , tuvaletini haber verir , bazı arkadaşlarına daha fazla ilgi gösterir ,

Üç dört yaş arası

Diğer çocuklar ile etkileşim ve iletişimi iyice artmıştır , yetişkinlerin söylediklerinin büyük çoğunluğunu anlar , oyunlarındaki kurallara uymaya çalışır , kıyafetlerinin tamamını çıkarabilir , gece tuvalet kontrolünü sağlayabilir , el yüz yıkama diş fırçalama işlemini yapar ,

Dört altı yaş arası

Sosyal hayata adapte olmaya çalışır , arkadaşları ile uyumu artar , TV da bazı programları takip eder , kendine has özellikler belirir , etrafla etkileşimi iyice artar , kendisi masal anlatabilir ,

ÇOCUĞUN GELİŞİMİNDE GENEL BİLGİLER VE ÖZELLİKLER

Çocuk yetiştirmek en büyük sanattır . Çocukların genel davranış özelliklerini anlamak, onların ruh dünyalarına inmek gerçekten her anne babanın yapabildiği bir şey değildir . Bazı anne babalar çocukların sadece fiziksel bakımlarına yönelik beslenme, barınma, sağlık problemlerini gözetip onların olaylar karşısındaki düşündükleri şeyler, tepkileri, yorumları, üzüntüleri, sevinçleri hesaba katmazlar .

Havale, anne babalar için de korkutucu olabilir. özellikle ilk defa meydana geliyor ise kendinizi çok çaresiz hissedersiniz.
Havale vakalarının çoğunda çocuğun havale geçtikten sonra iyileştiğini unutmayınız. Aşağıdaki öneriler havale konusunda size yardımcı olabilir.
Ateşli Havale Nöbeti
Eğer bebeğiniz ateşli iken havale geçirirse, hatırlamanız gereken en önemli şey havalenin birkaç dakika sonra kendiliğinden geçeceğidir. Bununla beraber, bebeğinizin ateşini yavaş yavaş indirmek için bir şeyler yapabilirsiniz. Bebeğinizin giysilerini çıkarın ve bebeğin başına ve göğsüne serin bezler koyun. Bebeğin vücudunu serin su ile silin. Sünger ile silerken kesinlikle alkol kullanmayınız. Bebeğinizi havale esnasında kesinlikle küvete sokmayınız; çünkü bu tehlikeli olabilir.
Eğer bebek havale esnasında kusmaya başlarsa, bebeği yüzükoyun ya da yan yatırırın kesinlikle sırtüstü yatırmayın. Eğer bebeğin soluk alıp vermesi güçleşirse çeneyi her iki tarafta alt kısmından kavrayarak ileriye geriye hareket ettirmek suretiyle bebeğin soluk alıp vermesine yardımcı olun.
Havale geçtik.en ve bebeğiniz kendine geldikten sonra doktorunuza haber verin; doktorunuz muhtemelen bebeği hemen grömek isteyecektir. Bebeğinizin doktoru ile temas kurmanızın mümkün olmadığı durumlarda bebeğinizi bir klinik ya da bir hastanenin acil bölümüne götürerek muayene ettiriniz.
Ateşsiz Havale
Bu tür bir havale ile baş etmenin kuralları, bebeğinizin ateşini düşürmek dışında, ateşli havale ile aynıdır.
Bebeği hareket ettirmeyin ya da herhangi bir hareketi kısıtlamayın. Her ne kadar bebeğin soluması bir an durabilir ise de, suni solunuma başlamayın; bebek kendiliğinden soluk alıp vermeye başlayacaktır. çoğu insan, havale geçiren bir insanın havalenin en ateşli anında dilini yutabileceğini ya da ısırabileceğini düşünerek endişelenirler. Her ne kadar bazen çocuk dilini ısırırsa da, dilini yutamaz ya da başka ciddi bir incinme meydana gelmez. Bebeğin ağzına elinizi ya da başka bir nesne sokmayınız.
Havale geçtikten sonra doktorunuza haber veriniz.

yaşında olan, ateş nöbeti geçiren çocuklarda meydana gelir. Ateşin ağır ya da hafif olması ile havale arasında bir ilinti yoktur. Bazen havale, bebeğin hasta olduğunu gösteren bir ilk belirtidir. Çocukların %4 ila 5′i en azından bir kez havale nedenle kasılma geçirir, % 50’sinde ise ilk nöbetten sonra herhangi bir gelişme olmaz. Havale nöbetleri nispeten kısadır; genellikle 5 dakikadan daha az sürer. Her ne kadar eskiden havale geçiren çocuğun beyninin zarar göreceği düşünülür ise de bu çok nadirdir. Havale nöbetlerinde hastalığın nedeni, meydana gelen ateşten daha önemlidir. Örneğin, menenjit, basit bir havale nöbetinden çok daha ciddi bir hastalıktır.

Beyin felci, çocukluk döneminin en yaygın olarak görülen sakatlık nedenlerinden biridir. Doğum öncesinde, sırasında veya sonrasında merkezi sinir sisteminin hareket işlev alanlarının hasar görmesinden kaynaklanır.

Beyin felcinin birçok nedeni vardır. Yaygın nedenlerden biri; beyin dokusu içinde yeterli oksijen bulunmamasıdır (anoksi). Yapılan araştırmalar beyin felci olan bebeklerin üçte birinin vücut ağırlığının 2250 gramın altında olduğunu da ortaya çıkarmıştır. Doğum sancısı ve doğum sırasında beynin hasar görmesi, bakteriyel menenjit gibi bir enfeksiyon ve hemoraji (kanama) de diğer nedenleri oluşturur. Ancak genellikle belirgin bir açıklama bulunamamaktadır.

Dört tip beyin felci vardın Spastik beyin felci, ekstrapiramidal beyin felci, atonik beyin felci ve bu tiplerin karışımından oluşan beyin felci.

“Spastik beyin felci” en yaygın olan tiptir. Spastik beyin felci bulunan bir bebekte, yeni doğanlara özgü bazı reflekslerde anormal inatçılık görülür. Hiperaktif bir tutma refleksi bebeğin ellerinin iyice sıkılmış bir yumruk biçimini almasına yol açar. Bebek büyüdükçe kol ve bacakları daha spastik ve katı bir hal alır.

Hastalık her iki kolu ve her iki bacağı da tutabilir (spastik kuadrepleji). Bu durum varsa genellikle bir ölçüde zekâ gecikmesi de söz konusu olmaktadır. Yaygın olarak konvülsiyonlar görülür.

Hastalık tüm kol ve bacakları tutuyor, ancak kollar daha hafif bir derecede etkileniyorsa, bu durum dipleji (iki taraflı felç) olarak anılır. Diplejili çocukların ellerini oldukça iyi kullandıkları da görülebilmektedir. Zekâ düzeyleri genellikle normal ya da normale yakındır, fakat resim çizmeyi ve harf yazmayı öğrenmekte bazı güçlüklerle karşılaşabilirler.

Beyin felci bulunan tüm çocukların üçte birinde spastik hemipleji (vücudun yalnızca bir tarafını tutan felç, yarım felç) söz konusudur. Spastik hemiplejili çocuklar genellikle altnormal gruba giren bir zeka düzeyine sahip olma eğiliminde olmakla birlikte, bu durumdaki bazı çocuklar orta ve hatta ortanın üstü zeki düzeylerine sahip olabilmektedir.

“Ekstrapiramidal beyin felci” ilk olarak bir bebeğin kasların zayıflığı ve esnekliği ile kendini gösterir. Bu beyin felci tipi genellikle, bebek 6 aylık olana kadar teşhis edilememektedir. Erken bir belirti, bebek bir şeye uzanmaya çalışırken, ellerinin anormal bir pozisyon almasıdır.

“Kronik beyin felci” nin iki biçimi vardır, atonik çiçeği ve konjenital beyincik ataksisi. Atonik dipleji ileri derecede zekâ gecikmesi ile birlikte görülür. spastisite genellikle daha sonra, çocukluk döneminde gelişir. Konjenital beyincik ataksisi beyin felcinin seyrek görülen bir biçimi olup hafif derecede zeka gecikmesi ile birlikte bulunmaktadır.

Beyin felci bulunan bir çocuğun geleceği büyük ölçüde zekâ özürlülüğü de bulunup bulunmadığını bağlıdır. Bir çocuk tekerlekli sandalye kullanmasını gerektiren ciddi hareket sorunlarına sahip olsa bile kendi kendine gizleme yeteneğine sahipse, bir dereceye kadar düzelme sağlanması daha kolay olur. Çocuğun sakatlığına karşı ailenin tavrı, bu bireyin olumlu

Bir imajı geliştirip geliştirememesi üzerinde etkili olur.

 

Hidrosefali sorunu ile dünyaya gelen bir bebekte beynin, beyin omurilik sıvısı üretme yeteneği ile onu emme yeteneği arasında bir dengesizlik söz konusudur. Hidrosefalili bir bebeğin kafatasının içinde serebrospinal sıvı (beyin omurilik sıvısı) birikimi olur ve bu da kafasının son derece büyümesine yol açar.

Bu durum kusurunun ensidansı (rastlanma sıklığı)  farklı popülasyonlarda değişik oranlara sahip olmakla birlikte ortalama olarak her 1000 doğumsal vaka şeklindedir.

Konjenital hidrosefalinin en belirgin semptomu anormal derecede büyümüş bir kafadır. Ara sıra, fetüsünbaşının, normal doğumu olanaksızlaştıracak kadar büyüdüğü de görülebilmektedir. Biraz daha olağan vakalarda kafa doğum sırasında normal görünür ancak hemen sonra büyümeğe başlar.

CT (bilgisayarlı tomografi) ve MRI (manyetik rezonans) yöntemleri hidrosefalinin diğer bozukluklardan ayırt edilmesi ve nedeninin araştırılması için yararlı olmaktadır.

Tedavi amacı serebrospinal sıvı üretimi ile emilmesi arasında denge kurulmasıdır. Bazen ilaç tedavisi etkili olabilmektedir, ancak genellikle en iyi tedavi, cerrahi işlemle kafatasına bir kanül yerleştirilip sıvının boşaltılmasıdır. Kanül çocuğun kafatasında sürekli olarak kalmalı ve ancak bir enfeksiyon ya da aygıtın kendisinde bir arıza ortaya çıkması durumunda çıkarılmalıdır.

Hidrosefali ile doğan çocukları, durum uzun vadede kanül yerleştirilmesi sayesinde büyük ölçüde iyileşmiş olur. Tedavi edilmeyen bebeklerin yarıdan çoğu ölür. Uygun bir ilaç tedavisi ile, hidrosefalili çocukların tahminen yüzde 70 kadarı bebeklik çağını atlatabilmektedir. Bu grubun yüzde 40′ı normal bir zekâya sahip olacak, yüzde 60′ı ise (özellikle diğer merkezi sinir sistemi bozuklukları da bulunanlar) ciddi zihin ve hareket bozuklukları gösterecektir.

Doğduğu anda bebeğinizin gözleri, yetişkin dönemindeki büyüklüğünün yaklaşık dörtte üçüne sahiptir. Gözün beyaz kısmı (gözakı skiera) mavimsi bir tonda olurken, renkli kısmı (iris), beyaz ırkta genellikle kolay tanımlanamayan bir mavi renge, diğer ırklarda ise koyu bir renge sahip olmaktadır. Yeni doğanlarda gözbebekleri küçüktür ve ışığa tepki olarak hemen büzülmeyebilirler. Gözler her zaman birlikte hareket eder gibi görünmezler.
Bebeğiniz muhtemelen gözlerini çoğu zaman kapalı tutacaktır. Bu, bebeğin göremediği anlamına gelmez. Gerçekte, bugün doktorlar, bebeklerin bulanık da olsa doğumdan hemen sonra görmeye başladığını bilmekteler. Yeni doğan yavrunuz bakışlarını yüzünün önünde tutulan nesnelere odaklamaya çalışacaktır. Işık 20 ile 30 cm.’den daha uzakta ise görüntü bulanık olur ve bebeğin gözleri, her biri başka bir yönde olmak üzere, etrafını araştırır.
Yeni doğan bebek renklerden çok şekillere ilgi duyar. Yaşamının ilk dönemini sürmekte bulunan bir bebek için en önemli nesne insan yüzüdür, genellikle de annesinin yüzü.
Bebeğinizin ilk göz muayenesi hastanede yapılır. Bu muayenede doktor bebeğin gözlerini yakından inceleyecek ve ışığa gösterdiği tepkiyi gözleyecektir. Çoğu bebekler hafif hipermetrop olmakla birlikte bazı bebekler, özellikle de prematüre doğanlar miyop olarak doğarlar (yani uzaktaki nesneleri göremezler). Normal bebek büyüdükçe gözleri değişime uğrar ve hem yakındaki, hem de uzaktaki nesneleri daha belirgin olarak görebilmeye başlar.
Bazı bebekler kısmî ya da tam görme kaybı ile doğarlar. Bunun yaygın nedenleri arasında gelişimsel oluşum bozuklukları, enfeksiyon nedeniyle gözlerin hasar görmüş olması, doğum travması, önemli bir oksijen kaybı (hipoksi) ve gözün kendini ya da beynin görme merkezine giden sinirleri tetikleyen genetik hastalıklar sayılabilir.
1950′lerin ortalarına kadar bebeklerde en önde gelen körlük nedeni retrolental fibroplazi olmuştur. Bu durum bugün prematürite retinopatisi olarak adlandırılmakta olup, prematüre bebeklerin canlandırılması amacıyla yoğun oksijen verilmesinden dolayı göz merceği arkasında bağ dokusu artımı, retinada ayrılma ve kanama ile belirgindir ve körlüğe kadar gidebilir.
Prematürite retinopatisi bugün, çok erken ve düşük kilolu doğmuş, ancak teknoloji ve doğum bakım olanaklarındaki gelişmeler sayesinde yaşama döndürülebilmiş bebeklerde bazen görülebilmektedir. Neyse ki bu sorun daha ileri düzeyde anlaşılabildiği veya iyi tedavi olanakları geliştiği için artık körlüğe daha seyrek neden olmaktadır.
Doktor, bebeğin kısmen veya tamamen
kör olduğunu hemen fark edebilir. Yoğun katarakt bulunabilir. Gözler anormal derecede küçük (mikroftalmi) ya da kornea donuk olabilir. Ancak bazen kusur gözde ya da görme sinirinde değil, beynin kendisinde bulunur. Bu durumda, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans resimlemesi gibi nörolojik değerlendirme ve araştırmalar gerekli olur.
Şayet ciddi bir sorun bebeğin hastanede geçirdiği ilk günleri sırasında belirgin değilse bir ana baba bebeklerin görmesinde bir şeylerin bozuk olduğunu nasıl bilebilir? Bunun ilk ipuçlarından biri nistağmus olarak adlandırılan gözlerin çeşitli yönlerde hızlı hızlı titremesidir. Bebeğin gözleri birden yukarı aşağı, sağa sola ya da dairesel olarak hareket etmeye ya da bu üç hareketin bir bileşimini yapmaya başlayabilir. Yaygın olarak görülebilen diğer bir işaret de bebeğin, her iki gözünü bir nesne üzerinde düzgün şekilde hizalandırma yeteneğini geliştirememesidir. Bir göz bir nesne üzerine sabitlenir, diğeri ise sapar. Bebek gözlerini kısarak bakabilir ya da şaşı olabilir. Büyüdükçe, emeklemekte çekingen davrandığını ya da olağandışı bir hantallık ve sakarlık içinde olduğunu fark edebilirsiniz. Çoğu kimsenin inandığının tersine, bebeklerdeki şaşılık büyümeyle birlikte kendiliğinden kaybolmaz. Gözleri şaşı ya da normalden sapmış durumdaki bebeklerin bir oftalmolog (göz doktoru) tarafından muayene edilmesi şarttır.
Konjenital (doğuştan olan) kısmi ya da tam körlüğün tedavisi, sorunun nedenine bağlıdır. Bazen bir kusur cerrahi müdahale ile düzeltilebilir. örneğin katarakt ameliyatla giderilebilir. Görmenin yeniden elde edilip edilememesi, bebeğin başka görme sorunlarının da bulunup bulunmamasına ve o sorunların düzeltilebilir olup olmamasına bağlıdır.
Bazen körlük kalıcı nitelik taşımaktadır. çocuğunuz kör olarak doğarsa pediyatristiniz ya da aile doktorunuz size, görsel özürlü çocuklar hakkında bilgi ve destek sağlayabilecek sosyal yardım kurum ve kuruluşlarına başvurmanız gerektiğini bildirecektir

Bebek arabalarının plastik oturakları vardır ve bebekleri bir yerden bir yere taşımakta çok kullanışlıdırlar. Bebek arabasının oturma yeri ayrıca bebeğiniz uyanıkken ya da kollarınızda taşımanız gereken bir şeyler varsa bebeğinizi koymak için çok uygun bir yerdir. Eğer bir be;ek arabası kullanmaya karar verirseniz, bebeğiniz için uygun olup olmadığını kontrol etme

siniz. Bazı anne babalar bebeklerini böyle bir iskemleye koyarak mutfağa yanlarına alırlar. Fakat böyle bir bebek arabası, bebeğin düşme tehlikesini ortadan kaldırmak için kesinlikle yüksek bir yere konmamalıdır. Aksine, bebek arabasını döşemeye ya da alçak bir masa üzere koymalısınız. Aldığınız arabanın, bebeğinizin hareket etmesini engellemeyecek büyüklükte oturağı olmalıdır. Bebeğinizi otomobilinizde taşırken otomobil güvenlik iskemlesi kullanmalısınız.

SAYFA 1 12»