Şehir içinde de güneş kremi kullanmak gerekiyor

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

Sinir bozukluğu, baş ağrısı, kanseri, felç… Güneş ve sıcağın kötü sayan sadece deniz kenarında değil şehir içinde de koruyucuları kullanmamız gerektiğini söylüyor; “Su ve tuzlu , giymeyin, şapka takın” diyorlar

sağlık / AYŞEGÜL AYDOĞAN

şma sevdası, bir an önce yanık tene kavuşma telaşı yaz gelmeden başlar. Ancak cildinizin rengi koyulaşırken beraberinde getirdiği riskleri yeterince biliyor musunuz?
şmayı cildin savunma mekanizması nitelendiriyor. şma cildin kendi kendini koruması demek yanlış değil. Önce ciltte kalınlaşma oluyor, sonra deri korunmak fazla renk maddesi üretiyor, koyulaşmaya başlıyor.

“Sarışınlar, çilliler ve benliler çok zarar görürler”
Güneş koruyucularının şehir içinde mayıs ayı itibaren kullanılmaya başlanması gerektiğini belirten Dermatolog Dr. Nahide Onsun, bu ışkanlığın çocuk yaştan itibaren kazanılmasının ş ğ söylüyor. kanserlerinin yıllar sonundaki birikimle çıktığını vurgulayan Onsun, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Çocuk yaştan itibaren güneşlenmeye başlıyoruz, sokakta, parkta, bahçede deniz kenarında derken içinde güneşin vadeli etkilerine neden oluyor. kanserleri 40′lı yaşlardan sonra çıkıyor. Çilliler, sarışın-mavi gözlü olanlar, güneşte her kızarıp yanan şamayanlar, çok fazla beni olanlar grubunu oluşturuyor. Normalde benli olmak güneşten fazla etkilendiğini ve zarar gördüğünü gösteren bir işarettir. Güneşle birlikte ve çiller artabilir. Deri rengi koyulaştıkça güneşten etkilenmenin de şiddeti azalır yine de güneş koruyucu mutlaka sürülmeli.”

“Baş ağrısı, bayılma, kanaması ve kramp olabilir”
En iyi şemsiyenin bile 70′ten fazla korumadığını da belirten Onsun “Yansıyan ışınları da unutmamak lazım. Saat 11.00-16.00 arasında şemsiye altında bile olsa dışarıya çıkılmamalı. Havuzda, denizdeyken koruyucular sürülmüyor. Oysa özellikle sürülmeli çünkü güneş ışınlarının etkisine iki kat fazla maruz kalınıyor. Bu yerlerde vücut hem dibe geleni hem de yukarı yansıyanı ıyor. Tekne gezilerinde özellikle dikkat edilmeli. Yürürken, voleybol oynarken güneş her her yere ulaşır” diyor.
Yaz aylarında en çok görülen sağlık sorunları olan sıcak çarpmalarının hafife ınmaması konusunda uyaran International Hospital Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı Dr. Leyla Dilek Mamçu, özellikle yaşlılar, çocuklar, alkol kullananlar, hipertansiyon, şeker, kanser ı ve şişmanlar sıcak çarpmasının ağır bir yarattığını vurguluyor. Mamçu ın dışında yüksek tansiyonu olanların, ilaçları kullananların da altında ğ belirterek “Bu yıl biraz endişeliyim. İnsanlar güneşe hasret kaldılar, bu nedenle de kendilerini korumasızca deniz kenarlarına atmasınlar” diye uyarıyor.
Mamçu güneşin zararlı şöyle anlatıyor: “Sıcak havalarda vücudumuzda ilk tepki ısıyı atabilmek kan damarları genişler. Terleyerek de vücudumuz sıvı kaybeder. Eğer çıkamazsa, bir şekilde vücudumuzda kalıcı olurlarsa kalpte atım hızı arttar. Yine aynı şekilde kanın içinde elektrolit dediğimiz sodyum, potasyum maddelerin oranı değişir. Bu değişiklikler özellikle , akciğer ve tansiyon ı idrar söktürücü ilaç kullananlarda aniden bayılma, şiddetli baş ağrısı veya kanamasıyla çıkabilir. Hastada ayrıca şiddetli bir halsizlik, yorgunluk ve bacak krampları oluşabilir.”

süre sıcakta kalanlar felç tehlikesi karşı karşıya”
Mamçu tüm tehlikeler arasındaki en ağırının inme-felç riski ğ belirtiyor ve devam ediyor: “ sıcakta kalıp şapka giymemek, , su içmemek tedbir almayan kişiler felç büyük bir risktir. Vücut ısısı ıyorsa işte o problem başlar. Bu kişilerde kurur, kızarıklıklar görülür. Yaygın bilinci değişir, ateşi 40 derecenin üzerine çıkar. Beyin bulanıklığıyla beraber kişilik değişiklikleri başlar, anormal, saçma sapan konuşmalar, saldırganlık görülür. Bu kişilere acil müdahale edilmezse ve beyin hasarı ık başlarsa (beyindeki ısı ışıyla proteinlerin bozulması) olay geri dönülmez safhaya kadar gelir. Sıcak çarpmasının en ileri safhası sıcak felci ya da sıcaklık inmesi dediğimiz bu durumdur.”

“Sıcaklar sinirleri bozuyor, saldırganlığı ırıyor”
Dr. Leyla Dilek Mamçu özellikle yaşlıları, çocukları, şişmanları, alkol alanları, panik hastalığı olanları, ve tansiyon ını çok sıcak saatlerde dışarı çıkmamaları konusunda uyarıyor. “Eğer çıkmaları gerekiyorsa mutlaka şapka takmalı, sık sık su tüketmeli, tuzlu içmeli” diyor Mamçu: “Sıcağın altında aşırı aktivite ve egzersiz de son derece sakıncalı. Sık sık serin bir ortama girip dinlenmek ş. tek kat ve pamuklu, ter emici nitelikte olmalı. giyilmemeli, giysilerde açık renk tercih edilmeli. Çocuklar kapalı arabalarda bırakılmamalı. Aksi halde su kaybı, sıcak çarpması bir saatte bile kaybediliyor.”
Mamçu’nun verdiği bilgiye göre sıcak ayrıca beyindeki bazı kimyasalların çışmasını da olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda kişilik değişiklikleri ve sinirlilik çıkıyor.
Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Hasibe Özkılıç ise Dünya Sağlık Örgütü’nün, 46. kuzey 46. güney paralelleri arasında yaşayan beyaz ırktan insanlara yaz aylarında 08.00 - 17.00, kış aylarında 10.00 - 15.00 saatleri arasında güneş ışığı tam korunmayı önerdiğine işaret ediyor. Erken yıpranmasının en önemli nedeni olan güneş ışınlarına süreli ve tekrarlayan şekilde maruz kalınmasıyla son 50 yılda kanserlerinin görülme sıklığının da arttığını belirtiyor. Özkılıç, 0-18 yaş arasında güneş ışığı
tam korunmuş çocuklarda deri kanserlerinin oranının 98 azaldığının kanıtlandığını söylüyor.

Aşırı terlemeye karşı botox

Acıbadem Hastanesi Bakırköy Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Sadiye Tanyeri, bazı kişilerde ter bezlerinin aşırı çışmasına bağlı terlemenin özel ve sosyal yaşamı olumsuz etkilediğini vurguluyor. Tanyeri bu kişilerde, özellikle stresli durumlarda ter salgılarının bir aktivite yapmasalar dahi arttığını söylüyor. Sıklıkla uygulamalardan adını duyduğumuz botox uygulamasının son yıllarda aşırı terlemenin tedavisinde de kullanıldığını belirten Tanyeri, şu bilgileri veriyor: “Botox, uygulandığı yerde sinir uçlarında sinir iletisini geçici bloke eder. Bu yolla aşırı terlemenin durdurulmasını sağlar. İlaç; koltuk altı, el ve ayaklara bölge uyuşturulduktan sonra yüzeysel enjekte edilir. 2-5 gün içinde etkisini gösterir ve 5-7 ay boyunca etkinliğini korur.”

Burun güzelliği ve felsefesi

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

çok işlevi ve anlamı olan bir ır. Bu yüzden, burnundan rahatsızlığı olan ı önce çok dikkatli biçimde incelememiz

DR. SERDAR EREN

Türkiye’de yapı operasyonlarda ği ı ön sıralarda yer ıyor. Bu ın nasıl yapıldığını muhtemelen çoğunuz biliyorsunuzdur veya ı geçirmiş kişilerdeki değişimi ve neticelerinin nasıl ğ mutlaka görmüşsünüzdür. bu yazımda hakkında bilinmeyen veya algılanamayan diğer önemli hususlara değinmek istiyorum.
insan vücudunun en enteresan organları biridir. Çünkü sırtı önde, tepesi aşağıda, kökü yukarıda ve kanatları aşağıdadır. Aldığımız havanın ısınmasını sağlayan, onu tozlardan arındıran ilk duraktır. Kadınlar östrojen hormonları ı erkeklerden iyi ırlar. Kadınların ovülasyon (yumurta oluşumu) ında, yani östrojen düzeylerinin en yüksek ğu zamanda alma hassasiyeti çok artar. İnsanların 4 bin kokuyu ayırt etme kabiliyetleri vardır.
Burnun aynı zamanda ruh dünyasının bir amblemi ğ tarihçi filozof yazmıştır. Dahlke ise psikosomatikle ilgili el kitabında burnun simgelediklerini şöyle tarif ediyor: “Hükmetmek, gurur, güç, seksüalite.”
Bornemann adlı sosyolog 1991′de, bir kitabında burnun erkekte “iktidar” işareti anlaşıldığını, bundan ı toplumda büyüklüğünün veya küçüklüğünün penis orantılı görüldüğünü, burada kastedilenin aslında cinsel ve güçle ilişkisi ğ yazdı.
adlı sosyolog ve psikolog burnun sadece nefes almak, almak işlevleri gören bir olmadığını, onun ayrıca cinsel gücü yansıttığını ve bir sembol ğ belirtti.
Geçmişe bakıp burnun seksüalite ilişkisini göz önüne alacak olursak, onun üzücü kaderine de şahit oluruz. Yüzyıllar önce tecavüz edenlerin, evlilik dışı ilişki kuranların burnunu kestirmişti.

bir günlük konuşma diline kadar girmemiştir
Eğer anlamlı bakılacak olunursa sifilis hastalığının bulaşma şekli (cinsel ilişki) bu hastalığa yakalananlardaki dokusu lezyonu ve kaybı arasındaki psikodinamiği göz ardı etmek mümkün değildir.
komedisinde Cyrano de ’ı çirkin ve koca burunlu iyi yürekli bir figür göstermiştir. Collodi’nin yalan söyledikçe büyüyen Pinokyo masalını ise hepimiz biliriz.
Çirkin görünümlü bir edebiyatta ve resim sanatında sıklıkla kullanı bir motiftir. bir kadar günlük konuşmada mecazi kullanılmamıştır: bir karış havada, büyüdü, burnundan hiç kıl aldırmıyor, hık demiş burnundan düşmüş, burnunu her yere sokuyor, burnunun ucunu görememek…
“Korku ve öfke duygusunun yansıması cinsel organlaradır ve bu organlardaki problem algıır. Bu yansıma eğer cinsel organlara olmazsa, bu takdirde onun sembolik karakterlerine yönelir, tıpkı .” Bunu Roth 1959 yılında “The -Genital Equvation” adlı kitabında yazmıştır.
Burnun genel anlamı da anlaşıldığı kimi ruhsal şikayetleri olan hastalarda bozuklukların yansıması burunda gerçekleşir ve burnunda sorun ğ düşünür. Psikozları edilmemiş veya tanınamamış bir hastaya yapı ının ve açısı çok sıkıntı verici problemlere yol açabileceği aşikardır.
Bütün ı dikkatle göz önüne aldığımızda burnun bir sürü fonksiyonunun ve anlamının ğ görüyoruz. önemli bir ı rahatsızlığı olan ı, önce çok dikkatle incelememiz gerekiyor.

Başarılı bir ği ı sonrasında özgüven kazanır
görünüm bakımı çok dikkat çeken bir ır. Travmatik veya doğumsal şekilsizlikleri hep dikkat çeker ve çoğu kişi çevreden kırıcı, gücendirici veya alaycı davranışlarla karşılaşır. Bundan ı da bu baskıya sadece çok dengeli karakter ve ruh hali olan kimseler katlanabilir. Bilhassa 25 yaşına kadar olan, sosyal yaşamı henüz tam oturmamış kişilerde burnun şeklini ve formunu değiştirme arzusu sosyal kabullenme açısı çok yüksektir. Bu yaş sınırı atlatıldıktan sonra mesleki ve ailevi yaşamın getirdiği güven ve denge kişiyi probleminden uzaklaştırır. Bu baskı bu aşamadan sonra da hâlâ devam ediyorsa kişi o cerrahi yoluyla çözüm aramayı denemelidir.
Eğer bir burnun düzeltilmesi ı doğru verildiyse ve teknik açıdan kurallara uygun yapıldıysa neticenin getireceği pozitif etki bütün içinde en etkin olanıdır. Başarılı bir ı sonra ın kendine güveni gelir ve bunun olmasına da şaşırmamak . Çünkü tam ortasındadır, görmemek imkansızdır.

Yüzü ne zaman gerdirmeli?

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

Eğer üzde ın kapısını çalmayın. sarkmayı önleyici yoktur, sarkmayı edecek vardır

bakış / DR. SERDAR EREN

Günün birinde aynaya baktığımızda ve yüzümüzün yerçekimine yenildiğini fark ettiğimizde kendiliğinden başımızı dik tutarak yüzümüzü gergin görmeye çışırız. İşte bu an lifting tanışma ının geldiğinin sinyalleridir.
Sarkmamış bir kuvvetli mimik adalelerinin çıkardığı kırışıklıkları yüz germe ı yok etmek mümkün değildir. Bu yalnızca adalelerin fonksiyonunun giderilmesi mümkün olur -ki bu da hareketsiz, ifadesiz bir yüz görünümü yaratabilir.
Yılların ve yaşam şartlarının geride bıraktığı izleri yok etmek ımın birincil isteklerindendir. Yüz bundan ı “ruhun vitrini”
tanımlanır. Kişi yüz adalelerinin yansıttığı ifade tarzıyla iç dünyasını dışa vurur. çirkin bir görünüm yaratmak 60 adalenin kasılması gerekirken bir gülüş 10 adalenin fonksiyonu yeterlidir.

Yüz uyum içinde yaşıp sarkar. ısıyla de uyum içinde olmalıdır
gereken aşağı doğru sarkmış üç bölüm vardır: ın, yanaklar ve boyun.
yaşlanması ve sarkması bir uyum
içindedir. ısıyla de uyum içinde olmalıdır. ım bir bölümünün sarkması şikayet eder ve bu durumun düzeltilmesini isterler. Çünkü kendileri aynanın karşısında defalarca iki parmakları o sarkmış bölgeyi gerdirmişlerdir. En örnek de boyun derisini baş ve işaret parmağı
arasında tutup kulak arkasına çekmeleridir. Çünkü en çok göze çarpan sarkıklık oradadır. Ancak diğer bölgelerini eski durumunda bırakıp sadece boynu germek uyumu bozduğundan aslında tüm yüze edilmiş bir yüz görünümü verir.
Oysa yüz germe ı sonra gençleşmiş ifadesi doğ olmalı ve yüz yapısı
uyumunu korumalıdır. ın sonucu kişinin nü yıllarca geriye bile götürse, bu genç görünüm ın yakınlarınca bilinen, hafızalardaki tanıdık yüz ifadesinden uzaklaşıp yabancı bir yüz algılanmamalıdır.
Bence bir ın en hoşuna gidebilecek söz, hastasına başkalarının “ın çok yapılmış” yerine “Çok , genç ve dinlenmiş görünüyorsun” demesidir. Bu da ancak iyi bir analizden sonra uyumu koruyucu bir strateji edilmesiyle mümkündür.
Bu kazanılmış görünüm kişinin sosyal ve duygusal yaşamını mutlaka pozitif bir şekilde etkileyecektir. Kişinin kendine güveni artacak, kendini iyi hissedecektir. bu etkiyi fazla abartıp da, ’in söylediği , bu tür ı her “bıçak psikoterapi” diye tanımlamak doğru değildir.

lifting’in yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı önemlidir
lifting kötü anıların ve duyguların bıraktığı izleri silebilir yaşanmakta olan ruhsal çöküntüyü asla… ımın ruh dünyalarında fırtınaların estiği ve benim fark etmediğim anlarda yaptığım yüz ği operasyonları hem ın hem de benim başımı ağrıtmıştır. Yüz germe ı isteyen ıma şunları söylüyorum: “Eğer kendinizi genç, canlı ve dinamik hissederken aynaya baktığınızda yorgun ve yaşlı bir yüz görüyorsanız, bu farklılığı
ameliyatla gidermek istemeniz normaldir.”
Yüz germe ı denilince aklınıza tüm yüz derisinin, deri altı yapıları ayrılıp bütün kırışıklıkların giderilerek gelebilir. Bütün kırışıklıklar giderilirse mimiksiz bir yüz çıkar ki bu, yüze bir maske görünümü verir. Oysa ın ortasındaki, göz ve dudak etrafındaki kırışıklıklar ilave yöntemlerle ayrıca edilebilir.
ın konsültasyonlarda hep sorduğu bir soru vardır: “Bu yüz germenin etkisi ne kadar sürer?” Benim verdiğim yanıt ise “ömür boyu”dur. Sık sorulan ikinci soru ise şu: “Bu
ı şimdi mi yaptırayım, bekleyeyim mi?” bu soruyu karşı bir soru cevaplandırmak isterim: “Sizi mutlu edebilecek, beğendiğiniz, hoşunuza gidebilecek bir şeye sahip olma imkanınız ğunda, bu mutluluğu yaşamak mı 4-5 yıl ertelemek mi istersiniz?” Kısacası liftingin yaşı yoktur, dokuda sarkmanın olup olmadığı
önemlidir. üzde hiç ın kapısını çalmanıza da gerek yoktur çünkü sarkmayı önleyici yoktur, sarkmayı edecek vardır. Bunun yaşı ise sarkmanın belirginleşmesi başlar. Yapılacak ın metodu ve kapsamı da bu sarkmanın derecesi alakalıdır. n

Cerrahınızı nasıl seçmelisiniz?

Posted on Mart 7th, 2008 in Güzellik by admin

İstediğiniz her şeyi hazır olan, tarihi veren, ve yan etkileri konusunda bilgilendirmeyen, size ayırmayan bir cerrahtan uzak durun!

bakış / DR. SERDAR EREN

tedavisinde, kendinizi ellerine ve bilgisine emanet edeceğiniz cerrahi dalında uzman olup olmadığını, nerede uzmanlık eğitimi gördüğünü ve tecrübesini sorun. Hiç merak etmeyin. Kendine güvenen bir bir ilgiden bile memnun olacaktır.
ettiğiniz her şeyi hazır olan veya söz veren hekimlerden kaçının. Çünkü o ya kendi kapasitesini tam tartamıyordur ya da cerrahideki imkanlarının sınırlarını bilmiyordur.
uygulamaları eden kişi, diğer hastalardan ayrıcalıklıdır. Çünkü diğer ın sebebini ve tedavisini bilmediği bir hastalığı vardır, bu nedenle gitmek zorundadır. cerrahide bir zorunluluk yoktur. ımız bize arzuyla, merakla ve heyecanla gelirler. Şikayetlerini ve nerelerinin düzeltilmesi gerektiğini biliyorlardır. problemleri olan kişilerin şikayetleri her objektif değildir ve kişi her türlü tedaviyi ya da değişikliği edebilir. ın en önemli özelliklerinden biri de ın bazı isteklerini frenleyebilmesidir. ın bazen sınırsız olan isteklerine sınır konulmalı ve ın gözünde her “gerçekçi bir tablosu” oluşturulmalıdır.

, gününde bile iptal edilebilir
Bir konsültasyondan sonra büyük bir coşkuyla vermişseniz bile ertesi günü olmaya kalkmayın. Çünkü bu çabuk kararlar objektif olmayan duygularla verilir. Ayrıca bu konuda, Avrupa’da ın haklarını koruyan derneklerin klasik bir uyarıcı sözü vardır: “Doktorun bir tek yarın boş ım var, diğer haftalar ve aylar doluyum demesi bir alarm işaretidir.” Bu söz doğrudur çünkü bir coşku anında verilmiştir, bu nedenle ın risklerini o anda tam anlayabilmeniz ve yorumlayabilmeniz zordur. Ayrıca aklınıza yeni sorular gelebilir, ı da telefon veya yeni görüşmelerle halledebilirsiniz. Eğer konsültasyondan geçtikten sonra da ilk görüşmedeki coşkunuz ve doktorunuza güveniniz devam ediyorsa; beklentilerinize ve olası komplikasyonlara gerçekçi bir yaklaşımınız varsa zamanlamanız ve doktorunuz doğrudur.
randevuyu geciktirmeyi ın doğru ı vermesi bakımı hep uygun bulmuşumdur. Çünkü tarihi gelene kadar ımın diğer arkadaşlarla görüşme şansı da olur ki bunu zaten öneririm. Ayrıca ın, günü de dahil olmak üzere, eğer kafasında kesinleşmemiş duygular ve soru işaretleri varsa gelmek yerine iptal etmesi veya ertelemesi iyidir.

Kocanız operasyona karşıysa, yaptırmayın
Yapılacak ve muhtemel yan etkileri üzerine yeteri kadar bilgi vermeyen, size ayırmayan hekimden kaçının. Öteki taraftan da hekimin size detaylı bilgi verme arzusunu kösteklemeyin. Biz tabii ki ne yapacağımızı biliriz ve yapacağımız tedavilerin bütün ğ almak zorundayız. siz de verdiğiniz ın ğ almak zorundasınız ve bu ğu da ancak ne yapılacağını ve neler olabileceğini bildiğiniz alabilirsiniz.
Önemli başka bir nokta da ınızı bir ailenizden gizli yaptırmamanız gerektiğidir. Ön görüşme bana eşleri veya sevgilileriyle gelen ım çoktur ve olması bence iyidir. ın, verirken desteğe ihtiyacı olur. kocalar “Beni rahatsız etmiyor kendini iyi hissedeceksen yaptır” derler. Eğer kocanız çok karşı ise o ı yaptırmamanızı tavsiye ederim. Kocanıza rağmen yaptırırsanız üzerinizde büyük bir baskı oluşabilir. Oysa iyileşme döneminde her şeyin mükemmel olmasını, hiç problem çıkmamasını edersiniz. Çünkü çıkabilecek en küçük problemde bile eşinizin olumsuz yorumları kurtulamayacağınızı bilirsiniz. En kötüsü ise eşine hiç haber vermeden olan hastalardır. Mesela kocası tatilde veya iş gezisindeyken olan kendisini komplikasyonsuz bir iyileşmeye şartlamıştır. Bütün problemler bu ın başına gelir. Sınırları bu kadar çok zorlamanın insanin baş ağrıttığını hepimiz biliriz.
27 senelik meslek hayatım boyunca hatalarımı yinelememeye çıştım. Biz cerrahlar hatayı kendimize yakıştıramasak bile bu konuda tarafsız ve adil olmak zorundayız. Problemli geçen her vakanın geriye dönük senaryosunu gözden geçirir ve tarafsız muhakemesini çışırım. Her seferinde de önceden fark edemediğim, ın problemlerine sebep olan psikodinamiği açıkça görmüşümdür.

kararlı olmayan ameliyattan sonra çok acı çeker
Ekibimin gözetmeni olan bir psikanalist yaptığım haftalık toplantılarda her türlü etkenin çıkmasındaki rolünü öğrendim. tam vermemiş ın ( önceleri ameliyatlara karşı olan kişiler) ağrısını fazla hissettiğini gözlemişimdir. Bir örnek: Sadece tek bölgesine liposuction yaptığım bir sonrası haftalarca aşırı ağrı şikayetleri harap ve beni de harap etti. devamlı tıbbi sebepler ararken çektiğim sıkıntıyı gördü ve ağrının gerçek sebebini buldu. Bana “Aslında bu ı istemiyordum. Bütün arkadaşlarım olurken de bir şeyler yaptırmak zorunda ğumu hissettim. bir ğum de kendime çok kızgınım. Kızdıkça da ağrılarım ıyor” dedi. Tam tersi, en ağrılı tanımlanan karın germe ı sonra bile ağrıyı hissetmediklerini söyleyen çok hastam olmuştur. İnsan görünüm bozuklukları ne kadar çok rahatsızlıklar duyuyor ve ameliyatla düzelmeyi sabırsızlıkla bekliyorsa ı ve iyileşme süreci o kadar problemsiz geçiyor.