NELERE DİKKAT ETMELİ ?

Hangi hastanede doğum yapacağınıza önceden karar vermeniz en iyisidir. İhtimal dahilinde olan hastanelerin hepsine kendiniz gidip görün, koşullarını konuşun. Doktorunuz size bazı önerilerde bulunabilir ancak yinede karar vermenize yardımcı olacak bazı önemli noktaları size hatırlatmak isterim.

Öncelikle tıbbi donanım yeterli mi?

Normal doğum öngörülürken sezaryen ihtimali gündeme gelebilir, bu ihtiyaca karşılık verebiliyor mu? Doğumdan sonra olası bir rahatsızlıkta anne ve bebek için yoğun bakım üniteleri var mı? Olası bir tahlil için labaratuvarı var mı? Eğer yoksa çevrede bulunan en yakın labaratuvarın yerini önceden öğrenin.

Verilen hizmetleri mutlaka öğrenin.

Doğumdan sonra bebek annenin yanında mı kalıyor? Bebekler için ayrı bir bebek bakım odası var mı? Bebek bakım odasını -temizlik , yataklar, bebek küveti, mama hazırlanma bölümünü- bizzat görün.

Hastanede kaldığınız süre içinde bebek giysilerini, bezlerini, emziğini, battaniyesini v.s. karşılıyor mu?

Emzirme saatlerinde bebek annesinin yanına getiriliyor mu? Eğer ilk günlerde anne sütü gelmezse bebek maması, biberon ve biberon temizliği hastane tarafından sağlanıyor mu?

Kendi kalacağınız odayı da gidip görün, çarşaf, battaniye, yastık kılıfı götürmeniz gerekip gerekmediğini sorun.

Ve bunların hepsinin doğum ücretine dahil olup olmadığını öğrenin.

Baba doğuma girebilir mi?( Şayet istiyorsanız)

Size refakat edecek kişi nerede yatacak, yiyeceğini hastane veriyor mu?

Eğer kontrollerinizi yapan doktordan başka bir doktor doğumunuzu gerçekleştirecekse, mutlaka yeni doktor ile doğumdan bir- iki ay önce tanışıp hamileliğinizle ilgili bilgi verin.Ziyaretlerin belirli zamanları var mı? Ziyarete çocuklar alınıyor mu?

Doğumdan sonra hastanede kaç gün kalınıyor?

Hastaneye giderken yanınızda neler götürmeniz gerektiğini mutlaka sorun.

Hastaneye ödenecek ücret ne kadardır? Bu ücrete doktorun ücreti ve K.D.V. dahil midir?

Bebeğinizi evden ilk kez çıkardığınızda ya da hastaneden getirdiğinizde otomobilinize bir otomobil güvenlik iskemlesi yerleştiriniz. Çoğu hastanede bebekleri için araçlarında güvenlik iskemlesi bulundurmayan anne babaların bebeklerini alıp gitmesine izin verilmemektedir. Bazı ülkelerde bebeğini otomobile güvenlik iskemlesi olmayan bindiren anne ve babalar yasal suç işlemiş kabul edilirler.
Eğer bu kuralın çok katı olduğunu düşünüyorsanız, istatistiklere bir göz atın. İstatistiklere göre Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çocuk ölümlerine neden olan olayların başında otomobil kazaları gelmektedir. Bununla beraber, bu ölümlerin ve yaralanmaların % 80′inin güvenlik iskemlesi kullanmak suretiyle önlenebileceği hesaplanmıştır.
Otomobil güvenlik iskemlesi almak istediğinizde, belli yasak standartlara uygun olması gerektiğini unutmayınız. 1981 yılından bu yana tüm üretici firmaların federal hükümet tarafından öngörülen bu standartlara uyması sağlanmaktadır. Satın aldığınız otomobil güvenlik iskemleleri 10 kiloya kadar olan bebekler için uygundur. çoğu anne baba, 20 kilograma kadar çocuklar için uygun olan, ayarlanabilir güvenlik iskemleleri bebeğin yüzü otomobilin arka tarafına bakacak şekilde yerleştirilmelidir; daha sonraları bebek 8-9 kilo olduğunda, iskemle bebeğin yüzü otomobilin ön tarafına bakacak şekilde yerleştirilebilir.
Ne tür otomobil güvenlik iskemlesi satın alırsanız alın. Talimatlara uygun şekilde kullanmadığınız takdirde azami korumayı sağlamak mümkün değildir. Aşağıda otomobil güvenlik

iskemlelerinin en uygun şekilde kullanımı hakkında ipuçları verilmiştir.
İskemleyi otomobilinizin arka koltuğuna, tercihen ortaya koyunuz.
iskemlenin güvenlik kemerinin arabanın koltuğuna iyice sabitlenmiş olmasını sağlayınız.
Bebeği çevreleyen güvenlik kemerlerinin iyice sıkıştırılmasını sağlayınız.
Eğer iskemlenin üst kısmında koltuğu kavrayan çengel kısmı varsa, bunun koltuğa iyice yerleşmiş olmasını sağlayınız.
Güvenlik iskemlesini otomobilinizde her zaman kullanmalısınız. Otomobilinizle sadece bir blok öteye gidiyor olsanız bile, bebeğinizin güvenlik iskemlesine sıkıcı bağlanmış olmasını temin ediniz.

Doğduğu anda bebeğinizin gözleri, yetişkin dönemindeki büyüklüğünün yaklaşık dörtte üçüne sahiptir. Gözün beyaz kısmı (gözakı skiera) mavimsi bir tonda olurken, renkli kısmı (iris), beyaz ırkta genellikle kolay tanımlanamayan bir mavi renge, diğer ırklarda ise koyu bir renge sahip olmaktadır. Yeni doğanlarda gözbebekleri küçüktür ve ışığa tepki olarak hemen büzülmeyebilirler. Gözler her zaman birlikte hareket eder gibi görünmezler.
Bebeğiniz muhtemelen gözlerini çoğu zaman kapalı tutacaktır. Bu, bebeğin göremediği anlamına gelmez. Gerçekte, bugün doktorlar, bebeklerin bulanık da olsa doğumdan hemen sonra görmeye başladığını bilmekteler. Yeni doğan yavrunuz bakışlarını yüzünün önünde tutulan nesnelere odaklamaya çalışacaktır. Işık 20 ile 30 cm.’den daha uzakta ise görüntü bulanık olur ve bebeğin gözleri, her biri başka bir yönde olmak üzere, etrafını araştırır.
Yeni doğan bebek renklerden çok şekillere ilgi duyar. Yaşamının ilk dönemini sürmekte bulunan bir bebek için en önemli nesne insan yüzüdür, genellikle de annesinin yüzü.
Bebeğinizin ilk göz muayenesi hastanede yapılır. Bu muayenede doktor bebeğin gözlerini yakından inceleyecek ve ışığa gösterdiği tepkiyi gözleyecektir. Çoğu bebekler hafif hipermetrop olmakla birlikte bazı bebekler, özellikle de prematüre doğanlar miyop olarak doğarlar (yani uzaktaki nesneleri göremezler). Normal bebek büyüdükçe gözleri değişime uğrar ve hem yakındaki, hem de uzaktaki nesneleri daha belirgin olarak görebilmeye başlar.
Bazı bebekler kısmî ya da tam görme kaybı ile doğarlar. Bunun yaygın nedenleri arasında gelişimsel oluşum bozuklukları, enfeksiyon nedeniyle gözlerin hasar görmüş olması, doğum travması, önemli bir oksijen kaybı (hipoksi) ve gözün kendini ya da beynin görme merkezine giden sinirleri tetikleyen genetik hastalıklar sayılabilir.
1950′lerin ortalarına kadar bebeklerde en önde gelen körlük nedeni retrolental fibroplazi olmuştur. Bu durum bugün prematürite retinopatisi olarak adlandırılmakta olup, prematüre bebeklerin canlandırılması amacıyla yoğun oksijen verilmesinden dolayı göz merceği arkasında bağ dokusu artımı, retinada ayrılma ve kanama ile belirgindir ve körlüğe kadar gidebilir.
Prematürite retinopatisi bugün, çok erken ve düşük kilolu doğmuş, ancak teknoloji ve doğum bakım olanaklarındaki gelişmeler sayesinde yaşama döndürülebilmiş bebeklerde bazen görülebilmektedir. Neyse ki bu sorun daha ileri düzeyde anlaşılabildiği veya iyi tedavi olanakları geliştiği için artık körlüğe daha seyrek neden olmaktadır.
Doktor, bebeğin kısmen veya tamamen
kör olduğunu hemen fark edebilir. Yoğun katarakt bulunabilir. Gözler anormal derecede küçük (mikroftalmi) ya da kornea donuk olabilir. Ancak bazen kusur gözde ya da görme sinirinde değil, beynin kendisinde bulunur. Bu durumda, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans resimlemesi gibi nörolojik değerlendirme ve araştırmalar gerekli olur.
Şayet ciddi bir sorun bebeğin hastanede geçirdiği ilk günleri sırasında belirgin değilse bir ana baba bebeklerin görmesinde bir şeylerin bozuk olduğunu nasıl bilebilir? Bunun ilk ipuçlarından biri nistağmus olarak adlandırılan gözlerin çeşitli yönlerde hızlı hızlı titremesidir. Bebeğin gözleri birden yukarı aşağı, sağa sola ya da dairesel olarak hareket etmeye ya da bu üç hareketin bir bileşimini yapmaya başlayabilir. Yaygın olarak görülebilen diğer bir işaret de bebeğin, her iki gözünü bir nesne üzerinde düzgün şekilde hizalandırma yeteneğini geliştirememesidir. Bir göz bir nesne üzerine sabitlenir, diğeri ise sapar. Bebek gözlerini kısarak bakabilir ya da şaşı olabilir. Büyüdükçe, emeklemekte çekingen davrandığını ya da olağandışı bir hantallık ve sakarlık içinde olduğunu fark edebilirsiniz. Çoğu kimsenin inandığının tersine, bebeklerdeki şaşılık büyümeyle birlikte kendiliğinden kaybolmaz. Gözleri şaşı ya da normalden sapmış durumdaki bebeklerin bir oftalmolog (göz doktoru) tarafından muayene edilmesi şarttır.
Konjenital (doğuştan olan) kısmi ya da tam körlüğün tedavisi, sorunun nedenine bağlıdır. Bazen bir kusur cerrahi müdahale ile düzeltilebilir. örneğin katarakt ameliyatla giderilebilir. Görmenin yeniden elde edilip edilememesi, bebeğin başka görme sorunlarının da bulunup bulunmamasına ve o sorunların düzeltilebilir olup olmamasına bağlıdır.
Bazen körlük kalıcı nitelik taşımaktadır. çocuğunuz kör olarak doğarsa pediyatristiniz ya da aile doktorunuz size, görsel özürlü çocuklar hakkında bilgi ve destek sağlayabilecek sosyal yardım kurum ve kuruluşlarına başvurmanız gerektiğini bildirecektir