Bebeklerin büyük bir çoğunluğu normal şekilde büyür. Ancak, kilo alma ve boy uzama oranları doğal olarak bebekten bebeğe değişir. Ne de olsa bazı bebekler, ortalama ağırlıktan daha az veya daha çok kiloda doğarlar.

Ender durumlarda, bebeklerin büyümesi durur veya yavaş seyreder. Gelişme sorunu olan bebekte görülen en önemli belirti, kilo almaması veya zayıflamasıdır. Yanı sıra gelişme sorunları olan bebeklerin çoğu, gelişme gerilemesi ve fiziksel ve duygusal eksiklikler gösterir. Bir şeye bakamazlar, duygusuz ve çekingen olurlar. Bazılarında kusma, ishal ve salya gibi mide bağırsak sorunları görülür.

Her ne kadar gelişme sorunları çocukluk döneminin herhangi bir aşamasında meydana gelebilirse de, en çok bebeklik döneminde, özellikle de hastaneye yatırılan bebeklerde görülür. Zeka açısından geri veya otistik ya da beyin felci bulunan bebeklerde, gelişme bozuklukları daha çok görülür.

Gelişme sorunları temelde iki kategoriye ayrılır: Organik sorunlar ki bunun anlamı, bebeğin kilo almamasına fiziksel bir sorunun yol açtığıdır ve organik olmayan sorunlar, bu da sorunun besleme hataları, ihtimam göstermeme, sevgi göstermeme gibi psikososyal veya çevre faktörlerinden doğduğu anlamına gelir.

Gelişme sorunlarının yaklaşık %70′i organik olmayan sorunlardan kaynaklanmaktadır, geri kalan %30 ise fiziksel bir sorundan doğar.

Gelişme sorunlarına pek çok fiziksel sorun yol açabilir. İnce bağırsakta hazım düzensizlikleri, yarık damak ve iç ifrazat bozuklukları, kilo almayı önleyen başlıca sorunlardır. Belirli bir fiziksel neden saptanırsa, bu bozukluğun tedavi edilmesi ile genelde gelişme sorunları ortadan kaldırılabilir.

Organik olmayan nedenlerden kaynaklanan gelişme sorunlarının düzeltilmesi ise daha karmaşık bir konudur.

Böyle bir ihmalden ötürü gelişme bozukluğu gösteren bebeklerde bazı işaretler görülür. Örneğin altlarında isilikler vardır, tırnakları kesilmemiştir, isilikleri tedavi edilmemiştir ve giysileri kirlidir Fiziksel olmayan bir sorundan ötürü kilo alamayan bebeklerin hepsi ihmal edilmiş değildir. Bazı aileler, bebeğin yeterli kalori almasını önleyen besleme hataları yaparlar. Örneğin, tecrübesiz bir ebeveyn, bebeğin mamasını sulandırabilir. Ya da bebeği gereken sıklıkta doyurmaz veya yeterince yok mama vermez.

Bebeğiniz kilo almıyorsa ne yapmalısınız? Doktora danışın. Bebeğinizin birinci yılında bir iki ayda bir doktora göstermemelisiniz. Her kontrolde bebek tartılır, boyu ölçülür ve bunlar kaydedilir. Uygun şekilde kilo almıyorsa veya zayıflıyorsa, doktor size onu nasıl beslediğinizi ve iştahını soracaktır, kusma veya ishal olup olmadığını öğrenmek isteyecektir.

Hastaneye yatırılması gerekebilir. Bu durumda, ona sınırsız besin verilecek ve büyümesi gözlenecektir. Gelişmesinin nedeni ihmal veya yanlış besleme ise, hastaneye yatırılan bir bebek, bir haftada yarım kilo alır. Eğer muayene sonucunda organik bir neden olduğu anlaşılırsa, tam bir teşhis koymak için testler yapılır. Organik olmayan bir nedenden ötürü gelişme bozuklukları gösteren bebeklerin görünüşü farklıdır. İhmal edilen bebeklerin %70′i, hastaneden çıkınca ailelerine iade edilir. Bu aileler, genelde yardıma ihtiyacı olan, bebeğin nasıl besleneceği konusunda bilgi verilmesi gereken kişilerdir.

Etkilenen bebeklerin küçük bir bölümü, çok geç tedaviye götürülür. Her ne kadar yanlış veya yetersiz beslenmeden doğan yeterli kilo almama ve yetersiz büyüme sorunları düzeltilebilirse de, 6 aydan uzun süre yeterli beslenmeyen bir bebek, asla normal büyüklükte bir beyine sahip olamaz. Yanı sıra, bu çocukların çoğu okuma ve lisan sorunlarına yakalanır ve büyüdüklerinde topluma uyum sağlamakta zorluk çekerler

ABD Minneapolis Kalp Enstitüsü Vakfı’nın yaptığı araştırmaya göre, erkeklerdeki sertleşme sorunu, kalp ve damar hastalıkları için erken uyarı olabilir. Dr. Marc Pritzker, sertleşme sorunun damardan kaynaklandığının anlaşılması halinde, kalp ve damar hastalıkları bakımından da araştırma yapılması gerektiğini söyledi. Pfizer İlaç Firması’nın Sağlık Bülteni’nde yer alan araştırmaya göre, Dr. Pritzker, sertleşme sorunun, ‘penis stres testi’ diye de adlandırılabileceğini belirtti. Dr. Pritzker, ”Efor stres testinde, kalpten gelen elektrik sinyalleri, kalpteki hastalıklı kan damarlarının saptaması için kullanılıyor. Penis stres testi de hastalıklı kan damarlarının saptanması için de başka bir yol olabilir” dedi. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Genellikle makattan gelen kan ile belirti verir. Acilen bir hastaneye başvurulması gerekir. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

->Tüm dünyada çocukların yüzde 95inin 3-5 yaşları arasında bir kereden fazla rotavirüs ile karşılaştıkları, hastalıktan korunmak için “rotavirüs aşısı” korunmamın mümkün olduğu ifade edildi. Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Pınar Işık Ağras, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ishalin çocukluk çağında sık görülen ve zamanında müdahale edilmediğinde ölümle sonuçlanabilen ciddi bir hastalık olduğunu söyledi. Dünyada ve Türkiye�de çok sayıda çocuğun, ishal nedeni hastaneye yatırıldığını belirten Ağras, farklı mikroorganizmaların ishale yol açtığını, rotavirüsün de ishale neden olan virüslerden biri olduğunu ve son derece yaygın görüldüğünü kaydetti. Dünya genelinde çocukların yüzde 95inin 3-5 yaşları arasında bir kereden fazla rotavirüs ile karşılaştığını ifade eden Ağras, “Özellikle şiddetli sıvı kayına yol açan ishalin en sık nedeni rotavirüstür” dedi. Virüs son derece bulaşıdır!“Dünya genelinde her yıl tahminen 611 bin çocuğun rotavirüs hastalığı nedeni ile yaşamını yitiriyor” diyen Ağras, “rotavirüsün 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yüzde 5inden, hastaneye yatışların ise yüzde 22-60ından sorumlu olduğunu” söyledi. Rotavirüsün son derece bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Ağras, “Oral-fekal yol dediğimiz, dışkı ile atılan virüsün bir şekilde bulaştığı obje veya gıdaların ağızdan alınması ile bulaşır” dedi. “Rotavirüsün, bol miktarda ve sulu ishal, kusma, ateş, karın ağrısı şeklinde belirti verdiğini” anlatan Ağras, dışkı sayısının günde 20ye kadar çıkabildiğini ve 9-10 güne kadar uzayan bir seyir gösterdiğini belirtti. Ağras, özellikle kusma nedeni ile ağızdan sıvı alımı bozulan küçükçocukların, çok kısa süre içerisinde ağır sıvı kaybı nedeni ile kötüleşebildiği uyarısında bulundu. Sıvı kaybı önlenmeli Tedavide kaybedilen sıvının yerine konulmasının ve sıvı kaybının
önlenmeye çalışılmasının çok önemli olduğunu ifade eden Ağras, şunları kaydetti: “Hastalığın seyrini tamamlayarak düzelmesi beklenir. Virüse yönelik özel bir tedavi yoktur. Bunun için ağızdan sıvı alamayan çocukların hastaneye yatırılması gerekebilir. Seyri uzayan vakalarda, uzun süre beslenememe, sıvı kaybetme, hastaneye yatma, yeni enfeksiyonlara açık hale gelme gibi hastaya, ailelere ve sağlık kuruluşlarına çeşitli yükleri getiren bir tabloya neden olur.” Tüm ishallere mikroplar neden olduğu için temizliğe dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Ağras, el yıkamaya özen gösterilmesi, temiz su tüketilmesi ve besinlerin iyice yıkanması gerektiğini söyledi. Ağras, sık görülen, ağır sıvı kaybına neden olan ve destekleyici tedavi dışında tedavisi olmayan rotavirüsten korunabilmek için, son zamanlarda geliştirilmiş olan aşının uygulanabileceğini belirtti.
Yapılan çalışmalarda rotavirüs aşısı uygulanan çocuklarda rotavirüse bağlı ağır ishallerin yüzde 75-85 oranında daha az görüldüğünün tespit edildiğini ifade eden Ağras, rotavirüs aşısının ağız yolu ile verildiğini, aşının etkili olabilmesi ve riskin en yüksek olduğu dönemde çocuğu koruyabilmesi için doğumu takiben 6-14 haftalık dönemde uygulanmaya başlanması gerektiğini kaydetti. Doç. Dr. Pınar Ağras, aşılamanın, kullanılan aşının tipine bağlı olarak 2 veya 3 doz olarak yapıldığını söyledi.