Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Pediatrik Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier, yaz mevsiminde çocuklar için hangi hastalıkların riskli olduğunu açıkladı:

SİNEK-BÖCEK SOKMALARI 
Sinek-böcek sokmaları kaşıntıya ve iltihaplı yaraya neden olabilir. Geceleri koruyucu tül perdeli yatak kullanın. Bebeklerde ciltten emilim çok olduğu için cilde fazla kimyasal sinek kovucu sürmek doğru değildir. Yaz akşamlarında uzun kollu, ince, pamuklu giysilerle sineğin sokacağı alanı azaltmak gerekir. Lokal kaşıntı önleyici krem, merhem ve losyonlar kullanılabilir.

YAZ İSHALLERİ 
Virüs, bakteri, parazit veya toksinlere bağlı olabilir. Havuz veya deniz suyunun yutulması hem mikrobik, hem de havuz suyundaki klora bağlı ishal yapabilir. Çocuğunuza yemekten önce, tuvalete gittikten sonra el yıkamayı ve de kirli gıda veya objeleri ağzına sokmamayı öğreterek; ishali önleyebilirsiniz. Ayrıca bolca sıvı almalıdır.

KULAK ENFEKSİYONLARI 
Kulağa dışarıdan giren mantar, bakteri, virüs gibi mikroplar; önce kaşıntı, ardından da iltihaplı ve pis kokulu akıntılara neden olabilir. Pis kokulu, beyaz, sarı, yeşil akıntı olursa; doktora gidin ve ilaç tedavisine başlayın. MANTAR Islak mayo mantara zemin hazırlar. Genel kullanıma açık, yeterince temizlenmeyen havuz kenarı, banyo, tuvalet gibi ortamlardan; hastaların kullandığı terlik ve havlu gibi eşyaları kullanmakla bulaşabilir. Kaşıntılı, bazen kızarık, bazen beyaz kabuklu görünümdedir. Mutlaka doktor kontrolünde bir mantar ilacı kullanılmalıdır.

SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU 
Damlacık enfeksiyonu olarak nefes yoluyla vücuda giren mikroplar, boğaz enfeksiyonu yapabilir. Ateş, kırgınlık, halsizlik, boğaz ağrısı ile başlar. Çok daha ağır tablolara dönüşebilir. Ayrıca suya dalma; boğazdaki potansiyel hastalık mikroplarının daha derinlere taşınmasına ve sinüzit oluşmasına yol açabilir. SARILIK Hepatit A denilen bulaşıcı sarılık; özel bir virüsün bulaşmasıyla olur. Kirli su, gıda, kirli el en önemli bulaşma araçlarıdır. Basit bir enfeksiyon gibi halsizlik ve ateş şikayetleriyle başlar. Buna kusma ve karın ağrısı eklenebilir. İdrar renginde ve göz akında sararma olur. Bulaşıcıdır, iyileşmesi uzun zaman alır. Aşı ile korunmak gerekir.

GÜNEŞ ÇARPMASI 
Çocuk uzun süre etkili güneş altında kalırsa, oyuna dalıp kaybettiği suyu yerine koyamazsa; bir süre sonra ateş ve halsizlik gibi belirtiler başlar. Su kaybının şiddetine göre şoka kadar varan tablolar oluşabilir. Güneş çarpması; sık sık su, meyve suyu, ayran gibi elementleri de içeren sıvı verilmesi, çocuğun öğlen güneşinde oyuna bırakılmaması, diğer zamanlarda da gözetim altında güneşte kalması sağlanarak önlenebilir. Ortaya çıktığında değişik içerikli sıvılardan bol bol verilmeli, çocuk alamıyorsa veya kusuyorsa; onu sağlık kurumuna götürüp, damardan sıvı verilmelidir.

GÜNEŞ YANIĞI 

Güneş ışınları 45 dereceden daha dik iken güneşlenmemek gerekir. Suyun içindeyken de güneş yakar. Bu nedenle çocuklarda, 30 faktör civarındaki koruyucu güneş kremleri kullanılması uygundur. Kremler güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli.

Özellikle kız çocuklarda çok sık rastlanan yaz hastalıklarından biri de; idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Islak mayo ile bekleme, temiz olmayan suya girme veya su kenarında yerlere oturarak oynama; mikropların girişini kolaylaştırır. İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, karın ağrısı, ateş ve kusma gibi belirtilerle ortaya çıkar. Erken tanı, ileride oluşabilecek daha ciddi rahatsızlıkları önler.

Parmak arası terlikler, açık ayakkabılar… Hem giyebilmek için güzel ayaklar gerekiyor, hem de bunları giydikçe ayakların bakımı zorlaşıyor. Neyse ki günlük ve haftalık bakım ile ayaklarımızın güzelliğini ve sağlığını koruyabiliriz.


Aslı Çakır

Bu yazın ayakkabı modası belli. Yine açık ayakkabılar hatta mutlaka terlikler. Özellikle de parmak arası ve topuksuz olanlar. Gün boyu açık açık, ferap ferah dolaşıyoruz ama sonrasında tozdan, kirden pislenen, sertleşen ayaklara da merhaba demiş oluyoruz.
Peki bu dönemde ayaklarımıza gerçekten iyi bakmak için neler yapabiliriz? Şaşkınbakkal Diba Kuaför Salonu’ndan Nurhan Tekin pedikür ile ilgili şunları söylüyor: “Pedikürde ayakları yumuşatma, ponzalama, etleri temizleme, tırnakları törpüleme, nemlendirme ve istenirse cilalama işlemi yapılıyor. Ayrıca nasırlı ayaklarda nasırlar da yumuşatılıyor. Bir de bu aralar parfin bakımı moda. Bazen çok kalınlaşmış, deforme olmuş tabanları jilet uygulatmak isteyenler oluyor. Bu işlem zararlı çünkü ölü hücrelerle beraber ayağın ince derisini de alıyorsunuz.”
HER GÜN 10 DAKİKA MASAJ
Tabii ayak bakımı sadece haftada bir kuaföre gitmekle olmuyor. Yazın hem güzel hem sağlıklı ayaklarla dolaşabilmemiz için neler yapmamız gerektiğini Oriflame Kozmetik Güzellik Eğitimler Müdürü Şimal Yazıcı’dan öğreniyoruz: “Yaz aylarında giyilen açık ayakkabılar yüzünden havayla, tozla daha çık temasta olan ayaklar daha çabuk sertleşiyor. Parmak arası terliklerde ise eğer ayak çok öne kayıyor ve rahatsız oluyorsa bu terlikler parmak aralarını da sertleştirebiliyor.”
Şimal Yazıcı, her gün ayaklarımızı nemlendirici kremle masaj yaparak yumuşatmamız ve yüksek bir yere kaldırarak dinlendirmemiz gerektiğini belirtiyor.
Ayakların her gün ponzalanmısını ise doğru bulmuyor. Bunun yerine scrub diye geçen peeling ürünlerini kullanabileceğimizi söylüyor.
Deniz ve havuz kenarında geçirilen günler için de tavsiyelerde bulunuyor Yazıcı: “Yıkandıktan sonra parmak aralarının ıslak kalması mantar yapabilir. Aynı şey deniz, havuz kenarında da geçerlidir. Böyle yerlerde ayağı ıslak tutan plastik terliklerden kaçınmalıyız. Ve çıplak ayakla dolaşmamalıyız. Çünkü mikrop, mantar kapabiliriz. Ayrıca pudra da buraların ıslak kalmasını önler.” Terleyen ayaklar içinse ferahlatıcı spreyleri öneriyor Yazıcı.
Haftalık bakıma gelince… Ayaklarımızı 15 dakika suda dinlendirdikten sonra ponzalayıp, ölü hücrelerden kurtulabileceğimizi belirten Şimal Yazıcı, bu haftalık bakım için kuaföre gidenlere mutlaka kendi aletlerini kullanmalırını söylüyor.
Ayaklar her gün bizim tüm yükümüzü taşıyorlar. Bu yüzden onlara günde 10 dakika ayırmak çok da fazla olmasa gerek.

Kışın yıpranan, sönen, pırıltısını kaybeden saçları artık güneşin kurutucu, havuz ve denizlerin yıpratıcı etkisi bekliyor. Bu yüzden şimdi bakım zamanı…

Güneşin gittikçe daha etkili hale gelmesiyle içimiz neşeyle dolarken kadınlar da açılmaya başladı ama birçok sorunla birlikte: Selülit, yağlar, varisler, lekeler, tüyler, istenmeyen bir sürü şey… Herkes bir formülün, bir kremin, bir ustanın peşinde. Bu arada saçlarımız da berelerin, şapkaların altından çıkıyor.
Kış ayları boyunca soğuk havalar, hava kirliliği yüzünden yeterince yıpranan saçları bahar ve yaz aylarıyla birlikte yeni düşmanlar bekliyor: Havuz ve deniz suları, güneşin zararlı etkileri, yağlanma vb. O yüzden saçınıza bakmaya ne kadar çabuk başlarsanız o kadar iyi. Hem kışın kötü etkilerini silersiniz hem de onları yazın getirdiklerine karşı hazırlayabilirsiniz.
Saçlarınızın bakımı için öncelikle yapmanız gereken şey kuaförünüze danışmak. Ondan saçınızın cinsini, eksiklerini, saçınız için nelere ihtiyacınız olduğunu öğrenebilir, ona göre bakım yaptırabilir ya da ürün satın alabilirsiniz. Kuru, yıpranmış görünümlü saçlardan daha parlak, canlı ve güçlü saçlara geçebilirsiniz. Özellikle şu sıralar piyasada o kadar yeni saç ürünü var ki inanamazsınız.

Ballı, zeytinli, haşhaş tohumlu ürünler
Yeni ürünlerden bir tanesi The Body Shop’un tüm dünya ile birlikte Türkiye’de satışa sunduğu saç bakımı serisi. Ballı, zeytinli, ısırgan otlu şampuanlar ve kremleri; normal, kuru, yıpranmış, yağlı saçlar için ayrılıyor. Nemlendirici maskelerden içinde haşhaş tohumu yağı bulunanı tüm saçlar; Brezilya fıstığı bulunanı ise kimyasal işlem görmüş saçlar için.
Bir başka yeni ürün, daha doğrusu iki ürün ise BC Bonacure’den. Özellikle ışıltısız, kuru, yıpranmış saçlara tavsiye ediliyor. Saça derinlemesine bakım yaptıkları kuru ve kıvırcık saçlarda da elektriklenmeyi önledikleri söyleniyor.
Elidor’un yeni serisi çabuk sönen ince telli saçlara yönelik. Özellikle saatlerce saçlarını daha dolgun, hacimli göstermek için çabalayan kadınlar birkaç saat içinde yine kafalarına yapışık bir hale dönen saçlarına çok sinirlenirler. Belki Elidor’un bu yeni serisi onları bu dertten kurtarabilir. Seride şampuan ve saç kreminden başka bir de banyo sonrası uygulanan, şekil vermeye yardımcı bir krem bulunuyor.
Şekil vermek deyince… Şekil vermek özellikle elektriklenen saçlarda sorun oluyor. Çoğu kadın saçlarını açıkken daha çok sevse de bu yüzden toplamak zorunda kalıyor. Pantene’in düz saçlar için çıkardığı Pantene ekstra düzleştirici serisi elektriklenmeyi en aza indirmeyi amaçlıyor.

Bu yaz 1920′ler de var 80′ler de

Schwarzkopf her yıl yaptığı gibi 2004 ilkbahar-yaz sezonunun saç, makyaj ve kıyafet modası için uluslararası trend danışmanları ile birlikte çalıştı. Ortaya altı tane stil çıkardı. Bu stiller saçlara
şöyle yansıyor:
Çarliston stilinin esin kaynağı 1920′ler. Farklı uzunlukta kaküllerle modern bir kesim uygulanıyor.
Farrah stilinde ise yuvarlak hatlı bir kesim karşımıza çıkıyor. Saçlar uzun, renkler kahverenginin tonları.
Sörf stili sportifler için. Hacimli, dağınık, kırpık kırpık. Renk ise denizden ve güneşten açılmış hissi veren doğal sarı renkler.
Rodeo’da kovboy kızı görünümü ön planda. Küt saçlar, saçın dış tarafında uzunluklar… Kırmızı ve koyu pembe tonları…
Casual 01 ve 02 stilleri de spor giyimi seven erkekler için.
Bu saç modellerini Schwarzkopf’la anlaşmalı olan Suadiye ve Bebek’teki Ebil Kuaför; Göztepe’deki ve yakında Etiler’de de açılacak olan NÖF Kuaför gibi çeşitli kuaförlerde yaptırabilirsiniz.

Şekilli olmak için

The Body Shop’un yeşil çaylı jölesi tüm saç türleri için. Kıvırcık veya ince saçlar için de buğday proteinli dolgunlaştırıcı köpük öneriyorlar.
Yenilenen Wellaflex sprey ve köpükleri; normal etkili, boyalı saçlara özel, dolgunlaştırıcı etkili ve ultra güçlü etkili olarak dörde ayrılıyor. Ayrıca ince telli saçlar için yumuşak etkili köpük ile “parlaklık ve hacim veren” sprey de Wellaflex ürünleri arasında.