Dişhekimine neden gitmiyoruz?

Posted on Mayıs 7th, 2008 in Ağıs ve Diş Sağlığı by admin

Türk şhekimleri Birliği�nin �şhekimi İnsan Gücü �na göre, Türk insanı ş muayenesinde oldukça gerilerde yer alıyor. Yaşamı boyunca ş bir kez dahi gitmemiş olanların ı yüzde 12.5 olarak belirlenirken, son bir yılda ş gitmeyenlerin sayısı yüzde 47.11�i . ş gitme sıklığı açısından ile karşılaştırıldığında oldukça gerilerde kalan �de, insanların yılda bir kez dahi ş gitmedikleri görül. �deki 0.7 iken, ı�da bu 5�e çıkıyor. Yani ı ortalama olarak yılda 5 kere şlerini muayene ettiriyor. ’de bir ş 3 , ’da 908 kişi düşüyor!Yine rapora göre �de bir ş 3 428 kişi düşüyor. ğer ülkelerine ıldığında , İspanya�da ş hekimi başına düşen nüfus 2 667 iken, bu sayı �da 908�e düşüyor. Ayrıca �de ş özel kurumları tercih ettiği de dikkati çekiyor. �de özelde çalışan ş hekimi sayısı 13 596 olarak kayıtlardaki yerini alıyor. Türkiyedeki ş yüzde 67’si 21-45 yaş arası Türk ş yaş profili de gözler önüne seriliyor. Buna göre 21-45 yaş arası ş hekimi sayısı yüzde 67.12 iken, 45-55 yaş arası ş hekimi sayısı yüzde 17.59, 55-66 yaş arası ş hekimi sayısı 12.8, 65 yaş ve üstü ş hekimi sayısı 2.48 olarak belirleniyor. �de nüfus artış oranlarıyla ş hekimi artış oranları karşılaştırldığında ş artış göze çarpıyor. , 1993-1999 yıı arasında nüfusun yüzde 1.8 arttığı buna karşın ş artışın yüzde 4.14 ğu belirtiliyor. 2000-2006 yıındaki artışa ıldığında nüfus yüzde 1.42 artarken, ş hekimindeki artış ı yüzde 6.08�i . �İnsan gücü planlaması ihtiyaca göre yapılmalı”Türk şhekimleri Birliği başkanı Celal Korkut Yıldırım, yayınladıkları �şhekimi İnsan Gücü �na ilişkin �ya yaptığı değerlendirmede, insan gücü planlamasında nüfus kriterinin yanı sıra toplumun ihtiyacı, hizmete olan talep, hastalıkların seyri ve hastalık çeşitleri gibi kriterin de göz önüne alınması gerektiğini savundu. TDB Başkanı şunları söyledi:
�Bu ış açısı ile ülkemizdeki hizmet kullanımı ile ülkeleri karşılaştırıldığında şhekimi ihtiyacının planlı ve programlı yapılmasının bilimsel anlayışın olmazsa olmazı ğu görülecektir. Aksi uygulamalar ülke kaynakların verimsiz kullanılmasıdır ki; bu durumdan ülke ve halkımız kaybeder. ile benzer ekonomik göstergelere sahip ülkelerin sağlık göstergeleri ve demografik yapıları kıyaslandığında ülkemizin sağlık göstergeleri oldukça düşük kalmaktadır. Ülkemizin genel sağlığa ayırdığı payın yüzde 5, ş gitme sıklığının 0.7 olarak devam ettiği, nüfusun yüzde 1.24 artışına karşılık mezun ş hekimi sayısının yüzde 6 ında arttığı sürece; mevcut fakülte mezunlarıyla bile ş hekimi sayısı ülke ihtiyacının üstünde olacaktır. Bu koşullarda yeni ş hekimliği fakültelerinin açılması, işsiz ş hekimlerine yenileri ekleyecektir.

Ağız kokusu nasıl önlenir?

Posted on Mayıs 7th, 2008 in Ağıs ve Diş Sağlığı by admin

Ağız kokusu pek çok kişide sık rastlanan bir . Sağlıklı kişilerde dahi özellikle sabah uyanıldığında çirkin bir koku bulunabildiğini belirten uzmanlar, anormal ağız , ğu problemler yanında biyolojik problemlere de olabileceğini söyl. Anormal ağız kişilerin yaşantılarında kendilerine olan güvenlerinin kaybedilmesine yol açabildiğini kaydeden Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, ağız nedenleri ve önlemenin yolları hakkında bilgi verdi. Ağız kokusunda altta yatan , çoğunlukla dil çıkıntıları arasına yerleşen oluşturduğu sülfür bileşikleridir. Kötü ağız kokulu bireylerde bu miktarlar çok yüksektir. Ağızda yerleşmiş olan bu bakteriler ağız oluşmasında önemli rol oynar. Özellikle dilin en arka bölgesinde yerleşen mikroplar koku yapar. Sakız etkili    En önemli ağız hijyeni ğundan, dil sırtında yerleşik olan bakteriyel birikimleri ortadan kaldırmak önemlidir. Bu nedenle birikim gösteren bakterileri kazıyıcı bir alet ile dil sırtının kazınması oldukça önemlidir. Ayrıca antiseptik yeniden çoğalmalarını engelleyebilir. Sakız çiğnemek salyanın debisini ve yapışkanlığını artırarak, dil sırtına yıkama etkisi oluşturur ve bakteri çoğalmasını kısmen engeller. Çinko sülfür bileşikleri bağlar ve bu yüzden ağız kokusu tedavisinde faydalıdır. sülfür bileşiklerini bloke eden ğer bir madde sodyum bikarbonatlı ş macundur. Hasta hergün ş fırçalamaya ve bu sırada dilini de fırçalamaya alışmalıdır. Özellikle dil kökünün sert ve güzel olarak fırçalanması gerekir. Ağız kokuları üç başlıkta incelenir ve hepsinin tedavileri birbirinden farklıdır. 1. Normal ağız kokusu: Her sağlıklı birey sabah uyandığında sindirim kanalında biriken gazlar veya dil sırtında çoğalan oluşturduğu sülfür bileşikleri sebebiyle ağız kokusu duyabilir. Özellikle proteinden zengin yiyecekler (et, balık, yumurta) ağız kokusuna olmaktadır. Dil sırtını fırçalamak ve sürekli olmamak şartıyla klorheksidin veya çinko ağız ı kullanmak ve sakız çiğnemek bu durumu azaltabilir. 2. Anormal ağız kokusu: Ağız kokusu olan hastalar ş ağız kokusu şikâyetiyle etmeyebilir. Ağızlarındaki çirkin kokunun ya farkında değil ya da tolere etmektedirler. Bu hastaların ancak yüzde 25�i ş eder. ş hekiminin uyarısı ile tedavi edilirler. Bazı hastalarda kendisinin değil, ınlarının tespiti söz konusudur. Anormal ağız kokusu ağız içi veya ağız dışı kaynaklı . 3. Psikosomatik ağız kokusu: Böyle hastalarda ınma olmasına rağmen aslında gerçek bir anormal ağız kokusu yoktur.