Farenjit, farinks adı(yutağın) verilen boğaz kısmının iltihabıdır. Yutağın bazen mikrobik, bazen metabolik, bazen de çalışılan ortamın ısısına, tozuna bağlı olarak reaksiyon göstermesi olan farenjit sıklıkla boğaz ağrısı veya boğaz yangısı olarak anılır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Bademcik iltihabı (tonsillit), çocukluk çağı boyunca en sık görülen enfeksiyondur. En karakteristik klinik belitiler ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, öksürük ve halsizliktir. Bu hastalığa virus ve bakteriler yol açar. Üç yaşından küçük çocuklarda sık görülen boğaz iltihabının hemen hemen tamamı viral nedenlidir DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Uykunun cinsel sorunlar üzerindeki etkisi araştıran bilim adamları bu konuda önemli bilgilere ulaştı.

Buna göre uyku düzeninin cinsel hayat üzerindeki etkisi büyük. Araştırmalarını uyurgezerlik ve uykuda seks bağımlılığı üzerine de yoğunlaştıran uzmanlar, uykudaki aşırı cinsel birleşme isteğinin beynin bazı bölümleriyle ilgili olduğunu gösteren sonuçlar buldular. Libido uyarılıyor Uyku sırasında çoğu insanın beyni çalışmaya ara verdiği halde uykuda seks bağımlılığı hastalarında, yemek yemek ve seks yapmak gibi basit ihtiyaçları kontrol altında tutan hipotalamus hızlanıp, libidoyu uyarıyor. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Artık ameliyata gerek kalmadan ve iz bırakmadan saç ekimi yapmak mümkün. Üstelik yeni saç için göğüs, sırt, koltuk altı hatta el ve ayak kıllarından bile yararlanılıyor

Ayşegül Aydoğan

Erkeklerin müzmin sorunlarından biri olan saçsız kalmaya karşı kullanılan saç ekme tekniklerinde önemli gelişmeler var. Artık yeni tekniklerde saç ekimi, kesmeden, ameliyatsız, yara izsiz yapılabiliyor. En önemlisi yeni saç materyali olarak göğüs, sırt, koltuk altı hatta el ve ayak kıllarından bile yararlanılıyor.
Yılda 800 kişiye tekrar saç kazandıran Transmed Saç ve Kozmetik Cerrahi Kliniği Genel Müdürü Reiner Paeffgen de saç dökülmesi olan erkeklerin artık yara izsiz çözüm sağlayan yeni teknikleri tercih ettiğini belirtiyor.
Saç naklinde geliştirdikleri ameliyatsız teknik FUE’de (Foliküler ünite çıkarma) klasik yöntemde olduğu gibi başın arkasının kesilmediğini anlatan Paeffgen, “Yeni teknikte kafanın arka tarafından ufak bir deri parçası çıkarmaya gerek kalmıyor. 10-20 operasyonda saç ekimi tamamlanıyor” diye konuşuyor.

Üç haftada yeni saç!
Kendisine de uygulattığı FUE’nin en önemli farkının daha hızlı sonuç vermesi olduğunu söyleyen Paeffgen, bu teknikte 3-4 haftada yeni saçların çıktığını anlatıyor. Paeffgen, ne kadar estetik yapılırsa yapılsın, saç ekiminin küçük de olsa bir iz bıraktığını belirterek, “Yeni teknikte ise ekilen saçlar aynı kendi saçlarınız gibi uzayabiliyor. Dilediğiniz saç kesimini, bakımını yapabiliyorsunuz. Operasyondan iki gün sonra saçını yıkayabiliyor, 4-5 gün içinde denize dahi girebiliyorsunuz” diyor.

Göğüs kılından saç kökü
Yeni geliştirdikleri başka bir yöntemde de vücudun başka bölümlerinden saç kökü alıp ektiklerini anlatan Paeffgen, el, ayak koltuk altı gibi bölgelerden alınan kılların başa nakledildiğini söylüyor.
Bu yöntemde vücut kıllarının limitsiz malzeme sağladığını anlatan Paeffgen şöyle devam ediyor: “Özellikle Türk erkeklerinde bu açıdan bir sıkıntı yaşamıyoruz… İlginç tarafı, örneğin göğüs kıllarından alınan materyal başa ekildiğinde kişinin saç özelliğini kazanıyor. Kıvırcıksa kıvırcık oluyor, o bölgeye uyum sağlıyor. Eğer saçı beyazsa beyaz alınıp naklediliyor. Bu teknikleri ağustosta Kanada’daki bir kongrede sunacağız. Bir başka çalışmamız da erken hücre ölümünü engelleyen yeni bir formülle geliştirdiğimiz bir teknik üzerine. Başarılı olursak ekimden hemen sonra saçlar üremeye başlayacak. Sekiz ay beklemeye gerek kalmayacak. Bu tıpkı kalp nakli gibi. Vakit kaybetmeden hemen yapılmaya başlanması gerekiyor.”

İstediğiniz her şeyi yapmaya hazır olan, hemen ameliyat tarihi veren, tedavi ve tedavinin yan etkileri konusunda bilgilendirmeyen, size uzun zaman ayırmayan bir plastik cerrahtan uzak durun!

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Estetik problemlerin tedavisinde, kendinizi ellerine ve bilgisine emanet edeceğiniz doktora plastik cerrahi dalında uzman olup olmadığını, nerede uzmanlık eğitimi gördüğünü ve tecrübesini sorun. Hiç merak etmeyin. Kendine güvenen bir hekim böyle bir ilgiden bile memnun olacaktır.
Arzu ettiğiniz her şeyi yapmaya hazır olan veya yapmaya söz veren hekimlerden kaçının. Çünkü o hekim ya kendi kapasitesini tam olarak tartamıyordur ya da plastik cerrahideki tedavi imkanlarının sınırlarını bilmiyordur.
Estetik uygulamaları arzu eden kişi, diğer hastalardan daha ayrıcalıklıdır. Çünkü diğer hastaların sebebini ve tedavisini bilmediği bir hastalığı vardır, bu nedenle doktora gitmek zorundadır. Estetik cerrahide böyle bir zorunluluk yoktur. Hastalarımız bize arzuyla, merakla ve heyecanla gelirler. Şikayetlerini ve nerelerinin düzeltilmesi gerektiğini biliyorlardır. Estetik problemleri olan kişilerin şikayetleri her zaman objektif değildir ve kişi her türlü tedaviyi ya da değişikliği arzu edebilir. Estetik cerrahın en önemli özelliklerinden biri de hastanın bazı isteklerini frenleyebilmesidir. Hastaların bazen sınırsız olan isteklerine sınır konulmalı ve hastanın gözünde her zaman “gerçekçi bir tedavi tablosu” oluşturulmalıdır.

Ameliyat, gününde bile iptal edilebilir
Bir konsültasyondan sonra büyük bir coşkuyla ameliyata karar vermişseniz bile hemen ertesi günü ameliyat olmaya kalkmayın. Çünkü bu gibi ameliyatlar için çabuk kararlar genellikle objektif olmayan duygularla verilir. Ayrıca bu konuda, Avrupa’da hastaların haklarını koruyan derneklerin klasik bir uyarıcı sözü vardır: “Doktorun bir tek yarın boş zamanım var, diğer haftalar ve aylar doluyum demesi bir alarm işaretidir.” Bu söz doğrudur çünkü karar bir coşku anında verilmiştir, bu nedenle ameliyatların risklerini o anda tam olarak anlayabilmeniz ve yorumlayabilmeniz zordur. Ayrıca aklınıza yeni sorular gelebilir, bunları da telefon veya yeni görüşmelerle halledebilirsiniz. Eğer konsültasyondan uzun zaman geçtikten sonra da ilk görüşmedeki coşkunuz ve doktorunuza güveniniz devam ediyorsa; beklentilerinize ve olası komplikasyonlara gerçekçi bir yaklaşımınız varsa karar zamanlamanız ve doktorunuz doğrudur.
Ben ameliyat için randevuyu geciktirmeyi hastanın doğru kararı vermesi bakımından hep uygun bulmuşumdur. Çünkü ameliyat tarihi gelene kadar hastalarımın diğer hekim arkadaşlarla görüşme şansı da olur ki bunu zaten öneririm. Ayrıca hastanın, ameliyat günü de dahil olmak üzere, eğer kafasında kesinleşmemiş duygular ve soru işaretleri varsa ameliyata gelmek yerine iptal etmesi veya ertelemesi daha iyidir.

Kocanız operasyona karşıysa, yaptırmayın
Yapılacak tedavi ve tedavinin muhtemel yan etkileri üzerine yeteri kadar bilgi vermeyen, size uzun zaman ayırmayan hekimden kaçının. Öteki taraftan da hekimin size detaylı bilgi verme arzusunu kösteklemeyin. Biz tabii ki ne yapacağımızı biliriz ve yapacağımız tedavilerin bütün sorumluluğunu almak zorundayız. Ama siz de hasta olarak verdiğiniz kararın sorumluluğunu almak zorundasınız ve bu sorumluluğu da ancak ne yapılacağını ve neler olabileceğini bildiğiniz zaman alabilirsiniz.
Önemli başka bir nokta da ameliyatlarınızı hiçbir zaman ailenizden gizli yaptırmamanız gerektiğidir. Ön görüşme için bana eşleri veya sevgilileriyle gelen hastalarım çoktur ve böyle olması bence daha iyidir. Hastaların, karar verirken desteğe ihtiyacı olur. Genellikle kocalar “Beni rahatsız etmiyor ama kendini daha iyi hissedeceksen yaptır” derler. Eğer kocanız ameliyata çok karşı ise o ameliyatı yaptırmamanızı tavsiye ederim. Kocanıza rağmen yaptırırsanız üzerinizde büyük bir baskı oluşabilir. Oysa iyileşme döneminde her şeyin mükemmel olmasını, hiç problem çıkmamasını arzu edersiniz. Çünkü ortaya çıkabilecek en küçük problemde bile eşinizin olumsuz yorumlarından kurtulamayacağınızı bilirsiniz. En kötüsü ise eşine hiç haber vermeden tedavi olan hastalardır. Mesela kocası tatilde veya iş gezisindeyken ameliyat olan hasta kendisini komplikasyonsuz bir iyileşmeye şartlamıştır. Bütün problemler bu hastaların başına gelir. Sınırları bu kadar çok zorlamanın genellikle insanin baş ağrıttığını hepimiz biliriz.
Ben 27 senelik meslek hayatım boyunca hatalarımı yinelememeye çalıştım. Biz cerrahlar hatayı kendimize yakıştıramasak bile bu konuda tarafsız ve adil olmak zorundayız. Problemli geçen her vakanın geriye dönük olarak senaryosunu gözden geçirir ve tarafsız muhakemesini yapmaya çalışırım. Her seferinde de önceden fark edemediğim, hastanın problemlerine sebep olan psikodinamiği açıkça görmüşümdür.

Kesin kararlı olmayan hastalar ameliyattan sonra çok acı çeker
Ekibimin gözetmeni olan bir psikanalist ile yaptığım haftalık toplantılarda her türlü psikolojik etkenin problemlerin ortaya çıkmasındaki rolünü öğrendim. Ameliyata tam olarak karar vermemiş hastaların (genellikle önceleri estetik ameliyatlara karşı olan kişiler) ameliyat ağrısını daha fazla hissettiğini gözlemişimdir. Bir örnek: Sadece tek bölgesine liposuction yaptığım bir hasta ameliyat sonrası haftalarca aşırı ağrı şikayetleri ile harap oldu ve beni de harap etti. Ben devamlı olarak tıbbi sebepler ararken hasta çektiğim sıkıntıyı gördü ve ağrının gerçek sebebini buldu. Bana “Aslında bu ameliyatı istemiyordum. Bütün arkadaşlarım ameliyat olurken ben de bir şeyler yaptırmak zorunda olduğumu hissettim. Böyle bir ameliyat olduğum için de kendime çok kızgınım. Kızdıkça da ağrılarım artıyor” dedi. Tam tersi, en ağrılı ameliyat olarak tanımlanan karın germe ameliyatından sonra bile ağrıyı hissetmediklerini söyleyen çok hastam olmuştur. İnsan görünüm bozukluklarından ne kadar çok rahatsızlıklar duyuyor ve ameliyatla düzelmeyi sabırsızlıkla bekliyorsa ameliyatı ve iyileşme süreci o kadar problemsiz geçiyor.

SAYFA 3 «123
Sağlık Estetik