TERANAR
Tablet

Dr.F.Frik

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür

Piyasa Şekilleri:
5 mg: 30 tablet, 2 mg: 30 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Benign prostat hipeplazisi: 1. basamak (1.-7. gün) 1 mg 7 gün; 2. basamak (8.-21. gün) 2 mg 14 gün. Her doz basamağına geçildiğinde geçici yan etkiler ortaya çıkabilir. Yan etkiler geçmezse, dozun yeniden azaltılması gerekebilir. Terapötik etkinlik genellikle günde 2-5 mg alınması ile ortaya çıkar. Hipertansiyon: Başlangıç dozu tüm hastalar için 1 mg ve bu doz aşılmamalıdır. Sonraki doz, istenen kan basıncına göre yavaş artırılabilir. Genellikle önerilen doz günde 1 defa 1-5 mg’dır. Teranar ve diğer kan basıncını düşüren diğer ilaçlarla aynı zamanda kullanılacaksa, doz önerileri ancak diğer ilaçların dozunun azaltılması ya da bu ilaçların kesilmesi halinde geçerli olacaktır. Yaşlı ve böbrek yetmezliği olan hastalarda mümkün olan en düşük doz kullanılmalıdır. Karaciğer fonksiyonu azalmış olan hastalarda, terazosinin büyük oranda karaciğerle atılması nedeniyle, dikkatle kullanılmalıdır. Teranar çocuklarda endike değildir. Tedaviye iki gün kadar ara verilmişse doz yine günde 1 mg’dan başlanarak yavaş yavaş arttırılır ve ilk doz gece yatmadan önce alınır.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

TERAUMON
Tablet

Farma-Tek

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür 5 mg

Piyasa Şekilleri:
30 tablet içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Benign prostatik hiperplazi: Tedavi yatmadan önce alınan 1 mg doz ile başlatılmalıdır. 3-4 gün sonra 2 mg tablete çıkarılabilir. Dozaj yavaş yavaş artırılır. Benign prostatik hiperplazide önerilen günlük doz 5 mg’dır. Günlük maksimum 10 mg’a kadar çıkarılabilir. Hipertansiyon: Tedavi yatmadan önce 1 mg doz ile başlatılmalıdır. Yaklaşık bir haftalık aralıklarla günlük doz iki katına çıkarılabilir. Tavsiye edilen tedavi dozu günlük 1-5 mg’dır. Fakat bazı hastalar, günde 20 mg gibi yüksek dozlarla düzelme gösterebilmektedir. Tedaviye birkaç gün ara verilmiş ise, ilk doz rejiminin ardından tedavi kaldığı yerden devam ettirilir. Diğer antihipertansif ilaçlarla veya tansiyon düşürücü etkisi olan anjiyotensin II reseptör antagonistleri, antipsikotik ilaçlar, benzodiazepinler, nitratlar, antidepresanlar ve fosfodiesteraz-5 inhibitörleri ile eşzamanlı olarak uygulanması, bu ilaçların dozunun ya da terazosin dozunun azaltılmasını gerektirebilir.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

HYTRIN BP
Tedaviye Başlama Paketi

Abbott

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür 2 mg, Terazosin hidroklorür 5 mg

Piyasa Şekilleri:
10 adet 2 mg’lık, 11 adet 5 mg’lık toplam 21 tablet içeren tedaviye başlama paketi.

Kullanım Şekli:
Selim Prostat Hiperplazisi: Yatarken 1 mg’dır ve başlangıç dozu olarak bu doz aşılmamalıdır. Sonraki dozlar; semptomların ve/veya idrar akış hızlarının istenilen iyileşmesini sağlamak için doz günde 1 defa 2 mg. 5 mg veya 10 mg’a basamak basamak artırılabilir. Günde 10 mg ile en az 4-6 hafta yararlı bir yanıt için gerekli olabilir. Hipertansiyon: Başlangıc dozu yatarken 1 mg’dır ve bu doz kesinlikle aşılmamalıdır. İstenen kan basıncı yanıtını elde etmek için sonraki dozlar yavaş yavaş artırılabilir. Önerilen doz günde 1 kez verilen 1-5 mg arasındadır. Bazı hastalar günde 20 mg gibi yüksek dozlardan yarar görebilirler.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

HYTRIN BP
Tedaviye Başlama Paketi

Abbott

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür 2 mg, Terazosin hidroklorür 5 mg

Piyasa Şekilleri:
10 adet 2 mg’lık, 11 adet 5 mg’lık toplam 21 tablet içeren tedaviye başlama paketi.

Kullanım Şekli:
Selim Prostat Hiperplazisi: Yatarken 1 mg’dır ve başlangıç dozu olarak bu doz aşılmamalıdır. Sonraki dozlar; semptomların ve/veya idrar akış hızlarının istenilen iyileşmesini sağlamak için doz günde 1 defa 2 mg. 5 mg veya 10 mg’a basamak basamak artırılabilir. Günde 10 mg ile en az 4-6 hafta yararlı bir yanıt için gerekli olabilir. Hipertansiyon: Başlangıc dozu yatarken 1 mg’dır ve bu doz kesinlikle aşılmamalıdır. İstenen kan basıncı yanıtını elde etmek için sonraki dozlar yavaş yavaş artırılabilir. Önerilen doz günde 1 kez verilen 1-5 mg arasındadır. Bazı hastalar günde 20 mg gibi yüksek dozlardan yarar görebilirler.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

TERANAR
Tablet

Dr.F.Frik

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür

Piyasa Şekilleri:
5 mg: 30 tablet, 2 mg: 30 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Benign prostat hipeplazisi: 1. basamak (1.-7. gün) 1 mg 7 gün; 2. basamak (8.-21. gün) 2 mg 14 gün. Her doz basamağına geçildiğinde geçici yan etkiler ortaya çıkabilir. Yan etkiler geçmezse, dozun yeniden azaltılması gerekebilir. Terapötik etkinlik genellikle günde 2-5 mg alınması ile ortaya çıkar. Hipertansiyon: Başlangıç dozu tüm hastalar için 1 mg ve bu doz aşılmamalıdır. Sonraki doz, istenen kan basıncına göre yavaş artırılabilir. Genellikle önerilen doz günde 1 defa 1-5 mg’dır. Teranar ve diğer kan basıncını düşüren diğer ilaçlarla aynı zamanda kullanılacaksa, doz önerileri ancak diğer ilaçların dozunun azaltılması ya da bu ilaçların kesilmesi halinde geçerli olacaktır. Yaşlı ve böbrek yetmezliği olan hastalarda mümkün olan en düşük doz kullanılmalıdır. Karaciğer fonksiyonu azalmış olan hastalarda, terazosinin büyük oranda karaciğerle atılması nedeniyle, dikkatle kullanılmalıdır. Teranar çocuklarda endike değildir. Tedaviye iki gün kadar ara verilmişse doz yine günde 1 mg’dan başlanarak yavaş yavaş arttırılır ve ilk doz gece yatmadan önce alınır.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

HYTRIN
Tablet

Abbott

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür

Piyasa Şekilleri:
5 mg: 30 tablet, 2 mg: 30 tablet, 5 mg: 14 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Selim Prostat Hiperplazisi: Yatarken 1 mg’dır ve başlangıç dozu olarak bu doz aşılmamalıdır. Sonraki dozlar; semptomların ve/veya idrar akış hızlarının istenilen iyileşmesini sağlamak için doz günde 1 defa 2 mg. 5 mg veya 10 mg’a basamak basamak artırılabilir. Günde 10 mg ile en az 4-6 hafta yararlı bir yanıt için gerekli olabilir. Hipertansiyon: Başlangıc dozu yatarken 1 mg’dır ve bu doz kesinlikle aşılmamalıdır. İstenen kan basıncı yanıtını elde etmek için sonraki dozlar yavaş yavaş artırılabilir. Önerilen doz günde 1 kez verilen 1-5 mg arasındadır. Bazı hastalar günde 20 mg gibi yüksek dozlardan yarar görebilirler.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

TERAUMON
Tablet

Farma-Tek

Etken Madde(ler):
Terazosin hidroklorür 5 mg

Piyasa Şekilleri:
30 tablet içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Benign prostatik hiperplazi: Tedavi yatmadan önce alınan 1 mg doz ile başlatılmalıdır. 3-4 gün sonra 2 mg tablete çıkarılabilir. Dozaj yavaş yavaş artırılır. Benign prostatik hiperplazide önerilen günlük doz 5 mg’dır. Günlük maksimum 10 mg’a kadar çıkarılabilir. Hipertansiyon: Tedavi yatmadan önce 1 mg doz ile başlatılmalıdır. Yaklaşık bir haftalık aralıklarla günlük doz iki katına çıkarılabilir. Tavsiye edilen tedavi dozu günlük 1-5 mg’dır. Fakat bazı hastalar, günde 20 mg gibi yüksek dozlarla düzelme gösterebilmektedir. Tedaviye birkaç gün ara verilmiş ise, ilk doz rejiminin ardından tedavi kaldığı yerden devam ettirilir. Diğer antihipertansif ilaçlarla veya tansiyon düşürücü etkisi olan anjiyotensin II reseptör antagonistleri, antipsikotik ilaçlar, benzodiazepinler, nitratlar, antidepresanlar ve fosfodiesteraz-5 inhibitörleri ile eşzamanlı olarak uygulanması, bu ilaçların dozunun ya da terazosin dozunun azaltılmasını gerektirebilir.

Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir. Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır. Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına, hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce, prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra, doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır. Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.

Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı, baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı, palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem, periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi, libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az %1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı, boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon, diyare, ağız kuruluğu, dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji, artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit, soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları, şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar, trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.

İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit, hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.

SEGOL
Damla

Sanovel

Etken Madde(ler):
Dihidroergotoksin etansülfonat 1 mg/ml

Piyasa Şekilleri:
50 ml’lik şişelerde.

Kullanım Şekli:
Günde 3×30 damla kullanılır.

Endikasyonları:
Yaşlılığa bağlı serebral beslenememe ile beliren bellek kaybı, ruhsal bozukluk, hipertansiyon, anatomik ve fonksiyonel bozukluklardan ileri gelen serebral beslenme bozukluğu, tromboz ve kafa travması sonucu beyin sinir hücrelerinin verim ve canlılığını arttırmada ve periferik vasküler bozuklukların tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Aşırı duyarlılık, bradikardi ve hipotansiyon durumlarında kullanılmamalıdır. Diğer vazodilatörlerle birlikte kullanılırken dozaj yarıya indirilmelidir.

Yan Etkileri:
Aç karnına alındığında bulantı, kusma, nazal konjestiyon, bulanık görme, deri döküntüleri ve hipotansiyon gibi yan etkiler görülebilir.

ARLEC
Tablet

Aris

Etken Madde(ler):
Karvedilol

Piyasa Şekilleri:
12.5 mg: 28 tablet, 6.25 mg: 28 tablet, 25 mg: 28 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Konjestif Kalp Yetmezliği: Erişkinler: Önerilen başlangıç dozu tedavinin ilk iki haftası süresince günde 2 kere 3.125 mg’dır. Eğer bu doz tolere edilir ise, doz daha sonra arttırılabilir. Doz artım aralıkları iki haftadan daha kısa olmamalıdır. 2 hafta sonra doz; günde 2 kere 6.25 mg, daha sonra günde 2 kere 12.5 mg ve maksimum günde 2 kere 25 mg’a kadar arttırılır. Önerilen maksimum günlük doz 85 kg’ın altındaki hastalar için günde 2 kere 25 mg’dır. 85 kg’ın üstündeki hastalarda günde 2 kere 50 mg verilebilir. Doz arttırımı esnasında sistolik kan basıncının 100 mmHg’nın altına düşmesi, renal ve/veya kardiyak fonksiyonlarda kötüleşme olabilir. Eğer karvedilol tedavisine iki haftadan daha fazla süre ara verilmiş ise tedaviye günde iki defa 3.125 mg ile başlanması önerilir ve doz artışı tekrar daha önce önerildiği gibi yapılır. KKY hastalarına karvedilol yiyecek ile birlikte verilmelidir. Hipertansiyon: Erişkinler: Önerilen doz ilk 2 gün için, günde tek doz 12.5 mg’dır. Daha sonra günde bir kez 25 mg’a arttırılır. Önerilen günlük maksimum doz olan 50 mg’a kadar tek veya bölünmüş olarak verilecek şekilde arttırılabilir. Doz artım aralıkları iki haftadan daha kısa olmamalıdır. Yaşlılar: Önerilen doz günde 12.5mg’dır. Eğer cevap yetersizse, önerilen günlük maksimum doz olan 50 mg’a kadar tek veya bölünmüş olarak verilecek şekilde arttırılabilir. Miyokart enfarktüsünü takiben gelişen sol ventrikül disfonksiyonu: Hasta hemodinamik olarak stabil olduktan sonra ve sıvı retansiyonu mimimum iken başlanmalıdır. Başlangıç dozu günde 2 defa 3.125 mg-6.25 mg’dır. Daha sonra gerekirse doz, hastanın kliniğine göre, 3-10 gün ara ile kademeli olarak günde 2 kez 25 mg’a kadar arttırılabilir. Renal yetmezlikte doz ayarlamasına gerek yoktur.

Endikasyonları:
Karvedilol, alfa1, beta1 ve beta2 adrenerjik reseptör blokajı özelliği olan bir adrenerjik reseptör blokeridir. Hipertansiyon: Karvedilol, öncelikle esansiyel hipertansiyon tedavisinde endikedir. Tek başına ya da diğer antihipertansif ajanlarla (kalsiyum kanal blokerleri ve diüretikler; özellikle tiyazid diüretiklerle) birlikte kullanılabilir. Koroner kalp hastalığı: Karvedilolün, koroner kalp hastalığında klinik etkinliği kanıtlanmıştır. Sessiz miyokard iskemisi ve unstabil (kararsız) anjinası olan hastalarda güvenilirliği ve etkinliği gösterilmiştir. Kronik kalp yetmezliği: Karvedilol, iskemik ya da iskemik kökenli olmayan stabil, hafif, orta ve ağır kronik kalp yetmezliği tedavisinde endikedir. ADE inhibitörleri, diüretikler ve opsiyonel olarak dijitallerle (standart tedavi) birlikte karvedilol; kronik kalp yetmezliği tedavisinde morbidite ve mortaliteyi azaltırken aynı zamanda hastalık ilerleyişini de geciktirir. Karvedilol standart terapiye ek olarak kullanılabileceği gibi dijital, hidralazin ve nitrat tedavisi görmeyen hastalarda da kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Karvedilol veya ilacın içerdiği diğer yardımcı bileşenlere aşırı duyarlılık, stabil olmayan/dekompanse kalp yetmezliği, klinik olarak belirgin karaciğer disfonksiyonu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Diğer b-blokerlerle olduğu gibi, karvedilol; 2. ve 3. derece AV bloğu (kalıcı pacemaker yerleştirilmediyse), ağır bradikardi (<50 atım/dakika), hasta sinüs sendromu (sinoatriyal blok dahil), ağır hipotansiyon (sistolik kan basıncı <85 mmHg), kardiyojenik şok ve bronkospazm ya da astım öyküsü olan hastalar kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Kronik konjestif kalp yetmezliği: Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda, karvedilolün doz artırımı sırasında kalp yetmezliğinde kötüleşme ya da sıvı retansiyonu görülebilir. Bu durumda, diüretikler artırılmalı, klinik denge oluşuncaya kadar karvedilol dozu artırılmamalıdır. Bazen karvedilol dozunu azaltmak ya da nadir olarak ilacın kullanımını geçici olarak durdurmak da gerekebilir. Bu tür dönemler, karvedilolün sonradan başarıyla uygulanmasını engellemez. Her iki ilacın da AV iletiyi yavaşlatması nedeniyle, karvedilol dijital glikozidleri ile kombine olarak kullanıldığında dikkat edilmelidir. Konjestif kalp yetmezliğinde böbrek fonksiyonu: Konjestif kalp yetmezliği ile birlikte düşük kan basıncı (sistolik KB <100 mmHg), iskemik kalp hastalığı ve yaygın damar hastalığı ve/veya altta yatan böbrek yetmezliği olan hastalarda karvedilol tedavisiyle renal fonksiyonlarda geri dönüşlü kötüleşme saptanmıştır. Kronik obstruktif akciğer hastalığı: Bronkospazm gözlenen kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan ve oral ya da inhalasyon yolu ile ilaç almayan hastalarda karvedilol ancak potansiyel yarar potansiyel riskten daha fazlaysa kullanılmalıdır. Bronkospazm eğilimi olan hastalarda, solunum yolundaki olası bir direnç artışı nedeniyle solunum distresi gözlenebilir. Karvedilole başlangıç aşamasında ve doz artırımı sırasında hastalar yakından izlenmeli ve tedavi sırasında bronkospazm görülürse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Diyabet: Akut hipogliseminin erken belirti ve semptomlarının maskelenebilmesi ya da azalabilmesi nedeniyle diabetes mellitus hastalarında karvedilol kullanımında dikkatli olunmalıdır. Kronik kalp yetmezliği bulunan diyabetli hastalarda, karvedilol kullanımı kan glukozunun kontrolünü güçleştirebilir. İlacın b-bloker özellikleri nedeniyle latent diabetes mellitus belirginleşebilir, belirgin diyabet kötüleşebilir ve kan glukoz regülasyonu inhibe olabilir. Periferik damar hastalığı: b-blokerler arteriyel yetmezlik semptomlarını hızlandırabileceği ya da şiddetlendirebileceğinden, periferik damar hastalığı olanlarda karvedilol dikkatli kullanılmalıdır. Raynaud fenomeni: Periferik dolaşım bozukluğu olan hastalarda semptomlar şiddetlenebileceğinden karvedilol dikkatli kulanılmalıdır. Tirotoksikoz: b-bloker özelliği olan diğer ajanlarda olduğu gibi karvedilol de tirotoksikoz semptomlarını gizleyebilir. Anestezi ve genel cerrahi: Genel cerrahi uygulanan hastalarda, karvedilol ve anestezik ilaçların sinerjistik negatif inotropik etkileri nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Bradikardi: Karvedilol bradikardiye neden olabilir. Nabız dakikada 55 atımın altına düşerse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Aşırıduyarlılık: b-blokerlerin alerjenlere duyarlılığı ve anafilaktik reaksiyonların derecesini artırabilmesi nedeniyle ciddi aşırı-duyarlılık reaksiyonu öyküsü olan ve desensitizasyon (duyarsızlaştırma) tedavisi uygulanan hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Psoriazis: b-blokerle tedaviye bağlı psoriazis öyküsü olan hastalarda karvedilol ancak yarar-risk tablosu dikkate alınarak kullanılmalıdır. Kalsiyum kanal blokerleriyle birlikte kullanım: Verapamil ya da diltiazem türü kalsiyum kanal blokerleriyle veya diğer antiaritmik ilaçlarla birlikte karvedilol tedavisi uygulanan hastalarda, EKG ve kan basıncının dikkatle izlenmesi gerekir. Feokromositoma: Feokromositomalı hastalarda, b-bloker kullanılmadan önce bir a-bloker uygulamasına başlanmalıdır. Karvedilol hem a-bloker, hem b-bloker farmakolojik aktivite göstermesine rağmen, bu koşullarda kullanımıyla ilgili deneyim yoktur. Bu nedenle, feokromositomadan kuşkulanılan hastalarda karvedilol uygulamasında dikkatli olunmalıdır. Prinzmetal varyant anjina: Prinzmetal varyant anjinası bulunan hastalarda non-selektif b-bloker aktivite göğüs ağrısına neden olabilir. Karvedilolün a-bloker aktivitesi bu tür semptomları önleyebilse de, böyle hastalarda karvedilol kullanımıyla ilgili klinik deneyim yoktur. Yine de, Prinzmetal varyant anjinasından şüphelenilen hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Kontakt lens: Kontakt lens kullananlar gözyaşında azalma riskini gözönünde bulundurmalıdır. Kesilme sendromu: Özellikle iskemik kalp hastalığı olanlarda, karvedilol tedavisi birdenbire kesilmemelidir. Bu hastalarda karvedilolun kesilmesi aşamalı olmalıdır (2 haftalık süre içinde). Kişiden kişiye değişiklik gösteren reaksiyonlar (başdönmesi, yorgunluk) nedeniyle araba ve makine kullanma ya da yardımsız çalışma yeteneği bozulabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcı, doz artımı sonrası, ilaç değişimi ve birlikte alkol kullanıldığı zamanlar için geçerlidir. Gebelikte kullanım kategorisi C’dir. 2. ve 3. trimestirde D’dir. Beta blokerler plasentanın perfüzyonunu azaltarak intrauterin fetal ölüm veya immatür ya da prematür doğumlara yol açabilir. Ek olarak, fetus ve yenidoğanda istenmeyen etkiler (özellikle hipoglisemi ve bradikardi) görülebilir. Yenidoğanda postnatal dönemde kardiyak ve pulmoner komplikasyon riski artabilir. Karvedilolün gebe kadınlarda kullanımıyla ilgili yeterli deneyim yoktur. Karvedilol gebelik sırasında, ancak potansiyel yarar potansiyel riskten fazla ise kullanılmalıdır. Karvedilolün insanlarda anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Bu nedenle karvedilol uygulanması sırasında emzirme tavsiye edilmez.

Yan Etkileri:
Yan etkilerin sıklığı baş dönmesi dışında doza bağımlı değildir. Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarla yapılan klinik çalışmalarda karvedilol grubunda en sık görülen ve sıklığı plasebo alan hastalarda görülene eşit olmayan yan etkiler: Çok sık olarak: Tedavinin başlangıcında bazen hafif derecede baş dönmesi, baş ağrısı ve yorgunluk görülebilir. Asteni (yorgunluk dahil) de çok sık görülür. Sık olarak: Bradikardi, postural hipotansiyon,hipotansiyon, ödem (genel, periferik, bağımlı ve genital ödem, bacaklarda ödem, hipervolemi ve sıvı yükünde artış). Seyrek olarak: Senkop (presenkopu da içerir), AV-blok ve doz artırımı sırasında kalp yetmezliği. Sıklıkla, mide bulantısı, diyare ve kusma. Nadiren trombositopeni, izole olgularda lökopeni bildirilmiştir. Sıklıkla, vücut ağırlığında artış ve hiperkolesterolemi. Diabetes mellitus’u olan hastalarda hiperglisemi, hipoglisemi ve kan glukozu kontrolünde kötüleşme de sık görülür. Sıklıkla, görme bozuklukları, nadiren difüz damar hastalığı ve/veya böbrek fonksiyonlarında bozukluk olan hastalarda böbrek yetmezliği ve böbrek işlev anomalileri görülen diğer yan etkiler arasındadır.

İlaç Etkileşimleri:
Digoksin ve karvedilolün birlikte uygulanmasında digoksinin konsantrasyonları %15 kadar artar. Hem karvedilol hem de kalp glikozidleri AV iletimini yavaşlatır. Beta bloker etkili ilaçlar insülin ve oral hipoglisemiklerin kan şekerini düşürücü etkisini artırabilirler. Rifampisin karvedilol plazma konsantrasyonlarını yaklaşık %70 azaltır. Simetidin EAA’ı yaklaşık %30 artırır fakat maksimum konsantrasyon (Cmax)’da değişikliğe yol açmaz. Beta-bloker özellikleri olan ilaçlarla birlikte katekolamin deplesyonuna neden olan bir ilaç (ör.rezerpin ve/veya monoamin oksidaz inhibitörleri) alan hastalar hipotansiyon ve/veya şiddetli bradikardi belirtileri açısından yakından izlenmelidir. Kronik vasküler rejeksiyon görülen 21 böbrek transplant hastası üzerinde karvedilol tedavisi sonrası ortalama siklosporin konsantrasyonlarında hafif artışlar gözlenmiştir. Klonidinin beta bloker ilaçlarla birlikte uygulanması kan basıncını ve kalp atım hızını düşürücü etkilerini potansiyalize edebilir. Karvedilol ve diltiazem birlikte oral yolla uygulandığında izole olgularda ileti bozukluğu gözlenmiştir.

Tablet

Aris

Etken Madde(ler):
Karvedilol

Piyasa Şekilleri:
12.5 mg: 28 tablet, 6.25 mg: 28 tablet, 25 mg: 28 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Konjestif Kalp Yetmezliği: Erişkinler: Önerilen başlangıç dozu tedavinin ilk iki haftası süresince günde 2 kere 3.125 mg’dır. Eğer bu doz tolere edilir ise, doz daha sonra arttırılabilir. Doz artım aralıkları iki haftadan daha kısa olmamalıdır. 2 hafta sonra doz; günde 2 kere 6.25 mg, daha sonra günde 2 kere 12.5 mg ve maksimum günde 2 kere 25 mg’a kadar arttırılır. Önerilen maksimum günlük doz 85 kg’ın altındaki hastalar için günde 2 kere 25 mg’dır. 85 kg’ın üstündeki hastalarda günde 2 kere 50 mg verilebilir. Doz arttırımı esnasında sistolik kan basıncının 100 mmHg’nın altına düşmesi, renal ve/veya kardiyak fonksiyonlarda kötüleşme olabilir. Eğer karvedilol tedavisine iki haftadan daha fazla süre ara verilmiş ise tedaviye günde iki defa 3.125 mg ile başlanması önerilir ve doz artışı tekrar daha önce önerildiği gibi yapılır. KKY hastalarına karvedilol yiyecek ile birlikte verilmelidir. Hipertansiyon: Erişkinler: Önerilen doz ilk 2 gün için, günde tek doz 12.5 mg’dır. Daha sonra günde bir kez 25 mg’a arttırılır. Önerilen günlük maksimum doz olan 50 mg’a kadar tek veya bölünmüş olarak verilecek şekilde arttırılabilir. Doz artım aralıkları iki haftadan daha kısa olmamalıdır. Yaşlılar: Önerilen doz günde 12.5mg’dır. Eğer cevap yetersizse, önerilen günlük maksimum doz olan 50 mg’a kadar tek veya bölünmüş olarak verilecek şekilde arttırılabilir. Miyokart enfarktüsünü takiben gelişen sol ventrikül disfonksiyonu: Hasta hemodinamik olarak stabil olduktan sonra ve sıvı retansiyonu mimimum iken başlanmalıdır. Başlangıç dozu günde 2 defa 3.125 mg-6.25 mg’dır. Daha sonra gerekirse doz, hastanın kliniğine göre, 3-10 gün ara ile kademeli olarak günde 2 kez 25 mg’a kadar arttırılabilir. Renal yetmezlikte doz ayarlamasına gerek yoktur.

Endikasyonları:
Karvedilol, alfa1, beta1 ve beta2 adrenerjik reseptör blokajı özelliği olan bir adrenerjik reseptör blokeridir. Hipertansiyon: Karvedilol, öncelikle esansiyel hipertansiyon tedavisinde endikedir. Tek başına ya da diğer antihipertansif ajanlarla (kalsiyum kanal blokerleri ve diüretikler; özellikle tiyazid diüretiklerle) birlikte kullanılabilir. Koroner kalp hastalığı: Karvedilolün, koroner kalp hastalığında klinik etkinliği kanıtlanmıştır. Sessiz miyokard iskemisi ve unstabil (kararsız) anjinası olan hastalarda güvenilirliği ve etkinliği gösterilmiştir. Kronik kalp yetmezliği: Karvedilol, iskemik ya da iskemik kökenli olmayan stabil, hafif, orta ve ağır kronik kalp yetmezliği tedavisinde endikedir. ADE inhibitörleri, diüretikler ve opsiyonel olarak dijitallerle (standart tedavi) birlikte karvedilol; kronik kalp yetmezliği tedavisinde morbidite ve mortaliteyi azaltırken aynı zamanda hastalık ilerleyişini de geciktirir. Karvedilol standart terapiye ek olarak kullanılabileceği gibi dijital, hidralazin ve nitrat tedavisi görmeyen hastalarda da kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Karvedilol veya ilacın içerdiği diğer yardımcı bileşenlere aşırı duyarlılık, stabil olmayan/dekompanse kalp yetmezliği, klinik olarak belirgin karaciğer disfonksiyonu olan hastalarda kullanılmamalıdır. Diğer b-blokerlerle olduğu gibi, karvedilol; 2. ve 3. derece AV bloğu (kalıcı pacemaker yerleştirilmediyse), ağır bradikardi (<50 atım/dakika), hasta sinüs sendromu (sinoatriyal blok dahil), ağır hipotansiyon (sistolik kan basıncı <85 mmHg), kardiyojenik şok ve bronkospazm ya da astım öyküsü olan hastalar kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Kronik konjestif kalp yetmezliği: Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda, karvedilolün doz artırımı sırasında kalp yetmezliğinde kötüleşme ya da sıvı retansiyonu görülebilir. Bu durumda, diüretikler artırılmalı, klinik denge oluşuncaya kadar karvedilol dozu artırılmamalıdır. Bazen karvedilol dozunu azaltmak ya da nadir olarak ilacın kullanımını geçici olarak durdurmak da gerekebilir. Bu tür dönemler, karvedilolün sonradan başarıyla uygulanmasını engellemez. Her iki ilacın da AV iletiyi yavaşlatması nedeniyle, karvedilol dijital glikozidleri ile kombine olarak kullanıldığında dikkat edilmelidir. Konjestif kalp yetmezliğinde böbrek fonksiyonu: Konjestif kalp yetmezliği ile birlikte düşük kan basıncı (sistolik KB <100 mmHg), iskemik kalp hastalığı ve yaygın damar hastalığı ve/veya altta yatan böbrek yetmezliği olan hastalarda karvedilol tedavisiyle renal fonksiyonlarda geri dönüşlü kötüleşme saptanmıştır. Kronik obstruktif akciğer hastalığı: Bronkospazm gözlenen kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunan ve oral ya da inhalasyon yolu ile ilaç almayan hastalarda karvedilol ancak potansiyel yarar potansiyel riskten daha fazlaysa kullanılmalıdır. Bronkospazm eğilimi olan hastalarda, solunum yolundaki olası bir direnç artışı nedeniyle solunum distresi gözlenebilir. Karvedilole başlangıç aşamasında ve doz artırımı sırasında hastalar yakından izlenmeli ve tedavi sırasında bronkospazm görülürse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Diyabet: Akut hipogliseminin erken belirti ve semptomlarının maskelenebilmesi ya da azalabilmesi nedeniyle diabetes mellitus hastalarında karvedilol kullanımında dikkatli olunmalıdır. Kronik kalp yetmezliği bulunan diyabetli hastalarda, karvedilol kullanımı kan glukozunun kontrolünü güçleştirebilir. İlacın b-bloker özellikleri nedeniyle latent diabetes mellitus belirginleşebilir, belirgin diyabet kötüleşebilir ve kan glukoz regülasyonu inhibe olabilir. Periferik damar hastalığı: b-blokerler arteriyel yetmezlik semptomlarını hızlandırabileceği ya da şiddetlendirebileceğinden, periferik damar hastalığı olanlarda karvedilol dikkatli kullanılmalıdır. Raynaud fenomeni: Periferik dolaşım bozukluğu olan hastalarda semptomlar şiddetlenebileceğinden karvedilol dikkatli kulanılmalıdır. Tirotoksikoz: b-bloker özelliği olan diğer ajanlarda olduğu gibi karvedilol de tirotoksikoz semptomlarını gizleyebilir. Anestezi ve genel cerrahi: Genel cerrahi uygulanan hastalarda, karvedilol ve anestezik ilaçların sinerjistik negatif inotropik etkileri nedeniyle dikkatli olunmalıdır. Bradikardi: Karvedilol bradikardiye neden olabilir. Nabız dakikada 55 atımın altına düşerse karvedilol dozu azaltılmalıdır. Aşırıduyarlılık: b-blokerlerin alerjenlere duyarlılığı ve anafilaktik reaksiyonların derecesini artırabilmesi nedeniyle ciddi aşırı-duyarlılık reaksiyonu öyküsü olan ve desensitizasyon (duyarsızlaştırma) tedavisi uygulanan hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Psoriazis: b-blokerle tedaviye bağlı psoriazis öyküsü olan hastalarda karvedilol ancak yarar-risk tablosu dikkate alınarak kullanılmalıdır. Kalsiyum kanal blokerleriyle birlikte kullanım: Verapamil ya da diltiazem türü kalsiyum kanal blokerleriyle veya diğer antiaritmik ilaçlarla birlikte karvedilol tedavisi uygulanan hastalarda, EKG ve kan basıncının dikkatle izlenmesi gerekir. Feokromositoma: Feokromositomalı hastalarda, b-bloker kullanılmadan önce bir a-bloker uygulamasına başlanmalıdır. Karvedilol hem a-bloker, hem b-bloker farmakolojik aktivite göstermesine rağmen, bu koşullarda kullanımıyla ilgili deneyim yoktur. Bu nedenle, feokromositomadan kuşkulanılan hastalarda karvedilol uygulamasında dikkatli olunmalıdır. Prinzmetal varyant anjina: Prinzmetal varyant anjinası bulunan hastalarda non-selektif b-bloker aktivite göğüs ağrısına neden olabilir. Karvedilolün a-bloker aktivitesi bu tür semptomları önleyebilse de, böyle hastalarda karvedilol kullanımıyla ilgili klinik deneyim yoktur. Yine de, Prinzmetal varyant anjinasından şüphelenilen hastalarda karvedilol dikkatle kullanılmalıdır. Kontakt lens: Kontakt lens kullananlar gözyaşında azalma riskini gözönünde bulundurmalıdır. Kesilme sendromu: Özellikle iskemik kalp hastalığı olanlarda, karvedilol tedavisi birdenbire kesilmemelidir. Bu hastalarda karvedilolun kesilmesi aşamalı olmalıdır (2 haftalık süre içinde). Kişiden kişiye değişiklik gösteren reaksiyonlar (başdönmesi, yorgunluk) nedeniyle araba ve makine kullanma ya da yardımsız çalışma yeteneği bozulabilir. Bu durum özellikle tedavinin başlangıcı, doz artımı sonrası, ilaç değişimi ve birlikte alkol kullanıldığı zamanlar için geçerlidir. Gebelikte kullanım kategorisi C’dir. 2. ve 3. trimestirde D’dir. Beta blokerler plasentanın perfüzyonunu azaltarak intrauterin fetal ölüm veya immatür ya da prematür doğumlara yol açabilir. Ek olarak, fetus ve yenidoğanda istenmeyen etkiler (özellikle hipoglisemi ve bradikardi) görülebilir. Yenidoğanda postnatal dönemde kardiyak ve pulmoner komplikasyon riski artabilir. Karvedilolün gebe kadınlarda kullanımıyla ilgili yeterli deneyim yoktur. Karvedilol gebelik sırasında, ancak potansiyel yarar potansiyel riskten fazla ise kullanılmalıdır. Karvedilolün insanlarda anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Bu nedenle karvedilol uygulanması sırasında emzirme tavsiye edilmez.

Yan Etkileri:
Yan etkilerin sıklığı baş dönmesi dışında doza bağımlı değildir. Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarla yapılan klinik çalışmalarda karvedilol grubunda en sık görülen ve sıklığı plasebo alan hastalarda görülene eşit olmayan yan etkiler: Çok sık olarak: Tedavinin başlangıcında bazen hafif derecede baş dönmesi, baş ağrısı ve yorgunluk görülebilir. Asteni (yorgunluk dahil) de çok sık görülür. Sık olarak: Bradikardi, postural hipotansiyon,hipotansiyon, ödem (genel, periferik, bağımlı ve genital ödem, bacaklarda ödem, hipervolemi ve sıvı yükünde artış). Seyrek olarak: Senkop (presenkopu da içerir), AV-blok ve doz artırımı sırasında kalp yetmezliği. Sıklıkla, mide bulantısı, diyare ve kusma. Nadiren trombositopeni, izole olgularda lökopeni bildirilmiştir. Sıklıkla, vücut ağırlığında artış ve hiperkolesterolemi. Diabetes mellitus’u olan hastalarda hiperglisemi, hipoglisemi ve kan glukozu kontrolünde kötüleşme de sık görülür. Sıklıkla, görme bozuklukları, nadiren difüz damar hastalığı ve/veya böbrek fonksiyonlarında bozukluk olan hastalarda böbrek yetmezliği ve böbrek işlev anomalileri görülen diğer yan etkiler arasındadır.

İlaç Etkileşimleri:
Digoksin ve karvedilolün birlikte uygulanmasında digoksinin konsantrasyonları %15 kadar artar. Hem karvedilol hem de kalp glikozidleri AV iletimini yavaşlatır. Beta bloker etkili ilaçlar insülin ve oral hipoglisemiklerin kan şekerini düşürücü etkisini artırabilirler. Rifampisin karvedilol plazma konsantrasyonlarını yaklaşık %70 azaltır. Simetidin EAA’ı yaklaşık %30 artırır fakat maksimum konsantrasyon (Cmax)’da değişikliğe yol açmaz. Beta-bloker özellikleri olan ilaçlarla birlikte katekolamin deplesyonuna neden olan bir ilaç (ör.rezerpin ve/veya monoamin oksidaz inhibitörleri) alan hastalar hipotansiyon ve/veya şiddetli bradikardi belirtileri açısından yakından izlenmelidir. Kronik vasküler rejeksiyon görülen 21 böbrek transplant hastası üzerinde karvedilol tedavisi sonrası ortalama siklosporin konsantrasyonlarında hafif artışlar gözlenmiştir. Klonidinin beta bloker ilaçlarla birlikte uygulanması kan basıncını ve kalp atım hızını düşürücü etkilerini potansiyalize edebilir. Karvedilol ve diltiazem birlikte oral yolla uygulandığında izole olgularda ileti bozukluğu gözlenmiştir.

KARDOZİN
Tablet

Deva

Etken Madde(ler):
Doksazosin

Piyasa Şekilleri:
4 mg: 20 tablet, 2 mg: 20 tablet içeren blister ambalajlarda.

Kullanım Şekli:
Doksazosin sabah veya akşam alınabilir. Hipertansiyon: Tedaviye günde 1 defa 1 mg ile başlanmalı ve gereğinde 1-2 haftalık bir tedaviden sonra bu doz günde 1 defa 2 mg’a arttırılmalıdır. Tedaviden yeterli cevap sağlanana kadar günlük doz 1-2 haftalık aralarla giderek 4, 8 ve maksimum 16 mg’a kadar arttırılabilir. 16 mg’lık maksimum günlük doz aşılmamalıdır. Mutad günlük doz, tek doz halinde 2-4 mg’dır. BPH (Benign Prostat Hiperplazisi): Tedaviye günde 1 defa 1 mg ile başlanır. Hastanın cevabına göre bu doz 1-2 haftalık bir süre sonra günde 1 defa 2 mg’a arttırılabilir. Gereğinde günlük doz yeterli cevap sağlanana kadar 1-2 haftalık aralarla giderek günde 4 mg ve maksimum 8 mg’a kadar arttırılabilir. 8 mg’lık maksimum günlük doz aşılmamalıdır. Mutad günlük doz, tek doz halinde günde 2-4 mg’dır.

Endikasyonları:
Hipertansiyon tedavisinde endike olup, hastaların büyük çoğunluğunda kan basıncını kontrolde ilk ajan olarak kullanılabilir. Tek antihipertansif ajan ile yeterli derecede kontrol altına alınamayan hastalarda kalsiyum antagonisti, tiyazid diüretik, Beta-bloker, veya anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü gibi diğer bir ajan ile birlikte kullanılabilir. Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) veya BPH’e eşlik eden idrar çıkışındaki azalmanın klinik semptomlarının tedavisinde endikedir. Hipertansif veya normotansif olan BPH hastalarında kullanılabilir.

Kontrendikasyonları:
Kinazolinlere aşırı duyarlı hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Hastalardan çok küçük bir oranı doksazosinin ilk dozuna karşı ani ve abartılmış bir cevap vermişlerdir. Postüral hipotansiyon, özellikle tedavinin başlangıcında bildirilmiştir. Tedaviye düşük dozda doksazosin ile başlayarak ve tedavinin ilk 1-2 haftasında ufak doz artırmaları ile bu etki kolayca önlenebilir. Bütünüyle karaciğer tarafından metabolize edilen her ilaç gibi doksazosin de karaciğer fonksiyon bozukluğu belirtileri gösteren hastalarda dikkatli kullanılmalıdır. Böbrek bozukluğu olan hastalarda yapılan farmakokinetik çalışmalar, normal böbrek fonksiyonu olan hastalara kıyasla anlamlı değişiklikler göstermemiştir. Gebe ve emziren kadınlarda, yeterli çalışmalar bulunmadığı için güvenilirlik henüz saptanmamıştır. Gebelik ve emzirme döneminde yalnızca hekimin kanaatince potansiyel yarar olası risklerden fazlaysa kullanılmalıdır. Çocuklarda kullanımı hakkında herhangi bir deneyim mevcut değildir. Makine ve motorlu araç kullanma aktivitelerinde özellikle tedavinin başlangıcında bozulma görülebilir.

Yan Etkileri:
Hipertansiyonlu hastalarda yapılan kontrollü klinik araştırmalarda en sık rastlanan yan etkiler postüral tipte (nadiren senkop ile birlikte görülen) veya non-spesifik reaksiyonlar olup, bunlar arasında baş dönmesi, baş ağrısı, yorgunluk/halsizlik, postürel göz kararması, vertigo ödem, asteni, uyku basması, bulantı ve rinit mevcuttur.

İlaç Etkileşimleri:
Plazmadaki doksazosinin %98′i proteine bağlıdır. Digoksin, fenitoin, varfarin veya indometazinin proteine bağlanışı üzerinde etkisi yoktur. Klinik deneylerde advers ilaç etkileşmesi olmadan tiazid diüretikler, furosemid, Beta-blokerler, non-steroid antienflamatuvarlar, antibiyotikler, oral hipoglisemikler, ürikozürik ajanlar veya antikoagülanlarla birlikte kullanılmıştır.

SAYFA 1 12345»