Ductus arteriosus, pulmonal arteri (akciğer arteri) ortaya bağlayan kan damarıdır. Normalde bu damar boğumdan hemen sonra kapanır. Kapanmadığı zaman kan pulmonal arterle aort arasında akar; bu duruma patent(açık) ductus arteriosus denilmektedir.

Prematüre doğan bebeklerde ductus kapanmaya zaman bulamamıştır. Zamanında doğan bir bebekte kapanmanın gerçekleşmemesi, konjenital bir oluşum anomalisidir.

Patent ductus arteriosus, kız bebeklerde, yüksek irtifada doğan çocuklarda ve gebeliğin ilk 3 ayı içinde kızamıkçık geçirmiş olan kadınların bebeklerinde daha sık ortaya çıkar.

Ductus darsa genellikle semptom görülmez. Geniş bir ductus ise kalp üfürümü, hipertansiyon (yüksek tansiyon) ve geç gelişim sorunlarına yol açacaktır.


Prematüre bebekte ductus genellikle birkaç hafta ya da aylık bir süre içinde kendiliğinden kapanır. Ductusu kapanmadan kalan zamanında ya da prematüre doğmuş bir bebekte genellikle birinci ve ikinci yaş arasında ameliyat gerekli olur.

Kronik Böbrek Hastalığı, böbreğin tamamen veya %80 fonksiyonunu kaybetmesi ve görevini yerine getirememesi demektir.

Türkiye’de birçok sayıda kronik böbrek hastası bulunduğu tahmin edilmektedir.

Bütün bu insanların, yaşamlarını devam ettirebilmesi için tedaviye ihtiyaçları vardır.

Şunu bilmeliyiz ki, böbrek hastalığı her insanda, her yaş döneminde oluşabilir.

Genelde hastalığın gelişmesi aşamalı olmaktadır. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Yapılan araştırmalar, sağlıklı bir cinsel ilişki için yeterli ereksiyonun sağlanamaması ya da sürdürülememesi olarak tanımlanan sertleşme sorunu görülme sıklığının, Türk erkeklerinde dünya ortalamasının üzerinde olduğunu açıklıyor. Sertleşme sorunu, dünyada 100 milyondan fazla erkeğin olduğu kadar eşlerinin de yaşam kalitelerini etkileyen ciddi bir tıbbi durum. Özellikle 40-70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısını etkileyen sertleşme sorunu, tam olarak üç seviyede ortaya çıkıyor. Bu sorunun kökeninde diyabet, damar sertliği ve yüksek kolesterol, nörolojik, ürolojik ve psikolojik problemler, omurilik yaralanmaları ve prostat cerrahisi yatıyor.

Sertleşme Sorunu Sıklığı ve Özelliklerinin Belirlenmesi Ön Raporu sonuçları, Türkiye’de 40 yaş üstü erkeklerin % 69′unda herhangi bir derecede sertleşme sorunu olduğunu gösteriyor. Aynı çalışmaya göre hiçbir şekilde sertleşme sağlayamayan erkeklerin oranı 40 yaşlarında % 0.4 iken, bu oran 50 yaşlarında % 3, 60 yaşlarında % 12 ve 70 yaş üstünde ise % 49 gibi değerlere ulaşıyor.Sertleşme sorununun diğer bazı ciddi hastalıklarla olan ilişkisi de araştırmaya dahil edildi. Buna göre diyabet, kalp hastalığı, hipertansiyon, Benign Prostat Hiperplazisi (BPH) ve prostat kanseri gibi hastalıklarda sertleşme sorunu görülme oranının arttığını gösteriyor. Diyabet hastalarında % 89.9 olarak belirlenen sertleşme sorunu görülme sıklığı kalp hastalarında % 85, hipertansiyonlularda % 88.7, BPH hastalarında % 94.8 ve prostat kanseri hastalarında % 100 gibi yüksek rakamlara ulaşıyor. Ayrıca diyabet, kalp hastalığı ve hipertansiyon için ilaç kullanan hastalarda da sertleşme sorunu görülme sıklığının arttığı tespit edildi.

Sertleşme sorunu sıklığı yaşla beraber artan bir durum. Ancak uzmanlar bu sorunun sebebinin yaşlılık olmadığını ve gençlerde de görülebildiğini belirtiyor. Kişinin kendisine verdiği değeri ve özgüveni üzerinde çok derin etkilerde bulunan ve kişisel ilişkilere zarar verebilen sertleşme sorunu, hayatın tüm yönlerini kapsayabilen bir anksiyete neden olabiliyor. Bu sebeple hemen hemen tüm sertleşme sorunu vakalarında psikolojik bir yön de bulunuyor. İletişimsizlik ya da yanlış anlamalar nedeniyle partnerlerin kendilerini reddedilmiş hissettikleri ya da istemediklerini düşündükleri durumlarla da sertleşme sorunu hastalarında sıkça karşılaşılıyor.

Tedavi

Tedavi edilebilir bir durum olan sertleşme sorununu yaşayan erkekler ve eşleri, genellikle tedavi arayışına nasıl gireceklerini bilmemekte ve utanç duygusu nedeniyle sorunu hekimleriyle birlikte değerlendirmekten kaçınmaktadır. Ancak yeni tedavi olanakları, bu problemler üzerinde olumlu etkilerde bulunuyor. Ağızdan alınan ilaçlardan elle çalışan vakum pompalarına, enjeksiyonlardan protezlere kadar birçok tedavi seçeneği var.

Hipertansiyon Nedir ?

Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.

Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg’dır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg (milimetre civa) üzerinde olan kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.

Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arasında farklılık gösterir. Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfingomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi) ortalaması alınarak belirlenmelidir.

Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.

Hipertansiyonun Yaygınlığı Nedir?

Sanayileşmiş ülkelerdeki yetişkin nüfusun %10-20 kadarında hipertansiyon bulunduğu hesaplanmaktadır. Sınırda hipertansiyon vakaları da katılırsa bu oran kuşkusuz daha yüksektir. Kişinin yaşı, cinsiyeti ve ırkı hipertansiyon sıklığı konusunda belirleyici faktörlerdir. Hipertansiyon siyah ırkta ve kadınlarda daha çok görülmektedir.

Kişi yaşının hipertansiyona olan katkısı öncelikle damarlarda yaşlanmaya eşlik eden anormalliklerdir. Bu durum özellikle de kanı kalpten damarlara taşıyan damarlardaki esneklik kaybı ile açıklanabilir. Ancak yaşla hipertansiyon arasındaki bu bağlantıya bazı ilkel toplumlarda hiç rastlanmamaktadır. Bu durumda etkili faktörün “uygarlaşma” ve bununla bağlantılı yaşam biçimi olduğu söylenebilir: örn. tuz kullanımı, aşırı beslenme, hareketsiz yaşam, stres, vs.

Hipertansiyon Riskleri

Hipertansiyon ciddi bir durumdur. Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde hipertansiyonun sonuçları öldürücü olabilir. Hipertansiyon kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine neden olabilir. Üstelik ateroskleroz ve bunun yol açabileceği iskemik kalp hastalığı (belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle oluşan geçici kansızlık sonucu dokuların hava alamaması) riskini önemli ölçüde arttırır. Buna ek olarak; hipertansiyonlu hastalar kanama ve beyindeki kan damarlarının trombozuna (pıhtıyla tıkanmasına) diğerlerinden daha kolay yakalanırlar. Hipertansiyon ayrıca koroner arter hastalığına da büyük katkıda bulunur ki, bu hastalık sanayileşmiş toplumlarda ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir. Bahsettiklerimizin hepsi tedavi edilmeyen hipertansiyonun sonuçları olup hipertansiyona bağlı morbidite (hastalık), mortalite (ölüm) büyük bir bölümünü oluşturur.

Hipotansiyon, Düşük tansiyon

tansiyon düşüklüğü
Büyük tansiyon, 11′den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir. tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir.

başdönmeleri
Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır: Kulak ağrısı. Araç tutmaları. Ani hava değişimi. Bazı göz hastalıkları. İlaç zehirlenmeleri. düşük veya yüksek tansiyon. Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları. Kansızlık ve kan hastalıkları. Mikrobik hastalıklar. Beyin hastalıkları. Sara ve bazı ruh hastalıkları. Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş; hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir.

kulak çınlaması
Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.

tansiyon
Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her kasılışında belirli miktardaki kanı atardamarlara pompalar. Bu sırada da, kan basıncı en yüksek seviyeye çıkar. Buna büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında geçen zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna da küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon arasındaki fark da nabız basıncını gösterir. tansiyon yaşa bünyeye ve tansiyon ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma göre farklılık gösterir. Yaşlandıkça tansiyon yükselmesi normaldir

 

SAYFA 5 «12345
Sağlık Estetik