Risk Altındaki Çocukların Teşhis Edilmesi

Aranacak belirtiler:

  • İçe kapanık/sessiz - başını aşağı eğer, göz temasından kaçınır, yenilgiye uğramış gibi görünme, toplumsal izolasyon (yalıtım, yalnızlık)

Ne yapmak gerekir: çocuğun sessiz kalma isteğine saygı gösterin; ona ulaşmak için bir yol bulmaya çalışın. Göz teması hakkındaki kültürel farklılığı dikkate alın. Ona başı aşağı eğikken onu duymanın zor olduğunu söyleyin; kendini yalıtan çocuğa karşılık vermesi için başka bir çocuktan yardım isteyin.

  • Aşırı sorumluluk sahibi/anababa gibi davranan – herkes hakkında kaygı duyar, başkalarının bakıcılığını üstlenmeye kalkar, kendi duygularını tartışmaz, ifade etmez, tam bir yüksek not alan başarılı öğrenci gibidir ve kırık notları hakkında kaygı duyar; (latchkey children).

Ne yapmak gerekir: çocuğa oyun oynaması için izin verin hatta onu oyun oynamaya teşvik edin; başkaları hakkındaki kaygı duyucu davranışlarını, onun böyle bir yeteneği olduğunu kabullenin ve ona onun için ne yapılabileceğini sorun; onun grup içindeki ve kendi duygularını teşhis edin.

  • Hiperaktif – hiçbir şeye odaklanamaz, sakin bir şekilde oturamaz; yüksek enerji ve hiperaktivite gösterir.

Ne yapmak gerekir: çocuk bulunduğu yeri, bir topluluk içindeyse o topluluğu terkedebilir; ona bir iş verin; çocukla bizzat ilgilenilebilir ve onunla birlikte bir iş yapılabilir.

  • Sinirli, gergin, heyecanlı – çabucak kızgınlık gösterir, başkalarının kendisi hakkındaki düşüncelerine karşı olağanüstü tetikte ve duyarlıdır, çabucak ağlayabilir.

Ne yapmak gerekir: çocuğun kızgın duygularını yansıtın, ona gösterin. Duyguları sözlerle ifade etmeyi ona gösterin. Başkalarının ona olan tepkilerinden duyduğu endişeye dikkat edin ve bu endişeyi olduğu gibi kabullenin. Bu duyguları bir topluluk içindeyseniz diğerlerine de yansıtın, bırakın ağlasın, sonra da konuşun, ona sorular sorun.

  • Dikkat çekme isteği – okuldaysa öğretmenin her sorduğu soruya el kaldırır. Başkalarının sözünü keser. Sürekli konuşur, hatta okulda tahtada adı en çok konuşanlar arasında geçer.

Ne yapmak gerekir: onun bu heyecanını kabullenin. Onu dinlemeye istekli olun. Bulunduğunuz yerde başka çocuklar da varsa, örneğin siz bir öğretmenseniz ve bir sınıfta bulunuyorsanız, başka çocukları da dinlemek istediğinizi söyleyin. Çocuk başkalarının sözünü kestiğinde onu durdurun. Çocuğun söylediklerinin önemini gördüğünüzü belirtin.

  • Tekdüze, donuk, durgun – hiçbir şey hakkında kaygı ya da endişe duymaz, hiçbir şeyle ilgilenmez. Sesi çok kısık çıkar.

Ne yapmak gerekir: siz canlı olun ama çok fazla heyecanlı gözükmeyin. Bir hayvanın sesini taklit ederek konuşmaya çalışın ve çocuktan da öyle yapmasını isteyin.

  • Kontrol dışı davranışlar – başkalarına çok az saygı duyar ya da hiç duymaz, başka insanların sınırlarına müdahalede bulunabilir. Çevredekilere bağırır, haşin davranır.

Ne yapmak gerekir: açık seçik kurallar koyun ve gerçekçi sınırlar belirleyin. Bu kurallar ve sınırları siz de tutarlı bir şekilde izleyin ve çocuğa saygı gösterin.

Oyuncaklarla dolu bir oda bebekler için bir gereksinim değildir. Bu demek değildir ki, yeni  doğan bebeğiniz oyuncağa gereksinim duymaz. Boş bir beşiğe oturtulan bebek sıkıntı duyacaktır. önemli olan yeni doğmuş bebeğin kısıtlı oranda fiziksel aktivitede bulunabileceği oyuncakları seçmektir.

“Oyuncak” sözcüğü, ifade ettiği fiziksel yeterliğe henüz ulaşmamış olan yeni doğmuş bebek için bir anlam ifade etmez. Yeni doğmuş bir bebek çıngırak sallayamaz, oyuncak ayısını okşayamaz ya da beşiğinin yanı bındaki oyuncak telefonunun kadranını çeviremez.

Her ne kadar yeni doğmuş bir bebeğin fiziksel yetileri kısıtlı ise de, yine de yeni doğmuş bir bebek görebilir, işitebilir, dokunabilir ve tad alabilir. Oyuncak seçerken, bu duyuları harekete geçirebilecek bir oyuncak almaya özen gösterilmelidir. Her ne kadar, yeni doğmuş bir bebek bir çıngırağı sallayamaz ise de salladığınız zaman işiteceği seslerden hoşnut

olabilir. Ayrıca, yatağının başucundaki renkli bir oyuncağın rengi ve oyuncak bir ayının, bebeğin yanaklarına teması da bebeğe hoş bir duygu verebilir.

Anne babalar ya da titiz anne babalar çocuklarına ne tür oyuncaklar almalıdırlar.

Yeni doğmuş bebeğiniz zamanının çoğunu beşiğinde ya da yatağında geçirdiği için, bu ortamı mümkün olduğunca ilginç ve hoş bir konuma getirmelisiniz. Parlak sert renkler yerine belli şekiller bebekler için daha enteresan olmaktadır. Unutmayınız ki üzerinde belli şekiller olan yastıklar ya da hayvan resmi vs. olan eşyalar bebeğiniz için çok ilgi çekicidir. Sade renkli bir bebek yatağını hayvan resimleri, renkli balonlar ve geometrik şekillerle süslemek her zaman çok yararlı olacaktır.

Çoğu anne babalar, beşiğin ya da yatağın üzerinde sallanan bir oyuncak tutarlar. Bunlar çeşitli şekillerde olabilir. Böyle bir şey seçerken bebeğin görüş açısını dikkate almalısınız. Bazı asılı oyuncakların bulunduğu seviye anne ve babaların görüşüne göre hoş dururken, bebeğin görüş mesafesinin dışına taşmış olabilirler. En kullanışlı hareketli oyuncaklar, bebeğin hareketli nesneyi tam ve kolayca görebildiği oyuncaklardır. Bazı asılı oyuncaklar, siz ninni söylerken bir düğmeye basmak suretiyle hareketlendirilebilir. Çok önemlidir: Güvenlik açısından, hareketli bir oyuncak bebeğin ulaşamayacağı bir mesafede olmalıdır.

Bebekler müzik dinlemekten hoşlanırlar. Yeni doğmuş bebeğiniz bir müzik kutusunun sesini duymaktan çok hoşlanacaktır. Kimi zaman radyodaki yumuşak bir müzik bile bebeğinizin çok hoşuna gidecektir.

Bazı anne babalar, bebeklerinin yatağına içi doldurulmuş oyuncaklar ve oyuncak hayvanlar koyarlar. Bebeğinizin bu oyuncakları kavrayıp oynamasına izin vermelisiniz. Yine enteresan desenli bir oyuncak, sade bir oyuncağa nazaran daha çekici olacaktır. Eğer bebeğinizin yatağına içi doldurulmuş oyuncaklar koyarsanız, bebeğinizin bunlara dokunmasından çekinmeyin.

Bebeğin yatağına ya da iskemlesine hatta otomobil içine asılabilen çeşitli oyuncaklar vardır. Bu tip oyuncaklar genellikle ilginç şekillerde ve çekici renklerde imal edilmiştir. Yeni doğmuş bir bebek bunlara ulaşamaz ama bunları seyretmekten büyük bir haz duyar. Oyuncakçı dükkanına ilk girdiklerinde oyuncak seçmek anne ve babalar için çok zordur. Binlerce çeşit oyuncak arasından seçim yapmakta güçlük çekerler. Büyük oyuncak firmaları, oyuncakların etiketlerine hangi yaştaki çocuklar için uygun olduğunu yazarlar.

Eğer böyle bir firmanın oyuncaklarını seçmişseniz, yaş sınıflandırmasına güvenebilirsiniz. Bununla beraber, bebeğiniz için güvenli olup olmadığını ve bebeğinizin boğulmasına neden olup olmayacağını kontrol etmelisiniz.


Türkçesi “Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak ifade edilen AIDS i, çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olarak nitelendirebiliriz. AIDS hastalığının etkeni bir virüs olup kısaca HIV olarak adlandırılmaktadır. Bu virüsün 2 tipi vardır; HIV - 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV - 2 ise daha nadir olarak görülür, ancak batı Afrika da sık rastlandığı bildirilmiştir
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

->Tüm dünyada çocukların yüzde 95inin 3-5 yaşları arasında bir kereden fazla rotavirüs ile karşılaştıkları, hastalıktan korunmak için “rotavirüs aşısı” korunmamın mümkün olduğu ifade edildi. Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Pınar Işık Ağras, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ishalin çocukluk çağında sık görülen ve zamanında müdahale edilmediğinde ölümle sonuçlanabilen ciddi bir hastalık olduğunu söyledi. Dünyada ve Türkiye�de çok sayıda çocuğun, ishal nedeni hastaneye yatırıldığını belirten Ağras, farklı mikroorganizmaların ishale yol açtığını, rotavirüsün de ishale neden olan virüslerden biri olduğunu ve son derece yaygın görüldüğünü kaydetti. Dünya genelinde çocukların yüzde 95inin 3-5 yaşları arasında bir kereden fazla rotavirüs ile karşılaştığını ifade eden Ağras, “Özellikle şiddetli sıvı kayına yol açan ishalin en sık nedeni rotavirüstür” dedi. Virüs son derece bulaşıdır!“Dünya genelinde her yıl tahminen 611 bin çocuğun rotavirüs hastalığı nedeni ile yaşamını yitiriyor” diyen Ağras, “rotavirüsün 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yüzde 5inden, hastaneye yatışların ise yüzde 22-60ından sorumlu olduğunu” söyledi. Rotavirüsün son derece bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Ağras, “Oral-fekal yol dediğimiz, dışkı ile atılan virüsün bir şekilde bulaştığı obje veya gıdaların ağızdan alınması ile bulaşır” dedi. “Rotavirüsün, bol miktarda ve sulu ishal, kusma, ateş, karın ağrısı şeklinde belirti verdiğini” anlatan Ağras, dışkı sayısının günde 20ye kadar çıkabildiğini ve 9-10 güne kadar uzayan bir seyir gösterdiğini belirtti. Ağras, özellikle kusma nedeni ile ağızdan sıvı alımı bozulan küçükçocukların, çok kısa süre içerisinde ağır sıvı kaybı nedeni ile kötüleşebildiği uyarısında bulundu. Sıvı kaybı önlenmeli Tedavide kaybedilen sıvının yerine konulmasının ve sıvı kaybının
önlenmeye çalışılmasının çok önemli olduğunu ifade eden Ağras, şunları kaydetti: “Hastalığın seyrini tamamlayarak düzelmesi beklenir. Virüse yönelik özel bir tedavi yoktur. Bunun için ağızdan sıvı alamayan çocukların hastaneye yatırılması gerekebilir. Seyri uzayan vakalarda, uzun süre beslenememe, sıvı kaybetme, hastaneye yatma, yeni enfeksiyonlara açık hale gelme gibi hastaya, ailelere ve sağlık kuruluşlarına çeşitli yükleri getiren bir tabloya neden olur.” Tüm ishallere mikroplar neden olduğu için temizliğe dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Ağras, el yıkamaya özen gösterilmesi, temiz su tüketilmesi ve besinlerin iyice yıkanması gerektiğini söyledi. Ağras, sık görülen, ağır sıvı kaybına neden olan ve destekleyici tedavi dışında tedavisi olmayan rotavirüsten korunabilmek için, son zamanlarda geliştirilmiş olan aşının uygulanabileceğini belirtti.
Yapılan çalışmalarda rotavirüs aşısı uygulanan çocuklarda rotavirüse bağlı ağır ishallerin yüzde 75-85 oranında daha az görüldüğünün tespit edildiğini ifade eden Ağras, rotavirüs aşısının ağız yolu ile verildiğini, aşının etkili olabilmesi ve riskin en yüksek olduğu dönemde çocuğu koruyabilmesi için doğumu takiben 6-14 haftalık dönemde uygulanmaya başlanması gerektiğini kaydetti. Doç. Dr. Pınar Ağras, aşılamanın, kullanılan aşının tipine bağlı olarak 2 veya 3 doz olarak yapıldığını söyledi.

Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Bölümü�nden Psikolog Şeyda Özdalga, böyle bir durumun alışkanlık haline gelmesini engellemek için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
Bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim olarak 3-4 yaşı kapsayan iki yıllık yelpazedeki farklılıklarla birlikte bu yaş çocukları büyük ölçüde ben merkezcidir. Genelde neşeli olduğu yaşlardan daha bağımsız, inatçı ve kendi isteği ile hareket etme değişimi gözlenir. Aile içinde geçerli olan kuralları, yavaş yavaş paylaşmayı, isteklerinin yerine getirilmesi için sabırlı olmayı öğrenmeye de başlar. Yaşıtlarını veya yetişkinleri taklit eder.
Çevresi ile sözlü iletişim kurabilmesi, yaşıtlarıyla kısa süreli de olsa oynayabilecek şekildeki birlikteliği onun sosyalleşme yolundaki ilk gerçek deneyimleridir. Gördüğü her şeyi taklit eder Genellikle talepler nedeniyle çocuklar arasında çatışmalar çıkar. Bu çatışmalarda arkadaşlarına kabadayılık taslar. Dili kullanması, çevresi tarafından sunulan dil ortamı ile ilişkili olarak gelişir. Kullanılan dilin kalitesi, çocukla konuşma sıklığı, emir cümleleri değil, sıfatlar, zamirler gibi tanımlayıcı sözcüklerin kullanılması dil gelişimi için önemlidir. Yetişkinlerden duyduğu, gördüğü iyi-kötü her şeyi taklit eder. Yakın geçmişteki olayları, deneyimleri, olup bitenler arasında ilişki kurarak anlatır. Özellikle sevdiği insanlara karşı çelişkili duygular içindedir. Bu nedenle zaman zaman kızgın ve saldırgan olabilir. Toplum içinde bazen olumlu bazen olumsuz davranır. Bu yaşlardaki çocuklar, yetişkinin isteklerini mantıklı olarak açıklamasını ister, kendi davranışlarını, yetişkinleri çekinmeden eleştirir, zaman zaman küfür sayılabilecek kelimeleri kullandığı, yetişkine karşı çıktığı gözlenebilir. Kızarak tepki vermeyin Öfke ve düşmanlık dolu sözlerle model olmayıp, örnek olun.
Çevreden kötü söz duymasını engelleyin.
Söylenen sözün anlamını ona açıklayın.
Bu kelimeleri duymaktan dolayı rahatsız olduğunuzu dile getirin.
Duygularını başka türlü ifade etmesini sağlayın.
Dikkat çekmek amacını taşıyorsa görmezden gelin.
Şaşkınlıkla, kızarak ya da gülerek tepki vermeyin.
Başka aktivitelere yönlendirin.
Zaman ayırarak, onunla olumlu ilişki kurun. Neden kötü söz söylerler?Çocuklar çevrelerine söyledikleri kötü sözleri, kızmak, engellenmek, öfkeyi ifade etmenin yanı sıra tepkileri takip ederek dikkat çekme, yetişkin sayılma, yetişkinleri taklit etme, kendini özgür hissetme ve tepki gösterme aracı olarak da kullanır. Nereden öğrenir? Ailesi tarafından sunulan dil ortamı model olmaktadır. Ayrıca kötü kelimeler kullanan çocuğun aile tarafından desteklenmesi, şirinlik olarak görülüp kabul edilmesi de bunun devamını sağlar. Oyun çevresinden, arkadaşlarından, TV�den, şarkı sözlerinden de öğrenebilir

Günümüzde yüze genç ve dinamik bir görünüm kazandırmak için pek çok yöntem uygulanıyor. Bunlar birleştirildiğinde daha kalıcı, az riskli ve az komplikasyonlu sonuçlara ulaşılabiliyor

Estetik bakış / DR. SERDAR EREN

Yüz germe ameliyatı denilince hemen aklımıza tüm yüz derisinin, deri altı yapılarından ayrılıp bütün kırışıklıkları giderecek şekilde gerilmesi gelebilir. Ama yüzdeki kırışıklıkların hepsini sadece deriyi gererek ortadan kaldırmaya çalışmak mimiksiz bir ifade ortaya çıkarır, bu da yüze bir maske görünümü verebilir. Oysa alın, göz ve dudak etrafındakı kırışıklıklar ilave metotlarla ayrıca tedavi edilebilir.
Yüz germe ameliyatında derinlik olarak üç tabakada işlem yapılabilir: En üstteki tabaka deridir ve sadece bunun tek başına fazla gerilmesi ile “rüzgara karşı yürüyen bir insanın yüz görünümü” ortaya çıkabilir.
Önemli olan ikinci tabaka, yani yüze uyum ve istikrar sağlayan, SMAS denilen tabakadır. Bu tabakayla birlikte boyun ve alın adalelerinin ayrı olarak gerilmesi, daha doğrusu sarkmış durumdaki yerlerinden eski pozisyonlarına getirilmesi, yüze eski doğallığını ve dinamizmini kazandırır.
Üçüncü tabaka ise periost denilen, kemik üzerindeki tabakadır. Bu tabakanın lifting’i genellikle endoskopi tekniği ile yapılır. Bazı otoriteler bu metodu uygulayarak yüzü gençleştirmenin yanında yüzde aşikar ifade değişikliklerinin meydana gelmesine sebep olmuşlardır. Bu değişiklik ihtimali ameliyattan önce hastayla mutlaka konuşulmalıdır.

Yüz gerdirmede neler uygulanıyor?
Face styling: Face lifting ile bütün yüz kırışıklıklarını gidermek mümkün değildir, dolayısıyla başka ilave yöntemlerle kombine etmek gerekir. Ekzodermpeeling, laserpeeling, dermabrazyon, yağ veya diğer dolgu maddeleri ile doldurma işlemleri gibi. Dünyada bazı plastik cerrahlar son zamanlarda popüler olan bu kombinasyon yöntemini “Face styling” olarak adlandırıyor.

Midface-lifting: Klasik face lifting’de genellikle yüzün sarkmış olan orta bölümünü etkin bir şekilde germek mümkün değildir. Yüzün orta kısmının sarktığı durumlarda “midface-lifting” denilen orta yüz germe yöntemiyle bu kısımlar, alt göz kapağının kenarından yapılan kesiyle tamamen kemik üzerinden sıyrılıp yukarı asılır. Deri ve onun altındaki SMAS tabakasının çekilmesiyle yüzün sadece üçte ikilik alt kısmı gerilir. Alın ve göz bölgeleri için ayrı bir işlem yapmak gerekir.

Alın germe: Kaşların devamlı kaldırılması ile alında ortaya çıkan yatay çizgilenmeler, yüzün kırışık olmayan diğer kısımlarıyla tezat yaratabilir. Ayrıca devamlı kaş çatmadan veya güneşten gözü koruma refleksinden dolayı kaşlar arasında ortaya çıkan dikey derin çizgiler de yüze sert bir ifade verebilir. Günümüzde botoks enjeksiyonları ile bu kırışıklıklar sadece geçici olarak ortadan kaldırılabilmektedir. Devamlılık ise sadece alın germe ameliyatı ile sağlanabilir. Klasik olarak alın saç sınırından 3-4 cm. kadar içeriden, bir şakaktan öbür şakağa kadar uzanan bir kesiyle alın derisi alın adalesiyle birlikte alın kemiğinden sıyrılır, fazla aktif olan alın ve kaş çatma adaleleri kısmi olarak zayıflatılır veya kesilerek pasif hale getirilir. Aşağıya sarkmış kaşlar eski pozisyonlarına getirilir ve saçlı deriden 1-2 santimlik bir şerit çıkarılarak alın gerilir.

Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma: Bilhassa gençlerde, alınları fazla gevşememiş, çok fazla deri çıkarılması gerekmeyen hastalarda 3-5 mini kesi ile bütün alın derisini mobilize etmek ve endoskopik kamera yardımıyla görerek kaş arası adalelerini zayıflatmak ve kaşları normal pozisyonlarına getirmek mümkündür. Endoskopik alın germenin kalıcılık süresi klasik alın germe ameliyatının kalıcılığı kadar uzun değildir.

Kaş kaldırma: Alın germe gibi büyük ameliyat işlemi arzu etmeyen hastalarda ve bilhassa erkeklerde, kaşın üst sinirinden yapılan kesiyle elips şeklinde deri çıkartılması ve bu şekilde kaşların normal pozisyonlarına getirilmesidir. Ayrıca kaş ve şakak arasında deri altından tünel açılarak mini kesilerle kaşı asmak da çok sıklıkla uygulanan bir tekniktir.

Şakak liftingi: Genellikle tek bir ameliyat olarak genç hastalarda uygulanan bir metottur. Çökmeye başlamış yanak bölgesinin yukarıya kaldırılması ve göz etrafındaki kırışıklıkların hafifletilmesi sağlanır.

Mini-lifting: 40 yaş civarındaki, boyun sarkıklığından ziyade yanağın sarktığı durumlarda uygulanan, fazla kesi gerektirmeyen, genellikle sadece derinin gerdirildiği bir yöntemdir. Birçok cerrah tarafından da “Model-lifting” diye adlandırılır. Kalıcılığı çok uzun süreli değildir.

Midi-lifting: Mini-lifting’e ilave olarak derin tabakaların da gerildiği bir metottur. İşkadınlarının ve erkeklerin çok rağbet ettiği bir yöntem olmaya başlamıştır. İyileşme sürecinin kısalığı ve kalıcılığının mini-lifting’e nazaran daha uzun olması avantajlarıdır. Boyun gerilmesinin gerekmediği durumlarda kısa kesilerle uygulanması mümkündür.