Birçok durumda kaba ve ince motor kontrol gelişimi düzgün olarak işler. Yine de bazen bir çocuk yaşıtlarının gerisine düşer. Örneğin çocukların çoğu 12 ile 15 aylıkken yürür. Ancak 20 aylık olduğu halde yürümeyen çocuğa ne demeli? Bir terslik mi var?
Hem ince (el becerilerinde kullanılan kaslar), hem de kaba (yürümek, sıçramak ve atlamak için kullanılan daha büyük kaslar) motor fonksiyonunda çeşitli gecikmiş gelişme tipleri vardır.
Bazı ince motor fonksiyonsuzluk tipleri, bir okul öncesi çocuğun çizgi çizmesini veya resim yapmasını güçleştirir, ya da ayakkabılarını bağlamayı öğrenmesini geciktirir. Bu çocuklardan bazıları yan göz koordinasyonunda zayıflıklar gösterir. İnce motor fonksiyonsuzluğu olan bazı çocuklar bir boyalı kalemi doğru bir şekilde tutamazlar. İnce motor becerilerindeki sorunlarından dolayı bu çocuklar okula gittiklerinde sık sık güçlük çekerler.
Atlama ya da sıçramada yeteneksizlik gibi gecikmiş kaba motor becerileri olan ya da hantal çocuklar çoğu kez utangaç ve içine kapanık olurlar. Bunlar atletizm takımına daima en son seçilen çocuklardır. Sonuç olarak çoğu zaman zayıf bir görünüm geliştirirler.
Gecikmiş psikomotor gelişiminin nedeni aileden gelmekle birlikte genellikle meçhuldür.
Çocuğunuzun psikomotor gelişmesinde bir gecikmeden şüpheleniyorsanız, sorunlarınızı doktorunuza iletin. Bir sorun olup olmadığını saptayabilen testler vardır.
Motor becerilerinde bir gecikme varsa, çocuğunuzun kendine saygısında önemli bir kaybı olur. Ebeveyn olarak onun gelişimini sabırla izleyerek ve anlayarak çocuğunuzun kendine saygı duygusunu korumanıza gerek vardır. Eğer sabırsızsanız, eninde sonunda “yetişse” bile çocuğunuzun kendine güveni zarar görür.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Pediatrik Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier, yaz mevsiminde çocuklar için hangi hastalıkların riskli olduğunu açıkladı:

SİNEK-BÖCEK SOKMALARI 
Sinek-böcek sokmaları kaşıntıya ve iltihaplı yaraya neden olabilir. Geceleri koruyucu tül perdeli yatak kullanın. Bebeklerde ciltten emilim çok olduğu için cilde fazla kimyasal sinek kovucu sürmek doğru değildir. Yaz akşamlarında uzun kollu, ince, pamuklu giysilerle sineğin sokacağı alanı azaltmak gerekir. Lokal kaşıntı önleyici krem, merhem ve losyonlar kullanılabilir.

YAZ İSHALLERİ 
Virüs, bakteri, parazit veya toksinlere bağlı olabilir. Havuz veya deniz suyunun yutulması hem mikrobik, hem de havuz suyundaki klora bağlı ishal yapabilir. Çocuğunuza yemekten önce, tuvalete gittikten sonra el yıkamayı ve de kirli gıda veya objeleri ağzına sokmamayı öğreterek; ishali önleyebilirsiniz. Ayrıca bolca sıvı almalıdır.

KULAK ENFEKSİYONLARI 
Kulağa dışarıdan giren mantar, bakteri, virüs gibi mikroplar; önce kaşıntı, ardından da iltihaplı ve pis kokulu akıntılara neden olabilir. Pis kokulu, beyaz, sarı, yeşil akıntı olursa; doktora gidin ve ilaç tedavisine başlayın. MANTAR Islak mayo mantara zemin hazırlar. Genel kullanıma açık, yeterince temizlenmeyen havuz kenarı, banyo, tuvalet gibi ortamlardan; hastaların kullandığı terlik ve havlu gibi eşyaları kullanmakla bulaşabilir. Kaşıntılı, bazen kızarık, bazen beyaz kabuklu görünümdedir. Mutlaka doktor kontrolünde bir mantar ilacı kullanılmalıdır.

SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU 
Damlacık enfeksiyonu olarak nefes yoluyla vücuda giren mikroplar, boğaz enfeksiyonu yapabilir. Ateş, kırgınlık, halsizlik, boğaz ağrısı ile başlar. Çok daha ağır tablolara dönüşebilir. Ayrıca suya dalma; boğazdaki potansiyel hastalık mikroplarının daha derinlere taşınmasına ve sinüzit oluşmasına yol açabilir. SARILIK Hepatit A denilen bulaşıcı sarılık; özel bir virüsün bulaşmasıyla olur. Kirli su, gıda, kirli el en önemli bulaşma araçlarıdır. Basit bir enfeksiyon gibi halsizlik ve ateş şikayetleriyle başlar. Buna kusma ve karın ağrısı eklenebilir. İdrar renginde ve göz akında sararma olur. Bulaşıcıdır, iyileşmesi uzun zaman alır. Aşı ile korunmak gerekir.

GÜNEŞ ÇARPMASI 
Çocuk uzun süre etkili güneş altında kalırsa, oyuna dalıp kaybettiği suyu yerine koyamazsa; bir süre sonra ateş ve halsizlik gibi belirtiler başlar. Su kaybının şiddetine göre şoka kadar varan tablolar oluşabilir. Güneş çarpması; sık sık su, meyve suyu, ayran gibi elementleri de içeren sıvı verilmesi, çocuğun öğlen güneşinde oyuna bırakılmaması, diğer zamanlarda da gözetim altında güneşte kalması sağlanarak önlenebilir. Ortaya çıktığında değişik içerikli sıvılardan bol bol verilmeli, çocuk alamıyorsa veya kusuyorsa; onu sağlık kurumuna götürüp, damardan sıvı verilmelidir.

GÜNEŞ YANIĞI 

Güneş ışınları 45 dereceden daha dik iken güneşlenmemek gerekir. Suyun içindeyken de güneş yakar. Bu nedenle çocuklarda, 30 faktör civarındaki koruyucu güneş kremleri kullanılması uygundur. Kremler güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli.

Özellikle kız çocuklarda çok sık rastlanan yaz hastalıklarından biri de; idrar yolu enfeksiyonlarıdır. Islak mayo ile bekleme, temiz olmayan suya girme veya su kenarında yerlere oturarak oynama; mikropların girişini kolaylaştırır. İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, karın ağrısı, ateş ve kusma gibi belirtilerle ortaya çıkar. Erken tanı, ileride oluşabilecek daha ciddi rahatsızlıkları önler.

Eller

Üst ekstremitelerin bir kısmının ya da tamamının doğumdan (konjenital olarak) eksik olması, alt ekstremitelerin kısmen eksik olmasından daha yaygın bir sorundur. Doğan bir çocuğun yalnızca bir parmağının bir kısmı eksik olabileceği gibi tüm bir kolu da gelişmemiş olabilir.

Tek elli olarak doğan bir bebek olabildiğince çabuk özel bir uzmanlık biriminde kontrolden geçirilmelidir. Bebek oturabilmeye başladıktan sonra uygun bir protez takılmak suretiyle çocuğun, iki eli varmış gibi yaşamasına olanak sağlanabilir. Protez takılmasında gecikilirse çocuk yeniden değiştirilmesi olanaksız olan tek elle yaşama modeli geliştirecektir.


 

Tıp terminolojisinde “polidaktili” olarak anılan olgu, çoğunlukla elde fazladan bir küçük parmak ya da başparmak varlığı şeklinde orta-ya çıkan çok parmaklılık durumudur. Bu kusur siyahi bebeklerde daha yaygın görülmektedir. Genellikle altıncı parmak deri ve yumuşak dokudan oluşur ve kolayca kesilir atılabilir. Ancak, fazla parmak kemik ya da kıkırdak içeriyorsa, komşu yapılar üzerinde bir ameliyat gerekli olabilir ki bu işlemin bebek birkaç aylık olduktan sonra gerçekleştirilmesi uygun olur.

El parmaklarında görülen “sindaktili”, yani parmakların birbirine yapışık olması durumun-da en iyi çözüm, ayak parmaklarındaki sindaktiliden farklı olarak cerrahi müdahaledir. El parmaklarındaki kemikler çeşitli uzunluklarda olduğundan, birleşmiş durumdaki parmakların eklemleri aynı hizada bulunmazlar ve bu nedenle parmakların kullanılması daha güç olur. Ameliyat yapılmazsa çocuk parmaklarını hiçbir zaman rahatça kullanmayı başaramayacaktır.

“Kumptodaktili”, bir ya da daha çok parma-gın kalıcı ve giderilemez şekilde fieksiyon (içeri bükülme) durumunda bulunmasıdır. Bu olgu genellikle doğuştan gelir ve en yaygın olarak küçük parmağı etkiler.

“Yumru el” olarak anılan kusur, radyusun (ön kolun, başparmak tarafında bulunan kemi-ği) ya da ulnanın (ön kolun karşı tarafında bulunan kemiklerden uzun olanı; dirsek kemiği) bulunmaması durumudur ve seyrek olarak görülür. Bu kusurun tedavisine, bebeklik döneminde yumuşak dokuların gerdirilmesi yoluyla başlanır. Sonra kemiğin yerine yerleştirilmesi için ameliyat gerekli olur. Ancak, yeni konumun korunması bir sorunu olarak ortaya çıkar. Çocukluk dönemi boyunca çok sayıda ameliyat yapılması gerekebilir.

Bu kusur daha yüksek bir kalp hastalığı ve kalp sorunları ensidansı (görülme oranı) ile ilişkilidir.


Ayaklar

Yeni doğan bebeğin ayakları, daha ileri yaştaki çocuklara oranla daha uzun ve daha ince olup, bilek ve ayak eklemleri de son derece esnektir. Ayaklar genellikle anormal biçimli gibi görünebilse de bu ufak sorunlar zamanla kendiliğinden ortadan kalkacağı için pek endişelenmeye gerek yoktur.

Ayak ya da bacağın “içe” ya da “dışa dönük” olması yaygın olarak karşılaşılan sorunlardır. Özellikle bebek yüzükoyun uyurken durum daha da belirginleşir. Bunlar genellikle konumla veya duruşla bağıntılı şekil bozuklukları (deformiteler) olup yaş ilerledikçe kendiliğin-den kaybolurlar. Tedavi gerektirmeleri nadiren söz konusu olur.

Ayak parmaklarında sindaktiii (ördek parmaklılık) genellikle yalnızca kozmetik bir sorun olarak kalır. Ameliyattan kalacak yara izleri ve kasılmış bölgeler, yapışık parmaklardan daha belirgin olarak göze çarpacaktır. sindaktilisinden farklı olarak, yapışık ayak parmakları genellikle işlevlerini normal olarak görürler.

Her 1000 doğumdan birinde görülen “yumru ayak” olgusu, ayağın olağan biçim ya da konuma


sahip bulunmadığı birçok konjential anomaliyi anlatan bir terimdir. Vakaların yaklaşık yüzde 95′inde ön ayak aşağıya ve içe doğru bükülmüş, taban kavsi (arcus plantaris) yükselmiş ve topuk içe dönmüş durumdadır. Bu, genellikle kendiliğinden düzelmeyen, hatta ısrarlı germe egzersizlerinin bile çözüm sağlamaya yetmediği bir kusurdur.

Erken tedavi elzemdir ve doğumdan sonra zaman kaybetmeden başlatılmalıdır. Ayaklar el ile normal konumlarına getirilerek sonra kalıp veya yapışkan bantlarla o durumda tutulur. Bu işlemler tedavinin ilk 2 haftası boyunca birkaç günde bir, sonra da 1 ile 2 haftalık aralıklarla yinelenir. Bu yöntem başarılı sonuç verirse da-ha sonra ortopedik düzeltici ayakkabılar yardımıyla bu konum korunabilir. Şayet bu yön-temle sorun çözülemezse, genellikle bebek 2-3 aylık olduğunda bir ameliyat yapılması gereke-bilir.

Düzeltilmiş bir yumru ayağın pozisyonu her ne kadar nispeten normal görünse de ayak hiçbir zaman tümüyle normal hatlara sahip olamayacak ve kusurun bulunduğu bacağın baldır kısmı, normal bacağın baldırından daha ince kalacaktır.

Yumru ayak problemi ile doğan çocuklar için tüm çocukluk dönemini kapsayacak bir ortopedik bakım gereklidir.

“Ayakta fazla parmaklılık”, uygun ayakkabı bulmayı güçleştirebilecek bir sorun olup genellikle cerrahi müdahale ile düzeltilebilmektedir. Ancak, yapılar kolayca ameliyat edilebilecek kadar olgunlaşmadan ameliyat uygulanmamalı, bununla birlikte ameliyat, çocuğun yürüme-ye ve ayakkabı giymeye başlamasından son-raya da kalmamalıdır.

Bebek yaşama annesinden kendisine uzanan göbek kordonuyla bağlıdır. Rahim içerisindeki 9 ay boyunca bebek gıdasını bu kordon içindeki kan damarlarından alır. Bununla beraber, bu kordon, artık gerek duyulmadığı için ayrılır.
Geriye kalan, yaklaşık 2.5 cm. boyunda, bebeğin vücuduna çok yakın bir parçadır. Bu kordon zamanla kurur ve gövdeden ayrılır. Geriye kalan bölge ince bir tabaka deri ile kaplanır, bağ dokusu oluşur ve çoğu bebeklerde, bu kordon doğumdan 12 ila 15 gün sonra tamamıyla düşer.
Çoğu zaman göbeğin bakımı oldukça kolaydır. iyileşmeyi geciktirebileceği için çoğu doktorlar, bu bölgenin kapatılmamasını tavsiye ederler. Göbek kordonu kuru tutulmalıdır. Bebeğin bezini değiştirirken, bezin göbek üzerine gelecek şekilde kapatılmamasına dikkat edilmelidir. Bu şekilde göbek kuru tutulabilir.
Bazı doktorlar, göbek kordonu tamamıyla düşene kadar banyo yapılmamasını ve vücudun süngerle temizlenmesini önerirler. Kimi doktorlar da, göbek çevresini steril bir pamukla temiz tuttuğunuz sürece bebeğinize banyo yaptırmanızda bir sakınca olmadığını söylemektedirler.
Bu talimatlara ilave olarak, doktorunuz bu bölgeyi alkole batırılmış bir pamukla günde birkaç kez temizlemenizi de tavsiye edebilir. Göbeği temizlerken, göbek kordonu çıkıntısını incitmeden tutarak göbeğin etrafından çıkıntıya doğru temizleyiniz. Bu şekilde, hem bu bölge temiz tutulmuş olacak, hem de enfeksiyon tehlikesi ortadan kaldırılmış olacaktır.
Kordon tamamıyla iyileşene kadar (nadiren de olsa), enfeksiyon tehlikesi vardır. Bunun nedeni bu açıklıktan vücuda mikrop girmesinin kolay olmasındandır. Eğer bebeğinizin göbek bölgesinde bir kızarıklık ya da herhangi bir akıntı görürseniz doktorunuzu aramalısınız. Eğer bu bölge mikrop kapmış ise tıbbi tedavi ve belki de hastaneye yatmak gerekebilir.
Bazı bebeklerde bu bölgede, göbek granülasyonu (granülom) olarak adlandırılan yumruar oluşur. Eğer bebeğinizde granülom yumrusu oluşmuş ise iyileşme süreci gecikebilir. Böyle bir oluşum varsa, göbek kordonu bölgesi açık kırmızı ya da pembe bir renk alacak,nemli bir görünüm kazanacak ve bu bölgede kötü kokulu bir akıntı oluşacaktır.
Başlangıç olarak doktorunuz bu bölgeyi günde birkaç defa alkolle temizlemenizi önerebilir. Eğer granülom inatçı ise doktorunuz
göbek kordonunu dağlama ya da gümüş nitrat ile temizleme yoluna gidebilir.
Bebeğinizin göbeğinde herhangi bir kanama olduğunda doktorunuza haber veriniz.

Soğuk ısırığı vücut dokularının donmasıyla oluşan bir rahatsızlıktır. En sık donan bölgeler eller, ayaklar, kulaklar ve özellikle burun uçlarıdır. Eller ve ayaklar vücudun uç noktalarıdır ve özellikle soğuktan dolayı dolaşım kısıtlandığında bu bölgelere giden kan miktarı iyice azalır. Kulaklar ise ince oldukları için fazla bir dolaşıma sahip değildirler burun ise genelde soğuktan iyi korunmaz. Vücudun ana bölgelerindeki ısıyı korumak için diğer bölgelere olan dolaşım neredeyse durma derecesinde kısıtlanabilir. Soğuk ayrıca damarları çevreleyen ve plazmanın damarın dışına çıkmasını önleyen endothelial hücrelere de zarar verir. Plazmanın kayıbı ise kanın damarın içinde pıhtılaşmasına ve dolaşımı daha da yavaşlatmasına neden olur. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Saç bakımı günümüzde başlı başına bir uzmanlık alanı ve iş alanı haline gelmiş olsa da kendi çabanızla yapabileceğiniz bazı şeyler var. İşte bunlardan bazıları…Kuru saçlar

Kuru saçların neme ihtiyacı vardır, bu nedenle etkili bir saç kremi her şampuanın kesinlikle olmazsa olmazı. Saçınızın kökleri dışında her yanına boydan boya uygulayın. Yaklaşık üç dakika bekleyin, ardından kayganlığı gidinceye dek durulayın.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN »

Kışın yıpranan, sönen, pırıltısını kaybeden saçları artık güneşin kurutucu, havuz ve denizlerin yıpratıcı etkisi bekliyor. Bu yüzden şimdi bakım zamanı…

Güneşin gittikçe daha etkili hale gelmesiyle içimiz neşeyle dolarken kadınlar da açılmaya başladı ama birçok sorunla birlikte: Selülit, yağlar, varisler, lekeler, tüyler, istenmeyen bir sürü şey… Herkes bir formülün, bir kremin, bir ustanın peşinde. Bu arada saçlarımız da berelerin, şapkaların altından çıkıyor.
Kış ayları boyunca soğuk havalar, hava kirliliği yüzünden yeterince yıpranan saçları bahar ve yaz aylarıyla birlikte yeni düşmanlar bekliyor: Havuz ve deniz suları, güneşin zararlı etkileri, yağlanma vb. O yüzden saçınıza bakmaya ne kadar çabuk başlarsanız o kadar iyi. Hem kışın kötü etkilerini silersiniz hem de onları yazın getirdiklerine karşı hazırlayabilirsiniz.
Saçlarınızın bakımı için öncelikle yapmanız gereken şey kuaförünüze danışmak. Ondan saçınızın cinsini, eksiklerini, saçınız için nelere ihtiyacınız olduğunu öğrenebilir, ona göre bakım yaptırabilir ya da ürün satın alabilirsiniz. Kuru, yıpranmış görünümlü saçlardan daha parlak, canlı ve güçlü saçlara geçebilirsiniz. Özellikle şu sıralar piyasada o kadar yeni saç ürünü var ki inanamazsınız.

Ballı, zeytinli, haşhaş tohumlu ürünler
Yeni ürünlerden bir tanesi The Body Shop’un tüm dünya ile birlikte Türkiye’de satışa sunduğu saç bakımı serisi. Ballı, zeytinli, ısırgan otlu şampuanlar ve kremleri; normal, kuru, yıpranmış, yağlı saçlar için ayrılıyor. Nemlendirici maskelerden içinde haşhaş tohumu yağı bulunanı tüm saçlar; Brezilya fıstığı bulunanı ise kimyasal işlem görmüş saçlar için.
Bir başka yeni ürün, daha doğrusu iki ürün ise BC Bonacure’den. Özellikle ışıltısız, kuru, yıpranmış saçlara tavsiye ediliyor. Saça derinlemesine bakım yaptıkları kuru ve kıvırcık saçlarda da elektriklenmeyi önledikleri söyleniyor.
Elidor’un yeni serisi çabuk sönen ince telli saçlara yönelik. Özellikle saatlerce saçlarını daha dolgun, hacimli göstermek için çabalayan kadınlar birkaç saat içinde yine kafalarına yapışık bir hale dönen saçlarına çok sinirlenirler. Belki Elidor’un bu yeni serisi onları bu dertten kurtarabilir. Seride şampuan ve saç kreminden başka bir de banyo sonrası uygulanan, şekil vermeye yardımcı bir krem bulunuyor.
Şekil vermek deyince… Şekil vermek özellikle elektriklenen saçlarda sorun oluyor. Çoğu kadın saçlarını açıkken daha çok sevse de bu yüzden toplamak zorunda kalıyor. Pantene’in düz saçlar için çıkardığı Pantene ekstra düzleştirici serisi elektriklenmeyi en aza indirmeyi amaçlıyor.

Bu yaz 1920′ler de var 80′ler de

Schwarzkopf her yıl yaptığı gibi 2004 ilkbahar-yaz sezonunun saç, makyaj ve kıyafet modası için uluslararası trend danışmanları ile birlikte çalıştı. Ortaya altı tane stil çıkardı. Bu stiller saçlara
şöyle yansıyor:
Çarliston stilinin esin kaynağı 1920′ler. Farklı uzunlukta kaküllerle modern bir kesim uygulanıyor.
Farrah stilinde ise yuvarlak hatlı bir kesim karşımıza çıkıyor. Saçlar uzun, renkler kahverenginin tonları.
Sörf stili sportifler için. Hacimli, dağınık, kırpık kırpık. Renk ise denizden ve güneşten açılmış hissi veren doğal sarı renkler.
Rodeo’da kovboy kızı görünümü ön planda. Küt saçlar, saçın dış tarafında uzunluklar… Kırmızı ve koyu pembe tonları…
Casual 01 ve 02 stilleri de spor giyimi seven erkekler için.
Bu saç modellerini Schwarzkopf’la anlaşmalı olan Suadiye ve Bebek’teki Ebil Kuaför; Göztepe’deki ve yakında Etiler’de de açılacak olan NÖF Kuaför gibi çeşitli kuaförlerde yaptırabilirsiniz.

Şekilli olmak için

The Body Shop’un yeşil çaylı jölesi tüm saç türleri için. Kıvırcık veya ince saçlar için de buğday proteinli dolgunlaştırıcı köpük öneriyorlar.
Yenilenen Wellaflex sprey ve köpükleri; normal etkili, boyalı saçlara özel, dolgunlaştırıcı etkili ve ultra güçlü etkili olarak dörde ayrılıyor. Ayrıca ince telli saçlar için yumuşak etkili köpük ile “parlaklık ve hacim veren” sprey de Wellaflex ürünleri arasında.

Bilmeniz gereken en önemli şey, mümkün olduğunca ince çizgilerle çizilmesinin gözü daha güzel göstereceğidir

Siyah göz kalemi, siyah saçlı, esmer tenli bayanlar için çok uygundur. Esmerler dışındaki bayanlarda bu renkte bir göz kalemi ve eyeliner çok koyu sayılabilir. Beyaz tenli kadınlar yumuşak kahverengi ya da gri tonlarını tercih etmelidirler. Gece ise, göze sürülen fara uyan renkli bir kalem tercih edilmelidir.

Eyeliner’ı çok ince uçlu bir fırçayla sürmek güzel bir görüntü oluşturacaktır. Eğer eyeliner sürmeyi bir türlü beceremiyorsanız işte size bir öneri. Mümkün olduğunca aşağıya doğru bakın ve elinizle gerdiğiniz üst gözkapağınızdaki kirpiklerin dibine mümkün olduğunca yakın bir çizgi çekin. Bu çizgi göz kuyruğunda sona ermeli, dışa doğru uzamamalıdır. Alt gözkapağına kesin bir çizgi çizmek istemiyorsanız, buraya eyeliner’la yanyana noktalar yapın veya eğrilemesine kısa kısa çizgiler çizin. Bazen gözün üst kapağındaki kirpiklerin altına çizgi çizilmesi de hoş bir görünüm kazandırır. Bunun da yine ince ve düzgün olmasına dikkat edin.